SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/984

Karar No

2025/4570

Karar Tarihi

16 Ekim 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/984 E. , 2025/4570 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/984
Karar No : 2025/4570

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

2- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Batman ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde 30/10/2017 tarihinde meydana gelen ve davacıların çocuğu ...'ın vefatıyla neticelenen tren kazasında; demiryolu çevresinin ihata hattı içine alınmadığı, belediye sınırları içindeki demiryolu ile kesişen karayoluna alt ve üst geçit yapılmadığı, yeterli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, makinistin trenin kısa mesafede duramayacağını öngörerek ve tren yolunda birilerinin bulunma ihtimalini göz önüne alarak korna önlemi alması gerekirken korna çalmadığı, ayrıca ceza soruşturmasında aldırılan bilirkişi raporunda idareye % 70 oranında kusur yüklendiği, böylece meydana gelen zararın oluşumunda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen anne ... için 150.000,00 TL manevi, miktar artırımı ile 16.425,94 TL maddi; baba ... için 150.000,00 TL manevi, miktar artırımı ile 12.380,36 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların çocuğunun yaşamını yitirmesi olayında davalı idarelerin müştereken % 25 oranında hizmet kusurunun bulunduğu, kusur oranları nispetinde hesaplanan, anne ... için 16.425,94 TL, baba ... için 12.380,36 TL olmak üzere toplam 28.806,30 TL maddi zararın ve uğranılan acı, elem ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla olayın gerçekleşme biçimi, zarara uğrayanın yakınlık derecesi gözetilerek davacılardan anne ... için 60.000,00 TL, baba ... için 50.000,00 TL olarak takdiren belirlenen manevi zararlara % 75 oranında müterafik kusur tenzili yapılmak suretiyle ... için 15.000,00 TL, ... için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 27.500,00 TL manevi tazminatın davalı idarelerce müştereken davacılara ödenmesi gerektiği, belirtilen tutarı aşan manevi ve maddi tazminat istemlerinin ise reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, itirazlarının dikkate alınmadığı, yeni rapor alınmadan aleyhe olan rapor dikkate alınarak hüküm kurulduğu, davacılar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
Davalı Batman Belediye Başkanlığı tarafından, olayın TCDD'nin sorumluluğunda olduğu, TCDD'nin gerekli güvenlik önlemlerini almadığı, makinistin korna çalmamasının ihmal ve kusur olduğu, idarelerine kusur atfedilemeyeceği, 06/02/2018 tarihli raporda TCDD %70 kusurlu bulunmuş iken Adli Tıp Kurumu raporunda kusursuz kabul edilmesinin büyük bir orantısızlık olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, kendilerine husumet yöneltilmemesi gerektiği, davanın TCDD Taşımacılık A.Ş.'ye karşı açılması gerektiği, olayın meskun mahalde gerçekleşmiş olması nedeniyle Belediyenin sorumluluğunda olduğu, idarelerinin bir sorumluluğu bulunmadığı, davacının kendi kusuru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği ve illiyet bağının kesildiği, hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların çocuğu ve olay tarihinde 9 yaşında olan ... 30/10/2017 tarihinde, Batman ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde yer alan evinin önündeki demir yolundaki rayların üzerine yamuk çivileri koyup trenin üzerlerinden geçerek düzelmesini beklemek suretiyle arkadaşıyla oyun oynadığı esnada Batman istikametinden Sinan İstasyonu yönüne seyretmekte olan trenin çivilerin bazılarını yere düşürdüğünü görüp, düşen çivileri almak için trenin yanına çok yaklaşması üzerine son vagona çarparak hayatını kaybetmiştir.
Olay kapsamında başlatılan ceza soruşturmasında, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında görevlendirilen bilirkişi tarafından yerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan raporda; kaza mahallinde tren rayının sağında ve solunda herhangi bir ihata ve koruma tedbiri alınmadığını tespit etmiş ve ...'ın %30, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün %70 oranında kusurlu olduğunu raporunda belirtmiştir.
Davacılar tarafından, olayın hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla oluşan zararın tazmini istemiyle 09/03/2018 tarihli dilekçeyle davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün başvurulmuş, anılan başvurunun davalı idare tarafından reddi üzerine maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı yer almaktadır.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde, "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması, birbiri ile çelişmesi veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümlenebileceğine engel bir düzenlemenin bulunmadığı da açıktır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 14. maddesinde, "Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur." hükmüne; 15. maddesinde, "Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz." hükmüne; 16. maddesinde, "... Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar." hükmüne; 185. maddesinin 2. fıkrasında, "Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ise, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; olaya ilişkin olarak başlatılan soruşturmada Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında görevlendirilen bilirkişi tarafından yerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan raporda; kaza mahallinde tren rayının sağında ve solunda herhangi bir ihata ve koruma tedbirinin alınmadığı belirtilerek ...'ın %30, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün %70 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02/04/2019 tarihli raporda ise; "Maktulün oyun maksadı ile raylara çok yaklaşması, tren gabari alanına girmesi şeklindeki tehlikeli davranışının kazanın oluşmasındaki asli faktörü oluşturduğu, bu itibarla maktul ...’ın kazanın oluşmasında birinci derecede kusurlu davrandığı, makinistin fren mesafesi içinde bir yayalı görmüş olup fren tedbiri uygulamış olsa dahi kazanın önlenmesinin mümkün olamayacağı, makinistlere kusur yüklenmesi mümkün görülmediği, kazanın oluşmasında ihata eksikliğinin de olayda ikinci derecede etkili olduğu, olay mahallinin yerleşim yeri olduğu, hemzemin geçit niteliğinde olmadığı ve dolayısı ile ihata sorumluluğunun ilgili yerel yönetimde olduğu, Makinistlerin kusursuz olduğu ve maktulün yolcu olmadığı da dikkate alınmakla TCDD Taşımacılık A.Ş.’ye işleten sıfatı ile hizmet kusuru yüklenmesi mümkün görülmediği, sonuç olarak a) maktul ...’ın % 75 oranında birinci derecede kusurlu davrandığı, b) İhata eksikliğinin % 25 oranında etkili olduğu, c) Makinistler Emrullah Özülkü ile Enver Kavşut’un kusursuz oldukları, d) TCDD Taşımacılık A.Ş.’ye kusur yüklenmesinin mümkün olamayacağı..." tespitlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi tarafından, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02/04/2019 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte görülerek anılan rapordaki kusur oranlarına göre hesap yapılmak suretiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda; maktulün oyun maksadı ile raylara çok yaklaşması, tren gabari alanına girmesi şeklindeki tehlikeli davranışının kazanın oluşmasındaki asli faktörü oluşturduğu, bu itibarla maktul ...'ın kazanın oluşmasında birinci derecede kusurlu davrandığı, diğer taraftan trenlerin karayolu araçları gibi kısa mesafede durmalarının imkansız olduğu, ağırlıklarının büyüklüğünden dolayı normal seyir hızındaki bir trenin fren yaparak durmaları için gerekli mesafenin trenin hızına ve kütlesine bağlı olarak yüksek değerlerde ölçüldüğü, dolayısı ile makinistin fren mesafesi içinde bir yaya görmüş olup fren tedbiri uygulamış olsa dahi kazanın önlenmesinin mümkün olamayacağı, kaldı ki makinistin maktulu görmediği, bu durumda korna tedbiri almamış olması nedeni ile kusurlu bulunamayacağı, bu itibarla makinistlere kusur yüklenmesinin mümkün görülmediği, özellikle yerleşim yerleri içinde demiryollarının hemzemin geçitler dışında her iki tarafının özellikle yaya ve hayvan girişine ve geçişine duvarlar, tel örgüler vb. sistemlerle kapatılması, yani ihata edilmesinin arzu edilen bir husus olduğu, olay mahallinin yerleşim yeri olduğu, hemzemin geçit niteliğinde olmadığı ve dolayısı ile ihata sorumluluğunun ilgili yerel yönetimde olduğu, bu düşünceler çerçevesinde kazanın oluşmasında ihata eksikliğinin de olayda ikinci derecede etkili olduğu tespitlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik (ortak) kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında azaltılmalıdır.
Mahkeme kararına esas alınan kusur durumlarını belirtir rapor ve ifadeler ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının olay tarihinde 9 yaşında olduğu, yerleşim yerinin içinde kalan ve çevresinde tel örgü, duvar, çit vb. herhangi bir tedbir bulunmayan tren yoluna oyun maksadıyla yaklaştığı, evlerin tren yoluna yakın bir konumda olduğu, şehir içinden geçen demir yolunun sağında ve solunda herhangi bir önlem alınmadığının idarelerin bilgisinde olmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı göz önüne alındığında, yaşanan olayda küçüğün bakım ve gözetimi ile sorumlu anne ve baba ile birlikte davalı idarelerin de aynı oranda kusurlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, davacıların uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminine karar verilirken; maktul küçüğe kusur atfedilemeyeceğinden, Dairemizin yerleşik içtihatları gereği olayın meydana gelmesinde davacı anne ve babanın Medeni Kanun hükümlerine göre velayet yetkisinden kaynaklı bakım ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle %50 oranında müterafik kusurlu oldukları, davalı idarelerin de %50 oranında kusurunun bulunduğu sonucuna varılmış olup, bu kusur oranları dikkate alınarak davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle hükmedilen bir tatmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda olması gerekmektedir.
Öte yandan; müterafik kusurun bulunduğu hallerde hükmedilecek manevi tazminat miktarı, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarı üzerinden kusur oranının uygulanması suretiyle değil, meydana gelen olayda uğranılan manevi zararın Mahkemece takdir edilen parasal karşılığına kusur oranının uygulanması suretiyle belirlenmelidir. Bakılan uyuşmazlıkta; Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre manevi tazminat tutarının mahkemece yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden karar verilmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin idare mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığından istinaf başvurularının reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2\. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE,
3\. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim