SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/703 E. 2025/3121 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/703

Karar No

2025/3121

Karar Tarihi

19 Haziran 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/703 E. , 2025/3121 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/703
Karar No : 2025/3121

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; Amasya ili, ... Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken ... tarihinde rüzgarın kurumun çatısını uçurması sonucu yaralandığından bahisle olayda idarenin sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 286.187,49 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararıyla; idarenin, inşaatın yapılması sürecinde kontrol görevini gereği gibi yapmamasının doğrudan ve başlı başına etkili olması sebebiyle olayın tamamen davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı, maddi tazminat talebi yönünden, davacının cezaevinde bulunduğu 14/04/2016 ile 09/05/2016 tarihleri arasında SGK kayıtlarında yapılan incelemede çalışıyormuş gibi primlerinin ödenmesi, cezaevinden çıktıktan sonra da söz konusu sakatlığına rağmen aynı görevde çalışmaya devam etmesi ve aynı maaşı alması nedeniyle malvarlığında bir eksilme bulunmadığı; manevi tazminat yönünden, idarenin kusuru, olayın oluş şekli, zararın niteliği, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletme amacı birlikte dikkate alındığında, 30.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayda, ... tarihli engelli sağlık kurulu raporuna göre davacının %44'ü sol hemiparezi ve sol üst ekstremitede etkilenmeden kaynaklı olmak üzere %60 oranında sürekli engelli hale geldiği, davacının maddi zararının, meslekte kazanma gücü kaybı sebebiyle aynı geliri elde etmek için sarf edilecek fazladan gücün karşılığı olan tutar kadar olduğu, bu zararın tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporunda davacının meslekte kazanma gücü kaybına bağlı zararının 286.187,49 TL olarak tespit edildiği, her ne kadar istinaf aşamasında alınan 28/09/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının güç/efor kaybının %70 olduğu belirtilmiş ise de, daha önce alınan %44 güç kaybı oranı üzerinden hazırlanan bilirkişi raporu sonrasında davacının 02/05/2020 tarihinde davasını 286.187,49 TL olarak arttırdığı ve miktar artırımının davada yalnızca bir kez yapılabileceği gözetildiğinde, söz konusu oran üzerinden oluşan zararın tespiti için ek rapor alınmasına ihtiyaç duyulmadan esasa ilişkin olarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davacının maddi tazminat istemi yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne, 286.187,49 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat istemi yönünden yaptığı istinaf başvurusu ile davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, miktar artırım talebinin kabul edilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olay nedeniyle idarelerinin kusurunun bulunmadığı, maddi tazminat yönünden zararının varlığının ispatlanamadığı, manevi tazminata hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından; Amasya ili, ... Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken ... tarihinde rüzgarın kurumun çatısını uçurması sonucu yaralanmasında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 286.187,49 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İşgücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde ve gücünde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının dava konusu olay nedeniyle günlük yaşamını ve çalışma hayatını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdürmek zorunda kalması nedeniyle maddi zararının bulunduğu açıktır.
Bu doğrultuda, efor kaybına dayanan maddi zararın belirlenebilmesi için ilk olarak davacının efor kaybı oranının net olarak tespit edilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında yer alan ... tarihli Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporunda davacının engel oranı %44'ü sol hemiparezi ve sol üst ekstremitede etkilenmeden kaynaklı olmak üzere %60 olarak belirlenmiş olmasına rağmen, Bölge İdare Mahkemesince tesis edilen ara karar üzerine davacının muayene edilmesi neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı Raporunda, kaza nedeniyle yaralanmasından kaynaklı % 70 oranında efor/güç kaybının olacağı tespit edilmiştir.
