SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/1468 E. 2025/3962 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/1468

Karar No

2025/3962

Karar Tarihi

22 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1468 E. , 2025/3962 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1468
Karar No : 2025/3962

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ...

2- ... Valiliği/ ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idareler tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucunda yaralanmasında idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile 1.474.238,62 TL), 40.000,00 TL manevi tazmimatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, maddi tazminat yönünden; davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 1.474.238,62 maddi tazminatın, 1.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 17/07/2013 tarihinden, miktar artırımı ile artırılan 1.473.238,62 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 20/01/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat yönünden; davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, takdiren 27.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 17/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunmamakla birlikte olayda idarenin sosyal risk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, sosyal risk ilkesi uyarınca genel hükümlere göre maddi tazminat hesabı yapılmasında neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı yönündeki gerekçe ile davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu olayın terör olayı olduğu bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında incelenmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminata yer verilmediğinden davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, davacının sağlık raporunun idarelerine tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığı, maddi tazminat hesabında hatalar bulunduğu, harçtan muaf olduklarından idareleri aleyhine harca hükmedilemeyeceği iddilarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının idareleri aleyhine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucunda yaralanmasında idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık, genel hükümlere göre maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dairemizin yerleşik içtihadı; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen saldırı sonucu oluşan zararın genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
11/05/2013 tarihinde Reyhanlı'da meydana gelen patlamalarda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı ve bu patlamaların terör eyleminden kaynaklandığı görüldüğünden, uğranılan maddi zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince karşılanması gerekmektedir.
Bu itibarla, oluşan zararlarda idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem, eylem ya da faaliyeti olmadığı görülmekte olup, uyuşmazlığın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması gerekmekte iken, davacı lehine genel hükümler kapsamında maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/09/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.


(X) - KARŞI OY :
Davacı tarafından, 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucunda yaralanmasında idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile 1.474.238,62 TL), 40.000,00 TL manevi tazmimatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, maddi tazminat yönünden; davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 1.474.238,62 maddi tazminatın, 1.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 17/07/2013 tarihinden, miktar artırımı ile artırılan 1.473.238,62 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 20/01/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat yönünden; davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, takdiren 27.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 17/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği, davalı idarelerce karara karşı yapılan istinaf başvuruları üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunmamakla birlikte olayda idarenin sosyal risk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, sosyal risk ilkesi uyarınca genel hükümlere göre maddi tazminat hesabı yapılmasında neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine karar verildiği, davalı idarelerce bu kararın aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen ve 55 kişinin hayatını kaybettiği iki ayrı patlama sonrasında İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ön inceleme raporunda, "olay tarihindeki Hatay İl Emniyet Müdürü, Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü ile Müdür Yardımcısı ve Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürü'nün görevlerini ihmal etmeleri sonucunda Reyhanlı İlçesi'nde meydana gelen iki ayrı patlamada hizmetin kötü işlemesi sonucu ağır hizmet kusuru bulunduğu, bunun etkili bir ceza soruşturmasını gerektirdiği ve bu kişiler hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiğinin belirtildiği"; söz konusu Rapor üzerine Hatay Valiliği İl İdare Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinin 2. fıkrası kapsamında görevlerinin gereğini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine ve kamunun zararına neden olan kamu görevlileri hakkında 4483 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesine" karar verildiği; Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmalar kapsamında hazırlanan iddianameler üzerine, olayda ihmali bulunduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkında "görevi ihmal" suçu kapsamında ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında birleştirilerek yürütülen ceza yargılamasında verilen (UYAP ortamında erişilen) ... tarih ve K:... sayılı kararda; "olay tarihinde Hatay İl Emniyet Müdürü olan R.K.'nin, Reyhanlı İlçesi'nde meydana gelen patlamalar öncesinde gelen istihbari bilgilerin değerlendirilmesi, gerekli önlemlerin zamanında alınması ve çalışmaların tam ve zamanında yapılması konusunda ihmalinin bulunduğu; olay tarihinde Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü olan N.E.'nin, Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı Merkez ve İI Birimleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği'nin 68. maddesinde il terörle mücadele şube müdürlüklerine verilen görevlerin yerine getirilmesinde ihmalinin bulunduğu; olay tarihinde Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürü olan M.B.'nin ise, EBYS (Elektronik Belge Yönetim Sistemi) kanalıyla evrak akışının sağlanmasında, söz konusu patlamanın meydana gelmesi öncesinde alınabilecek normal tedbirlerin alınmasında ve İlçe giriş çıkışlarında rutin uygulamaların ve kontrollerin yapılmasında ihmalinin bulunduğu tespit edilerek, sanıkların sabit görülen görevi ihmal suçları nedeniyle ayrı ayrı 8 ay 10'ar gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve verilen hapis cezalarının Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine" karar verildiği; ve adı geçen sanıklar hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde meydana gelen patlamaların birer terör eylemi olduğu açık olmakla birlikte, eylemin gerçekleşmesinde hizmet kusuru bulunduğunun idarenin kendi müfettişince hazırlanan ön inceleme raporu, Hatay Valiliği İl İdare Kurulunun soruşturma izni verilmesine ilişkin kararı, Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanmış olan iddianameler ve ilgili kamu görevlileri hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucu verilen karar ile ortaya konulduğu görülmektedir.
Bu durumda; söz konusu patlamalar nedeniyle zarar görenler tarafından açılan tam yargı davalarına konu tazminat istemlerinin, 5233 sayılı Kanun, bu Kanun'a dayanılarak hazırlanmış olan Yönetmelik ve sosyal risk ilkesi kapsamında değil, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedeni olan hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda ifade edildiği üzere olayda hizmet kusuru bulunduğu yönündeki gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim