Danıştay danistay 2023/921 E. 2025/2033 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/921
2025/2033
15 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/921
Karar No : 2025/2033
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, adının "Terör Arananlar Gri Listeye" yazılmasına ilişkin işlemin, bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen 05/11/2019 tarih ve 30939 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Terör Suçlarının Ortaya Çıkarılmasına veya Delillerin Ele Geçirilmesine Ya Da Suç Faillerinin Yakalanmasına Yardımcı Olanlara Verilecek Ödül Hakkında Yönetmelik’in öncelikle yetki yönünden tamamının, aksi takdirde 5., 6. ve 8. maddelerinin, bu maddeler uyarınca oluşturulan Kırmızı, Mavi, Yeşil, Turuncu ve Gri Listelerin iptali ile işlem nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi zararlara karşılık 500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından; yargılaması devam eden ve haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan şüpheli ve sanıkların listeye dahil edilemeyeceği, 3713 sayılı Kanun'da listenin ne şekilde hazırlanarak ilan edileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, ikincil mevzuatla sadece ödül miktarının ve ödülün verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenebileceği, terör suçlusu kavramından söz edebilmek için kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunması gerektiği, aksi bir yorumun masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olduğu, davalı idarenin dava konusu düzenlemeyi tesis etme yetkisi bulunmadığı, kaçak olmayan kişilere kaçak işlemi uygulanmasına neden olunduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; ...Sulh Ceza Hakimliğinin E:... sayılı dosyasında davacı hakkında 3 ayrı yakalama kararının mevcut olduğu, bu nedenle davacının 3713 sayılı Kanun’un “Terör Suçları” başlıklı 3. maddesi kapsamında arandığı, adli makamlarca hakkında arama kararı olduğundan Ödül Komisyonu tarafından gri kategoride aranmasına karar verildiği, anılan kararın İçişleri Bakanlığınca onaylanması üzerine gri renk kategorisinde terör arananlar web sitesinde ilan edildiği, alınan tedbirlerin 3713 sayılı Kanun'a uygun olduğu, bağımsız mahkemelerce yargılama yapılmasının sağlanmasının amaçlandığı, Ödül Komisyonu tarafından yargılama yapılmadığı, uluslararası kuruluşlar tarafından da benzer yöntemlerin benimsendiği, mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilen işlemden dolayı davacının manevi zararının doğduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :.Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 05/11/2019 tarih ve 30939 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Terör Suçlarının Ortaya Çıkarılmasına veya Delillerin Ele Geçirilmesine ya da Suç Faillerinin Yakalanmasına Yardımcı Olanlara Verilecek Ödül Hakkında Yönetmelik"in öncelikle yetki yönünden tamamının, aksi takdirde 5., 6. ve 8. maddelerinin ve bu maddeler uyarınca oluşturulan Kırmızı, Mavi, Yeşil, Turuncu ve Gri Listelerin ve davacının adının "Terör Arananlar" Listesine Gri Liste kapsamında yazılmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı öne sürülen manevi zarara karşılık 500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1. maddesinde, "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." şeklinde tanımlanmış; "Terör Suçlusu" başlıklı 2. maddesinde, 1. maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişinin terör suçlusu olduğu, terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenlerin de terör suçlusu sayılacağı hükme bağlanmış; 3. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320. maddeleri ile 310. maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçların terör suçları olduğu ifade edilmiş; terör amacı ile işlenen suçların, 1. maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde terör suçu sayılacağı 4. maddede ifade edildikten sonra bu suçların hangileri olduğuna aynı fıkranın alt bentlerinde sayılmak suretiyle yer verilmiştir.
Aynı Yasanın "Ödüllendirme" başlıklı 19. maddesinde; işlenişine iştirak etmemiş olmak koşuluyla bu Kanun kapsamına giren suçun ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere para ödülü verilebileceği, ödül miktarının belirlenmesi ve ödülün verilmesine ilişkin usul ve esasların İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlığa konu Terör Suçlarının Ortaya Çıkarılmasına veya Delillerin Ele Geçirilmesine ya da Suç Faillerinin Yakalanmasına Yardımcı Olanlara Verilecek Ödül Hakkında Yönetmelik, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçun ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilecek para ödülünün miktarının ve ödülün verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesine yönelik olarak yukarıda alıntılanan madde hükmü uyarınca davalı idareye verilen yetkiye dayanılarak hazırlanmıştır.
Davalı idareye yasayla tanınan yetkiye istinaden hazırlanan dava konusu Yönetmelikte ödülün verilme şartları belirlenmiş, verilebilecek ödüllerin azami miktarlarının, sağlanacak bilgi, aydınlatılacak suç veya aranan fail dikkate alınarak, ödül komisyonunca belirlenmesi ve ilan edilmesi öngörülmüştür.
Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde Yönetmeliğin amacı, işlenişine iştirak etmemiş olmak koşuluyla 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilecek para ödülünün miktar, usul ve esaslarını düzenlemek olarak ifade edilmiş; 3. maddesinde "Ödül Komisyonu", İçişleri Bakanlığı emniyet işlerinden sorumlu Bakan Yardımcısının başkanlığında; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından belirlenecek üyelerden oluşan komisyon olarak tanımlanmış; "Ödül miktarının belirlenmesi" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, 3713 sayılı Kanunun 19. maddesi kapsamında verilebilecek ödüllerin azami miktarlarının, sağlanacak bilgi, aydınlatılacak suç veya aranan fail dikkate alınarak Ödül Komisyonunca belirleneceği ve ilan edileceği; 2. fıkrasında, Ödül Komisyonu tarafından belirlenen her bir ödül miktarının 200 bin Türk Lirasını geçemeyeceği, ancak, suç failinin terör örgütünde üst düzey yönetici olması veya ortaya çıkarılan suçun toplumda oluşturduğu infial ve etki de dikkate alınarak verilecek ödülün miktarının, Ödül Komisyonunun önerisi ve İçişleri Bakanının onayı ile 50 katına kadar artırılabileceği; 3. fıkrasında, ikinci fıkradaki parasal sınırın, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı ve bu hesaplamada bir Türk Lirasının küsurunun dikkate alınmayacağı; 4. fıkrasında, verilecek kesin ödül miktarına; a) verilen bilginin suçun ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine etkisi, b) suç failinin terör örgütündeki hiyerarşik ve yönetsel konumu, c) suçun işlenmesinin önlenmesi ile ortaya çıkacak kamu yararı, ç) engellenen terör eyleminin meydana getirebileceği muhtemel sonuçların ağırlığı, d) ele geçirilen silah, mühimmat ya da patlayıcı maddenin miktarı ve tesir gücü, e) ele geçirilen delillerin terör örgütünün deşifre edilmesine veya suçların ortaya çıkarılmasına katkısının, dikkate alınarak Ödül Komisyonunca karar verileceği ifade edildikten sonra; 5. fıkrasında, bir kişinin, bu Yönetmelik kapsamında birden fazla suçun aydınlanmasına veya birden fazla failin yakalanmasına yardımcı olursa ödül miktarının, aydınlatılmasına yardımcı olduğu her suç ve fail için ayrı ayrı belirlenebileceği; 6. fıkrasında, verilebilecek azami ödül miktarının Ödül Komisyonunca ilan edilmiş olması halinde ilan edilen ödül miktarının üst sınırından fazla ödül verilemeyeceği, bununla birlikte, 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suç ve faillerinin ilan edilmemiş olmasının, bu suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara ödül verilemeyeceği şeklinde yorumlanamayacağı, bu durumda yardımcı olanlara bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen esaslar çerçevesinde verilecek ödül miktarının Ödül Komisyonu tarafından belirleneceği, kuralı yer almış; "İlan" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, ödül vaadiyle aranan terör suçlularına ilişkin bilgiler ve fotoğrafları ile aydınlatılacak suça ilişkin gerekli görülen bilgiler ve yardımcı olanlara verilebilecek azami ödül miktarlarının her türlü iletişim aracı ve internet/dijital ortamda yayımlanabileceği, ilanların yayımlanması ve yayımdan kaldırılmasına yönelik işlemlerin Ödül Komisyonunca belirlenen usulle yerine getirileceği kurala bağlanmış; anılan maddenin 2. fıkrasında, ödül vaadiyle aranan terör suçlularının, terör örgütündeki hiyerarşik konumları ve/veya yaptıkları eylemin sonuçlarının ağırlığına göre Ödül Komisyonunca gruplandırılarak ve her bir grupta yer alanlara verilebilecek azami ödül miktarı belirtilmek suretiyle ilan edilebileceği; 7. maddesinde, ödeme şeklinin Ödül Komisyonu kararında gösterileceği; 8. maddesinde, Ödül Komisyonunun, emniyet işlerinden sorumlu İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısının başkanlığında; Emniyet Genel Müdürlüğünden belirlenecek üç üye, Jandarma Genel Komutanlığından belirlenecek üç üye ve Sahil Güvenlik Komutanlığından bir üye olmak üzere toplam sekiz üyeden oluşacağı, Ödül Komisyonunun, İçişleri Bakanının onayıyla teşekkül edeceği, üyelerin belirlenmesinde üst düzey yönetici olması ile terörle mücadele birimlerinde görev alması hususlarının göz önünde bulundurulacağı, Ödül Komisyonunun, başkanın belirleyeceği gün ve yerde üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanacağı, kararların oyçokluğu ile alınacağı ve alınan kararların İçişleri Bakanının onayı ile yürürlüğe gireceği, onaylanan kararlar veya belirlenen ödül miktarlarına ilişkin dosyaların tekrar Ödül Komisyonu tarafından gündeme alınmayacağı, Ödül Komisyonunda alınacak kararlarda oyların eşitliği halinde Komisyon Başkanının oyu yönünde çoğunluğun sağlanmış sayılacağı, Ödül Komisyonunun; ödüle ilişkin talepleri, ilgili kolluk birimi tarafından hazırlanan dosya üzerinden inceleyeceği, ödülün verilip verilmeyeceğine ve verilecek ise ödülün miktarına ilişkin karar vereceği, Ödül Komisyonunun sekretarya görevinin merkezde Emniyet Genel Müdürlüğü, taşrada il emniyet müdürlükleri tarafından yerine getirileceği kurala bağlanmıştır.