Temyize konu mahkeme kararıyla, % 44 engel oranı dikkate alınarak bilirkişi tarafından hesaplanan maddi tazminat tutarı doğrultusunda davacının miktar artırımı hakkını kullandığı, miktar artırımı hakkının yalnızca bir kere kullanılabileceği gerekçesiyle sonradan maluliyet oranının arttığını gösteren adli tıp raporunun dikkate alınmadığı, dolayısıyla ilk sağlık kurulu raporunun hükme esas alındığı görülmektedir.
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporunda davacının engel oranı % 60 (%44'ü sol hemiparezi ve sol üst ekstremitede etkilenmeden yani dava konusu olay kaynaklı olup kalan kısımları hipertansiyon ve hafif solunum kaybı kaynaklıdır) olarak belirlenmişken, Bölge İdare Mahkemesince davanın devamı esnasında alınan raporda efor kaybı oranının % 70 olarak belirlenmesi raporların çelişkili olduğunu ve uyuşmazlıkta davacının efor kaybı oranının net bir şekilde tespit edilemediğini göstermektedir.
Öte yandan; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı Raporunun 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlendiği anlaşılmış, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporundaki engellilik oranının nasıl hesaplandığı ise anlaşılamamıştır.
Bu nedenle, davacının efor/güç kaybı oranının net olarak belirlenebilmesi için 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" uyarınca ve bu Yönetmelikte geçen yetkili sağlık hizmeti sunucularından yeniden rapor alınması gerekmektedir.
Ayrıca, hesap bilirkişisi raporunda davacının net aylık geliri üzerinden efor kaybı tazminatı hesaplaması yapıldığı anlaşıldığından bu açıdan da raporun hükme esas alınamayacağı sonucuna varılmakta olup, yeniden alınacak sağlık raporunda belirtilen efor kaybı oranı esas alınmak suretiyle aşağıdaki ilkeler çerçevesinde hesap bilirkişisince yeniden hesaplama yapılmalıdır.
Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden emekliye ayrılacağı 60 yaşına kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ dahil) net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar ve yeniden alınacak güç kaybına ilişkin rapor doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen düzenleme ve düzenlemenin gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; tam yargı davalarında, davanın açıldığı tarihte uğranılan zarar miktarının belirsiz olması, dava devam ederken daha yüksek olduğunun anlaşılması hallerinde tazminat miktarının adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetine uygun olarak nihai karar verilinceye kadar artırılmasına olanak tanındığı anlaşılmaktadır.
Anılan düzenlemede dava miktarının nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği hükme bağlanmış ise de, davacının miktar artırım talebinde bulunabilmesi için tazminat miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması, davacının uğradığı zarar miktarının net ve doğru olarak ortaya konulması, gerekli hukuki koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Mahkemece alınan raporun yeterli görülmemesi üzerine yeniden rapor alınması, bilirkişi raporunun üst mahkeme tarafından hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmemesi veya eksik ve hatalı olduğunun tespit edilmesi üzerine yeniden rapor alınması ve alınan yeni bilirkişi raporu doğrultusunda tazminat miktarının yükselmesi hallerinde yeni hukuki durum ortaya çıkacağından nihai sonuca göre miktar artırım talebinde bulunulması halinde, önceki miktar artırımı dilekçesi dikkate alınmaksızın son duruma göre verilen miktar artırım dilekçesinin kabulü kanun koyucunun amacına ve hakkaniyete uygun olup, bu durumun ikinci kez miktar artırımı yapıldığı şeklinde değerlendirilmemesi, davacının zararını güncel ve doğru olarak ortaya koyan yeni raporun davacıya yeniden miktar artırma talebinde bulunma hakkı vereceğinin kabulü adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetine uygun olacaktır.
Uyuşmazlıkta; hükme esas alınan raporun hatalı olduğu tespit edildiğinden yeniden düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerekmekte olup, işbu davada verilen bozma kararında belirtilen hususlar doğrultusunda bilirkişi raporu alınması durumunda davacının raporda hesaplanan miktara göre miktar artırımı talebinde bulunabileceği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca efor/güç kaybına ilişkin olarak yeni bir rapor alınacağından, davacının manevi tazminat isteminin de bu doğrultuda yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim