Danıştay danistay 2022/1306 E. 2025/3931 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/1306
2025/3931
22 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1306
Karar No : 2025/3931
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-...
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'nun, 27/01/2002 tarihinde yüksekten düşme, sağ kol dirsek kırığı nedeniyle başvurduğu Manisa Devlet Hastanesinde yapılan hatalı müdahale ve tedavisinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 200.000,00 TL (miktar artırımı ile birlikte 683.466,52 TL) maddi, 600.000,00 TL manevi, ... için 25.000,00 TL manevi, ... için 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 683.466,52 TL maddi, 650.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; bilirkişi raporlarının değerlendirilmesinden, davacı ...'ya yapılan tıbbi müdahale ve uygulamaları gerçekleştiren personel tarafından gerek cerrahi operasyon ve gerekse operasyon sonrası dönemde sinir ve damarların korunması konusunda gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, ameliyat sonrası gelişen komplikasyonun yönetiminin uygun yapılmadığı, komplikasyon yönetimi açısından yapılan uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, cerrahi operasyon öncesi varlığı ortaya konulamayan davalı idare personeli tarafından gerçekleştirilen teşhiş ve tedaviye yönelik tıbbi uygulamaların ardından oluşan sinir hasarı sebebiyle davacının sağ kolunu ve elini kullanamadığı, davacının sakat kalmasının davalı idare ajanının dikkatsizliği ve özen eksikliğinden, diğer bir ifadeyle davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı, davacıların maddi tazminat isteminin incelenmesinden; davalı idarenin kusurlu sağlık hizmeti sebebiyle tam kusurlu olduğu, bu kusurlu eylemi nedeniyle davacının sağ elini ve kolunu kullanamadığı ve % 46 oranında malul kaldığı, bu maluliyet sebebiyle iş gücü kaybına uğrayan davacı...'ın maddi zararının 683.466,52 TL olduğu, anılan maddi zararının 200.000,00 TL'lik kısmının Anayasanın 125. maddesi kapsamında idari başvuru tarihi olan 29/03/2016 tarihinden itibaren; kalan 483.466,52 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 05/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat isteminin incelenmesinden; davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacılar ... ve...'nin çocuğu diğer davacı ...'ın çocuk yaşlardan itibaren sağ kolunun ve elinin sürekli olarak sakat kaldığı, tedavi sürecinde sık sık sağlık kuruluşlarına gidip gelmek zorunda kaldığı, acı, sıkıntı, elem ve ızdırap çektiği, eğitim hayatının sekteye uğradığı diğer davacılar anne ve babanın ise çocuklarının sürekli şekilde sakat kalması ve uzun süren tedavi süreci sebebiyle derin elem ve üzüntü yaşadıkları hususları ve manevi tazminata ilişkin olarak yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; davacılardan ...'ın 600.000,00 TL manevi tazminat talebinin 50.000,00 TL'sinin, diğer davacılar ... ve ...'nin manevi tazminat taleplerinin (her bir davacı için ayrı 25.000,00'er TL) kabulü ile anılan tazminat tutarlarının idari başvurunun davalı idareye tebliğ tarihi olan 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine; kalan manevi tazminat isteminin ise reddinin gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükmolunan manevi tazminat miktarının çok düşük olduğu, davalı idare tarafından, hizmet kusurunun bulunmadığı, uygulanan tedavilerin tıp kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiği, hükmolunan manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, tazmin koşullarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ile davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge idare mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacı ...'nun, 27/01/2002 tarihinde yüksekten düşme, sağ kol dirsek kırığı nedeniyle Manisa Devlet Hastanesine götürüldüğü, yapılan muayenesinin ardından sağ kolunda "humeris kırığı" teşhisi konulan davacının ortopedi servisine yatışının yapıldığı, davacıya 04/02/2002 tarihinde cerrahi operasyon yapıldığı, operasyon sonrası 11/02/2002 tarihinde taburcu edilen davacının sağ dirseğinde ve sağ elinde hareket kısıtlılığı meydana geldiği, uygulanan tedaviye cevap vermemesi üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen davacıya ilk önce fizik tedavi önerildiği, sağ kolunda ve elinde oluşan hareket kısıtlılığının giderilememesi üzerine iki kez cerrahi operasyon yapıldığı, bu arada sağlık hizmetini sunan doktor hakkında ...Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyası (bozmadan sonrası E:... sayılı esasa kaydedilen) ile yapılan yargılama neticesinde ceza kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, adli yargıda doktor aleyhine açılan tazminat davasında zararın kamu idaresinin hizmet kusurundan kaynaklandığı, davanın kamu idaresi aleyhine açılması gerektiği gerekçesiyle davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verildiği, redde ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 20/01/2016 tarihinde kesinleşmesinin ardından yapılan 14/03/2016 tarihli maddi ve manevi tazminat talepli başvurunun zımnen reddi üzerine, davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'nun, 27/01/2002 tarihinde yüksekten düşme, sağ kol dirsek kırığı nedeniyle başvurduğu Manisa Devlet Hastanesinde yapılan hatalı müdahale ve tedavisinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporunda; "Kişinin 27/01/2002 tarihinde düşme nedeniyle başvurduğu Manisa Devlet Hastanesinde ödemin gerilemesi için atel ve elevasyon uygulaması sonrasında sağ humerus suprakondiler kırığa yönelik 04/02/2002 tarihinde yapılan açık redüksiyon + kirshner teli ile osteosentez ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası alçı uygulandığının kayıtlı olduğu, alçı-atel uygulamalarında her türlü dikkat ve özene rağmen kompartman sendromu gelişebileceği, bu nedenle alçı-atel uygulanan hastaların yakın takip edilmesi gerektiğinin tıbben bilindiği, kişinin ameliyat sonrası 11/02/2002 tarihine kadar Ortopedi Kliniği’nde yapılan takiplerine ait dava dosyasında herhangi bir kayıt bulunmadığı, poliklinik takiplerinin yapıldığı 28/02/2002, 13/03/2002, 27/03/2002 tarihlerinde düzenlenmiş tıbbi belgelerde; kompartman sendromu bulgusu kayıtlı olmamakla birlikte, 25/04/2002 tarihinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği’nde yapılan muayenesinde sağda düşük el tespit edildiği, 06/05/2002 tarihinde yapılan EMG tetkikinde; sağ ön kolda radial, ulnar ve median sinirde dejenerasyon bulguları saptandığı birlikte değerlendirildiğinde; ameliyat sonrası kişide kompartman sendromu geliştiğinin anlaşıldığı, bunun bir komplikasyon olduğu, ancak bu komplikasyonun tanısındaki gecikme sebebiyle komplikasyon yönetiminin uygun olmadığı, dolayısıyla Manisa Devlet Hastanesi Ortopedi Kliniği’nde kişinin muayene, takip ve tedavisini yapan hekimlerin komplikasyon yönetimi açısından uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatasının tespit edilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince, anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurularının ise temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Geçici iş göremezlik tazminatı, çalışma gücünün kullanılamaması nedeniyle çalışma gücünün %100 oranında kaybedildiğinin kabul edildiği "tedavi ve iyileşme süresi" ile sınırlı bir tazminat olup, bu süreçte olay öncesinde çalışan kişinin işe devam edememesinden dolayı uğradığı kazanç kaybının giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, olay/zarar tarihinde 7 yaşında olup gelir getirici bir işte çalışmayan davacının kazanç kaybı söz konusu olmayacağından geçici iş göremezlik zararı da doğmayacaktır.
Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda; davacı ...'nun olay tarihinde 7 yaşında olduğu ve geçici iş göremezlik süresinin 18 ay olduğu, başka bir anlatımla bu dönemde davacının herhangi bir gelirinin bulunmadığı biliniyor olmasına rağmen, geçici iş göremezlik dönemi için tazminat hesabının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunun içeriğine ilişkin açıklanan husus, söz konusu raporun karara dayanak olarak kabul edilemeyeceğini, başka bir anlatımla anılan raporun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını göstermektedir.
Bu itibarla, Mahkemece, davacının uğradığı zarara karşılık ödenecek maddi tazminatın tespiti amacıyla, aşağıda belirtilen açıklama doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.
Geçici iş göremezlik tazminatı yönünden;
Olay tarihinde 7 yaşında olan ve çalışmayan davacı ...'ya geçici iş göremezlik tazminatı ödenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
C) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16/04/2025 tarih ve 32872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararıyla da tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat istemi yönünden ONANMASINA, maddi tazminat istemi (geçici iş göremezlik tazminatı yönünden) ile maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.