Davacı; yargılaması devam eden ve haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan şüpheli ve sanıkların listeye dahil edilemeyeceğini, 3713 sayılı Kanun'da listenin ne şekilde hazırlanarak ilan edileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğini, ikincil mevzuatla sadece ödül miktarının ve ödülün verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenebileceğini, terör suçlusu kavramından söz edebilmek için ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunması gerektiğini, aksi bir yorumun masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olduğunu, davalı idarenin dava konusu düzenlemeyi tesis etme yetkisinin bulunmadığını ileri sürerken, davalı idare tarafından; ...Sulh Ceza Hakimliğinin E:... sayılı dosyası kapsamında davacının üç ayrı suç tarihi ile "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan üç ayrı yakalama emri ile 3713 sayılı Kanunun “Terör Suçları” başlıklı 3. maddesi kapsamında arandığı, adli makamlarca hakkında arama kararı olduğundan Ödül Komisyonu tarafından gri kategoride aranmasına karar verildiği, alınan tedbirlerin 3713 sayılı Kanuna uygun olduğu, düzenleme ile bağımsız mahkemelerce yargılama yapılmasının sağlanmasının amaçlandığı, Ödül Komisyonunca yerine getirilen faaliyetin yargılama niteliğinde olmadığı, uluslararası kuruluşlar tarafından da benzer yöntemlerin benimsendiği, mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilen işlemden dolayı davacının manevi zararının doğduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı savunulmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin, Terörle Mücadele Kanunu'nun davalı idareye verdiği yetkiye istinaden hazırlanabileceği kuşkusuz olup, Yönetmeliğin içeriğini oluşturan ödülün verilme şartları, ödül miktarının belirlenmesi, ödeme şekli, ödül komisyonunun oluşumu ve diğer hususları düzenleyen madde hükümlerin iptaline yönelik bir iddia ileri sürülmemiş olduğu dikkate alındığında, bu hususlarda davalı idareye verilen yetkinin aşıldığından bahsedilemeyeceği açıktır.
Davacı iddiaları ile davalı idarenin savunmasının incelenmesinden; uyuşmazlığın esasını, davalı idare tarafından, terör suçlarının ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yönelik kolluk birimlerine bilgi verenlere veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilecek olan para ödülü için düzenleme yapılması konusunda yukarıda yer verilen Yasayla tanınan yetkiye istinaden Yönetmelik ile yapılan düzenlemede yetkinin aşılıp aşılmadığı, bu kapsamda, Komisyona tanınan yetkinin; yardımcı olanlara verilecek ödül tutarının belirlenmesine yönelik bir listeleme yapılmasına mı olanak tanıdığı, yoksa terör suçlarının önem ve özelliğine göre listeleme yapılmasına yönelik bir yetkinin mi Komisyona tanındığının ortaya konulması oluşturmaktadır.
Bu çerçevede uyuşmazlık ele alındığında;
Yönetmeliğin "Ödül" başlıklı 6. maddesi iki fıkra olarak düzenlenmiş, 1. fıkrasında; ödül vaadiyle aranan terör suçlularına ilişkin bilgiler ve fotoğrafları ile aydınlatılacak suça ilişkin gerekli görülen bilgilerin ve yardımcı olanlara verilebilecek azami ödül miktarlarının her türlü iletişim aracı ve internet/dijital ortamda yayımlanabileceği, ilanların yayımlanması ve yayımdan kaldırılmasına yönelik işlemlerin Ödül Komisyonunca belirlenen usulle yerine getirileceği kurala bağlanmış olup, bu kural ile Ödül Komisyonunca, ödül vaadiyle arananlar ile aydınlatılması istenilen suçlara ilişkin bazı bilgilerin ve belirlenen ödül miktarının duyurulmasına yönelik ilan izni verilmesinin Yönetmelik ile yapılan düzenlemenin sistematiğine uygun olarak Komisyona tanınan yetkinin gereği olduğu, her ne kadar ilan edilecek bilgilerin terör suçlusuna ait bilgiler olduğu belirtilmiş ise de, suçun yargılama sonucunda kesinleşecek olmasına rağmen, suç faili ifadesi yer almasa da Terörle Mücadele Kanununda terör suçlusunun tanımlanmış olması karşısında, terör suçlusu ifadesinin yargılama yapılmadan önce kullanılabilecek bir ifade olduğu sonucuna varıldığından anılan düzenlemede mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasında yapılan düzenlemeye gelince;
Anılan düzenlemede, ödül vaadiyle aranan terör suçlularının, terör örgütündeki hiyerarşik konumları ve/veya yaptıkları eylemin sonuçlarının ağırlığına göre Ödül Komisyonunca gruplandırılarak ve her bir grupta yer alanlara verilebilecek azami ödül miktarı belirtilmek suretiyle ilan edilebileceği kurala bağlanmıştır.
Nitekim, bu düzenleme uyarınca terörle mücadele kapsamında önde gelen terör örgütü mensuplarıyla ilgili olarak "kırmızı, mavi, yeşil, turuncu ve gri" olarak kategorize edilen "Terör Arananlar Listesi" oluşturulmuştur.
Yönetmeliğin amacı; işlenişine iştirak etmemiş olmak koşuluyla 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilecek para ödülünün miktar, usul ve esaslarını düzenlemek olarak belirlenmiş olup, yalnızca bu belirlemeden hareketle, yukarıda alıntısına yer verilen 2. fıkra ile komisyon tarafından kullanılan yetkinin, terör suçlarının, elde edilen delillerin ya da terör suçlularının sınıflandırılmasına yönelik bir yetki olduğu, yani terör suçlularının örgüt içindeki hiyerarşik konumları ve/veya yaptıkları eylemin sonuçlarının ağırlığına göre hangisinin daha önemli olduğu ya da az önemli olduğuna yönelik bir derecelendirme yapmaya yönelik bir yetki olmadığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer bir anlatımla, Yönetmeliğin ödülün usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçladığı, ödülün verilmesinde üç kıstasın esas alındığı, bunlardan birincisinin suçun ortaya çıkarılması, ikincisinin delililerin ortaya çıkarılması, üçüncüsünün suç faillerinin yakalanmasına yardımcı olanlar için verilebilecek ödül miktarının belirlenmesi amacıyla, suçun ağırlığı, suç failinin terör örgütü içindeki hiyerarşik konumu ve eyleminin sonuçlarına göre ödül miktarının belirlenmesi için bir değerlendirme yapılması olduğu, bu kapsamda ödül komisyonuna tanınan, verilecek ödül miktarının belirlenmesi yetkisinin, aranan terör suçlularının önem sıralaması sonucunu doğuran bir listeleme yapmayı sağlayan bir yetkiyi de içinde barındırdığı, bu şekilde bir belirleme yapılmasının, Ödül Komisyonuna tanınan yetkiyi aşar nitelikte olmadığı değerlendirilmektedir.
Diğer yandan, Komisyonca yapılan ve ilan edilen bu listelemenin referans niteliğinde olduğu, ancak mahkeme kararı sonucunda terör örgütü olarak kabul edilen bazı oluşumların tasnifini içerdiği, bu kapsamda ortada bir yargılama faaliyetinden söz edilemeyeceği, terör suçu ve/veya suçlusu ile ilgili olarak yapılacak değerlendirmenin mahkemelerin yetkisinde olduğu, söz konusu listelerin mahkemeleri bağlamayacağı da dikkate alındığında, masumiyet karinesinin ihlalinden söz edilemeyeceği de açıktır.
Buna göre dava konusu Yönetmelik hükümlerinde ve bu hükümler uyarınca Listeler oluşturulmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay .... Ceza Dairesinin emsal nitelikteki kararlarında (ilk derece verilen E: ... ve temyiz incelemesi sonucu verilen E:...) terör örgütü olarak tanımlanan FETÖ/PDY örgütüne üye olma suçundan ...Sulh Ceza Hakimliğince hakkında arama kararı bulunan davacının adının "Terör Arananlar" Listesine Gri Liste kapsamında yazılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık, davacının manevi tazminat istemin de ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı hakkında "Silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olmak" suçundan ...Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarihli ve ... D. İş sayılı kararı ile yakalama kararı verilmiştir.
Bunun üzerine Ödül Komisyonunun kararı ve İçişleri Bakanının onayıyla davacının adı davalı idare tarafından "Terör Arananlar Gri Liste"de yayımlanmıştır.
Ardından bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, 24/12/2021 tarihli ve 31699 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2021/5 sayılı Malvarlığının Dondurulması Kararı ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamına giren fiilleri gerçekleştirdiği hususunda makul sebeplerin varlığına istinaden davacının Türkiye'de bulunan malvarlıkları dondurulmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri konumundadır. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması belirli usuli koşullara bağlanmıştır. Bu çerçevede, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
Bununla birlikte, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
Subjektif ehliyet için gerekli olan kişisel, meşru, güncel ve doğrudan bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi veya manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açmak için gerekli sayılmaktadır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 18/07/2018 tarih ve 2015/3690 başvuru numaralı kararında da; "2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" kavramı; idari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyin menfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem de idarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesini engellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olan kamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmemesi maksadıyla idari yargıya ilişkin bir usul kuralı olarak düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilerek sözü edilen usul kuralının düzenlenme amacı ortaya konulmuştur.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından adının "Terör Arananlar Gri Listeye" yazılmasına ilişkin işlemin iptalinin istenilmesinin yanında kendi adının yer almadığı Kırmızı, Mavi, Yeşil ve Turuncu Listelerin de iptalinin istendiği görülmektedir.
Bu bağlamda, davacının, kendi adının yer almadığı Kırmızı, Mavi, Yeşil ve Turuncu listelerin iptalini istemekte meşru, kişisel, güncel ve doğrudan bir menfaat ilgisi bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu kısımlar yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın;
"C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinde, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. ....";
"2. Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir." hükümleri yer almaktadır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun;
"Terör tanımı" başlıklı 1. maddesinde, "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.";
"Terör suçlusu" başlıklı 2. maddesinde, "Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır (…)";
"Terör suçları" başlıklı 3. maddesinde, "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.";
"Terör amacı ile işlenen suçlar" başlıklı 4. maddesinde, "Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar. ....";
"Terör örgütleri" başlıklı 7. maddesinde, "Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. ...";
"Ödüllendirme" başlıklı 19. maddesinde, "İşlenişine iştirak etmemiş olmak koşuluyla bu Kanun kapsamına giren suçun ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere para ödülü verilebilir. Ödül miktarının belirlenmesi ve ödülün verilmesine ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükümleri yer almaktadır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 05/11/2019 tarih ve 30939 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Terör Suçlarının Ortaya Çıkarılmasına veya Delillerin Ele Geçirilmesine ya da Suç Faillerinin Yakalanmasına Yardımcı Olanlara Verilecek Ödül Hakkında Yönetmelik'in;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, işlenişine iştirak etmemiş olmak koşuluyla 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilecek para ödülünün miktar, usul ve esaslarını düzenlemektir.";
"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelikte yer alan;
a) Ödül: 3713 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç fail/faillerinin yakalanabilmesine yönelik kolluk birimlerine bilgi verenlere veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilmesi uygun görülecek Türk Lirası cinsinden parayı,
b) Ödül Komisyonu: İçişleri Bakanlığı emniyet işlerinden sorumlu Bakan Yardımcısının başkanlığında; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından belirlenecek üyelerden oluşan komisyonu,
c) Yardımcı olan: 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yönelik kolluk birimlerine bilgi verenleri veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenleri, ifade eder.";
"Ödül miktarının belirlenmesi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) 3713 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında verilebilecek ödüllerin azami miktarları, sağlanacak bilgi, aydınlatılacak suç veya aranan fail dikkate alınarak Ödül Komisyonunca belirlenir ve ilan edilir.
(2) Ödül Komisyonu tarafından belirlenen her bir ödül miktarı 200 bin Türk Lirasını geçemez. Ancak, suç failinin terör örgütünde üst düzey yönetici olması veya ortaya çıkarılan suçun toplumda oluşturduğu infial ve etki de dikkate alınarak verilecek ödülün miktarı, Ödül Komisyonunun önerisi ve İçişleri Bakanının onayı ile 50 katına kadar artırılabilir.
(3) İkinci fıkradaki parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır ve bu hesaplamada bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.
(4) Verilecek kesin ödül miktarına;
a) Verilen bilginin suçun ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine etkisi,
b) Suç failinin terör örgütündeki hiyerarşik ve yönetsel konumu,
c) Suçun işlenmesinin önlenmesi ile ortaya çıkacak kamu yararı,
ç) Engellenen terör eyleminin meydana getirebileceği muhtemel sonuçların ağırlığı,
d) Ele geçirilen silah, mühimmat ya da patlayıcı maddenin miktarı ve tesir gücü,
e) Ele geçirilen delillerin terör örgütünün deşifre edilmesine veya suçların ortaya çıkarılmasına katkısı,
dikkate alınarak Ödül Komisyonunca karar verilir.
(5) Bir kişi, bu Yönetmelik kapsamında birden fazla suçun aydınlanmasına veya birden fazla failin yakalanmasına yardımcı olursa, ödül miktarı aydınlatılmasına yardımcı olduğu her suç ve fail için ayrı ayrı belirlenebilir.
(6) Verilebilecek azami ödül miktarının Ödül Komisyonunca ilan edilmiş olması halinde ilan edilen ödül miktarının üst sınırından fazla ödül verilemez. Bununla birlikte, 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suç ve faillerinin ilan edilmemiş olması, bu suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara ödül verilemeyeceği şeklinde yorumlanamaz. Bu durumda yardımcı olanlara bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen esaslar çerçevesinde verilecek ödül miktarı Ödül Komisyonu tarafından belirlenir.";
"İlan" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Ödül vaadiyle aranan terör suçlularına ilişkin bilgiler ve fotoğrafları ile aydınlatılacak suça ilişkin gerekli görülen bilgiler ve yardımcı olanlara verilebilecek azami ödül miktarları her türlü iletişim aracı ve internet/dijital ortamda yayımlanabilir. İlanların yayımlanması ve yayımdan kaldırılmasına yönelik işlemler Ödül Komisyonunca belirlenen usulle yerine getirilir.
(2) Ödül vaadiyle aranan terör suçluları, terör örgütündeki hiyerarşik konumları ve/veya yaptıkları eylemin sonuçlarının ağırlığına göre Ödül Komisyonunca gruplandırılarak ve her bir grupta yer alanlara verilebilecek azami ödül miktarı belirtilmek suretiyle ilan edilebilir.";
"Ödül Komisyonu" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Ödül Komisyonu, emniyet işlerinden sorumlu İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısının başkanlığında; Emniyet Genel Müdürlüğünden belirlenecek üç üye, Jandarma Genel Komutanlığından belirlenecek üç üye ve Sahil Güvenlik Komutanlığından bir üye olmak üzere toplam sekiz üyeden oluşur. Ödül Komisyonu, İçişleri Bakanının onayıyla teşekkül eder. Üyelerin belirlenmesinde üst düzey yönetici olması ile terörle mücadele birimlerinde görev alması hususları göz önünde bulundurulur.
(2) Ödül Komisyonu, başkanın belirleyeceği gün ve yerde üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır, kararlar oy çokluğu ile alınır ve alınan kararlar İçişleri Bakanının onayı ile yürürlüğe girer. Onaylanan kararlar veya belirlenen ödül miktarlarına ilişkin dosyalar tekrar Ödül Komisyonu tarafından gündeme alınmaz.
(3) Ödül Komisyonunda alınacak kararlarda oyların eşitliği halinde Komisyon Başkanının oyu yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır.
(4) Ödül Komisyonu; ödüle ilişkin talepleri, ilgili kolluk birimi tarafından hazırlanan dosya üzerinden inceler; ödül verilip verilmeyeceğine ve verilecek ise ödülün miktarına ilişkin karar verir.
(5) Ödül Komisyonunun sekretarya görevi merkezde Emniyet Genel Müdürlüğü, taşrada il emniyet müdürlükleri tarafından yerine getirilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 19. maddesine göre, işlenişine iştirak etmemiş olmak koşuluyla 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçun ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere para ödülü verilebileceği, ödül miktarının belirlenmesi ve ödülün verilmesine ilişkin usul ve esasların ise davalı İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenebileceği hususunda şüphe bulunmamaktadır. Anılan Kanun hükmüyle davalı Bakanlığa verilen "ödülün verilmesine ilişkin usul ve esasları belirleme" yetkisinin ise, yalnızca ödül koşulları, ödül miktarı ve ödül verilmesine ilişkin karar alma mekanizması ile karar merciini tespit ile sınırlı olmadığı, ödüle tabi kişi ve/veya konuya-suça ilişkin bilgileri ilan etme yetkisini de içerdiği, zira ödülün verilmesi sürecinin en başından ödüle konu kişi ve/veya suçun duyurularak kamuoyu tarafından bilinirliğinin sağlanmasını gerektirdiği ve bu sürecin ayrılamayacak şekilde birbirine bağlı olduğu, dolayısıyla "ödülün verilmesine ilişkin usul ve esaslar" ibaresinin, ödül sürecinin başından sonuna kadar yer alan bütün aşamalardaki ilke ve kuralları kapsadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu Yönetmelikte yetki ve şekil yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, davacının Yönetmeliğin tamamına yönelik iptal istemi de bu nedenle yerinde görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 5., 6. ve 8. maddelerinin iptali istemine gelince;
İdari işlem ile ulaşılmak istenen nihai sonuç olan idari işlemin amaç unsurunun her zaman "kamu yararı" olması gerekmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin amacı, dayanağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 19. maddesinde yazılı amaçların, yani, Kanun kapsamına giren suçların ortaya çıkarılması, delillerin ele geçirilmesi, suç faillerinin yakalanabilmesi veya yerlerinin yahut kimliklerinin tespit edilmesi amacıyla kamuoyunun bilgi ve görgüsünden yararlanılabilmesi için teşvik niteliğinde olmak üzere getirilen ödül sisteminin usul ve esaslarını düzenlemektir.
