SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/1646 E. 2025/2883 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/1646

Karar No

2025/2883

Karar Tarihi

11 Haziran 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1646 E. , 2025/2883 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1646
Karar No : 2025/2883

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ..., Av. ...

TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER
(DAVALI YANINDA): 1- ...2- ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflar ve davalı yanında müdahiller tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'nın 08/10/2018 tarihinde İstanbul Haydarpaşa Numune ve Eğitim Araştırma Hastanesi Validebağ Ek Binasında geçirmiş olduğu burun ameliyatı sonrasında 26/10/2018 tarihinde vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 1.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi ve ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 26/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararıyla; bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, bu durumda, davacıların uğradığını iddia ettikleri maddi ve manevi zararın, davalı idarenin tıbbi müdahalesindeki kusuru nedeniyle meydana geldiği yolunda, hukuken geçerli kabul edilebilecek somut bir tespit bulunmadığı, meydana gelen zararla, idare görevlilerinin eylemi arasında, idarenin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte uygun bir nedensellik bağının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.040,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; maddi tazminat istemi yönünden davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinden, anılan kısmın usul ve hukuka uygun olduğu, manevi tazminat istemi yönünden davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinden, bilirkişi raporunda, davacıya uygulanan tedavide meydana gelen durumun herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiğinin belirtilmiş olması karşısında, idari eylemle zarar arasında nedensellik bağı kurulamasa ve hastadan her ne kadar onam belgesi alınmış ise de, belgenin anesteziye ilişkin ölüm riskini barındırdığı, septorinoplasti ameliyatına ilişkin ayrıca ölüm riskine ilişkin davacıdan alınmış bir onam belgesinin olmadığı, bu durumda, müteveffanın aydınlatılarak onay verme hakkının elinden alınmış olması ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda endişe ve üzüntüye yol açacağından, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak davacıların manevi zararının kısmen de olsa giderilebilmesi için anne ... için 50.000,00 TL, kardeş ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği, reddedilen maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı tutarlarda vekalet ücreti ödenmesine yönelik davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinden, kararın verildiği tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4. ve 13. maddeleri uyarınca reddedilen maddi ve manevi tazminatlar için davalı idare lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden tek vekalet ücretine hükmeden ilk derece mahkemesi hükmünde isabet görülmediği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, kararın manevi tazminata dair hüküm kısmının kaldırılmasına, davacıların manevi tazminat talebinin anne ... için 50.000,00 TL, kardeş ... için 20.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile dava açma tarihi olan 28/10/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, manevi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının reddine, kararın vekalet ücretine yönelik davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.900,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.900,00 TL vekalet ücretinin ise (davalı idare lehine belirlenen ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2 maddesi uyarınca davacılar lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden) davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, reddedilen maddi tazminat ilişkin olarak A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, sağlıklı yaşam hakkı konusunda Devletin yükümlülükleri bulunduğu, müteveffadan rinoplasti ameliyatına dair onam belgesi alındığı, gerçekleştirilen septorinoplasti ameliyatına dair onam alınmadığı ve ölüm riski konusunda bilgilendirilmediği, idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun sabit olduğu, raporda binanın yeterli araç ve hizmetle donatılıp donatılmadığı, ameliyat sonrası müdahalenin yeterli ve zamanında olup olmadığı hususlarının irdelenmediği, müteveffanın ameliyattan sonra servise gerekli tetkik ve tespitler yapılmadan çıkarıldığının ön inceleme raporundaki kanaat ve ifadeler ile sabit olduğu, bu hususa yönelik Adli Tıp Kurumu raporunda irdeleme yapılmadığı, ameliyat yapılan binada yoğun bakım ünitesi olmaması ve müteveffanın ambulans ile yoğun bakım ünitesine gecikerek sevk edilmesinin vefat ile illiyeti olduğu, hükmedilen manevi tazminatın olay sebebiyle duyulan acı ve eleme kıyasla yetersiz olduğu, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği iddialarıyla; davalı idare tarafından, ölüm riskine dair aydınlatılmış onamın alınmadığı yönündeki gerekçenin gerçeği yansıtmadığı, anestezi ve cerrahi operasyona dair yazılı onamın alındığının Adli Tıp Kurumu raporları ile sabit olduğu, olay nedeniyle idarelerin kusurunun bulunmadığının dosya içindeki mübrez raporlar ile ortaya konduğu, manevi tazminata hükmetme koşullarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminatın fahiş ve sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddialarıyla; davalı yanında müdahiller tarafından ise uyuşmazlıkta hekimlerin kusurunun bulunmadığının ortaya konduğu, kusur bulunmuyor iken manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, hasta kayıtları ve bilirkişi raporu incelendiğinde hastanın aydınlatıldığının görüleceği, maddi ve manevi tazminatın değerlendirilmesinde çelişki olduğu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş ve sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davacılar tarafından davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin reddi, davalı idare tarafından da davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı idare yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi; davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesi, 2. fıkrası uyarınca davalı yanında müdahillerin duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, buruna darbe alma öyküsü ve burunda şekil bozukluğu bulunan ...'nın Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Kliniğine başvurduğu, 08/05/2016 tarihli tomografisinde, nazal septumda sola deviasyon (burun kemiği eğriliği) izlendiği ve operasyon planlandığı, 18/05/2016 tarihinde anestezi uzmanı tarafından ameliyat öncesi değerlendirmesi yapıldığı, 08/10/2018 tarihinde septorinoplasti (burun kemiği eğriliğinin düzeltildiği ameliyat) ameliyatı uygulandığı, anestezi takip fişine göre, ameliyatın 13.30’da başlayıp 17.45’te sonlandığı ve ameliyat sonu uyanık olarak kaydedildiği, servise gönderilen hastanın operasyon sonrası muayenesinde koopere olmadığı, hırıltı, takipne (solunum hızının normalin üstünde olması) ve satürasyon düşüklüğü saptanması üzerine oksijen verildiği, hemşire gözlem formuna göre saat 18.00’de, saat 18.30’da ve saat 19.00'da medikal tedavi uygulandığı, anestezi uzmanı tarafından değerlendirilen müteveffanın yoğun bakıma sevk edildiği, 112 aracılığıyla saat 20.20’de Haydarpaşa Numune Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Kliniğine getirildiği, solunum eforunun yetersiz olduğu görülerek entübe edildiği, beyin ve sinir cerrahisi konsültasyonu istendiği, çekilen beyin tomografisinde anevrizma rüptürü (beyin damarında yırtılma) tespit edildiği, 26/10/2018 tarihinde vefat ettiği, akabinde davacılar tarafından yakınları ...'nın vefatında hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek oluşan zararın tazmini için 05/08/2019 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından hazırlanan 17/12/2020 tarih ve 216 sayılı raporun "Sonuç" başlıklı kısmında özetle, "... kişinin ölümünün serebral anevrizma rüptürüne bağlı patolojik (travmatik olmayan) beyin kanaması ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, burunda şekil bozukluğu şikayeti bulunan, radyolojik görüntüleme tetkiklerinde nazal septum deviasyonu saptanan kişiye 08.10.2018 tarihinde uygulanan septorinoplasti ameliyatının endikasyonu bulunduğu ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, ameliyat öncesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon kliniği tarafından muayene edildiği, dava dosyasında mevcut tıbbi belgelere göre ameliyat sırasında ve sonrasında vital bulgularında ani değişiklikler saptanmadığı, refleksleri mevcut, uyanık ve koopere halde servise çıkarıldığı, kişinin servisteki takibinde genel durumunda bozulma ve satürasyon düşüklüğü saptanmasının ardından gerekli müdahalelerin yapılmış olduğu, dava dosyasındaki tıbbi kayıtlar ve otopsisinden elde edilen bulgulara göre, 08.10.2018 tarihli ameliyat sonrasında meydana gelen anevrizma rüptürüne bağlı beyin kanamasının her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek komplikasyon olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonun giderilmesine yönelik gerekli tedavilerin uygulanmış olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu olayda davalı sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet kusuru bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." görüşlerine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince anlan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, davacı ve davalının istinaf başvurusu üzerine temyize konu karar ile davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacı ...'nın Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacı ...'nın maddi tazminat istemine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta, septorinoplasti ameliyatına ilişkin ayrıca ölüm riski bulunduğuna yönelik müteveffadan alınmış bir onam belgesinin olmaması, müteveffanın aydınlatılarak onay verme hakkının elinden alınmış olması, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi ve burun kemiği eğriliği ameliyatı sonucunda ölüm hadisesinin gerçekleşmesi, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda endişe ve üzüntüye yol açtığından, davacıların manevi zararının giderilebilmesi için manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi Dairemizce de isabetli görülmüştür.
Bununla birlikte, manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, duyulan manevi acıyı hafifletecek ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Temyize konu karar ile davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile anne ... için 50.000,00 TL, kardeş ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmişse de sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda oluşan endişe ve üzüntü nedeniyle davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı kanaatine varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin, davacıların ön karar başvurusunda bulunduğu tarihte yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması; dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulmakla birlikte faizin başlangıç tarihine yönelik belirleme yapılmaması halinde ise davanın açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz işletilmesi, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Bu itibarla, davacılar tarafından dava dilekçesinde vefat tarihinden itibaren faiz isteminde bulunulduğu görüldüğünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiş olup, işbu bozma kararı üzerine, yukarıda yer verilen yerleşik içtihat uyarınca hükmedilecek manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 05/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiği açıktır.

C) Temyize Konu Kararın Reddedilen Maddi Tazminat Nedeniyle Hükmedilen Vekalet Ücretine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
24/11/2020 tarih ve 31314 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve İdare Mahkemesince maddi tazminat istemi hakkında karar verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 5. maddesinin 1. fıkrasında, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı düzenlenmiş, "Uygulanacak tarife" başlıklı 21. maddesinde Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
Öte yandan anılan Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünün 16. satırında, İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için ödenecek ücret duruşmasız ise (a) bendine göre 2.040,00 TL olarak belirlenmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınması gerektiği açıktır.
Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesinin ardından istinaf kanun yolu aşamasında Bölge İdare Mahkemesince maddi tazminat istemi yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi durumunda, maddi tazminat için yeni bir karar verilmediğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Tarifede belirlenen vekalet ücreti tutarı değil, maddi tazminat hakkındaki ilk kararın verildiği İdare Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarifede belirlenen vekalet ücreti tutarı gözetilmelidir.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince maddi ve manevi tazminat isteminin reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.040,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği, akabinde istinaf kanun yoluna başvurulması sonrasında Bölge İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, kararın vekalet ücretine yönelik davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.900,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.900,00 TL vekalet ücretinin ise (davalı idare lehine belirlenen ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2 maddesi uyarınca davacılar lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden) davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, reddedilen maddi tazminata ilişkin olarak A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesi kararında vekalet ücreti yönünden maddi ve manevi tazminat talepleri ayrı ayrı ele alınarak maddi tazminat talebinin reddi yönünden ayrı, manevi tazminat isteminin reddi yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de istinaf aşamasında maddi tazminat istemi bakımından yeniden bir karar verilmediğinden İdare Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarife uyarınca 2.040,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Bölge İdare Mahkmesi karar tarihinde yürülükte bulunan Tarife esas alınarak 2.550,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE; davalı idarenin ve davalı idare yanında müdahillerin temyiz isteminin REDDİNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının ve maddi tazminat nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine yönelik kısımlarının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim