SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/3369 E. 2025/3665 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/3369

Karar No

2025/3665

Karar Tarihi

10 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3369 E. , 2025/3665 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3369
Karar No : 2025/3665

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...


MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
VEKİLİ: Av. ...


İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı tarafından esas yönünden, davalı idare tarafından vekalet yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 04/02/2016 tarihinde yapılan rektum kanseri ameliyatı sırasında böbreğine takılan geçici kateterin çıkarılması gereken 1 ile 3 ay içerisinde çıkarılmayarak sol böbreğinin işlevini %97,7 oranında kaybetmesine sebep olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 200.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; dava konusu olaya ilişkin Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulundan alınan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu kanaatine varıldığı, uyuşmazlık, davacıların maddi tazminat talepleri yönünden ele alındığında; davacı tarafından ameliyat sonrası sol böbreğinin işlevini %97,7 oranında kaybetmesinden dolayı idarenin hizmet kusuruna bağlı olarak maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporunda, kişinin tedavisinde görev almış doktorların uygulamalarının tıp biliminin kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtilmesi karşısında, davalı idarenin tıbbi müdahalesindeki kusuru nedeniyle meydana geldiği yolunda, hukuken geçerli kabul edilebilecek somut bir tespit bulunmadığından, meydana gelen zararla, idare görevlilerinin eylemi arasında, idarenin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte uygun bir nedensellik bağının varlığından söz edilemeyeceğinden, davacının maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, uyuşmazlık, davacının manevi tazminat talepleri yönünden ele alındığında ise; dava konusu olayda, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporundaki teknik/tıbbi ve bilimsel veriler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya verilen sağlık hizmetinin yürütülmesinde sağlık personeline atfedilebilen somut bir kusurun varlığı açıkça tespit edilememekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin sonucu itibarıyla bir zarara yol açması, meydana gelen zararın doğrudan hastanın hatasından veya hizmet dışı etkenlerden kaynaklandığının açıkça ortaya konulamaması nedeniyle, yapılan işlemler esnasında, gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği yönündeki endişe ve şüphelerin giderilememesi ve ortaya çıkan ağır sonucun manevi yükünün paylaşılması gerektiği hususları birlikte dikkate alındığında, olayda manevi tazminat ödenmesini gerekli kılan şartların oluştuğu, davacının olay nedeniyle duyduğu acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntıların kısmen de olsa dindirilmesi amacıyla takdiren 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İdare Mahkemesi kararının, kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare ve davalı idare yanından müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması sebebiyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları gerekmekte olup, uyuşmazlık konusu olayda, idarece sunulan sağlık hizmetinin hatalı olduğuna dair herhangi bir tespit bulunmadığı, hastanın teşhis ve tedavisinde bir gecikme veya aksamanın meydana gelmediği, idarenin tazmin sorumluluğu için gerekli olan ağır hizmet kusuru, zarar ve illiyet bağı şartlarının gerçekleşmediği, dolayısıyla, idarenin tazminata yönelik sorumluluğunun olmadığı ayrıca dava dosyası içerisinde yer alan ve davacı tarafından imzalanan 03/02/2016 tarihli Rıza (Onam) Belgesinde de herhangi bir eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından davacının manevi tazminat talebinin tamamının reddi gerekirken, manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilerek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davalı idare ve davalı yanında müdahilin istinaf başvurularının kabulüne, Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan ameliyat notları incelendiğinde ameliyat öncesi yapılan tetkiklerde iki böbreğinin de tam ve sağlıklı bir şekilde çalıştığının görüleceği fakat kateter takılan böbreğin ameliyat sonrasında uzun bir süre kateter nedeniyle işlevini yerine getirememesi sebebiyle organ kaybının oluştuğu ve tek böbrekle hayatına devam etmek zorunda kaldığı, yaşam kalitesinin düştüğü, Bölge İdare Mahkemesince davanın kabulünü gerektiren hususlar dikkate alınmaksızın haksız ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Mahkemece davanın tümden reddolunmasına rağmen tarafları lehine reddedilen kısma ilişkin olarak vekalet ücretine hükmolunmamasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
A) Davacının İlk Derece Mahkemesince reddedilen maddi ve manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin incelenmesi:
Davacı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiş ise de; ... İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen karara karşı yalnızca davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, davacı tarafından reddedilen maddi ve manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunda bulunulmadığı, istinaf mahkemesince de davalının ve davalı yanında müdahilin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verildiği, bu durumda ilk derece mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminatın reddine yönelik kısmının davacı tarafından istinaf kanun yoluna taşınmayarak kesinleştiği görülmekte olup; davacı tarafından ilk derece mahkemesi kararının reddedilen maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin kısmına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle, istinaf kanun yoluna taşınmayarak kesinleşen maddi ve manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde hukuki olanak bulunmamaktadır.
B) Davacının, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen manevi tazminat istemine yönelik davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulü ile bu kısım yönünden de davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi:


İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 04/02/2016 tarihinde rektum kanseri ameliyatı olduğu, ameliyat esnasında sol böbreğine dj stent takıldığı, 09/02/2016 tarihinde taburcu edildiği, daha sonra böbrekte ağrı şikayetiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Anabilim Dalına başvurduğu, yapılan tetkik ve muayene sonucunda böbreğinde stent olduğunu öğrenmesi üzerine 10/05/2017 tarihinde Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğine başvurduğu, dosyada mevcut 10/05/2017 tarihli epikriz kaydına göre anılan Klinik tarafından yapılan araştırma sonucunda davacının rektum kanseri öncesinde çekilen filmlerinde stent yok iken 1 gün sonra çekilen filminde stent olduğunun görülmesi üzerine 04/02/2016 tarihinde yapılan rektum kanseri ameliyatı sırasında sol böbreğe dj stent takıldığının anlaşıldığı, 01/06/2017 tarihinde dj stentinin çekilmesi operasyonu yapıldığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 13/09/2017 tarihinde çekilen Statik Böbrek Sintigrafisi raporunda sol böbrek total renal fonksiyonlara katılım oranının %2.3 olarak hesaplandığı, davacı tarafından, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 04/02/2016 tarihinde yapılan rektum kanseri ameliyatı esnasında böbreğine takılan geçici kateterin çıkarılması gereken 1 ile 3 ay içerisinde çıkarılmayarak sol böbreğinin işlevini %97.7 oranında kaybetmesine sebep olunduğu, böbreğine katater takıldığı yönünde bilgilendirme yapılmadığı, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "Hastaya 04/02/2016 tarihinde rektum kanseri tanısı ile yapılan Abdominoperitoneal Eksizyon (APR) ameliyatının endikasyon ve tekniğinin uygun olduğu, ileri derecede yapışıklık bulguları gözlenen kanser olgularında ameliyat esnasında üreteri korumak amacıyla üretere kateter konulabileceğinin tıbben bilindiği, ayrıca aydınlatılmış onam formunda da bu hususta bilgi verilmiş olduğu, ameliyat sonrasında üroloji takiplerinin yapılmış olduğu, tümör ameliyatları sırasında mesane sinirlerinin etkilenmesi ile mesane inkontinansı gelişebileceği, hastanın idrar yapamaması nedeniyle sonda takılmasının uygun bir yaklaşım olduğu, hastada gelişen böbrek fonksiyon kaybının 16 ay yerinde kalan double j kateterin tıkanması nedeniyle oluşabileceği gibi bu sürede geçirilen böbrek enfeksiyonları ile de ilişkili olabileceği, ancak double j kateterin çıkarıldığında taşlaşmamış olduğunun belirtilmesi tıkanma ihtimalini azalttığından ve süreçte böbrek enfeksiyonu ile ilgili klinik belirtilerin olmamasından dolayı böbrek kaybı ile kateter varlığı arasında kesin bir ilişki kurulamadığı da dikkate alındığında kişinin tedavisinde görev almış doktorların uygulamalarının tıp biliminin kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, anılan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen gerekçeyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, Bölge İdare Mahkemesince, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısma yönelik davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulüne, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).
11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.
5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.
Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.
01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği, hususlarında bilgi verilir."; 22. maddesinin 1. fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz."; 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar. Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir. Hastaya tıbbi müdahalede bulunulurken yapılan işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda müdahalegenişletilmediği takdirde hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın tıbbi müdahale genişletilebilir.” düzenlemeleri yer alır.
Anılan düzenlemeler özetle, kişilerin sağlık durumları ile ilgili bilgi alma haklarına ilişkin kuralları içermekte olup, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemler ve riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınmasını öngörmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda davacıda meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı açıkça ortaya konulamadığından, maddi tazminata hükmedilmesi için gereken koşullar oluşmamıştır.
Bununla birlikte, dosya içerisinde yer alan hastane kayıtları incelendiğinde, dosyaya sunulan 04/02/2016 tarihli rektum ameliyatı ameliyat notunda davacının sol böbreğine dj stent takıldığına yönelik bir bilginin yer almadığı, 03/02/2016-09/02/2016 tarihli epikrizde de davacıya dj stent takıldığına yönelik bir ibareye yer verilmediği, davacının hemovak dren ile kontrollere gelmek üzere önerilerle taburcu edildiğinin yazıldığı, davacının 04/02/2016 tarihli rektum ameliyatı sırasında sol böbreğine dj stent takıldığı ve takiplerinde ne yapılması gerektiği hususlarında bilgilendirilmediği görülmektedir.
Diğer taraftan; hasta dosyasında yer alan 03/02/2016 tarihli Genel Aydınlatılmış Rıza Belgesi ile 04/02/2016 tarihli rektum ameliyatı öncesinde alınan 03/02/2016 tarihli Genel Cerrahi Kliniği Rektum Kanseri Cerrahi Rıza Belgesinde ameliyat sırasında davacının böbreğine dj stent takılmasının sonuçlarının ve ortaya çıkabilecek risklerinin onam formunda yer almadığı ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı onam belgesinin dosyada bulunmadığı görülmektedir.
Bu haliyle, davacıya uygulanan tedaviye ilişkin usulüne uygun olarak epikriz düzenlenmediği, yapılan tıbbi müdahale hakkında öncesinde veya sonrasında bilgi verilmediği ve yapılan ameliyat öncesinde davacının böbreğine dj stent takılması konusunda bilgilendirilerek rızasının alındığına ilişkin aydınlatılmış onam belgesinin de dosyada bulunmadığı görüldüğünden, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca uygulanan tıbbi müdahale hakkında bilgilendirilme hakkı ve aydınlatılarak onay verme hakkı elinden alınan davacının, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle uğramış olduğu manevi zararın, (İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının istinaf edilmeyerek kesinleştiği de gözetilerek) takdiren belirlenecek hakkaniyetli ve makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekecektir.
Bu itibarla, davanın maddi tazminat istemi yönünden reddi, manevi tazminat istemi yönünden kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki Mahkeme kararının manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulü ile Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden de davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, iş bu bozma kararı üzerine yapılacak yargılama sonucundan vekalet ücreti yönünden de yeniden hüküm kurulacağından davalı idarenin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi bu aşamada incelenmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının İlk Derece Mahkemesince reddedilen maddi ve manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2\. Davacının İlk Derece Mahkemesince kabul edilen manevi tazminat istemine yönelik davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulüne, bu kısım yönünden de davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin KABULÜNE,
3\. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim