Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/4919
2025/4573
16 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4919
Karar No : 2025/4573
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3-...
4- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
3- ... Belediye Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın 18/08/2019 tarihinde Kayseri ili, Yahyalı ilçesi, ... mevkiinde bulunan yolda ailesi ile birlikte yürümekte iken meydana gelen heyelanda vücuduna ve kafasına kaya parçaları isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiğinden bahisle olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 60.000,00 TL (miktar artırımı sonucu ayrı ayrı 128.314,13 TL olmak üzere toplam 256.628,26 TL) maddi ve ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminat ile kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Aladağlar Milli Parkı dahilinde bulunan ve aynı zamanda yerleşim yeri ve doğa turizmi amacıyla kullanılan mahalde meydana gelen olayda, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması dolayısıyla yaşam hakkının korunabilmesi adına idareden beklenen pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle olayın vuku bulduğu, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunda; davacı anne ... için destekten yoksun kalma zararının 128.314,13 TL, davacı baba ... için destekten yoksun kalma zararının 128.314,13 TL olduğunun belirtildiği, manevi tazminat istemi yönünden ise; dava konusu olayın vuku buluş şekli, davacılar üzerinde ömür boyu sürecek etkileri ve sonuçları ile davalı idarelerin olayda mevcut olan kusur durumu dikkate alınarak ... için 100.000,00 TL, baba ... için 100.000,00 TL, kardeşler ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminat isteminin tamamının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf isteminin reddine, davalı idarelerin istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacılar üzerinde ömür boyu sürecek etkileri ve sonuçları ile davalı idarelerin olayda mevcut olan kusur durumu dikkate alınmak suretiyle anne ... için 50.000,00 TL ve baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; davalı idarelerin olayın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, müteveffanın kusurunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğu, anne ve baba yönünden manevi tazminat hakkında yeniden kurulan hükmün bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından; dava konusu olayın milli park içerisinde ve ... Köyünün ... olarak adlandırılan yerleşim yerinde evlerin arasında meydana geldiği, bahse konu yerin iskan alanı olarak belirlendiği, 1995 yılında milli park alanı içinde kaldığı, yolun milli park yönetimi tarafından açılan bir yol olmadığı, iskan alanındaki meskenlere yönelik eskiden açılan yol olduğu, ziyaretçilerin kullanımına açılan bir yer olmadığı, idarelerinin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; olayın meydana geldiği yerin Bakanlığın sorumluluğunda olduğu, bahse konu yerin yerleşim yeri olmadığı, hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı Yahyalı Belediye Başkanlığı tarafından; dava konusu olayın gerçekleştiği yerin Bakanlığın sorumluluğunda olduğu, Belediyelerinin dava konusu alanda herhangi bir tasarrufu, görevi, yetkisi ve sorumluluğu bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca; Üye ... ve Üye ...'ın "dava konusu olayın milli park sınırları içerisinde gerçekleştiği ve heyelan sonucu meydana geldiği dikkate alındığında gerek 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'ndan gerekse afet işlerine ilişkin mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünün Danıştay Dördüncü Dairesinin görevinde olduğu" yönündeki usule ilişkin karşı oylarına karşılık oy çokluğu ile işin esasına geçildi, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Tarım ve Orman Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacıların yakını ...'ın 18/08/2019 tarihinde gezi amacıyla gittiği Kayseri/Yahyalı ilçesi, ... mevkiinde ailesi ile birlikte yürümekte iken dağ yamacından kopan kaya parçalarının oluşturduğu heyelanda vücuduna ve kafasına kaya parçaları isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiği, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle davalı Tarım ve Orman Bakanlığına 04/10/2019 tarihinde başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 60.000,00 TL (miktar artırımı sonucu ayrı ayrı 128.314,13 TL olmak üzere toplam 256.628,26 TL) maddi ve ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminat ile kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemleri ile davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemleri ile davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarelerin dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılar anne ... ve baba ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Bölge İdare Mahkemesince; müteveffanın annesi için 50.000,00 TL, babası için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmişse de, dava konusu olayın oluş şekli, davacıların çocuğu olan müteveffanın yaşı, söz konusu olayın davacılar üzerinde yarattığı etki ve davacıların yaşadığı acı ve sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak ve davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarları makul ve hakkaniyete uygun olduğundan davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerine yönelik kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemleri ile davacı kardeşler ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerinin kabulüne dair kısmına karşı davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)- KARŞI OY :
Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin kararı usule ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden kararın davacı anne ve babanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX)-KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, davacıların yakını ...'ın 18/08/2019 tarihinde Kayseri ili, Yahyalı ilçesi, ... mevkiinde bulunan yolda ailesi ile birlikte yürümekte iken meydana gelen heyelanda vücuduna ve kafasına kaya parçaları isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiğinden bahisle olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 16/10/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu olayın meydana geldiği yerin, Aladağlar Milli Parkı sınırları içerisinde yer aldığı, bahse konu alanın 1995 yılında milli park ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Milli Parklar Kanunu'nun "İşletme" başlıklı 4. maddesinde, "Bu Kanun hükümlerine göre milli park olarak belirlenen yerlerin özellik ve nitelikleri gözönünde tutularak, koruma ve kullanma amaçlarını gerçekleştirmek üzere, kuruluş, geliştirme ve işletilmelerini kapsayan gelişme planı, ilgili bakanlıkların olumlu görüşleri ve gerektiğinde fiili katkılarıyla, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hazırlanır ve yürürlüğe konur. Gelişme planı uyarınca iskan ve yapılaşmaya konu olacak yerler için, imar mevzuatına göre imar uygulama planları, milli park gelişme planı hüküm ve kararlarına uygun olarak hazırlanır veya hazırlattırılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile yürürlüğe konulur. Üçüncü madde hükümleri uyarınca tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı olarak belirlenen yerler için gerekli projeler, Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınarak Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hazırlanır ve yürürlüğe konur. Bu Kanun kapsamına giren yerlerdeki turizm bölge, alan ve merkezlerinde, turizm yatırımlarına ilişkin plan kararları Çevre ve Şehircilik ile Orman ve Su İşleri Bakanlıklarının görüşü alınarak sonuçlandırılır." hükmü; "Yapı ve tesisler" başlıklı 12. maddesinde, "Bu Kanunun 7 nci ve 8 inci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanlarındaki planların gerektirdiği her türlü hizmet ve faaliyetler ile koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme ve dinlenme hizmetleri için gerekli her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesisler Orman ve Su İşleri Bakanlığınca yapılır veya yaptırılır, yönetilir veya işletilir" hükmü bulunmaktadır.
Buna göre, milli park sınırında gerçekleşen dava konusu olayda, dava konusu olayın önlenebilmesi için her türlü tedbirin ve önlemin alınmasının Tarım ve Orman Bakanlığının sorumluluğunda olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu olayın meydana gelmesinde davalılar Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Yahyalı Belediye Başkanlığının hizmet kusuru bulunmadığından söz konusu davalı idareler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olup kararın anılan davalı idareler yönünden bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.