Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/1245
2025/4764
23 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1245
Karar No : 2025/4764
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten, ...,
... ve ...
adlarına velayeten ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'in Diyarbakır ili, Sur ilçesinde kardeşi adına kayıtlı dükkanda çalışmakta iken bölücü terör örgütü üyelerince yapılan kepenk kapatma çağrısına uymadığı için 28/12/2014 tarihinde ateşli silah ile başından vurulması sonucu %98 oranında engelli hale gelmesi ve gördüğü tedavi sonrası iyileşemeyerek 10/08/2017 tarihinde vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle İçişleri Bakanlığına yapılan 28/11/2017 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile her bir davacı yönünden tedavi giderleri için 150,00 TL, bakıcı giderleri için 150,00 TL ve destekten yoksun kalma tazminatı için 700,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL (destekten yoksun kalma tazminatı için miktar artırımı sonucu 440.976,52 TL) maddi tazminat ile eş ... için 100.000,00 TL, her bir çocuk için 80.000,00 TL olmak üzere toplam 340.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayın terör olayı olduğunun açık olduğu, davacılar murisinin yaralanması ve sonrasında vefat etmesi sebebiyle oluşan zarardan davalı idarenin kusursuz sorumluluk ve sosyal risk çerçevesinde sorumluluğunun bulunduğu, maddi tazminat yönünden, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca eş ... için 359.952,87 TL, çocukları ... için 38.797,36 TL,... için 23.036,75 TL ve ... için 19.189,54 TL destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi; manevi tazminat yönünden, olay nedeniyle duyulan elem ve kedere karşılık eş için 80.000,00 TL, çocukları için 70.000,00 TL ödenmesi; bakıcı gideri ve tedavi giderlerine ilişkin tazminat istemlerinin bu zararları ortaya koyan ispatlayıcı bilgi ve belge sunulamadığından reddi gerektiği; zımni ret işleminin ise kesin ve yürütülebilir icrai nitelikte bir işlem olmadığı gerekçesiyle zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayda kepenk kapatma çağrısına direnen esnafın korunmasına yönelik idarece tedbir alınmadığı, dolayısıyla tazminata konu yaşanan olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan davacıların zararlarının hizmet kusuru kapsamında karşılanması gerektiği, Mahkemece yaptırılan aktüerya bilirkişi hesaplamasının uygun olduğu gerekçesiyle tarafların maddi tazminata ilişkin istinaf başvurularının gerekçeli reddine, tarafların manevi tazminata ve davacıların tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, yakınlarının terör örgütü tarafından kepenk kapatma eylemlerine katılmadığı için olay öncesinde tehdit edildiği, olay günü de bu sebeple vurulduğu, vefat etmeden önce bir yıla yakın hastanede yoğun bakım ünitesinde, iki yıla yakın bir süreçte de evde yardıma muhtaç durumu sebebiyle tedavisinin devam ettiği, yakınları hayatta iken tedavi ve bakıcı masrafı ödendiğinden tedavi ve bakıcı giderlerinin kendilerine ödenmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, hesaplanan maddi tazminatın düşük olduğu ve hatalı hesaplama yapıldığı, hükmedilen tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz uygulanması ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, olayın terör olayı olduğu, sosyal riskin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği, bahsi geçen Kanun'da manevi tazminatın düzenlenmediği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, dava konusu olayın terör olayı olması nedeniyle destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat yönünden 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplama yapılması gerektiğinden bozulması; usul ve yasaya uygun bulunan manevi tazminat yönünden onanması; bakıcı ve tedavi giderleri yönünden ise gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakınının Diyarbakır ili, Sur ilçesi, ... Çarşısı içerisinde kardeşi adına kayıtlı dükkanda çalışmakta iken ... tarihinde saat 17.30 sıralarında ateşli silahla kafasından vurularak yaralandığı, bu olay nedeniyle %98 oranında engelli hale geldiği ve yatarak tedavi gördüğü, daha önce de kepenk kapatmadığı için yasa dışı örgüt tarafından tehdit edildiği bilgisi üzerine olay ile ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayısı ile soruşturma başlatıldığı, bu olay ile ilgili başlatılan soruşturma devam ederken bazı kişi/kişilerin bölücü terör örgütü adına adam kaldırarak tehdit ettikleri ve silahlı oldukları yönünde 05/09/2015 tarihinde polise yapılan ihbar üzerine yakalanan kişilerin aracından çıkan silahlardan ...'ya ait ... marka ... model yarı otomatik tabanca mermisinin davacılar murisinin vurulması olayında kullanıldığının tespit edilmesi neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ... sayılı soruşturmanın 16/10/2017 tarihinde Terör Suçlarını Soruşturma Bürosuna tevzi edildiği, silahlı yaralanma sonrası engelli hale gelen davacılar murisinin 10/08/2017 tarihinde vefat etmesi üzerine meydana gelen terör olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle İçişleri Bakanlığına yapılan 28/11/2017 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.''; 6. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, ''Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz. İlgili valilik dışında diğer valilikler, kaymakamlıklar, Türkiye Cumhuriyeti dış temsilcilikleri, diğer bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan başvurular ilgili valiliğe gönderilir.''; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. (Olay tarihinde yürürlükte olan haliyle) Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddine dair kısmının incelenmesi:
Davacılar yakını ...'in yasa dışı örgüt tarafından kepenk kapatmadığı için tehdit edildiği, çalışmakta olduğu dükkanda 28/12/2014 tarihinde ateşli silahla başından vurulduğu, konuya ilişkin olarak Savcılıkta yürütülen soruşturmada olayda kullanılan silahın terör örgütü adına hareket eden bir şahsın aracında ele geçirilmesi üzerine soruşturma dosyasının Terör Suçları Soruşturma Bürosuna tevzi edildiği, dolayısıyla davacılar yakınının başından vurulmasının terör eylemiyle bağlantılı bir olay olduğu, her ne kadar davacılar tarafından genel hükümlere göre maddi tazminat isteminde bulunulmuşsa da davacılar yakınının güvenlik güçleri ile herhangi bir ilgi ve bağlantısı bulunmayan dava dışı üçüncü şahsın silahından çıkan mermiyle yaralanması sonucunda hayatını kaybettiği, oluşan zarar ile idari eylem arasında illiyet bağı bulunmadığı, dolayısıyla güvenlik hizmetinin yürütülmesinde idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir hususun olmadığı anlaşıldığından, davacıların söz konusu terör olayına ilişkin maddi tazminat istemlerinin sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre, Bölge İdare Mahkemesince davacıların destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında incelenmesi, zarar miktarının da 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerekmektedir.
5233 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği'nin 21. maddesinde, (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın, ölüm halinde 50 katı tutarında nakdi ödeme yapılacağı; söz konusu hesaplamalarda ödemeye ilişkin valinin veya bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
... İdare Mahkemesinin, 5233 sayılı Kanun'un bazı madde ve ibarelerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararda; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsenmiştir.
Buna göre, Zarar Tespit Komisyonu tarafından hesaplanan tazminatlarda, miktarın hak sahibi tarafından kabul edilmeyip uyuşmazlık tutanağı imzalanarak dava açılması halinde Mahkemece yapılacak hesaplarda son işlem tarihi olarak uyuşmazlık tutanağı tarihinin esas alınması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacılar tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında İçişleri Bakanlığına yapılan başvuru üzerine tazminat davası açıldığından, son işlem olarak İçişleri Bakanlığının zımni ret şeklindeki ön kararının dikkate alınması, daha açık bir ifadeyle anılan tarihte geçerli memur aylık katsayısının esas alınması adil ve hakkaniyete uygun olacaktır.
Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanlığının zımni ret işlemi (ön karar) tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın, 50 ile çarpımı sonucu bulunacak maddi tazminatın hak sahibine ve/ veya hak sahiplerine davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, genel hükümlere göre hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan işbu bozma kararı üzerine maddi tazminat istemleri hakkında yeniden karar verilirken Dairemizin yerleşik içtihadı uyarınca hükmedilen tüm tazminat miktarı için idareye başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği de açıktır.
C) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının bakıcı ve tedavi giderlerine yönelik istemlerinin reddine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Bakılan davada, bakıcı ve tedavi giderleri zararlarına ilişkin tazminat istemlerinin, zararları ortaya koyan ispatlayıcı bilgi ve belge sunulamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, davacılar tarafından bu hususta yapılan istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince, tedavi gideri zararının da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini gerektiği ancak zararı ispatlayıcı bilgi ve belgelerin sunulmadığı, bakıcı gideri zararının ise 5233 sayılı Kanun'da düzenlenmediği gerekçeleriyle bakıcı ve tedavi giderleri yönünden davanın reddine hükmedilmesi gerekmekte ise de, yukarıda belirtilen gerekçe ile anılan zararlara yönelik tazminat istemlerinin reddine hükmedilmesinde ve davacıların bu yönden yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinde neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat istemleri yönünden ONANMASINA, tedavi ve bakıcı giderleri yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat istemleri yönünden BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.