Danıştay danistay 2022/3918 E. 2025/2204 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/3918
2025/2204
24 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3918
Karar No : 2025/2204
DAVACI :... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Genel Müdürlüğü / ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından;
1) 25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin yetki ve şekil yönünden tamamının, bu mümkün olmadığı takdirde;
\- 1. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin,
\- 4. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin,
\- 6. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin,
\- 16. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 21. maddesinin,
\- 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının,
\- 24. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 28. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 31. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 35. maddesinin 2. fıkrasının,
\- 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin, 4., 5. ve 8. fıkralarının,
\- 41. maddesinin 4. fıkrasının,
\- 43. maddesinin 1. fıkrasının,
\- 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali ile
2) 27/04/2021 tarih ve 31467 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7317 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına,
karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin;
\- 1. maddesinin 2. fıkrası yönünden; 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri Büroları Hakkında Kanun uyarınca lisanslı bürolara, serbest mühendislik ve müşavirlik faaliyetinde bulunma yetkisi tanındığı halde, Yönetmelik kapsamında bu yetkinin hangi mevzuat ve kurallar dahilinde yürütüleceğinin düzenlenmediği, yine Yönetmelik maddesinde geçen "iş dağıtımı" ifadesinin tanımı yapılmadığı gibi bu yetkinin nasıl kullanılacağının da düzenlenmediği,
\- 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; idari para cezasının hangi hallerde verileceğine ilişkin tanımın muğlak ve yetersiz olduğu ve bu haliyle belirlilik ilkesine aykırılık teşkil ettiği,
\- 4. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Yönetmelik maddesi ile yetki ve görevleri açıklanan "lisanslı büro komisyonu"nun 5368 sayılı Kanun'da bulunmadığı, kanunda yer almayan bir düzenlemenin yönetmelik ile düzenlenmesinin mümkün olmadığı,
\- 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi ile 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi yönünden; 10 yıllık tecrübe şartının tespit edilmesine ilişkin ifadelerin yetersiz olduğu, 10 yıl çalışmış olmanın liyakatin sağlandığı anlamına gelmeyeceği, uzmanlık gerektiren lisanslı büro faaliyetinin yürütülebilmesi için tecrübe sahibi olunduğunun belgelendirilmesinin istenilmesi gerektiği,
\- 6. maddesinin 2. fıkrası yönünden; "zorunlu görülen" hallerin ne olacağının ve "bir veya birkaç büro" yetkilendirmesinin hangi kıstaslara göre yapılacağının belirlenmediği, yetkilendirme işlemleri yeterince açıklanmadığı için uygulamada suistimâl edilebileceği,
\- 16. maddesinin 2. fıkrası yönünden; hangi durumlarda ihtiyaç duyulacağı ve hangi eğitimlerin verileceğinin açıklanmadığı,
\- 21. maddesi yönünden; "mücbir sebep halleri"nin detaylıca açıklanmadığı, işe başlama bildirimi konusunda çelişkiler içerdiği,
\- 22. maddesinin 1. fıkrası yönünden; 3091 sayılı Kanun'un, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün faaliyet alanı olan kadastro teknik hizmetleri kapsamındaki yer gösterme ya da aplikasyon krokisi düzenlenmesini gerektirecek ya da bu görevi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne tevdi eden herhangi bir düzenleme içermediği, bu nedenle Yönetmelik düzenlemesinin uygulanabilirliğinin bulunmadığı,
\- 22. maddesinin 2. fıkrası yönünden; lisanslı mühendislerin, serbest mühendislik ve müşavirlik faaliyetini ne şekilde yürüteceği konusunda bir düzenlemeye yer verilmediği,
\- 24. maddesinin 2. fıkrası yönünden; hizmet yükümlülüğü ve davranış ilkelerine ilişkin hususların muğlak olduğu, lisanslı mühendislerin hangi davranışları sergileyemeyeceğinin açıklanmadığı,
\- 28. maddesinin 2. fıkrası yönünden; lisanslı mühendislerin adres değişikliğini hangi kıstaslara göre yapacağının ve adres değişikliğinde lisans belgesinin de değişip değişmeyeceğinin açıklanmadığı,
\- 31. maddesinin 2. fıkrası yönünden; yetki alanı içerisindeki diğer lisanslı bürolar ile ne şekilde koordinasyon sağlanabileceğinin belirsiz olduğu, düzenlemenin bu haliyle ucu açık ve uygulanabilirlikten uzak olduğu,
\- 35. maddesinin 2. fıkrası yönünden; lisanslı mühendisin, çalışanlarının hangi davranışlarından sorumlu olacağının belirsiz olduğu, denetimin hangi davranış kalıpları için geçerli olacağının anlaşılamadığı,
\- 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden; uyarma cezasının verileceği tutum ve davranışların belirsiz olmasının denetmenin keyfiyetine göre ceza verilmesine neden olacağı,
\- 36. maddesinin 4. ve 5. fıkraları yönünden; lisansın geçici ve sürekli iptali cezasının Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına bildirilmesi gerektiği, bu yönde bir açıklamaya yer verilmediği,
\- 36. maddesinin 8. fıkrası yönünden; 5368 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde ve dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde disiplin cezaları arasında sayılmayan idari para cezalarına, dava konusu Yönetmeliğin "Denetime tabi hususlar ve uygulanacak disiplin cezaları" başlıklı 36. maddesinin 8. fıkrasında yer verilmesinin, idari para cezalarının niteliği bakımından tereddüde yol açtığı gibi Kanun'un emredici hüküm ve sistematiğine de uymadığı, ayrıca Kanun'un 8. ve 10. maddelerinde, adres değişikliğinde idareye bilgi verilmemesi halinde para cezası verileceği yönünde bir düzenlemeye de yer verilmediği, dava konusu kuralın bu yönden de hukuka aykırı olduğu,
\- 41. maddesinin 4. fıkrası yönünden; Yönetmeliğin dayanağı olan 5368 sayılı Kanun'a aykırı bir şekilde çalıştırılması zorunlu personelin artırılması konusunda idareye yetki verildiği,
\- 43. maddesinin 1. fıkrası yönünden; imza yetkisinin devri için öngörülen 30 günlük sürenin yetersiz olduğu, uzun süreli hastalık, tutukluluk hali vb. gibi durumların düzenlenmemesinin de eksiklik olduğu,
\- 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; "Hizmet katılım payı" ifadesinin 5368 ve 7317 sayılı Kanunlarda yer almadığı, Yönetmelikte tanımlanmadığı, hangi hallerde alınacağının da belirlenmediği,
\- 27/04/2021 tarih ve 31467 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7317 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3. ve 4. maddeleri yönünden; Anayasa'nın 2, 10, 11, 35, 48 ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından,dava konusu Yönetmeliğin;
\- 1. maddesinin 2. fıkrası yönünden; lisanslı mühendislerin de serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyetini yürütürken diğer serbest mühendisler gibi 3458 sayılı Kanun ile Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası mevzuatına tabi olduğu, yani serbest mühendislerin yasa ve alt düzenleyici işlemlerle belirlenmiş bir mevzuatının bulunduğu, il ve ilçe merkezlerinde birden fazla lisanslı büro bulunmasının ve iş sahiplerinin istedikleri büroya işlerini yaptırmaları yönünde tercih hakkına sahip olmalarının hizmet kalitesini ve vatandaş memnuniyetini artıracağı yönündeki politikaları nedeniyle Yönetmelikte iş dağıtımı ile ilgili düzenleme yapılmadığı,
\- 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; idari para cezalarının hukuki olarak idari yaptırım niteliğinde olduğu, bu nedenle disiplin cezaları içerisinde düzenlenmediği, düzenlemenin muğlak ve belirsiz olmadığı,
\- 4. maddesinin 2. fıkrası yönünden; lisanslı büro komisyonunun, lisanslı mühendisler hakkında önerilen lisansın geçici iptali ve sürekli iptaline ilişkin disiplin cezalarını dosya üzerinden karara bağlamak ve verilen gerekçeli kararı Genel Müdür onayına sunmak görevi dışında istişari karar alabilen, danışma organı mahiyetinde görev yapmak üzere Yönetmelikle ihdas edildiği, 5368 sayılı Kanun'a aykırı bir durum oluşmadığı,
\- 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi ile 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi yönünden; serbest büro faaliyeti yürüten harita kadastro mühendisleri ile özel sektörde çalışan harita kadastro mühendislerinin Oda tarafından düzenlenmiş mesleki deneyim süresini gösteren belge ibraz etmeleri durumunda bu belgenin mesleki deneyimi tevsik edici belge olarak kabul edildiği, Oda tarafından düzenlenmiş mesleki deneyim belgesi, lisans belgesi alma şartı olan 10 yıl mesleki deneyim şartını karşılamıyor ise SGK kayıtları ile birlikte ilgili özel sektör kuruluşunda harita kadastro mühendisi olarak çalıştığına dair belgeyi ibraz etmesi gerektiği hususunda talep sahibine bilgi verildiği,
\- 6. maddesinin 2. fıkrası yönünden; düzenleme ile nüfusu çok az olan bir veya iki il için ve ancak geçici bir süre söz konusu olabilecek son derece istisnai durumlar için idareye yetki verdiği, idarenin, lisanslı büro kurulmamış illerde kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanabilmesi ve aksamadan yürütebilmesi amacıyla coğrafi yakınlık, ulaşım durumu, iklim şartları, iş hacmi, hizmetlerin kadastro müdürlüğü tarafından doğrudan yerine getirilebilmesi imkânının bulunup bulunmadığı gibi hususları değerlendirerek en uygun durumdaki lisanslı büroyu/büroları yetkilendirilebileceği, idareye takdir yetkisi veren her düzenleyici işlemin kamu yararı gerekleri doğrultusunda kullanılması zorunlu olduğu ve uyuşmazlık konusu olması durumunda takdir yetkisinin hukukilik yönüyle yargı denetimine tabi olduğu,
\- 22. maddesinin 1. fıkrası yönünden; söz konusu düzenlemenin, 3091 sayılı Kanun'un uygulaması kapsamında kadastro müdürlüklerine yapılan teknik eleman görevlendirilmesi taleplerine yönelik ve idarelerinin görev ve yetkileriyle sınırlı bir düzenleme olduğu,
\- 28. maddesinin 2. fıkrası yönünden; büro adresinin tescilinin Yönetmeliğin 19. maddesinde, büro adresinin bildiriminin ise Yönetmeliğin 21. maddesinde açıklandığı, ayrıca büro tescili ile ilgili olarak Harita Kadastro Mühendisleri Odasının kendi iç mevzuatı da bulunduğu,
\- 31. maddesinin 2. fıkrası yönünden; lisanslı büroların faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla hazırlanan LIHKAB Ofis Otomasyon Sisteminin 19/03/2019 tarihi itibarıyla faaliyete geçtiği, lisanslı büro faaliyetlerine yönelik sözleşme oluşturma, fiyat hesaplama, faaliyet alanındaki tapu bilgilerini görebilme, personel ve donanım takibi, diğer kurumlarla yazışma, yer değişikliği, teminat raporlama faaliyetlerinin yapılabildiği,
\- 41. maddesinin 4. fıkrası yönünden; Kanunun belirlediği çalıştırılması zorunlu asgari zorunlu personel sayısının üzerinde olmak koşuluyla idarenin bu alanda yeni bir düzenleme yapmasını yasaklayan bir hususun 5368 sayılı Kanunda bulunmadığı, 5368 sayılı Kanun'un asgari sınırı belirlediği, sosyal ve ekonomik hayatın işleyişinin dinamik süreçler olduğu, kamu hizmetlerinin sonradan karşılaşılan yeni durumlara süratle adapte olması gerektiği, karşılaşılan yeni durumlarla ilgili olarak idarenin kanunlara aykırılık teşkil etmemek koşuluyla düzenlemeler yapmak hususunda genel yetkisinin bulunduğu,
\- 43. maddesinin 1. fıkrası yönünden; lisanslı mühendisin imza yetkisini devredebileceği azami sürenin 30 gün olduğu, 30 günü geçen uzun süreli hastalık, tutukluluk gibi hallerde veya serbest mühendislik faaliyetinin icrası kapsamında lisanslı mühendisin imza yetkisi devri yapamayacağı, nitekim Yönetmeliğin 45. maddesinde; lisansın geçici veya sürekli iptali durumlarında, lisanslı büronun yetki sahasındaki kadastro teknik hizmetlerinin, başka lisanslı büro bulunmaması durumunda ve 6. maddenin 2. fıkrasındaki durum haricinde yeni bir lisanslı büro kuruluncaya kadar kadastro müdürlüğü tarafından yapılacağı açıklandıktan sonra aynı maddenin 2. fıkrasında ceza soruşturması veya kovuşturması nedeniyle tutukluluk kararı verilen lisanslı mühendis hakkında da 1. fıkranın uygulanacağının belirtildiği,
\- 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; yürürlükte olan lisanslı büro mevzuatında "Hizmet katılım payı" adı altında bir ödeme türü bulunmadığından şu an için düzenlemenin uygulanmadığı, sınırlandırıcı değil, örnek kabilinde bir düzenleme yapıldığı, mevzuat değişikliği sonucu "Hizmet katılım payı" adı altında bir ödemenin getirilmesi durumunda düzenlemenin uygulanacağı,
\- Yönetmeliğin iptali istenilen diğer maddeleri ve 27/04/2021 tarih ve 31467 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7317 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3. ve 4. maddeleri yönünden de Anayasa ile hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin, 22. maddesinin 1. fıkrasının, 36. maddesinin 8. fıkrasının, 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "hizmet katılım payı" ibaresinin iptaline, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmelik"in tamamının, bu mümkün olmadığı takdirde; 1. maddesinin 2. fıkrasının; 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin; 4. maddesinin 2. fıkrasının; 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin; 6. maddesinin 2. fıkrasının; 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin; 16. maddesinin 2. fıkrasının; 21. maddesinin; 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının; 24. maddesinin 2. fıkrasının; 28. maddesinin 2. fıkrasının; 31. maddesinin 2. fıkrasının; 35. maddesinin 2. fıkrasının; 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile 4., 5. ve 8. fıkralarının; 41. maddesinin 4. fıkrasının; 43. maddesinin 1. fıkrasının; 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali ve 27/04/2021 tarih ve 31467 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7317 sayılı "Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır.
Öncelikle davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı Dernek tarafından; 5368 sayılı "Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun" uyarınca sadece lisanslı harita kadastro mühendislik sınavında başarılı olarak lisans alan mühendisler tarafından lisanslı bürolar açılabilmekteyken, 7317 sayılı Yasa ile sistemin kökten değiştirildiği; tamamı sınavda başarılı olarak bilgi ve deneyimini kanıtlamış; bir kısmı risk alarak Tapu Kadastro Müdürlüklerindeki memuriyet görevinden ayrılmış mühendislerden oluşan üyelerinin kazanılmış haklarının ellerinden alındığı; düzenlemenin hizmet gerekleri ile de bağdaşmadığı; kamu görevi niteliğindeki faaliyetin deneyimsiz ve yetersiz kişiler eliyle görülmesine yol açıldığı; değişikliğin gerekliliğine ilişkin ikna edici gerekçelerin bulunmadığı, kamu açısından da ciddi sıkıntılara yol açılacağı, bu yönleriyle Yasa'nın 1, 2, 3, ve 4. maddelerinin Anayasa'nın 2, 10, 11, 35, 48 ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara ve istikrar kazanmış idari uygulamalara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu ve istikrar kazanmış idari uygulamalara devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir.
Ancak güvenin korunması, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemelidir. Hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde algılanması, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğurur ki bu da toplumun çağın gerisinde kalmasına, kamu yararının zedelenmesine neden olabilir. Bu nedenle kanun koyucu, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilir ve bu değişiklikler kişilerin beklentilerini etkileyebilir.
Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesinin ön koşullarından biri beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşmasıdır. Haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir kanunda, ya da idarenin istikrar kazanmış bir uygulamasında öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak kazanılmış haklardan farklı olarak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir.
Her ne kadar uyuşmazlık konusu olayda kazanılmış hakdan bahsedilmesi zor olsa da, haklı beklentinin bulunduğu açıktır.
Anayasa'ya aykırılık iddiasının incelenmesi bakımından haklı beklenti bulunmakla birlikte bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının bulunup bulunmadığı konusu önem taşımaktadır.
Davalı idarece süreçle ilgili verilen bilgi ve bahsi geçen belgeler incelendiğinde; 5368 sayılı Kanun'un kabul edildiği 2005 yılı için sınavla belirlenecek lisanslı mühendisler tarafından açılması öngörülen büro sayısının 1045 olduğu, ancak duyuru sonrası 11/10/2009 tarihinde ilk defa yapılan sınav neticesinde ilk etap için öngörülen 551 bürodan 314 adedine yerleştirme yapıldığı, sonrasında idari yargıda açılan dava süreçlerinin tamamlanmasının beklendiği, dava konusu Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 27/10/2021 tarihi itibariyle ise lisanslı büro sayısının 222 olduğu, ülke çapında sadece 186 ilçede bulunduğu, 19 ilde ise hiç bulunmadığı, hedeflenen hizmetin yaygınlaştırılamadığı; sürece ilişkin yapılan değerlendirmeler ve sayısal veriler dikkate alınarak 7317 sayılı Yasa ile sınav koşulu kaldırılırken, 5 yıllık tecrübe koşulunun 10 yıla çıkarıldığı, ayrıca Yasa'nın 4/3 maddesinde biri lisanslı mühendis dışında mühendis olmak koşuluyla en az üç kişi çalıştırma zorunluluğu getirilerek, davacı tarafça ileri sürülen idarenin denetim ve gözetim görevini yerine getiremeyeceği ölçüde bir büro açılmasının önüne geçildiği, nitekim Harita Kadastro Mühendisleri Odasına serbest harita kadastro mühendislik ve müşavirlik büro tescilini yenilemiş on yıl mesleki deneyime sahip serbest harita kadastro mühendisi sayısının 1899 olduğu; öncesinde sınav kazanarak memuriyetten ayrılmış kişilerin herhangi bir hak kaybına uğramamaları için 7317 sayılı Yasa ile 5368 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 2. madde ile de memuriyete dönüş imkanı sağlandığının belirtildiği görülmüş olup, bu açıklamalar ışığında Yasa değişikliğinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek tesis edildiği, kişisel mağduriyetlerin giderimini önleme amaçlı hükümlere de yer verildiği görüldüğünden Anayasa'ya aykırılık iddiası geçerli görülmemiştir.
İptali istenilen Yönetmeliğe gelince;
Yukarıda ayrıntısıyla bahsettiğimiz üzere davacının Anayasa'ya aykırılık iddiaları çerçevesinde Anayasaya aykırı Yasa hükümlerine dayanan Yönetmeliğin tamamının da hukuka aykırı olduğu yolundaki iddiası da geçerli görülmemiştir.
Yönetmelik hükümleri madde bazında incelendiğinde;
Yönetmeliğin iptali istenilen 1. maddesinin 2. fıkrasının; 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin; 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin; 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin; 22. maddesinin 2. fıkrasının; 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile 4. ve 5. fıkralarının 5368 sayılı Yasa ile paralel hükümler içerdiği görüldüğünden hukuka aykırılık iddiası geçerli görülmemiştir.
Yönetmeliğin iptali istenilen 6. maddesinin 2. fıkrasının; 16. maddesinin 2. fıkrasının; 21. maddesinin; 24. maddesinin 2. fıkrasının; 28. maddesinin 2. fıkrasının; 35. maddesinin 2. fıkrasının ise dayanak Yasa hükümleri ile davalı idareye verilen yetki ve görev doğrultusunda tesis edildiği, yeterli açıklık taşımadığı iddiasının geçerli olmadığı sonucuna varılmış olup, bu hükümlerde de hukuka ve üst hukuk normuna aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının; 3091 sayılı Kanun'un, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün faaliyet alanı olan kadastro teknik hizmetleri kapsamındaki yer gösterme ya da aplikasyon krokisinin düzenlenmesini gerektirecek ya da bu görevi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne tevdi eden herhangi bir düzenleme içermediği, bu nedenle Yönetmelik düzenlemesinin uygulanabilirliğinin bulunmadığı yönündeki hukuka aykırılık iddiası bakımından; 3091 sayılı Yasa'nın "Soruşturma" başlıklı 5. maddesinde soruşturmayı yapan kişilere gerektiğinde teknik eleman ve yardımcı verileceği yolundaki hüküm yanında bu Yasa'nın uygulanması amacıyla yürürlüğe konulan "Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanununun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmelik"in 22 ve 29. maddelerinde yer verilen; soruşturma yapmak üzere görevlendirilen kişilere taşınmazın ölçülmesi, sınırlarının belirlenmesi, krokisinin çizilmesi ve tapu uygulaması gibi hususlarda yardımcı olmak üzere eleman verilebileceği; soruşturma sırasında soruşturma memuru veya görevlendirilmiş ise teknik eleman tarafından taşınmaz malın mevkii, yönleri, sınırları ve tecavüz veya müdahale edilen kısmın çizilerek basit kroki üzerinde gösterileceği yönündeki düzenlemelerden kaynaklı olarak her ne kadar basit kroki ibaresi kullanılmış ise de çoğu zaman öncelikle taşınmazın paftasından zemine aplikasyonunun gerekmesi nedeniyle ihtiyaç duyulan teknik elemanların çoğu kez kadastro müdürlüklerinden talep edildiği açık olup, bu taleplerin yeterli ve etkili bir şekilde karşılanması amacıyla tesis edilen dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yönetmeliğin 31. maddesinin 2. fıkrasına gelince; yetki alanı içerisindeki diğer lisanslı bürolar ile ne şekilde koordinasyon sağlanabileceğinin belirsiz olduğu, düzenlemenin bu haliyle ucu açık ve uygulanabilirlikten uzak olduğu ileri sürülmüş ise de; davalı idarece lisanslı büroların faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla hazırlanan LIHKAB Ofis Otomasyon Sisteminin 19/03/2019 tarihi itibarıyla faaliyete geçtiği, lisanslı büro faaliyetlerine yönelik sözleşme oluşturma, fiyat hesaplama, faaliyet alanındaki tapu bilgilerini görebilme, personel ve donanım takibi, diğer kurumlarla yazışma, yer değişikliği, teminat raporlama faaliyetlerinin yapılabildiği, Yönetmelik'de bahsi geçen sistemin bu sistem olduğu, hali hazırda işlevsel bir şekilde kullanıldığı belirtildiğinden bu hususta eğer bir aksaklık mevcut olur ise bunun da idare ile sistem üzerinden yapılacak yazışmalar ile giderilebileceği anlaşıldığından davacı tarafın hukuka aykırılık iddiası geçerli görülmemiştir.
Yönetmeliğin iptali istenilen diğer hükümlerine geçmeden önce bu maddelerin tamamı açısından önem taşıyan "Normlar Hiyerarşisi" kuramının hatırlatılmasında fayda olduğu düşünülmektedir.
Anayasa'nın 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralına yer verilmiştir. Bu madde uyarınca, yasa koyucunun, genel prensipleri belirlemesi koşuluyla düzenlenecek konunun uygulanmasını ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların belirlenmesini yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakmasının mümkün olduğu görülmektedir. Ancak, idarelerin düzenleme yapma yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanun, tüzük gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak kullanılabilir. Ayrıca idareler, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında "normlar hiyerarşisi" olarak adlandırılan bir ilişki bulunmaktadır.
Normlar hiyerarşisi kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Bu kuramın en belirgin özelliklerinden biri de, bir düzenlemenin hiyerarşik sıralamada daha altta bulunan bir düzenleme ile değiştirilememesi ve kaldırılamamasıdır. Dolayısıyla normlar hiyerarşisinde Kanunlardan alt sırada gelen Yönetmeliklerin de üst norm olan Kanunlara aykırı olamayacağı açıktır.
Bu açıklamalar ışığında Yönetmeliğin iptali istenilen diğer hükümleri diğerlendirilmiştir;
Yönetmeliğin 4. maddesinin 2. fıkrası şu şekildedir; "Lisanslı büro komisyonu; Kadastro Dairesi Başkanlığının bağlı olduğu Genel Müdür Yardımcısının başkanlığında, Teftiş Kurulu Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Kadastro Dairesi Başkanı ve lisanslı büro birim sorumlusu olmak üzere beş asıl üyeden oluşur. Lisanslı büro komisyonu üye tam sayısı ile toplanır ve salt çoğunluk ile karar verir. Komisyon başkanı ve üyeleri; eşleri, ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile disiplin soruşturmasını yaptıkları lisanslı mühendisler hakkındaki toplantılara katılamaz. Komisyon başkanı ve üyelerinin yokluklarında toplantıya vekilleri katılır. Komisyonun sekretarya hizmetleri Kadastro Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Aşağıda belirtilen görev ve yetkiler, lisanslı büro komisyonu tarafından yerine getirilir:
a) Lisanslı mühendisler hakkında önerilen lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptaline ilişkin disiplin cezalarını dosya üzerinden karara bağlamak ve verilen gerekçeli kararı Genel Müdür onayına sunmak.
b) Kadastro Dairesi Başkanının teklifi ve Genel Müdürün onayı ile komisyonda görüşülmesine karar verilen konuları inceleyerek karar vermek ve Genel Müdürün onayına sunmak."
Davalı idarece verilen savunmada; lisanslı büro komisyonunun, lisanslı mühendisler hakkında önerilen lisansın geçici iptali ve sürekli iptaline ilişkin disiplin cezalarını dosya üzerinden karara bağlamak ve verilen gerekçeli kararı Genel Müdür onayına sunmak görevi dışında istişari karar alabilen, danışma organı mahiyetinde görev yapmak üzere Yönetmelikle ihdas edildiği, 5368 sayılı Kanun'a aykırı bir durum oluşmadığı ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın "İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzel kişiliği" başlıklı 123. maddesinde açıkça; idarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği; kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulacağı belirtilmiş olup, danışma mahiyetinde dahi olsa kurum ya da kuruluşlarca yürütülecek asli ve sürekli görevlere ilişkin her türlü idari birimin yasa ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ihdası zorunludur. Nitekim 4 sayılı "Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi"nin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne ilişkin düzenleme içeren otuzdördüncü bölümünde yer alan 482. maddesi ile yine danışma niteliğindeki "Tapu ve Kadastro Kurulu" oluşturulurken, ne 4 sayılı Kararnamede ne de 5368 sayılı Yasa'da "lisanslı büro komisyonu"nun kuruluşuna ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Belirtilen nedenlerle disiplin cezaları konusunda aktif ve sürekli görev ifa etmek üzere lisanslı büro komisyonunun oluşturulmasına ilişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin ikinci fıkrası normlar hiyerarşisi ilkesine ve anılan Anayasa hükmüne aykırıdır.
Yönetmeliğin 36. maddesinin 8. fıkrasına gelince; 36. madde incelendiğinde madde başlığının "Denetime tabi hususlar ve uygulanacak disiplin cezaları" olduğu; maddenin 1. fıkrasında; "İdare, kadastro teknik hizmetleri kapsamında yaptıkları iş ve işlemler ile mekân, personel, donanım ve arşiv düzeni ile ilgili konularda lisanslı büroları ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde denetler. İdare, denetim, inceleme ve soruşturma sonucu tespit edilen hata, eksiklik ve olumsuzluklardan dolayı lisanslı harita ve kadastro mühendislerine uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezalarını verir." şeklindeki düzenlemeye yer verildikten sonra sırasıyla 2, 3, 4 ve 5. fıkralarda her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller ayrı ayrı bentler halinde sayılmış, 6. fıkrada benzer eylemlere de aynı neviden disiplin cezalarının verileceği belirtilmiş, 7. fıkrasında ağırlaştırıcı sebeplere yer verilmiş olup, maddenin 8. fıkraya kadar olan kısmı disiplin cezasına ilişkin ve başlık da bu hükümlerle uyumlu olmasına rağmen 8. fıkrasında disiplin cezası niteliğinde olmayan idari para cezasına yer verilerek 9 ve 10. fıkralarda da bu yönde hükümlere yer verildiği görülmektedir.
23/02/2022 tarih ve 5210 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanarak 24/02/2022 tarih ve 31760 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"in "Madde başlıkları" başlıklı 14. maddesinde; madde, ek madde ve geçici maddelere içeriğine uygun başlıklar konulacağı; madde hükmünün değiştirilmesi maddenin başlığı ile içeriği arasındaki uyumu bozacak ise madde başlığının da içeriğe uygun şekilde değiştirileceği yönünde emredici hükümlere yer verilmiş olup, dava konusu edilen fıkra ile devamında yer alan fıkraların madde başlığı ile uyumsuz olduğu, madde başlığının disiplin cezalarının türleri, uygulanacak fiil ve haller ile uygulama şekline yönelik olmasına rağmen iptali istenilen 8. fıkra hükmünün disiplin mevzuatı ile alakası olmayan 5326 sayılı Kabahatler Kanununun uygulanmasına yönelik hükümler içerdiği görüldüğünden şekil yönünden hukuka aykırı bulunmuştur.
Kaldı ki Yönetmeliğe dayanak olan 5368 sayılı Kanun'da da bu farklılık gözetilerek disiplin suç ve cezaları 4/A maddesinde düzenlenirken, idari para cezasına Yasa'nın "cezai hükümler" başlıklı 10. maddesinde yer verilmiştir. Bu haliyle Yönetmelik hükmü normlar hiyerarşisi ilkesine de aykırılık taşımaktadır.
Yönetmeliğin iptali istenilen diğer hükümlerine gelince;
41\. maddesinin 4.fıkrasının; 5368 sayılı Yasa'nın 4/3 maddesiyle lisanslı bürolara asgari 3 kişi çalıştırma yükümlülüğü getirilmiş iken yasal bir dayanak olmaksızın bu sayının arttırılması yetkisinin idareye verilmiş olması nedeniyle;
43\. maddesinin 1. fıkrasının; Yasa'nın 5/3 maddesinde açıkça "bir ay" olarak belirtilen sürenin "otuz gün" şeklinde değiştirilmiş olması nedeniyle;
46\. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin ise; Yasa'da yer verilmeyen "Hizmet katılım payı"na yer veriyor olması nedeniyle;
normlar hiyerarşisine dolayısıyla hukuka aykırılık taşıdıkları sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmelik'in 1. maddesinin 2. fıkrasının; 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin; 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin; 6. maddesinin 2. fıkrasının; 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin; 16. maddesinin 2. fıkrasının; 21. maddesinin; 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının; 24. maddesinin 2. fıkrasının; 28. maddesinin 2. fıkrasının; 31. maddesinin 2. fıkrasının; 35. maddesinin 2. fıkrasının; 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile 4., ve 5. fıkralarının iptali istemi yönünden davanın reddine; 4. maddesinin 2. fıkrasının; 36. maddesinin 8. fıkrasının; 41. maddesinin 4. fıkrasının; 43. maddesinin 1. fıkrasının; 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin ise iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
29/06/2005 tarih ve 25860 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun, 27/04/2021 tarih ve 31467 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7317 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleriyle değiştirilmiş, bunun üzerine 25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmelik hükümleri yürürlüğe girerek, 15/06/2013 tarihli ve 28678 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
Dava konusu düzenlemenin hukuka uygunluk denetimi, davacının iddiaları ile sınırlı olarak yapılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün düzenlendiği Otuzdördüncü Bölümünün, dava konusu Yönetmeliğin yayım tarihinde yürürlükte bulunan haliyle;
"Amaç" başlıklı 478. maddesinde,
"(1) Bu Bölümün amacı; mülkiyet hakkını tespit etmek üzere taşınmazların kadastro çalışmalarını planlamak, yürütmek, yenilenmesini ve güncellenmesini sağlamak, tapu sicillerini oluşturmak, arşivlenerek korunmasını sağlamak, toplu değerleme faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek, harita yapmak, üretim standartlarını tespit etmek ve arşivlenmesini sağlamak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları ile teşkilatlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." hükmüne;
"Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri" başlıklı 480. maddesinde,
"(1) Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri şunlardır:
...
b) Ülkenin kadastrosunu yapmak, değişiklikleri takip etmek, tapu planlarının yenilenmesini ve güncellenmesini sağlamak, bunlara ilişkin kontrol ve denetim hizmetlerini yürütmek.
c) Büyük ölçekli kadastral ve topografik haritaların üretilmesi amacı ile jeodezik altyapı, havadan fotoğraf alımı, 1/5000 ve daha üst ölçekli fotogrametrik ve yersel harita üretim hizmetlerini yapmak veya yaptırmak, kontrol etmek, denetlemek ve temel prensipleri tespit etmek.
...
f) 16/6/2005 tarihli ve 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun hükümlerine göre harita ve kadastro mühendislik bürolarına lisans vermek, bu büroların faaliyet usul ve esaslarını belirlemek ve denetlemek.
ğ) Genel Müdürlüğün görev, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarınca uyulacak esasları belirlemek, koordinasyonu sağlamak.
ı) Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yerine getirmek." düzenlemesine;
"Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 484. maddesinde,
"(1) Merkez teşkilatının hizmet birimlerinin görevleri şunlardır:
...
b) Kadastro Dairesi Başkanlığı:
1) Kadastro hizmetlerinin etkin ve zamanında sunulmasını sağlamak, kadastro işlemlerinin mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlamak için gerekli düzenlemeleri yapmak.
...
3) 5368 sayılı Kanun hükümlerine göre harita ve kadastro mühendislik bürolarına lisans vermek, bu büroların faaliyet usul ve esaslarını belirlemek, sicil ve kaydını tutmak.
...
7) Kadastro ve teknik işlemler ile ilgili her türlü konuyu incelemek ve sonucunu bildirmek.
8) Kadastro çalışmalarının teknik işlerinin bir kısmını veya tamamını gerçek veya tüzel kişilere yaptırmak, sonuçlarını takip etmek ve denetlemek.
9) Talebe bağlı işlemler ile imar, toprak ve tarım reformu, arazi toplulaştırması, afet ve diğer sebeplerle meydana gelen zemin düzenlemeleri ve değişikliklerin tescili ile ilgili teknik işlerin yapılmasını planlamak, izlemek ve gerekli tedbirleri almak." düzenlemesine yer verilmiştir.
15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun'un, 5728 ve 7317 sayılı Kanunlarla değişik;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"Bu Kanunun amacı, kadastro teknik hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlayacak lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin faaliyet, denetim ve sorumluluklarına ve kuracakları harita ve kadastro bürolarına dair esas ve usûlleri belirlemektir.
Kadastro teknik hizmetlerinden tescile tâbi olmayan aplikasyon, yer gösterme ve plan örneği işlemlerinin yapım ve kontrolü, tescile tâbi olan cins değişikliği, arzî irtifak hakkı tesisi veya terkini, birleştirme ve muhdesatın terkini işlemlerinin yapım sorumluluğu ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenecek kadastro teknik hizmetleri niteliğindeki diğer işler lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilir. Lisanslı harita ve kadastro mühendisleri, bu Kanun kapsamında faaliyetlerini yürüttükleri süre içerisinde serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyeti de yürütebilirler. Kamu kurum ve kuruluşlarının diğer kanunlar ve ilgili mevzuata göre hak, görev ve yetkileri devam eder." düzenlemesine;
"Lisanslı harita kadastro mühendislik bürosu açacaklarda aranacak şartlar" başlıklı 2. maddesinde,
"Lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarının açılıp işletilmesi, lisans sahibi olanlara aittir.
Lisans sahibi olabilmenin genel şartları şunlardır:
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.
b) Kamu haklarından mahrum bulunmamak.
c) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak.
d) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve vergi kaçakçılığı ile haksız mal edinme suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak.
e) Devlet memurluğundan çıkarılma cezası almamış olmak.
Lisans sahibi olabilmenin özel şartları ise şunlardır:
a) Harita ve kadastro mühendisleri odasına kayıtlı bulunmak.
b) Kamu veya özel sektörde harita ve kadastro mühendisi olarak en az on yıl çalışmış olmak.
c) Müracaat tarihinde, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu hükümleri uyarınca meslekten geçici men cezası veya ihraç cezası almamış olmak.
d) Elli bin Türk Lirası tutarındaki teminatı bankaya yatırarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü adına bloke ettirmek.
e) (Mülga:21/4/2021-7317/2 md.)
Bu maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan miktar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Teminatların alınması, saklanması ve iadesine ilişkin hususlar Maliye Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle çıkarılacak yönetmelikte belirlenir." düzenlemesine;
"Kuruluş, görev, lisans verilmesi ve denetim" başlıklı 4. maddesinde,
"2 nci maddede yer alan şartları taşıyan ve lisans başvurusunda bulunan mühendislere, lisanslı harita ve kadastro mühendislik faaliyeti yürütebilmeleri için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından lisans verilir.
Lisanslı harita kadastro mühendislik büroları il genelinde yetkili olmak üzere lisanslı mühendisin talep ettiği ilçede kurulur.
Lisanslı harita kadastro mühendislik büroları, meslek alanıyla ilgili mühendis, tekniker veya teknisyen unvanlarında en az 3 kişi çalıştırmakla yükümlüdür. Bu hüküm doğrultusunda çalıştırılanlardan en az birinin lisans sahibi dışında bir mühendis olması zorunludur.
Lisansların verilmesi, iptal edilmesi ve sicillerin tutulması ile lisanslı büro faaliyetlerinin denetimini yaparak uyarma, kınama, lisansın geçici veya sürekli iptali cezalarını vermeye Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu Kanun kapsamına giren işlem başvuruları, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen yöntemlerle yapılır.
Kuruluş, görev, lisans verilmesi, iş dağıtımı, lisanslı büro yetkilendirmesi ve denetime ilişkin usul ve esaslar ile mekân, personel ve donanımlarına ilişkin hususlar yönetmelikte belirlenir." düzenlemesine;
"Disiplin suç ve cezaları" başlıklı 4/A maddesinde,
"Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, kadastro teknik hizmetleri kapsamında yaptıkları iş ve işlemler ile mekân, personel, donanım ve arşiv düzeni ile ilgili konularda lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarını ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde denetler. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, denetim, inceleme ve soruşturma sonucu tespit ettiği hata, eksiklik ve olumsuzluklardan dolayı lisanslı harita ve kadastro mühendislerine uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezalarını verir.
Uyarma: Lisanslı mühendisin, hizmet ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) Görevine yakışmayan tutum ve davranışta bulunulması.
b) İlgili mevzuat hükümleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen usul ve esasların tam ve zamanında yerine getirilmesinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi veya hatalı iş ve işlemlere sebebiyet verilmesi.
c) Görevine veya iş sahiplerine karşı ilgisiz kalınması.
ç) Çalışma saatleri içerisinde büronun hizmete hazır bulundurulmaması.
d) Tabelanın Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün belirlediği biçimde olmaması veya asılı bulundurulmaması.
e) Asgari büro mekânı, asgari donanım veya asgari personel bulundurma koşullarının sağlanmasına dair idarî kararlara uyulmaması.
f) İş kabul ve sözleşmesi esaslarına uyulmaması.
g) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitimlere katılınmaması.
Kınama: Lisanslı mühendisin hizmet ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) İlgili mevzuat hükümleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen usul ve esaslara kasıtlı olarak uyulmaması, kasten hatalı iş ve işlemlere sebebiyet verilmesi.
b) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü görevlilerine, iş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşılması.
c) Görev yerinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunulması.
ç) İmza yetkisi devri esaslarına aykırı davranılması.
d) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve lisanslı büronun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunulması.
e) Hizmetle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunulması.
Lisansın geçici iptali: Fiilin ağırlık derecesine göre lisanslı mühendisin faaliyetlerinin 6 ay ila 3 yıl arasında durdurulmasıdır. Lisanslı mühendislerin;
a) İki yıl içinde üç defa uyarma veya iki defa kınama cezası almış olmaları halinde lisansları 1 yıl süreyle,
b) Kullanılmış teminatları öngörülen sürede tamamlamamaları veya teminatları öngörülen sürede yenilememeleri durumlarında lisansları teminatın yenilenmesine kadar,
c) Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasınca verilen meslekten süreli men cezası almış olmaları halinde lisansları men süresi kadar,
ç) Lisanslı büro çalışma mekânlarında 1 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen hizmetler ile diğer kanunlarla kendilerine verilen görevler dışında işlem yapmaları durumunda lisansları 1 yıl süreyle,
d) Kayıt dışı iş almaları ve işlem yapmaları durumunda lisansları 1 yıl ila 3 yıl süreyle,
e) Kasıtlı olarak birden çok işlemde, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa uygun olarak belgelerini tevsik etmemeleri halinde lisansları 6 ay ila 3 yıl süreyle,
f) Hizmetin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapılması, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunulması, hizmet mekânı içerisinde siyasi içerikli materyal ve belge bulundurulması ve asılması durumunda lisansları 1 yıl ila 3 yıl süreyle, iptal edilir.
Lisansın sürekli iptali: Bir daha lisanslı mühendislik faaliyetinde bulunmamak üzere lisansın iptal edilmesidir. Lisansın sürekli iptali cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) İki defa lisansın geçici iptali cezası alınması.
b) Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasınca verilen meslekten sürekli men cezası alınması.
c) Lisanslı mühendisin ayrı bir lisanslı büro açması veya lisans hakkını devretmesi.
ç) Kontrol, denetim ve incelemenin engellenmesi.
d) Hizmet ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun, kendine veya üçüncü kişilere çıkar sağlanması.
e) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlenmesi.
Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.
Uyarma veya kınama cezasını gerektiren fiil veya hallerin, iki yıl içerisinde tekerrür etmesi halinde bir derece ağır ceza uygulanır.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından; uyarma ve kınama cezasını gerektiren fiil ve hallerin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde, lisansın geçici ve sürekli iptali cezasını gerektiren fiil ve hallerin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallere, işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Lisans sahibinin savunması alınmadan bu Kanunda belirtilen disiplin cezaları verilemez. Lisans sahibinden, hakkında isnat edilen suçla ilgili tebliğ tarihinden itibaren en az yedi günlük süre içinde yazılı olarak savunma yapması istenir. Süresinde savunma yapılmaması halinde, savunma hakkından vazgeçilmiş sayılır.
Bu Kanun hükümlerine göre verilen disiplin cezaları kesin olup, verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir. " düzenlemesine;
"Yemin ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde,
"Lisans sahibi, bu Kanun kapsamındaki görevine fiilen başlamadan önce, o yer sulh hukuk mahkemesinde görevini doğru ve tarafsız olarak yürüteceğine, bu Kanun hükümlerine ve ilgili mevzuata aykırı hareket etmeyeceğine ve ettirmeyeceğine dair yemin eder.
Bu Kanun kapsamında yapılan iş ve işlemlerden; tescile tâbi olmayanların yapım ve kontrolünden, tescile tâbi olanların ise yapımından lisans sahibi kişi sorumludur. Lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarında, bu Kanun kapsamında belirtilen hizmetleri yapmakla yetkilendirilenler Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu görevlisi sayılır ve büroların işlemlerinden dolayı zarar doğması halinde kusuru bulunana 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007 nci maddesi uyarınca rücu edilir.
Lisans sahibi harita ve kadastro mühendisi, görevinde bulunmadığı hallerde imza yetkisini en fazla bir ay süre ile aynı büroda çalışan en az iki yıl harita ve kadastro hizmetlerinde deneyimli, bir başka harita ve kadastro mühendisine devredebilir. Ancak; bu durumda imza devrinde bulunan lisans sahibi iş ve işlemlerden müteselsilen sorumludur.
İmza yetkisinin hangi şartlarda ve ne şekilde verilebileceği yönetmelikte belirlenir." düzenlemesine;
"Büro tescili" başlıklı 6. maddesinde,
"Lisans sahibi, lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarının harita ve kadastro mühendisleri odasına büro tescillerini yaptırmak zorundadır." düzenlemesine;
"Yasaklar" başlıklı 7. maddesinde,
"Lisanslı harita ve kadastro mühendisleri, lisans hakkını devredemez ve şube veya irtibat bürosu adı altında birden fazla büro açamaz. Ancak, yetkili oldukları il dâhilinde lisanslı büro kurulmamış ilçelerde şube veya irtibat bürosu açabilirler. Bu yasaklara uymayanlar hakkında 4/A maddesinin disiplin cezalarına ilişkin hükümleri uygulanır.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden ayrılanlar son iki yıl içinde görev yaptıkları kadastro müdürlüklerinin yetki alanı sınırları içinde üç yıl süre ile lisanslı büro açamazlar." düzenlemesine;
"Tutulacak defter ve belgeler ile uygulanacak ücretler" başlıklı 8. maddesinde,
"Lisanslı harita kadastro mühendislik büroları, malî mevzuat gereği tutacakları kayıtlar ile yönetmelikte belirlenecek kayıt ve defterleri tutmak zorundadırlar.
Lisans sahiplerine çalışma konuları ile ilgili bilgi ve belgelerin verilmesi, kullanılması ve hizmetle ilgili ücret tarifelerinin hazırlanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
Hizmet ile ilgili ücret tarifeleri, her yıl harita kadastro mühendisleri odasının görüşü alınmak suretiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenir." düzenlemesine;
"Lisansın iptali" başlıklı 9. maddesinde,
"Lisans;
a) Lisans sahibinin isteği,
b) Lisanslı harita kadastro mühendislik bürosu açmak için bu Kanunda belirtilen şartların kaybedilmesi veya bu şartları taşımadığının sonradan anlaşılması,
c) 4/A maddesinin beşinci fıkrası kapsamında iptal cezası verilmesi,
d) Lisanslı mühendisin altmış beş yaşını doldurmuş olması,
Hallerinde iptal edilir." düzenlemesine;
"Cezai hükümler" başlıklı 10. maddesinde,
"Bu Kanunun 4/A maddesi ile 8 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce verilir. Bu madde kapsamında verilen idari para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir." düzenlemesine;
"Yönetmelik" başlıklı 11. maddesinde,
"Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, harita ve kadastro mühendisleri odasının görüşleri alınmak suretiyle doksan gün içerisinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce hazırlanarak yürürlüğe konulur." düzenlemesine;
Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelik, lisanslı harita kadastro mühendisleri ve bürolarının çalışma usul ve esaslarını belirleyerek, kadastro teknik hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlamak ve uygulamayı yönlendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
(2) Bu Yönetmelik, lisanslı harita kadastro mühendisleri ve bürolarıyla ilgili lisans alma, kuruluş, görev, yetki ve sorumluluk, disiplin işleri, personel, görevin ifa edileceği mekân ve donanım, teminat alınması, teminatın saklanması ve iadesi, iş dağıtımı, denetim, imza yetkisinin devri, bilgi ve belgelerin verilmesi ve kullanılması, kayıt ve defterlerin tutulması, lisansın iptali ile hizmetle ilgili ücret tarifelerine ilişkin usul ve esasları kapsar." hükmüne;
"Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelikte yer alan;
a) Denetim elemanı: İdarece lisanslı harita kadastro mühendislik büroları hakkında denetim, inceleme ve soruşturma yapmak üzere görevlendirilen personel ile müfettişleri,
b) Disiplin cezası: Lisanslı mühendislerin, Kanun ve bu Yönetmelikle belirlenen kurallara uymamaları hâlinde verilen uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezalarından birisini,
c) İdare: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünü,
ç) İrtibat bürosu: Lisanslı büronun kurulmadığı ilçelerde Kanun ve bu Yönetmelikte belirtilen işlem talebinin alınması ve sonucunun ilgilisine bildirilmesi amacıyla kurulan büroyu,
d) Kadastro teknik hizmetleri: Lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilecek olan tescile tâbi olmayan aplikasyon, parselin yerinde gösterilmesi, plan örneği verilmesi ile tescile tâbi olan cins değişikliği, arzî irtifak hakkı tesisi veya terkini, birleştirme ve muhdesatın terkini ile 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun ek 5 inci maddesi gereğince hatalı bağımsız bölüm veya blok numarası düzeltilmesi işlemlerine yönelik talebe bağlı hizmetleri,
e) Kadastro müdürlüğü: Lisanslı büronun yetki alanından sorumlu kadastro müdürlüğünü,
f) Kanun: 16/6/2005 tarihli ve 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunu,
ğ) Lisanslı büro: Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hizmetler ile diğer kanunlarla kendilerine verilen görevleri yapmakla sınırlı olmak kaydıyla lisans alan lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarını,
h) Lisanslı büro teknik personeli: Lisanslı büroda çalışan meslek alanı ile ilgili mühendis, teknisyen veya tekniker unvanına sahip personeli,
ı) Lisanslı büro komisyonu: Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Komisyonunu,
i) Lisanslı mühendis: Lisans belgesini almış olan mühendisi,
j) Mühendis: Harita ve kadastro, harita, jeodezi ve fotogrametri, geodezi, geomatik mühendisi veya yüksek mühendisi,
k) Oda: TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasını,
l) Şube: Lisanslı büronun kurulmadığı ilçelerde Kanunda ve bu Yönetmelikte belirtilen hizmetlerin karşılanması amacıyla kurulan büroyu,
m) TMMOB: Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini, ifade eder." hükmüne;
"İdarenin görevleri, yetkileri ve lisanslı büro komisyonu kurulması" başlıklı 4. maddesinde,
"(1) İdare bu Yönetmelik çerçevesinde;
a) Lisans belgesi verilmesi için yapılan başvuruların değerlendirilmesi ve lisans belgesinin verilmesi,
b) Odanın görüşü alınmak suretiyle lisanslı büro hizmet ücretlerinin belirlenmesi,
c) Lisans belgesi, tabela, büro kaşesi, tip sözleşme, basılı evrak şekil, standart ve içeriklerinin belirlenmesi,
ç) Meslek içi eğitimlerin plânlanması,
d) Lisanslı büroların faaliyetleri ile iş ve işlemlerinin denetlenmesi, gerektiğinde ilgililer hakkında inceleme ve soruşturma yapılması, denetim, inceleme ve soruşturma sonucunda tespit edilen hususların değerlendirilmesi ve gereğinin yapılmasına yönelik talimat verilmesi ile itirazların değerlendirilerek sonuca bağlanması,
e) Lisanslı bürolar tarafından elektronik ortamda veya fiziksel olarak tutulan arşiv, iş ve işlemlerin kontrolünün sağlanması,
f) Lisanslı mühendisler hakkında uyarma, kınama, lisansın geçici ve lisansın sürekli iptali disiplin cezaları ile idari para cezalarının verilmesi,
g) İş dağıtımının belirlenmesi, konularında görevli ve yetkilidir.
(2) Lisanslı büro komisyonu; Kadastro Dairesi Başkanlığının bağlı olduğu Genel Müdür Yardımcısının başkanlığında, Teftiş Kurulu Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Kadastro Dairesi Başkanı ve lisanslı büro birim sorumlusu olmak üzere beş asıl üyeden oluşur. Lisanslı büro komisyonu üye tam sayısı ile toplanır ve salt çoğunluk ile karar verir. Komisyon başkanı ve üyeleri; eşleri, ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile disiplin soruşturmasını yaptıkları lisanslı mühendisler hakkındaki toplantılara katılamaz. Komisyon başkanı ve üyelerinin yokluklarında toplantıya vekilleri katılır. Komisyonun sekretarya hizmetleri Kadastro Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Aşağıda belirtilen görev ve yetkiler, lisanslı büro komisyonu tarafından yerine getirilir:
a) Lisanslı mühendisler hakkında önerilen lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptaline ilişkin disiplin cezalarını dosya üzerinden karara bağlamak ve verilen gerekçeli kararı Genel Müdür onayına sunmak.
b) Kadastro Dairesi Başkanının teklifi ve Genel Müdürün onayı ile komisyonda görüşülmesine karar verilen konuları inceleyerek karar vermek ve Genel Müdürün onayına sunmak." hükmüne;
"Lisans alabilmek ve lisanslı büro açabilmek için aranan şartlar" başlıklı 5. maddesinde,
"(1) Lisans sahibi olabilmenin genel şartları şunlardır:
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.
b) Kamu haklarından mahrum bulunmamak.
c) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak.
ç) Devlet memurluğundan çıkarılma cezası almamış olmak.
d) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık ve vergi kaçakçılığı ile haksız mal edinme suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak.
e) Görevini sürekli olarak yapmasına engel olabilecek vücut veya akıl hastalığı veya engellilik hali bulunmamak.
f) 65 yaşını doldurmamış olmak.
(2) Lisans sahibi olabilmenin özel şartları şunlardır:
a) Odaya kayıtlı bulunmak.
b) Kamu veya özel sektörde harita ve kadastro mühendisi olarak en az on yıl çalışmış olmak.
c) Lisans başvuru tarihinde, 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu hükümleri uyarınca meslekten geçici men cezası veya ihraç cezası almamış olmak.
ç) Her yıl yeniden değerleme oranında arttırılacak olan 50.000 TL tutarındaki teminatı bankaya yatırarak İdare adına bloke ettirmek.
(3) Lisanslı büro açabilmek için bu maddede belirtilen şartları taşıdığının belgelendirilmesi gerekir." hükmüne;
"Lisanslı büro kurulacak yerlerin belirlenmesi" başlıklı 6. maddesinde,
"(1) Lisanslı bürolar, il genelinde yetkili olmak üzere lisanslı mühendis tarafından talep edilen ilçede kurulur.
(2) İdare, zorunlu gördüğü hallerde, il genelinde lisanslı büro kurulmamış yerlerde, komşu illerde yetkili bulunan bir veya birkaç lisanslı büroyu yetkilendirebilir." hükmüne;
"Lisanslı büro açacaklardan istenecek belgeler ve başvuruların değerlendirilmesi" başlıklı 11. maddesinde,
"(1) Lisans belgesi alma şartlarını taşıyan ve lisans belgesi başvurusunda bulunan mühendislere, lisanslı harita ve kadastro mühendislik faaliyeti yürütebilmeleri için İdare tarafından lisans belgesi verilir. Hak sahipleri tarafından lisans belgesi almak için yapılacak başvuruda;
a) Adli sicil kaydının bulunmadığına ilişkin yazılı beyanı,
b) Sağlık açısından görevini devamlı yapmasına engel bir durumu olmadığına ilişkin yazılı beyanı,
c) Erkek adaylar için askerlikle ilişiği olmadığına dair yazılı beyanı,
ç) 6235 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca meslekten geçici men, ihraç veya ilgili mevzuatına göre ihalelerden men cezası almamış olduğuna dair belgeyi,
d) Diploma ya da bitirme belgesinin aslı veya İdarece onaylı örneğini,
e) Oda tarafından düzenlenmiş oda sicil kayıt belgesinin aslı veya İdarece onaylı örneğini,
f) Kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarında çalışanlar için en az on yıl mühendis olarak çalıştığına dair ilgili kurum, kuruluş veya teşekkülden onaylı belgeyi, özel sektörde çalışanlar için ise harita ve kadastro mühendisi olarak en az on yıl çalıştığını gösterir belgeyi,
İdareye ibraz etmeleri gerekir.
(2) Birinci fıkradaki belgeleri sunan başvuru sahiplerinin talepleri Kanun ve bu Yönetmeliğe uygunluğu yönüyle İdarece değerlendirilerek lisans belgesi almaya hak kazananlar belirlenir ve İdarenin resmî internet sitesinde yayımlanır.
(3) Lisans belgesi almaya hak kazananlardan 7 nci ve 8 inci maddelere göre belirlenen teminatın bankaya yatırılarak İdare adına bloke edildiğine dair belge istenir.
(4) Lisans belgesi almaya hak kazananlardan istenecek belgeler, İdarece 18/10/2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak arşivlenir." hükmüne;
"Lisanslı mühendislerin eğitimi" başlıklı 16. maddesine,
"(1) Lisanslı büro kurmaya hak kazanarak faaliyete başlayan lisanslı mühendislere, İdarece kadastro teknik hizmetleri ile tapu ve kadastro mevzuatı konularında en az iki gün süreli zorunlu ve ücretli uygulama eğitimi verilir.
(2) Uygulama eğitimi almış ve faaliyetine devam eden lisanslı mühendislere, İdare tarafından ihtiyaç duyulması durumunda mevzuat hakkında en az iki gün süreli, zorunlu ve ücretli eğitim verilir." hükmüne;
"Kuruluş" başlıklı 17. maddesinde,
"(1) Lisans belgesini alan lisanslı mühendisin, kuruluş için yemin etmesi, ilgili mevzuat uyarınca işyerini kurması, büro tescilini Odaya yaptırması ve büro kaşesini İdareden alması gerekir." hükmüne;
"İşyerinin büro tescili" başlıklı 19. maddesinde,
"(1) Lisanslı mühendis, işyerinde bulundurulması zorunlu asgarî personel ve donanım listesini, lisans belgesi ve yemin tutanağının birer örneğini Odaya vererek, kurduğu işyeri adresinde fiilen göreve başlamadan önce lisanslı büro tescilini Odaya yaptırır." hükmüne;
"Büro kaşesi" başlıklı 20. maddesinde,
"(1) Türkiye Cumhuriyeti "T.C." kısaltmasını, yetkili olduğu ili ve büronun kurulduğu ilçeyi, lisans numarasını, lisans sahibinin adı ve soyadını ve "Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Bürosu" ibarelerini içeren lisanslı büro kaşesi İdarece yaptırılır.
(2) Lisanslı mühendis, mahkeme yemin tutanağını, oda tescil belgesinin Oda veya İdare tarafından onaylanmış örneğini dilekçesine ekleyerek, büro kaşesini almak için İdareye başvurur. İdare, bir hafta içinde lisanslı mühendise büro kaşesini belirlenen bedel karşılığında zimmetle verir."
(3) Kaşesini alan lisanslı mühendisin bu Yönetmelik kapsamındaki hizmetleri yürüteceğine dair yetki alanındaki ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli bilgilendirme kadastro müdürlüğünce yapılır." hükmüne;
"Çalışmaya başlama" başlıklı 21. maddesinde,
(1) Lisanslı mühendis, lisans belgesini aldığı tarihten itibaren, mücbir sebep halleri saklı kalmak kaydıyla, bir ay içinde çalışmaya başlamak zorundadır.
(2) Lisanslı mühendis çalışmaya başladığını ve işyeri adresini bir yazıyla mülki amirliklere, kadastro müdürlüğüne ve oda temsilciliğine bildirir. Usulüne uygun olarak bildirim yapılmadığı ve İdarece belirlenen esaslara uyulduğuna ilişkin ilgili kadastro müdürlüğünce uygun görüş verilmediği sürece lisanslı büro çalışmaya başlayamaz." hükmüne;
"Görev, yetki ve sorumluluk" başlıklı 22. maddesinde,
"(1) Lisanslı büro, Kanun ve bu Yönetmelikte belirlenen kadastro teknik hizmetlerinden tescile tâbi olmayan aplikasyon, yer gösterme ve plan örneği işlemlerinin yapım ve kontrolü, tescile tâbi olan cins değişikliği, arzî irtifak hakkı tesisi veya terkini, birleştirme ve muhdesatın terkini işlemlerinin yapım sorumluluğu, 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması ile İdarece belirlenecek kadastro teknik hizmetleri niteliğindeki diğer iş ve işlemleri yapmakla görevli, yetkili ve sorumludur.
(2) Lisanslı mühendisler, Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenen hizmetler ile diğer kanunlarla kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle sorumludurlar. Faaliyetlerini yürüttükleri süre içerisinde serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyeti de yürütebilirler. Kamu kurum ve kuruluşlarının diğer kanunlar ve ilgili mevzuata göre hak, görev ve yetkileri devam eder.
(3) Lisanslı büroların görev alanına giren işler, lisanslı mühendisler ve ilgili mevzuatın izin verdiği durumlarda kadastro müdürlükleri dışında başka kişi veya kuruluşlar tarafından yapılamaz." hükmüne;
"Hizmet yükümlülüğü ve davranış ilkeleri" başlıklı 24. maddesinde,
"(1) Lisanslı büro, çalışmaya başladığı tarih itibarıyla, yetki alanı sınırları içerisindeki kadastro teknik hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür.
(2) Lisanslı mühendis, görevinin gerektirdiği itibar ve güveni hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla gösterir. Görevi ile ilgili olarak hiç kimseye haksız kazanç sağlayamaz. Kanun ve bu Yönetmelikte getirilen yükümlülükleri yerine getirmekten alıkoyan hiçbir yükümlülük altına giremez." hükmüne;
"Lisanslı büroların hizmet ücretleri" başlıklı 27. maddesinde,
"(1) Lisanslı büroların kadastro teknik hizmetlerine yönelik ücret tarifeleri, ilk kez belirleme dışında, her yıl Ocak ayının ilk haftası içerisinde İdare tarafından Odanın da görüşü alınarak belirlenir ve ilan edilir. Lisanslı bürolar belirlenen ücret tarifesine göre ücret alırlar.
(2) Ücret tarifesinin belirlenmesinde; işin yapım maliyeti ve kâr marjı dikkate alınır. Ücret tarifesinin belirlenmesinde ulaşım giderleri dikkate alınmaz. Ancak İdare tarafından belirlenecek olan fiyat tarifesine uygun olarak hesaplanan ulaşım gideri ilgilisinden ayrıca alınabilir.
..." hükmüne;
"Çalışma saatleri zorunluluğu, adres bildirimi ve değişikliği" başlıklı 28. maddesinde,
"(1) Lisanslı büroların, resmî çalışma saatleri içerisinde hizmete açık bulundurulması zorunludur.
(2) Lisanslı mühendis, işyeri adresini ve değişikliğini ilgili Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde tescil ettirmek ve bildirmekle yükümlüdür." hükmüne;
"İş dağıtımı ve kabulü" başlıklı 30. maddesinde,
"(1) Lisanslı bürolar, görevleri kapsamındaki işleri kabul etmek, hukukî ve teknik bir engel olmadıkça işlerin gereğini yerine getirmek zorundadır.
(2) Talep edilen işi, mevzuatına uygun olarak İdare tarafından belirlenen kamu hizmet standartlarındaki azamî iş bitirme süreleri içerisinde sonuçlandırmakla yükümlüdür.
(3) Bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemler için ilgilisi, il genelinde yetkili herhangi bir lisanslı büroyu seçerek işlem başvurusu yapmakta serbesttir. Lisanslı bürolar yapılan tüm başvuruları hizmet standartları süresinde karşılamakla yükümlüdür. İdare gerek gördüğü durumlarda kamu hizmetlerinin etkin ve verimli olacak şekilde yürütülmesi amacıyla lisanslı bürolar arasında iş dağıtımı yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." hükmüne;
"Hizmetlerin yapım esasları" başlıklı 31. maddesinde,
"(1) Lisanslı bürolar, yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetlerde, yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uymak zorundadır.
(2) Lisanslı bürolar, Kanun ve bu Yönetmelik kapsamında yaptıkları iş ve işlemlerin düzenli, süratli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi ve teknik bir hataya sebebiyet verilmemesi amacıyla yetki alanı içerisindeki diğer lisanslı bürolarla sistem üzerinden gerekli koordinasyonu sağlayarak hizmetlerini yürütmekle sorumludurlar." hükmüne;
"Denetim" başlıklı 35. maddesinde,
"(1) Lisanslı büro faaliyetlerinin denetimi, İdarenin görevlendireceği denetime yetkili kılınan personel tarafından yapılır.
(2) Denetim, lisanslı büroların kadastro teknik hizmetlerine ilişkin yaptıkları iş ve işlemler ile mekân, personel, donanım ve arşiv düzeni ile büro çalışanlarının tutum ve davranışlarını kapsar.
(3) Lisanslı büro personeli, denetim elemanının isteklerine uygun olarak bütün belge, defter ve dosyaları, evrak, senet ve makbuzları, her türlü mal ve eşyayı denetlenmesi amacıyla vermek, inceleme ve kontrollerini kolaylaştırmak zorundadır.
(4) Denetime tâbi olanlar, denetim elemanlarınca sorulan sözlü ve yazılı soruları yanıtlamakla yükümlüdür. Denetlenen büro yetkilisi, denetim hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi için denetim görevlilerine uygun bir çalışma yeri sağlamak ve diğer önlemleri almak zorundadır.
..." hükmüne;
"Denetime tabi hususlar ve uygulanacak disiplin cezaları" başlıklı 36. maddesinde,
"(1) İdare, kadastro teknik hizmetleri kapsamında yaptıkları iş ve işlemler ile mekân, personel, donanım ve arşiv düzeni ile ilgili konularda lisanslı büroları ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde denetler. İdare, denetim, inceleme ve soruşturma sonucu tespit edilen hata, eksiklik ve olumsuzluklardan dolayı lisanslı harita ve kadastro mühendislerine uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezalarını verir.
(2) Uyarma: Lisanslı mühendisin, hizmet ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) Görevine yakışmayan tutum ve davranışta bulunulması.
b) İlgili mevzuat hükümleri ile İdare tarafından belirlenen usul ve esasların tam ve zamanında yerine getirilmesinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi veya hatalı iş ve işlemlere sebebiyet verilmesi.
c) Görevine veya iş sahiplerine karşı ilgisiz kalınması.
ç) Çalışma saatleri içerisinde büronun hizmete hazır bulundurulmaması.
d) Tabelanın, İdarenin belirlediği biçimde olmaması veya asılı bulundurulmaması.
e) Asgari büro mekânı, asgari donanım veya asgari personel bulundurma koşullarının sağlanmasına dair idarî kararlara uyulmaması.
f) İş kabul ve sözleşmesi esaslarına uyulmaması.
g) İdarece düzenlenen eğitimlere katılınmaması.
(3) Kınama: Lisanslı mühendisin hizmet ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) İlgili mevzuat hükümleri ile İdare tarafından belirlenen usul ve esaslara kasıtlı olarak uyulmaması, kasten hatalı iş ve işlemlere sebebiyet verilmesi.
b) İdare görevlilerine, iş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşılması.
c) Görev yerinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunulması.
ç) İmza yetkisi devri esaslarına aykırı davranılması.
d) İdare ve lisanslı büronun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunulması.
e) Hizmetle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunulması.
(4) Lisansın geçici iptali: Fiilin ağırlık derecesine göre lisanslı mühendisin faaliyetlerinin 6 ay ila 3 yıl arasında durdurulmasıdır. Lisanslı mühendislerin;
a) İki yıl içinde üç defa uyarma veya iki defa kınama cezası almış olmaları halinde lisansları 1 yıl süreyle,
b) Kullanılmış teminatları öngörülen sürede tamamlamamaları veya teminatları öngörülen sürede yenilememeleri durumlarında lisansları teminatın yenilenmesine kadar,
c) Odaca verilen meslekten süreli men cezası almış olmaları halinde lisansları men süresi kadar,
ç) Lisanslı büro çalışma mekânlarında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenen hizmetler ile diğer kanunlarla kendilerine verilen görevler dışında işlem yapmaları durumunda lisansları 1 yıl süreyle,
d) Kayıt dışı iş almaları ve işlem yapmaları durumunda lisansları 1 yıl ila 3 yıl süreyle,
e) Kasıtlı olarak birden çok işlemde, 213 sayılı Kanuna uygun olarak belgelerini tevsik etmemeleri halinde lisansları 6 ay ila 3 yıl süreyle,
f) Hizmetin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapılması, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunulması, hizmet mekanı içerisinde siyasi içerikli materyal ve belge bulundurulması ve asılması durumunda lisansları 1 yıl ila 3 yıl süreyle, iptal edilir.
(5) Lisansın sürekli iptali: Bir daha lisanslı mühendislik faaliyetinde bulunmamak üzere lisansının iptal edilmesidir. Lisansın sürekli iptali cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) İki defa lisansın geçici iptali cezası alınması.
b) Odaca verilen meslekten sürekli men cezası alınması.
c) Lisanslı mühendisin ayrı bir lisanslı büro açması veya lisans hakkını devretmesi.
ç) Kontrol, denetim ve incelemenin engellenmesi.
d) Hizmet ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun, kendine veya üçüncü kişilere çıkar sağlanması.
e) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlenmesi.
(6) Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.
(7) Uyarma veya kınama cezasını gerektiren fiil veya hallerin, iki yıl içerisinde tekerrür etmesi halinde bir derece ağır ceza uygulanır.
(8) İdari para cezası: Lisanslı mühendise, bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilmesidir. İdari para cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) Tutulması gerekli kayıt ve defterlerin usulüne uygun tutulmaması.
b) Hizmete ilişkin bilgi ve belgelerin verilmesi, kullanılmasında İdarece belirlenen usullere uyulmaması.
c) Adres değişikliğinde İdareye bilgi verilmemesi.
ç) Hizmetle ilgili İdarece belirlenen ücret tarifesine uyulmaması.
(9) Kanuna ve bu Yönetmeliğe göre verilen idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu madde kapsamında verilen idari para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.
(10) İdari para cezaları, 30/3/2005tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununca her yıl yeniden değerlendirilerek Ocak ayı içerisinde İdarenin resmi internet sitesinde ilan edilir." hükmüne;
"Yasaklar" başlıklı 38. maddesinde,
"...
(2) Lisanslı mühendisler, lisans hakkını devredemez ve şube veya irtibat bürosu adı altında birden fazla büro açamaz. Ancak, yetkili oldukları il dahilinde lisanslı büro kurulmamış ilçelerde İdareye bildirimde bulunmak suretiyle şube veya irtibat bürosu açabilir." hükmüne;
"Büro mekânı" başlıklı 39. maddesinde,
"...
(2) Lisanslı büro çalışma mekânlarında, bu Yönetmelikte izin verilen hizmetler ile serbest harita kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyeti kapsamındaki faaliyetler dışında iş yapılamaz." hükmüne;
"Bulundurulması zorunlu asgarî personel" başlıklı 41. maddesinde,
"(1) Lisanslı bürolar, faaliyet ve hizmetlerini aksatmadan yürütebilmeleri için, lisans sahibi dışında en az bir mühendis ve meslek alanı ile ilgili tekniker veya teknisyen unvanlarında en az iki kişi çalıştırmakla yükümlüdür.
(2) Lisanslı büro şubeleri için de bu maddenin birinci fıkra hükümleri geçerlidir.
(3) Lisanslı büro faaliyet ve hizmetleri, İdareye bildirilen lisanslı büro teknik personeli tarafından yürütülür.
(4) Birinci fıkrada belirtilen çalıştırılması zorunlu olan personel sayısının artırılması konusunda karar vermeye İdare yetkilidir." hükmüne;
"İmza yetkisinin devri" başlıklı 43. maddesinde,
" (1) Lisanslı mühendis, görevinde bulunamayacağı durumları belgelemek kaydıyla, imza yetkisini bir yıl içerisinde toplam otuz günü aşmamak şartıyla aynı büroda çalışan ve meslek alanında en az iki yıl harita ve kadastro hizmetlerinde deneyimli mühendise devreder. Ancak; bu durumda imza devrinde bulunan lisans sahibi iş ve işlemlerden müteselsilen sorumludur.
(2) 65 yaşını dolduran mühendislere yetki devri yapılamaz.
..." hükmüne;
"Lisansın iptal edilmesi" başlıklı 44. maddesinde,
"(1) Lisans;
a) Lisans sahibinin iptal isteği,
b) Kanunda veya bu Yönetmelikte belirtilen lisans alabilme şartlarından birinin kaybedilmesi veya bu şartları taşımadığının sonradan anlaşılması,
c) 36 ncı madde kapsamında lisansın sürekli iptali cezası verilmesi,
ç) Bu Yönetmelikte belirtilen süre içerisinde geçerli ve kabul edilebilir özre dayanmaksızın lisans belgesinin teslim alınmaması, çalışmaya başlanılmaması veya fiilen görevinin başında bulunulmaması,
d) Lisans sahibinin ölümü,
e) Lisans sahibinin 65 yaşını doldurmuş olması, hallerinde İdarece iptal edilir.
(2) Lisansı iptal edilenler, arşiv belgelerini kadastro müdürlüğüne devreder." hükmüne;
"Yapılan işlerin izlenmesi ve yetkili birim" başlıklı 46. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki;
a) Lisanslı büro dosyalarının tutulması ve arşivlenmesi,
b) Hizmet katılım payı, lisans belge ücreti, tazminat ve idarî para cezalarının izlenmesi,
c) Büro faaliyetlerinin denetimi sonucu düzenlenen raporların değerlendirilerek gereğinin tespiti, talimata bağlanması ve izlenmesi,
ç) Disiplin soruşturması sonuçlarının izlenmesi,
d) Eğitim programı ile ilgili ihtiyaçların belirlenmesi,
görevleri ile benzer iş ve işlemler Kadastro Dairesi Başkanlığınca yürütülür." hükmüne;
"Yürürlükten kaldırılan yönetmelik" başlıklı 48. maddesinde,
" (1) 15/6/2013 tarihli ve 28678 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne;
"Yürütme" başlıklı 50. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakan yürütür." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından, 27/04/2021 tarih ve 31467 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7317 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin; lisanslı harita kadastro bürolarının, serbest harita kadastro mühendisliği faaliyetini de yürütebilecek olmasının tarafsızlık ilkesini zedeleyeceği, lisanslı büro sahibi olabilmek için sınav şartının kaldırılarak beş yıllık mesleki kıdem şartının on yıla çıkarılmasının liyakatsizliğe neden olacağı, sınav ile lisans alanlara yönelik eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, ayrıca on yılını doldurmamış mühendislerin çalışma hakkını engelleyeceği, lisanslı büroların yetkisinin il sınırı olarak belirlenmesinin denetimi güçleştireceği ve açılacak büro sayısında belirsizliğe yol açacağı gerekçesiyle Anayasa'nın 2., 10., 11., 35., 48. ve 172. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddialarının incelenebilmesi için, öncelikle 27/04/2021 tarih ve 31467 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7317 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerinin getirdiği değişikliklerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
7317 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 5368 sayılı Kanun'un 2. ve 3. maddelerinde yer alan ve lisanslı harita kadastro mühendislik bürosu açabilmenin şartı olan "lisanslı harita kadastro mühendislik sınavında başarılı olmak" şartının kaldırıldığı, 2. maddesinde yer alan kamu veya özel sektörde harita ve kadastro mühendisi olarak en az "beş yıl" çalışmış olmak şartının ise "on yıl" olarak değiştirildiği, lisanslı büro faaliyetinde bulunanların, serbest harita kadastro mühendisliği faaliyetinde de bulunabileceği, ayrıca lisanslı büroların il genelinde yetkili olduğuna ilişkin düzenlemeler getirildiği görülmektedir.
Davalı idarece süreçle ilgili verilen bilgi ve bahsi geçen belgeler incelendiğinde; 5368 sayılı Kanun'un kabul edildiği 2005 yılı için sınavla belirlenecek lisanslı mühendisler tarafından açılması öngörülen büro sayısının 1045 olduğu, ancak 11/10/2009 tarihinde ilk defa yapılan sınav neticesinde ilk etap için öngörülen 551 bürodan 314 adedine yerleştirme yapıldığı, sonrasında idari yargıda açılan dava süreçlerinin tamamlanmasının beklendiği, 7317 sayılı Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 27/10/2021 tarihi itibariyle ise lisanslı büro sayısının 222 olduğu, ülke çapında sadece 186 ilçede kurulduğu, 19 ilde ise hiç kurulmadığı, hedeflenen hizmetin yaygınlaştırılamadığı anlaşılmaktadır.
Sürece ilişkin yapılan değerlendirmeler ve sayısal veriler dikkate alınarak 7317 sayılı Kanun ile sınav koşulu kaldırılırken, 5 yıllık tecrübe koşulunun 10 yıla çıkarıldığı, lisanslı mühendislik faaliyetine rağbetin artması ve çalışma özgürlüğünün engellenmemesi için serbest mühendislik faaliyeti yasağının kaldırıldığı, ancak lisanslı büroda lisanslı ve serbest mühendislik ile diğer kanunlarla verilen görevler harici faaliyet yasağı getirilerek bu yasağın ihlali halinde lisansın geçici iptali şeklinde disiplin cezası öngörülerek denetim ve caydırıcılığın sağlandığı, ayrıca Kanun'un 4. maddesinin 3. fıkrasında biri lisanslı mühendis dışında mühendis olmak koşuluyla en az üç kişi çalıştırma zorunluluğu getirilerek, davacı tarafça ileri sürülen idarenin denetim ve gözetim görevini yerine getiremeyeceği ölçüde büro açılmasının önüne geçildiği, nitekim Harita Kadastro Mühendisleri Odasına serbest harita kadastro mühendislik ve müşavirlik büro tescilini yenilemiş on yıl mesleki deneyime sahip serbest harita kadastro mühendisi sayısının 1899 olduğu; öncesinde sınav kazanarak memuriyetten ayrılmış kişilerin herhangi bir hak kaybına uğramamaları için 7317 sayılı Kanun ile 5368 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. madde ile de memuriyete dönüş imkanı sağlandığı, ayrıca lisanslı büroların yetkilerinin il sınırı olarak belirlenerek il sınırları içerisinde her noktaya kamu hizmetinin aksamadan götürülmesinin hedeflendiği, Kanun değişikliğinin genel gerekçesine bakıldığında da, lisanslı harita kadastro bürolarının faaliyete geçmesinden günümüze kadar uygulamada yaşanılan sorunlar nedeniyle bu değişikliğe ihtiyaç duyulduğunun belirtildiği, dolayısıyla 7317 sayılı Kanun değişikliğinin kamu yararı amacı taşıdığı, kişisel mağduriyetlerin önlenmesi amaçlı hükümlere de yer verildiği, sonuç itibarıyla kanun koyucunun takdir yetkisi çerçevesinde getirilen değişikliklerle kamusal yarar ile bireysel yarar arasında makul dengenin gözetildiği ve çalışma hakkına ölçüsüz müdahalede bulunulmadığı görülmektedir.
Öte yandan, 7317 sayılı Kanun değişikliği ile "on yıl" harita ve kadastro mühendisi olarak çalışanlara sınavsız bir şekilde lisanslı büro açma izninin verilmesinin; yapılan bu değişikten önce sınav ile lisanslı büro açmasına izin verilen "5 yıllık" tecrübeye sahip mühendislerin lisansına bir sınır getirmediği, nitekim dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesiyle kazanılmış haklarının korunarak lisanslarının geçerli kabul edildiği, ayrıca sınava tabi olmaksızın 10 yıllık tecrübeye sahip mühendisler ile sınavı başarıyla geçen 5 yıllık tecrübeye sahip mühendislerin aynı hukuki ve fiili konumda bulunmamaları nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinden de bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, 7317 sayılı Kanun ile 5 yıllık tecrübe şartının 10 yıla çıkarılması, başvuru aşamasında ya da lisans öğrenimi görmekte olan harita ve kadastro mühendislerinin haklı beklentilerini zedelemiş ise de; bir beklentinin hukuken korunabilmesi için, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği, lehine olan bir kanunda öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi tek başına yeterli olmayıp bu beklentinin ihlalini gerektiren bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir. Bu yönüyle anayasa yargısında kişi yararıyla kamu yararının karşı karşıya geldiği durumlarda önemli bir kamu yararının bulunmaması kaydıyla haklı beklentinin korunması kabul edilebilir. Aksi takdirde kanun koyucunun kamu yararını gerçekleştirmek üzere değişen koşullara göre yeni politikalar belirlemesi imkânı önemli ölçüde zedelenebilir. (AYM, E.2016/195, K.2017/158, 16/11/2017, § 70)
Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararlarından da anlaşılacağı üzere; önceki kanundan doğan hakların, sonraki kanuna taşınmaması veya daha ağır koşulların sağlanması kaydıyla devamının öngörülmesi halinde, haklı beklenti ilkesinin ihlal edildiğinden ve mülga kanundan doğan haklı beklentilerin korunması zorunluluğundan bahsedilebilmesi için, yeni kanunun, kişinin yararından (mülga kanunla tanınan hakkından) daha üstün bir kamu yararının tesisini öngörmemiş olması gerekir. Daha açık bir anlatımla, yeni kanunun, kişinin yararı ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması halinde, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi mümkün değildir.
Bu çerçevede, yukarıda aktarıldığı üzere, 5 yıllık tecrübeye sahip harita ve kadastro mühendislerinin -sınavda başarılı olmak kaydıyla- lisanslı mühendis olma hakları ile ülke çapında noksanlığı tespit edilen lisanslı büro hizmetlerinin sürekli ve düzenli olarak yerine getirilmesi ihtiyacı arasındaki kişisel - kamusal yarar dengesinde üstün kamu yararı söz konusu olduğundan, bahsedilen kişilerin haklı beklentilerinin kanun koyucu tarafından korunmayarak -sınavsız şekilde- 10 yıllık tecrübe şartının getirilmesinde Anayasaya aykırılık görülmemektedir.
Bu itibarla, Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna yönelik davacı iddiasına itibar edilmemiştir.
B) Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi:
1-Dava konusu Yönetmeliğin tamamının yetki ve şekil unsurları yönünden incelenmesi;
5368 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, Kanun'da aranan şartları taşıyanlara Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından lisans verileceği, lisansların verilmesi, iptal edilmesi ve sicillerin tutulması ile lisanslı büro faaliyetlerinin denetimini yaparak uyarma, kınama, lisansın geçici veya sürekli iptali cezalarını vermeye Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün yetkili olduğu, Kanun kapsamındaki işlem başvurularının, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen yöntemlerle yapılacağı, lisanslı bürolarla ilgili kuruluş, görev, lisans verilmesi, iş dağıtımı, lisanslı büro yetkilendirmesi ve denetime ilişkin usul ve esaslar ile mekân, personel ve donanımlarına ilişkin hususların, imza yetkisinin devrine ilişkin şartlar ile usulün, lisanslı büroların tutacakları kayıt ve defterlerin, ücret tarifesinin hazırlanmasına ilişkin usul ve esasların, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının görüşünün alınması suretiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce hazırlanacak yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir.
Ayrıca 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yukarıda aktarılan maddelerinde, 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun hükümlerine göre harita ve kadastro mühendislik bürolarına lisans vermek, bu büroların faaliyet usul ve esaslarını belirlemek ve denetlemek, davalı Genel Müdürlüğün görev, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarınca uyulacak esasları belirlemek, koordinasyonu sağlamak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu Yönetmelik taslağının, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 06/07/2021 tarih ve 1814558 sayılı yazısı ile Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası'na gönderilerek anılan Oda'nın görüşüne sunulduğu, Oda tarafından da taslağa ilişkin görüşlerin 30/07/2021 tarihli ve 3/B15-1178 sayılı yazıyla davalı idareye iletildiği, gelen görüşlerin değerlendirilmesi sonucu nihai hali verilen dava konusu Yönetmeliğin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından (yukarıda aktarılan görev ve yetkilere dayanılarak) 25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, dolayısıyla dava konusu düzenlemede yetki ve şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen maddelerinin incelenmesine geçilmiştir.
2- Yönetmeliğin 1. maddesinin 2. fıkrası ile 22. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesinin 2. fıkrasında, Yönetmeliğin kapsamı belirlenerek hangi konularda düzenlemeler içerdiği belirtilmiş; 22. maddesinin 2. fıkrasında ise, lisanslı mühendislerin faaliyetlerini yürüttükleri süre içerisinde serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyetlerini de yürütebileceği düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, 5368 sayılı Kanun uyarınca lisanslı bürolara, serbest mühendislik ve müşavirlik faaliyetinde bulunma yetkisinin tanınmasına karşın, Yönetmelik kapsamında bu yetkinin hangi mevzuat ve kurallar dahilinde yürütüleceğinin düzenlenmediği, yine Yönetmeliğin 1. maddesinin 2. fıkrasında geçen "iş dağıtımı" ifadesinin tanımının yapılmadığı, iş dağıtımına ilişkin yetkinin nasıl kullanılacağının da belirtilmediği, bu haliyle dava konusu kurallarda eksik düzenleme bulunduğu ileri sürülmüştür.
Serbest harita ve mühendislik faaliyetinin, 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Kanunu kapsamında yer aldığı, ayrıca bu mesleki faaliyeti yürütenlerin Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası mevzuatına tabi olduğu, dolayısıyla lisanslı mühendislerin serbest harita ve kadastro mühendisliği faaliyetini yürütürken diğer serbest mühendislerin tabi olduğu mevzuat ve kurallar çerçevesinde bu faaliyeti yürüteceği açıktır. Bu itibarla, dava konusu kurallarda, lisanslı mühendisin, serbest harita ve mühendislik faaliyetinin tabi olacağı mevzuat yönünden eksik düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesinin 2. fıkrasının "iş dağıtımı" ibaresi yönünden eksik düzenleme içerdiği iddiasına gelince; 5368 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin 30. maddesinin birlikte incelenmesinden, lisanslı büroların il genelinde yetkili olmak üzere lisanslı mühendisin talep edeceği ilçede kurulacağının düzenlendiği, dolayısıyla lisanslı büroların yetki sahasının kurulu bulunduğu ilçenin idari yönden bağlı olduğu il sınırları olduğu, ilgililerin (iş sahiplerinin) il genelindeki yetkili olan lisanslı bürolardan dilediğinde işlem yaptırmakta serbest olduğu, iş dağıtımının ise, iş sahiplerinin il genelindeki lisanslı büro seçimine yönelik bu serbestiyetinin davalı Genel Müdürlükçe belirlenecek esas ve ilkeler dahilinde sınırlandırılması ve lisanslı büroların kabul edeceği işlerin çerçevelendirilmesi anlamına geldiği, 5368 sayılı Kanunla Genel Müdürlüğe iş dağıtımı esasının getirilip getirilmemesi konusunda takdir yetkisi tanındığı, davalı Genel Müdürlükçe de bu yetkinin dava konusu Yönetmeliğin 30. maddesiyle iş dağıtımı esasının kural olarak uygulanmaması şeklinde kullanıldığı, yalnızca gerekli durumlarda kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla iş dağıtımına karar verilebileceğinin belirtildiği, davalının savunma dilekçesinde de, takdir yetkisinin bu yönde kullanılmasının sebebinin hizmet kalitesinin ve vatandaş memnuniyetinin artmasının sağlanması olarak açıklandığı görülmektedir.
Bu durumda, iş dağıtımına yönelik detaylı ilke ve kriterlere dava konusu kuralda yer verilmeyip bu hususun başka bir düzenleyici işleme bırakılmasının, bu konuda düzenleme yapmaya yasayla yetkili kılınan idarenin, iş dağıtımı esasının kamu hizmetinde nitelik ve verimliliği arttırıcı etkiye sahip olmayacağı kanaatiyle halihazırda uygulamaya konulmamasının tercih edilmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, eksik düzenlemeden bahsedilemeyeceği gibi takdir yetkisinin de kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanıldığı görüldüğünden, dava konusu kurallarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
3- Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde disiplin cezası tanımlanmış, idari para cezasına ilişkin bir tanım yer almamıştır.
Davacı tarafından ise, dava konusu düzenlemede idari para cezasına yer verilmemesinin belirlilik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
5368 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde, disiplin suç ve cezaları sayılmış, hangi hallerde hangi disiplin cezasının verileceği düzenleme altına alınmış, bu kapsamda uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali disiplin cezaları olarak belirlenmiş, ancak bu maddede idari para cezasına yer verilmemiş; 10. maddesinde ise, Kanun'un hangi maddelerine aykırılık hallerinin idari para cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiş, dolayısıyla idari para cezaları yaptırım olarak ele alınmış ve disiplin cezaları ile idari para cezaları birbirinden ayrılmıştır.
Bu çerçevede, dava konusu Yönetmeliğin "disiplin cezası" tanımında idari para cezasına yer verilmemesi, dayanağı Kanun'un amacına ve sistematiğine uygun bulunmaktadır.
Öte yandan, 5368 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile hangi hallerde ve kim tarafından idari para cezasının verileceği, verilecek para cezasının alt ve üst sınırı gibi hususlar düzenlenerek belirlilik ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir. Bu itibarla, dava konusu Yönetmelikte idari para cezasının ayrıca tanımlanmamış olması, tek başına Yönetmelikte yer alan düzenlemeyi belirsiz hale getirmemektedir. Bir diğer ifadeyle, kabahat ve karşılığı olan idari para cezalarının Yönetmelik ile düzenlemeyi gerektirmeyecek netlikte Kanun'un 10. maddesinde belirlenerek, suç ve cezaların kanuniliği ilkesiyle birlikte hukuki belirlilik ilkesine de uygun bir düzenleme getirilmiştir.
Bu nedenlerle, incelenen Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
4- Yönetmeliğin 4. maddesinin 2. fıkrasının incelenmesi;
Dava konusu düzenleme ile "lisanslı büro komisyonu" düzenlenmiş, davacı tarafından söz konusu düzenlemenin kanuni dayanağı bulunmadığı, Yönetmelikle komisyon ihdas edilemeyeceği ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Dava konusu düzenleme; lisanslı büro komisyonunun, Kadastro Dairesi Başkanlığının bağlı olduğu Genel Müdür Yardımcısının başkanlığında, Teftiş Kurulu Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Kadastro Dairesi Başkanı ve lisanslı büro birim sorumlusu olmak üzere 5 üyeden oluşacağı, komisyonun üye tam sayısı ile toplanıp salt çoğunluk ile karar vereceği, komisyon başkanı ve üyelerinin toplantılara katılamayacağı haller, komisyonun sekretarya hizmetlerinin kim tarafından yürütüleceği düzenlenmiş; ayrıca komisyonun görevleri belirlenmiştir.
Buna göre komisyon, lisanslı mühendisler hakkında önerilen lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptaline ilişkin disiplin cezalarını dosya üzerinden karara bağlayarak gerekçeli kararı Genel Müdürün onayına sunmak ile Kadastro Dairesi Başkanının teklifi ve Genel Müdürün onayı ile komisyonda görüşülmesine karar verilen konuları inceleyerek karar vermek ve Genel Müdürün onayına sunmak konularında görevli kılınmıştır.
Öte yandan, 5368 sayılı Kanun hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, lisanslı mühendislere ve bürolara yönelik faaliyetlere ilişkin karar mercinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü olduğu görülmektedir. Nitekim Kanun'un 4. maddesinde, disiplin cezalarını verme yetkisi de dahil olmak üzere lisanslı bürolara yönelik iş ve işlemlerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yürütüleceği açıkca düzenleme altına alınmıştır.
Ayrıca, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yukarıda aktarılan maddelerinde, Tapu ve Kadastro Genel Müdürü, kurumun en üst amiri olarak belirlenmiş, 5368 sayılı Kanun hükümlerine göre harita ve kadastro mühendislik bürolarına lisans vermek, bu büroların faaliyet usul ve esaslarını belirlemek, sicil ve kaydını tutmak görevleri de Kadastro Dairesi Başkanlığına tevdi edilmiştir.
Komisyona verilen görevler ile aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; komisyonun, nihai karar yetkisini haiz olan Genel Müdüre gerekli inceleme ve araştırmaları (hazırlık çalışmalarını) yapıp teklif sunmakla görevli ve yetkili olmak üzere oluşturulduğu, lisansın geçici veya sürekli iptali cezalarının hukuki sonuç ve etkilerinin önemi ve ciddiyeti dikkate alınarak, bu konuda Genel Müdürün tek başına karar alması yerine, konuya ilişkin mevzuatı ve teknik detayları bilen kurum görevlilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantı sonucu asgari dört oyun aynı yönde kullanılması halinde tesis edilecek kolektif işlemin, esasen lisanslı mühendislerin haklarını korumaya yönelik bir mekanizma olduğu, komisyon kararının Genel Müdürün onayına sunulması nedeniyle nihai karar mercine ilişkin yasal yetkiye de uyulduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
5- Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi ile 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi yönünden icelenmesi;
Dava konusu düzenlemeler incelendiğinde, Yönetmeliğin "Lisans alabilmek ve lisanslı büro açabilmek için aranan şartlar" başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde, lisans sahibi olabilmenin özel şartlarından biri olarak, kamu veya özel sektörde harita ve kadastro mühendisi olarak en az on yıl çalışma şartının arandığı; "Lisanslı büro açacaklardan istenecek belgeler ve başvuruların değerlendirilmesi" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde de, kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarında çalışanlar için en az on yıl mühendis olarak çalıştığına dair ilgili kurum, kuruluş veya teşekkülden onaylı belgeyi, özel sektörde çalışanlar için ise harita ve kadastro mühendisi olarak en az on yıl çalıştığını gösterir belgeyi ibraz etme zorunluluğunun getirildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, on yıllık tecrübe şartının tespit edilmesine ilişkin ifadelerin yetersiz olduğu, on yıl çalışmış olmanın liyakatin sağlandığı anlamına gelmeyeceği, uzmanlık gerektiren lisanslı büro faaliyetinin yürütülebilmesi için tecrübe sahibi olunduğunun belgelendirilmesinin istenilmesi gerektiği iddiaları ile dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Davalı idare tarafından ise, serbest büro faaliyeti yürüten harita kadastro mühendisleri ile özel sektörde çalışan harita kadastro mühendislerinin Oda tarafından düzenlenmiş mesleki deneyim süresini gösteren belgeyi ibraz etmeleri durumunda bu belgenin mesleki deneyimi tevsik edici belge olarak kabul edildiği, Oda tarafından düzenlenmiş mesleki deneyim belgesinin, lisans belgesi alma şartı olan 10 yıl mesleki deneyim şartını karşılamaması halinde SGK kayıtları ile birlikte ilgili özel sektör kuruluşunda harita kadastro mühendisi olarak çalıştığına dair belgenin ibrazının istenilerek, 10 yıllık tecrübenin belgelendirilmesinin arandığı ifade edilmiştir.
5368 sayılı Kanun'un, 7317 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde, kamu veya özel sektörde harita ve kadastro mühendisi olarak en az on yıl çalışmış olmak şartının lisans sahibi olabilmenin özel şartları arasında düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, özel sektörde en az 10 yıl "harita ve kadastro mühendisi" olarak çalışma şartı aranırken, kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadi devlet teşekkülü ve kamu iktisadi kuruluşunda en az 10 yıl "mühendis" olarak çalışma koşulu aranmış ve Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde "mühendis" harita kadastro mühendisinin yanı sıra "harita, jeodezi ve fotogrametri, geodezi, geomatik mühendisi veya yüksek mühendisi"ni de içerecek şekilde tanımlanmış ise de; 5368 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendindeki amir hüküm uyarınca Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde geçen "mühendis" ibaresinden yalnızca harita ve kadastro mühendisinin anlaşılması gerektiği açıktır.
Bu çerçevede, dava konusu düzenlemeler, anılan Kanun maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde; lisanslı büro açabilmek için kamu veya özel sektörde en az on yıl harita ve kadastro mühendisi olarak çalışmış olmak şartının arandığı, kanun koyucu tarafından lisanslı büro açmak için yeterli görülen on yıllık tecrübe şartının normlar hiyerarşisi prensibine uygun olarak dava konusu Yönetmelikte de aynen yer aldığı, dolayısıyla Yönetmelik kuralının Kanun hükümlerinin tekrarı mahiyetinde olduğu, idare tarafından tecrübenin ortaya konulması amacıyla da olsa "çalışmayı" yeterli bulan Kanun hükmünün daraltılamayacağı göz önüne alındığında, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
6- Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenleme ile davalı Genel Müdürlük tarafından zorunlu görülmesi halinde, il genelinde lisanlı büro kurulmamış yerlerde, komşu illerde yetkili bulunan bir veya birkaç lisanslı büronun yetkilendirilebileceği öngörülmüştür.
Davacı tarafından, madde metninde geçen "zorunlu görülen" hallerin ne olacağının ve "bir veya birkaç büro" yetkilendirmesinin neye göre belirlenip hangi kıstaslara göre yapılacağının düzenlenmediği, yetkilendirme işlemlerinin yeterince açıklanmadığı için uygulamada suistimâl edilebileceği iddialarıyla iptali istenilmiştir.
5368 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca lisanslı bürolar, mühendisin tercih ettiği ilçede kurulmakla birlikte il genelinde yetkili olmakta, ancak talep görmeyen illerde mecburi hizmet gibi bir uygulamayla lisanslı mühendislerin zorunlu olarak görevlendirilmesi öngörülmediğinden fiiliyatta hiçbir lisanslı büronun yetkili olmadığı iller söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla, kanun koyucunun tercihinin, her ilde yetkili lisanslı büro kurulması olduğu anlaşılmakla birlikte, lisanslı büro kurulmamış il bulunması halinde, o ildeki lisanslı büro hizmetlerine ilişkin iş dağıtımının nasıl yapılması gerektiğinin Yönetmelik ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu amaçla, davalı idare tarafından, lisanslı büro kurulmayan illerde lisanslı büro hizmetinin nasıl verileceğinin dava konusu düzenleme ile çözüme kavuşturulduğu görülmektedir.
Buna göre, dava konusu düzenleme, Yönetmeliğin 45. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde, madde metninde yer alan "zorunlu gördüğü haller" ifadesinden kastın, lisanslı büro bulunmayan ilde lisanslı büro kuruluncaya kadar kadastro müdürlüğünce karşılanması mümkün olmayacak ölçüde yoğun bir lisanslı büro hizmetine ihtiyaç duyulması olduğu; "bir veya birkaç lisanslı büro" yetkilendirilmesinin ise lisanslı büro hizmetine duyulan ihtiyacın düzeyine göre belirleneceği açıktır.
Bu nedenlerle, idarenin, lisanslı büro kurulmamış illerde kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanabilmesi ve aksamadan yürütebilmesi amacıyla coğrafi yakınlık, ulaşım durumu, iklim şartları, iş hacmi, hizmetlerin kadastro müdürlüğü tarafından doğrudan yerine getirilebilmesi imkânının bulunup bulunmadığı gibi hususlar değerlendirilerek dayanağı Kanun'da davalı Genel Müdürlüğe lisanslı büro yetkilendirme konusunda verilen takdir yetkisinin kullanılması sonucu düzenlenen Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
7- Yönetmeliğin 16. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenleme ile, uygulama eğitimini alarak faaliyetine devam eden lisanslı mühendislere davalı Genel Müdürlük tarafından ihtiyaç duyulması halinde mevzuat hakkında zorunlu ve ücretli eğitim verileceği hükmü getirilmiştir.
Davacı tarafından, hangi durumlarda eğitime ihtiyaç duyulacağı ve hangi eğitimlerin verileceğinin belirlenmediği belirtilerek söz konusu düzenlemenin iptali istenilmiştir.
Günün ihtiyaçlarına ve gelişen koşullara göre mevzuat hükümlerinde değişiklikler yapılabilmekte, yeni ortaya çıkan somut olaylarla birlikte mevcut mevzuat hükümlerinin yorumlanmasında farklılıklar oluşabilmekte ve hatta mevzuat hükümlerinin kişilerce farklı yorumlanması sebebiyle farklı uygulamalar ortaya çıkabilmektir. Lisanslı mühendisler yönünden ortaya çıkacak farklılıkların giderilmesi ise Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün görev ve yetkisi dahilinde bulunmaktadır.
Bu itibarla, söz konusu görev ve yetki çerçevesinde, lisanslı büro hizmetlerinin meri mevzuata uygun ve ülke çapında yeknesak olarak yürütülmesi amacıyla zorunlu hizmet içi eğitim verilmesini öngören dava konusu düzenlemede hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, eğitime ihtiyaç duyulan haller ile eğitimin kapsam ve içeriğinin mevzuat değişikliği, mevzuatın uygulanmasında farklı yorumlar, somut olayın özelliğine göre ortaya çıkacak yeni durumlar gibi günün ihtiyaçlarına göre belirleneceği, dolayısıyla kazuistik bir şekilde sayılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, düzenlemede hukuki belirlilik ilkesine aykırılık ve dolayısıyla eksik düzenleme de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
8- Yönetmeliğin 21. maddesi yönünden incelenmesi;
Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasında, lisanslı mühendisin lisans belgesini aldığı tarihten itibaren bir ay içerisinde çalışmaya başlaması zorunlu kılınmış, mücbir sebep hallerinin bulunması halinde ise bir aylık sürenin uygulanmayacağı öngörülmüştür.
Davacı tarafından, fıkra metninde yer alan "mücbir sebep" hallerinin belirsiz ve müphem bulunduğu iddiasıyla eksik düzenlenen fıkranın iptali istenilmiştir.
Genel olarak mücbir sebep, bir görevin, taahhüdün veya sorumluluğun yerine getirilmesine engel teşkil edebilecek nitelikte bulunan ölüm, iflas, hastalık, tutukluluk, afet ve benzeri dışsal, yani kişinin fiilinden kaynaklanmayan dışsal etkenlerle meydana gelen, çoğunlukla öngörülemez ve önlenemez nitelikteki zorlayıcı haller olarak tanımlanmakta ve sorumluluğu ortadan kaldırdığı kabul edilmektedir.
Bununla birlikte, mücbir sebep teşkil edecek olguların, halin icabına göre, makul, meşru ve muhik sebepler olmak kaydıyla her somut olayda yeniden değerlendirilmesi de zorunlu bulunmaktadır. Zira, hangi hallerin mücbir sebep kabul edileceğinin sayma suretiyle kazuistik bir şekilde tek tek belirlenmesinin, kişilerin hak kaybına neden olması kaçınılmazdır.
Bu açıdan, dava konusu kuralda mücbir sebep kavramıyla ifade edilen hallerin, lisanslı mühendisin, lisans belgesini aldığı tarihten itibaren bir ay içerisinde çalışmaya başlamasına engel olan, kendisi dışında gelişen, makul, meşru ve muhik sebepler olduğu anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere, mücbir sebep hallerinin tahdiden belirlenmesinin, lisanslı mühendislerin aleyhine sonuç doğuracağı da açıktır.
Bu nedenle, mücbir sebebin belirlenmesi hususunda idareye takdir yetkisi bırakan dava konusu fıkrada hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, idarenin söz konusu takdir yetkisini hukuka uygun kullanıp kullanmadığı hususunun da bireysel işlemlere karşı açılacak davalarda denetleneceği tabiidir.
Yönetmeliğin 21. maddesinin 2. fıkrasında ise, lisanslı mühendisin çalışmaya başladığını ve iş yeri adresini, mülki amirliklere, kadastro müdürlüğüne ve oda temsilciliğine bildireceği, usulüne uygun olarak bildirim yapılmadığı ve davalı Genel Müdürlükçe belirlenen esaslara uyulduğuna ilişkin ilgili kadastro müdürlüğünce uygun görüş verilmediği sürece çalışmaya başlayamayacağı düzenlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 17, 18. 19 ve 20. maddeleri ile genel sistematiğinin birlikte incelenmesinden; lisans belgesini alan mühendisin, önce 5368 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca yetkili sulh hukuk mahkemesi nezdinde görevini doğru ve tarafsız olarak yürüteceğine dair yemin etmesi, ardından işyerini kurması, bilahare mahkeme yemin tutanağı ile birlikte lisans belgesinin ve zorunlu asgarî personel ile donanım listesinin bir örneğini Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına vererek lisanslı büro tescilini Odaya yaptırması ve nihai olarak mahkeme yemin tutanağı ile Odanın büro tescil belgesinin bir örneğiyle birlikte davalı Genel Müdürlüğe başvurarak lisanslı büro kaşesini alması gerektiği; bu aşamaların tamamlanmasını müteakip lisanslı mühendisin dava konusu Yönetmelik kapsamındaki hizmetleri yürüteceğine dair yetki alanındaki ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli bilgilendirmenin kadastro müdürlüğünce yapılacağı anlaşılmaktadır.
Dava konusu kuralda ise, bütün bu işlemlerden sonra, yani davalı Genel Müdürlük tarafından yetkilendirildiği hususu kadastro müdürlüğünce ilgili yerlere bildirildikten sonra, lisanslı mühendisin fiilen işe başladığını ve işyeri adresini bir yazıyla mülki amirliklere, kadastro müdürlüğüne ve oda temsilciliğine bildirmesi öngörülmüş; böylelikle hem davalı idarece maddenin 1. fıkrasındaki başlama süresinin denetlenebilmesi, hem Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının üyesinin ve lisanslı büronun faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olması, hem de lisanslı büronun yeri ve faaliyete başladığı hususunun ilin idaresinden sorumlu olan ve 3091 sayılı Kanun uyarınca teknik personel temini gereken mülki amirin ıttılaına sunulması sağlanmıştır.
Bu durumda, il genelinde yetkili bulunan lisanslı büroların adresi ile çalışmaya başladığı hususunun ilgili kurumlarca bilinmesini amaçlayan dava konusu düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
9- Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu kuralda, lisanslı büronun, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması ile görevli, yetkili ve sorumlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Davacı tarafından, 3091 sayılı Kanun'un, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün faaliyet alanı olan kadastro teknik hizmetleri kapsamındaki yer gösterme ya da aplikasyon krokisinin düzenlenmesini gerektirecek ya da bu görevi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne tevdi eden herhangi bir düzenleme içermediği, bu nedenle kuralın anılan Kanun'a aykırı olduğu gibi uygulanabilirliğinin de bulunmadığı ileri sürülmektedir.
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanun; gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar."; 5. maddesinin ilk iki fıkrasında, "Başvuru üzerine, karar vermeye yetkili kişiler veya bunların görevlendireceği bir veya birkaç memur tarafından yerinde soruşturma yapılır. Soruşturmayı yapan kişilere gerektiğinde teknik eleman ve yardımcı verilir."; 17. maddesinin ilk üç fıkrasında ise, "Soruşturma ve infaz memurları ile infaz memuruna teknik yönden yardımcı olarak görevlendirilecek memurların yevmiye ve taşıt giderleri, başvuruda bulunanlar tarafından maliye veznesine yatırılır. Yukarıda belirtilen görevli memurlara, göreve gittikleri günler için sürelerine ve görevin belediye sınırları içinde veya dışında yapılmış olmasına bakılmaksızın Harcırah Kanununa göre verilmesi gereken yevmiyeler tam olarak ödenir. Üçüncü maddenin son fıkrasına göre görevlendirilecek soruşturma ve infaz memurları ile infaz memurlarına teknik yönden yardımcı olarak görevlendirilecek memurların yevmiye giderleri, taşınmaz malın ait olduğu kamu idareleri, kurumları ve kuruluşlarınca karşılanır." hükümlerine yer verilmiştir.
5368 sayılı Kanun'un 1. maddesinde ise, kadastro teknik hizmetlerinden tescile tâbi olmayan aplikasyon, yer gösterme ve plan örneği işlemlerinin yapım ve kontrolü, tescile tâbi olan cins değişikliği, arzî irtifak hakkı tesisi veya terkini, birleştirme ve muhdesatın terkini işlemlerinin yapım sorumluluğu ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenecek kadastro teknik hizmetleri niteliğindeki diğer işlerin lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirileceği düzenlenmiştir.
Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, "Kadastro teknik hizmetleri", lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilecek olan tescile tâbi olmayan aplikasyon, parselin yerinde gösterilmesi, plan örneği verilmesi ile tescile tâbi olan cins değişikliği, arzî irtifak hakkı tesisi veya terkini, birleştirme ve muhdesatın terkini ile 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ek 5. maddesi gereğince hatalı bağımsız bölüm veya blok numarası düzeltilmesi işlemlerine yönelik talebe bağlı hizmetler olarak tanımlanmıştır.
Dolayısıyla, dava konusu kuralla lisanslı bürolara tevdi edilen ve davacı tarafından iptali istenilen "3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması" görevinin, 5368 sayılı Kanun ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne belirleme yetkisi verilen "kadastro teknik hizmetleri niteliğindeki diğer işler" kapsamında yer aldığı ve davalı idarece bu yetkinin 5368 sayılı Kanun'da lisanslı bürolara devredilen, tescile tabi olmayan kadastro teknik hizmetleri arasında sayılan "yer gösterme ve aplikasyon işlemleri" ile sınırlı bir şekilde, dayanağı Kanun'a uygun olarak yönetmelikle kullanıldığı görülmektedir.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemede yetki ve şekil yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Düzenlemenin diğer unsular yönünden incelenmesine gelince; uyuşmazlığın çözümü için, lisanslı harita kadastro mühendislerinin, 3091 sayılı Kanun uyarınca "görevlendirilecek memur" kapsamına girip girmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Kadastro teknik hizmetleri, bütünüyle genel idare esaslarına göre yürütülmekte ve bu hizmetlerin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, davalı Genel Müdürlük bünyesinde görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle ifa edilmekte iken; 5368 sayılı Kanun ile bu görevlerden bir kısmı lisanslı bürolara ve mühendislere devredilmiştir. Bu bakımdan, lisanslı bürolar ve lisanslı mühendisler tarafından (serbest mühendislik ve müşavirlik hizmetleri hariç) yerine getirilen işler, kamu hizmeti niteliğinde bulunmaktadır.
Lisanslı büro faaliyetleri ile lisanslı mühendislerin görevlerinin bu niteliği gereği, 5368 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, lisanslı büroların denetiminin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yapılacağı; 5. maddesinde de, lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarında, bu Kanun kapsamında belirtilen hizmetleri yapmakla yetkilendirilenlerin Türk Ceza Kanunu'nun uygulanmasında "kamu görevlisi sayılacağı" ve büroların işlemlerinden dolayı zarar doğması halinde kusuru bulunana 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğunu öngören 1007. maddesi uyarınca rücu edileceği hükme bağlanmıştır.
Her ne kadar 3091 sayılı Kanun'da yer alan "görevlendirilecek memur" ifadesinden, Anayasanın 128. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında "memurlar ve diğer kamu görevlileri"nin kastedildiği düşünülebilir ise de; kelime anlamı itibarıyla "memur" kelimesinin bir işte fiilen görevlendirilen kimse anlamına geldiği, nitekim Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 22. ve 23. maddelerinde soruşturma memuruna yardım edecek teknik yardımcının "memur" olarak değil, "eleman" olarak nitelendirildiği, bu bakımdan 3091 sayılı Kanun uyarınca "görevlendirilecek memur" ibaresinden, 3091 sayılı Kanun uyarınca fiilen görevlendirilen kimsenin anlaşılması gerektiği, kaldı ki 5368 sayılı Kanun'un amacı ve aktarılan hükümleri uyarınca lisanslı mühendislerin de geniş anlamda "kamu hizmeti görevlisi" olduğu, yine 5368 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasında, serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyetini yürütmeye devam etseler dahi kamu kurum ve kuruluşlarının diğer kanunlar ve ilgili mevzuata göre lisanslı mühendisler ve lisanslı bürolar üzerindeki hak, görev ve yetkilerinin devam edeceğinin açıkça belirtildiği anlaşıldığından; lisanslı mühendislerin 3091 sayılı Kanun kapsamında soruşturma memuruna teknik yönden yardımcı olmak üzere görevlendirilebilecek memurlar (elemanlar) arasında yer aldığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ile aplikasyon işlemlerinin yapılarak talep edilen makama sunulması görevinin, lisanslı harita ve kadastro mühendislerine verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 3091 sayılı Kanun'da geçen "memur" ibareleriyle, Anayasanın 128. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında "memurlar ve diğer kamu görevlileri"nin kastedildiği kabul edilse dahi, taşınmazlara yönelik tecavüzlerin meni bakımından özel kanun niteliğindeki 3091 sayılı Kanun'un 15/12/1984 tarihinde yürürlüğe girdiği, 5368 sayılı Kanun'un -lisanslı mühendislerin görev ile yetki sınırlarını belirleyen ve kadastro teknik hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin bir kısmını lisanslı mühendislere devreden- 1. maddesinin 2. fıkrasında değişiklik yapan 7317 sayılı Kanun'un ise 27/10/2021 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu haliyle özel kanun ile sonraki kanun arasındaki çatışmanın, lisanslı mühendisleri geniş anlamda "kamu hizmeti görevlisi" olarak kabul eden sonraki kanun olan 7317 sayılı Kanun'un esas alınması suretiyle çözümlenmesi gerektiği de tabiidir. Bir başka ifadeyle, 5368 ve 7317 sayılı Kanunların yürürlüğünden sonra, lisanslı mühendislerin, devredilen işler yönünden kadastro görevlileri yerine geçtiğinin kabulü zorunludur.
10- Yönetmeliğin 24. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenlemede, lisanslı mühendisin görevinin gerektirdiği itibar ve güveni hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstereceği, görevi ile ilgili olarak hiç kimseye haksız kazanç sağlayamayacağı, 5368 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikte getirilen yükümlülükleri yerine getirmekten alıkoyan hiçbir yükümlülük altına giremeyeceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla dava konusu fıkrada, lisanslı mühendislik faaliyetin, kamusal hizmete ilişkin bulunduğu ve kamu yararı gözetilerek, tarafsızlık ile bağımsızlık ilkelerine uyularak yerine getirilmesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle bu faaliyete ilişkin genel etik ilkelere yer verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, hizmet yükümlülüğü ve davranış ilkelerine ilişkin hususların muğlak olduğu, lisanslı mühendislerin hangi davranışları sergileyemeyeceğinin açıklanmadığı ileri sürülerek fıkranın iptali istenilmiştir.
Bununla birlikte, 5368 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasında, lisanslı harita ve kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilebilecek hizmetler sayılmış; 2. maddesinde, hangi şartlarla lisans alınabileceği düzenlenmiş; 4/A maddesinde, disiplin suç ve cezaları yer almış; 5. maddesinde sorumlulukları, 7. maddesinde yasakları düzenlenmiş; 10. maddesinde ise idari para cezasını gerektiren hallere yer verilmiştir.
Buna göre, 5368 sayılı Kanun ile dava konusu Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin görev ve sorumluluk alanları, yasakları, disiplin suç ve cezaları ile idari para cezasını gerektiren fiilleri gibi hizmet yükümlülüğü ve davranış ilkelerinin; dayanak Kanun'da belirlilik, öngörülebilirlik ve erişilebilirlik hususları dikkate alınarak açıkça düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
11- Yönetmeliğin 28. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenleme ile lisanslı mühendisin, işyeri adresi ve değişikliğini ilgili Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde tescil ettirmek ve bildirmekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
Davacı tarafından ise, lisanslı mühendislerin adres değişikliğini hangi kıstaslara göre yapacağının ve adres değişikliğinde lisans belgesinin de değişip değişmeyeceğinin açıklanmadığı iddiasıyla fıkranın iptali istenilmiştir.
Fıkrada yer alan dava konusu Yönetmeliğe ilişkin tescil ve bildirim yükümlülüklerinin, Yönetmeliğin 17, 19 ve 21. maddelerindeki kurallara atıf yaptığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, bürosunu taşıyan lisanslı mühendisin, lisanslı bürosunun tescilini Yönetmeliğin 19. maddesine göre Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına yaptırması, bilahare adres değişikliğini Yönetmeliğin 21. maddesine göre ilgili mülki amirliklere, kadastro müdürlüğüne ve Oda temsilciliğine bildirmesi gerekmektedir.
Bu durumda, lisanslı mühendisin ilk defa açtığı büroda çalışmaya başladığı tarihi ve adresi bildirmesi yolundaki usulün, aynı amaçlarla, adres değişikliğinde de uygulanmasını öngören dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, dava konusu Yönetmeliğin 11. ve 12. maddelerinden görüleceği üzere, lisans belgesi, mühendisin şahsında aranan nitelik ve koşulların varlığı halinde, büro/işyeri adına değil mühendisin bizzat kendisi adına düzenlenen ve lisanslı mühendislik hizmeti verebileceğini gösteren bir yetki belgesidir. Bu itibarla, bürodan bağımsız olarak mühendisin şahsına düzenlenen ve büronun adres bilgisine yer verilmeyen bu belgenin, adres değişikliği halinde değiştirilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından, dava konusu kuralda bu yönde bir kurala yer verilmemesinin eksik düzenleme olarak değerlendirilemeyeceği de anlaşılmaktadır.
12- Yönetmeliğin 31. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenlemede, lisanslı büroların, 5368 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik kapsamında yaptıkları iş ve işlemlerin düzenli, süratli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi ve teknik bir hataya sebebiyet verilmemesi amacıyla, yetki alanı içerisindeki diğer lisanslı bürolarla sistem üzerinden gerekli koordinasyonu sağlayarak hizmetlerini yürütmekle sorumlu oldukları öngörülmüştür.
Davacı tarafından, yetki alanı içerisindeki diğer lisanslı bürolar ile ne şekilde koordinasyon sağlanacağının belirsiz olduğu, düzenlemenin bu haliyle ucu açık ve uygulanabilirlikten uzak olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından sunulan savunma dilekçesinde, lisanslı büroların faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla hazırlanan LIHKAB Ofis Otomasyon Sisteminin 19/03/2019 tarihi itibarıyla faaliyete geçtiği, lisanslı büro faaliyetlerine yönelik sözleşme oluşturma, fiyat hesaplama, faaliyet alanındaki tapu bilgilerini görebilme, personel ve donanım takibi, diğer kurumlarla yazışma, yer değişikliği, teminat raporlama faaliyetlerinin yapılabildiği savunulmuştur.
Buna göre, dava konusu düzenlemede belirtilen "sistem"in, davalı Genel Müdürlük tarafından kurulup bakım ve erişimi sağlanan otomasyon sistemi olduğu ve bu sistemin izin verdiği iş ve işlemler ile sınırlı olarak, yetki alanı içerisindeki lisanslı bürolar arasında sistem üzerinden gerekli koordinasyonun sağlanmasının, kamu yararı ile hizmet gereği olduğu açıktır.
Bu bakımdan, lisanslı büroların yürüttükleri kamu hizmetinin düzenli, süratli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi, teknik hataların engellenmesi ve/veya en aza indirilmesi amacıyla, somut olarak da uygulanmaya başlanan otomasyon sisteminin kullanılmasını öngören dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
13- Yönetmeliğin 35. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenleme ile lisanslı büroların denetiminin çerçevesi çizilmiş, büro çalışanlarının tutum ve davranışlarının da denetim kapsamında olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafından, lisanslı mühendislerin, büro çalışanlarının hangi davranışlarından sorumlu olacağının belirsiz olduğu, denetimin hangi davranış kalıpları için geçerli olacağının anlaşılamadığı iddialarıyla anılan düzenlemenin iptali istenilmiştir.
5368 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanun kapsamındaki tescile tabi olmayan iş ve işlemlerin yapım ve kontrolünden, tescile tabi olanların ise yapımından lisans sahibinin sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Aynı zamanda, fıkranın devamında, lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarında, bu Kanun kapsamında belirtilen hizmetleri yapmakla yetkilendirilenlerin Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu görevlisi sayılacağı ve büroların işlemlerinden dolayı zarar doğması halinde kusuru bulunana rücu edileceği de öngörülmüştür.
Diğer taraftan, 5368 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca, davalı Genel Müdürlük, (meslek alanıyla ilgili mühendis, tekniker veya teknisyen unvanlarında en az 3 kişi çalıştırılması ve bu çalıştırılanlardan en az birinin lisans sahibi dışında bir mühendis olması kaydıyla) lisanslı bürolarda çalışacak personele ilişkin niteliksel ve niceliksel koşulları yönetmelikle belirleme konusunda görevli ve yetkili kılınmıştır.
Bu kapsamda, lisanslı büro çalışanlarının yaptığı iş ve işlemlerden doğan sorumluluk, büro çalışanlarının yanı sıra ve esas itibarıyla lisans sahibi mühendise ait bulunmaktadır. Zira lisanslı mühendis, büronun faaliyetlerinin mevzuata uygunluğundan birincil derecede sorumlu kişidir.
Fıkrada belirtilen "büro çalışanlarının tutum ve davranışları" ifadesiyle kastedilenin ise, genel itibarıyla, büro faaliyetlerinin sürekli, düzenli ve zamanında yapılmasına engel olan, iş sahibi ilgililer ile davalı idare görevlilerine ilgisiz ve uygunsuz, denetimi engelleyici tavır ve davranışlar olduğu, bu davranışların sayma suretiyle belirlenmesinin ise mümkün olmadığı ve somut olaya -bağlama- göre değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, lisanslı mühendisin, lisanslı büro çalışanlarının işvereni olduğu ve kamu hizmeti niteliğindeki lisanslı büro faaliyetinin bir bütün olduğu dikkate alındığında; büro çalışanlarının, söz konusu kamusal faaliyetin gerektirdiği itibar ve güveni zedeleyici davranışlarının kontrol ve denetime tabi tutulması suretiyle engellenmesi ve büro çalışanlarının disipline edilmesi amacıyla getirilen, dava konusu Yönetmelik kuralında hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
14- Yönetmeliğin 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile 4. ve 5. fıkraları yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin 36. maddesinin 2. fıkrasında, uyarma cezası tanımlanarak uyarma cezasını gerektiren fiiller sayılmış, (a) bendinde de, lisanslı mühendisin görevine yakışmayan tutum ve davranışta bulunması hali, uyarma cezasını gerektiren bir fiil olarak düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, anılan maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde uyarma cezasının verileceği tutum ve davranışların belirsiz olmasının denetmenin keyfiyetine göre ceza verilmesine neden olacağı ileri sürülmektedir.
Dava konusu kuralın, 5368 sayılı Kanun'un 4/A maddesinin uyarma cezasını gerektiren fiil ve hallerin düzenlendiği kısımda yer alan (a) bendiyle birebir aynı olduğu, dolayısıyla Yönetmelik kuralının Kanun hükmünün tekrarı mahiyetinde bulunduğu görülmektedir. Bu itibarla, dava konusu (a) bendinde, hukuka aykırılık görülmemektedir.
Öte yandan, lisanslı mühendisin görev ve yetki sahası ile sorumlulukları 5368 sayılı Kanun ile dava konusu Yönetmelikte açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla, bu görev ve yetki sahası dışında ve sorumluluklarına aykırı davranışın, olayın mahiyeti ve niteliğine göre, yine Kanun'un 4/A maddesinde belirtilen fiillerden hangisi kapsamında değerlendirileceğini tespit de, Kanun'un 4. maddesi uyarınca davalı Genel Müdürlükçe yapılacaktır. Bu haliyle düzenlemede hukuki belirsizlik de bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Aynı maddenin 4. fıkrasında, lisansın geçici iptali tanımlanarak bu disiplin cezasını gerektirecek hallere yer verilmiş; 5. fıkrasında ise, lisansın sürekli iptali tanımlanarak hangi hallerde bu cezanın verileceği belirlenmiştir.
Davacı tarafından, lisansın geçici ve sürekli iptali cezasının Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına bildirilmesi gerektiği, bu yönde bir açıklamaya yer vermeyen kuralların eksik düzenleme içerdiği ileri sürülmüştür.
5368 sayılı Kanun'un 1. maddesinde de ifade edildiği üzere, "lisanslı harita ve kadastro mühendisliği faaliyeti" ile "serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyeti" birbirinden tamamen ayrı ve bağımsız iki farklı faaliyet alanıdır. Bir başka ifadeyle, bir lisanslı mühendise davalı Genel Müdürlükçe lisansın sürekli iptali cezası verilse veya hakkında lisansın iptali işlemi tesis edilse dahi bu ceza ve işlemler, ilgili mühendisin serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyetinde bulunmasına engel teşkil etmemektedir.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 32. maddesi ile 37. maddesinin 5. fıkrasında, lisanslı mühendis hakkında verilen disiplin cezalarının, yalnızca lisanslı mühendislik faaliyetini ilgilendirdiği dikkate alınarak davalı Genel Müdürlükçe tutulan sicil dosyasına işlenmesiyle yetinilmiş, ayrıca Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına bildirilmesi gerekli görülmemiştir.
Bu durumda, ilgili Odaya bildirim yapılmasına ilişkin düzenleme sevk edilmemesinin eksik düzenleme olarak kabulüne olanak bulunmadığından, ayrıca fıkralarda öngörülen lisansın geçici ve sürekli iptalinin tanım ve sebeplerinin dayanak Kanun'un 4/A maddesinde yer alan kurallar ile birebir aynı olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
15- Yönetmeliğin 36. maddesinin 8. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin "Denetime tabi hususlar ve uygulanacak disiplin cezaları" başlıklı 36. maddesinin 8. fıkrasında, idari para cezasının tanımına ve idari para cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere yer verilmiştir.
Davacı tarafından, 5368 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde ve dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde disiplin cezaları arasında sayılmayan idari para cezalarına, dava konusu Yönetmeliğin "Denetime tabi hususlar ve uygulanacak disiplin cezaları" başlıklı 36. maddesinin 8. fıkrasında yer verilmesinin, idari para cezalarının niteliği bakımından tereddüde yol açtığı gibi Kanun'un emredici hüküm ve sistematiğine de uymadığı, ayrıca Kanun'un 8. ve 10. maddelerinde, adres değişikliğinde idareye bilgi verilmemesi halinde para cezası verileceği yönünde bir düzenlemeye de yer verilmediği, dava konusu kuralın bu yönden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
"Hukuki güvenlik" ile "belirlilik" ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, idarenin de idari düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal ve idari düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
Bahse konu ilkelerin bir yansıması olarak idarece düzenleyici işlem tesis edilirken, yapılan düzenlemenin herkes tarafından anlaşılabilir, farklı anlamlara gelmeyecek ve yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına sebep olmayacak nitelikte olması, düzenleyici işlemin kapsam ve sınırlarının açık bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Aksi takdirde düzenleyici işlemin üst hukuk kurallarının doğru bir şekilde uygulanmasını sağlama işlevi yerine getirilemeyeceğinden, düzenleyici işlem tesis etmek suretiyle ulaşılmak istenen amaca ulaşılamayacağı açıktır.
5368 sayılı Kanun'un disiplin suç ve cezalarını düzenleyen 4/A maddesinde, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, denetim, inceleme ve soruşturma sonucu tespit ettiği hata, eksiklik ve olumsuzluklardan dolayı lisanslı harita ve kadastro mühendislerine uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezalarını vereceği belirtilmiş ve bu cezaları gerektiren fiil ve haller ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 10. maddesinde de, lisanslı harita ve kadastro mühendislerine verilecek idari para cezaları düzenlenmiş olup, bu Kanun'un 4/A maddesi ile 8. maddesinin 1. ve 2. fıkraları hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, 5368 sayılı Kanun'da disiplin cezaları ile idari para cezası ayrı maddelerde düzenlenmiş, disiplin suçu teşkil eden fiil ve hallere aynı zamanda idari para cezası da verileceği öngörülmüştür.
Kanun'daki düzenlemeye uygun olarak yapılan dava konusu Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki tanımda disiplin cezasının, lisanslı mühendislerin, Kanun ve bu Yönetmelikle belirlenen kurallara uymamaları hâlinde verilen uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezalarından birisini ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmeliğin "Denetime tabi hususlar ve uygulanacak disiplin cezaları" başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında da, lisanslı harita ve kadastro mühendislerine verilecek disiplin cezaları; uyarma, kınama, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezaları olarak sayılmış ve devam eden fıkralarda bu cezaları gerektiren fiil ve haller ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Ancak maddenin dava konusu 8. fıkrasında, lisanslı mühendislere verilecek idari para cezası ve bu cezayı gerektiren fiil ve haller de düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin disiplin suç ve cezalarını düzenleyen 36. maddesinde, disiplin cezaları ile idari para cezasının birlikte düzenlenmesi, Kanun'un amacıyla ve sistematiğiyle bağdaşmadığı gibi, Yönetmeliğin 36. maddesinin 8. fıkrası ile anılan maddenin başlığı ve tanımlar maddesi arasında çelişki oluşturmaktadır.
Öte yandan, 5368 sayılı Kanun'un idari para cezasını düzenleyen 10. maddesinde, bu Kanun'un 4/A maddesi ile 8. maddesinin 1. ve 2. fıkraları hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, Kanun'un 4/A maddesinde düzenlenen disiplin suçu teşkil eden fiil ve hallere aynı zamanda idari para cezası da verilmesi gerekmektedir. Yönetmeliğin idari para cezasını düzenleyen 36. maddesinin 8. fıkrasında ise, idari para cezasını gerektiren dört adet fiil ve hal sayılmıştır. Bunlardan üçünün, Kanun'un 8. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında belirtilen fiil ve haller olduğu, diğerinin ise Kanun'un 4/A ya da 8. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında belirtilen fiiller dışında tümüyle yeni bir fiil olan "adres değişikliğinde İdareye bilgi verilmemesi" hali olduğu görülmüştür. Ayrıca, Yönetmeliğin 36. maddesinin 8. fıkrasında, hangi fiile hangi miktarda idari para cezasının verileceği konusunda da bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu durumda, Kanun'un 4/A maddesinde sayılan disiplin cezası gerektiren fiil ve hallere idari para cezası verilip verilemeyeceği ile hangi fiile hangi miktarda idari para cezasının verileceği hususunun müphem kaldığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin Hukuk Devletinin bir unsuru olan hukuki güvenlik (belirlilik) ilkesine aykırılık teşkil ettiği de görülmektedir.
Diğer taraftan, Yönetmeliğin 36. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinin, 5368 sayılı Kanun'un 4/A ya da 8. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında belirtilen fiiller dışında tümüyle yeni bir fiil olan "adres değişikliğinde İdareye bilgi verilmemesi" halinin idari para cezası yaptırımına bağlandığı, kısaca yasal dayanağı olmaksızın yeni bir ceza ihdas edildiği anlaşıldığından, ayrıca irdelenmesi gerekmektedir.
İdare Hukukunda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. İdari işlemin en temel unsurunu oluşturan "yetki", yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir; ilke olarak "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna"dır.
Anayasanın 123. maddesi uyarınca kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idare, kendi düzenleme yetkisini de yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanmak zorundadır. Bu ilke, Anayasanın 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüyle ifade edilmiştir. Esasen bu husus, idarenin ikincil (tali) düzenleme yetkisinin ve normlar hiyerarşisi prensibinin doğal sonucudur.
Başka bir ifadeyle, bir hiyerarşik kurallar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki kuralların, dayanaklarını üst düzeydeki kurallardan aldıkları kuşkusuzdur. Kurallar hiyerarşisinin en üstünde genel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar dayanağını Anayasadan, yönetmelikler ise dayanağını kanunlardan almaktadır. Dolayısıyla, bir kuralın, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir kurala aykırı veya bunu değiştirici (daraltıcı ya da genişletici) nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bunun yanında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un; idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı kurala bağlanmış olup; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından idarî para cezaları alanında yapılacak düzenlemelerde, belirtilen Kanun’un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği açıktır.
Kabahatler Kanunu’nun “Kanunilik ilkesi” başlıklı 4. maddesinde, hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır.
İdarî yaptırımlar konusunda genel kanun niteliğini haiz Kabahatler Kanunu, idarî yaptırımın türü, süresi ve miktarı bakımından mutlak olarak kanunîlik ilkesini benimsemiş bulunmaktadır.
Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve kanunun açıkça cezayı arttırıcı bir neden olarak görmediği bir husustan dolayı kimsenin cezasının artırılamayacağı, ''suçta kanunilik''; hiç kimsenin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülenden daha ağır bir ceza ile cezalandırılamayacağı ise, "cezada kanunilik'' ilkesinin özünü oluşturmaktadır.
Esasen, hangi fiillerin idarî yaptırım gerektirdiğinin kanunda açıkça tanımlanması, bunun doğal sonucu olarak bir eyleme yaptırım uygulanabilmesi için yaptırım uygulanacak eylemin belirli olması, hukuki belirlilik, dolayısıyla Hukuk Devleti ilkesinin de bir gereğidir.
Buna göre, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün ikincil düzenleme yetkisi, 5368 sayılı Kanun’un belirlediği çerçeve ve 5326 sayılı Kanun’un genel hükümler bölümünde yer alan kural ve ilkelerle sınırlandırılmış bulunmaktadır.
5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun hükümleri incelendiğinde ise, lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin tâbi olduğu disiplin suç ve cezaları ile idari para cezası uygulanacak hallerin tek tek sayma suretiyle belirlendiği, bunlar arasında lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin adres değişikliğinde idareye bilgi vermemesi halinin yer almadığı gibi herhangi bir çerçeve çizilmek suretiyle idareye bu konuda düzenleme yapma yetkisi de tanınmadığı görülmektedir.
Bu nedenle, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, Kanunda öngörülmeyen bir idari yaptırımın Yönetmelik ile düzenlenmesinin "kanunilik ilkesi" ve idarenin düzenleme yetkisinin ikincil (tali) olma niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu bentte bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamıştır.
16- Yönetmeliğin 41. maddesinin 4. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenleme ile, davalı idareye lisanslı bürolarda çalıştırılması zorunlu olan personel sayısının arttırılması noktasında idareye yetki verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 5368 sayılı Kanun'a aykırı bir şekilde çalıştırılması zorunlu personelin artırılması konusunda idareye yetki verildiği ileri sürülmüştür.
5368 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 3. ve 6. fıkralarıyla, davalı Genel Müdürlük, (meslek alanıyla ilgili mühendis, tekniker veya teknisyen unvanlarında en az 3 kişi çalıştırılması ve bu çalıştırılanlardan en az birinin lisans sahibi dışında bir mühendis olması kaydıyla) lisanslı bürolarda çalışacak personele ilişkin niteliksel ve niceliksel koşulları yönetmelikle belirleme konusunda görevli ve yetkili kılınmıştır.
Buna göre, yukarıda aktarılan Kanun maddesiyle lisanslı büroda çalışacak personelin asgari sayısının belirlendiği, idarece bu sayının altına inilemeyeceği, ancak bu sayıdan fazla personelin çalıştırılmasına karar verilebileceği, zira kanun koyucunun azami personel sayısına dair bir sınır getirmediği açıktır.
Bu itibarla, lisanslı büronun yetkili bulunduğu ilin iş yoğunluğuna göre, Kanun'da belirlenen personel sayısının yetersiz kalabileceği hallerde kamu hizmetinin yürütülmesinde aksamaya sebebiyet verilmemesi adına, Kanun'un Yönetmelik ile düzenlenmesine izin verdiği bir husus olan ve idareye personel sayısının arttırılması noktasında yetki veren dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
17- Yönetmeliğin 43. maddesinin 1. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu düzenleme ile lisanslı mühendisin, görevinin başında bulunamayacağı hallerde, bir yıl içinde toplam otuz günü geçmemek koşuluyla, aynı büroda çalışan ve meslek alanında en az iki yıl harita ve kadastro hizmetlerinde deneyimli mühendise, imza yetkisini devredebileceği öngörülmüştür.
Davacı tarafından, imza yetkisinin devri için öngörülen otuz günlük sürenin yetersiz olduğu, uzun süreli hastalık, tutukluluk hali vb. gibi durumların düzenlenmemesinin de eksiklik olduğu ileri sürülmüştür.
5368 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, lisans sahibi harita ve kadastro mühendisinin, görevinde bulunmadığı hallerde imza yetkisini en fazla bir ay süre ile aynı büroda çalışan en az iki yıl harita ve kadastro hizmetlerinde deneyimli, bir başka harita ve kadastro mühendisine devredebileceği, imza yetkisinin hangi şartlarda ve ne şekilde verilebileceği hususunun davalı idarece yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, dava konusu kuralın, dayanağı Kanun hükmünün tekrarı mahiyetinde olduğu görülmektedir.
Her ne kadar dayanak Kanun'da yıl içinde her seferinde bir ayı aşmamak üzere birden çok kez imza yetkisi devrine olanak tanındığı, bu nedenle dava konusu kuralın yıl içinde parça parça kullanılan devir süresinin de toplam süreye dahil edilerek Kanun hükmünü daralttığı ileri sürülebilir ise de; 5368 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca lisans hakkının devredilemeyeceği açık olduğundan ve yıl içinde her seferinde bir ayı aşmamak üzere birden çok kez imza yetkisi devredilmesinin, (10 yıllık mesleki tecrübeye sahip lisanslı harita ve kadastro mühendisinin) lisans hakkının (2 yıllık mesleki tecrübeye sahip harita ve kadastro mühendisine) devri sonucunu doğuracağından, Kanun hükmünün belirtilen şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığı ve kanun koyucunun amacına ters düşeceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Yönetmeliğin 45. maddesinde, lisanslı mühendis hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması nedeniyle tutukluluk kararı verilmesi halinde, lisanslı büronun yetki sahasındaki kadastro teknik hizmetlerinin, başka lisanslı büro bulunmaması durumunda ve 6. maddenin 2. fıkrası uyarınca lisanslı büro yetkilendirilmemesi halinde yeni bir lisanslı büro kuruluncaya kadar kadastro müdürlüğü tarafından yapılacağı düzenlenmiştir.
Bu haliyle, hukuki belirsizlik ya da eksik düzenlemeye de yol açılmaksızın, lisanslı büro hizmetlerinin aksamadan sürekli ve düzenli olarak yürütülmesi amacıyla kanun koyucunun iradesine uygun bir tedbirin alındığı da görülmektedir.
Bu nedenle, lisanslı mühendisin imza yetkisi devrinin sınırlarını, Kanun'un lafzına, amacına ve hizmet gereklerine uygun olarak belirleyen dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
18- Yönetmeliğin 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde Yer Alan "Hizmet katılım payı," ibaresi yönünden incelenmesi:
Mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla Anayasa'nın 124. maddesi gereği idareye tanınan düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi sınırsız değildir. Bu yetki, hukukun genel ilkeleri ile anayasal ve yasal ilkelerle sınırlandırılmış durumdadır.
25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin "Yapılan işlerin izlenmesi ve yetkili birim" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmelik kapsamındaki hizmet katılım paylarının izlenmesine ilişkin iş ve işlemlerin Kadastro Dairesi Başkanlığınca yürütüleceği düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, hizmet katılım payı teriminin dayanak Kanun'da veya ilgili mevzuatta düzenlenmediği, nasıl ve ne amaçla kullanılacağının belirsiz olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından ise, yürürlükte bulunan lisanslı büro mevzuatında hizmet katılım payı adı altında bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle anılan maddenin uygulama alanı olmadığı, düzenlemenin sınırlandırıcı değil, örnekleme yoluyla benzeri ücret ve ödemelerin izlenmesini amaçladığı, mevzuat değişikliği sonucunda katılım payı adı altında bir ödemenin getirilmesi durumunda madde metnindeki ifadenin uygulama alanı bulabileceği savunulmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihadı haline gelmiş hukuk devleti tanımına göre hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk Devletinin unsurları, doktrin ve yargı kararlarıyla belirlenmiş olup, bunlardan konuyla ilgili iki tanesi “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleridir. Bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Anayasada öngörülen temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılınması için Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür.
Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup bireyin hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmesi anlamına gelir.
25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmelik incelendiğinde; hizmet katılım payının tanımına ve hangi hallerde kimlerden alınacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun'da da hizmet katılım payına ilişkin bir kural bulunmadığı görülmektedir. Nitekim, davalı idarece de lisanslı büro mevzuatında hizmet katılım payı adı altında bir düzenleme bulunmadığı kabul edilmektedir.
Bu durumda, dava konusu düzenlemenin, bulunduğu Yönetmeliğin amaç ve kapsamıyla bağdaşmadığı gibi, bir düzenleyici işlemde olması gereken "açık ve belirgin olma" niteliğini de taşımadığı, "hizmet katılım payı" ibaresinden neyin anlaşılması gerektiği hususunun Yönetmeliğin tamamı dikkate alındığında dahi müphem kaldığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin Hukuk Devletinin bir unsuru olan hukuki güvenlik (belirlilik) ilkesine de aykırılık teşkil ettiği görülmekte olup, dava konusu düzenlemede bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 25/09/2021 tarih ve 31609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin;
a) yetki ve şekil yönünden tamamının, 1. maddesinin 2. fıkrasının, 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, 4. maddesinin 2. fıkrasının, 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin, 6. maddesinin 2. fıkrasının, 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin, 16. maddesinin 2. fıkrasının, 21. maddesinin, 22. maddesinin 1. fıkrasının "4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması ile" ibareleri dışındaki diğer kısımlarının, 22. maddesinin 2. fıkrasının, 24. maddesinin 2. fıkrasının, 28. maddesinin 2. fıkrasının, 31. maddesinin 2. fıkrasının, 35. maddesinin 2. fıkrasının, 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin, 4. ve 5. fıkralarının, 41. maddesinin 4. fıkrasının, 43. maddesinin 1. fıkrasının, 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin "Hizmet katılım payı," ibaresi hariç diğer kısımlarının iptali istemi yönünden oy birliğiyle DAVANIN REDDİNE,
b) 22. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması ile" ibarelerinin iptali istemi yönünden oy çokluğuyla DAVANIN REDDİNE,
c) 36. maddesinin 8. fıkrası ile 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "Hizmet katılım payı," ibaresi yönünden oy birliğiyle İPTALİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...TL yargılama giderinin haklılık oranına göre... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ...TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yine... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetlerine göre taraflara iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/04/2025 tarihinde karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanun; gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar."; 5. maddesinin ilk iki fıkrasında, "Başvuru üzerine, karar vermeye yetkili kişiler veya bunların görevlendireceği bir veya birkaç memur tarafından yerinde soruşturma yapılır. Soruşturmayı yapan kişilere gerektiğinde teknik eleman ve yardımcı verilir."; 17. maddesinin ilk üç fıkrasında ise, "Soruşturma ve infaz memurları ile infaz memuruna teknik yönden yardımcı olarak görevlendirilecek memurların yevmiye ve taşıt giderleri, başvuruda bulunanlar tarafından maliye veznesine yatırılır. Yukarıda belirtilen görevli memurlara, göreve gittikleri günler için sürelerine ve görevin belediye sınırları içinde veya dışında yapılmış olmasına bakılmaksızın Harcırah Kanununa göre verilmesi gereken yevmiyeler tam olarak ödenir. Üçüncü maddenin son fıkrasına göre görevlendirilecek soruşturma ve infaz memurları ile infaz memurlarına teknik yönden yardımcı olarak görevlendirilecek memurların yevmiye giderleri, taşınmaz malın ait olduğu kamu idareleri, kurumları ve kuruluşlarınca karşılanır." hükümlerine yer verilmiştir.
6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3. maddesinde, "Memur", personel Kanunları hükümlerine göre aylık alan kimseler (Yardımcı hizmetler sınıfına dahil personel hariç) şeklinde tanımlanmıştır.
5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kadastro teknik hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlayacak lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin faaliyet, denetim ve sorumluluklarına ve kuracakları harita ve kadastro bürolarına dair esas ve usûlleri belirlemektir. Kadastro teknik hizmetlerinden tescile tâbi olmayan aplikasyon, yer gösterme ve plan örneği işlemlerinin yapım ve kontrolü, tescile tâbi olan cins değişikliği, arzî irtifak hakkı tesisi veya terkini, birleştirme ve muhdesatın terkini işlemlerinin yapım sorumluluğu ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenecek kadastro teknik hizmetleri niteliğindeki diğer işler lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilir. Lisanslı harita ve kadastro mühendisleri, bu Kanun kapsamında faaliyetlerini yürüttükleri süre içerisinde serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyeti de yürütebilirler. Kamu kurum ve kuruluşlarının diğer kanunlar ve ilgili mevzuata göre hak, görev ve yetkileri devam eder." hükümleri yer almaktadır.
Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Kadastro teknik hizmetleri", Lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilecek olan tescile tâbi olmayan aplikasyon, parselin yerinde gösterilmesi, plan örneği verilmesi ile tescile tâbi olan cins değişikliği, arzî irtifak hakkı tesisi veya terkini, birleştirme ve muhdesatın terkini ile 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun ek 5 inci maddesi gereğince hatalı bağımsız bölüm veya blok numarası düzeltilmesi işlemlerine yönelik talebe bağlı hizmetler olarak tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin 22. maddesinde ise, lisanslı büroların, görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenmiş ve maddenin dava konusu olan kısmı ile, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması görevi, lisanslı harita ve kadastro mühendislerine verilmiştir.
Yukarıda içeriklerine yer verilen Kanun düzenlemeleri çerçevesinde, 3091 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen kamu hizmetinin, doğrudan kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin olduğu ve memur eliyle gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır.
Nitekim, 3091 sayılı Kanun'un mezkur maddelerinde, soruşturma memuru olarak görevlendirilenlere teknik yönden yardımcı olmak üzere görevlendirilecek elemanların da memur olması gerektiğine yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.
Her ne kadar, davalı idare tarafından, lisanslı bürolarda kadastro teknik hizmetlerini yapmakla yetkilendirilenlerin, Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi uyarınca Türk Ceza Kanunu'nun uygulanmasında kamu görevlisi sayılacağı, bu nedenle de lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin 3091 sayılı Kanun'da yer verilen teknik eleman tanımı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktaysa da; Türk Ceza Kanunu'nun uygulanmasında kamu görevlisi sayılma ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında memur sayılma durumunun aynı olmadığı, Türk Ceza Kanunu'nun uygulanmasında kamu görevlisi sayılma durumunun, yürütülen faaliyetin kamusal faaliyet olması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun kamu görevlileri bakımından getirdiği özel düzenlemelerin, bu kişiler bakımından da uygulanması açısından önem arz ettiği, serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olan lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin, yürütülen faaliyet nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayılsa bile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında memur sayılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmesi gereken, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması görevinin, 5368 sayılı Kanun ve alt mevzuatı uyarınca yalnızca talebe bağlı kadastro teknik hizmetlerini yürütmekle görevlendirilen lisanslı harita ve kadastro mühendislerine verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yetkili makam tarafından kadastro müdürlüklerinden talep edilen ve kadastro teknik hizmetlerinden olan yer gösterme ve aplikasyon işlemlerinin yapılması ve talep edilen makama sunulması ile" ibarelerinin iptali gerektiği oyuyla Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.