Danıştay danistay 2022/2654 E. 2025/3949 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/2654
2025/3949
22 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2654
Karar No : 2025/3949
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : .. Genel Komutanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Şanlıurfa Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde jandarma yüzbaşı rütbesi ile görev yapmakta iken, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde görevlendirilmesi sonrasında 05/05/2016 tarihinde terör örgütü mensuplarına yönelik düzenlenen operasyonda teröristlerce gerçekleştirilen saldırı sonucu yaralanması olayında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 4.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi kapsamında karşılanması gerektiği, maddi tazminat yönünden, davacıya JGK Nakdi Tazminat Komisyonu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 2330 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik gereğince en yüksek devlet memuru son kademe aylığı brüt miktarı (ek gösterge dahil) 100 katı tutarının %25'i oranında hesaplanan toplam 39.215,05 TL nakdi tazminat ödendiği, 15/06/2017 tarihinden itibaren 3713 sayılı Kanun kapsamında emsal aylıkları üzerinden 6. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, maluliyet derecesine yapılan itirazın değerlendirilmesi neticesinde ise maluliyet derecesinin 5 olduğuna karar verilerek 5. dereceden vazife malullüğü aylığı bağlandığı, davacının göreve devam etme talebinin uygun görülmesi üzerine (istisnai personel olduğu değerlendirilerek) JGK uhdesinde 22/05/2017 tarihinde göreve başlatıldığı ve halihazırda Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı Eğitim ve Öğretim Başkanlığı Ar-ge Kurul Başkanı olarak görev yaptığı, 5. dereceden vazife malulü aylığının yanı sıra bu görevi sebebiyle de maaş almaya devam ettiği, ayrıca davaya konu yaralanma sebebiyle 7.140,00 TL ek tazminat ödemesi yapıldığı dikkate alındığında, aktif ve pasif dönemde herhangi bir maddi zararı bulunmadığı; manevi tazminat yönünden, olayın oluş şekli, olayın kişi üzerindeki etkisi ve niteliği ile Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda yer alan teşhisler (kbb ve çiğneme yönünden meydana gelen engel oranları) ile "malul olduğuna" karar verildiği de dikkate alındığında 60.000,00 TL manevî tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, olay nedeniyle omuz ve çenesinden yaralandığı, engel oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınabileceği, maddi zarar hesabının bilirkişi tarafından yapılması gerektiği, daha fazla efor harcaması gerektiğinden kalıcı iş göremezlik zararının oluştuğu, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlarının da bulunduğu, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayın BTÖ tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle zarar ile idare arasındaki illiyet bağının 3. kişinin davranışı neticesinde kesildiği, idarenin sorumluluğunun bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle beraber ödenen tazminatlar ve bağlanan vazife malul aylığının maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu, manevi tazminata faiz yürütülemeyeceği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacının Şanlıurfa Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde jandarma yüzbaşı rütbesi ile görev yapmakta iken, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde görevlendirilmesi sonrasında 05/05/2016 tarihinde terör örgütü mensuplarına yönelik düzenlenen operasyonda teröristlerce gerçekleştirilen saldırı sonucu yaralanması olayında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 4.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Davacının maddi tazminat talebinin gelir kaybı ve efor kaybından doğan zararları açısından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacıya 3713 sayılı Kanun uyarınca 5. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesine göre ek ödeme tahakkuk ettirildiği, nakdi tazminat, ek tazminat ödendiği görülmektedir.
Buna göre, davacıya emsalinin almakta olduğu maaş bağlandığından davacının gelir kaybından kaynaklanan maddi bir zararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Efor (Çalışma Gücü) Kaybı Yönünden ise;
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta dava konusu olay nedeniyle davacının yaralandığı dolayısıyla çalışma gücü kaybına uğradığı açık olup, davacıda meydana gelen bu çalışma gücü kaybı oranının 03/08/2013 tarih ve 286727 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre anılan Yönetmelik uyarınca alınacak sağlık kurulu raporuyla tespit edilecek maluliyet oranında davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin düşülmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişi marifetiyle hesaplanıp davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının manevi tazminat istemi yönünden ONANMASINA, maddi tazminat istemi yönünden BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.