Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/3712
2025/4455
13 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3712
Karar No : 2025/4455
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı / ...
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 10/01/2017 tarihinde İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Camiinde meydana gelen tente çökmesi sonucu babası ...'in vefat etmesi olayında, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 100.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta eylemin idariliğinin en geç ... Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen ... sayılı soruşturma sonucu düzenlenen iddianamenin kabul edilerek ceza davasının açılmasıyla ortaya konulduğunun kabulü gerektiği, nitekim ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:...sayılı dosyası kapsamında yapılan ve 21/05/2019 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekilinin de katıldığı, söz konusu duruşmada iddianamenin kabul kararının da okunduğunun görüldüğü, dolayısıyla uğranıldığı ileri sürülen zarara konu eylemin davacı tarafından en geç bu tarihte öğrenildiğinin kabulü gerektiği, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık süre içerisinde idareye başvurulması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 06/08/2021 tarihli dilekçeyle idareye yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen olaya ilişkin ceza davasının devam ettiği, olaydan itibaren 5 yıllık süre içinde davalı idareye başvuruda bulunduğu, davanın esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının babası ...'in, 10/01/2017 tarihinde İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Camiinde meydana gelen tente çökmesi sonucu aynı gün vefat ettiği, davacı tarafından, olay nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye 06/08/2021 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 100.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Maddede yer alan idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık kurulu raporları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca idareye başvurunun yapıldığı 06/08/2021 tarihi itibarıyla, İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Camiinde meydana gelen tente çökmesi olayıyla ilgili başlatılan ceza kovuşturmasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:...sayılı dosyasında devam ettiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının yakınının ölümüne neden olduğu belirtilen olaya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen ceza kovuşturmasının devam ettiği dikkate alındığında, davacının yakınının ölümünde idari bir eylem/eylemsizliğin (eylemin idariliğinin) ya da idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının henüz ortaya konulamadığı, dolayısıyla idareye başvuru tarihi olan 06/08/2021 tarihi itibarıyla söz konusu olayın bütün unsurlarıyla birlikte davacı tarafından öğrenilemediği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının babası ..., İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Camiinde cenaze namazı kılınması akabinde meydana gelen tente çökmesi sonucu 10/01/2017 tarihinde vefat etmiş, olay nedeniyle başlatılan ceza soruşturması sonucunda düzenlenen iddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında görevli olup cenaze namazını kıldırmakla görevli olan imamlar ile ... Camii imamlarının dikkat ve özen yükümlülüklerini ihlal etmek suretiyle olaya neden oldukları belirtilerek taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçları dolayısıyla cezalandırılmasına karar verilmesinin talep edildiği belirtilmiş, devamında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayden ceza davası açılmış, davacı vekilinin de katıldığı 21/05/2019 tarihli duruşmada bu iddianamenin kabulü kararı da okunmuş, davacı tarafından olay nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye 06/08/2021 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
Ceza davasında yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi ile eylemin idariliğinin ya da idarenin sorumluluk sebebinin kesin olarak ortaya çıkacağı kuşkusuzdur. Ancak, ceza davasında yapılan yargılama sonucunda, davalı idare ajanının herhangi bir kusurunun bulunmadığı değerlendirilerek beraat kararı verilmesi, bu kararın da kesinleşmesi halinde dava açılmadan önceki maddi ve hukuki durumda eylemin idariliğinin öğrenilmesi açısından herhangi bir değişiklik olmadığından, söz konusu beraat kararı ile eylemin idariliğin kesin olarak öğrenildiğinden söz etme imkanı bulunmamaktadır.
Buna göre, ceza davasında ancak mahkumiyet kararının kesinleşmesi ile eylemin idariliğinin kesin olarak ortaya çıkacağı, olayla ilgili ceza davasının derdest olduğu, dolayısıyla kamu görevlileri hakkında mahkumiyet kararı bulunmadığından, davacı tarafından, eylemin idariliğinin en geç, kamu görevlilerine kusur atfeden (bir başka ifadeyle eylemin idariliğine ilişkin tespitleri içeren) iddianamenin kabulüne ilişkin kararın okunduğu duruşma tarihi olan 21/05/2019 tarihi itibarıyla öğrenildiğinin kabul edilmesi ve bu tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde idareye başvuruda bulunulması gerekirken başvurulmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun olduğundan, kararın onanması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.