SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/2656 E. 2025/3666 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/2656

Karar No

2025/3666

Karar Tarihi

10 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2656 E. , 2025/3666 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2656
Karar No : 2025/3666

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 28/12/2016 tarihinde meme büyütme (augmentasyon mamoplasti) ve karın germe (abdominoplasti) ameliyatı olan ve 09/06/2017 tarihinde karın bölgesinden skar revizyonu operasyonu geçiren davacı tarafından, bu ameliyatlarda estetik dikiş uygulaması yapılmadığı, gerekli özenin gösterilmediği, ameliyat sonrasında dikişlerinin atma yaptığı, vücudunda deformasyonlar oluştuğu, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 4.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 12/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; dava konusu olaya ilişkin alınan bilirkişi raporunun taraflara tebliği üzerine, davacı vekili tarafından yapılan itirazların rapordaki belirtilen hususları kusurlandırıcı nitelikte olmadığı değerlendirilerek, raporun karara esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, bu durumda, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 28/12/2016 tarihinde gerçekleştirilen meme büyütme (augmentasyon mamoplasti) ve karın germe (abdominoplasti) ameliyatı ile 09/06/2017 tarihinde gerçekleştirilen karın bölgesinden skar revizyonu ameliyatında ve bu kapsamda sunulan sağlık hizmetinde davalı idarenin kusur veya ihmalinin bulunmadığı, davacının tedavisine katılan sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp bilimince genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, davacının ameliyatlara bağlı olarak ortaya çıkan ve uyuşmazlık konusu yapılan şikayetlerinin meme büyütme ve karın germe ameliyatlarının her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bilinen komplikasyonları arasında olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde herhangi bir organizasyon hatasının olmadığı ve davalı idarenin eylemi ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı anlaşıldığından, hukuki dayanağı olmayan hizmet kusuruna dayalı tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, dava konusu olayda davalı idareye atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığından, manevi tazminat şartlarının da gerçekleştiğinden söz etmenin olanaksız olduğu, bu kapsamda davacının manevi tazminat talebinin de reddi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, ameliyat olduktan sonraki 3. gün hastaneden çıkış verildiği, evde tedavi göreye başladığı, dikişlerinin atma yaptığı, sol göğsünün altının boş sağ göğsünün de üstünün boş olduğunun anlaşıldığı, şikayetlerini doktor ile paylaştığında 2017 yılının haziran ayında tekrar ameliyata alındığı, ameliyatın yine başarılı olmadığı, ilk ameliyatta karın germe için küçük bir kesik olacağı söylendiği halde büyük bir kesikle estetik olmayan dikiş yapıldığı, ikinci ameliyatta kesiğin daha da büyütüldüğü, yanlarda potluk oluşacak şekilde dikiş işlemi yapıldığı, geçirdiği operasyonların özensiz olması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı, geçirmiş olduğu operasyonların vücudunda yaratmış olduğu deformasyonlar nedeniyle depresyona girdiği, tüm bu şikayetlerinin Adli Tıp Kurumunun 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda ameliyatın doğal endikasyonları kabul edilmesi ve itirazın yerinde görülmeyerek rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, İstanbul'da tam teşekküllü bir üniversiteden veya İstanbul Adli Tıp Genel Kurulundan aralarında bir plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı, bir genel cerrahi uzmanı, bir göz hastalıkları uzmanı, bir dahiliye uzmanı, bir cildiye uzmanı, bir borçlar hukuku alanında uzman öğretim üyesi veya avukat olan hukukçunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan yargılamaya ve gerekçeli karar denetimine elverişli bir rapor alınarak karar verilmesi gerektiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI:Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddi yolundaki, İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının kilo verme sonucu karın bölgesinde gevşeme ve memede küçülme şikayeti ile başvurduğu Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde karın germe ve meme büyütme ameliyatı talep ettiği, 28/12/2016 tarihinde her iki memeye periareolar mastopeksi ve protez ile meme büyütme (augmentasyon mamoplasti) ve karın germe (abdominoplasti) ameliyatı yapıldığı, daha sonra karın ameliyatına ait horizontal nedbenin her iki yanında gelişen görüntünün şikayete neden olması üzerine 09/06/2017 tarihinde aynı Hastanede karın bölgesinin her iki tarafına skar revizyonu ameliyatı yapıldığı, davacı tarafından, ameliyatlarda estetik dikiş uygulaması yapılmadığı, gerekli özenin gösterilmediği, ameliyat sonrasında dikişlerinin atma yaptığı, vücudunda deformasyonlar oluştuğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ......tarih ve ... karar numaralı raporda, "Kişinin 28/12/2016 ve 09/06/2017 tarihlerinde olduğu her iki ameliyatın da ameliyat öncesine ait fotoğrafları olmadığı için endikasyon konusunda değerlendirme yapılamamakla birlikte bu tip ameliyatların isteğe bağlı olarak yapıldığı dolayısıyla endikasyonunun bulunduğunun kabulü gerektiği; 01/11/2019 tarihinde Kurulumuzda yapılan muayenede; memelerde ameliyata ait izlerin görüldüğü ve bunun doğal kabul edildiği, her iki meme arasında asimetrinin görüldüğü ve bunun bu ameliyatın komplikasyonları arasında sayıldığı, karın bölgesinde yapılan muayenede ameliyata ait izlerin görüldüğü ve bunun ameliyatın doğal sonucu olarak değerlendirildiği, skar revizyonu ile bu bölgedeki izlerin daha fazla uzadığı yönünde şikayet belirtilmekle birlikte skar revizyonu yapıldığında iz mesafesinin uzadığının tıbben bilindiği, Kurulumuzda yapılan muayenede izlerin tümünün kabul edilebilir sınırlar içinde olduğunun görüldüğü, karın bölgesinde ortaya çıktığı iddia edilen potluklara ait şikayetlerin bu ameliyatların komplikasyonu olarak görülebildiği, ameliyattan sonra kilo alıp vermenin bu komplikasyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırdığının tıbben bilindiği, dolayısıyla 28/12/2016 tarihinde yapıldığı bildirilen mamoplasti ve abdominoplasti ameliyatlarından sonra şikayete konu olan her iki meme arasında asimetri ve karın bölgesinde oluşan potlukların bu ameliyatların her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek komplikasyonları olarak değerlendirildiği, 09/06/2017 tarihinde karın bölgesindeki potluklar için skar revizyonu ameliyatı yapılmış olduğu göz önüne alındığında komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde hekimin yaptığı uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınmak suretiyle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak dava reddedilmiş; Bölge İdare Mahkemesince de davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir.
Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).
11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.
5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.
Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.
01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin (RG-08/05/2014-28994) 15. maddesinde, “Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,
hususlarında bilgi verilir.", 22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar. Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir. Hastaya tıbbi müdahalede bulunulurken yapılan işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda müdahale genişletilmediği takdirde hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın tıbbi müdahale genişletilebilir.” düzenlemeleri yer alır.
Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerle ilgili riskleriyle birlikte aydınlatılarak rızalarının alınmasını öngörmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu irdelendiğinde, davacıya yapılan ameliyat sonrası ortaya çıkan tablonun davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.
Bununla birlikte, dosya içerisinde yer alan hastane kayıtları incelendiğinde, davalı idare tarafından 28/12/2016 tarihinde gerçekleştirilen abdominoplasti (karın germe) ameliyatı ve 09/06/2017 tarihinde gerçekleştirilen nebde-skar düzeltme ameliyatı öncesi alınmış hasta bilgilendirme ve rıza belgelerinin dosyaya sunulduğu ancak 28/12/2016 tarihinde gerçekleştirilen meme büyütme (augmentasyon mamoplasti) ameliyatı öncesinde alınmış bir onam belgesinin dosyada olmadığı görülmüştür.
Bu durumda; söz konusu tıbbi müdahalenin riskleri anlatılarak yazılı muvafakatin alınmamış olması hâlinde, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca davacının aydınlatılma ve onay verme hakkı elinden alınmış olacağından ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntüye yol açacağından, bu nedenle uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekecektir.
Bu itibarla; 28/12/2016 tarihinde gerçekleştirilen meme büyütme (augmentasyon mamoplasti) ameliyatının sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamın alınıp alınmadığı hususunun araştırılması suretiyle davacının manevi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu durum araştırılmadan eksik inceleme ile manevi tazminat isteminin reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ... İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/09/2025 tarihinde maddi tazminat yönünden oy birliğiyle, manevi tazminat yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.



(X)-KARŞI OY:
Davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun olduğundan, kararın manevi tazminata ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla, bu kısım yönünden aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim