Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/1062
2025/4696
22 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1062
Karar No : 2025/4696
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ...
3- ... 4- ...
5- ... 6- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. Hukuk Müş. ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'un 08/07/2019 tarihinde T.F. isimli şahıs tarafından darp edilerek ağır şekilde yaralanmasının ardından 21/90/2019 tarihinde vefat etmesinde, tutuklanmadan önce gerekli tetkik ve muayenenin yapılmaması ve tutuklanmasının ardından gerekli tedavinin yaptırılmaması nedeniyle davalı idarelerin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle toplam 340.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelere başvuru tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacılar tarafından yakınlarının ölümüne neden olduğu ileri sürülen T.F. isimli şahsın "kasten adam öldürme" suçundan yargılandığı davanın devam ettiği belirtilmiş ise de, söz konusu davanın T.F. isimli şahsın sorumluluğu ile ilgili olduğu, davalı idarelerin hukuki sorumluluklarını etkilemeyeceği, bu nedenle süre aşımı bakımından bir etkisi bulunmadığı, davacılar yakınının vefat ettiği 05/08/2019 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde davalı idarelere başvurulması gerekirken, 25/05/2021 tarihinde yapılan başvuruların reddi üzerine açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, davanın süresinde açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını ..., 08/07/2019 tarihinde ... isimli şahsın kızını taciz ettiği gerekçesiyle .. isimli kişi tarafından dövülmüş olay esnasında apartman boşluğuna düşmesi sonucu yaralanmıştır.
Davacılar yakını, aynı gün götürüldüğü doktor muayenesi sonrasında tutuklanarak, cezaevine götürülmüş, 05/08/2019 tarihinde rahatsızlanması üzerine... Hastanesine sevk edilmiştir.
06/08/2019 tarihinde hakkında tahliye kararı verilen davacılar yakını, 21/09/2019 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir.
Davacılar yakınının ölümü üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan ... tarih ve ... sayılı raporda "maktulun ölümünün künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, maktulün ölümüne neden olan kanamanın özellikleri itibariyle 08/07/2019 tarihinde maruz kaldığı travma dışında başkaca bir travmaya maruz kalmadığının kabulü halinde illiyet bağı olacağı ancak bu hususun adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olacağı" görüşüne yer verilmiş, akabinde T.F hakkında "ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama" suçunu işlediği iddiasıyla ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davada ... Ağır Ceza Mahkemesince, "maktulün 08/07/2019 tarihinden önce başka bir tramvaya maruz kalma durumunun bulunmadığının ve aynı zamanda bu tarihten sonraki dönemde de herhangi bir başkaca travmaya maruz kalmadığının sadece 08/07/2019 günü davaya konu eylem nedeni ile maruz kaldığı travma durumunun bulunduğunun anlaşılmış olması hususları hep birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde söz konusu 1.Adli Tıp İhtisas Kurumu raporundaki tespit ve değerlendirmeler de göz önüne alınarak kişinin ölümüne neden olan künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlara ilişkin eylem ile sanığın sübut bulan eylemi arasında illiyet bağının tereddütsüz olarak kurulabildiği kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle sanık hakkında "ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama" suçundan mahkumiyet kararı verilmiş; söz konusu karar ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "sanığın mağduru darp ettiği 08.07.2019 tarihi ile vefat ettiği 21.09.2019 tarihi arasında geçen sürenin uzunluğu da göz önüne alınarak maktulun cezaevinde bulunduğu süreçte kendi eylemi neticesi düşme çarpma gibi eylemlerle yaralanmış olabileceği, bu tip bir olay neticesi gelişen komplikasyonların beyin kanaması sonucu ölümü meydana getirebileceği, başlı başına maktulun cezaevinde bulunduğu süreçte herhangi bir sağlık şikayeti bulunmamasının sanık aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, maktul tarafından düşme gibi herhangi bir vaka nedeniyle gerçekleşmesi muhtemel yaralanmasını önemsemeyip şikayet konusu edilmemiş olabileceği ihtimalleri dikkate alınarak ilk derece mahkemesince kimin, hangi beyanına üstünlük tanımak suretiyle veya hangi kesin delile dayanarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiğinin karar yerinde ve gerekçesinde yeterince tartışılmaması ile eksik araştırma ve kovuşturma neticesinde olayla ilgili her ayrıntıya dayalı, sanık açısından lehe-aleyhe delilleri somutlaştırma ve kişiselleştirme yapmaksızın genel kabul ile karar verilmesi hukuka aykırıdır." gerekçesiyle bozulmuştur.
Davacılar tarafından, yakınlarının ölümünde davalı idarelerin ağır hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek toplam 340.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle davalı idarelere 25/05/2021 tarihinde başvurulmuş; davalılardan Adalet Bakanlığı tarafından 23/06/2021 tarihli işlem ile anılan başvuru reddedilmiş, davalılardan Sağlık Bakanlığınca söz konusu başvuruya cevap verilmemiştir.
05/08/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren otuz gün içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan maddeler uyarınca idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta, davacıların 08/07/2019 tarihinde yaralanarak, muayenesinin ardından aynı gün tutuklanarak cezaevine götürülen ve burada rahatsızlanarak 05/08/2019 tarihinde hastaneye sevk edilen yakınlarının ölümü üzerine başlatılan soruşturmada "maktulün ölümüne neden olan kanamanın özellikleri itibariyle 08/07/2019 tarihinde maruz kaldığı travma dışında başkaca bir travmaya maruz kalmadığının kabulü halinde illiyet bağı olacağı ancak bu hususun adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olacağı" görüşüne yer verilen Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan ... tarih ve ... sayılı raporun ise davacılara tebliğ edilmediği görülmektedir.
Bu durumda, davacıların yakınlarının yaralandıktan sonra cezaevine götürülmesinde, cezaevinde kaldığı süre boyunca sağlık durumuna ilişkin olarak davalı idarelerce yürütülen hizmetlerde hizmet kusuru bulunup bulunmadığına yönelik şüphelerinin ancak vekillerinin 23/03/2021 tarihinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davaya vekaletname sunarak, söz konusu Adli Tıp Kurumu raporunu öğrenmesiyle oluştuğu bir başka ifadeyle davacılar açısından eylemin idariliğinin 22/03/2021 tarihinde söz konusu adli tıp raporunun öğrenilmesiyle ortaya çıktığının kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, eylemin idariliğinin öğrenilmesi üzerine 1 yıl içerisinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan bu davada uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen kararda ve bu karara yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.