Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/1614
2025/4558
15 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1614
Karar No : 2025/4558
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Komutanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, jandarma uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 04/04/2017 tarihinde Şırnak ili, Merkez ilçesi, ... bölgesinde icra edilen operasyon esnasında bölücü terör örgütü mensuplarınca yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sebebiyle yaralandığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 20.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının terör örgütü mensuplarınca yapılan el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu yaralanması nedeniyle, görevin ifası sırasında ve görev nedeniyle meydana gelen zarar ile eylem arasındaki nedensellik bağının varlığı da gözetildiğinde, uğranılan maddi ve manevi zararların "kusursuz sorumluluk" (mesleki risk) ilkesi kapsamında karşılanması gerektiği, davacıya yapılan ödemeler ve bağlanan aylık miktarları dikkate alındığında, davacının aktif ve pasif dönemde herhangi bir maddi zararının bulunmadığı, davacının yaralanması nedeniyle uğranılan manevi zararı doğuran olayın oluş şekli, olayın kişi üzerindeki etkisi ve niteliği ile Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda yer alan teşhisler ile "malul olduğuna" karar verildiği de dikkate alındığında manevi tazminat isteminin kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, 40.000,00 TL manevi tazminatın ön karar başvuru tarihi olan 21/01/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat ve faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; efor (güç kaybı) tazminatının hesaplanması gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; idare ile oluşan zarar arasındaki illiyet bağı kesildiğinden idarelerinin herhangi bir sorumluluğu bulunmamasına rağmen tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, harçtan muaf oldukları ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacının jandarma uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 04/04/2017 tarihinde Şırnak ili, Merkez ilçesi, ... bölgesinde icra edilen operasyon esnasında bölücü terör örgütü mensuplarınca yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sebebiyle yaralandığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 20.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Davacının maddi tazminat talebinin gelir kaybı ve efor kaybından doğan zararları açısından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; dava konusu olay neticesinde Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 24/05/2018 tarihli sağlık kurulu raporunda; davacının engel oranının %24, raporun geçerlilik süresinin ise 2 yıl olduğunun belirtildiği, davacıya 3713 sayılı Kanun uyarınca emsal aylık üzerinden vazife malullüğü aylığı bağlandığı, emekli ikramiyesi, nakdi tazminat ve tütün ikramiyesi ödendiği görülmektedir.
Buna göre, davacıya emsalinin almakta olduğu maaş bağlandığından ve emekli ikramiyesi ödendiğinden davacının gelir kaybından kaynaklanan maddi bir zararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Efor (Çalışma Gücü) Kaybı Yönünden ise;
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Dava konusu olay nedeniyle davacı tarafından Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan ... tarih ve ... sayılı Engelli Sağlık Kurulu Raporunda, davacının engel oranının %24 ve raporun 2 yıl süreyle geçerli olduğunun belirtildiği görüldüğünden öncelikle davacının sürekli maluliyetinin tespit edilmesi gerekmekte olup, bu tespitin yapılabilmesi için de 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenecek ve davacının sürekli maluliyet oranını gösteren sağlık kurulu raporunun alınması gerekmektedir.
Buna göre söz konusu alınacak raporda davacının sürekli ve kalıcı maluliyet oranının tespit edilmesi halinde davacının dava konusu olay nedeniyle bedensel güç kaybına uğradığı, bu nedenle günlük yaşamını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarfederek sürdüreceği açıktır.
Bu doğrultuda, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;
Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren yasal emeklilik yaşının sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) yukarıda anılan Yönetmeliğe göre yeniden alınacak rapor ile belirlenecek çalışma gücü kaybı oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının emeklilik yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarlar toplanarak hesaplanmalıdır.
Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin düşülmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, davacının maluliyet oranının tespit edilerek efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişi marifetiyle hesaplanıp davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, çalışma gücü kaybına yönelik maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde ve bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.