Danıştay danistay 2022/7637 E. 2025/3313 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/7637
2025/3313
26 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/7637
Karar No : 2025/3313
DAVACILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ...
VEKİLİ: Huk. ve Mev. Gen. Müd. ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Huk. Müş. ...
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 24/03/2021 tarih ve 3752 Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine yönelik kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacılar tarafından, hukuka ve meri mevzuata uygun olarak istisnai yoldan Türk vatandaşlığına geçmek üzere yetkili idari merciye 14/10/2020 tarihinde başvuruda bulundukları ve 29/01/2021 tarihinde başvurularının kabul edildiği, Türk vatandaşı olduktan sonra hayatlarını tamamıyla Türkiye'de idame ettirmeye karar verdikleri ve Ankara'ya yerleştikleri, esasen daha önceden de Türkiye Cumhuriyeti ile bir bağları bulunduğu, sık sık Türkiye'yi ziyaret ettikleri, hatta ...'nin 2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tertip edilen 8. Uluslararası Bilişim Olimpiyatlarında ikincilik derecesi bulunduğu, her ikisinin de üniversite mezunu olduğu ve kendilerini yetiştirmiş bilgili ve görgülü insanlar oldukları, idarece hukuka aykırı bir şekilde kazanılmış hakları olan vatandaşlık hakkının geri alındığı, hak doğurucu hukuka aykırı idari işlemlerin makul sürede iptal edilmesi gerektiği, dava konusu işlemin hangi sebeple tesis edildiğinin açıklanmadığı, vatandaşlığı sona erdirme işleminin sonucunda vatansızlık gibi çok ciddi sonuçların ortaya çıkacağı, ölçülülük ilkesine göre kişinin vatandaşlığının sona erdirilmesinin haklı bulunmasının pek mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, vatandaşlığın; Devletin egemenlik hakkını kullanarak, şartlarını ve hükümlerini tek taraflı olarak tespit ettiği bir hukuki statüyü şahsında gerçekleştiren kişi ile arasında kurduğu hukuki bağı ifade ettiği, hükümranlık yetkisi ise Devletin, ülke sınırları içerisinde dilediği düzenlemeyi oluşturması, uygulaması ya da kaldırmasını ifade ederken, vatandaşlık hukuku yönünden devletlerin kendi vatandaşlarını belirleme, vatandaşlığın kazanılması ile kaybedilmesi konularında münhasıran ve mahfuz olan yetkisini ifade ettiği, Anayasa'nın 66. maddesinin, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 5., 9., 12. ve 40. maddelerinin Türk vatandaşlığının kazanılmasına veya kaybedilmesine yönelik hükümler içerdiği, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 66. maddesinin de bu hususlara yönelik düzenleme içerdiği, dava konusu olayda, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanan davacının Türk vatandaşlığının dava konusu işlem ile Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alındığı, anılan mevzuat hükümleri doğrultusunda, Türk vatandaşlığının; ancak kanunda aranan şartların taşınması suretiyle kazanılabilmesi, vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin Devletin egemenlik hakkının sonucu olması, vatandaşlığın belirlenmesinde Devletin mutlak yetkisinin bulunması nedeniyle davacılar hakkında yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davalı Cumhurbaşkanlığının savunmasında yer alan ifadelere benzer ifadelere yer verilerek tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca davacıların istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlıklarının aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 24/03/2021 tarih ve 2021/3752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlıkta; davalı idareler ve ilgili idareler tarafından,ara kararı üzerine sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların istisnai olarak Türk Vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasına yönelik Cumhurbaşkanı Kararı'nın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Dosyanın incelenmesinden; Afganistan uyruklu ve ... yabancı kimlik numaralı davacılardan ...'nin, yabancı yatırımcı olarak edindiği taşınmaza ilişkin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce düzenlenen uygunluk belgesi ile 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında diğer davacı olan eşi ... yabancı kimlik numaralı ... ve çocuğuyla birlikte istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alınması istemiyle 14/10/2020 tarihinde Ankara Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, bu başvuruya binaen yapılan tahkikat neticesinde, Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve... sayılı yazısıyla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumlu olduğunun bildirilmesi üzerine, davacıların ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlığını kazandığı görülmüştür.
Bilahare, Emniyet Genel Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığının ... tarih ve...sayılı yazısıyla Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilen Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının... tarih ve... sayılı yazısında, davacılardan ...'nin Afganistan'daki FETÖ/PDY ile bağlantılı bir liseden 2013 yılında mezun olan öğrenciler arasında yer aldığının istihbar olunduğu belirtildiğinden, dava konusu 24/03/2021 tarih ve 3752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile hukuki şartlar oluşmadan verildiğinin sonradan anlaşıldığından bahisle davacıların Türk vatandaşlıklarını kazanma kararı geri alınmıştır.
Bakılan dava, anılan Cumhurbaşkanı Kararının kendilerine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.
a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.
b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.
c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.
d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.
Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü;
"Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin;
"Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanacağı haller ve başvuru koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmiş;
"Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.
Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır.
Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, idare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.
İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.
Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği açıktır.
Bu doğrultuda, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınan davacılara yönelik bu kararın, anılan Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca kararı veren makam tarafından geri alınmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak kararın geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alma işleminin tesis edilebilmesi için, "hukuki şartlar oluşmadan" ya da "mükerrer olarak verilmiş" bir vatandaşlığa alınma kararının bulunması gerektiği açıktır. "Hukuki şartların oluşmadığı"ndan söz edilebilmesi için ise, kişinin Türk vatandaşlığına engel halinin, (varlığı sonradan öğrenilse dahi) vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya öncesinde mevcut olan bir hukuki ve/veya maddi olguya dayanması gerekmekte; Türk vatandaşlığının kazanılmasından sonra gerçekleşen yeni hukuki ve/veya maddi olguların, geçmiş (Türk vatandaşlığının kazanılmasından önceki) dönemle bağlantılı olmadığı sürece, vatandaşlığa alınmaya esas "hukuki şartların oluşmadığı" şeklinde yorumlanması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla "hukuki şartların oluşup oluşmadığı"nın tespiti, kural olarak, kişinin Türk vatandaşlığına alındığı tarih itibarıyla yapılmalıdır.
Uyuşmazlıkta; dosya içeriğine giren bilgi ve belgelerden, Emniyet Genel Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığının ... tarih ve ...sayılı yazısıyla Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilen Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının ... tarih ve... sayılı yazısında, davacılardan ...'nin Afganistan'daki FETÖ/PDY ile bağlantılı bir liseden 2013 yılında mezun olan öğrenciler arasında yer aldığının istihbar olunduğu belirtildiğinden, davacıların vatandaşlığa alınma kararının, hukuki şartlar oluşmadan verildiğinin sonradan anlaşıldığı gerekçesiyle geri alındığının görüldüğü; Dairemizin 17/04/2025 tarihli ara kararıyla davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni açısından engel hali olduğu iddiasının dayanağı somut bilgi ve belgelerin talep edildiği, anılan ara kararlarına cevap olarak davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; davacıların Interpol Uluslararası Aranan Şahıslar Veri Tabanında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele konusunda herhangi bir kaydının bulunmadığı, davacılar hakkında yapılan FETÖ Havuz sorgulamasında herhangi bir kayda rastlanmadığı, Türkiye'de davacılardan ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma numaralı dosyasında "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçundan yürütülen bir adli soruşturma bulunduğu, ancak müsnet suç tarihinin, davacıların Türk vatandaşlığını kazandığı 29/01/2021 tarihinden sonra 2022 yılı olduğu, anılan soruşturma dışında davacılar hakkında adli soruşturma ve/veya kovuşturma olmadığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı kayıtlarında da ara kararı çerçevesinde davacılar hakkında sakıncalı bir bilgiye rastlanmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Dairemizin 17/04/2025 tarihli ara kararıyla sorulduğu üzere, dava konusu işlemin sebep unsurunu (gerekçesini) teşkil eden, davacılardan ...'nin Afganistan'daki FETÖ/PDY ile bağlantılı bir liseden 2013 yılında mezun olan öğrenciler arasında yer aldığı yolundaki istihbaratın, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne, Emniyet Genel Müdürlüğünün 03/12/2020 tarihli yazısıyla bildirilmesine, dolayısıyla gerek davacıların Türk vatandaşlığını kazanacaklara ilişkin onay listesine dahil edilmesine yönelik Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 21/12/2020 tarihli işlemi, gerekse davacıların Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik 29/01/2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı tarihi itibarıyla söz konusu istihbari bilginin davalı idarelerin bilgisi dahilinde bulunmasına rağmen, davacıların neden Türk vatandaşlığına alındığının, vatandaşlığa alınma kararının verildiği tarihte "milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel hal" olarak değerlendirilmeyen bahse konu durumun neden daha sonra "engel hal" olarak kabul edildiğinin de açıklanamadığı görülmektedir. Bu çerçevede, anılan istihbaratın, davacıların Türk vatandaşlığına alınma kararının verildiği tarih itibarıyla davalı idarelerce milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel hal olarak kabul edilmediği de açıktır.
Bu durumda, davacıların Türk vatandaşlıklarının geri alınmasının sebep unsuru olarak gösterilen, davacılardan ...'nin Afganistan'daki FETÖ/PDY ile bağlantılı bir liseden 2013 yılında mezun olan öğrenciler arasında yer aldığı yolundaki istihbaratın, davacıların Türk vatandaşlığına alındığı tarihten önce davalı idarelerin bilgisi dahiline girdiği gibi, gerek dava konusu işlemin tesisi aşamasında gerekse Dairemizce verilen ara kararı üzerine İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından davacılar hakkında yapılan araştırmalar neticesinde, belirtilen istihbarat dışında davacıların Türk vatandaşı olmasına -kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından- engel hal kapsamında değerlendirilebilecek bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı, bu kapsamda davacılardan ...'nin FETÖ Havuz sorgulamasında herhangi bir kaydına rastlanmadığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı kayıtlarında da hakkında sakıncalı bir bilgiye rastlanmadığı anlaşıldığından; işlemin sebep unsuru olan istihbaratın tek başına davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni açısından engel hali olduğunu ortaya koymaya yeterli olmadığı, sonuç olarak davacıların hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığını ispata yarayacak herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda sebep unsuru yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu 24/03/2021 tarih ve 3752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacılara yönelik kısmının İPTALİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın daha önce talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra re'sen davacılara iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/06/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuran bir yabancının, 5901 sayılı Kanun'da belirlenen şartların varlığı halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığına alınabileceği anlaşılmakla birlikte; vatandaşlığın bir bireye verilmesi egemenlik hakkıyla doğrudan ilgili olduğundan, aranan şartları taşımış olmanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak kazandırmayacağı açıktır.
Bu nedenle, vatandaşlık vermek Devletin hükümranlık hakkı olduğundan, Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle başvuruda bulunan bir yabancı hakkında 5901 sayılı Kanun'da belirtilen şartları taşısa dahi Devlet tarafından hükümranlık hakkı kullanılarak vatandaşlık verilmeyebileceği gibi gerek Anayasa'da gerekse de 5901 sayılı Kanun'da vatandaşlığın geri alınması açısından Devletin anılan hükümranlık yetkisini sınırlandıracak herhangi bir düzenleme yer almadığı dikkate alındığında, Türk vatandaşlığına alınmış bir bireyin vatandaşlığının geri alınması noktasında da aynı şekilde Devletin hükümranlık yetkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Devletin hükümranlık yetkisi dahilinde tesis edilen dava konusu işlemin davacılara yönelik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.
(XX)-KARŞI OY :
Dava, davacıların 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 24/03/2021 tarih ve 3752 Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine yönelik kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Emniyet Genel Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilen Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının ... tarih ve... sayılı yazısında, davacılardan ...'nin Afganistan'daki FETÖ/PDY ile bağlantılı bir liseden 2013 yılında mezun olan öğrenciler arasında yer aldığının istihbar olunduğu belirtildiğinden, dava konusu 24/03/2021 tarih ve 3752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile hukuki şartlar oluşmadan verildiğinin sonradan anlaşıldığından bahisle davacıların Türk vatandaşlıklarını kazanma kararının geri alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacılar hakkındaki istihbari bilginin, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında Türk vatandaşlığına alma bakımından egemenlik hakkına dayalı geniş takdir yetkisi bulunan idarece, Türk vatandaşlığına engel hal olarak nitelendirilmesine ve bu yolla davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olduğuna karar vermesine yeter düzeyde olduğu anlaşıldığından, davacıların Türk vatandaşlığını kazanma kararının, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan verildiğinden bahisle geri alınmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ve davanın reddi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.