Danıştay danistay 2022/2545 E. 2025/4088 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/2545
2025/4088
24 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2545
Karar No : 2025/4088
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten ... ve
... adına velayeten ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, 15/06/2018 tarihinde doğan müvekkillerinin yakını ...'ın kabızlık şikayetiyle 15/05/2019 tarihinde götürüldüğü ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi polikliniğinde yapılan tetkikler sonucunda reçete edilen ... 250 ml isimli ilacın kullanımına başlanıldıktan iki gün sonra vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 100.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi; ... için 200.000,00 TL manevi; ... için 50.000,00 TL manevi; ... için 50.000,00. TL manevi olmak üzere toplam 600.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca, yürütülen sağlık hizmetinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, meydana gelen zararda idareye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların tazminat taleplerinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, eksik tedavi uygulandığı, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, hekim tarafından reçete edilen ilacın kullanılması sonucu 48 saat içerisinde bebeğin vefat ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, müteveffa bebek ...'ın kabızlık şikayeti ile yapılan 15/05/2019 tarihli müracaatta daha önce de yatılı olarak tedavisinin yapıldığı ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Polikliniğinde yapılan tetkikler sonucunda ... 250 ml isimli ilacın reçete edildiği ve aynı gün kullanımına başlanıldığı, doktor tarafından akşam 4 ölçek şeklinde önerilmesine karşın 1,5 ölçek verilmek suretiyle ilacın uygulandığı, müteveffa bebekte halsizlik görülmesi üzerine eczane ile iletişime geçildiği, ertesi gün (16/05/2019 tarihinde) halsizlik oluşması sebebiyle bebeğe ilacın uygulanmadığı, 17/05/2019 tarihinde ise sabah 06:30 sıralarında bebeğin morarmış olduğunun görülmesi üzerine ambulans çağrılarak ... Hastalıkları Hastanesine götürüldüğü, ancak bebeğin kurtarılamayarak vefat ettiği, bunun üzerine davacılar tarafından, bebeğin vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 100.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi; ... için 200.000,00 TL manevi; ... için 50.000,00 TL manevi; ... için 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 600.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "1. Bebeğin ölümünün nedeni tespit edilemeyen bağırsak tıkanıklığı (ileus) ve gelişen komplikasyonları, bağırsak enfeksiyonu sonucu meydana gelmiş olduğu, 2. Hastaya 07/03/2019 tarihinde ortalama 8-9 gün süren kabızlığının olduğu, bulantı ve kusmasının da eşlik ettiği, genelde yemekten sonra kustuğu ve günde ortalama 2-3 kez kusmasının olduğu, bir gün öncesinde lavman sonrası bir miktar tuvaletini yaptıktan sonra rahatlama tarif eden hastaya yönelik tedavi ve takiplerinin uygun olduğu, Hirschsprung hastalığı düşünülerek 22/03/2019 tarihinde gerekli kolon grafisinin planlandığı, hastanın en son 15/05/2019 tarihinde gerekli ayakta direk batın grafisinin çekildiği, çekilen grafisinde cerrahi gerektiren bir patoloji olmadığı, ayrıca her ne kadar reçetesinde yazılan X-M solüsyonu dozu yüksek olsa da daha öncesinde karın ağrısı, kusma, ishal olmadan ölüme yol açmasının beklenmediği, söz konusu vakada da bu belirtilerin olmadığı cihetle bebeğin ölümüne katkısı olmadığından tıbbi hata olarak nitelendirilemeyeceği, bununla birlikte kabızlık şikayetinin devam etmesi nedeniyle hastanın gerekli beslenme önerisi için çocuk gastroenteroloji bölümüne yönlendirildiği, hastanın çocuk gastroenteroloji poliklinik girişinin olduğu ancak muayeneye gelmediğinin kayıtlı olduğu dikkate alındığında; bebeğin tedavisine ... Hastanesinde katılan sağlık personelinin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, tedavi hizmetini sağlık çalışanları vasıtası ile yürüten ... Hastanesi idaresinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı " yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince, anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş olup tarafların istinaf başvuruları da reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2.,3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olay nedeniyle bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu raporunda, yapılan uygulamada ilgili sağlık personeline atfı kabil bir kusur saptanmadığı belirtilmiş ise de; olay tarihi itibarıyla 2 yaşından küçük olan ...'a uygulanan "... 250 ml" isimli ilacın kullanma talimatında "2 yaşın altındaki çocuklarda güvenliliği ve etkililiği kanıtlanmamıştır." ve ." 2 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır." uyarısının yer aldığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümü için ...'a "... 250 ml" isimli ilacın uygulanmasının tıp kurallarına uygun olup olmadığı, çocuğun vefatının kullanılması önerilmeyen ilacın özelliklerinden mi kaynaklandığı, sık sık kabızlık şikayeti bulunan bebeğin aynı şikayet ile 15/05/2019 tarihli başvurusunda yatışının gerekip gerekmediği, 2 yaş altı kullanımı kontrendike olan ilacın bebeğe hastane ortamında verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Buna göre; Tıbbi Farmakoloji ve Çocuk Gastroenteroloji uzmanlarının da katılımının sağlandığı ilgili Adli Tıp Üst Kurulundan konu hakkında rapor alınarak çocuğun vefatında idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.