SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/3256 E. 2025/4006 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/3256

Karar No

2025/4006

Karar Tarihi

23 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3256 E. , 2025/4006 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3256
Karar No : 2025/4006

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar tarafından esas yönünden ve davalı Adalet Bakanlığı tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'un Siirt Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak kalmakta iken rahatsızlanması üzerine birden fazla kez cezaevi revirine ve devlet hastanesine sevk edilmesine rağmen gerekli özen ve bakımın gösterilmediği, nihayet 05/04/2016 tarihinde sevk edildiği Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde hayatını kaybettiği ve olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık anne ... için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, baba ... için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeş ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacıların maddi tazminat istemi yönünden; müteveffanın Şırnak Kapalı Cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu esnada rahatsızlanması üzerine 08/05/2015 tarihinde Şırnak Devlet Hastanesi’nde konulan üst solunum yolu hastalıkları teşhisi ile ölümüne kadar geçen sürecin 11 ay olduğu, kişinin ölümüne neden olan akciğer enfeksiyonunun (staf pnömonisi) akut (en fazla 1-2 ay) başlayan bir sürede meydana geldiği 11 ay önce tanısı konulan üst solunum yolu enfeksiyonu ile illiyet bağı bulunmadığı, davacılar yakınının tedavisinde bulunan sağlık çalışanlarının tıp kurallarına uygun davrandığı hususunu ortaya koyan Adli Tıp Kurumu raporu ile davacılar yakınının nakledildiği Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda müteveffa ... ile sosyal araştırmacı arasında 10/03/2016 tarihinde tanışma görüşmesi yapıldığı, görüşme sonucunda sosyal araştırmacı tarafından hükümlünün acilen yakın gözlem altında tutulmasının ve tedavisinin yapılmasını kurum revirinden talep ettiği, talep üzerine Kurum revirinin 10/03/2016 tarihli yazısı ile müteveffanın Siirt Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevkinin uygun görüldüğü, 15/03/2016 tarihinde müteveffanın Siirt Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevkinin sağlandığı, yine Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 24/03/2016 tarihli talimatı ile hükümlünün sık aralıklarla kontrolünün ve takibinin sağlanarak gözlem altında tutulması ve gerekli önlemlerin alınması hususunda azami dikkatin gösterilmesinin istenildiği, hükümlünün 30/03/2016 tarihinde tekrardan Siirt Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevkinin yapıldığı, 02/04/2016 tarihinde kan kusma şikayetiyle ileri tetkik ve tedavisi için Siirt Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine sevkinin yapıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde davacılar yakını ...'un akciğer enfeksiyonu ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar sebebiyle vefat etmesi ile davalı idarelerin eylemleri arasında doğrudan kurulabilecek illiyet bağı bulunmadığından davacıların maddi tazminat talebinin karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı, davacıların manevi tazminat istemleri yönünden; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 1. ve 57. maddesi hükümleri bir arada değerlendirildiğinde; Ceza İnfaz Kurumlarında hükümlü bulunanların sağlık sorunlarının olduğu durumlarında ilk müdahalelerin Kurum revirlerinde yapılacağı, revirde yapılan ilk müdahalede hükümlünün hastaneye sevki zorunlu görülürse en yakın tam teşekküllü devlet yahut üniversite hastanesine sevkinin sağlanacağı, bu hastanelerde yapılan müdahale sonucunda şayet hükümlünün acil ve yaşamsal tehlikesi varsa, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilmediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğine yönelik biri hastalığın uzmanı olan hekim olmak üzere iki hekimce verilen sağlık raporunun başhekim tarafından onaylanması ile başka bir hastaneye sevkinin mümkün olduğu, hükümlünün ancak acil durumların varlığı halinde Adalet Bakanlığına bilgi verilmek koşuluyla özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilebileceğinin anlaşıldığı, bakılan davada; dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler, Adli Tıp Kurumunca tanzim edilen rapor ve yukarıda yer verilen mevzuat hükmü bir arada değerlendirildiğinde, davacılar yakınının 04/04/2016 günü kan kusma şikayetiyle getirildiği Siirt Devlet Hastanesinde hemoptizi tanısıyla göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzmanları bulunan 3.basamak bir yoğun bakım yeri talebinde bulunmak suretiyle davacılar yakınının yoğun bakıma alınarak 05/04/2016 tarihi saat 21:00 sularında Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde akciğer enfeksiyonu ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar sebebiyle vefat etmesiyle sonuçlanan olayda, davacılar yakınının tedavisinde bulunan sağlık çalışanlarının tıp kurallarına uygun davrandığı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamakla birlikte, davacılar yakını yoğun bakımda bilinci kapalı bir şekilde ileri seviye bir hastaneye sevk beklerken bu sevkin mahkûm hastanın durumu da dikkate alındığında hiç bir şekilde kamu hastanelerinde yer olmadığından bahisle yaklaşık bir buçuk gün süremeyeceği; kaldı ki nakil için Batman İlinde uygun bir özel hastane bulunduğu halde davacılar yakının bilinci kapalı yoğun bakımda yattığından acil olarak değerlendirilerek davalı Adalet Bakanlığına bilgi verilmek suretiyle, özel sağlık kuruluşuna nakledilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, yine Elazığ 112 servisince Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygun bir yer açılması üzerine davacılar yakınının durumu acil olduğundan daha fazla vakit kaybı olmaması adına helikopter ambulans ile gitmesinin daha uygun olduğu kanaatine varılmasına karşın helikopter ambulansta refakatçi yeri olmadığı için kolluk kuvvetlerince davacılar yakınının yanında kolluk kuvveti olmadan naklinin mümkün olmadığından izin verilmemesi gibi bir hususun davacının durumunun ağır olması karşısında kabul edilemeyeceği, kaldı ki bu denli ağır mahkumların nakli sırasında yanlarında mutlaka refakatçi kolluk görevlilerinin bulunmasının zorunlu olduğuna ilişkin mevzuat hükmünün de bulunmadığı, olayda özel hastanenin mahkûm hastayı kabul etmek istememesinin hizmetin asıl sahibi olan davalı Sağlık Bakanlığının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davacılar yakını mahkumun acil durumu olmasına karşın ambulans helikopter ile naklinin sağlanmaması noktasında da davalı Adalet Bakanlığınca sunulan hizmetin gereği gibi işletilemediğinin açık olduğu, bu durumda; davacılar yakını ...'un yoğun bakımda bilinci kapalı bir şekilde yaklaşık bir buçuk gün, daha ileri basamak bir hastaneye sevki için bekletildiği, Elazığ 112 servisince Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygun bir yer açıldığının bilgisinin verilmesi üzerine helikopter ambulans ile gitmesinin daha uygun olduğu kanaatine varılmasına karşın helikopter ambulansta refakatçi yeri olmadığı için kolluk kuvvetlerince davacılar yakınının yanında kolluk kuvveti olmadan naklinin mümkün olmadığından izin verilmeyerek daha geç bir vakitte hastaneye naklinin sağlandığı, nakilden kısa bir süre sonra da vefat ettiği hususları ile idarenin olayın bir daha yaşanmaması hususunda gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda uyarma amacı da göz önünde bulundurularak, davacı anne ... ve davacı baba ...'un her biri için ayrı ayrı 20.000,00 TL ve davacı kardeş ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacı tarafın maddi tazminata ilişkin başvurusunun incelenmesinden; dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, maddi tazminata ilişkin kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varıldığı, davalı idarenin manevi tazminata ilişkin başvurusunun incelenmesinden; dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler, Adli Tıp Kurumunca tanzim edilen rapor ve mevzuat hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, davacılar yakınının 04/04/2016 günü kan kusma şikayetiyle getirildiği Siirt Devlet Hastanesinde hemoptizi tanısıyla göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzmanları bulunan 3.basamak bir yoğun bakım yeri talebinde bulunmak suretiyle davacılar yakınının yoğun bakıma alınarak 05/04/2016 tarihi saat 21:00 sularında Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde akciğer enfeksiyonu ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar sebebiyle vefat etmesiyle sonuçlanan olayda, davacılar yakınının tedavisinde bulunan sağlık çalışanlarının tıp kurallarına uygun davrandığı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, davacı yakınının Elazığ 112 servisince daha donanımlı bir hastane olan Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinde yer açılması üzerine helikopter ambulans ile gitmesinin uygun olacağı değerlendirilmişse de, hastanın mahkum olması ve beraberinde güvenlik görevlilerinin de mevzuat gereği eşlik etmesi gerektiği, helikopter ambulansta refakatçi yeri olmadığından bunun mümkün olmadığı ve ambulans ile sevk edildiği, Adli Tıp raporunda da belirtildiği gibi davacılar yakınının hastalığının tüm aşamalarında sağlık hizmetine ulaştığı, idarece her acil hasta için ambulans uçak tahsis edilmesinin de beklenemeyeceği, mahkum hastanın naklinde uygulanması gerekli prosedürlerin idare tarafından yerine getirildiğinin görüldüğü, bu durumda; davacılar yakını ...'un yoğun bakımda kaldığı süre içerisinde de gerekli sağlık hizmetinin yapıldığı, tam donanımlı bir hastaneye karayolu ambulansı ile naklinin yapıldığı, hastalığının tüm aşamalarında sağlık hizmetine erişiminin sağlandığı, tıbbi kurallara uygun tedavilerin yapıldığı anlaşıldığından davacıların manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğinden, aksi yönde olan ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının reddine, davalı idarenin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, davacının manevi tazminat talebinin reddine, bu yönden mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, yakınlarının cezaevinde bulunduğu süre içerisinde birden fazla kez cezaevi revirine ve devlet hastanesine sevk edildiği halde gerekli ehemmiyet ve bakım gösterilmeyerek basit ilaçlar veya hastalığıyla alakalı olmayan ilaçlar verilmek suretiyle kamu çalışanlarınca kusurlu davranışlarda bulunulduğu, 04/04/2016 günü hastaneye sevk edilen yakınlarına zamanında gerekli ve etkin bir tıbbi müdahale yapılmış olsaydı kurtarılma ihtimalinin yüksek olduğu, ağır hasta olan ve yürümeye dahi takati bulunmayan bir hastanın sırf yanında kolluk kuvvetlerinin gidemeyecek olması nedeniyle tam teşekküllü bir hastaneye ambulans uçakla gönderilmemesinin Anayasa ve yasalarla koruma altına alınan temel hak olan yaşama hakkının ihlali olduğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı Adalet Bakanlığı tarafından, davanın iki ayrı konuya ilişkin olması ve iki ayrı konu yönünden de davanın reddine karar verilmesi karşısında davacılar aleyhine, davalı idareler lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, lehlerine eksik vekalet ücretine hükmedilmesi yönüyle Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılarak lehlerine reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, Siirt Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan davacılar yakını ...'un 02/04/2016 tarihinde kan kusma şikayeti ile Kurum revirine başvurduğu, Kurum revirinde yapılan muayenesinin ardından ileri tetkik ve tedavi için aynı gün Siirt Devlet Hastanesi acil servisine sevkinin uygun görüldüğü, sevk üzerine Siirt Devlet Hastanesi acil servisinde uygulanan tedavi sonucunda rahatlama olmazsa göğüs hastalıkları polikliniğine sevkinin yapılması önerilerek cezaevine gönderildiği, 04/04/2016 tarihinde ağızdan kan gelmesi şikayetiyle yeniden Kurum revirine başvurduğu, Kurum revirinden tekrar Siirt Devlet Hastanesi acil servisine sevk edildiği, yapılan muayenesi sonucu masif hemoptizisi olması, bilincin konfüze olması ve oksijen saturasyonunun % 70'lerde olması nedeni ile entübe edildiği, masif hemoptizi olması ve hastanede göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzmanının içapcı olmaması nedeni ile 112 aracılığı ile ileri bir merkezde yoğun bakım şartlarında takibi için görüşüldüğü fakat Siirt 112 Komuta Kontrol Merkezi tarafından istenilen kriterlere uygun bir yer bulunamaması üzerine genel yoğun bakıma alındığı, o gece Siirt 112 Komuta Kontrol Merkezince Siirt İline yakın 10 il taramasının yapıldığı ve yer bulunamadığı için Ankara Hastane Kriz Koordinasyon Merkezi ile de iletişime geçildiği ancak uygun bir yer bulunamadığı, aynı gün saat 09.11 itibarıyla Siirt 112 Komuta Kontrol Merkezince yeniden yer aranmaya başlandığı, Batman 112 servisince, kamu hastanelerinde uygun yer olmadığı, özel hastanelerden sadece Batman Özel Dünya Hastanesinde göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzmanı bulunduğu ve orayla görüşülmesine karşın 3. basamak ileri bir merkeze gitmesinin uygun olduğunun söylendiği bilgisinin verildiği, Diyarbakır 112 servisince, illerinde göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzmanının sadece Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bulunduğu fakat orada da uygun yoğun bakım yeri olmadığı bildirilerek nakil talebinin olumsuz karşılandığı, bu esnada Kahramanmaraş Şehir Hastanesinde uygun yer bulunmasına karşın nakil talebinde bulunan sağlık personelince davacılar yakınının Diyarbakır İlinden daha uzak bir merkeze gönderilmesinin riskli olacağı gerekçesiyle anılan nakle olumsuz yanıt verildiği, bunun üzerine yeniden yer aranmaya başlandığı, daha önce iletişime geçilen Batman ve Diyarbakır 112 servisleriyle yeniden iletişime geçildiği, anılan yerlerce boş yer bulunmadığı bilgisinin verildiği, aynı gün akşam saat 21.19'da Ankara Hastane Kriz Koordinasyon Merkezine nakil taleplerinin devam ettiği bilgisi verilerek nakil talebinin ertesi güne devredildiği, 05/04/2016 tarihinde Siirt 112 Komuta Kontrol Merkezince saat 08.38 itibarıyla tekrar yer aranmaya başlandığı, Batman 112 servisince, kamu hastanesinde uygun yer olmadığı gerekçesiyle olumsuz dönüş yapıldığı, Siirt 112 Komuta Kontrol Merkezi ekiplerince Batman Özel Dünya Hastanesi yoğun bakım doktoruyla görüşülerek hastanın durumunun anlatıldığı, doktor tarafından hastanın daha ileri bir merkezdeki yoğun bakım şartlarında takibinin yapılmasının uygun olacağının belirtildiği, Diyarbakır 112 servisince, kamu hastanelerinde yer olmadığı belirtilerek olumsuz dönüş yapıldığı, akabinde Van 112 servisiyle iletişime geçildiği esnada Elazığ 112 servisince Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygun bir yer açıldığı bilgisinin verilmesi üzerine sevk işlemlerine başlandığı, davacılar yakınının helikopter ambulans ile gitmesinin daha uygun olduğu kanaatine varılarak Siirt 112 Komuta Kontrol Merkezi ekiplerince Diyarbakır 112 ve Ankara Hava Operasyon Merkezi ile iletişime geçildiği fakat helikopter ambulansta refakatçi yeri olmadığı bilgisinin verilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince hükümlü olan davacılar yakınının yanında kolluk kuvveti olmadan naklinin mümkün olmadığının belirtildiği, bunun üzerine daha fazla zaman kaybı olmaması için davacılar yakınının hasta kara ambulansı ile saat 14.16'da çıkışı yapılarak saat 18:11'de sevk edildiği Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine arrest olarak getirildiği, nabız alınamaması üzerine yeniden canlandırma işlemlerine başlandığı, yanıt alınamaması üzerine saat 19.45'te ölü kabul edildiği, yapılan otopsisinde kişinin ölümünün akciğer enfeksiyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun saptandığı anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından, tedavi ve sevk sürecinin kusurlu yürütüldüğü iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idarelere yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
Olayla ilgili olarak Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ceza soruşturması aşamasında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan ... tarih ve ... sayılı raporda, "Kişinin ölümünün akciğer enfeksiyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu; Kişinin şikayetleri üzerine götürüldüğü Siirt Devlet Hastanesinde muayenesinin yapıldığı, hastalığının doğru tanısının konulduğu, uygun tedavisinin başlanıldığı, takiplerinin uygun şekilde yapıldığı, göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzmanlarının bulunmaması ve 3.basamak yoğun bakım takibi ihtiyacı nedeniyle alınan sevk kararının doğru olduğu, sevk koşullarının sağlanarak sevk işleminin gerçekleştirildiği, sevk edildiği Fırat Üniversitesi Hastanesine arrest olarak getirildiği ve resüsitasyon işlemlerinin uygun şekilde yapılmasına rağmen cevap vermeyerek öldüğü anlaşıldığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu cihetle; Mevcut verilerle kişinin muayene, takip ve tedavisini yapan hekim ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı" yönünde görüş verilmiştir.
İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulundan alınan ... tarih ve ... sayılı raporda sonuç olarak; "..kişinin 08/05/2015 tarihinde Şırnak Devlet Hastanesi’nde üst solunum yolu hastalıkları teşhisinden ölümüne kadar geçen sürecin 11 ay olduğu, kişinin ölümüne neden olan akciğer enfeksiyonunun( staf pnömonisi) akut(en fazla 1-2 ay) başlayan bir sürede meydana geldiği 11 ay önce tanısı konulan üst solunum yolu enfeksiyonu ile illiyet bağı bulunmadığı, kişinin tedavisinde bulunan sağlık çalışanlarının tıp kurallarına uygun davrandığı.." yönünde görüş bildirilmiştir.
İlk derece Mahkemesince, olay kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda aktarılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince, davacıların istinaf başvurularının reddine, davalı idarece manevi tazminat yönünden yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının manevi tazminat yönünden kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
Öte yandan; manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek şekilde makul ve hakkaniyete uygun bir miktar olarak belirlenmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, her ne kadar hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda sağlık personeline atfedilecek tıbbi hata bulunmadığı, sağlık hizmetini sağlık çalışanları vasıtasıyla yürüten idarenin hatasının bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için tatmin edici açıklamalar içermediği kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için gerekli görüldüğünden;
1- Davacılar yakını ...'a Siirt Devlet Hastanesi acil servisinde yapılan ilk müdahalenin zamanında ve eksiksiz yapılıp yapılmadığı, sevk edilmesi kararının uygun olup olmadığı,
2- 04/04/2019 tarihinde saat 00.19 sularında ceza infaz kurumundan Siirt Devlet Hastanesi acil servisine sevk edilen müteveffanın muayenesinin ardından üst basamak bir sağlık kuruluşuna sevk kararı alınarak sevk edilmesi için uygun yer aranmaya başlandığı ve yaklaşık 42 saat sonra 05/04/2019 tarihinde saat 18.11'de Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevkin gerçekleştirildiği dikkate alındığında sevk için geçen bu sürenin sağlık hizmetinin aciliyeti ve davacılar yakınının mevcut durumu dikkate alındığında makul olup olmadığı,
3- Davacılar yakınının ölmesinde, sevke uygun bir yer bulunması için geçen sürenin bir etkisinin olup olmadığı, daha kısa sürede sevki sağlanmış olsaydı kurtulmasının mümkün olup olmadığı,
4- 04/04/2019 tarihinde sabah saatlerinde davacılar yakınının sevk edilmesi için uygun yer arandığı sırada Kahramanmaraş Şehir Hastanesinde uygun yer bulunmasına karşın nakil talebinde bulunan sağlık personelince Diyarbakır İlinden daha uzak bir merkeze gönderilmesinin riskli olacağı gerekçesiyle anılan nakle olumsuz yanıt verilmesinin tıp kurallarına uygun olup olmadığı, hastanın durumunun aciliyeti de gözönüne alındığında ambulans uçak ile naklinin sağlanmasının mümkün olup olmadığı, mümkün ise ambulans uçak ile nakil sağlanmayarak sevkin geciktirilmesinin davacılar yakının ölümünde etkisinin olup olmadığı,
5- Hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan davacılar yakınının bir bütün olarak her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli şartları sağlamakla ve hastayı uygun standartlarda yeterli tıbbi bakımı alabileceği bir merkeze makul süre içerisinde sevk etmekle yükümlü olan davalı idarelerin ambulans hizmetlerinde ve sevk hususunda bir gecikme ya da ihmalinin olup olmadığı,
hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, yukarıda aktarılan konularda yetersiz veya hiç açıklama içermeyen bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme sonucu verilen temyize konu kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, konu ile ilgili uzmanlardan oluşacak Adli Tıp Üst Kurulundan yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf istemlerinin reddi, davalı idarenin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin kabulü, davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, işbu bozma kararı üzerine yapılacak yargılama sonucunda, vekalet ücreti yönünden de yeniden hüküm kurulacağından davalı Adalet Bakanlığının vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi bu aşamada incelenmiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim