Danıştay danistay 2021/7556 E. 2025/2780 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/7556
2025/2780
28 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7556
Karar No : 2025/2780
DAVACI : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Huk. Müş. V. ...
DAVANIN_KONUSU : 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesi ile Dernekler Yönetmeliğine eklenen Ek madde 1 ve Ek madde 3'ün iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından, temel hak ve özgürlüklerin yönetmelikle sınırlandırılamayacağı, dava konusu düzenlemelerle derneklerin yüksek, orta ve düşük risk grubu olarak sınıflandırılacağı, bu sınıflandırmanın ise Genel Müdürlükçe derneklere yönelik suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında risk analizi sonucu yapılacağının öngörüldüğü, bir derneğin, mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanını yaptığı gerekçesiyle yüksek risk grubunda sınıflandırılmasının Anayasanın 33. maddesinde düzenlenen dernek kurma özgürlüğüne müdahale niteliğinde olduğu, düzenlemelere göre riskli görülen derneğin riskli görünmeyene göre daha sık denetime tabi tutulacağı, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nda iptali istenen düzenlemelere dayanak oluşturabilecek bir kuralın bulunmadığı, anılan Kanun'un 19. maddesinde “risk” kavramına yer verildiği, ancak bu kanun maddesinde de riskin ne olduğu tanımlanmadığı gibi ana parametrelerine bile yer verilmediği, anılan Kanun hükmünde denetimlerin, yapılacak risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılmasının esas olduğunun kurala bağlandığı, ancak söz konusu Kanun hükmünde hangi alandaki riskler nedeniyle denetimlerin üç yılı geçmeyecek şekilde yapılacağının belirsiz olduğu, 5253 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçlar doğrultusunda faaliyet gösterip göstermedikleri ve defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıkları yönlerinden düzenli olarak denetlendiği, bunun sonucunda suç teşkil eden fiillerin var olup olmadığının tespit edilerek varsa savcılığa bildirildiği, Kanun maddesinde bu düzenli denetimlere ilişkin yapılacak risk değerlendirmesi haricinde terörün finansmanı veya suça konu mal varlığı hakkında ayrıca bir risk denetimi yapılmasının düzenlenmediği, derneklerin dava konusu Yönetmelik yürürlüğe girdiğinde bile hangi ölçütlere göre, hangi risk grubunda sayılacağını bilemeyecekleri, çünkü bu düzenleme yetkisinin de Yönetmelikle Genel Müdürlüğe bırakıldığı, Genel Müdürlükçe belirlenecek maddi kurallara göre derneklerin risk gruplarının yüksek orta ve düşük olarak belirleneceği, bu grupların belirlenmesine esas kriterlerin her yıl gözden geçirileceği, yüksek ve orta risk grubunda yer alan dernekler için kanunda belirtilenden ayrışan denetim programları düzenleneceği, gerekli görülmesi halinde diğer kurum ve kuruluşlardaki kamu görevlilerinin de denetimlerde görevlendirilebileceği, Kanun'da öngörülmemiş bir yükümlülüğün yönetmelikle öngörülmesinin yönetmeliğin kanuna dayanması kuralına aykırılık oluşturduğu, derneklerin denetimine ilişkin öngörülemez nitelikteki her müdahalenin keyfiliğin önünü açacağı için örgütlenme özgürlüğünün de kısıtlanması anlamını taşıyacağı, demokratik yönetimin temelini oluşturan ifade özgürlüğünün özel bir kullanma biçimi olan örgütlenme özgürlüğünün devlete, derneklere ve üyelerine müdahale etmeme ödevi olduğu, bu çerçevede devletin dernek üyeliğini zorlaştıracak ya da kişileri derneklere üye olmaktan caydıracak ya da korkutacak düzenlemelerden kaçınmasının dernek kurma özgürlüğüne saygının bir gereği olduğu, dernek kurma hakkına getirilecek sınırlandırmaların demokratik toplumda gerekli olup olmadığının denetlenmesi gerektiği, iptali istenen düzenlemelerin dayanak Kanun'un amacından saparak, örgütlenmeyi tekrar bir güvenlik sorununa dönüştürdüğü ve derneklerin faaliyetlerini engeller şekilde sürekli denetimlerin önünü açtığı, düzenlemelerin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı gibi ölçülü olmadığı, Ek 3. maddede de hem anlamı belirsiz risk kavramı kullanıldığı hem de ek 1. maddenin iptali halinde uygulanabilirliği kalmayacağından iptali gerektiği, belirtilen sebepler uyarınca davaya konu düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davalı idare tarafından, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında Başbakanlık tarafından 21/10/2016 tarih ve 29864 sayılı Resmi Gazete'de “Mali Eylem Görev Gücü (FATF) IV. Tur Değerlendirmesi Hazırlıkları ve Ulusal Risk Değerlendirmesi Çalışmaları” konulu 2016/22 sayılı Genelge'nin yayımlandığı, ayrıca 17/07/2021 tarih ve 31544 sayılı Resmi Gazete'de “Türkiye'de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi”'nin (2021-2025) yayımlandığı, söz konusu strateji belgesinde 2016/22 sayılı Genelge çerçevesinde MASAK'ın koordinasyonunda yürütülen Ulusal Risk Değerlendirme çalışmalarına ilişkin olarak tüm kamu kurum ve kuruluşlarının üzerilerine düşen görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmesi; Strateji Belgesinin uygulanması sürecinde ihtiyaç duyulacak her türlü destek ve yardımın, bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca titizlikle sağlanması gerektiğinin belirtildiği, Ülkemizin de 1991 yılından beri üyesi bulunduğu Mali Eylem Görev Gücünün (Financial Action . Task Force - FATF), suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanıyla mücadele etmek için standartlar oluşturduğu, bu suçlara karşı getirilen yasal, düzenleyici ve operasyonel tedbirlerin etkili bir şekilde uygulanmasını teşvik etme amacıyla ülkeleri değerlendirmeye tabi tuttuğu, FATF'in 2019 yılında yayımlanan Türkiye IV. Tur Karşılıklı Değerlendirme Raporu'nda yer alan bazı tavsiyelerin yerine getirilebilmesi amacıyla, MASAK'ın koordinasyonunda “Kara Paranın Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadelede Etkinliğin Artırılması Eylem Planı”'nın hazırlandığı, bu eylem planı kapsamında Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden mevzuatın gözden geçirilmesi, eksikliklerin ve gerekli değişikliklerin tespit edilmesi, Dernekler Kanunu'nda yer alan cezai müeyyidelerin caydırıcılığının ve çeşitliliğinin artırılması, derneklerin risk bazlı denetiminin yapılması ve farkındalıklarının artırılmasına yönelik eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesinin istenildiği, bu kapsamda yapılan çalışmalarla ilgili olarak 31/12/2020 tarih ve 31351 (5. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de “7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Finansmanının Yayılmamasının Önlenmesine İlişkin Kanun”'un yayımlandığı ve adı geçen Kanun ile Dernekler Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklikler yapıldığı, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 19. maddesinde değişiklik yapan ilgili madde gerekçesinde, “Maddeyle, 5253 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle, derneklerin denetimlerinin periyodik yapılmasını teminen yapılacak risk değerlendirmelerine göre denetimlerin üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl ve kamu personeli eliyle yapılması öngörülmektedir. Ayrıca, denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeler kurum kuruluşlardan istenebilecek ve denetim sırasında gerek duyulması halinde bilirkişi görevlendirilebilecektir.” şeklinde açıklamalara yer verildiği, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 19. maddesinde, derneklerin İçişleri Bakanı veya mülki idare amiri tarafından gerekli görülen hallerde kamu görevlilerince denetlenebileceği ve denetimlerin risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılmasının esas olduğunun açıkça kurala bağlandığı, öte yandan, hangi suçlara yönelik risk analizi yapılacağı ve risk analizlerinde hangi kriterlerin kullanılacağının ancak sektördeki potansiyel kırılganlıklar kapsamında elde edilen yeni bilgilerin gözden geçirilerek periyodik olarak güncellenmesiyle belirlenebileceği, risk analizlerinin yapılmasındaki amacın, kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanması için denetimlerin daha dar bir alanda gerçekleştirilmesi olduğu, bu nedenle, Dernekler Kanunu'nda risk analizlerine dayanan denetimlerin yapılacağı konusunda düzenleme yapılmamış olsa bile, derneklerin denetimlerinin risk analizlerine göre yapılmasına engel bir durumun bulunmadığı, iptali istenilen yönetmelik maddelerinin Kanun'un belirlediği çerçevede olduğu, düzenlemelerin kamu yararına yönelik yapıldığı ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olmadığı, dernek kurma özgürlüğüne müdahalede bulunulduğu iddiası yönünden ise; risk analizi sonucunda riskli dernekler belirleneceğine yönelik düzenleme bulunmadığı, derneklerin faaliyetlerinin niteliğine göre gruplandırma yapıldığı, bulundukları risk gruplarına göre dernekler hakkında olumsuz değerlendirme yapılması ve derneklere üye olanların güvenlik soruşturmalarının olumsuz olarak sonuçlanmasına yönelik iddiaların herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığı, meşru amaç ve demokratik toplumda gereklilik iddiası yönünden; risk analizlerinin yapılmasındaki amacın, kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanması için denetimlerin daha dar bir alanda gerçekleştirilmesi olduğu, öte yandan, teröristlerin faaliyetlerini yürütmek için finansal kaynağa ihtiyaç duydukları, bu nedenle, terör örgütlerinin yeterli finansal kaynak elde etmek ve bu kaynakları kamu otoritelerinin dikkatini çekmeden terör faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla kullanmak istedikleri, terörizmin finansmanıyla mücadelenin ise, terör örgütlerinin finansman kaynaklarını kurutmak, aklamayı önlemek ve terör örgütü veya teröristlere fon gönderme araç ve yollarını engellemeyi kapsadığı, bu haliyle ülkemizin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuata göre suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçları ile mücadele edilmesi, sivil toplum kuruluşlarının belirtilen suçlarda suistimale uğratılmasının önüne geçilmesi amacıyla demokratik toplum gerekliliklerine ve kamu yararına uygun bir şekilde yapılmış olan mevzuat değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemelerin kısmen iptali, davanın kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesi ile Dernekler Yönetmeliği'ne eklenen Ek Madde 1 ve Ek Madde 3'ün davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile derneklerin suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı konularında ayrıca denetlenmelerine, derneklerin risk analizinin genel müdürlük tarafından yapılmasına, derneklerin yüksek, orta ve düşük risk grubuna göre gruplandırılmasına, analize esas kriterlerin her yıl tekrar gözden geçirilmesine, yüksek ve orta riskli derneklerin denetim programına tabi tutulmasına ilişkin düzenlemeler getirildiği, dernek kurma ve derneğe üye olmanın Anayasal bir hak olduğu, düzenlemenin örgütlenme özgürlüğü ile bu hakla yakından bağlantılı olan düşünce ve ifade özgürlüğünü ve pek çok temel hakkı ihlal ettiği, temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin yönetmelikle düzenleme yapılamayacağı, dava konusu düzenlemelerin Dernekler Kanunu'nda dayanağı bulunmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Davalı idare tarafından suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında Başbakanlık tarafından 21/10/2016 tarihli ve 29864 sayılı Resmi Gazete'de “Mali Eylem Görev Gücü (FATF) IV. Tur Değerlendirmesi Hazırlıkları ve Ulusal Risk Değerlendirmesi Çalışmaları” konulu 2016/22 sayılı Genelge'nin yayımlandığı, ayrıca 17/07/2021 tarihli ve 31544 sayılı Resmi Gazete'de “Türkiye'de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi”'nin (2021-2025) yayımlandığı, söz konusu strateji belgesinde 2016/22 sayılı Genelge çerçevesinde MASAK'ın koordinasyonunda yürütülen Ulusal Risk görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmesi; Strateji Belgesinin uygulanması sürecinde ihtiyaç duyulacak her türlü destek ve yardımın, bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca titizlikle sağlanması gerektiğinin belirtildiği, ülkemizin de 1991 yılından beri üyesi bulunduğu Mali Eylem Görev Gücünün (Financial Action . Task Force - FATF), suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanıyla mücadele etmek için standartlar oluşturduğu, bu suçlara karşı getirilen yasal, düzenleyici ve operasyonel tedbirlerin etkili bir şekilde uygulanmasını teşvik etme amacıyla ülkeleri değerlendirmeye tabi tuttuğu, FATF'in Türkiye IV. Tur Karşılıklı Değerlendirme Raporu'nun 2019 yılında yayımlandığı, FATF'in söz konusu raporunda yer alan kâr amacı gütmeyen kuruluşlara ilişkin tavsiyelerin de yer aldığı ve bazı tavsiyelerin yerine getirilebilmesi amacıyla, MASAK'ın koordinasyonunda “Kara paranın Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadelede Etkinliğin Artırılması Eylem Planı”'nın hazırlandığı, bu eylem planı kapsamında Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden mevzuatın gözden geçirilmesi, eksikliklerin ve
gerekli değişikliklerin tespit edilmesi, Dernekler Kanunu'nda yer alan cezai müeyyidelerin caydırıcılığının ve çeşitliliğinin artırılması, derneklerin risk bazlı denetiminin yapılması ve farkındalıklarının artırılmasına yönelik eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesinin istenildiği, bu kapsamda yapılan çalışmalarla ilgili olarak 31/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de “7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Finansmanının Yayılmamasının Önlenmesine İlişkin Kanun”'un yayımlandığı ve adı geçen Kanun ile Dernekler Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklikler yapıldığı, anılan Kanun’un 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 19. maddesinde değişiklik yapan ilgili madde gerekçesinde, “Maddeyle, 5253 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle, derneklerin denetimlerinin periyodik yapılmasını teminen yapılacak risk değerlendirmelerine göre denetimlerin üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl ve kamu personeli eliyle yapılması öngörülmektedir. Ayrıca, denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeler kurum kuruluşlardan istenebilecek ve denetim sırasında gerek duyulması halinde bilirkişi görevlendirilebilecektir.” şeklinde açıklamalara yer verildiği belirtildikten sonra derneklerin denetlenmesine ilişkin hükümlerin 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlendiği, bu düzenlemede, derneklerin İçişleri Bakanı veya mülki idare amiri tarafından gerekli görülen hallerde kamu görevlilerince denetlenelebileceği ve denetimlerin risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılmasının esas olduğunun açıkça kurala bağlandığı, öte yandan, hangi suçlara yönelik risk analizi yapılacağı ve risk analizlerinde hangi kriterlerin kullanılacağının ancak sektördeki potansiyel kırılganlıklar kapsamında elde edilen yeni bilgilerin gözden geçirilerek periyodik olarak güncellenmesiyle belirlenebileceği, risk analizlerinin yapılmasındaki amacın, kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanması için denetimlerin daha dar bir alanda gerçekleştirilmesi olduğu, bu nedenle, Dernekler Kanunu'nda risk analizlerine dayanan denetimlerin yapılacağı konusunda düzenleme yapılmamış olsa bile, derneklerin denetimlerinin risk analizlerine göre yapılmasına engel bir durumun bulunmadığı, iptali istenilen yönetmelik maddelerinin Kanun'un belirlediği çerçevede olduğu, düzenlemelerin kamu yararına yönelik yapıldığı ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olmadığı, dernek kurma özgürlüğüne müdahalede bulunulduğu iddiası yönünden; bulundukları risk gruplarına göre dernekler hakkında olumsuz değerlendirme yapılması ve derneklere üye olanların güvenlik soruşturmalarının olumsuz olarak sonuçlanmasına yönelik iddiaların herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığı, meşru amaç ve demokratik toplumda gereklilik iddiası yönünden; risk analizlerinin yapılmasındaki amacın, kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanması için denetimlerin daha dar bir alanda gerçekleştirilmesi olduğu, öte yandan, teröristlerin faaliyetlerini yürütmek için finansal kaynağa ihtiyaç duydukları, bu nedenle, terör örgütlerinin yeterli finansal kaynak elde etmek ve bu kaynakları kamu otoritelerinin dikkatini çekmeden terör faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla kullanmak istedikleri, terörizmin
finansmanıyla mücadelenin ise, terör örgütlerinin finansman kaynaklarını kurutmak, aklamayı önlemek ve terör örgütü veya teröristlere fon gönderme araç ve yollarını engellemeyi kapsadığı, bu haliyle ülkemizin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuata göre suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçları ile mücadele edilmesi, STK'ların belirtilen suçlarda suistimale uğratılmasının önüne geçilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı ileri sürülmektedir.
Dava konusu düzenlemenin yasal Dayanağı 5253 sayılı Dernekler Kanununun 19. maddesidir.
Anayasa’nın “Dernek kurma hürriyeti” başlığını taşıyan 33. maddesinde; herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma özgürlüğüne sahip olduğu, hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamayacağı, dernek kurma özgürlüğünün ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlandırılabileceği, dernek kurma özgürlüğünün kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği öngörülmüştür.
Dernekler; belirli bir amacın gerçekleştirilmesi ya da izlenmesi için kişilerin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirdikleri, örgütlenmiş ve tüzel kişilikle donatılmış kişi topluluklarıdır.
Dernek kurma özgürlüğü; bireylerin kendi menfaatlerini korumak ve savunmak, ideallerini ve ihtiyaçlarını gerçekleştirmek için kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır. Örgütlenme özgürlüğü; bireylere topluluk hâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olan dernek kurma özgürlüğü; kişi açısından, dernek kurma özgürlüğünün yanı sıra derneğe üye olma, derneğin etkinliklerine katılma ve mensuplarının menfaatlerini korumak üzere faaliyetlerde bulunma gibi hakları da içermektedir.
Bu bağlamda derneklere ilişkin düzenlemeler yapılması dernek kurma özgürlüğüne sınırlama getirdiğinden temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesine uyulması gerekmektedir.
Anayasa’nın anılan maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre dernek kurma özgürlüğüne sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, anılan özgürlüğe sınırlama getirilebilmesinin ilk şartını oluşturmaktadır.
Anayasa’nın 13. ve 33. maddeleri uyarınca dernek kurma özgürlüğünü sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.
Temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017,). (AYM,E:2021/59,K:2021/90) Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 33. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
Dernekler Kanunun 19. maddesindeki kural, dernek kurma özgürlüğüne ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden risk denetimine ilişkin tüm hususları içeren düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasını öngörmesi nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 33. maddelerine aykırıdır.Bu gerekçeyle Dernekler Kanununun 19. Maddesindeki düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
Ancak dava konusu düzenleme bu aşamada yürürlükte olduğu için verilen yetki uyarınca dayanağı Dernekler Kanununa aykırı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, davacı vekilinin 27/05/2025 tarihinde sunduğu dilekçeyle duruşma talebinden vazgeçmesi üzerine Dairemizin 27/05/2025 tarihli ara kararıyla duruşma yapılmamasına karar verildiği gözetilerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
31/12/2020 tarih ve 31351 (5. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun bir takım maddelerinde değişiklik yapılmış ve anılan Kanun'a bir takım eklemeler yapılmıştır.
Bu kapsamda; 5253 sayılı Kanun'un derneklerin denetimine ilişkin hükümlerin yer aldığı 19. maddesine, denetimlerin, yapılacak risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılmasının esas olduğu hükmü eklenmiştir.
Akabinde, 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesi ile Dernekler Yönetmeliğine bir takım maddeler eklenmiştir.
Davacı tarafından, anılan maddeyle Dernekler Yönetmeliğine eklenen Ek madde 1 ve Ek madde 3'ün iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Dernek kurma hürriyeti" başlıklı 33. maddesinde, "Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır." kuralı bulunmaktadır.
Dernekler Kanunu'nun; "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"Bu Kanunun amacı; dernekler, dernek şube veya temsilcilikleri, federasyonlar, konfederasyonlar, merkezleri yurt dışında bulunan dernekler ve vakıflar ile diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye'deki şube veya temsilciliklerinin yasak ve izne tâbi faaliyetlerini, yükümlülüklerini, denetimlerini ve uygulanacak cezalar ile bunlara ilişkin diğer hususları düzenlemektir." hükmü;
"Beyanname verme yükümlülüğü ve denetim" başlıklı 19. maddesinin dava konusu düzenlemelerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde,
Dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetlerini, gelir ve gider işlemlerinin sonuçlarını düzenleyecekleri beyanname ile her yıl Nisan ayı sonuna kadar mülkî idare amirliğine vermekle yükümlüdürler. Beyannamenin düzenlenmesine ilişkin esas ve usuller yönetmelikte düzenlenir.
Gerekli görülen hallerde, derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçlar doğrultusunda faaliyet gösterip göstermedikleri, defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıkları İçişleri Bakanı veya mülkî idare amiri tarafından kamu görevlilerine denetletilebilir. Bu denetimlerin, yapılacak risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılması esastır. Bu denetimlerde kolluk kuvveti mensupları görevlendirilemez. İçişleri Bakanlığı ve mülkî idare amirlerinin yapacağı denetimler mesai saatleri içerisinde yapılır. Bu denetimler en az yirmidört saat önce derneklere bildirilir. ... Bu denetimlerde görevlendirileceklere ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir.
Denetim sırasında görevli memurlar tarafından istenecek her türlü bilgi, belge ve kayıtların, dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesi, yönetim yerleri, müesseseler ve eklentilerine girme isteğinin yerine getirilmesi zorunludur.
...
Denetim sırasında, uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren durumlarda İçişleri Bakanlığı, valilikler ve kaymakamlıklar tarafından bilirkişi görevlendirilebilir. Bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir. Bilirkişiye verilecek ücretin tutarı İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca birlikte tespit olunur ve bu ücret İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.
Denetim sırasında, suç teşkil eden fiillerin tespit edilmesi hâlinde, mülkî idare amiri durumu derhal Cumhuriyet savcılığına ve derneğe bildirir." hükmü;
"Yönetmelik" başlıklı 37. maddesinde,
"Bu Kanunun ilgili maddelerinde düzenlenmesi öngörülen yönetmelikler İçişleri Bakanlığınca, kulüp adını alan derneklerle ilgili yönetmelik ise Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça en geç altı ay içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur. Bu yönetmelikler çıkarılıncaya kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü yer almaktadır.
Dernekler Yönetmeliği'nin; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
"Bu Yönetmeliğin amacı; dernekler ile kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve bu Yönetmelik kapsamına giren vakıfların tabi olacakları usul ve esasları düzenlemektir." kuralı,
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,
"Bu Yönetmelik; vakıfların bazı işlemleri ile dernekler ve dernek şube veya temsilciliklerin, federasyonlar ve konfederasyonların, merkezleri yurt dışında bulunan dernekler ile dernek ve vakıf dışındaki kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye’deki şube veya temsilciliklerinin kuruluşu, genel kurul toplantıları, uluslararası faaliyetleri, yükümlülükleri, izne tabi faaliyetleri, lokal açmaları, sandık kurmaları ve diğer hususlar ile ilgili iş ve işlemlerini kapsamaktadır." ;
"Beyanname verme yükümlülüğü" başlıklı 83. maddesinde,
"Dernek yönetim kurulu başkanları, her takvim yılının ilk dört ayı içinde bir önceki yıla ait Dernek Beyannamelerini mülki idare amirliğine vermekle yükümlüdürler.
Şubeler, mülki idare amirliğine verecekleri beyannamelerin birer örneğini bağlı bulundukları derneğe de vermekle yükümlüdürler.
Temsilcilikler için ayrıca beyanname verilmez ancak, temsilciliklere ilişkin her türlü bilgiler dernek beyannamesinde gösterilir.
Birlikler, beyannamelerini bu maddede belirtilen esas ve usullere göre vermekle yükümlüdürler.
Bilanço esasına göre defter tutan derneklerin beyannamelerinde belirtilen mali bilgiler, faaliyet bilgileri ile gerekli görülen diğer bilgiler Genel Müdürlüğün ve derneğin internet sayfasında yayımlanır. Yayımlanacak bilgilere ilişkin şekil ve esaslar Genel Müdürlük tarafından belirlenir.
Dernekler beyannamesinde belirtilen sınıflamaların alt gruplarını belirlemeye veya alt gruplarda değişiklik yapmaya Genel Müdürlük yetkilidir. Ancak, derneklerin amaç, faaliyet alanları ve ekonomik faaliyetleri ile dernek üye, personel veya diğer görevlilerinin meslekleri ve eğitim durumları sınıflamalarının alt grupları; Birleşmiş Milletler Uluslararası Kar Amacı Olmayan Kuruluşlar Sınıflaması, Avrupa Topluluğu Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması, Birleşmiş Milletler Uluslararası Standart Meslek Sınıflaması ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması alt grupları göz önünde bulundurularak düzenlenir.";
"Beyannamelerin incelenmesi" başlıklı 84. maddesinde,
"Beyannameler valiliklerce incelenir. Gerekli görülen hallerde bu inceleme Bakanlıkça da yapılabilir. Beyannamelerde eksiklik veya yanlışlıklar görülmesi halinde, ek bilgi ve belgeler istenebilir ve bunlar tamamlattırılır. Beyannamelere ilişkin istenen ek bilgi ve belgelerin verilmemesi, eksik verilmesi veya verilen sürede tamamlanmaması hallerinde ilgili dernek denetime tabi tutulabilir.
Beyannamelerin incelenmesi esnasında konusu suç oluşturan hususların tespit edilmesi halinde, ilgili mülki idare amirliğince durum Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir.";
Dernekler Yönetmeliğine, 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğe 16. maddesiyle eklenen dava konusu;
“Risk analizi ve denetim" başlıklı Ek 1. maddede, "Denetimlerin risk analizlerine göre yapılması esastır. Genel Müdürlükçe derneklere yönelik suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında risk analizi yapılır. Derneklerin risk grupları yüksek, orta ve düşük olarak belirlenir. Risk analizi için belirlenen kriterler elde edilen yeni bilgiler doğrultusunda her yıl gözden geçirilir ve değerlendirilir. Yüksek ve orta risk grubunda yer alan dernekler için denetim programları hazırlanır ve bu dernekler İçişleri Bakanı veya mülkî idare amiri tarafından kamu görevlilerine denetletilir. Risk analizi yapılmasına ve derneklerin denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar Genel Müdürlükçe belirlenir.
Düşük risk grubunda yer alan derneklerin mülki idare amirlerince denetletilmesi ise adli ve idari mercilerden gelen talepler veya diğer şikâyetler veya beyanname, bildirimler ve benzeri hususlar üzerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda gerekli görülmesi halinde yapılır.
Yüksek, orta ve düşük risk grubuna giren derneklerin denetimi Bakan tarafından İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri veya dernekler denetçileri vasıtasıyla gerçekleştirilir.
Mülki idare amirleri tarafından yaptırılan denetimlerde, öncelikle sivil toplumla ilişkiler birimlerinde görevli olanlar olmak üzere, mülki idare amirliklerinde istihdam edilen kamu görevlilerinin görevlendirilmesi esastır. Ancak mülki idare amirince gerekli görülmesi halinde, diğer kurum ve kuruluşlardaki kamu görevlileri de derneklerin denetimlerinde görevlendirilebilir." düzenlemesi;
"Rehberlik ve geri bildirim" başlıklı Ek 3. maddede ise, "Genel Müdürlük tarafından derneklerin, dernekler mevzuatı çerçevesinde tabi oldukları yükümlülüklere uymaları ve terörizmin finansmanı risklerine karşı farkındalıklarının artırılması, iyi uygulamaların paylaşılması, tavsiye ve geri bildirimlerin alınması amacıyla derneklere bulundukları risk düzeyleri ile orantılı bir şekilde eğitim programları ve çalıştaylar düzenlenmesi sağlanır." düzenlemeleri bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu Ek 1. maddenin 1. fıkrasının 1. ve 2. cümlelerinin incelenmesi:
Dernekler Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrasına, 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun ile denetimlerin, yapılacak risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılmasının esas olacağı hükmü getirilmiş, bunun üzerine Dernekler Yönetmeliğine 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 16. maddesi ile eklenen ve iptali istenen Ek 1. maddenin 1. cümlesi ile denetimlerin risk analizlerine göre yapılacağı, 2. cümlesi ile genel müdürlükçe derneklere yönelik suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında risk analizi yapılacağı düzenlemeleri getirilmiştir.
17/07/2021 tarih ve 31544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Türkiye'de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi (2021-2025)" konulu 2021/16 sayılı Genelge'de; anılan Strateji Belgesi kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiş, söz konusu strateji belgesinde de davalı idareye bu konuya ilişkin bir takım yükümlülükler yüklenmiştir.
Bu durumda; suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele amacıyla Kanun hükmünde risk değerlendirmeleri yapılacağı düzenlenmiş olup, bu hususun gerek Kanun ile düzenlenmiş olması gerekse Kanun'un ilgili hükmünün getirilme amacı dikkate alındığında iptali istenen Ek 1. maddenin 1. ve 2. cümleleri dayanak Kanun'a ve hukuka uygun bulunduğundan bu kısma yönelik iptal isteminin reddi gerekmektedir.
Dava konusu Ek 1. maddenin 1. fıkrasının 3., 4. ve 5. ve 6. cümleleri ile 2.,3. ve 4. fıkralarının incelenmesi:
İptali istenen Ek. 1. maddenin 1. fıkrasının 3. cümlesinde, risk gruplarının yüksek, orta ve düşük olarak sınıflandırıldığı; 4. cümlesinde, risk analizi için belirlenen kriterlerin her yıl elde edilen yeni bilgiler doğrultusunda gözden geçirileceği; 5. cümlesinde, yüksek ve orta risk grubunda belirlenen dernekler için denetim programı hazırlanacağı; 6. cümlesinde, bu denetimlere ilişkin usul ve esasların Genel Müdürlükçe belirleneceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Maddenin 2., 3. ve 4. fıkralarında; düşük risk grubunda yer alan derneklerin denetimine ve denetimlerin hangi kamu görevlileri aracılığıyla gerçekleştirileceğine yönelik düzenlemeler yer almaktadır.
Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
Hukuk devletinde kişiler, kendilerine uygulanacak hukuk kurallarının neler olduğunu önceden bilme ve davranışlarını ona göre ayarlayabilme imkanına sahip olmalıdır. Kişilerin, haklarını kullanırken belli kısıtlamalara tabi olacağını önceden bilmesi ve bu kısıtlamaların da somut, objektif ve öngörülebilir nitelikte ve netlikte olması gerekmektedir.
Hukuk devletinin zorunlu koşullarından olan hukuki belirlilik ilkesi, hukuk kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini açık şekilde bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını gerektirir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında; "Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154)." denilerek hukuki belirlilik ilkesi tanımlanmıştır.
Buna göre; hukuki belirlilik ilkesi, idarelerin yapacağı düzenlemelerin keyfiliğe izin vermeyecek, yani idare tarafından takdir yetkisine dayanılarak keyfi uygulamalara yol açmayacak şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede, sınırları belirsiz, hukuki denetime elverişli bulunmayan uygulamalara ve keyfiliğe sebebiyet verebilecek nitelikteki düzenlemeler, hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacaktır.
Dava konusu yukarıda belirtilen düzenlemelerde, risk analizi değerlendirilmeleri yüksek, orta ve düşük olarak sınıflandırılmış ve kriterlerin her yıl yenileneceği ve değerlendirileceği belirtilmiş olmasına rağmen bu sınıflandırılma yapılırken hangi ölçüt ve kriterlerin esas alınacağı, hangi kapsamda ve şartlarda olan derneklerin yüksek, hangilerinin orta, hangilerinin düşük kategoriye alınacağına ilişkin objektif ve net bir kriter belirlenmediği, bu durumun belirsiz bırakıldığı, kriterlerin her yıl yenileneceği de belirtildiği görüldüğünden idarenin keyfi uygulamalarına yol açabileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi kapsamında derneklerin hangi şartlar altında hangi kategoride yer alacaklarının önceden bilinebilmesi, öngörülebilmesi ve buna göre hareket edebilmeleri gerektiğinden bu hususları taşımayan dava konusu yönetmeliğin Ek 1. maddesinin 1. fıkrasının 3., 4., 5. ve 6. cümleleri ile 2.,3. ve 4. fıkralarının iptali gerekmektedir.
Dava konusu yönetmeliğin Ek 3. maddesinin incelenmesi:
İptali istenen hükümde; derneklerin, dernekler mevzuatı çerçevesinde tabi oldukları yükümlülüklere uymaları, terörizmin finansmanı riskine karşı farkındalıklarının artırılması, iyi uygulamaların paylaşılması, tavsiye ve geri bildirimlerin alınması amacıyla risk düzeyleri ile orantılı bir şekilde eğitim programları ve çalıştaylar düzenleneceği belirtilmektedir.
Bahse konu düzenlemede de derneklerin yapılan yüksek, orta ve düşük risk grubuna göre eğitim programlarına ve çalıştaylara tabi tutulacağı anlaşıldığından, yukarıda belirtilen gerekçelerle bu maddenin de iptali gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesiyle Dernekler Yönetmeliğine eklenen Ek 1. maddenin 1. fıkrasının 1. ve 2. cümlelerinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle,
2\. 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesiyle Dernekler Yönetmeliğine eklenen Ek 1. maddenin 1. fıkrasının 3., 4., 5. ve 6. cümleleri ile 2.,3. ve 4. Fıkralarının ve Ek 3. maddenin İPTALİNE oyçokluğuyla,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1/2'si olan ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/2'si olan ... TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yine ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 28/05/2025 tarihinde karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; 31/12/2020 tarih ve 31351 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun ile Dernekler Kanunu'nun derneklerin denetimine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 19. maddesinin 2. fıkrasına denetimlerin yapılacak risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılmasının esas olacağı hükmü getirildiği, 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 16. maddesi ile “Risk analizi ve denetim" başlıklı Ek 1. maddesi ve "Rehberlik ve geri bildirim" başlıklı Ek 3. maddesinin eklendiği, davacı tarafından Ek madde 1 ve Ek madde 3'ün iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dernekler Kanunu'nda 7262 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler ile denetimlerin, yapılacak risk değerlendirmelerine göre üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılmasının esas olacağı hükmü getirildiği, dava konusu olan Dernekler Yönetmeliğinin iptali istenen hükümlerinde derneklere yönelik suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında risk analizi yapılacağı ve buna göre yapılacak risk değerlendirmesinin ayrıntılarının Yönetmelikle düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; iptali istenen Yönetmelik maddelerinin tamamının Kanun'da yer alan düzenlemeden kaynaklandığı, dolayısıyla hukuka ve Kanuna uygun olduğundan dava konusu Yönetmeliğin Ek 1. maddesinin 1. fıkrasının 3., 4., 5. ve 6. cümleleri ile 2.,3. ve 4. fıkraları yönünden de davanın reddi gerektiği oyuyla Daire kararının iptale ilişkin kısmına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.