SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/5431 E. 2025/2398 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/5431

Karar No

2025/2398

Karar Tarihi

6 Mayıs 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5431 E. , 2025/2398 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5431
Karar No : 2025/2398

DAVACI : ...'a vesayeten ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN_KONUSU :
1- 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in 16. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarının iptaline,
2- Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına,
karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Mülga Yasa ve Yönetmelikte yer alan iyi hâl düzenlemesine göre, sadece disiplin cezası alınmamasının iyi hâl için yeterli olduğu, mevcut düzenlemeler ile hükümlülerin aleyhine kuralların ağırlaştırıldığı, herhangi bir geçici madde konulmadığı, dava konusu maddelerin doğrudan kişilerin özgürlüğünü ilgilendirdiği, değerlendirmelerin somut ve denetlenebilir kriterler konulmadan tamamen uygulayıcının insaf ve takdirine bırakıldığı, düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olduğu, itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : İdare ve gözlem kurullarının, 5275 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile Yönetmelik’in 16. maddesi uyarınca en az (12) farklı unvana sahip üyeden oluşan, yasaların kendisine verdiği görevleri yerine getiren, bu amaçla (50) farklı kritere dayalı olarak objektif değerlendirmeler yapan, kararları yargı denetimine tabi olan kurullar olduğu, kurullar tarafından yapılan değerlendirmelerin, hükümlünün ceza süresini etkileyen değerlendirmeler değil, yalnızca infaz sürecine dair değerlendirmeler olduğu, ayrıca, ilgili infaz mevzuatına bakıldığında; açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında infaz etme ve ceza infaz kurumlarından koşullu salıverilmenin bir hak değil, hükümlüye sunulan bir fırsat olduğu, hükümlünün, kendisine sunulan bu fırsatı değerlendirmesi ve hakkında iyi halli olduğu yönünde bir karar verilmesi durumunda bu fırsattan yararlanabileceği, yine, idare ve gözlem kurullarının yasaların kendilerine yüklediği görev ve sorumluluklar doğrultusunda ve yasalar ile belirlenen usul ve esaslara göre görev yaptığı ve kararlar aldığı, bu itibarla; keyfi bir karar alınması ve hükümlü hakkında verilen “iyi hâlli olmadığı” yönündeki kararların bir hak ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının yerinde olmadığı, Yönetmelik'in ve dava konusu edilen kısımlarının hukuka ve mevzuata uygun olduğu düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin 16'ncı maddesinin 1, 2 ve 3'üncü fıkralarının iptali istemiyle açılmış olup; öncelikle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 13'üncü maddesinde, "Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır. Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir." hükmüne, 89'uncu maddesinde ise, "Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur. Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır. Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır. İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır. Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez. İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlere dayanılarak hazırlanan Gözlem Ve Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin "Hükümlülerin gözlemlenmesi" başlıklı 9'uncu maddesinde "Hükümlülerin ceza infaz kurumuna ilk kabulü esnasında sınıflandırmaya ve uygulanacak infaz rejiminin belirlenmesine esas olacak gözlem, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde ve tek kişilik odalarda yapılır. Ancak, ceza infaz kurumunun tek kişilik odası bulunmaması veya sınırlı sayıda olması durumunda bu gözlem, tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir. Gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulan hükümlülerin diğer hükümlü ve tutuklularla ilişki kurmamaları için gerekli tedbirler alınır. İlk gözlem süresi altmış günü geçemez. Hükümlü, ilk gözlem sonunda yapılan yerleştirme işlemlerine müteakiben kurumda kaldığı süre boyunca gözlemlenir ve gösterdiği gelişim en geç altı ayda bir idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilir. Ancak bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre altmış günden az olan hükümlüler hakkında ilk gözlem kararı alınmaz." hükmüne yer verilmiş; 14'üncü maddesinde ise, "İdare ve gözlem kurulunun görevleri" sayılmış, ve 16'ncı maddesinde, "Kurulun inceleme ve değerlendirme esasları" belirlenmiş, iyi halin belirlenmesine esas olacak değerlendirmenin usulü ile ilgili düzenlemeye yer verilmiştir.
5275 sayılı Kanunun yukarıda metnine yer verilen 89'uncu maddesinde, Hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacakları, yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı, Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği, ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişinin katılacağı, Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümlerinin uygulanacağı, açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyeceği düzenlenmiş, İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Yönetmeliğin Kanun maddesinde ifade edilen iyi halin belirlenmesine dair usul ve esasları belirlemek üzere çıkarıldığı, ilgili mevzuatta belirtilen usul ve esaslara hükümlülerin değerlendirilmesinin göre yapıldığı, 5275 sayılı Kanunun 89'uncu maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin 16'ncı maddesine göre; hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre bir gelişim gösterip göstermediği konularında değerlendirmeye tabi tutulacağı, yapılan değerlendirmelerde ise, hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile sosyal-kültürel ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, sosyal ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, kurallara uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı, yasa ile belirlenen bu kriterlerin hükümlülerin tahliye öncesinde yapılması gereken iyi hâl değerlendirmesinin objektif esaslara göre yapılmasını sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmakta olup, düzenlemenin dayanağı mevzuat hükümlerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede üst norma, kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır.
Afyonkarahisar 1 No'lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ... olarak bulunan davacının, açık ceza infaz kurumuna ve denetimli serbestlik müdürlüğüne nakil talebinin incelenmesi sonucunda, Afyonkarahisar 1 No'lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile terör örgütünden ayrıldığı konusundaki talebinin samimi görülmediği, hâlen aktif örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
İdare ve Gözlem Kuruluna karşı davacı tarafından şikayet yoluna başvurulmuşsa da bu başvuru ... İnfaz Hâkimliğinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bu karara karşı yapılan itiraz ise ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... değişik iş sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, 28/10/2021 tarihinde davalı ceza infaz kurumu kaydına giren dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiş; ancak açıkça bir kanun maddesi belirtilmemişse de dava dilekçesinin içeriğinden ve iptali istenilen Yönetmelik düzenlemelerinin dayanağından hareketle 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılarak anılan maddeye yönelik inceleme yapılmıştır.
5275 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ilk hâlinde “Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması” düzenlenmiş ve bu madde uyarınca iyi hâlin saptanmasında "...toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması..." gerektiği hüküm altına alınmıştır. Hükümlünün ceza infaz kurumunda iyi hâlinin devam edip etmediği bu madde esas alınmak suretiyle belirlenmekle birlikte; bu maddede iyi hâlin ne anlama geldiğinin açık olmaması nedeniyle, hükümlüler hakkındaki değerlendirmeler mülga Mülga Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük uyarınca yapılmıştır.

Mülga Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 40. maddesinde, koşullu salıvermeye ve uygulanacak infaz rejimine esas teşkil edecek iyi hâl kararını almanın idare ve gözlem kurulunun görev ve yetkisinde olduğu; 42. maddesinde de, iyi hâlin tespitinde görüş bildirmenin disiplin kurulunun görev ve yetkisinde olduğu belirtilmiş; 133. maddesinin koşullu salıvermede iyi hâlin saptanmasına yönelik olan 1. fıkrasında, “Hükümlünün, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, kurumların düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare ve gözlem kurulunca saptanmış bulunması gerekir.” düzenlemesi yer almıştır.
Bu dönemde, hükümlünün iyi hâlli olup olmadığına yönelik değerlendirme yapılırken başvurulacak yasal düzenlemeler ve bunların uygulanmasını gösteren düzenlemelerde kapsamlı bir hukuk kuralının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5275 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen 7242 sayılı Kanun'la değişik 89. maddesi ile birlikte daha kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmıştır. 89. maddenin 1. fıkrasında, "iyi hal" kavramının tanımı yapılmış, bu kapsamda hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı öngörülmüş; 2. fıkrasında ise, iyi hal değerlendirmesinde esas alınacak kriterler belirlenmiş, buna göre birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı (burada kasıt etkin pişmanlık değildir), ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.
Böylelikle, eski Kanun hükmündeki belirsizlik ve eksiklikler giderilerek iyi hal kavramının anlam, kapsam ve değerlendirme esasları objektif bir biçimde belirlenmiş, hükümlülerin değerlendirilmesi sürecinde bu kriterlere göre somut tespitin olabildiğince tarafsız bir şekilde yapılabilmesinin hukuki zemini hazırlanmış ve bu hususlar kanun güvencesi altına alınmıştır. Bu nedenle, anılan fıkralarda Anayasa'ya aykırılık görülmemektedir.
Maddenin 3. ve 4. fıkralarında, Cumhuriyet başsavcısının veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği idare ve gözlem kurulunun yapısına yönelik kurallara yer verilmiştir. Hükümlülerin değerlendirilmesi hususunda yetkiye sahip olan idare ve gözlem kurulunun idari bir kurul olduğu, yapılan değerlendirmelerin yargısal faaliyet kapsamında kalmadığı, bu nedenle, idari bir kurulun anılan fıkralar uyarınca yapılanmasında Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. İnfaz Hâkimliği Kanunu uyarınca idare ve gözlem kurulu kararlarına şikâyet yolu bulunmaktadır.
Maddenin 5. fıkrasında, kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir. Anılan fıkranın da maddenin düzenleniş amacının doğal bir sonucu olduğu ve hukuki belirsizliğin giderildiği dikkate alındığında Anayasa'ya aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Maddenin 6. fıkrasına ise açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin bir yılı geçemeyeceği kural altına alınmıştır. Hükümlülerin Kanun'un verdiği haktan yararlanabilmesinin önünün tamamen kapanmaması amacıyla yeniden değerlendirmeye tabi tutulacakları öngörülmüş, söz konusu yeniden değerlendirme için de objektif ve makul bir azami süre belirlenmiş olup, anılan fıkrada da Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Maddenin 7. fıkrasında, idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usûl ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiştir. Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca, madde kapsamındaki görevleri koordine etmekle yükümlü davalı idareye yönetmelik ile düzenlenme yapması hususunda yetki veren fıkrada Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, davacılar tarafından, hükümlünün 6 ayda bir iyi hal değerlendirmesine tabi tutulmasının insanlık onuruna, ölçülülük ilkesine ve yapılan değerlendirme sonucunda da hükümlüler arasında ayrım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; kişilerin haklarındaki mahkumiyete ilişkin mahkeme kararının uygulanmasının Anayasa'nın 19. maddesinde hukuka uygunluk sebepleri arasında sayıldığı, infaz sırasındaki tasnif ve değerlendirmelerin de bahse konu kararın doğal sonucu olması, ceza infaz kurumları ile hükümlülerin ve (iyi hal kararına bağlı olarak tahliye ihtimali bulunduğu dikkate alındığında) toplumun güvenliği ile doğrudan ilgili olması karşısında, anılan Anayasa maddesindeki hukuka uygunluk sebepleri kapsamında yer aldığının kabulü gerektiği, 6 ayda bir değerlendirmeye tabi tutulmanın tek başına (kötü muamele ya da işkence gibi haksız bir fiil söz konusu olmadığı sürece) kişinin manevi bütünlüğünü zedelediğinden bahsedilmeyeceği gibi 6 aylık süre aralığının da makul ve ulaşılmak istenilen amaç bakımından elverişli, gerekli, orantılı olduğu; öte yandan, iyi hal değerlendirmesine tabi tutulan hükümlülerden değerlendirme sonucu olumlu olanlar ile olumsuz olanların aynı hukuki ve fiili konumda olduğundan söz edilemeyeceğinden değerlendirme sonucuna göre mevzuatın öngördüğü çerçevede farklı muameleye tabi tutulmalarında eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varıldığından, bahse konu iddialara da itibar edilmemiştir.
Tüm bu nedenlerle, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ile iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istemi ciddi görülmemiştir.

İlgili Mevzuat:
29/12/2004 tarih ve 25685 sayılı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un;
"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
(1) Bu Kanunun amacı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir." hükmüne;
"İnfazda temel ilke" başlıklı 2. maddesinde,
"(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." hükmüne;
"İnfazda temel amaç" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." hükmüne;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezleri" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır.
(2) Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir." hükmüne;
"Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" başlıklı 89. maddesinde,
"(1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır.
(3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır.
(4) İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.
(5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.
(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
5275 sayılı Kanun'un 13. ve 89. maddeleri dayanak alınarak hazırlanan, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmeliğin amacı, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve çalışmaları ile infaz sürecinin her aşamasında hükümlüler hakkında yapılması gereken gözlem ve sınıflandırma ile uygulanan iyileştirme programlarına göre iyi hâl değerlendirmelerinin yapılmasına dair usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmalarının yapılması, durumlarına uygun kurumlara dağıtılması ve uygulanan iyileştirme faaliyetleri ile tutum ve davranışları sonucunda haklarında iyi hâl değerlendirmelerinin yapılması ile ilgili hükümleri kapsar." düzenlemesine;

"Kurulun inceleme ve değerlendirme esasları" başlıklı 16. maddesinde,
"(1) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda; ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülükleri eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında; idare ve gözlem kurulu tarafından, iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Yapılan değerlendirmede; infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı eğitim-öğretim, psiko-sosyal yardım ve destek programları ile sosyal ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu, yükümlülüklerine riayeti, kurum güvenlik ve düzenine katkısı, aldığı disiplin cezaları ve ödüller dikkate alınır.
(3) Bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre, altı aydan fazla olan hükümlüler hakkında yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servislerince “gelişim değerlendirme raporu” düzenlenir. Ancak açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilme tarihi öncesindeki son dönemin artık dönem olması durumunda, bu artık döneme ait değerlendirme ilgili servislerce düzenlenen gözlem değerlendirme raporuna göre yapılır.
(4) Bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre 60 günden fazla, altı aydan az olan hükümlüler hakkında yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servislerince “gözlem değerlendirme raporu” düzenlenir. Ancak ceza infaz kurumunda kalma süresi 60 günden az olan hükümlü hakkında yalnızca yönetim ve psiko-sosyal yardım servisi tarafından gözlem değerlendirme raporu düzenlenir.
(5) İdare ve gözlem kurulu; hükümlü hakkındaki değerlendirmesini yaparken, gözlem değerlendirme ve gelişim değerlendirme raporları, risk değerlendirme raporu ile infaz dosyalarındaki tüm bilgi ve belgelere göre karar verir. Kurullar bu değerlendirme sırasında talebi üzerine veya re’sen hükümlü ile mülakat yapabilir.
(6) İdare ve gözlem kurulu; açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme ya da koşullu salıverilme öncesindeki değerlendirmenin yapıldığı son toplantıda hükümlü hakkında inceleme ya da araştırma yapılmasına veya rapor tanzim edilmesine karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

Dava Konusu Yönetmelik'in 16. Maddesinin 1., 2. ve 3. Fıkralarının İncelenmesi:
Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Kanun koyucu, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 1. fıkrasında, "iyi hal" kavramından ne anlaşılması gerektiğini ve iyi hal değerlendirmesinin yapılacağı azami süre aralığını; 2. fıkrasında da, iyi hal değerlendirmesinde esas alınacak "kriterleri" belirlemiş; ayrıca anılan Kanun'un muhtelif maddelerinde de iyi hale bağlı olarak kazanılacak hak ve yararlanılacak olanakları belirlemiştir. Dolayısıyla, "iyi hal" tanımı ile hükümlülerin iyi halli olup olmadıklarına esas alınacak "kriterler", bizzat ve doğrudan doğruya kanun koyucu tarafından tespit edilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik maddesinin ilk iki fıkrasında, idare ve gözlem kurulunun inceleme ve değerlendirme esaslarının, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin ilk iki fıkrasıyla uyumlu şekilde düzenlendiği görülmektedir. Bu itibarla, dava konusu ilk iki fıkranın, dayanağı Kanun metnine uygun olduğu gibi idare ve gözlem kurulunun karar verirken hangi hususları gözeteceğini de ayrıntılı bir şekilde düzenlediği, bu itibarla davacının kurula keyfi hareket etme imkanı verildiği iddiasının aksine objektif esaslar getiren düzenlemeler olduğu, ayrıca hükümlülerin gerçek ve somut durumlarına göre iyi hal uygulamasına tabi tutulmasının infazın temel amacına da uygun düştüğü ve infaz kurumlarının güvenlik ve düzeni ile diğer hükümlülerin güvenliğinin sağlanması bakımından da hizmetin gereği olduğu anlaşılmaktadır.
Yönetmelik maddesinin dava konusu 3. fıkrasında ise, gelişim değerlendirme raporu hazırlama koşul ve prosedürlerine yer verilmiş; bu kapsamda, bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre, 6 aydan fazla olan hükümlüler hakkında yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servislerince “gelişim değerlendirme raporu” düzenleneceği, ancak açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilme tarihi öncesindeki son dönemin artık dönem olması durumunda, bu artık döneme ait değerlendirmenin ilgili servislerce düzenlenen gözlem değerlendirme raporuna göre yapılacağı belirtilmiştir. Buna göre, hükümlülerin iyi hal değerlendirmesinin en geç 6 ayda bir yapılacağını öngören Kanun hükmü ile paralel olacak şekilde hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süreye göre değerlendirme prosedürünü belirleyerek, kalan süresinin 6 aydan fazla olması halinde gelişim puanlaması yapılacağını, 6 aydan az kalması halinde iyi hal puanlamasına ihtiyacı olmadığından gözlem değerlendirme raporu ile yetinileceğini öngören dava konusu 3. fıkrada da, dayanağı Kanun'a, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, Yönetmelik'in 16. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarının hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesi konusunda yapılan değerlendirmenin yargısal bir faaliyet olmadığı, idari bir sürecin sonucunda verilen bir karar olduğu, kurulca verilen kararların 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca, yargısal denetime tabi olduğu, idare ve gözlem kurulu kararının infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesince denetlendiği, nitekim davacının da bu yollara başvurduğu, dolayısıyla idare ve gözlem kurulunca somut olaylar üzerine verilecek kararların her zaman yargı önüne taşınarak hukuka aykırılığın yargı eliyle giderilebileceği de açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, adli yardım istemi kabul edildiğinden dava açılırken yatırılmamış olan söz konusu miktarın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim