SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/6590 E. 2025/2402 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/6590

Karar No

2025/2402

Karar Tarihi

6 Mayıs 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/6590 E. , 2025/2402 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6590
Karar No : 2025/2402

DAVACILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Genel Müdürlüğü / ...
VEKİLLERİ : Huk. Müş. ...
Av. ...

DAVANIN KONUSU : 17/09/2022 tarihli ve 31956 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1., 2. ve 3. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Kendilerinin Rum cemaati üyesi oldukları, değişiklik içeren Yönetmelik'in 1. maddesi ile ana Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasına eklenen “Ancak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması hâlinde seçim çevresi tüm ildir." şeklindeki cümlenin, özellikle nüfusu gittikçe azalan ve çoğunluğu yaşlılardan oluşan Rum cemaatini olumsuz etkileyeceği, cemaatin büyük zarar göreceği, dava konusu Yönetmelik'in 2. maddesi ile ana Yönetmelik'in 10. maddesinin 1. fıkrasının değiştirildiği, bu değişiklik uyarınca vakfın Mernis kayıtlarına girmesi gerektiği; ancak böyle bir yetkisinin olmadığı, uygulanabilirliği olmayan bir düzenleme yapıldığı, dava konusu Yönetmelik'in 3. maddesi ile ana Yönetmelik'in 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "vakıfta kayıtlı" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, işbu değişikliğin, hukuki olarak maddenin yeterliliğini sağlamadığı, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin Lozan Barış Antlaşması'na, Anayasa'ya ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'na uygun olarak düzenlenmediği ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Usûl yönünden, davacıların Yunanistan'da ikamet ettiği, Rum cemaati ile ilgilerinin devam ettiğini iddia etmişlerse de bu ilgilerini kanıtlar nitelikte hiçbir somut delilin mevcut olmadığı, davacıların bu davayı açma ehliyetinin bulunmadığı, Yönetmelik değişikliğine yönelik bu davada ana Yönetmelik'e yönelik hukuka aykırılık iddiaları sürülemeyeceği; esas yönünden, dava konusu Yönetmelik'in 1. maddesi bakımından iddiaların yersiz olduğu, İstanbul kadar büyük bir kentte seçim çevreleri belirlenirken, objektif kriterler belirlenmesi gerektiğinden bu şekilde bir düzenleme yapıldığı, davacılar dışında 167 cemaat vakfının bu hususa yönelik herhangi bir itirazının bulunmadığı, ana Yönetmelik'in 10. maddesine eklenen fıkranın uygulanabilirliği olmadığı iddiasına gelince, söz konusu maddenin uygulanması için seçim tertip heyetince idaremize verilen seçmen listeleri üzerinden İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce Mernis sorgulaması yaptırılarak, idaremizce, vakıfların seçim tertip heyetine yazı ekinde/dijital ortamda teslim edilerek yapılmakta ve gerekli kolaylığın sağlanmakta olduğu, sonuç olarak davacıların iddialarının somut bir gerekçesinin olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik maddelerinin üst hukuk normlarına uygun olduğu, cemaat vakıflarının seçim işlemlerine yönelik maddelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : 17/09/2022 tarih ve 31956 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1., 2. ve 3. Maddesinin kendilerinin Rum cemaati üyesi oldukları, değişiklik içeren Yönetmelik'in 1. maddesi ile ana Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasına eklenen “Ancak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması hâlinde seçim çevresi tüm ildir." şeklindeki cümlenin hukuka aykırı olduğu, özellikle nüfusu gittikçe azalan ve çoğunluğu yaşlılardan oluşan Rum cemaatinin bu uygulamadan büyük zarar göreceği, dava konusu Yönetmelik'in 2. maddesi ile ana Yönetmelik'in 10. maddesinin 1. fıkrasının değiştirildiği, bu değişiklik uyarınca vakfın Mernis kayıtlarına girmesi gerektiği; ancak böyle bir yetkisinin olmadığı, uygulanabilirliği olmayan bir düzenleme yapıldığı, dava konusu Yönetmelik'in 3. maddesi ile ana Yönetmelik'in 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "vakıfta kayıtlı" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, işbu değişikliğin, hukuki olarak maddenin yeterliliğini sağlamadığı, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin Lozan Antlaşması'na, Anayasa'ya ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'na uygun olarak düzenlenmediği iddialarıyla iptali istenilmektedir.
Anayasamızın “Din ve vicdan hürriyeti” başlıklı 24. maddesinde; “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.(...)." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasanın 13. maddesine göre de temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilecektir.
Azınlıklara mensup Türk yurtdaşlarının haklarını düzenleyen Lozan Barış Antlaşması’nın, "Azınlıkların Korunması" başlıklı bölümü 37. maddesinde; "Türkiye, 38.den 48.e dek maddelerde belirtilen hükümlerin temel yasalar [Les Lois fondamentales] olarak tanınmasını ve hiç bir yasa, hiç bir yönetmelik ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlerle çelişkili ya da onlara aykırı olmamasını ve biç bir yasanın, hiç bir yönetmeliğin ve hiçbir resmi işlemin söz konusu hükümlere üstün sayılmamasını yükümlenir.", 38. maddesinde; "Türkiye Hükümeti, doğum, milliyet, dil, soy, ya da din ayırt etmeksizin, Türk halkının tümünün yaşam ve özgürlüklerini, en geniş biçimde, korumayı yükümlenir. Türkiye’nin tüm halkı, kamu düzeni ve genel ahlak ile bağdaşmazlık göstermeyen her din, mezhep ya da inanışın gerek genel, gerek özel biçimde özgürce kullanılması hakkına sahip olacaktır. Müslüman olmayan azınlıklar, Türkiye Hükümetince ulusal savunma amacı ile veya kamu düzeninin korunması için ülkenin her yerinde ya da bir bölümünde alınan ve tüm Türk yurttaşlarına uygulanan önlemler saklı kalmak koşulu ile, dolaşım ve göç özgürlüğünden bütünü ile yararlanacaklardır.", 39. maddesinde; "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurtdaşları Müslümanlarla özdeş medeni ve siyasal haklardan yararlanacaklardır. Türkiye’nin tüm halkı, din ayırtedilmeksizin, yasa önünde eşit olacaktır. Din, inanç ya da mezhep farkı hiçbir Türk Yurtdaşının medeni ve siyasal haklardan yararlanmasına ve özellikle genel hizmetlere kabulüne, memurluğa ve yukarı derecelere ulaşmasına, ya da çeşitli meslekleri ve sanatları yapmasına bir engel sayılmayacaktır.(...).", 40. maddesinde; Müslüman olmayan azınlıklara ilintili olan Türk yurttaşları hukuk bakımından ve fiilen öteki Türk yurttaşlarına uygulanan işlemlerin ve sağlanan güvencelerin tıpkısından yararlanacaklar ve özellikle, harcamaları kendilerince yapılmak üzere, her türlü yardım, dinsel ya da sosyal kurumları, her türlü okul ve benzeri öğretim ve eğitim kurumları kurma, yönetme ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel ayinlerini serbestçe yapına bakımından eşit bir hakka sahip bulunacaklardır.", 42. maddesinin son fıkrasında; Türkiye Hükümeti söz konusu azınlıkların Kiliseleri, Havraları, mezarlıkları ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlenir. Bu azınlıkların bugün Türkiye’de bulunan Vakıflarına ve dinsel ve yardım kurumlarına her türlü kolaylığı gösterecek ve izinleri verecek ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için, benzeri öteki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıklardan hiçbirini esirgemeyecektir." hükmü yer almıştır.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun, "Yönetim ve temsil şekli" başlıklı 6. maddesinde, "Cemaat vakıflarının yöneticileri mensuplarınca kendi aralarından seçilir. Vakıf yöneticilerinin seçim usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir." hükmü getirilmiştir.
Kanunun verdiği yetkiye istinaden istinaden hazırlanan Vakıflar Yönetmeliği 27/09/2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, 16/9/2004 tarihli ve 25585 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olan Cemaat Vakıfları Yönetim Kurulu Seçimlerinin Seçim Esas ve Usullerine İlişkin Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. 19/01/2013 tarih ve 28533 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik ise Vakıflar Yönetmeliği'nin Cemaat Vakfı Yöneticilerinin Seçimi başlığı ile düzenlenen Üçüncü Bölümü ile birlikte 29, 30, 31, 32 ve 33. maddelerini yürürlükten kaldırılmıştır. Dava konusu Yönetmelik yayımlanıncaya kadar bu konuda yeni bir yönetmelik çıkarılmamıştır.
18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği, seçimlere ilişkin usul ve esasları belirlemiş, "Seçim çevresi" başlıklı 6. maddesinde; "(1) Seçim çevresi, cemaat vakfının bulunduğu ildir. İstanbul ili için seçim çevresinin belirlenmesinde, milletvekili seçimlerinde uygulanan seçim çevreleri esas alınır. (2) İstanbul ili dışındaki cemaat vakıfları, gerekçelerini hazırlayarak seçim çevresi değişikliği talebinde bulunabilirler. Seçim çevresi ile ilgili değişiklik talepleri, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından incelenerek karara bağlanır." kuralı, 8. maddesinin 1. fıkrası "ç" bendinde; "Seçim tarihi itibarıyla en az altı aydan beri seçim çevresinde ikamet etmesi, şarttır." kuralı getirilmiştir.
Dava konusu düzenleme Yasanın tanıdığı yetkiye istinaden hazırlanıp yürürlüğe konulmuştur. Ancak bu düzenleme yapılırken kullanılan yetkinin sınırsız olmadığı üst hukuk normları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla Yönetmeliğin bütünü değil iptali istenilen maddeleri yönünden hukuka aykırılığın değerlendirilmesi gerekmektedir.
Lozan Barış Andlaşmasında, "Bu azınlıkların bugün Türkiye’de bulunan Vakıflarına ve dinsel ve yardım kurumlarına her türlü kolaylığı gösterecek ve izinleri verecek ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için, benzeri öteki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıklardan hiçbirini esirgemeyecektir." hükmü doğrultusunda 5737 sayılı Yasanın verdiği yetkiye istinaden cemaat vakıflarının kendi yönetimlerini oluşturabilmesi için tabi olunacak kuralların önceden bilinmesi uygulama kolaylığının ve düzenin sağlanması adına kaç yılda bir seçim yapılacağı, kaç üye için yapılacağı, hangi hallerde yenileneceği, seçileceklerde aranılan şartların belirlendiği seçim sürecinde izlenmesi gereken yol ve yöntemin ortaya konulduğu hükümlerde dayanağı mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 06/05/2025 tarihinde, davacıları temsilen Av. ...'in ve davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünü temsilen Huk. Müş. ... ile Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği 18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bilahare anılan Yönetmelik’te bazı değişiklikler yapılmasına ilişkin Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 17/09/2022 tarihli ve 31956 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Davacılar tarafından, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1., 2. ve 3. maddesinin iptali istemiyle 10/10/2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USÛL YÖNÜNDEN:
Davalı İdarenin Ehliyet İtirazının İncelenmesi:
Davalı idare tarafından ehliyet itirazında bulunulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Davacılar ... ve ...'un Rum cemaatine mensup Türk vatandaşlığına sahip kişiler olduğu, Yunanistan'da ikamet etmelerinin cemaat mensubiyetlerine engel teşkil edici ya da halel getirici bir durum olmadığı gibi seçmen sıfatı kazanıp kazanamayacaklarının da dava konusu kurallarla belirlendiği anlaşıldığından, bu davayı açmakta subjektif ehliyetlerinin olduğu görülmektedir. Bu durumda, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
Cemaat Vakıflarının Tüzel Kişiliklerine Yönelik Açıklama:
Osmanlı Dönemi'nde ilk defa 16 Şubat 1328 (1912) tarihli "Eşhası Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanun-u Muvakkat" ile tüzel kişilere taşınmaz mal edinebilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle gayrimüslim cemaat vakıflarının tasarruflarında bulunan taşınmazlar söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği 1912 yılına kadar üçüncü kişiler adına tescil edilmiş olup bu işleme "nam-ı müstear" veya "nam-ı mevhum" denilmiştir. Anılan Kanun'la tüzel kişilere bu tarihten sonra taşınmazlarda temellük ve tasarruf imkânı tanınmış, ayrıca tüzel kişilerin bu tarihte fiilen tasarrufları altında olup başkaları adına tapuya tescil ettirdikleri mallarının da Kanun'da öngörülen koşullar dâhilinde kendi adlarına tescil edilmesine olanak sağlanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi'nde, (mülga) 17/02/1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin kabulünden sonra, (mülga) 29/05/1926 tarihli ve 864 sayılı Kanunu Medeninin Sureti Mer’iyet ve Şekli Tatbiki Hakkında Kanun'un 8. maddesiyle, 743 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulan vakıflar için ayrı bir tatbikat kanunu çıkarılması gerektiği, yeni kurulan vakıfların ise 743 sayılı Kanun'a tabi olacağı belirtilmiştir.
Bu doğrultuda 05/06/1935 tarihinde kabul edilen 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu'nun 1. maddesinde, gayrimüslim cemaatlerce idare edilen vakıflar, mütevellileri veya seçilmiş heyetleri tarafından idare olunmak üzere "mülhak vakıflar" arasında sayılmış; bu Kanun'un 44. maddesinde de vakıfların tasarruflarında bulunan taşınmazların vakıf kütüğüne ve tapu siciline tescil edilmesi öngörülmüştür. Ayrıca aynı Kanun’un geçici 1. maddesinde, gayrimüslim cemaat vakıflarını idare eden kişilerce bu vakıflara ait bütün malların, gelirlerin ve bunları sarf ettikleri yerlerin birer beyanname ile Vakıflar İdaresine bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. "1936 Beyannamesi" olarak adlandırılan bu bildirimler, Yargıtay tarafından vakıf senedi olarak kabul edilmiştir.
2762 sayılı Kanun’un 1. maddesine, 03/08/2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle eklenen fıkralarla yapılan değişiklikle, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın cemaat vakıflarının Bakanlar Kurulunun izniyle dinî, hayri, sosyal, eğitsel, sıhhi ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilmelerine ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunabilmelerine olanak sağlanmıştır. Bu kanun değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru Anayasa Mahkemesinin 27/12/2002 tarihli ve E.2002/146, K.2002/201 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Anılan karardan sonra da 02/01/2003 tarihli ve 4778 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ile Bakanlar Kurulu yerine Vakıflar Genel Müdürlüğünün izninin yeterli olacağı hükmü getirilmiştir.
27/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 80. maddesi ile 2762 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, "cemaat vakıfları", vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı mülga Kanun gereğince tüzel kişilik kazanmış ve mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıflar olarak tanımlanmıştır. Bu Kanun'un 12. maddesiyle de önceki yasal düzenlemelerden farklı olarak cemaat vakıflarına herhangi bir makamdan izin almaksızın ve vakıf amacıyla öngörülen hizmetleri gerçekleştirme koşulu aranmaksızın mal edinebilme olanağı tanınmıştır. Anılan maddenin iptali için yapılan başvuru ise Anayasa Mahkemesinin 17/06/2010 tarihli ve E.2008/22, K.2010/82 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

İlgili Mevzuat:
24/07/1923 tarihinde imzalanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisince 23/08/1923 tarihli ve 340 ila 343 sayılı Kanun'lar ile onaylanan Lozan Barış Antlaşması'nın 37. maddesi ile Türkiye'nin, 38 ila 48 sayılı maddelerde belirtilen hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve hiçbir yasa, hiçbir yönetmelik ve hiçbir resmi işlemin bu hükümlerle çelişkili ya da onlara aykırı olmamasını ve hiçbir yasanın, hiçbir yönetmeliğin ve hiçbir resmi işlemin söz konusu hükümlere üstün sayılmamasını yükümlendiği; 42. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, azınlıkların kiliseleri, havraları, mezarlıkları ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlendiği, bu azınlıkların bugün Türkiye’de bulunan vakıflarına, dinsel ve yardım kurumlarına her türlü kolaylığı göstereceği ve izinleri vereceği ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için benzeri öteki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıklardan hiçbirini esirgemeyeceği kural altına alınmıştır.
09/11/1982 tarihli ve 17863 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın;
"X. Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde,
"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
...
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." hükmüne;
"II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde,
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne;
V. Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde,
"Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir."hükmüne;
"II. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları" başlıklı 67. maddesinde,
"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.
...
Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
27/02/2008 tarihli ve 26800 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,
"Bu Kanunun uygulanmasında;
Genel Müdürlük veya Denetim Makamı: Vakıflar Genel Müdürlüğünü,
...
Vakıflar: Mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıfları,
...
1936 Beyannamesi: Cemaat vakıflarının 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince verdikleri beyannameyi,
...
Cemaat vakfı: Vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları,
...
Vakıf yönetimi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı,
Vakıf yöneticisi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri,
...
ifade eder." hükmüne;
"Yönetim ve temsil şekli" başlıklı 6. maddesinde,
"...
Cemaat vakıflarının yöneticileri mensuplarınca kendi aralarından seçilir. Vakıf yöneticilerinin seçim usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.
..." hükmüne yer verilmiştir.
15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Vakıflar Genel Müdürlüğü" başlıklı Kırkdokuzuncu Bölümü'nde yer alan;
"Genel Müdürlüğün görevleri" başlıklı 693. maddesinde,
"(1) Genel Müdürlüğün görevleri şunlardır:
a) Mazbut vakıfların vakfiyelerinde veya vakfiye yerine geçen hüccet, berat, ferman gibi belgelerinde yazılı hayrî, sosyal, kültürel ve ekonomik şart ve hizmetleri yerine getirmek.
b) Vakfiyelerde öngörülen hizmetlerin en iyi şekilde yerine getirilebilmesini sağlamak amacıyla Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait paralar ile malları değerlendirmek, daha fazla gelir getirici yatırımlara tahsis etmek.
c) Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait paralar ile işletmeler kurma, kurulmuş şirketlere iştirak etme, bunların sermaye artışları hususlarında karar vermek.
ç) Yurtiçinde vakıf kültür varlıklarını ihya etmek ve onarmak; yurtdışında ilgili ülke mevzuatı ve standartlarına da uyularak vakıf kültür varlıklarını ihya etmek ve onarmak, yurtdışındaki vakıflara ait taşınmazlar üzerinde yeni yapı inşa etmek ve bunları onarmak, ihtiyaç halinde onarılan, ihya veya inşa edilen taşınmazların tefrişini yapmak.
d) Mülhak, cemaat ve yeni vakıflar ile esnaf vakıflarının denetimini yapmak.
e) Vakıflarla ilgili konularda araştırma, geliştirme, eğitim, kültür ve yayın faaliyetlerinde bulunmak, ulusal ve uluslararası koordinasyonu sağlamak.
f) Vakıf kültür varlıklarından oluşan koleksiyonlar meydana getirmek; müze, kütüphane ve kültür merkezleri kurmak.
g) Bu Bölüm ve ilgili diğer mevzuat ile Genel Müdürlüğe verilen görevleri yapmak.
(2) Genel Müdürlük, vakıflara ilişkin görevlerle ilgili olarak diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde çalışır ve koordinasyonun sağlanması hususunda gerekli tedbirleri alır." hükmüne;
"Meclisin görevleri" başlıklı 699. maddesinde,
"(1) 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile belirlenen görevlerinin yanı sıra, Meclis aşağıdaki görevleri de yerine getirir:
a) Genel Müdürlüğe, mazbut ve mülhak vakıflara ait akar ve hayrat taşınmazların tahsis, satış ve trampasına yönelik tasarruflarla, kamulaştırmalarda kamu yararı kararını vermek.
b) Genel Müdürlük ve işletme müdürlüklerinin bütçelerini onaylamak.
c) Genel Müdürlük ve vakıflarla ilgili yönetmelik taslaklarını karara bağlamak.
ç) Genel Müdürlükçe gerek görülen hususları karara bağlamak." hükmüne yer verilmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 6. maddesine dayanarak hazırlanan, 18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin;
"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Adres Kayıt Sistemi: 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda belirtilen sistemi,
b) Bölge Müdürlüğü: Vakfın bağlı olduğu Vakıflar Bölge Müdürlüğünü,
c) Genel Müdürlük: Vakıflar Genel Müdürlüğünü,
ç) Kanun: 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununu,
d) Seçim tertip heyeti: Seçimle ilgili iş ve işlemleri yürüten heyeti,
e) Vakıf: Kanunda tanımlanan cemaat vakfını,
f) Yerleşim yeri adresi: 5490 sayılı Kanunda tanımlanan adresi,
ifade eder." düzenlemesine yer verilmiş;
"Seçim çevresi" başlıklı 6. maddesinde,
"(1) Seçim çevresi, cemaat vakfının bulunduğu ildir. İstanbul ili için seçim çevresinin belirlenmesinde, milletvekili seçimlerinde uygulanan seçim çevreleri esas alınır." şeklinde iken, 17/09/2022 tarihli ve 31956 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile fıkranın devamına, "Ancak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması halinde seçim çevresi tüm ildir." cümlesi eklenmiştir.
Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin "Seçim öncesi işlemler" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrası,
"(1) Vakıf, seçime ilişkin yönetim kurulu kararını, seçim çevresini, seçim tarihini, vakıfta kayıtlı seçmen listelerini, seçim tertip heyetinin kimlerden oluştuğunu, seçim tarihinden en az altmış gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne yazı ile bildirir." şeklinde iken, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile "(1) Vakıf, seçime ilişkin yönetim kurulu kararını, seçim çevresini, seçim tarihini, bulunduğu seçim çevresindeki seçmenlik şartlarını haiz tüm cemaat mensuplarını tespit ederek oluşturduğu seçmen listelerini, seçim tertip heyetinin kimlerden oluştuğunu, seçim tarihinden en az altmış gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne yazı ile bildirir." şeklinde değiştirilmiştir.
Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin "İlan" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Seçim tertip heyeti; seçim tarihini, seçim çevresini, vakıfta kayıtlı seçmen listesini, askıya çıkış ve kesinleşme tarihleri ile listelerin nerelerde asılacağını, oy kullanma yerlerini ve hangi saatler arasında yapılacağını, oy sandıklarının nerelere konulacağını, yönetim kuruluna adaylık için blok/çarşaf liste ile adaylık başvurusunda nasıl bulunulabileceğini, liste halinde aday başvurularının kesinleşeceği tarihi ve seçim tertip heyetince belirlenen diğer hususları on beş gün süreyle askıda kalacak şekilde seçimden en az kırk beş gün öncesinden ilan eder. Ayrıca bölge müdürlüğüne bilgi verir. Seçmenler ilanda yer alan hususlara, ilan tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde itiraz edebilir. Seçim tertip heyeti seçmenlerle ilgili itirazları alır ve başvuru tarihini takiben en geç beş gün içinde başvuru konusunda karar vererek ilgilisine tebliğ eder." düzenlemesine yer verilmişken Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile "vakıfta kayıtlı" ibaresi anılan fıkradan çıkartılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Dava Konusu Yönetmelik'in 1. Maddesi ile Ana Yönetmelik'in 6. Maddesinin 1. Fıkrasına Eklenen Cümlenin İncelenmesi:
Yönetmelik'in 6. maddesi değişiklikler ile birlikte incelendiğinde; maddede, seçim çevresinin, cemaat vakfının bulunduğu il olduğu, İstanbul ili için seçim çevresinin belirlenmesinde, milletvekili seçimlerinde uygulanan seçim çevrelerinin esas alınacağı; ancak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması halinde seçim çevresinin tüm il olacağı, İstanbul ili dışındaki cemaat vakıflarının, gerekçelerini hazırlayarak seçim çevresi değişikliği talebinde bulunabileceği, seçim çevresi ile ilgili değişiklik taleplerinin Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından incelenerek karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
Bu madde ile davalı idare tarafından, cemaat vakıflarının yönetim kurullarının seçimi hususunda cemaatin seçime girebileceği ve cemaat mensuplarının oy kullanabileceği çevrenin belirlenmesinde belirli esaslar getirilmiştir. Kural olarak seçim çevresi, cemaat vakfının bulunduğu, dolayısıyla vakfın hizmet ve faaliyetlerinin yürütüldüğü il olarak tespit edilmiştir. Öte yandan, İstanbul ili için bir istisna getirilmiş, milletvekili seçimlerinde uygulanan seçim çevrelerinin esas alınacağı kural altına alınmıştır. Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yapılan değişiklikle de belirli bir cemaate mensup kişilerin birden fazla seçim çevresine ayrılabilecek sayıda olmaması ve bu durumda seçimlerin yeterli katılım sağlanamamasından dolayı yapılamaması sonucunun ortaya çıkabileceği dikkate alınarak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması hâlinde seçim çevresinin tüm il olacağı belirtilmek suretiyle ortaya çıkacak olası olumsuz durumların engellenmesi sağlanmıştır. Dava konusu değişikliğin, seçim sürecindeki eksiklikler veya yaşanabilecek olumsuz durumlar göz önünde bulundurularak getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik'in 1. maddesi ile ana Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasına eklenen cümlede hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmamaktadır.

2- Dava Konusu Yönetmelik'in 2. Maddesi ile Değiştirilen Ana Yönetmelik'in 10. Maddesinin 1. Fıkrasının İncelenmesi:
Anılan fıkrada, cemaat vakfının, seçime ilişkin yönetim kurulu kararını, seçim çevresini, seçim tarihini, bulunduğu seçim çevresindeki seçmenlik şartlarını haiz tüm cemaat mensuplarını tespit ederek oluşturduğu seçmen listelerini, seçim tertip heyetinin kimlerden oluştuğunu, seçim tarihinden en az altmış gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne yazı ile bildirileceği kural altına alınmıştır.
Anılan fıkra, seçim kararı alan cemaat vakfının seçimden önce ilgili bölge müdürlüğüne ibraz edilmesi gereken bilgi ve belgeleri ve bu bilgi ve belgelerin hangi süre içerisinde ibraz edilmesi gerektiğini düzenlemektedir. Fıkra, seçmen listelerinin oluşturulma usulü hariç, Yönetmelik'in yayımlandığı ilk hâlindeki metin ile aynıdır. Buna göre, fıkranın ilk hâlinde seçmenlerin vakıfta kayıtlı olması koşulu aranmışken, dava konusu değişiklikle, vakfın bulunduğu seçim çevresindeki seçmenlik şartlarını haiz tüm cemaat mensuplarını tespit ederek oluşturduğu seçmen listesi yeterli görülmüş, dolayısıyla seçmenlerin vakfa kayıtlı olma şartından vazgeçilmiştir. Düzenlemeyle, aktif mensubu olunmasına rağmen vakıfta kayıtlı bulunmama şeklindeki usuli bir eksiklik nedeniyle seçme hakkının kaybedilmesinin önlenmesi, esasın (seçim hakkını kullanma koşullarına sahip olunmasının), usûle (vakıfta kayıtlı mensup olmama) feda edilmemesi amaçlanmıştır.
Bu hâliyle düzenlemenin, seçme ve seçilme hakkı ile örgütlenme özgürlüğü ve cemaat vakıfları lehine değişiklik içerdiği ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacıların, Yönetmelik'in 10. maddesinin 1. fıkrasına yönelik diğer hukuka aykırılık sebebi olan, en az 6 aydır seçim çevresinde ikamet eden seçmenlerin tespitinin, vakıfça ancak Merkezi Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) 'ne erişim sağlanması ile mümkün olduğu, bu durumun ise hukuken olanaksız bulunması karşısında, vakfa getirilen yükümlülük ile vakfın bu yükümlülüğü yerine getirme bakımından sahip olduğu olanak ve donanımların orantısız olduğu iddiasına gelince, cemaat vakıflarınca Merkezi Nüfus İdare Sistemi isimli, adrese dayalı nüfus kayıt bilgilerinin yer aldığı veri tabanına erişimi mümkün değil ise de, erişilmek istenen bilgi ve belgelerin, ilgili bölge müdürlükleri aracılığıyla ve/veya seçmenlerin e-devlet sistemi üzerinden sunacakları yerleşim yeri belgelerinin ibrazı ile temininin mümkün olduğu anlaşıldığından, anılan iddiaya da itibar edilmemiştir. Bu itibarla, seçime ilişkin bilgi ve belgelerin belirlenen sürede bölge müdürlüğüne sunulması hususunda düzenleme içeren, böylelikle davalı idarenin mevzuattan kaynaklanan gözetim ve denetim görev ve yetkisini yerine getirmesini sağlayan dava konusu fıkranın hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.

3- Dava Konusu Yönetmelik'in 3. Maddesi ile Ana Yönetmelik'in 13. Maddesinin 1. Fıkrasından Çıkartılan "vakıfta kayıtlı" İbaresinin İncelenmesi:
Dava konusu Yönetmelik'in 2. maddesi ile ana Yönetmelik'in 10. maddesinin 1. fıkrası tamamıyla değiştirilmiştir. Fıkranın ilk hâlinde "vakıfta kayıtlı seçmen listeleri" ibaresine yer verilmişken; değişiklik sonrasında "bulunduğu seçim çevresindeki seçmenlik şartlarını haiz tüm cemaat mensuplarını tespit ederek oluşturduğu seçmen listeleri" ibaresine yer verilmiştir. Dava konusu 3. madde ile de 2. maddeyle yapılan bahse konu değişiklikle ulaşılmak istenilen aynı amaçla ve bu değişiklik ile uyumlu/tutarlı olmayı teminen ana Yönetmelik'in 13. maddesinin 1. fıkrasındaki "vakıfa kayıtlı" ibaresi fıkra metninden çıkartılmıştır.
Bu durumda, Yönetmelik'te seçme ve seçilme hakkı ile örgütlenme özgürlüğünün gözetilmesi ve kavramsal birlikteliğin sağlanması amacıyla yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacıların üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim