SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/2489 E. 2025/4087 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/2489

Karar No

2025/4087

Karar Tarihi

24 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2489 E. , 2025/4087 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2489
Karar No : 2025/4087

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin çocuğu ...'a ... Hastanesi'nde uygulanan yanlış tedavi neticesinde ağır engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 250.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, ...için 250.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 21/04/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, ağır hizmet kusuru bakımından; Adli Tıp Kurumunun raporu da dikkate alınarak, davacılar yakınında meydana gelen zarardan dolayı, "ağır hizmet kusuru" çerçevesinde davalı idareye izafe edilecek bir kusur bulunmadığı, hizmet kusuru yönünden, raporda davacılar yakınının ameliyat sonrasında oluşan zararının komplikasyon olarak değerlendirilmesine karşın, Suriye uyruklu olan ve Türkçe bilmediği anlaşılan (vekile verilen vekaletnamelerin tercüman aracılığıyla verilmiş olması dolayısıyla) davacılara Türkçe onam formlarının imzalatıldığı, ancak tercüman vasıtasıyla bir bilgilendirme yapıldığına ilişkin herhangi bir kaydın yer almadığı, ayrıca ameliyata ilişkin onam formunda ameliyat tarihinin yer almadığı anlaşıldığından, yapılacak ameliyatın böyle bir komplikasyona (%98 engelli duruma) yol açabileceğine ilişkin olarak hekimi tarafından davacıların yeterince bilgilendirilmediği, dolayısıyla; tıbbi müdahaleye başlamadan önce hastayı bilgilendirme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmeyen davalı idarenin, davacının oluşan zararında hizmet kusurunun bulunduğu, maddi tazminat istemi yönünden davacı tarafından, maddi tazminat talebinde bulunulmakta ise de, davalı idarenin "ağır hizmet kusuru" tespit edilemediğinden, davacının tazmini gereken maddi zararlarının söz konusu olmadığı, manevi tazminat istemi yönünden; davacı yakınına yapılan ameliyatın yaratabileceği muhtemel komplikasyonlar (riziko) konusunda yeterince bilgilendirilmemesi ve bu suretle kendisine uygulanan tedavinin yaratacağı riskleri dikkate alarak tedaviyi reddetme hakkını kullanmasının engellenmesi nedenleriyle, "hizmet kusuru" bulunan davalı idarenin davacıların duyduğu/duyacağı elem ve ızdıraplar nedeniyle manevi dünyasında meydana gelen zararları tazmini gerektiği, bu itibarla; davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle, davacıların oğlunun vücut bütünlüğünde meydana gelen eksilmenin, yaşam kalitesinin düşmesine ve iş hayatındaki verimliliğini düşürmesine yol açacak olması ve bunun davacıların manevi dünyasında üzüntüye sebep olacağı dikkate alınmak ve insanlık onurunun korunması olgusu ile sebepsiz zenginleşme yasağı arasındaki denge de gözetilmek suretiyle, davalı idare tarafından, takdiren (sebepsiz zenginleşmeye yol açacak miktarda olmadığı kanısına varılan) anne ...'a 25.000,00 TL, baba ...'a 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Mahkeme kararının esasına yönelik tarafların istinaf başvurularının reddine, tarafların mahkeme kararının "vekalet ücretine" ilişkin kısımlarına karşı yaptıkları istinaf başvurularının kabulü ile bu kısımların kaldırılmasına, hükmedilen manevi tazminat tutarları (toplam 50.000,00-TL) üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesaplanan toplam 7.500,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, reddedilen manevi tazminat nedeniyle toplam 7.500,00 TL vekalet ücretinin (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesinde ki "davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez" düzenlemesi dikkate alınarak) ise davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, reddedilen maddi tazminat nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu olarak belirlenen (idare mahkemesindeki duruşmaya davalı idareyi temsilen katılan olmadığından duruşmasız olarak belirlenmiştir) 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, küçük ...'ın genel sağlık durumu iyi olarak girdiği ameliyattan basit bir operasyon olmasına rağmen ağır engelli olarak çıktığı, yapılan işlemler konusunda yeterince aydınlatılmadıkları, hastanın servise çıkarıldıktan sonra uygulanan takip ve tedavi süreçlerine dair bilgi ve belgelerin bulunmadığı, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davalı idare tarafından, usul bakımdan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, esas bakımından, hizmet kusuru bulunmadığından tazmin şartlarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davacıların müşterek çocuğu ...'ın kasık fıtığı teşhisi ile ... Hastanesi'nde 21/04/2016 tarihinde ameliyat edildiği, ameliyat sonrası çocuğun kalbinin durması üzerine yoğun bakım ünitesine alındığı ve tedavisinin ardından 21/07/2016 tarihinde taburcu edildiği, davacılar vekili tarafından, 10/08/2017 tarihli dilekçe ile yapılan ameliyattan kaynaklı olarak ...'ın ağır engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle maddi ve manevi zararlarının tazmininin idareden talep edildiği, talebinin zımnen reddedilmesi üzerine davacılar tarafından, ...'a ... Hastanesi'nde uygulanan takip, tedavi ve operasyonlarda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 250.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, ... için 250.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın 21/04/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Ceza soruşturması sürecinde ... Cumhuriyet Başsavcılığınca dava konusu olaya ilişkin yürütülen ... sayılı soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda özetle; '"tanının doğru olduğu, gerekli ve uygun hazırlıklarla yapılan ameliyat tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sırasında uygulanan anestezinin uygun dozda olduğu, ameliyat sonrasında ağlar ve uyanık olarak servise alındığı, servise alındıktan yaklaşık 1,5 saat sonra kalbinin durduğu, zamanında müdahalenin yapıldığı, yapılan işlemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu" yolunda görüş belirtilmiştir.
Söz konusu bilirkişi raporu, Mahkemece hükme esas alınarak davalı idarenin "ağır hizmet kusuru" tespit edilemediğinden, davacının tazmini gereken maddi zararlarının söz konusu olmadığı, manevi tazminat istemi yönünden: davacı yakınına yapılan ameliyatın yaratabileceği muhtemel komplikasyonlar (riziko) konusunda yeterince bilgilendirilmemesi ve bu suretle kendisine uygulanan tedavinin yaratacağı riskleri dikkate alarak tedaviyi reddetme hakkını kullanmasının engellenmesi nedenleriyle, "hizmet kusuru" bulunan davalı idarenin davacıların duyduğu/duyacağı elem ve ızdıraplar nedeniyle manevi dünyasında meydana gelen zararları tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile, Mahkeme kararının tarafların esasına yönelik istinaf başvurularının reddine, "vekalet ücretine" ilişkin kısımlarına karşı yaptıkları istinaf başvurularının kabulü ile bu kısımların kaldırılmasına karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için zararın idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Her ne kadar, Bölge İdare Mahkemesi kararı ile esas yönünden usul ve hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davalı idarenin "ağır hizmet kusuru" tespit edilemediğinden, davacının tazmini gereken maddi zararlarının söz konusu olmadığı, manevi tazminat istemi yönünden; davacı yakınına yapılan ameliyatın yaratabileceği muhtemel komplikasyonlar (riziko) konusunda yeterince bilgilendirilmemesi ve bu suretle kendisine uygulanan tedavinin yaratacağı riskleri dikkate alarak tedaviyi reddetme hakkını kullanmasının engellenmesi nedenleriyle, "hizmet kusuru" bulunan davalı idarenin davacıların duyduğu/duyacağı elem ve ızdıraplar nedeniyle manevi dünyasında meydana gelen zararları tazmini gerektiği şeklindeki gerekçeye yer verilerek maddi tazminata hükmedilebilme koşulu olarak "ağır hizmet kusuru", manevi tazminat yönünden ise "hizmet kusuru" aranılmasına yönelik bir ayrıma gidilerek karar verilmiş ise de; zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olup idarenin zarardan sorumlu tutulabilmesi için ağır hizmet kusurunun varlığı aranmamaktadır.
Öte yandan, dosya içerisinde yer alan hastane kayıtları incelendiğinde, davacılar yakını ...'ın kasık fıtığı ameliyatı öncesine ilişkin bir onam belgesinin olmadığı görülmüştür. Bu nedenle; söz konusu tıbbi müdahalenin riskleri anlatılarak yazılı muvafakatin alınmamış olması hâlinde, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca davacılar yakını ...'ın aydınlatılma ve onay verme hakkı elinden alınmış olacağından ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda endişe ve üzüntüye yol açacağından, bu nedenle uğranılan manevi zararın karşılanması gerekecektir.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2 ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3\. Adli yardım istemi kabul edildiğinden ödenmemiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
4\. Temyiz yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu gerekçeli onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim