Danıştay danistay 2021/7377 E. 2025/2858 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/7377
2025/2858
29 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7377
Karar No : 2025/2858
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
VEKİLİ :Av....
TEMYİZ EDEN
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü/ ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı ve davalı yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 08/08/2013 tarihinde Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde geçirdiği sezaryen ameliyatında karnında unutulan sargı bezinin bağırsaklarına yapıştığı, sargı bezinin alınması için yapılan ameliyatta bağırsağının bir bölümünün alınmak zorunda kalınmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 10.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda, davacının geçirdiği sezaryen ameliyatında sargı bezi unutulduğu, gazlı bez sayımını düzgün yapmayan ameliyat hemşiresinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, Doç. Dr. ...'ın ise ameliyat sahasını kapatmadan önce yeterli kontrolü yapmamasının eksik eylem olarak nitelendirildiği tespitlerine yer verildiği, bu nedenle bahse konu olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğunun kabulü gerektiği, bahse konu sargı bezi unutulması olayı sonrasında sargı bezinin alınması amacıyla davacının ameliyat olduğu ve bu nedenle iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) ay olduğu, sürekli malüliyetine mahal olmadığının Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ile sabit olduğu, maddi tazminat istemi yönünden bahse konu olay nedeniyle iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) ay olduğu tespit edilen davacının, belirtilen dönemde çalışamaması nedeniyle anılan dönemlerdeki net asgari ücret üzerinden hesaplanan 4.991,36 TL maddi tazminata hükmedilmesi, geri kalan maddi tazminat isteminin ise reddedilmesi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden bahse konu olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğunun sabit olduğu bu nedenle olayın olduğu tarihten iyileşmenin gerçekleştiği tarih arasında davacının duyduğu elem ve üzüntünün karşılığı olarak takdiren 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın, 10.000,00 TL maddi tazminat isteminin 4.991,36 TL'lik kısmı ile 250.000,00 TL manevi tazminat isteminin 25.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, geri kalan kısmının ise reddine, kabul edilen tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 21/02/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle taraflar ve davalı yanında müdahilin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, bağırsağının bir kısmının alınması sebebiyle organ kaybı yaşadığı, idarenin hizmet kusurunun açıkça ortaya konduğu, hükmedilen manevi tazminatın duyulan acı ve eleme kıyasla yetersiz olduğu, hesaba yönelik itirazlarının giderilmediği, maddi tazminat hesabının hüküm kurmaya elverişli olmadığı, hatalı faaliyette bulunan doktorun taksirle yaralamaya neden olma suçundan ceza aldığı, Adli Tıp Kurumu raporunda organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olunmadığı belirtilmişse de bağırsağının kırk altı santimetrelik bölümünün kesildiği iddialarıyla; davalı yanında müdahil tarafından, istinaf başvurusunun gerekçesiz olarak reddedildiği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, sezaryen için başvurusunda da karın içinde enfeksiyon ve yapışıklık görüldüğü, buna yönelik gerekli müdahalenin yapıldığı, sezaryen ameliyatı sırasında bağırsak kesilmesi durumu yaşanmış olsa idi davacının bu kadar geç sürede müracaat etmeyeceği, Adli Tıp Kurumu raporunda tahminden hareketle yorum yapıldığı, sezaryen ameliyatı sonrası abse ve yapışıklık görülmesinin olası olduğu, enfeksiyonun kişinin genel sağlık durumu ve hijyeni ile ilgili olduğu, doku değişimi reaksiyonunun hastanın biyolojik ve fiziksel özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiği, ameliyatı izleyen kişilerin beyanlarından da ameliyat sahasında spanç ya da kompres unutulmadığının anlaşılacağı, patalojik bulguda da böyle bir maddeye rastlanılmadığı, üniversitenin soruşturma aşamasında hazırlattığı raporda kendisine kusur izafe edilmediği, yabancı cisim reaksiyonu tanısı koyan doktorların kendisi ile husumeti olduğu, tıbbi belgelerin incelenmesinden ameliyata giren hemşirelerin gazlı bez sayımını düzgün şekilde yaptığının görüldüğü, olayda kusurunun bulunmadığı, davacının herhangi bir işte çalışmadığından geliri bulunmadığı, bu sebeple maddi tazminata hükmedilemeyeceği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davacı tarafından davalı yanında müdahilin, davalı yanında müdahil tarafından ise davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 08/08/2013 tarihinde Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde sezaryen ameliyatı ile bir erkek bebek doğurduğu, ameliyat sonrasında karnında geçmeyen ağrı olması üzerine tekrar anılan hastaneye müracaat ettiği, yapılan tetkikler sonucunda karnında apse oluşumu saptandığı, bunun üzerine 01/11/2013 tarihinde ameliyata alınarak izlenen bağırsak perforasyonu nedeniyle yaklaşık kırk santimetrelik bağırsağın çıkarıldığı ve kalan kısımlarının uç uca eklendiği, akabinde davacı tarafından sezaryen ameliyatında karnında sargı bezi unutulması sonucu bağırsağının bir bölümünü kaybettiği ileri sürülerek oluşan zararın karşılanması için 21/02/2014 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun ...... tarih ve ... sayılı raporunda özetle; "... I-Yapılan dosya ve tıbbi doküman incelemesinde; Doç. Dr. ...'ın sezaryen operasyonunu saat 17.35'te yaptığı, 08/08/2013 tarihli yatarak karın grafisinin ise saat 21.05'de çekilerek, karın sol yarısında tanımlanan bulgular gossipiboma ile uyumlu bulgu şeklinde saat 21.19'da raporlandığı, ilgili saat ve tarihte çekilen grafinin Kurulumuzda yapılan radyolojik incelemesinde; batın sol alt kadranda gazlı bez radyoopak markeri ile uyumlu lineer opasitler (Gossipiboma) tespit edildiği, 04/11/2013 tarihli patoloji raporunda ise "yabancı cisim reaksiyonu ile kronik lenfadenit" şeklinde rapor edilen bulgunun; operasyon sırasında kullanılan malzemelerden olan talk eldiven pudraları, sütürler, saç, tüy, spanç, gazlı bez, rayteks vs gibi yabancı cisimlere bağlı olarak oluşabileceğinin tıbben bilindiği, patolojiye gönderilen parçanın yabancı cisimle direkt temas halinde olmaması durumunda mikrokopide spançtan, kompresten veya pamuk lifi gibi yabancı cisim varlığından bahsedilemeyebileceği, ancak; yakın çevre dokularda "yabancı cisim etkisine bağlı" bir doku değişimi reaksiyonunun açıkça görüldüğü, genel tıp uygulamalarında yapılan tüm operasyonlarda batın kapatılmadan önce kullanılan malzemelerin sayımının öncelikle ameliyat hemşiresi tarafından yapılıp kayda alınması, ameliyat bitiminde ameliyatı yapan hekim ve ameliyat hemşiresi tarafından tutanağın imzalanması gerektiği, kişinin operasyon bölgesinde gazlı bez unutulması olayında gazlı bez sayımını düzgün yapmayan ameliyat hemşiresinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, Doç. Dr....'ın ise ameliyat sahasını kapatmadan önce yeterli kontrolü yapmamasının eksik eylem olarak nitelendirildiği, hizmetin işleyişini sağlık personeli aracılığı ile yerine getiren idarenin kusurunun bulunup bulunmadığının Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği,
II-Ameliyat bölgesinde unutulduğu belirlenen yabancı cisme (spanç) bağlı oluşan klinik tablonun; a)Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
b) 01/11/2013 tarihli 2. operasyonda; Treitzdan yaklaşık 40.cm'ye tekabul eden barsak segmentinden, yaklaşık 40 cm'lik tama yakın ince barsak perforasyon alanın yaklaşık 3'er cm sağlam dokuya ulaşarak perforasyon alanını içine alacak şekilde (40+3+3=46 cm) barsak rezeksiyona neden olan durumun, organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olmadığı,
c) Sorulan diğer hususlarla birlikte iş gücü kaybı ve maluliyet oranı hususlarında 3. Adli Tıp İhtisas Kurulundan görüş alınmasının uygun olduğu..." görüşüne yer verilmiştir.
Davacının bahse konu olay nedeniyle iş gücü kaybı olup olmadığı, var ise oranının ne olduğu hususu ile ilgili olarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda özetle; "... ...’nın 08/08/2013 tarihinde geçirdiği ameliyata bağlı 40 cm ince bağırsak rezeksiyonunun 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında malüliyetini gerektirmediğinden sürekli malüliyetine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği ..." tespitlerine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince anlan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu karar ile de taraflar ve davalı yanında müdahilin istinaf başvuruları reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacının Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacının maddi tazminat istemine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacının Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, duyulan manevi acıyı hafifletecek ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Temyize konu karar ile davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmişse de dava konusu olay nedeniyle davacının yaklaşık 3 ay karnında yabancı cisim ile ağrı çekerek yaşadığı, sağlık hizmetinin kusurlu yürütülmesi sonucu her ne kadar kalıcı iş göremezliği bulunmasa da bağırsağının 46 santimetrelik kısmını kaybettiği dikkate alındığında davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı sonucuna varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE; davalı yanında müdahilin temyiz isteminin REDDİNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.