Bu itibarla, Yönetmeliğin dava konusu maddelerinde yer alan, ödüllerin azami miktarlarının sağlanacak bilgi, aydınlatılacak suç veya aranan fail dikkate alınarak Ödül Komisyonunca belirlenmesi ve ilan edilmesi, Ödül Komisyonunca ödülün belirlenmesinde dikkate alınacak hususlar, ödül vaadiyle aranan terör suçlularına ilişkin bilgiler ve fotoğraflar ile aydınlatılacak suça ilişkin gerekli görülen bilgiler ve yardımcı olanlara verilebilecek azami ödül miktarlarının her türlü iletişim aracı ve internet/dijital ortamda yayımlanması, ödül vaadiyle aranan terör suçlularının, terör örgütündeki hiyerarşik konumları ve/veya yaptıkları eylemin sonuçlarının ağırlığına göre Ödül Komisyonunca gruplandırılarak ve her bir grupta yer alanlara verilebilecek azami ödül miktarı belirtilmek suretiyle ilan edilmesi, Ödül Komisyonunun oluşumu ve işleyişi ile kararlarının İçişleri Bakanlığının onayı ile yürürlüğe gireceği hususlarına ilişkin dava konusu düzenlemelerin, 3713 sayılı Kanun'un 19. maddesinde belirtilen ve yukarıda aktarılan kamu yararı amacıyla hazırlandığı açık olup, düzenlemelerde amaç unsuru yönüyle de hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide idari işlemin sebep unsuru, işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir.
Dava konusu Yönetmelik maddelerinin, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 19. maddesi hükmünün uygulanması ve yukarıda aktarılan amaçlara ulaşılmasını sağlamak noktasında aynı Kanun hükmüyle davalı Bakanlığa verilen görev ve yetkiye istinaden yürürlüğe konulması karşısında, hukuki ve maddi gerekçelerinin olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde sebep unsuru yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bir idari işlemin konu unsuru ise, o işlemin hukuk aleminde yaptığı etki ve doğurduğu hukuki sonuç veya hüküm olarak ifade edilmektedir. İşlemin konusu, onun içeriğidir. İşlemin konusunun hukuka ve genel ahlaka aykırı olmaması, ayrıca imkansız bulunmaması gerekir.
İptali istenilen maddelerin konusunu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçların ortaya çıkarılmasına veya delillerin ele geçirilmesine ya da suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilecek para ödülünün miktar, usul ve esaslarını düzenlemek, söz konusu ödülün Ödül Komisyonunca belirlenmesi ve ilan edilmesi, Ödül Komisyonunca ödülün belirlenmesinde dikkate alınacak hususlar, Ödül Komisyonunun oluşumu, işleyişi ve kararlarının yürürlüğü hakkındaki düzenlemeler oluşturduğundan, bu hâliyle dava konusu düzenlemelerin konu unsuru yönünden de hukuka uygun bulunduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından herhangi bir kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmadan terör arananlar listesinde kişilerin isimlerinin yayınlanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 19. maddesi incelendiğinde, "suçun ortaya çıkarılması", "delillerin ele geçirilmesi", "suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olunması" ve "suç faillerinin yerlerinin yahut kimliklerinin bildirilmesi" para ödülü verilebilecek haller olarak sayılmıştır. Esasen ödül sistemi, delil yetersizliği nedeniyle suçun ortaya çıkarılamaması, şüphelinin kaçak veya adresinin meçhul olması nedeniyle ifade ve sorgusunun alınamaması, yakalanıp yargı makamları önüne çıkarılamaması ya da yakalamaya ilişkin mahkeme kararının icra edilememesi gibi ilgili hakkında yargılama yapılana kadar somut delillerle maddi gerçeğin açığa çıkarılarak ve yakalanarak adaletin tecellisinin temini, yargı kararının icrası ve halkın can ve mal güvenliğinin korunması amaçlarıyla kamuoyunun bilgi ve görgüsünden istifade edilmesini öngören bir mekanizmadır. Dolayısıyla, ödül verilecek haller, henüz yargılama yapılmasından önceki soruşturma aşamasına ilişkin olduğundan, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmasının gerekmediği açıktır. Aksi bir düşünce ödül sisteminin mantığına da uygun düşmemektedir.
Diğer taraftan, Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca ilanı öngörülen terör suçlularına ilişkin bilgilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca kişisel veri, fotoğraflarının da aynı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca özel nitelikli kişisel veri olduğu açık ise de; gerek Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde, kişisel verilerin ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenmesine izin verilen haller arasında, gerekse 6. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenmesine izin verilen haller arasında, "bir hakkın tesisi veya korunması için zorunlu olması" şartına yer verildiği ve uyuşmazlık konusu suç faillerinin kişisel bilgileriyle birlikte ilan edilmesi düzenlemesinin, mutat yollarla ulaşılamayan somut deliller ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve/veya failin yakalanması suretiyle yargı makamlarına yardımcı olunması ve nihayetinde adaletin tecellisi ile toplumun can ve mal güvenliğinin sağlanmasını amaçladığı, ayrıca getirilen ilan prosedürünün bu amaca ulaşmak bakımından elverişli, gerekli ve ölçülü olduğu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemelerde bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Buna göre, Yönetmeliğin dava konusu maddeleriyle, hakkında henüz mahkumiyet hükmü bulunmayan suç faillerinin kişisel verilerine de yer verilerek Ödül Komisyonunca gruplandırılması ve her bir grupta yer alanlara verilebilecek azami ödül miktarının belirtilmesi suretiyle ilan edilmesinin öngörülmesinin, dayanağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 19. maddesiyle öngörülen ödül sisteminin doğal sonucu olduğu, bu haliyle, dava konusu Yönetmelik kurallarının Anayasa'nın 38. maddesine, dayanağı mevzuata, 6698 sayılı Kanun'a, kısacası hukuka ve kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu bireysel işlemin incelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında ...Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarihli ve ... D. İş sayılı yakalama kararı üzerine, davacının adının davalı idare tarafından "Terör Arananlar Gri Liste"de yayımlandığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarece, adli mercilerce haklarında yakalama emri düzenlenen şahısların Ödül Komisyonunca ilan edilerek yakalanmalarının sağlanıp yargı mercileri önüne çıkarılmalarının amaçlandığı, davacının da terör örgütündeki hiyerarşik/yönetsel konumu ve/veya yaptığı eylemin sonuçlarının ağırlığına göre Ödül Komisyonunca Gri renk kategorisinde ilan edilmesine karar verildiği, anılan kararın İçişleri Bakanınca onaylandığı savunulmuştur.
Diğer taraftan, FETÖ/PDY 2014 yılında, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde "Legal Görünümlü İllegal Yapılar" başlığı altında "Paralel Devlet Yapılanması" adıyla yer almış; Jandarma Genel Komutanlığı ise 08/01/2016 tarihinde FETÖ/PDY'yi mevcut terör örgütleri listesine dahil etmiştir. (Anayasa Mahkemesi kararı - Aydın Yavuz ve diğerleri, § 33). Örgütün türü ve niteliği açısından yapılan değerlendirmede ise Yargıtay ... Ceza Dairesinin... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile örgütün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen gerekçelerle dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinde hukuka aykırılık görülmediğinden, hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında yakalama emri ve malvarlığının dondurulması kararı bulunan davacının Yönetmelik çerçevesinde Ödül Komisyonunca Gri renk kategorisinde ilan edilmesine karar verilmesi ve bu kararın İçişleri Bakanınca onaylanması üzerine "www.terorarananlar.pol.tr" web sitesinde Gri Listede ilan edilmesine ilişkin dava konusu işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının Manevi Tazminat İsteminin İncelenmesi:
Davacı tarafından tazmini talep edilen manevi zararın, adının davalı idare tarafından "Terör Arananlar Gri Liste"de yayımlanmasından kaynaklandığı ileri sürülmektedir.
Dava konusu uygulama işlemi ile düzenleyici işlemin hukuka uygunluğunun tespit edilmesi karşısında, herhangi bir hak ihlalinin bulunmadığı, bir diğer ifadeyle idarenin hukuka aykırı bir faaliyetinin söz konusu olmadığı anlaşıldığından, olayda idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gibi kusursuz sorumluluğunu gerektiren bir hususun da olmadığı, bu haliyle tazminat koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, manevi tazminata hükmedilmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 05/11/2019 tarih ve 30939 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Terör Suçlarının Ortaya Çıkarılmasına veya Delillerin Ele Geçirilmesine ya da Suç Faillerinin Yakalanmasına Yardımcı Olanlara Verilecek Ödül Hakkında Yönetmelik kapsamında oluşturulan Kırmızı, Mavi, Yeşil ve Turuncu listelerin iptali isteminin EHLİYET NEDENİYLE REDDİNE,
2\. 05/11/2019 tarih ve 30939 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Terör Suçlarının Ortaya Çıkarılmasına veya Delillerin Ele Geçirilmesine ya da Suç Faillerinin Yakalanmasına Yardımcı Olanlara Verilecek Ödül Hakkında Yönetmelik'in tamamının ve 5., 6. ve 8. maddelerinin ve Yönetmelik kapsamında oluşturulan Gri Listenin iptali istemi ile manevi tazminat istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.