Danıştay danistay 2021/7513 E. 2025/2144 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/7513
2025/2144
21 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7513
Karar No : 2025/2144
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'nün 10/01/2015 tarihinde acil olarak sezaryenle doğum yapmak üzere başvurduğu ... Hastanesinde geç müdahale edilmesi sonucu bebeğin oksijensiz kaldığı ve rahminin alındığı, bebeğin doğumda yaşanan travmaya bağlı olarak yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle 16/11/2015 tarihinde vefat ettiği, olayda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 11.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi; ... için 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada var olan bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacı ... ve bebek (müteveffa) Duha Götürücü'ye uygulanan operasyon ve tedavilerde hekimlere ve dolayısıyla davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, ...'nün normal gebe değil riskli gebe olduğu, bütün çocuklarının sezaryen ile doğduğu, risk var denilerek havale edilmesinin tek başına kusurun göstergesi olduğu, üç hastane gezdikten ve kırk beş dakika bekletildikten sonra işlemlerin yapıldığı, gecikme yaşandığının bariz olduğu, bir daha çocuk sahibi olamayacakları, bu hususun manevi tazminat istemi değerlendirilirken gözetilmesi gerektiği iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, daha önce 3 kez sezaryen ile doğum yapan 1974 doğumlu davacı ...'nün 09/01/2015 tarihinde ... Devlet Hastanesine başvuru yaptığı, 35 hafta megamükerrer sezaryen ve polihidroamniyos tanısı ile doğum ve ileri tetkik ve tedavi için Av. ... Hastanesine mutat taşıt ile sevkinin uygun olduğunun kayıtlı olduğu, ertesi gün 10/01/2015 tarihinde ... Amerikan Hastanesine suyunun gelmesi üzerine başvuru yaptığı, daha sonra ... Üniversitesi ... Hastanesine yönlendirildiği, 10/01/2015 tarihi saat 10.25 civarında acil servisten giriş yaptığı, 11.20 sıralarında kadın doğum uzmanı tarafından muayene edildiği ve kanama bulunmadığı, servikal açıklık olmadığı, amniyosentez pozitif olduğu, suyunun geldiği tespitleri ile yatışı yapılarak takibe başlandığı, saat 11.49-12.08 saatleri arasında NST (non stres test) tetkiki ile bebeğin durumunun gözlemlendiği, bir sorun görülmediği, saat 14.00 civarında kanaması olması ve bebeğin durumunda bozulma tespit edilmesi üzerine acil ameliyata alındığı, apgarı (bebeğin iyilik halini gösteren 10 üzerinden verilen skor) 2-3 olan 3330 gram erkek bebeğin doğurtulduğu, bunun yanında üretolizis (üreterin etrafındaki dokulardan temizlenmesi), mesane perforasyon onarımı (mesana yırtık onarımı), histerektomi abdominal (rahmin alınması), hipogastrik arter ligasyonu (kanamaya durdurmak için uygulanan cerrahi yöntem) operasyonlarının yapıldığı, ...'nün 19/01/2015 tarihinde tedavisinin ardından taburcu edildiği, bebeğin doğumdan sonra spontan solunumunun yetersiz ve brakardik olması nedeniyle entübe halde sevk edildiği, uzun süre tedavi görmesinin ardından bebek Duha Götürücü'nün 16/11/2015 tarihinde vefat ettiği, akabinde meydana gelen olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek maddi ve manevi tazminat istemiyle 07/03/2016 tarihinde davacılar tarafından davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun 08/05/2019 tarih ve 867 sayılı raporunda ... ile ilgili olarak özetle, "... çekilen NST kurulumuzda yapılan tetkikinde reaktif olduğu, deselarasyon bulgusu olmadığı, yatırıldığında acil sezaryen endikasyonu olmadığı, kanama olması üzerine acil sezaryene alındığı, mesane uterusta dıseke edilip alt uterin segment serbestleştirildiği, plasenta elle dekole edildiği, ancak total olarak ayrılmadığı için ring forsepslerle rest plasenta ayrıştırıldığı, plasenta yatağa hemostaz için sütürler konulduğu, servikal bölgede hemostaz sağlanamadığı için histerektomi kararı alındığı, histerektomi kararının uygun olduğu, bilateral round lig lig ovarı propriumlar uterin arterler sacrouterin lig tutuldu kesili bağlandığı, vajen cuff ile vezikouterin foldda diseksiyon yapılırken mesanede 2 cm uzunluğunda tam kat injury izlendiği, vajen cuff solparametrial alanda plasental ınvazyon olduğu düşünüldüğü ve üreter diseksiyonu yapılıp üroloji bölümünden konsültasyon istendiği, sol üretere d-j takıldığı, mesane mukozası 3/0 caposyn ile continue, detrusor kası 2/0 vıcrılle tek tek onarıldığı, içeriye 300 cc steril sf verildi ve kaçak izlenmediği, vajen cuff etrafında kanama odakları kontrol altına alınamadığından bilateral hipogastrik arterler diseke edilip 0 vıcrılle 2 şer kez bağlandığı, yapılan ameliyatın uygun olduğu, postop yoğun bakımda mekanik ventilasyon desteği ile takip edildiği, 12/01/2015 de ekstübe, gaz gaita çıkışı olmadığı, mobilizasyon denendiği, idrarlar hematürik devam ettiği, 13/01/2015 de hasta servise alındığı, servis takibinde komplikasyon olmadığı, üroloji ile de konsülte edilerek 19/01/2015 de taburcu edildiği dikkate alındığında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu ..." yönünde görüş bildirildiği, bebek (müteveffa) Duha Götürücü ile ilgili olarak özetle, "... otopsi yapılmadığı, doğal ölüm olduğu şeklinde kayıt olduğu dikkate alındığında, çocuğun ölümünün prematürite, plasenta dekolmanı, hipoksik iskemik ensefalopati ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun kabülü gerektiği, ... suyu gelen gebenin yatırılarak doğum hazırlığının başlatıldığı, NST takibi yapıldığı, çekilen NST kurulumuzda yapılan tetkikinde reaktif olduğu, deselarasyon bulgusu olmadığı, yatırıldığında acil sezaryen endikasyonu olmadığı, takip edilmesinin uygun olduğu, kanama olması nedeniyle acil sezaryene alındığı, bebeğin apgar düşük doğduğu, yoğun bakıma sevk edilerek gerekli takip ve tedavisinin yapıldığı cihetle yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu ..." yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvurusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, her ne kadar hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir:
-Davacı ...'nün yaşı, daha önce 3 kez sezaryen ile doğum yapması, 09/01/2015 tarihinde megamükerrer sezaryen ve polihidroamniyos tanısı ile Nizip Devlet Hastanesinden sevkinin uygun görülmesi, 35 haftalık gebe olması ve suyunun gelmeye başlaması hususları dikkate alındığında davalı idare bünyesindeki hastaneye 10/01/2015 tarihinde saat 10.25'te başvurusu ile sezaryen ameliyatına alındığı saat 14.00 arasında geçen sürede gecikme yaşanıp yaşanmadığının yeterince irdelenmediği, ...'nün mevcut durumu itibarıyla acil sezaryen endikasyonu bulunup bulunmadığı, doğum takibine alınmasının bu şartlar altında tıbben sakıncalı olup olmadığı hususlarının tatmin edici şekilde açıklanmadığı, davacının saat 10.25'teki başvurusu ile ameliyata alındığı saat 14.00 arasındaki sürecin tıp kurallarına uygun olup olmadığının detaylı ve ayrıntılı olarak tartışılmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ilgili Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf istemlerinin reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, kararın onanması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.