Danıştay danistay 2022/240 E. 2025/2478 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/240
2025/2478
8 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/240
Karar No : 2025/2478
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, koroner yetmezlik teşhisi ile 06/07/2015 tarihinde Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde olduğu açık kalp ameliyatı sonrasında gözünde görme kaybı oluşmasında hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; hükme esas alınabilir nitelikte bulunan Adli Tıp Kurumu raporunda yapılan tespitler ile dosyada bulunan bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, davalı idarenin dava konusu olayda hizmet kusuru bulunmadığı, olayda maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, aydınlatılmış onamının alınmadığı, kalp ameliyatı öncesinde oluşabilecek tam görme kaybına yönelik bilgilendirmede bulunulmadığı, dosya içerisinde onam belgesi bulunsa da görme kaybına yönelik aydınlatma içermediği, raporda iskemik optik nöropati nedeniyle görme kaybının oluştuğu belirtilmiş ise de bu komplikasyonun neden kaynaklandığının açıklanmadığı, bu komplikasyona neden olabilecek ameliyat süresinin uzunluğu, tansiyonun yükselmesi ve benzeri durumların olayda bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, ameliyat öncesi bu durumun önüne geçilmesine yönelik protokollere uyulup uyulmadığının tartışılmadığı, iskemik optik nöropati durumunun ortaya çıkmasına neden olabilecek faktörlerin her birinin tedavi protokolü bulunduğu, tedavide veya ortaya çıkan komplikasyonda ihmalin olup olmadığının bu protokollerin uygulanıp uygulanmadığının ortaya çıkarılması ile değerlendirilebileceği, bu konuda araştırma yapılmadığı iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY
Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesine teşhis ve tedavi için başvuruda bulunan davacı hakkında gerekli muayene ve tetkiklerin yapılması sonucu 24/06/2015 tarihinde akut koroner sendrom tanısı ile koroner anjiografi ve tıkalı koroner damarı açmak için perkütan girişimi uygulandığı, davacının sağlık durumunun Kardiyoloji-Kalp Damar Cerrahisi Klinikleri Ortak Konseyinde görüşülerek değerlendirilmesi sonucu verilen karar doğrultusunda davacının ameliyata alındığı, 06/07/2015 tarihinde gerçekleştirilen ameliyatta dört damara koroner bypass işlemi yapıldığı, ameliyat sonrasında yoğun bakım birimine alınan davacının yoğun bakımdan normal servise çıkarıldığı, ameliyattan dört gün sonra görme kaybı yaşadığı şikayetinde bulunan davacının bu şikayeti hakkında inceleme yapıldığı, ancak görme kaybının giderilemediği, davacının kalıcı olarak görme kaybı yaşaması üzerine bu durumun oluşmasında gerçekleştirilen ameliyatın ve sonrasında uygulanan tedavilerin hatalı ya da eksik olduğundan bahisle uğradığı zararların tazmini istemiyle 02/05/2016 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı raporda özetle; "...24/06/2015 tarihinde göğüs ağrısı şikayeti ile Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesine başvuran kişinin EKG bulguları ve troponin yüksekliği olması nedeniyle aynı gün yapılan Koroner Anjiografi işlemi endikasyonunun bulunduğu, işlem sırasında sirkumfleks arterin obtus maginalis dalındaki (CX OM1) darlığa stent ile revaskülarizasyon uygulanmasının tıbben doğru olduğu, 24/06/2015 tarihli Koroner anjiografi tetkikinin Kurulumuzda incelenmesinde, sol inen koroner arterdeki (LAD) ve sağ koroner arterdeki (RCA) darlıkların kritik olarak değerlendirildiği ve revaskülarizasyon (PCİ ya da bypass) endikasyonu bulunduğu, dolayısı ile aynı hastanede konseye çıkarılan hastanın konseyde alınan karar üzerine 06/07/2015 tarihinde uygulanan üçlü bypass (LAD, OM, Sağ PL-PD) ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben doğru olduğu, operasyondan sonra 4. günde önce sağ gözde sonra sol gözde görme kaybı geliştiği, dava dosyasında bulunan tıbbi belgeler ve kişinin Kurulumuzda yapılan muayene bulguları dikkate alındığında, bilateral görme kaybının ‘İskemik optik nöropati’ olarak değerlendirildiği ve bu tür operasyonlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek komplikasyonlar arasında olduğu, görme kaybının erken dönemde fark edildiği, gerekli konsültasyonların istendiği ve medikal tedavisinin başlandığı dikkate alındığında komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, tüm bilgiler birlikte değerlendirildiğinde kişiye yapılan tıbbi uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, temyize konu karar ile de davacının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Öte yandan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 09/10/2015 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda, davacının iki gözünde görme kaybı sebebiyle %90 oranında sürekli olarak engeli bulunduğu yönünde tespitte bulunulmuştur.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyiz İstemine Konu Kararın Davacının Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Kararın Davacının Manevi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Yukarıda bahsi geçen Adli Tıp Kurumu raporunda kişiye yapılan tıbbi uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği yönünde görüş bildirildiği gözetildiğinde maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.
Öte yandan, bütün hekimlik uygulamalarının hastalar yönünden belirli bir risk oluşturduğu, bu risklerin hekimlik uygulamalarının doğasından kaynaklanmakta olduğu ve büyük kısmının hekim tarafından gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsa bile kaçınılmaz nitelik taşıdığı, hekimin, tıbbi girişimi bilim ve meslek kurallarına uygun ve özenle yerine getirdiği takdirde ortaya çıkan komplikasyonlardan ya da istenmeyen durumlardan dolayı sorumlu tutulamayacağı, bunun yanında Anayasa'nın 56. maddesi hükmü uyarınca sağlık hizmetlerinin yürütülmesinin Devlet’e bir görev olarak yüklendiği, idari sorumluluğun genel şartları olarak, “bir zararın varlığı”, “zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir olması” ve “zarar ile idari olgu arasında nedensellik bağının bulunması" şeklinde sıralanabilecek koşulların birlikte ve bir bütün olarak gerçekleşmiş olması koşuluyla idarenin sorumluluğu yoluna gidilebileceği, hastanın, kamu hizmetinden yararlanan bir kişi olarak kendisine sunulan sağlık hizmetinden dolayı zarar görecek olursa, Devlet veya ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine İdare Hukuku esaslarına göre dava açabileceği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda uyuşmazlık konusu olayda kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de kamu hizmetinin sonucu itibarıyla bir zarara yol açması, meydana gelen zararın doğrudan hastanın anatomik yapısından veya hizmet dışı etkenlerden kaynaklandığının açıkça ortaya konulamaması, ayrıca tıbbi müdahalede gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği yönündeki endişe ve şüphelerin giderilememesi hususları dikkate alındığında, olayda manevi tazminat ödenmesini gerekli kılan şartların oluştuğu sonucuna varılmış olup, olayın oluş şekli, zararın niteliği, ilgilinin sağlık hizmeti sonucu görme fonksiyonunu kaybetmesi nedeniyle duyduğu acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının dindirilmesi için duyulan elem ve ızdırabın kısmen de olsa karşılığı olarak makul bir tutarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.