Danıştay danistay 2021/957 E. 2025/2029 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/957
2025/2029
15 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/957
Karar No : 2025/2029
DAVACI : ...Köyü Tüzel Kişiliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ...
2- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... Köyü Tüzel Kişiliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU :Davacı tarafından, 03/02/2021 tarih ve 31384 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırklareli ili, Kofçaz ilçesi, Karaabalar köyü ile Merkez ilçe, Çağlayık köyü arası iki ilçe sınırının tespitine ilişkin kararın yürürlüğe konulmasına yönelik 02/02/2021 tarih ve 3481 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından, iki ilçe arasındaki sınır tespitine ilişkin 30/07/1953 tarihli Kararname ile belirlenen sınır açıkça belli iken ve bölgede sınır değişikliğine neden olacak ya da sınırı belirlenebilir olmaktan çıkaracak herhangi bir iklim, doğa olayı veya olağanüstü bir durum bulunmadığı halde sınırın belirlenemediği gerekçesi ile yeniden sınır tespitinin hukuka aykırı olduğu; yeni belirlenen sınırın net ve açık olmayıp, çok girintili çıkıntılı olduğu ve uygulanmasının zor olduğu; Karaabalar köyünün, bölgede kalan değerli ağaçlara sahip olabilmek adına sürekli ihtilaf yaratmaya çalıştığı, ortada bir sınır uyuşmazlığı bulunmadığı, Karaabalar köyü ile Çağlayık köyü arasındaki uyuşmazlığın ormandan kaynaklı ihtilaf olduğu ve bu nedenle 5442 sayılı Kanun kapsamında durumun değerlendirilmesinin hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI:Davalı idareler tarafından, iki ilçe sınırının 1953 yılında müşterek kararname ile çizildiği, sınır anlaşmazlığının bu zamana dek bitmediği, defalarca toprak üstü uygulama yapıldığı, bir sonuç elde edilemediği, tarafların farklı yerleri gösterdiği, mevcut harita ve belgelerde farklı şekilde isimlendirildiği, adsız yerler olduğu, il idare kurulunun belirginliği kalmayan ve zeminde tespiti mümkün olmayan sınırın yeniden belirlenmesine karar verdiği, Valilikçe teklif edilen sınır hattının Bakanlıkça uygun görüldüğü ve sınır kararnamesinin Cumhurbaşkanınca onaylanarak yayımlandığı, işlemin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DAVALI YANINDA MÜDAHİLİN
SAVUNMASI :Dava konusu işlemle belirlenen sınırın hukuka uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI:...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 03/02/2021 tarihli, 31384 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırklareli iİi, Kofçaz İlçesi, Karaabalar Köyü ile Merkez İlçe, Çağlayık Köyü arası iki ilçe sınırının tespitine ilişkin kararın yürürlüğe konulmasına ilişkin 02/02/2021 tarihli, 3481 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinde: "Bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin belirtilmesi, il ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak adlarının değiştirilmesi bir köyün veya kasabanın veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi Cumhurbaşkanı onayı ile yapılır." kuralına yer verilmiştir.
5442 sayılı Kanun uyarınca çıkarılan ve ayrı illere veya aynı ilin başka ilçelerine ya da ayrı bucaklarına bağlı köyler ve belediyeler arasındaki il, ilçe ve bucak sınırı niteliğindeki sınır anlaşmazlıklarının çözümlenmesine ait esas ve usulleri de düzenlemeyi amaçlayan Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkındaki Yönetmeliğin, 4. maddesinde: "5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliği esastır.
Mevcut sınırın değiştirilmesi ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde mümkündür." kuralı yer almıştır.
Yönetmeliğin 9. maddesinde ise: "Yetkili kurullar sınır anlaşmazlığıyla ilgili olarak, aşağıda yazılı esaslara uygun şekilde inceleme yaparlar ve dosya düzenlerler: A)Anlaşmazlık çıkan sınırla ilgili olarak önceden 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa, 442 sayılı Köy Kanununa ve 1580 sayılı Belediye Kanununa göre çizilmiş bir sınır bulunup bulunmadığını taraflardan sormak suretiyle araştırırlar. Varsa asılları veya örnekleri dosyasına eklenir. B)Anılan kanunlara uygun şekilde çizilmiş sınırlar varsa, bunların toprak üzerine uygulanabilirliğinin bulunup bulunmadığını araştırırlar. Uygulanabilirliği varsa 4 üncü madde çerçevesinde yeni bir sınır tespitinin gerekli olup olmadığının valilik ve Bakanlıkça belirlenmesi için yeni bir talimat verilinceye kadar, incelemeyi durdurur ve durumdan valiliği, valilikler de Bakanlığı haberdar ederler. Uygulanabilirliği yoksa yeniden sınır çizilmesini gerektiren coğrafi, sosyal, ekonomik, hukuki ve idari sebepleri belirlerler. Teklif edilen yeni sınır çizgisi ile ilgili değişiklik gerekçeleri açıkça gösterilir..." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na göre belirlenmiş sınırların değişmezliğinin ise esas olmakla birlikte mevcut sınırın değiştirilmesi ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde söz konusu olabilir.
Uyuşmazlıkta, iki ilçenin sınırında yer alan komşu iki köy arasındaki sınırın 1953 yılında çizildiği, bu sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olduğu nedenine dayanılarak dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından uyuşmazlığa konu sınırın Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ile Birleşme Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelikte belirtilen ilkeler çerçevesinde belirlenip belirlenmediğine yönelik olarak Danıştay Onuncu Dairesince yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; sınırların arazide uygulanması ve belirsizliği açısından, 1953 tarihli kararın uygulanmasının mümkün olduğu, 1990 tarihli topraküstü uygulaması yaklaşımıyla problemin çözülebileceği, rapora ekli şekil 13’teki gibi bir sınır çizilebileceği, 1953 yılındaki sınırın uygulanabilir olmadığı kanaati ve kararının bilirkişi heyetince doğru görülmediği, yeni belirlenen sınırın 1953 yılında belirlenen sınırla uyumlu olmadığı için Çağlayık köyü aleyhine Karaabalar köyü lehine ekonomik haklar oluşturduğu ve Çağlayık köyü aleyhine Karaabalar köyü lehine haksızlık oluşturduğu hususları tespit edildiği, sonuç olarak 1953 tarihli kararın uygulanabilir olduğu, 1990 yılı topraküstü uygulamasının yaklaşımının doğru olduğu, 2021 yılında çizilen sınırın teknik olarak doğru olsa da 1953 yılındaki sınır ruhunu taşımadığı ve Çağlayık köyü aleyhine durum oluşturduğu görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği, tebliğ edilen rapora davalılar tarafından yapılan itirazların raporu kusurlandıracak nitelikte bulunmamıştır.
Bu durumda, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca göre belirlenmiş olan sınırların değişmezliğinin esas olması, mevcut sınırın ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması halinde mümkün olmasına karşın bu düzenlemeye aykırı olarak çizildiği tespit edilen iki ilçe arasındaki sınırın belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/04/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın, davalı idareler vekili Hukuk Müşaviri ...'ün geldiği, davalı idareler yanında müdahil Karaabalar Köyü Tüzel Kişiliği vekili Av. ...'in mazeret dilekçesi sunduğu ve gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Uyuşmazlık konusu olayda, iki ilçe arasındaki sınır 30/07/1953 tarihli üçlü kararname ile tespit edilmiş, sınır kararının uygulanması 11/08/1955 yılında taraflara gösterilmiştir. Karaabalar köyünün talebi üzerine, Valilikçe oluşturulan komisyon tarafından 1953 yılında çizilen hat ve kroki 22/03/1990 ve 29/11/1990 tarihlerinde taraflara gösterilerek toprak üstü uygulaması yapılmış, Karaabalar köyü tarafından, 22/03/1990 tarihli toprak üstü uygulama işlemi ile 14/09/1995 tarihinde yeniden toprak üstü uygulaması talebinin reddine ilişkin işlemlere karşı açılan davaların reddine karar verilmiştir.
Farklı tarihlerde, yeniden toprak üstü uygulaması yapılması talepleri üzerine olumlu sonuç alınamamış olup, son olarak Karaabalar köyünün, 05/11/2018 tarihli toprak üstü uygulama talepli dilekçesi üzerine, Valiliğin 15/11/2018 tarihli onayı ile oluşturulan heyet tarafından 06/12/2018 tarihinde toprak üstü uygulaması yapılmış, İl İdare Kurulu Müdürü tarafından Valiliğe sunulan 21/02/2019 tarihli raporda;
-06/12/2018 tarihinde yapılan toprak üstü uygulamasında; Kararnamede belirtilen tepe ve derelerin her iki köy heyetince farklı yerler olarak gösterildiği ve kadastro teknik personeli tarafından haritalar üzerinde yapılan incelemede de, sınır noktaları olarak gösterilen mevkilere ilişkin tespitlerin yapılamadığı,
-Sınır anlaşmazlığının 1953 yılından beri süregeldiği, ihtilafın hiç bitmediği, defalarca toprak üstü uygulaması yapılmasına rağmen bir sonuç elde edilemediği, gerek sınıra ilişkin mevkilerin köy heyetlerince farklı yerler olarak gösterilmesi, gerekse mevcut harita ve belgelerde mevkilerin isimsiz bırakılması veya farklı isimlerle adlandırılması nedenleriyle haritalar üzerinden de gerekli tespitlerin yapılamadığı gerekçeleri de göz önünde bulundurularak, 1953 tarihinde çizilen sınırın, mahallinde tam olarak doğru bir şekilde tespit edilebilmesinin günümüz koşullarında mümkün olmadığı;
-Bu nedenle iki köy (aynı zamanda iki ilçe) arasındaki sınırın köylerin mevcut günümüz sosyo ekonomik koşullara göre yeniden belirlenmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığından, raporun görüşülüp değerlendirilmesi için İl İdare Kuruluna havale edilmesi yolunda kanaat bildirilmiştir.
Anılan rapor üzerine, İl İdare Kurulunun 07/03/2019 tarihli kararı ile sınırın yeniden belirlenmesi uygun görülerek, 22/10/2019 tarihinde mahallinde tespit yapılarak Komisyon tarafından sınırın belirlenmesine ilişkin 27/12/2019 tarihli inceleme raporu tanzim edilmiştir.
İl İdare Kurulunca 09/01/2020 tarihinde, raporun İl Genel Meclisinde görüşülmek üzere havalesi üzerine İl Genel Meclisinin 12/06/2020 tarihli kararıyla hazırlanan raporun kabulüne karar verilerek, rapor İçişleri Bakanlığına gönderilmiş olup, İçişleri Bakanlığınca da, talep uygun bulunarak Cumhurbaşkanı karar taslağı ile işlem dosyasının Cumhurbaşkanlığına gönderilmesini müteakip Cumhurbaşkanınca onaylanan kararın iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinde; "Bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin belirtilmesi, il ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak adlarının değiştirilmesi bir köyün veya kasabanın veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi Cumhurbaşkanı onayı ile yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'a dayanılarak hazırlanan ve 11/05/1988 tarih ve 19811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkındaki Yönetmeliğin,
"Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "... C) Ayrı illere veya aynı ilin başka ilçelerine ya da ayrı bucaklarına bağlı köyler ve belediyeler arasındaki il, ilçe ve bucak sınırı niteliğindeki sınır anlaşmazlıklarının çözümlenmesine ait esas ve usulleri düzenler.";
"Sınırın Değişmezliği" başlıklı 4. maddesinde,
"5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliği esastır.
Mevcut sınırın değiştirilmesi ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde mümkündür.";
"Müracaat ve İlk İnceleme" başlıklı 5. maddesinde,
"5442 sayılı İl İdaresi Kanunu kapsamına giren sınır anlaşmazlıklarıyla ilgili olarak valiliklere intikal eden müracaatlar üzerine valilikçe;
A) İhtilaflı yerde daha önce 5442 sayılı İl idaresi Kanununa, 442 sayılı Köy Kanununa veya 1580 sayılı Belediye Kanununa göre çizilmiş bir sınırın mevcut olup olmadığı araştırılır.
B) İhtilaflı yerde daha önce kararname ile çizilmiş bir sınır bulunup bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi amacıyla Bakanlıktan arşiv incelemesi istenir.
C) Bu şekilde çizilmiş bir sınır varsa uygulama imkanlarının bulunup bulunmadığı araştırılır. Uygulama imkanları bulunamıyor ve yeniden sınır çizilmesi gerekiyorsa bunun hukuki bir idari sebepleri açıklığa kavuşturulur.
D) Anlaşmazlığın orman, mer’a, otlak, yaylak, kışlak veya su anlaşmazlığı mahiyetinde olup olmadığı araştırılır. Anlaşmazlığın bu gibi sebeplerden kaynaklandığı anlaşılırsa dosya düzenlenmez ve ihtilafın 5442 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğu belirtilerek sözü edilen konularla ilgili mevzuata göre işlem yapılmasının gerektiği taraflara duyurulur.";
"Yetkili Kurullarca Yapılacak İnceleme Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı 9. maddesinde, "Yetkili kurullar sınır anlaşmazlığıyla ilgili olarak, aşağıda yazılı esaslara uygun şekilde inceleme yaparlar ve dosya düzenlerler:
A) Anlaşmazlık çıkan sınırla ilgili olarak önceden 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa, 442 sayılı Köy Kanununa ve 1580 sayılı Belediye Kanununa göre çizilmiş bir sınır bulunup bulunmadığını taraflardan sormak suretiyle araştırırlar. Varsa asılları veya örnekleri dosyasına eklenir.
B) Anılan kanunlara uygun şekilde çizilmiş sınırlar varsa, bunların toprak üzerine uygulanabilirliğinin bulunup bulunmadığını araştırırlar. Uygulanabilirliği varsa 4 üncü madde çerçevesinde yeni bir sınır tespitinin gerekli olup olmadığının valilik ve Bakanlıkça belirlenmesi için yeni bir talimat verilinceye kadar, incelemeyi durdurur ve durumdan valiliği, valilikler de Bakanlığı haberdar ederler. Uygulanabilirliği yoksa yeniden sınır çizilmesini gerektiren coğrafi, sosyal, ekonomik, hukuki ve idari sebepleri belirlerler. Teklif edilen yeni sınır çizgisi ile ilgili değişiklik gerekçeleri açıkça gösterilir. ..." hükümleri yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, ilçe sınırlarının değiştirilmesinin Cumhurbaşkanı onayı ile yapılabildiği, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na göre belirlenmiş sınırların değişmezliğinin ise esas olduğu, mevcut sınırın değiştirilmesinin ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde mümkün olduğu görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, idare tarafından iki köy ve aynı zamanda iki ilçe arasında 1953 tarihinde çizilen sınırın, mahallinde tam olarak doğru bir şekilde tespit edilebilmesinin günümüz koşullarında mümkün olmadığı, bir başka anlatımla sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için iki ilçe arasında 1953 tarihinde çizilen sınırın belirginlik ve değişmezlik niteliğini yitirmiş olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu nedenle, uyuşmazlık konusu sınırın Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ile Birleşme Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelikte belirtilen ilkeler çerçevesinde belirlenip belirlenmediğinin incelenmesi amacıyla, Danıştay Onuncu Dairesinin 02/03/2022 tarihli ara kararı uyarınca 11/11/2022 tarihinde yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmeliğin Sınırın Değişmezliği başlıklı 4. maddesinde, “5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliği esastır. Mevcut sınırın değiştirilmesi ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde mümkündür.” kuralının yer aldığı, İçişleri Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün savunmasında, 1953 tarihli çizilmiş bir sınır bulunmasına rağmen defalarca yapılan topraküstü uygulamasında her iki köy heyetinin mevcut sınırları farklı yerlerde gösterdiklerinin, her ne kadar kararname ile çizilen sınırın dere, tepe isimleri belli olsa da her iki köyün sınır hattı ile ilgili bildikleri ve gösterdikleri noktaların ve bu noktalar arasında kalan hattın yer yer sabit ve değişmez nitelikte olmadığının, belirtilen bu noktaların Harita Genel Müdürlüğü tarafından üretilen haritalarda mevcut olmadığının ifade edildiği, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğundan bahsedilmediği, sınırların arazide uygulanması ve belirsizliği açısından, raporun inceleme bölümünde yapılan değerlendirmeler ışığında 1953 tarihli kararın uygulanmasının mümkün olduğu, 1990 tarihli topraküstü uygulaması yaklaşımıyla problemin çözülebileceği, rapora ekli şekil 13’teki gibi bir sınır çizilebileceği, 1953 yılındaki sınırın uygulanabilir olmadığı kanaati ve kararının bilirkişi heyetince doğru görülmediği, yeni belirlenen sınırın 1953 yılında belirlenen sınırla uyumlu olmadığı için Çağlayık köyü aleyhine Karaabalar köyü lehine ekonomik haklar oluşturduğu ve Çağlayık köyü aleyhine Karaabalar köyü lehine haksızlık oluşturduğu hususları tespit edilmiş olup, sonuç olarak 1953 tarihli kararın uygulanabilir olduğu, 1990 yılı topraküstü uygulamasının yaklaşımının doğru olduğu, 2021 yılında çizilen sınırın teknik olarak doğru olsa da 1953 yılındaki sınır ruhunu taşımadığı ve Çağlayık köyü aleyhine durum oluşturduğu görüş ve kanaatine varıldığı anlaşımıştır.
Anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, raporun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, davalılar tarafından rapora yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
Bu durumda, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 2. maddesinin, 1. fıkrasının (B) bendinde belirtilen yetkiye istinaden tesis edilen, ancak Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelikte yer alan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliğinin esas olduğu, mevcut sınırın değiştirilmesinin ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması halinde mümkün olduğu yönündeki kurala aykırı olarak çizildiği bilirkişi raporuyla sabit olan iki ilçe arasındaki sınırın belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 03/02/2021 tarih ve 31384 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırklareli ili, Kofçaz ilçesi, Karaabalar köyü ile Merkez ilçe, Çağlayık köyü arası iki ilçe sınırının tespitine ilişkin kararın yürürlüğe konulmasına yönelik 02/02/2021 tarih ve 3481 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın İPTALİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5\. Davalı yanında davaya katılan müdahil tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin müdahilin üzerinde bırakılmasına,
6\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.