Danıştay danistay 2021/7509 E. 2025/2535 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/7509
2025/2535
13 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7509
Karar No : 2025/2535
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten; ... ve
...adına velayeten...
2- ... 3-...
VEKİLLERİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'ın Van ili, Başkale ilçesinde meydana gelen ateşli silahla yaralama olayı neticesinde yaralandığı ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hastanesine sevk edildiği, hayati tehlikesinin devam etmesine rağmen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından olumlu rapor düzenlenmek suretiyle erken taburcu edilerek cezaevine gönderildiği, cezaevinde rahatsızlığının artması sebebiyle 24/05/2014 tarihinde vefat ettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın eşi ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 500,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 155.318,02 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat, çocukları ... için 500,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi, ... için 500,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ... için 500,00 TL (miktar artırımı sonucu 5.650,57 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi ve ... için 500,00 TL (miktar artırımı sonucu 23.971,72 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; Mahkemece kusurun tespiti için alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 1. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; ölüm olayının kişinin ateşli silah yaralanmasına bağlı gelişen komplikasyonlar (sepsis ve gastrointestinal kanama) sonucu meydana geldiği, kişiyi hastaneye götüren ve tetkik sonuçlarını almakla görevli olan Van ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu personelinin kusurlu olduğu, yapılan tüm tedavi işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, muayene, tanı, tedavi ve ameliyata katılan tüm hekim ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı belirtildiğinden davalı Adalet Bakanlığının uyuşmazlık konusu olayda hizmet kusurunun bulunduğu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, maddi tazminat istemi yönünden, maddi tazminatın hesaplanması için alınan bilirkişi raporu uyarınca; ... için 154.818,02 TL, ... için 5.650,57 TL, ... için 23.971,72 TL maddi tazminatın davalı Adalet Bakanlığı tarafından ödenmesi gerektiği, davacılardan ... için istenilen 500,00 TL cenaze ve defin giderine ilişkin olarak dava dosyasına herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından istenilen maddi tazminatın 500,00 TL'si ve diğer davacılardan ... ve ...'ın maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden, davalı idarelerden Adalet Bakanlığının meydana gelen olayda kast niteliğinde bir kusurunun bulunmaması, davacıların vefat eden ...'a yakınlıkları, çocukların yaşları göz önüne alındığında her bir davacı için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı Adalet Bakanlığınca ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı Adalet Bakanlığı yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine, diğer davalı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; tarafların maddi tazminatın esasına yönelik istinaf isteminin reddine, davacılardan ...'ın 80.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, diğer davacıların manevi tazminat isteminin reddine, kabul edilen 80.000,00 TL'nin idareye başvuru tarihi olan 08/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; ilk derece mahkemesince düşük belirlenen manevi tazminatların Bölge İdare Mahkemesince çocuklar yönünden tamamen reddedilmesinin mağduriyetlerini artırdığı ve hatalı olduğu, davalı Adalet Bakanlığının sorumluluğunun yanında hastanenin de kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir. Davalı Adalet Bakanlığı tarafından; dava konusu olayın idari bir eylemden kaynaklanmadığı, müteveffanın cezaevinde gözetim ve bakımı noktasında idarelerinin üzerine düşen yükümlülük ve denetim görevini mevzuata uygun şekilde yerine getirdiği, kişinin sağlık sorunlarıyla yakından ilgilenildiği, tedavi amacıyla sağlık kurumlarına sevkinin sağlandığı, dava konusu olayın meydana gelmesinde idarelerinin kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü tarafından; idarelerinin kusurunun bulunmadığı, bu durumun Adli Tıp Raporu ile de sabit olduğu, İdare Mahkemesince idarelerine kusur verilmemesine rağmen Bölge İdare Mahkemesince tazminatın idarelerce ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı Adalet Bakanlığı tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar ve davalı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü tarafından savunma verilemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın 26/04/2014 tarihinde Van ili, Başkale ilçesinde meydana gelen ateşli silahla yaralama olayı neticesinde yaralandığı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde rektum perforasyonu tanısıyla ameliyat edildiği, tedavisinin ardından 07/05/2014 tarihinde taburcu edildiği, hakkında yakalama kararı bulunduğundan cezaevine götürüldüğü, aynı gün rahatsızlığı nedeniyle cezaevine 112 Acil çağırıldığı, 112 Acil doktoru tarafından genel cerrahi polikliniğine sevkinin istendiği ancak kendi isteğiyle sevk edildiği polikliniğe gitmek istemediğini beyan eden bir dilekçe yazdığı, 11/05/2014 tarihinde tekrar rahatsızlanması nedeniyle gece saatlerinde cezaevine 112 Acil çağrıldığı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi acil polikliğine karın ağrısı şikayetiyle götürüldüğü, acil doktoru tarafından muayenesi yapılarak poliklinik kontrolü önerildiği, 12/05/2014 tarihinde genel cerrahi polikliniğine sevkli olarak götürüldüğü, genel cerrahi polikliniği doktoru tarafından ortopedi poliklinik kontrolü önerildiği, 14/05/2014 tarihinde tekrar rahatsızlanması nedeniyle gece saatlerinde cezaevine 112 Acil çağrıldığı, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Polikliniğine sevk edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacılar yakınının kapalı ziyaret görüşü bulunduğundan kendi isteğiyle gitmek istemediğini belirterek imza attığı, 16/05/2014 tarihinde Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Polikliniğine götürülerek genel cerrahi doktoru tarafından muayenesinin yapıldığı, kontrolü nedeniyle 20/05/2014 tarihinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezine götürüldüğü, kan tahlili istendiği, reçete yazılarak ortopedi polikliniğine kontrolünün önerildiği, 23/05/2014 tarihinde sabah saatlerinde rahatsızlanması nedeniyle 112 Acil çağrılarak muayenesi yapıldıktan sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezine sevk edildiği, hastaneye yatışının yapıldığı, 24/05/2014 tarihinde vefat ettiği, davacılar tarafından olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 02/02/2015 tarihinde davalı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğüne, 08/04/2015 tarihinde davalı Adalet Bakanlığına yapılan başvuruların reddedilmesi üzerine uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun olay ve kusur raporunun düzenlendiği tarihlerde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak... üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumunun kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirme görevinin olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı hükümlerine yer verilmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2.,3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan dosyada; Mahkemece kusurun tespit edilmesi amacıyla alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 1. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar no'lu raporda; kişinin ateşli silah yaralanması dışında travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, ölüm olayının kişinin ateşli silah yaralanmasına bağlı gelişen komplikasyonlar (sepsis ve gastrointestinal kanama) sonucu meydana geldiği, kişinin ateşli silah yaralanması sonrasında götürüldüğü Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Tıp Merkezinde muayenesinin yapıldığı, gerekli tetkik ve konsültasyonların yapılmış olduğu, doğru tanı konulduğu, uygun cerrahi tedavinin yapılmış olduğu, ameliyat sonrası takiplerin düzenli olarak yapılmış olduğu, taburcu olmasına engel bir durum olmadığı, taburculuk sonrası gerekli kontrollerin yapıldığı, kontrol muayenelerinde gerekli tetkiklerin yapıldığı ancak 20/05/2014 tarihinde muayenesinin yapıldığı, laboratuvar tetkiklerinin istenmiş olduğu, tetkik sonuçlarının çıkması beklenmeksizin hastanın cezaevine götürüldüğü, cezaevi görevlileri tarafından tetkik sonuçlarının alınmamış olduğu, bu sonuçlarda kişinin sepsis tablosunda olduğunun anlaşıldığı, bu bulgularla 20/05/2014 tarihinde hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerektiğinden, kişiyi hastaneye götüren ve tetkik sonuçlarını almakla görevli olan Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu personelinin kusurlu olduğu, 20/05/2014 günü kişiyi hekimin muayene ettiği, tetkikleri istediği ve tetkik sonuçları kendisine getirilmediğinden görevli doktorlara atfı kabil kusur bulunmadığı, kişinin 23/05/2014 tarihinde tekrar Yüzüncü yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Tıp Merkezine getirildiği, muayene ve tetkiklerin yapıldığı, uygun tanının konulduğu ve tedavinin yapıldığı, yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu cihetle, muayene, tanı, tedavi ve ameliyata katılan tüm hekim ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmesi üzerine davalı Adalet Bakanlığının uyuşmazlık konusu olayda hizmet kusurunun bulunduğu, davalı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü yönünden davanın reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesi tarafından gerekçe belirtilmeksizin maddi tazminat yönünden davacıların ve davalı Adalet Bakanlığının istinaf başvurusunun reddine, davacılardan ...'ın 80.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilerek bu tutarın davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 1. İhtisas Kurulu tarafından, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hastanesinin olayda kusurunun bulunmadığı belirtilmişse de; davacılar yakınının rektum yaralanması sebebiyle ameliyat olduğu, hemen akabinde cezaevine girdiği, defalarca rahatsızlanarak hastaneye gittiği, her defasında kontrol önerilerek ayaktan tedavi yapıldığı, 20/05/2014 tarihinde kan alındığı, 20/05/2014 tarihli Van ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün Hastanenin Genel Cerrahi Polikliniğine hitaben yazdığı yazısının altındaki "Dr. ..." kaşeli imzalı notta "hastadan kan istendi, sol bacak şikayeti için ortopedi poliklinik kontrolü önerildi. Sonucuyla değerlendirilecek. Hastaya medikal tedavi düzenlendi. 1 hafta sonra kontrolü uygundur." denilerek reçete düzenlendiğinin anlaşıldığı, buna göre kan sonucu beklenmeksizin hastaya reçete yazıldığı ve kontrolünün bir hafta sonra uygun olduğu belirtilerek hastaneden çıkışının yapılmasına izin verildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınarak 20/05/2014 tarihinde davacılar yakınının tutuklu olduğu, resmi yazıyla hastaneye gelip gittiği dikkate alındığında doktor tarafından istenen kan tahlili sonucu beklenmeksizin hastaya reçete yazılıp, kontrol önerilmesi ile hastaneden gönderilmesinde davalı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, kusurlu olduğunun tespit edilmesi halinde davalı idarelerin kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenerek, buna göre tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, İdare Mahkemesince davacı çocuklar yönünden manevi tazminata hükmedilmiş olmasına rağmen Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçe kısmında müteveffanın eşi ... için 80.000,00 TL manevi tazminatın idareler tarafından davacılara ödenmesi ve diğer davacılar yönünden ise hükmedilen tazminat miktarı yerinde olduğundan istinaf isteminin reddi gerektiği belirtilmiş ancak hüküm kısmında davacılardan ...'ın 80.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, diğer davacıların manevi tazminat isteminin reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ve hüküm fıkrasında çelişki yaratıldığından bu kısım yönünden de söz konusu çelişkinin giderilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu itibarla; Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor doğrultusunda belirlenecek kusur durumuna göre ve yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak davacıların tazminat istemleri hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.