Danıştay danistay 2022/786 E. 2025/3388 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/786
2025/3388
30 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/786
Karar No : 2025/3388
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : 1. Hukuk Müş. Yrd. V....
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 20/07/2015 tarihinde Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı terör saldırısında çocukları ...'in hayatını kaybetmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, anne ... için 250.000,00 TL manevi, 30.000,00 TL (miktar artırımı ile 115.344,58 TL) maddi, baba ... için 250.000,00 TL manevi, 30.000,00 TL (miktar artırımı ile 54.723,64 TL) maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, maddi tazminat yönünden, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen hesap raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü ile, ... için 115.344,58 TL maddi tazminatın 30.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 85.344,58 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 20/06/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davacıya ödenmesine, ... için 54.723,64 TL maddi tazminatın, 30.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 24.723,64 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 20/06/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davacıya ödenmesine, manevi tazminat yönünden; manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile olay nedeniyle duydukları üzüntü dikkate alınarak davacılar için takdiren ayrı ayrı 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayda hizmet kusuru yanında müteveffanın da %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat yönünden; 27.361,82 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ...'e ödenmesine, 57.672,29 TL maddi tazminatın, 30.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 27.672,29 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 20/06/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ...'e ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, takdiren davacılara ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, olayda hizmet kusuru bulunduğu, olayın meydana gelmesinde müteveffanın müterafik kusurunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, olayın meydana gelmesinde idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, maddi tazminata ilişkin davacılara 3713 ve 5233 sayılı Kanun'lar uyarınca ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının idareleri aleyhine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması, manevi tazminata ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, 20/07/2015 tarihinde Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı terör saldırısında çocukları ...'in hayatını kaybetmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tasarruf İlkesi" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasında, hâkimin, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağı; "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği kurallarına yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve müteveffanın olayda %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu yönündeki gerekçesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, temyize konu kararda, müteveffanın olayda %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu dikkate alınarak, anne ... için 27.361,82 TL, baba ... için ise 57.672,29 TL, maddi tazminata hükmedildiği görülmektedir. Oysa, dosyada mevcut 31/05/2019 havale tarihli hesap raporunda, anne ...'in 115.344,58 TL, baba ...'in ise 54.723,64 TL destekten yoksun kalma zararının bulunduğu belirtilmektedir. Yine, davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 11/06/2019 tarihli miktar artırım dilekçesinde, maddi tazminat yönünden anne ... için 85.344,58 TL, baba ... için ise 24.723,64 TL miktar artırımında bulunulduğu görülmektedir. Temyize konu kararda sehven anne ... için hükmedilmesi gereken maddi tazminat tutarının baba ... lehine, baba ... için hükmedilmesi gereken maddi tazminat tutarının ise anne ... lehine hükmedildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Sorumluluk hukukunun temel amacı zarar görenin gerçek zararının karşılanmasıdır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, ...'in maddi tazminat istemine ilişkin kısmında, davacının gerçek zararı doğrultusunda tazminata hükmedilmemiş olması, ...'in maddi tazminat istemine ilişkin kısmında ise, gerçek zarar doğrultusunda tazminata hükmedilmemiş ve taleple bağlılık ilkesinin dikkate alınmamış olması yönlerinden hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, temyize konu kararda; miktar artırım dilekçesi ile talep edilen tazminat tutarlarına, dava dilekçesinde talep edilen tazminat tutarlarına (bakılan davada) işletildiği şekilde idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi yönünden de hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.