SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/2659

Karar No

2025/4587

Karar Tarihi

16 Ekim 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2659 E. , 2025/4587 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2659
Karar No : 2025/4587

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ...'nun Diyarbakır Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapmakta iken; 26/01/2016 tarihinde Diyarbakır ili, Sur ilçesinde BTÖ mensuplarına yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında yaralanarak sakat kaldığından bahisle uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 100,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ile anne ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının görevini yaparken yaralanması nedeniyle uğramış olduğu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, maddi tazminat yönünden, görevi ile ilişiği kesilmeksizin vazife malulü olarak emekliye sevk edilip göreve başlayan davacı ...'nun bu tarihi takip eden aybaşından itibaren hem fiilen çalışması karşılığı maaş aldığı ve hem de vazife malulü olarak görevdeki emsali personelin aldığı maaş kadar kendisine emekli maaşı bağlandığı, yapılan ödemeler ve bağlanan aylık tutarlar da dikkate alındığında maddi zararının bulunmadığı; manevi tazminat yönünden ise davacı ...'nun görevi sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılan saldırı sonucunda yaralanarak vazife malulü kabul edildiği, vücut fonksiyon kayıp oranının %56 oranında olduğu hususları ile yaşı, olayın oluş şekli ve niteliği dikkate alındığında, duyulan elem ve üzüntüye karşılık olarak davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, olay nedeniyle idarenin sorumluluğunun bulunduğu, davacılardan ...'nun görevi nedeniyle yaralandığından çalışma gücü kaybından doğan zararının tazmininin istendiği, maddi zararın bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, yaşanılan olay nedeniyle ellerini tam kullanamadığı, vücudunun bir bölümünün felç kaldığı, kafatasının bir kısmına protez takıldığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, idarelerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacılar tarafından; davacılardan ...'nun, Diyarbakır Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapmakta iken 26/01/2016 tarihinde Diyarbakır ili, Sur ilçesinde BTÖ mensuplarına karşı yürütülen operasyon sırasında vurularak ağır yaralanması sonucunda tedavi altına alındığından ve ömür boyu başkasının bakımı ve yardımı ile hayatını devam ettirecek şekilde sakat kaldığından bahisle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmini istemiyle 06/07/2018 tarihinde davalı idareye başvurularak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, söz konusu başvurunun zımmen reddi üzerine; davacı ... için fazlaya dair talep hakkı saklı tutularak 100,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ile annesi ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Olayda, davacı ...'nun görevini ifa ederken yaralanması, daha açık bir anlatımla görevinin neden ve tesiri sonucu çalışma gücünü kısmen kaybetmesi karşısında, uğradığı zararların kusursuz sorumluluk (meslek risk) ilkesi uyarınca tazmini gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Davacının maddi tazminat talebinin gelir kaybı, bakıcı gideri ile geçici ve sürekli iş göremezlik zararına ilişkin olduğu görülmekte olup, bu zararlar açısından ayrı ayrı inceleme yapılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacıya 3713 sayılı Kanun uyarınca 6. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, nakdi tazminat ve tütün ikramiyesi ödendiği görülmektedir.
Temyize konu kararla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında davacının görevi ile ilişiği kesilmeksizin vazife malulü olarak emekliye sevk edildiği, hem fiilen çalışması karşılığında hem de vazife malulü olarak maaş aldığı gerekçesiyle maddi tazminat talebi reddedilmiş ise de; Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 31/05/2023 tarihli toplantıda; harp/vazife malullüğü aylığı alan kişilerin, yeni görevleri veya işleri karşılığında ödenen aylıklarının, çalışmalarının karşılığı hak ettikleri bir gelir olması ve angarya yasağı gereği maddi zararlarının tespitinde hesaba katılmaması gerektiği yönünde alınan ilke kararı gereğince bu kişilerin yeni görevleri veya işleri karşılığında ödenen aylıkların yarar olarak kabul edilmesine ilişkin içtihadında değişikliğe gidilmiş olup, dolayısıyla bu değişiklik nedeniyle davacıya fiilen çalışması karşılığında ödenen aylıkların hiçbir şekilde zarar hesabında dikkate alınmaması gerektiği de açıktır.
Buna göre, davacıya emsalinin almakta olduğu maaş bağlandığından davacının gelir kaybından kaynaklanan maddi bir zararının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; geçici iş göremezlik zararı, kişinin beden bütünlüğünü etkileyen olay sonrası tedavi ve iyileşme süresince hiçbir şekilde çalışamaması (çalışma gücünü geçici olarak %100 oranında kaybetmesi) nedeniyle uğradığı gelir kaybı zararını ifade etmekte olup, oluşması halinde söz konusu gelir kaybı zararının tazmini gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, davacının özel harekat polisi olarak görev yapması nedeniyle geçici iş göremezlik süresince maaşlarını almaya devam ettiğinden anılan dönemde herhangi bir gelir kaybı zararı doğmamıştır.
Efor (Çalışma Gücü) Kaybı Yönünden:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta dava konusu olay nedeniyle davacının yaralandığı dolayısıyla çalışma gücü kaybına uğradığı açık olup, davacıda meydana gelen bu çalışma gücü kaybı oranının 03/08/2013 tarih ve 286727 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre anılan Yönetmelik uyarınca alınacak sağlık kurulu raporuyla tespit edilecek maluliyeti oranında davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda davacının aktif dönemdeki, (geçici iş göremezlik süresinin bittiği tarihten yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin düşülmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişi marifetiyle hesaplanıp davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bakıcı Gideri Yönünden:
“Tam bağımlı engelli”, “ağır özürlü” ya da “bakıma muhtaç” gibi kavramlarla ifade edilir hale gelen ve bu durumu sağlık kurulu/bilirkişi raporuyla tespit edilen kişiye bakıcı giderinin ödenmesi hususunda tartışma bulunmamaktadır.
Efor tazminatı ile bakıcı giderinin birlikte verilip verilemeyeceği hususunda 10/02/2025 tarihli Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen büyük heyette;
"Efor" tazminatı ve "bakıcı" tazminatının ayrı tazminat kalemleri olduğu, bir başka ifadeyle geçici ve/veya kalıcı sakatlığın neden ve tesiri neticesinde meydana gelen efor/güç kaybına bağlı olarak uğranılan geçici ve/veya kalıcı işgöremezlik zararının ayrı, kalıcı sakatlık nedeniyle zarar görenin bakıcı yardımına ihtiyacı olduğunun tespit edilmesi halinde bakıcıya ödeyeceği ücret gideri karşılığı uğranılan zararın ise ayrı bir zarar kalemi olduğu, her iki zarar kaleminin amaç ve kapsamının farklılık arz ettiği, her iki tazminat kaleminin birlikte verilmesinin mükerrerliğe yol açmayacağı yolunda karar verilmiştir.
Buna göre, Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda alınan ilke kararı gereğince efor tazminatı ve bakıcı giderinin birlikte verilemeyeceği hususundaki uygulamadan dönülmüştür. Esasen, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir. (Unedic/Fransa, B. No:20153/04, 18/12/2008, S 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin / Türkiye, S 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No:36815/03, 14/01/2010. S 38).
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 77. maddesinde, "Bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesine ve 2330 sayılı Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananların bu aylıkları, aşağıdaki esaslar dahilinde yükseltilir.
...
Birinci fıkra kapsamında bulunanlardan, başkasının yardım ve desteği olmadan yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak derecede malul olanlara, 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilmiş olan otuz günlük asgari ücretin net tutarının iki katı, aylıklarıyla birlikte ayrıca ödenir." hükmü bulunmaktadır.
Anılan hüküm uyarınca öncelikle, davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında bakıcı ücreti ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi gerekmekte olup bakıcı ücreti ödenmekte ise davacının bakıcı gideri zararı bulunmayacağından bakıcı gideri hesabı yapılmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Ancak, bakıcı ücreti ödemesi yapılmıyorsa Mahkemece bozma kararına uyulması üzerine alınacak sağlık kurulu raporu uyarınca davacının bakıma muhtaç olduğu kanaatine varılması halinde aşağıda belirtilen hususlara göre bakıcı giderinin hesaplanması gerekmektedir.
Buna göre; bakıcı gideri olarak ödenecek tazminatın toplu olarak ödenmesine karar verilen durumlarda, bakıma muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde, idare aleyhine bir sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilmekte ve ödenen tazminatlar geri istenebilmektedir.
Bu türden bir soruna yer verilmemesi açısından, bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat hesabının, Bölge İdare Mahkemesince, aşağıda belirtilen ilkelere göre yapılması gerekmektedir.
\- Bakımı üstlenilen kişinin hayatta olduğu belgelendirildiği sürece bakıcı giderlerinin ödenmesine karar verilmesi, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunun esas alınması,
\- Ödemenin her takvim yılı başında yıllık peşin olarak yapılması,
\- Bakımı üstlenilen kişinin bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması,
\- Anılan kriterler dikkate alınarak, olay tarihi ile mahkemece verilecek karar tarihi arasında geçen süre için bakıcı gideri tazminat tutarının bir bütün olarak hesaplanması, bu tutarının yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi ve bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi,
\- Mahkemece verilecek karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak bakıcı gideri tazminatına ilişkin ödemelerin, davalı idarece re'sen kişinin yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına karar verilmesi ve bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat istemleri yönünden ONANMASINA, maddi tazminat istemi yönünden BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim