SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/7331 E. 2025/2014 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/7331

Karar No

2025/2014

Karar Tarihi

14 Nisan 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7331 E. , 2025/2014 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7331
Karar No : 2025/2014

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA):...
VEKİLİ : Av. ...

DİĞER MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA): ... Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...1 tarih ve E..., K:... sayılı kararının taraflarca ve davalı yanında müdahil ... tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, anneleri olan ...'ün ... Şehir Hastanesinde 05/01/2018 tarihinde burun eti ameliyatı öncesi genel anestezi esnasında yemek borusunun yırtılması üzerine hayatını kaybetmesi olayında idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle her biri için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 453.000,00 TL tazminatın vefat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, bu durumda, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumda olduğu ve sağlık hizmetinin riskli bir nitelik taşıdığı hallerde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin açık ve belli bir ağırlıktaki kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerektiğinden ve dava konusu tazminat talebinin dayanağı olayda davalı idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığından davacıların maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat isteminin incelenmesine gelince, davacılar yakını müteveffa Ummuhan Bütün'ün "Anestezi Hizmetleri İçin Bilgilendirme ve Rıza Formunu" 04/01/2018 tarihinde imzalamış olduğu görülmüş ise de, söz konusu formun içeriğinde zor entübasyon hallerinde daha riskli durumun oluşacağı ve yemek borusunun yırtılması hususlarının belirtilmediği gibi sonucunun ölümle sonuçlanabileceğinden bahsedilmediği anlaşılmakla idare tarafından yapılacak tıbbi uygulama öncesinde hastadan yeterli, tüm detayları içeren onam alınmadığının görüldüğü, idari eylem ile davacılar yakınının ölümü arasında nedensellik bağı kurulamadığından maddi tazminat koşulları oluşmamakla birlikte, yapılacak ameliyat öncesinde ameliyata ilişkin anestezi uygulanmasına ilişkin risklerin açıkça anlatılıp hastadan usule uygun onam alınmamış olması karşısında hastanın aydınlatılarak onay verme hakkının elinden alınmış olacağı ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda endişe ve üzüntüye yol açacağından, davacıların manevi tazminat talebinin, zenginleşme aracı olmama ilkesi gözetilerek karşılanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacıların maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, takdiren davacı ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 03/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle taraflar ve davalı yanında müdahil ...'un istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, hatalı müdahalede bulunulduğu, işlem öncesi gerekli bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, vefatın idarenin eylemi ile gerçekleştiğinin açık olduğu, operasyon öncesi zor entübasyon tanısı konan hastaya defalarca deneme yapılmasının da hatalı olduğu, entübasyon denemesi yapan hekimlerin yeterliliği noktasında gerekli araştırmaya gidilmediği, sevk edildiği üniversite hastanesinde tek denemede entübe edilebildiği, tüpün soluk borusu yerine yemek borusuna sokulmasının ayrı bir kusur oluşturmasının yanı sıra yemek borusunun yırtılmasına sebep olunmasının da ayrı bir kusur olduğu, zor entübasyon için kullanılan araç ve gereçlerin yeterliliği noktasında değerlendirme yapılmadığı, onamın eksik olmasından dolayı sorumluluğun bulunduğu, onamda yemek borusunun yırtılmasından bahsedilmediği, boğazın zarar görmesinden bahsedildiği, soluk borusuna ayrıca yer verilmişken yemek borusu ifadesinin onamda yer almadığı, öte yandan bu zarar görmeye bağlı olarak ölümden de bahsedilmediği, anılan eksiklikler olmasaydı belki de ameliyatın kabul edilmeyecek olduğu, maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın duyulan acı ve eleme kıyasla yetersiz kaldığı iddialarıyla; davalı idare tarafından, hastaya yapılması gereken tedavinin eksiksiz şekilde yapıldığı, tazminata hükmetme şartlarının olayda mevcut olmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda kusur bulunmadığı belirtilmesine rağmen hukukun zorlanması ile tazminata hükmedildiği, kusursuzluk sorumluluk hallerinin Mahkeme kararı ile genişletilemeyeceği, hastaya işlem öncesi aydınlatılmış bilgi verildiği ve komplikasyonlar anlatılarak rızasının alındığı, onamda işlemden kaynaklanabilen ölüm ifadesine yer verilerek ölüm riski açısından da bilgilendirme sağlandığı, elde edilen aydınlatılmış onamın her türlü tıbbi girişimin yapılmasına yönelik örtülü rıza verildiğini de gösterdiği, anestezi sırasında meydana gelen komplikasyona karşı hastanın bilincinin kapalı ve durumun acil olması nazara alındığında yapılan işlemlere rızasının bulunduğunun kabulü gerektiği, acil durumlarda onamın bulunmadığının söylenmesinin hukuken kabul edilemez sonuçlara yol açacağı, sonuç olarak manevi tazminata hükmetme koşullarının bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu, idarelerin harçtan muaf olduğu iddialarıyla; davalı yanında müdahil ... tarafından ise dosya içerisinde yer alan raporlarda kusurun bulunmadığının belirtildiği, onam formunda her organın tek tek sayılmasının beklenemeyeceği, bu durumda onamın sayfalar süreceği ve hasta tarafından anlaşılmakta zorluk çekileceği, onam formunda zor entübasyona bağlı risklerin doğru ve tam şekilde yazıldığı, boğazda yaralanma olabileceğinin belirtildiği, boğaz ifadesi kullanılarak yemek borusunun üst kısmının kapsam içine alınmış olduğunun açık olduğu, rıza formlarının zaman içerisinde güncellendiği, içeriğinin kendisi tarafından denetlenmesinin mümkün olmadığı, hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflar ve davalı yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY
Dosyanın incelenmesinden, müteveffanın ... Şehir Hastanesine burun tıkanıklığı şikayeti ile başvurduğu, konka patalojisi (burun eti) tanısı ile operasyon için yatırıldığı, operasyon öncesi anestezi açısından değerlendirildiği ve muayenesinin yapıldığı, zor entübasyon olabileceğinin öngörüldüğü, konsültasyonların istendiği, ASA II (hafif sistematik bozukluğu olan kişi, örnek olarak fazla kilo), Mallampati 2 (dilin küçük dilin bir kısmını gizlemesi) tespitleri yapılarak genel anestezi olabileceği kararı verildiği, 05/01/2018 tarihi saat 09.30'da ameliyathaneye alındığı, anestezi ilaçları verildiği, fakat entübe edilemediği, ikinci hekimin çağırıldığı, onun uygulaması ile de entübe edilemediği (3 kez denenmesine rağmen), üçüncü anestezistin de laringoskop (gırtlağı incelemek için kullanılan alet) ile baktığı, zor entübasyon diyerek bırakmış olduğu ifadelerine yer verildiği, bunun üzerine hastanın uyandırılıp servise gönderildiği, aynı gün akşam saat 20.00'da boyun ve yüzde şişlik geliştiği, muayene edildiği, tetkiklerde mediastende (göğüs boşluğu içindeki alan) serbest hava görünümü izlendiği, göğüs ağrısı için de kardiyoloji konsültasyonu istendiği, kardiyak açıdan sorun görülmediği, bunun üzerine ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi ile iletişime geçildiği ve sevk edildiği, 10/01/2018 tarihinde özofagus perforasyonu (yemek borusu yırtılması) tespiti sonrasında fiberoptik bronkoskopi aleti ile tek seferde entübe edilerek ameliyata alındığı, bir süre anılan hastanenin yoğun bakımında tedavi görmesine karşın 07/02/2017 tarihinde vefat ettiği, tıbbi belgeler ve otopside kayıtlı bilgi ve bulgulara göre kişinin ölümünün genel anestezi için yapılan entübasyon işlemi sırasında özefagus perforasyonu sonucu gelişen komplikasyonlar (mediastinit (göğüs boşluğu iltihabı), sepsis (yaygın enfeksiyon) ve organ yetmezliği) sonucu meydana gelmiş olduğunun tespit edildiği, akabinde meydana gelen olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek maddi ve manevi tazminat istemiyle 03/01/2019 tarihinde Sağlık Bakanlığı'na başvuru yapıldığı, davalı idare tarafından bu başvuruya cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporunda özetle; "... zor entübasyonun, her türlü muayene yapılıp, normal bulunsa dahi ortaya çıkabilecek bir komplikasyon olduğu, hastada zor entübasyonun düşünüldüğü, buna yönelik tedbir alındığı, akşam hastanın şikayetleri başlayınca gerekli muayene ve tetkikleri yapılıp komplikasyon tespit edilerek uygun şekilde sevk edildiği, zor entübasyon olan hastalarda entübasyon denemeleri esnasında trakea veya özefagusta komplikasyonlar olabileceğinin tıbben bilindiği, bu olguda da özefagus rüptürü geliştiği, bunun bir komplikasyon olduğu, komplikasyon tanısı konularak uygun merkeze sevkinin sağlandığı, dolayısıyla kişiye ... Şehir Hastanesinde yapılan tanı, tetkik ve tedavileri ile komplikasyon gelişince sevk edilmesinin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin tedavisinde görevli sağlık personeline ve davalı idareye atfı kabil kusur bulunmadığı, ... kişiye ...Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde özefagus perforasyonu ve sonrasında gelişen komplikasyonlara yönelik yapılan takip ve tedavilerinin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin tedavisinde görevli sağlık personeline ve davalı idareye atfı kabil kusur bulunmadığı..." görüşlerine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince de tarafların ve davalı yanında müdahil ...'un istinaf başvuruları reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda kişiye ... Şehir Hastanesinde yapılan tanı, tetkik ve tedavileri ile komplikasyon gelişince sevk edilmesinin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir:
-Kişiye anestezi öncesi zor entübasyon tanısı konmuş olduğu, doktor ifadelerinde de belirtildiği üzere tek zor entübasyon aracı olan kılavuz teli ve ucu kıvrılan bleytli laringoskopun entübasyon işlemi için hazır bulundurulduğu ve 3 anestezi doktorunun vakaya dahil olduğu, vakaya dahil olan son doktorun laringoskop ile bakarak entübasyon denemesinde dahi bulunmadığı hususları birlikte gözetildiğinde hastanın durumu ve mevcut imkanlar dahilinde burun eti operasyonundan 4 kez (hekim ifadelerine göre) entübasyon denemesi yapılmadan önce vazgeçilmesi gerekip gerekmediğinin, genel durumu belirtilen şekilde olan hastanın entübe edilmesi için başka tıbbi yöntemleri başvurulmasının mümkün olup olmadığının ve aynı yöntemin 4 kez denenmesinin tıbben doğru olup olmadığının, hastanın genel anestezi alabileceğine yönelik değerlendirmenin hatalı olup olmadığının yeterince irdelenmediği görülmektedir.
-Bunun yanında kişiye zor entübasyon tanısı konulduğu dikkate alındığında entübasyon işlemi sırasında kullanılan ekipman ve uygulanan tekniğin tıp kurallarına uygun olup olmadığının, alternatif yöntem tercih edilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmadığı tespit edilmiştir.
-Öte yandan, kişinin sevk edildiği ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Hastanesinde 10/01/2018 tarihinde özofagus perforasyonu (yemek borusu yırtılması) tanısına yönelik olarak fiberoptik bronkoskopi aleti ile tek seferde entübe edilerek ameliyata alındığı görüldüğünden ... Şehir Hastanesindeki entübasyon işlemine yönelik uygulamaların ve zor entübasyon vakasında fiberoptik bronkoskopi aleti hazır bulundurulmadan entübasyon işlemine başlanmasının kusur içerip içermediği hususunun da açıklanması gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla, ilgili Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik tarafların ve davalı yanında müdahil...'un istinaf istemlerinin reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, işbu bozma kararı üzerine alınacak yeni kusur raporu sonrası manevi tazminat isteminin yeniden değerlendirileceği de açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların ve davalı yanında müdahil ...'un temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin...1 tarih ve E..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim