Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/2907
2025/4462
13 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2907
Karar No : 2025/4462
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...2- ... 3- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Valiliği / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin......tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'nun 17/08/2015 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan C.Y. tarafından öldürülmesi olayında idarelerin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle oluşan zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı İstanbul Valiliği işleminin iptali ile olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık baba ... için 10.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminat ile diğer davacı kardeşlerin her biri için ayrı ayrı 150.000,00,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu olayın meydana geldiği 17/08/2015 tarihi itibarıyla kamu görevlisi olan şahıs tarafından ...'nun öldürülmesine ilişkin eylemin, kamu görevlisinin görevi ile alakalı ve görevin ifası sırasında olmadığı, tamamen kişisel husumetten kaynaklandığı açık olduğundan, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı ve dolayısıyla olayda idarenin sorumluluğunun söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesince; her ne kadar davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri yanında tazminat istemlerine konu olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmini istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve E.... sayılı işlemin iptali isteminin de olduğu ve İdare Mahkemesince söz konusu istemin kararda karşılanmamış olduğu görülmüş ise de, idareye yapılacak başvurulara idareler tarafından verilen cevapların ön karar niteliğinde olduğu, bu kararların kesin ve yürütülebilir işlemler olmadıklarından iptal davasına konu edilemeyecekleri, bu haliyle davacıların söz konusu isteminin incelenmesine olanak bulunmadığı ve incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmekle, istinafa konu İdare mahkemesi kararında dava tamamen ret ile sonuçlandığından söz konusu hususun mahkeme kararını usulen sakatlar nitelikte görülmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, müteveffanın C.Y.'nin ikamet ettiği sitenin önünde güvenlik görevlileri ile elinde silahla konuşurken C.Y.'nin kafa bölgesini hedef alarak ateş ettiği, olay sırasında herhangi bir arbede yaşanmadığı, bu hususun Ceza Mahkemesi kararıyla da sabit olduğu, emniyet müdürü olan C.Y.'nin 2559 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi kapsamındaki görevi nedeniyle müteveffanın suç işleyeceği düşüncesiyle müdahalede bulunduğu, olaydan önce aralarında tartışma yaşanmasının, müdahalede bulunurken kişisel hırsla davranmasına neden olduğu, idarenin ajanına verdiği araç ve gereçlerin kullanımından dolayı meydana gelen zarardan da sorumlu olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı İstanbul Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını ...'nun, 17/08/2015 tarihinde, trafikte motosikleti ile seyir halinde iken, şahsi aracıyla ve eşi ile birlikte ikametine gitmekte olan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan C.Y. ile tartışma yaşadığı, C.Y.'yi takip ederek evinin bulunduğu sitenin kapısına kadar geldiği, burada yaşanan kavgada özel güvenlik görevlileri ile bazı site sakinlerinin araya girerek tarafları ayırdığı ve sakinleştirdiği, C.Y.'nin eşi ile birlikte evine gitmek üzere siteye girmesinden sonra ...'nun bir süre daha güvenlik görevlileri ile konuştuğu, ancak ifadelere göre, "Olayın büyüğü 10 dakika sonra burada olacak." diyerek geri gelmek üzere olay yerinden ayrıldığı, akabinde C.Y.'nin olay yerine dönerek güvenlik görevlileri ile konuştuğu sırada ...'nun da motosikleti ile geri döndüğü, motosikletinden iner inmez yanında bulunan (her ne kadar kuru sıkı tabanca ise de olay anında bunun anlaşılması mümkün olmayan) silahın mekanizmasını kurarak ve güvenlik görevlisinin arkasında olan C.Y.'nin orada olduğunu fark etmeyerek özel güvenlik görevlileriyle konuşmaya başladığı, o sırada özel güvenlik görevlilerinin arkasında bulunan C.Y.'nin ise silahını çıkararak mekanizmasını kurduğu, ...'nun önce kafa bölgesine doğrultarak tetiğe bastığı, tutukluk yapan silahın patlamadığı, silah ...'na dönük olduğu halde doldur-boşalt yaparak tutukluğu giderdikten sonra da ateş etmeye başladığı, göğüs bölgesine üç el ateş ettiği ...'nun olay yerinde vefat ettiği, yapılan otopsisinde, kanında alkol (kanda 270 mg/dl, göz sıvısında 282 mg/dl etanol) bulunduğunun, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı vertebra ve kot kırıklarıyla birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği görülmektedir.
Olayla ilgili olarak C.Y. hakkında kasten öldürme suçu dolayısıyla açılan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E..., K:... sayılı kararıyla, sanığın maktulün ölümüyle neticelenen eylemini meşru müdafaada sınırın aşılması yoluyla gerçekleştirdiğinden sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın Yargıtay ...Ceza Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla, maktulün, sanığın kendisine ateş ettiğini görünce silahını ona doğrulttuğu olayda maktulün elinde silah olmasına rağmen sanığa yönelik silahlı fiili bir saldırısının bulunmadığı aşamada sanığın maktule silahla saldırıp öldürdüğü anlaşıldığından meşru müdafaa koşullarının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, sanığın haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla da Yargıtay'ın anılan bozma kararı doğrultusunda C.Y.'nin, eyleminin haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle netice olarak 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın kanun yolu incelemelerinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından, ceza davası devam ederken olay nedeniyle oluşan zararlarının tazmini istemiyle 26/07/2019 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine de bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalardır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak, yaptıkları eylem ve kusurları, idareden ayrılamaması nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
Öte yandan, müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakınını öldüren C.Y.'nin ceza mahkemesinde Yargıtay'ın bozma kararından önce alınan savunmasında, olay anına yönelik olarak "... tam vedalaşırken şahıs tekrar geldi, belki yine konuşur düşüncesiyle ben araya girmedim özel güvenlikçi arkadaş muhatap oldu silahını doldurduktan sonra benden önce davrandığından dolayı ben de güvenlikçilerin arkasına saklanarak silahımı hazır vaziyete getirdim, mesafenin kısa olması, ortada 3 tane silahsız vatandaşın olması ve silahı hazır bir vatandaşın karşıda beklemesi, bu tür durumlarda göz önüne alınarak aradaki güvenlik görevlisi arkadaşın omuz kısmından kendime direk hedef konumuna getirdim, silahını bırak dedim ve silahı bana doğrulttu bu esnada tık diye bir ses geldi, o esnada ben de tetiğe bastım. Aldığımız eğitim ve refleks gereği duble atış yaptım, vatandaş düşüşe geçince etkisiz hale geldiği kanaatiyle atışı kestim. Yani direk öldürmek maksadıyla değil arada güvenlikçi olması nedeniyle etkisiz hale getirmek amacıyla ateş etmiştim, tamamen silahsız vatandaşları ve kendimi korumak amacıyla hamle yaptım, zaten yere düşer düşmez 112 ve 155 e haber verdik sonrasında savcılık olaya el koydu, ..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu olayın, emniyet müdürü C.Y.'nin evinin bulunduğu polis lojmanının önünde, davacılar yakını ...'nun silahını C.Y. ile birlikte silahsız üç özel güvenlik görevlisine doğrultması sonrasında, C.Y. tarafından görev silahıyla vurularak öldürülmesi suretiyle meydana geldiği, C.Y.'nin, suç işlemek üzere olduğunu düşündüğü müteveffayı önlemek amacıyla hareket ettiği, olayda yanında bulunan silahın görevi nedeniyle kendisine verilmiş olduğu, dolayısıyla idarenin kendisine tahsis ettiği silahı kullanarak başka bir ifadeyle idarenin araç ve gereçlerini kullanıp olanaklarından yararlanarak eylemini gerçekleştirdiği, olay öncesinde trafikte yaşanan tartışmanın ise kişisel husumet doğuracak boyutta olmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda davacılar yakınının ölümü ile neticelenen olayda, eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı kopmadığından, davalı idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bununla birlikte, davacılar yakını ...'nun trafikte seyir halindeyken C.Y.'nin aracını takip ederek oturduğu siteye kadar gelmesi, ifadelere göre "Olayın büyüğü 10 dakika sonra burada olacak." diyerek uzaklaştıktan sonra yanında tabancayla olay yerine geri gelmesi, tabancasını C.Y. ve özel güvenlik görevlilerine doğrultması hususları göz önünde bulundurulduğunda, davacılar yakınının hayatını kaybetmesinde kendisinin de müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, olayda davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı ile davacılar yakınının müterafik kusurunun olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, olayın kişisel husumetten kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, olayda kamu görevlisinin kusurunun bulunduğunun tespit edilmesi halinde, davalı idarece kamu görevlisine rücu edilmesi gerektiği de muhakkaktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı hukuka uygun olduğundan, kararın onanması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.