SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/958 E. 2025/2393 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/958

Karar No

2025/2393

Karar Tarihi

6 Mayıs 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/958 E. , 2025/2393 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/958
Karar No : 2025/2393

DAVACI : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN_KONUSU: 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in 28. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Dava konusu düzenleme içeriğinde yer alan konferans, dinleti, tiyatro, drama, film gösterimi, konser gibi diğer tüm sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetlerin sosyal çalışmacılar tarafından yapılmasının kabul edilebilir olmadığı, söz konusu faaliyetlerin sosyal çalışmacıların aldıkları lisans eğitimi ve görev alanlarıyla bağdaşmadığı, bu faaliyetlerin sosyal çalışmacılar tarafından yapılmasında kamu yararı bulunmadığı gibi sosyal hizmet uzmanlarının mesleğine zarar verdiği, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi kararları ile Avrupa Sosyal Şartı hükümlerine de aykırı olduğu, öte yandan dava konusu düzenlemenin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Avrupa Sosyal Şartı'nın sosyal hizmet uzmanlarının çalışma alanlarını belirleyen hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI:5275 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın iyileştirme olduğu, ceza infaz kurumlarında yürütülen iyileştirme çalışmalarının ise eğitim ve öğretim faaliyetleri ve psiko-sosyal yardım faaliyetleri olmak üzere iki temel alanda yapılan çalışmaları kapsadığı, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin eğitim ve öğretim servisi, psiko-sosyal yardım faaliyetlerinin ise psiko-sosyal yardım servisi tarafından yürütüldüğü, doğrudan eğitim ve öğretim faaliyetleri ile psiko-sosyal yardım faaliyetleri kapsamında bulunmayan; ancak ceza infaz kurumlarında yürütülen iyileştirme çalışmalarını destekleyici nitelikteki faaliyetler olan kütüphane ve kitaplık çalışmaları, din kültürü ve ahlâk öğretimi ile sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin her iki servisin sorumluluğuna bırakılan iyileştirme çalışmaları olduğu, bu ortak sorumluluğun ise “Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu 27/07/2007 tarih ve 46/1 sayılı Genelge’nin Altıncı Bölümünde yer alan Sosyal ve Kültürel Faaliyetler başlıklı “A- Sosyal ve Kültürel Faaliyetleri Düzenlemekle Görevli Personel" bölümünde, “(1) Eğitim kurulunun belirlediği esaslar çerçevesinde, sosyal ve kültürel faaliyetler, kurum öğretmeni ve sosyal hizmet uzmanı tarafından birlikte yürütülecektir. Öğretmen veya sosyal hizmet uzmanının bulunmaması hâlinde psikolog, eğitimden sorumlu II. müdür veya idare memuru, bunların da olmaması durumunda bu faaliyetler, infaz ve koruma başmemuru veya infaz ve koruma memuru tarafından yapılacaktır.” şeklinde düzenlendiği, bu hükme göre söz konusu faaliyetleri düzenlemekle görevli personelin, eğitim ve öğretim servisi ile psiko-sosyal yardım servisi şeklinde değil, öğretmen ve sosyal çalışmacı olarak ifade edildiği ve bu sorumluluğun her iki meslek grubuna ortak olarak verildiği, ceza infaz kurumlarında yürütülen iyileştirme çalışmaları kapsamındaki destek programlarının (kütüphane ve kitaplık çalışmaları, din kültürü ve ahlâk öğretimi ile sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler vb.) yürütülmesi konusundaki belirsizlik, Genelge ile ifade edilen “birlikte” çalışmanın sınırlarının belirlenmemiş olması, öğretmen ve sosyal çalışmacının farklı servislerde görevli olması gibi nedenlerle birlikte çalışma ortamı oluşturulamadığından, bu belirsizliğin meslek elemanları arasında problemler yaşanmasına ve belirli işlerin ortada kalmasına neden olduğu, yaşanan problemler üzerine sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin planlı ve verimli bir şekilde yürütülmesini temin etmek üzere dava konusu Yönetmelik hükmü ile söz konusu belirsizliği gidermeye yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemelerin, herhangi bir meslek grubunun menfaatlerini gözetmek maksadıyla değil, kamu yararı ilkesi ile 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesinde ifade edilen ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacı gerçekleştirme doğrultusunda idarenin takdir yetkisi içerisinde yapıldığı, düzenlemenin normlar hiyerarşisine uygun olduğu, davaya konu Yönetmelik maddesinin, sosyal hizmet mesleğini bozucu, mesleki kimliğin gereklerinin yapılmasını engelleyici bir hüküm içermediği, aksine ceza infaz kurumu gibi özel bir alanda bu değerli mesleğin gereklerini yerine getiren sosyal hizmet uzmanlarına alan açtığı, ayrıca sosyal hizmetin amacına uygun çalışmalar yapma ortamlarından birinin de hükümlünün koğuş dışında toplu olarak bulunduğu ortamlar, amaca ulaşabilmek için kullanılabilecek yöntemlerden birinin de sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler olduğu, öte yandan sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetlerin sosyal çalışmacıların aldıkları lisans eğitimlerinin direkt olarak bir parçası olmadığı ileri sürülmüş ise de örneğin; Hacettepe İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünde, Sanat ve Sosyal Hizmet, Spor ve Sosyal Hizmet, Yaratıcı Drama, Oyunla İletişim, Sokak Sosyal Hizmeti, Adli Sosyal Hizmet, Okul Sosyal Hizmeti, Engellilerle Sosyal Hizmet gibi birçok uygulamalı dersin yer aldığı, yine İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesindeki “Sosyal Hizmette Uygulama Alanları” konulu dersin içeriğine bakıldığında da birçok yerde sosyal hizmet uzmanları tarafından yapılan sportif, kültürel ve sanatsal çalışmalardan bahsedildiğinin görüleceği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Hukuka ve mevzuata uygun olan dava konusu düzenlemenin iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Davacı Sosyal Hizmetler Uzmanları Derneği vekili Av ... tarafından, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin 28. maddesi, 2. fıkrası, (b) bendinin iptali İstenilmektedir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'nun Gözlem ve sınıflandırma merkezleri başlıklı 13. maddesinde, ''(1) Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır.(2) Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir. ''hükmü , aynı Kanunun 23. Maddesinde ise, hükümlülerin gözlem ve sınıflandırma esasları belirlenmiş olup ,''a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılılacağı, hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler .b) Bu merkezlerde; mümkün olduğunca kriminoloji, penoloji, davranış bilimleri, adalet psikolojisi veya ceza hukuku alanında bilgi ve deneyime sahip yöneticiler, psikiyatri uzmanı, hekim, adlî tıp uzmanı, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzman görevliler ile diğer kurum görevlileri bulundurulur .'' hükmü yer almaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'nun Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri başlıklı 13. Maddesi uyarınca, 29/12/2020 tarihinde yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine dair Yönetmeliğin 28. Maddesinin 1. Fıkrasında hükümlülerin toplumsal uyumunu ve iyileştirme faaliyetleri için destek programı uygulanacağı ,söz konusu destek programlarının neler olduğu,'' a) Kütüphane ve kitaplık çalışmaları: Tüm hükümlüler kütüphane ve kitaplıklardan azamî ölçüde yararlanmaya ve okuma alışkanlığı kazanmaya teşvik edilir. Bu çalışmalar, ilgili mevzuat ve yapılan iş birliği protokolleri çerçevesinde eğitim ve öğretim servisince yürütülür ve puanlanır. b) Din kültürü ve ahlâk öğretimi: Hükümlülerin ahlâki gelişiminin sağlanması, yeniden suç işlemesinin önlenmesi ve topluma kazandırılması amacıyla, ceza infaz kurumlarında din kültürü ve ahlâk öğretimi programları uygulanır. Ancak, hükümlülerin bu programlara katılması isteğe bağlıdır. Hükümlünün talep etmesi halinde, mensup olduğu dine uygun ibadetinin yerine getirilmesine yardımcı olunur. Din kültürü ve ahlâk eğitimi vermek ve manevi rehberlik hizmeti sunmak üzere manevi rehberlik birimleri oluşturularak eğitim ve rehberlik programları uygulanır. Bu programlar, ilgili mevzuat ve işbirliği protokolleri çerçevesinde yürütülür ve bu birimden hükümlü hakkında gönderilen yazılı bildirimler, eğitim ve öğretim servisi tarafından değerlendirilir. c) Sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler: Hükümlülerin, kişisel, sosyal, kültürel, mesleki, ahlâki ve sağlık yönünden gelişmelerini sağlayacak, insan haklarına saygıyı, yurt ve ulus sevgisini geliştirecek, aile bağlarını sağlamlaştıracak nitelikte sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlenir.'' şeklinde sayılmıştır. Yönetmeliğin aynı maddesinin 2. fıkrasında ise, Destek programları kapsamında yapılan; a) Dinî ve millî günlerdeki tören ve anma programları, mesleki gelişime yönelik çalışmalar, kütüphane ve kitaplık çalışmaları ile manevi rehberlik kapsamındaki çalışmalar eğitim ve öğretim servisi tarafından, b) Bunlar dışında kalan konferans, dinleti, tiyatro, drama, film gösterimi, konser gibi diğer tüm sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetler sosyal çalışmacı tarafından, ceza infaz kurumunda sosyal çalışmacının bulunmaması durumunda ise eğitim ve öğretim servisi tarafından, yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IFS W) ve Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliği (IASSW) sosyal hizmeti şu şekilde tanımlamıştır: "Sosyal hizmet; bireyleri özgürleştirici, güçlendirici, sosyal bağlılığı, sosyal değişim ve gelişimi teşvik eden uygulama temelli bir meslek ve disiplindir. Sosyal adalet ilkeleri, insan hakları, kolektif sorumluluk ve farklılıklara saygı sosyal hizmette merkezi öneme sahiptir. Sosyal hizmet; sosyal hizmet kuramları, sosyal bilimler ve yerli bilgi ile desteklenmiş olup yaşam zorluklarıyla mücadele etme ve iyilik halini artırmak için insanları ve yapıları birbirine bağlar." (IFSW, IASSW 2014)
Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IFS W) ve Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliği (IASSW) tarafından yapılan “…bireyleri özgürleştirici, güçlendirici, sosyal bağlılığı, sosyal değişim ve gelişimi teşvik eden uygulama temelli bir meslek ve disiplindir.” şeklindeki tanımlamaya ceza infaz kurumlarında görev yapan sosyal çalışmacılar açısından bakıldığında; ceza infaz kurumlarında söz konusu mesleki hedeflere ulaşılabilmesi için uygulama temelli çalışmalardan birinin de sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler olduğu açıktır.
Psiko sosyal faaliyetlerin, hükümlülerin iyileşmesinde etkin rol oynadığı yadsınamaz bir gerçek olduğundan ,sosyal hizmet uzmanlarının meslek tanımı içinde yer alan konferans, dinleti, tiyatro, drama, film gösterimi, konser gibi diğer tüm sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetleri düzenlemek yükümlülüğünün yönetmeliğin 28 maddesini 2. fıkrasının (b) uyarınca sosyal hizmetler uzmanına verilmesinde üst hukuk normlarına aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin 28. maddesi, 2. fıkrası, (b) bendinin hukuka uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in 28. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin, kuralda yer alan faaliyetlerin sosyal çalışmacı tarafından planlanıp yürütülmesi ve raporlanması yönünden iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
29/12/2004 tarih ve 25685 sayılı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un;
"İnfazda temel amaç" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." hükmüne;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezleri" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır.
(2) Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir." hükmüne;
"Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması" başlıklı 23. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:
a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler.
b) Bu merkezlerde; mümkün olduğunca kriminoloji, penoloji, davranış bilimleri, adalet psikolojisi veya ceza hukuku alanında bilgi ve deneyime sahip yöneticiler, psikiyatri uzmanı, hekim, adlî tıp uzmanı, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzman görevliler ile diğer kurum görevlileri bulundurulur...." hükmüne;
"Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" başlıklı 89. maddesinde,
"(1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır.
(3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır.
(4) İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.
(5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.
(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
5275 sayılı Kanun'un 13. ve 89. maddeleri dayanak alınarak hazırlanan, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in;"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmeliğin amacı, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve çalışmaları ile infaz sürecinin her aşamasında hükümlüler hakkında yapılması gereken gözlem ve sınıflandırma ile uygulanan iyileştirme programlarına göre iyi hâl değerlendirmelerinin yapılmasına dair usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmalarının yapılması, durumlarına uygun kurumlara dağıtılması ve uygulanan iyileştirme faaliyetleri ile tutum ve davranışları sonucunda haklarında iyi hâl değerlendirmelerinin yapılması ile ilgili hükümleri kapsar." düzenlemesine;
"İyileştirme programları" başlıklı 25. maddesinde,
"(1) İyileştirme ve bireyselleştirme, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin onikinci bölümü ile ilgili diğer mevzuat ve protokollerde yer alan amaç, usul ve esaslar çerçevesinde eğitim ve öğretim servisi ile psiko-sosyal yardım servislerince yürütülür. Yönetim servisi ile güvenlik ve gözetim servisi başta olmak üzere diğer tüm servis ve birimler bu çalışmalara destek vermekle yükümlüdür.
(2) Hükümlünün ilk gözlem süresi sonunda gönderildiği ceza infaz kurumunda, psiko-sosyal değerlendirme ölçekleri de uygulanarak risk düzeyi ve bireysel ihtiyaçları belirlenir. 5275 sayılı Kanunun 73 üncü maddesi gereğince, eğitim ve öğretim ile psiko-sosyal yardım servisleri tarafından hükümlünün risk düzeyi ve bireysel ihtiyaçlarına göre bir iyileştirme planı hazırlanarak hükümlüye tebliğ edilir.
(3) Yapılan gözlem, görüşme ve uygulanan risk değerlendirme ölçeği sonuçlarına göre, idare ve gözlem kurulunca;
a) Görme, konuşma ve işitme engelliler ile özbakımını yapamayacak şekilde yatağa bağımlı hasta ya da ağır kocama hali bulunanlardan durumu hekim raporu ile tespit edilenler,
b) İyileşme ihtimali olmadığı tıbbi olarak tespit edilen ağır psikiyatrik hastalar,
c) Sosyal olarak iletişime tamamen kapalı olduğu psikiyatri raporu ile tespit edilenler,
ç) Şahsi ve sosyal durumu ya da suç geçmişi nedeniyle özel gözetim ve denetim altında bulundurulmasının gerekli olduğu saptananlar ve benzeri durumda olanlar,
hakkında gelişim değerlendirmesine tabi tutulmaması kararı verilebilir. İdare ve gözlem kurulu tarafından gelişim değerlendirmesine tabi tutulmaması kararı verilen hükümlüler için iyileştirme planı hazırlanmaz ve değerlendirmeler, yalnızca yönetim ve psiko-sosyal yardım servisi tarafından düzenlenen gözlem değerlendirme raporuna göre yapılır.
(4) İlgili servisler tarafından uygulanan risk değerlendirme ölçekleri her iki değerlendirme döneminde bir tekrarlanarak, eğitim ve öğretim ile psiko-sosyal yardım servisleri tarafından hazırlanan iyileştirme planları bu risk değerlendirmesi sonucuna göre güncellenir.
(5) Hükümlü, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 67 nci maddesi uyarınca iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle yükümlüdür. Hükümlünün belirlenen programlara katılımı ve gelişimi takip edilerek altı ayda bir değerlendirilir. İlgili servislerce hazırlanan gözlem değerlendirme veya gelişim değerlendirme raporları, idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan değerlendirmelere esas teşkil eder." düzenlemesine;
"Destek programları" başlıklı 28. maddesinde,
"(1) Ceza infaz kurumlarında hükümlünün toplumsal uyumunu artırmak ve iyileştirme faaliyetlerini desteklemek amacıyla aşağıda belirtilen destek programları uygulanır:
a) Kütüphane ve kitaplık çalışmaları: Tüm hükümlüler kütüphane ve kitaplıklardan azamî ölçüde yararlanmaya ve okuma alışkanlığı kazanmaya teşvik edilir. Bu çalışmalar, ilgili mevzuat ve yapılan iş birliği protokolleri çerçevesinde eğitim ve öğretim servisince yürütülür ve puanlanır.
b) Din kültürü ve ahlâk öğretimi: Hükümlülerin ahlâki gelişiminin sağlanması, yeniden suç işlemesinin önlenmesi ve topluma kazandırılması amacıyla, ceza infaz kurumlarında din kültürü ve ahlâk öğretimi programları uygulanır. Ancak, hükümlülerin bu programlara katılması isteğe bağlıdır. Hükümlünün talep etmesi halinde, mensup olduğu dine uygun ibadetinin yerine getirilmesine yardımcı olunur. Din kültürü ve ahlâk eğitimi vermek ve manevi rehberlik hizmeti sunmak üzere manevi rehberlik birimleri oluşturularak eğitim ve rehberlik programları uygulanır. Bu programlar, ilgili mevzuat ve işbirliği protokolleri çerçevesinde yürütülür ve bu birimden hükümlü hakkında gönderilen yazılı bildirimler, eğitim ve öğretim servisi tarafından değerlendirilir.
c) Sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler: Hükümlülerin, kişisel, sosyal, kültürel, mesleki, ahlâki ve sağlık yönünden gelişmelerini sağlayacak, insan haklarına saygıyı, yurt ve ulus sevgisini geliştirecek, aile bağlarını sağlamlaştıracak nitelikte sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlenir.
ç) (a), (b) ve (c) bentlerindeki çalışmalara ilişkin bilgiler ile hükümlünün gösterdiği gelişim, ilgili servislerce gözlem değerlendirme veya gelişim değerlendirme raporlarına işlenir.
(2) Destek programları kapsamında yapılan;
a) Dinî ve millî günlerdeki tören ve anma programları, mesleki gelişime yönelik çalışmalar, kütüphane ve kitaplık çalışmaları ile manevi rehberlik kapsamındaki çalışmalar eğitim ve öğretim servisi tarafından,
b) Bunlar dışında kalan konferans, dinleti, tiyatro, drama, film gösterimi, konser gibi diğer tüm sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetler sosyal çalışmacı tarafından, ceza infaz kurumunda sosyal çalışmacının bulunmaması durumunda ise eğitim ve öğretim servisi tarafından,
Bakanlığın veya kurumların taraf olduğu protokollere göre görevlendirilen kişi ve kurumlarla iş birliği halinde planlanır, yürütülür ve raporlanır.
(3) Ceza infaz kurumunda öğretmen, psikolog, sosyal çalışmacı gibi uzman meslek elemanının bulunmaması halinde, alan uzmanlığı gerektirmeyen faaliyetler, görevlendirilen diğer servis personeli tarafından planlanır ve yürütülür." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in 28. Maddesinin 2. Fıkrasının (b) Bendinin İncelenmesi:
Mer'i kanuni düzenlemelerde; sosyal çalışmanın veya sosyal çalışmacının açık bir tanımı bulunmamakla birlikte, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında, sosyal hizmetler; kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü olarak tanımlanmış; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun Ek 13. maddesi ile (mülga) 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40. maddesi hükümlerine dayanılarak çıkarılan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik'in Ek-2 sayılı "Diğer Meslek Mensuplarının Sağlık Hizmetlerinde İş ve Görev Tanımları" başlıklı ekinde, sosyal çalışmacı/sosyal hizmet uzmanı, sosyal işlevselliğin sağlanması, korunması, geliştirilmesi ve rehabilitasyonu amacıyla sosyal hizmet müdahalesi gerçekleştiren, sosyal hizmet müdahalesinin gerektirdiği inceleme ve değerlendirme raporlarını hazırlayan, sosyal işlevsellik sorunlarını önleyici ve rehabilite edici, sosyal sağlığı destekleyici ve güçlendirici sosyal hizmet programları geliştirip uygulayan, izleyen ve değerlendiren meslek mensubu şeklinde tanımlanmış; yine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Yönetmeliği'nde, tanımı yapılmamakla birlikte, adli süreçte suç mağdurlarına ve adli desteğe ihtiyaç duyan kişilere hizmet sunmak üzere adli destek görevlileri arasında sosyal çalışmacılara da yer verilmiştir.
Aktarılan kurallarda yer verilen tanımların, kendi düzenleme alanı bakımından yapıldığı ve hukuki bağlayıcılıklarının da bu alanla sınırlı bulunduğu şüphesizdir. Bununla birlikte, sosyal çalışmacı veya sosyal hizmet uzmanlarının, eğitimleri ile mesleki formasyonlarının -hangi alanda hizmet verecek olurlarsa olsun, ek eğitim ve tecrübeleri hariç- değişmeyeceği açık olduğundan, aktarılan düzenlemelerdeki tanımların somut uyuşmazlığa ışık tutabileceği de izahtan varestedir.
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 5275 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, infazın temel amaçları arasında, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmeye, toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaya yer verilmiş; 73. maddesinde, hükümlünün geçmişi, suçluluk nedenleri, suç sicili, fizik yeteneği ve ruhsal yapısı, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâlleri, hapis cezasının süresi, salıverildikten sonraki beklentisi dikkate alınarak, toplumun hukuka uygun hareket eden ve üretken bir üyesi olarak yaşamını sürdürmesini sağlayacak ve bireysel ihtiyaçlarına uygun bir biçimde iyileştirme programları uygulanacağı, bu programların hazırlanması ve uygulanması amacıyla ceza infaz kurumlarında eğitim ve psiko-sosyal hizmet servislerinin oluşturulacağı hükme bağlanmış; devamı maddelerinde, eğitim, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma gibi, iyileştirme programı kapsamında yapılacak faaliyetlere yer verilmiş; 23. maddesinde de, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde mümkün olduğunca bulundurulması gereken uzman görevliler arasında sosyal çalışmacılar da sayılmıştır.
Ayrıca, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin Onikinci Bölümünde yer alan 86. maddesinde, "iyileştirme"; 87. maddesinde de, "bireyselleştirme" kavramlarının tanımı ve amaçları açıklanmış; 88. maddesinde, eğitim; 92. maddesinde, sportif ve eğlendirici etkinlikler; 93. maddesinde de, konferans ve seminerler, iyileştirme programı ve bireyselleştirme çalışmaları kapsamında sayılmıştır.
Dava konusu Yönetmelik'in 28. maddesinde ise ceza infaz kurumlarında hükümlünün toplumsal uyumunu artırmak ve iyileştirme faaliyetlerini desteklemek amacıyla destek programları uygulanacağı öngörülmüş; dava konusu bentte de konferans, dinleti, tiyatro, drama, film gösterimi, konser gibi diğer tüm sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetlerin sosyal çalışmacı tarafından, ceza infaz kurumunda sosyal çalışmacının bulunmaması durumunda ise eğitim ve öğretim servisi tarafından, Bakanlığın veya kurumların taraf olduğu protokollere göre görevlendirilen kişi ve kurumlarla iş birliği halinde planlanacağı, yürütüleceği ve raporlanacağı düzenlenmiştir.
Aktarılan mevzuat hükümlerine göre, her ne kadar davacı tarafından, bentte sayılan sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetlerin sosyal çalışmacılar tarafından yapılmasının kabul edilebilir olmadığı, söz konusu faaliyetlerin sosyal çalışmacıların aldıkları lisans eğitimi ve görev alanlarıyla bağdaşmadığı, bu faaliyetlerin sosyal çalışmacılar tarafından yapılmasında kamu yararı bulunmadığı gibi sosyal hizmet uzmanlarının mesleğine zarar verdiği ileri sürülmüş ise de; kanun koyucu tarafından, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak amacıyla iyileştirme programları uygulanmasının ve bu programların, konusuna göre, ceza infaz kurumlarındaki eğitim ve psiko-sosyal hizmet servislerince yürütülmesinin öngörüldüğü; dava konusu bentte geçen konferans, dinleti, tiyatro, drama, film gösterimi, konser gibi diğer tüm iyileştirme programına dahil sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif faaliyetlerin içeriklerinin hükümlülerin ihtiyacı (bireyselleştirme) doğrultusunda belirlenmesi, faaliyet sırasında hükümlülerin tavır ve tutumlarının izlenmesi ve sonuçların raporlanmasına yönelik iş ve işlemlerin de sosyal çalışmacıların yukarıda aktarılan mesleki uzmanlık alanları ve görev tanımları ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, dayanağı 5275 sayılı Kanun'un amacına ve lafzına, ayrıca sosyal çalışmacıların mesleki formasyonları ve görev tanımlarına uygun olduğu sonucuna varılan dava konusu düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim