SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/7035 E. 2025/3811 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/7035

Karar No

2025/3811

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/7035 E. , 2025/3811 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/7035
Karar No : 2025/3811

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...

2- ... Valiliği / ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: :Davacı tarafından, 20/07/2015 tarihinde Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı terör saldırısında yaralanmasında idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 1.444.468,34 TL) maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1.444.468,34 TL maddi tazminatın 50.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 19/07/2016 tarihinden, miktar artırımı ile artırılan 1.394.468,34 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 23/11/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 19/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; olayda idarenin hizmet kusuru yanında davacının da %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, 722.234,17‬ TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 19/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemi yönünden istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, olayın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunmadığı, idarelerin olayda tam kusurlu olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, terör eylemi olan olayda idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, davacının 5233 sayılı Kanun'a göre başvuru süresini geçirdiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu, manevi tazminatta davacının müterafik kusurunun dikkate alınmadığı, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği, harçtan muaf olduklarından idareleri aleyhine harca hükmedilemeyeceği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının idareleri aleyhine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı Şanlıurfa Valiliği tarafından, davacının 5233 sayılı Kanun'a göre başvuru süresini geçirdiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu, manevi tazminatta davacının müterafik kusurunun dikkate alınmadığı, hükmedilen tazminat tutarlarının yüksek olduğu, terör eylemi olan olayda idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının idareleri aleyhine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 20/07/2015 tarihinde Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı terör saldırısında yaralanmasında idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'un 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı yer almaktadır.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde, "Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi hazırlanan raporun diğer bilgi ve delillerle çelişmesi halinde söz konusu rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenlemenin bulunmadığı da açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminatın Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmına Yönelik Davalı İdarelerin İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın yukarıda belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta; davacının efor tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, gelir kaybı ve tedavi gideri talep ettiği, İdare Mahkemesince davacı lehine; efor tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderine hükmedildiği, bu kararın davacı tarafından istinaf edilmediği, davalı idareler tarafından istinaf edildiği, Bölge İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru ve davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu şartlar gözetilerek davacı lehine (İdare Mahkemesi kararında belirtilen kalemler yönünden) maddi tazminata hükmedildiği görülmektedir.
Temyize konu kararda, olayda idarenin hizmet kusuru ve davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu şartlar gözetilerek davacı lehine maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin tespitler yönünden hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, zarar kalemleri ve zarar hesabı yönünden temyize konu kararda hukuka aykırılıklar bulunmaktadır.
Şöyle ki; tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Dava konusu olay neticesinde davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği kuşkusuzdur. Ancak, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu nedenle, hükme esas alınan 12/06/2020 havale tarihli hesap raporunda, aktif dönem için (işlemiş aktif +işleyecek aktif) davacının efor tazminatı hesabının asgari ücret üzerinden değil de gerçek geliri üzerinden yapılması Dairemiz içtihadına aykırıdır.
Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (geçici iş göremezlik süresinin bitip kalıcı iş göremezliğin başladığı 21/01/2017 tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ dahil) net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, aktif dönem güç kaybı zararının gerçek geliri üzerinden hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, hesap raporunda; davacının işe başladığını beyan ettiği 12/10/2015 tarihi ile olayın meydana geldiği 20/07/2015 tarihi arasındaki dönem için geçici iş göremezlik zararı hesabı yapılması gerektiğine ilişkin tespitler yönünden isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yine, davacı lehine geçici bakıcı gideri tazminatına hükmedilmesinde, davacı tarafından dava dilekçesinde bu yönde talepte bulunulmadığı gözetildiğinde, bu yönde hüküm kurulmasının davacının talebinin aşılmasına sebebiyet vereceği anlaşıldığından, hukuki isabet bulunmamaktadır.
Davacı tarafından dava dilekçesinde talep edilen gelir kaybı zararı ve tedavi giderine ilişkin İdare Mahkemesince hüküm kurulmadığı görülmüş ise de, davacı tarafından bu karar istinaf edilmediğinden, davacının bu kalemler yönünden talebinin değerlendirilmesi artık mümkün değildir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, davalı idarelerin temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim