SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/5447

Karar No

2025/4536

Karar Tarihi

14 Ekim 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5447 E. , 2025/4536 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5447
Karar No : 2025/4536

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5-...
6- ...
7- ...
VEKİLLERİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

2- ... Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'e gerekli tıbbi müdahalede bulunulmamasından dolayı vefat etmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi, 450.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca hazırlanan raporun birlikte değerlendirilmesinden, ...'in, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'ne sevk edildiği tarih olan 02/01/2019 tarihindeki sağlık durumunun acil sevki gerektirmediği, Ritec Hudeyir'e uygulanan teşhis ve tedavilerin tıbben uygun olduğu, tedaviyi üstlenen hekimlere, hastane personeline ve idareye atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası bulunmadığı, bununla birlikte ailenin Çukurova Üniversitesi Hastanesine başvurusu neticesinde acil servis ya da poliklinik servisinde tedavi kaydının da bulunmadığı, dolayısıyla idarelerin hizmet kusurunun varlığından bahsedilmesine olanak bulunmadığı ve kusursuz sorumluluk şartlarının da mevcut olmadığı anlaşıldığından, davalı idarelerin, davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zararların tazmini ile sorumlu tutulabilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığı, yakınlarının üniversite hastanesine sevki yapılırken acil kodu düşülmemesinin ve üniversite hastanesinde hastanın yaşı ve genel durumu değerlendirilerek hemen tedaviye alınmamasının hizmet kusuru olup olmadığının değerlendirilmediği, Suriye uyruklu olmalarının ve Türkçe bilmemelerinin dikkate alınmadığı, raporda çocuk nöroloji uzmanı ile çocuk kardiyoloji uzmanının bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyanın incelenmesinden; Adana Şehir Hastanesi Çocuk Nöroloji bölümünde epilepsi tanısıyla takipli olan davacılar yakını bebeğin, pediatrik muayenesinde kardiak üfürüm duyulması üzerine Pediatrik Kardiyoloji bölümüne yönlendirildiği, bebeğin 02/01/2019 tarihinde Adana Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Polikliniği'nde muayene edildiği, yapılan EKO tetkikinde primer pulmoner hipertansiyon, ASD (sağ sol şant), 1 derece mitral yetmezlik, total anormal pulmoner venöz dönüş ön tanılarıyla ileri tetkikler için 02/01/2019 tarihinde Çukurova Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Kliniği'ne sevk edildiği, ailenin bu hastanede başvurduğu sekreterlik tarafından hastaya 04/03/2019 tarihine randevu verildiği, ancak randevu tarihinden önce bebeğin 25/01/2019 tarihinde, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, tanısı konulamamış kompleks (sağdan sola şantlı ASD ve primer pulmoner hipertansiyona neden olan) konjentinal kalp hastalığı sonucu vefat etmesi üzerine, davacılar tarafından, yakınları Ritec Hudeyir'in vefat etmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar sayılı raporunda özetle; "1-) Epilepsi hastalığı bulunan bebeğin ölümünün tanısı konulamamış kompleks (sağdan sola şantlı ASD ve primer pulmoner hipertansiyona neden olan) konjentinal kalp hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, 2-) Bebeğe ait 02/01/2019 tarihli Adana Şehir Hastanesi'nin tıbbi kayıtları ve EKO raporunun incelenmesinde; acil sevkini gerektiren bir bulgu tariflenmediği, ailenin Çukurova Üniversitesi Hastanesi'ne başvurusunda acil servis ya da poliklinik girişi bulunmadığı, hekim tarafından değerlendirilmediği, randevu için sekreterliğe başvurduğu ve randevu verilmesi sonrası hastaneden ayrıldığı dikkate alındığında, idarenin hizmet kusurunun tespit edilmediği" yönünde görüşe yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla da davacıların istinaf başvurusu reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, her ne kadar hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, bebeğe ait 02/01/2019 tarihli Adana Şehir Hastanesi'nin tıbbi kayıtları ve EKO raporunun incelenmesinde; acil sevkini gerektiren bir bulgu tariflenmediği, ailenin Çukurova Üniversitesi Hastanesi'ne başvurusunda acil servis ya da poliklinik girişi bulunmadığı, hekim tarafından değerlendirilmediği, randevu için sekreterliğe başvurduğu ve randevu verilmesi sonrası hastaneden ayrıldığı dikkate alındığında, idarenin hizmet kusurunun tespit edilmediği yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir;
-Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Polikliniği’nde muayene edilerek ileri tetkik ve tedavi için Çukurova Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Kliniği'ne sevk edilen bebeğin, sevk tarihinden 23 gün sonra kalp hastalığına bağlı olarak öldüğü dikkate alındığında, hastalığın ciddiyeti ve aciliyetinin sevk işlemini gerçekleştiren sağlık personeli tarafından fark edilememiş olması ihtimali de göz önünde bulundurularak; müteveffanın sevkinde acil notunun düşülmemesinin tıbben kusur olup olmadığı; müteveffanın 02/01/2019 tarihindeki sağlık durumu ve ileri tetkikler için başka bir hastaneden sevk ile gönderildiği dikkate alındığında, Üniversite Hastanesi tarafından durumun aciliyeti noktasında herhangi bir kontrol muayenesi yapılmadan veya hekim onayı alınmadan, doğrudan poliklinik sekreteri tarafından ileri bir tarihe (04/03/2019) randevu günü verilmesinin tıbbi açıdan hizmet kusuru sayılıp sayılmayacağı ve sağlık kuruluşları arasındaki bu uyumsuzluğun bir organizasyon bozukluğu olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında açıklama yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla konu ile ilgili çocuk kardiyoloji uzmanı ile çocuk nöroloji uzmanının da yer aldığı Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli derece kanaat edindirici nitelikte olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf başvurusunun reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadı.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim