SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/2254

Karar No

2025/4200

Karar Tarihi

29 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2254 E. , 2025/4200 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2254
Karar No : 2025/4200

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca ve davalı yanında müdahil tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı vekili tarafından, müvekkilinin bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle 02/02/2016 tarihinde geçirmiş olduğu cerrahi operasyon neticesinde ameliyat bölgesinde neşter ucu unutulmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 1.700,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 251.700,00 TL tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 01/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; ...tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda özetle; "Kişiye L4-5 lomber herni tanısı ile yapılan L4-5 mikrodiskektomi ameliyatının endikasyonunun mevcut olduğu, ameliyat tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sırasında bistüri ucunun kırılması ve çıkarmak için uğraşılıp çıkarılamamasının bu tür ameliyatlarda görülebilecek komplikasyonlardan olduğu, ancak gelişen komplikasyonla ilgili kişinin bilgilendirilmemesinin ve tıbbi belgelere kaydedilmemesinin bilgilendirme ve kayıt tutma yükümlülüğü açısından uygun olmadığı, yabancı cisimlerin kişide herhangi bir şikayete ya da enfeksiyon gibi ek bir soruna yol açmadığı durumlarda kesin olarak çıkarılma endikasyonu olmadığının bilindiği, ancak hekimin ağrı ve akıntı şikayetleri ile mükerrer başvuruları olan davacıya yabancı cismin çıkarılması için yeniden ameliyat önermemesinin tıbben uygun olmadığı, ameliyat sahasında bistüri ucu unutulmasının yaşamsal tehlikeye yol açan bir durum olarak değerlendirilmediği" kanaatlerine yer verildiğinin görüldüğü, bu itibarla, yukarıda aktarılan bilirkişi raporu doğrultusunda, Mahkememizin 07.03.2019 tarihli ara kararı ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği'nden; "Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacının 02.02.2016 tarihinde geçirmiş olduğu cerrahi operasyonda ameliyat bölgesinde bisturi ucu unutulması sonucunda, davacıda işgücü kaybı olup olmadığının tespit edilerek, varsa işgücü kayıp oranının tespitinin yapılmasının" istenilmesi üzerine düzenlenen ...tarihli ve... sayılı heyet raporunun incelenmesinden, mevcut muayene ve klinik bulgular sonucunda, meydana gelen olay nedeniyle davacının herhangi bir iş gücü kaybı yaşamadığının ifade edildiği anlaşılmakta olup; diğer taraftan, Mahkemenin bu defa 10.04.2019 tarihli ara kararı ile davacıdan; "Dava dilekçesinde kazanç kaybı ve tedavi giderlerinin de tazminin talep edilmiş olmasına karşın, anılan taleplere ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, söz konusu giderlerin yapıldığına dair somut bilgi ve belgelerin (fatura, tutanak, belge vs.) gönderilmesinin" istenilmiş olmasına karşın, anılan hususa ilişkin bilgi ve belgelerin de dava dosyasına sunulamadığı görüldüğünden, davacının, bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle 02.02.2016 tarihinde geçirmiş olduğu cerrahi operasyon neticesinde, ameliyat bölgesinde neşter ucu unutulmasına ilişkin olaydan kaynaklı olarak uğradığını iddia ettiği maddi zararların karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı, davacının, davalı idarenin hizmet kusuru sonucu yaşamış olduğu derin üzüntü ve keder nedeniyle, 250.000,00-TL manevi tazminat istemine ilişkin olarak; olayda, ameliyat sırasında bistüri ucunun kırılması ve çıkarmak için uğraşılıp çıkarılamamasının bu tür ameliyatlarda görülebilecek komplikasyonlardan olduğu, ancak gelişen komplikasyonla ilgili kişinin bilgilendirilmemesinin ve tıbbi belgelere kaydedilmemesinin bilgilendirme ve kayıt tutma yükümlülüğü açısından uygun olmadığı, dolayısıyla, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, davacının aydınlatılarak bilgilendirilme hakkının elinden alınmış olacağı ve bu yükümlüğünün yerine getirilmemesinin yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntüye yol açacağı dikkate alındığında; davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı da gözetilerek 10.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 01.02.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının, manevi tazminat istemine ilişkin kısmının kaldırılmasına, Mahkemece hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminata ilaveten 10.000,00 TL ile birlikte toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 01/02/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının maddi tazminat istemi ve manevi tazminat isteminin reddedilen 230.000,00 TL'lik kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, bel fıtığı ameliyatı sonrasında ameliyat yerinde iltihap olduğu, ağrılarının arttığı, ayağa kalkamaz hale geldiği, kısa bir süre sonra baygınlık geçirdiği ve baygın halde yakınları (ve komşuları) tarafından acil olarak Bafra Devlet Hastanesine getirildiği, tomografi çekim sonuçlarına göre ameliyat bölgesinde neşter ucu bulunduğunun anlaşıldığı, bunun üzerine 14/04/2016 tarihinde ameliyat edilerek yaklaşık 1.5 cm. uzunluğundaki neşter ucunun vücudundan alındığı, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, hükmolunan manevi tazminat miktarının çok düşük olduğu, kazanç kaybını ispatlar nitelikteki belgelerin dikkate alınmadığı, ilgili kurumlardan gereken evrak ve bilginin istenilmediği, yapılan masraflardan, sadece dosya içeriğinden ispat edilebilen, mutat ulaşım masrafları talep edildiği halde, iş bu talebin reddedildiği, maluliyet tespiti yönündeki işlemler, eksik ve usulüne uygun olmadığından, doğru bir sonuç elde edilemediği, hastaneden iyileşme süresinin sorulmadığı, bu bağlamda iyileşme süresi yönünden oluşan kazanç kaybının karşılanmadığı, davalı idare tarafından, dava konusu olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, Bafra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun tebliğ edilmediği, rapora karşı itiraz ve beyanlarının alınmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, Adli Tıp Kurumu raporunda bisturi ucu kırılmasının komplikasyon olduğunun vurgulandığı davalı yanında müdahil tarafından, davacı hastanın operasyon veya hasta yararı dikkate alınarak çıkartılmadan bırakılan kırık bistürü ucu nedeniyle herhangi bir ağrı, acı, hareket kısıtlılığı yaşamadığı, hükmolunan manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı ile davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacının bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle 02/02/2016 tarihinde Bafra Devlet Hastanesinde ameliyat edildiği, ameliyat günü akşamı hastanede kaldıktan sonra, "dikişlerinin alınması ve kontrol amacıyla on gün sonra hastaneye gelmesi" yönünde bilgilendirilerek taburcu edildiği, on gün sonra yapılan muayenesinde de, iyileşme sürecinde olduğu belirtilerek, bu defa bir ay sonra kontrole gelmesinin istenildiği, takip eden süreçte ise, iltihap oluşumu ile akıntıların artması akabinde, yakınları tarafından acil olarak yeniden Bafra Devlet Hastanesine getirilen ve burada yapılan tetkikler kapsamında tomografisi çekilen davacının, ameliyat bölgesinde yaklaşık 1,5 cm uzunluğunda bistüri ucu unutulduğunun anlaşıldığı, 14.04.2016 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat ile de söz konusu bistüri ucunun davacının vücudundan çıkarıldığı, bu kapsamda, yaşanan olayın idare ve görevlilerinin gerek cerrahi müdahale gerekse de takip ve tedavi süreçlerindeki ihmalkarlıkları sebebiyle meydana geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.700,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 251.700,00 TL tazminatın; davalı idareye başvuru tarihi olan 01/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Ceza Soruşturması sürecinde Bafra Cumhuriyet Başsavcılığınca bilirkişiliğine başvurulan ve İdare Mahkemesince de hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ...tarih ve ... karar numaralı raporda; " Kişiye L4-5 lomber herni tanısı ile yapılan L4-5 mikrodiskektomi ameliyatının endikasyonunun mevcut olduğu, ameliyat tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sırasında bistüri ucunun kırılması ve çıkarmak için uğraşılıp çıkarılamamasının bu tür ameliyatlarda görülebilecek komplikasyonlardan olduğu, ancak gelişen komplikasyonla ilgili kişinin bilgilendirilmemesinin ve tıbbi belgelere kaydedilmemesinin bilgilendirme ve kayıt tutma yükümlülüğü açısından uygun olmadığı, yabancı cisimlerin kişide herhangi bir şikayete ya da enfeksiyon gibi ek bir soruna yol açmadığı durumlarda kesin olarak çıkarılma endikasyonu olmadığının bilindiği, ancak hekimin ağrı ve akıntı şikayetleri ile mükerrer başvuruları olan davacıya yabancı cismin çıkarılması için yeniden ameliyat önermemesinin tıbben uygun olmadığı, ameliyat sahasında bistüri ucu unutulmasının yaşamsal tehlikeye yol açan bir durum olarak değerlendirilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı taraflar ve müdahilin istinaf başvuruları üzerine Bölge İdare Mahkemesince, davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin, 1. fıkrasında, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ancak, davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından resen yapılacağı kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinin 1. fıkrasında, davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu; 61. maddesinin 1. fıkrasında, taraflardan birinin, davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği; 66. maddesinde ise, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yer alabileceği hükümleri yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, Ceza soruşturması sürecinde Bafra Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında bilirkişiliğine başvurulan ve İdare Mahkemesince de hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporun taraflara tebliğ edilmediği görülmüş olup, hukuki dinlenilme hakkı uyarınca dosya taraflarına raporları tebliğ edilerek raporlara karşı itiraz ve beyanda bulunma hakkının verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, belirtilen husus gözetilmeksizin yapılan yargılama sonucunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan davalı idarenin ve müdahilin istinaf başvurularının reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/09/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.


(X)-KARŞI OY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle 02/02/2016 tarihinde Bafra Devlet Hastanesinde ameliyat edildiği, ameliyat günü akşamı hastanede kaldıktan sonra, "dikişlerinin alınması ve kontrol amacıyla on gün sonra hastaneye gelmesi" yönünde bilgilendirilerek taburcu edildiği, on gün sonra yapılan muayenesinde de iyileşme sürecinde olduğu belirtilerek, bu defa bir ay sonra kontrole gelmesinin istenildiği, takip eden süreçte ise, iltihap oluşumu ile akıntıların artması akabinde, yakınları tarafından acil olarak yeniden Bafra Devlet Hastanesine getirilen ve burada yapılan tetkikler kapsamında tomografisi çekilen davacının, ameliyat bölgesinde yaklaşık 1,5 cm uzunluğunda bistüri ucu unutulduğunun anlaşıldığı, 14.04.2016 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat ile de söz konusu bistüri ucunun davacının vücudundan çıkarıldığı, bu kapsamda, yaşanan olayın idare ve görevlilerinin gerek cerrahi müdahale gerekse de takip ve tedavi süreçlerindeki ihmalkarlıkları sebebiyle meydana geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Her ne kadar, Daire kararıyla, "uyuşmazlıkta, Ceza soruşturması sürecinde Bafra Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında bilirkişiliğine başvurulan ve İdare Mahkemesince de hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporun taraflara tebliğ edilmediği görülmüş olup, hukuki dinlenilme hakkı uyarınca dosya taraflarına Adli Tıp Kurumu raporu tebliğ edilerek raporlara karşı itiraz ve beyanda bulunma hakkının verilmesi gerektiği, bu durumda, belirtilen husus gözetilmeksizin yapılan yargılama sonucunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan davalı idarenin ve müdahilin istinaf başvurularının reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmişse de , Bölge İdare Mahkemesinin 6100 sayılı Kanun uyarınca adli yargı merciilerince (soruşturma makamınca) yaptırılan bilirkişi incelemesine ait raporu taraflara tebliğ etmesinin hukuken söz konusu olamayacağı, böyle bir yola gidilmesi sürecinde rapora itiraz söz konusu olduğunda veya ek rapor alınmasına ihtiyaç duyulması halinde yargılama tekniği bakımından ek rapor alınmasının mümkün olmayacağı, kaldı ki soruşturma dairesinde yaptırılan bilirkişi incelemesinin amacı ve bilirkişiye sorulan sorular ile idari yargı merciinde görülmekte olan bir tam yargı davasında yaptırılacak bilirkişi incelemesindeki soruların farklılık arz edeceği, bu nedenle soruşturma makamına yaptırılan bilirkişi incelemesine ait raporun, idari yargı yerinde açılmış bulunan bir davada taraflara tebliğinin beklenilemeyeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, idari yargı merciince, uyuşmazlığın özelliğine uygun şekilde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim