Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/3961
2025/4740
23 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3961
Karar No : 2025/4740
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...'e velayeten
... ve ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'in 22/09/2013 tarihinde geçirdiği kaza sonucu yaralanan kolunun tedavisi için başvurduğu ... Devlet Hastanesi, ... Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinde takip, tedavi ve sevk işlemlerinin tıp kurallarına aykırı olarak yapılması sonucunda ...'in kolunu kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 1.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi, ... için 100.000,00 TL manevi, ... için 100.000,00 TL manevi, olmak üzere toplam 1.201.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu raporunda, uygulanan muayene, tetkik, takip, tedavi ve sevk işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, olayın gelişim süreci itibarıyla sağlık personeline izafe edilebilecek herhangi bir kusura rastlanılmadığı belirtildiğinden, davalı idarenin personelinin hizmet kusuru işlediği ya da idarenin kusursuz sorumluluğunu gerektirecek başkaca bir bulguya rastlanılmadığından, davacılardan ...'in sevkinde ve tedavisinde davalı idarenin tazminatla yükümlü tutulmasını gerektiren bir sorumluluğunun bulunmadığı neticesine ulaşıldığı, bu nedenle maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki isabet görülmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu olayda idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, ambulansın sevki sürecinde gecikmeler yaşandığı, kopan kolun organ taşıma kabında değil de siyah bir kap içerisine konulduğu ve bu halde taşındığı, aydınlatılmış onamının alınmadığı, kopan kulun kurtarılmasına çalışılmadan sadece ampute tedavisinin yapıldığı, ... Devlet Hastanesinden ... Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine ne kadarlık süre içerisinde sevk edildiğine ilişkin bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hususun Adli Tıp Kurumundan sorulması gerektiği, Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, 22/09/2013 tarihinde iş kazası şikayetiyle ... Devlet Hastanesinde değerlendirilen davacı ...'in sol kol proksimalden total ampüte olduğunun tespit edildiği, 22/09/2013 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Plastik Cerrahı tarafından değerlendirilen hastanın ... Üniversitesine sevkinin planlandığı, ... tarihinde Van 112 Ambulans Servisi tarafından saat 20:40'ta hastanın 1 ünite kan ve Gelofusine 500 cc takılmış olarak teslim alındığı, transfer sırasında saat 22:20 civarında kolunda kanama gelişmesi nedeniyle ... Devlet Hastanesine 23:00 civarı acil giriş yapıldığı, burada müdahalesi yapılan hastanın yeniden ambulansla 23/09/2013 tarihinde saat 01:15'te ... Üniversitesi Hastanesine teslim edildiği, 23/09/2013 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesinde yapılan muayeneleri sonucunda amputatın avulsiyon tarzında olduğu, soğuk iskemi zamanından dolayı hayati tehlikesi dahil tüm olumlu ve olumsuz riskler anlatılarak replantasyon önerilmediği, güdük onarılması önerildiği, hastanın babası ...'den onam alınarak güdük kapama ameliyatı yapıldığı, 4 adet taze donmuş plazma, 4 adet taze donmuş plazma - kriyopresitat takıldığı, 30/09/2013 tarihinde taburcu edildiği, sonrasında davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'in 22/09/2013 tarihinde geçirdiği kaza sonucu yaralanan kolunun tedavisi için başvurduğu ... Devlet Hastanesi, ... Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinde kopan kolun kurtarılmasına çalışılmadan ve hasta yakınlarının onay izin prosedürü dahi izlenmeksizin sadece güdük tedavisi yapılması sonucunda ...'in kolunu kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, olayda idarelerin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; -özetle- "Dosya içerisinde ampute kolun taşınması ile ilgili herhangi bir tıbbi belge olmamakla birlikte; kişinin tedavisine katılan tüm sağlık personelinin ifadelerinde ampute kolun organ taşıma kabı içerisinde ve buz aküleri arasında naklinin yapıldığının söylendiği, bu ifadelerin mahkemenizce kabulü halinde; ampute kolun uygun şekilde taşındığının kabulü gerektiği, 112 Komuta Kontrol Merkezi tarafından hava şartları ve uçak ambulansın nakil sırası değerlendirilmesi neticesinde kişinin 112 Kara Ambulansı ile ... Eğitim Araştırma Hastanesinden ... Üniversitesi ... ve ... Araştırma Hastanesine yapılan sevk yönetimi ve organizasyonunun tıp kurallarına uygun olduğu, kişide avülsiyon (çekerek ve ezilerek kopma) şeklinde yaralanma olduğu, bu tür yaralanmalarda damar intimasında (iç tabakası) hasarlanma oluşacağından 'amputatın tutması' ihtimalinin diğer yaralanmalara (giyotin tarzı düzgün kesikler) oranla düşük olacağının tıbben bilindiği, bu nedenle güdük kapatılması önerildiği, olay tarihinde davacının reşit olmaması nedeniyle babasından güdük kapatma onamı alınarak kişiye uygulanan güdük onarımı tedavisinin tıbben uygun olduğu, dolayısıyla ...Üniversitesi ... Araştırma ve ... Araştırma Hastanesinde kişiye güdük onarımı yapan Ortopedi hekimi ile kişinin tedavisine ve sevkine katılan ilgili sağlık personellerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görümüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, idarenin işleyişinde organizasyon hatası tespit edilmediği " yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile de davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda her ne kadar dava konusu olayda kişinin tedavisine katılan sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idarelere atfı kabil kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir;
-Davacıların da iddia ettiği üzere ...'in 22/09/2013 tarihinde geçirdiği kaza sonucu yaralanan kolunun tedavisi için ilk olarak başvurduğu ... Devlet Hastanesinde ilk müdahalenin zamanında ve eksiksiz yapılıp yapılmadığı, alınan sevk kararı sonrasında ambulansın ne kadar sürede hastaneye intikal ettiği, sonrasında ilgili merkeze ne kadar sürede vardığı, arada geçen sürenin sağlık hizmetinin aciliyeti ve ...'in mevcut durumu dikkate alındığında makul olup olmadığı, bir bütün olarak ambulans hizmetlerinde ve sevk hususunda bir gecikme ya da ihmal olup olmadığı, ...'in kolunu kaybetmesinde sevkte geçen sürenin bir etkisinin olup olmadığı hususlarının açıklanmadığı görülmektedir.
-Bunun yanında, Adli Tıp Kurumu raporunda da belirtildiği gibi ...'in ... Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezine, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı hekim tarafından mikrocerrahi olanağının bulunmadığından bahisle sevk edildiği; ancak bu durumda ...'e ilgili hastane tarafından yetkin tıbbi müdahale imkanı tanıyacak şartların sağlanamamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, organizasyon eksikliğinin bulunup bulunmadığı hususunun raporda değerlendirilmediği görülmektedir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla aralarında Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanının da bulunduğu ilgili Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.