SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/6925 E. 2025/3208 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/6925

Karar No

2025/3208

Karar Tarihi

24 Haziran 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6925 E. , 2025/3208 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6925
Karar No : 2025/3208

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Şırnak ili, İdil ilçesinde tekstil işiyle iştigal eden davacı ... ve eşi ... tarafından, ilçede ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde, dava dışı ... A.Ş ile aralarında imzalanan sözleşmenin gereklerini yerine getirememelerinde, işyeri kapalı kalmasına rağmen kira gideri ödemelerinde ve işyerinde bulunan tekstil makine ve ekipmanlarının zarar görmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, 188.000,00 TL maddi tazminat ve ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 06/10/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ...'ın işyeri ve eşyalarında meydana gelen zararlar yönünden; davacının işyeri ve işyerinde bulunan eşyalarında oluşan zararına ilişkin davalı idare ile sulhname imzaladığı; ...'ın imzaladığı sözleşmenin gereklerini yerine getirememesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlar yönünden; söz konusu zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu; ... ve ...'ın manevi tazminat istemleri yönünden; uyuşmazlıkta manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, meydana gelen zarardan idarenin sosyal risk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, uğranılan zararın muhtemel değil kesin nitelikte zarar olduğu, manevi tazminatın şartlarının oluştuğu bu nedenle bu taleplerinin reddinin hatalı olduğu, ekonomik olarak iyi durumda olmadıklarından yargılama giderlerinden muaf tutulmaları gerektiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen gerekçeli olarak onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Şırnak ili, İdil ilçesinde tekstil işiyle iştigal eden davacı ... ve eşi ... tarafından, ilçede ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde, dava dışı ... Tekstil A.Ş ile aralarında imzalanan sözleşme gereği teslim etmeleri gereken ürünleri zamanında teslim edememelerinde ve işyerinde bulunan tekstil makine ve ekipmanlarının zarar görmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, 188.000,00 TL maddi tazminat ve eşi ve kendisi için ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 06/10/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava dilekçesinde, davacı ... vekili tarafından, müvekkilinin bir tekstil atölyesine sahip olduğu, başka firmalar ile sözleşmeler akdederek kendisine firmalarca getirilen kumaşların dikim işlerini gerçekleştirdiği, bunun karşılığında da kendisine "işçilik ücreti" adı altında ödeme yapıldığı, sokağa çıkma yasağı başlamadan önce dava dışı ... A.Ş. ile de, benzer şekilde 80.000 kumaşın dikim işi hususunda sözleşme imzaladığı, sözleşmede işin 11/10/2015 tarihinde bitirilmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmede işin süresinde bitirilmemesi halinde gecikmeden doğacak zararın müvekkiline yükletildiği, terör olayları nedeniyle ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde işyerinin 18 ay kapalı kaldığı, işi zamanında bitiremediği, faaliyete başladıktan sonra kendisine teslim edilen 80.000 kumaştan ancak 30.000 tanesini dikerek sözleşmenin karşı tarafına teslim edebildiği, kalan 50.000 kumaşın 6.000 adedini Şırnak Valiliğinin satın aldığı, süreç içerisinde maddi ve manevi zarara uğranıldığı iddia edilmektedir. Davacı, dava dilekçesinde, 18 ay boyunca işyerinin kapalı kalmasına rağmen ödenen kira bedeli olarak 42.000,00 TL, işyeri ve ekipmanlarda meydana gelen zararlara karşılık 500.000,00 TL, 30.000 adet kumaşı geç teslim etmesi nedeniyle dava dışı firmadan alamadığı işçilik ücretine karşılık 150.000,00 TL, 44.000 adet kumaşın dikilmesine rağmen zamanında teslim edilmemesinden dolayı teslim alınmaması nedeniyle kumaşların maliyeti olan 968.000,00 TL, 44.000 adet kumaşın dikilmesine rağmen zamanında teslim edilmemesinden dolayı teslim alınmaması nedeniyle uğranılan 220.000,00 TL işçilik ücreti zararının bulunduğunu, toplam maddi zararının 1.880.000,00 TL olduğunu belirtmektedir. Ancak, dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplam zararı olarak ileri sürdüğü 1.880.000,00 TL maddi tazminatın 1/10'u olan 188.000,00 TL'yi maddi tazminat olarak talep etmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bunun yanında, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.
Terör olayları nedeniyle meydana gelen manevi zararların sosyal risk ilkesi kapsamında topluma pay edilerek tazmin edilmesi gerekmektedir.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.",5. maddesinde, ''Komisyonun görevleri şunlardır: a) Zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu hâlinde bu Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek. b) Kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları; zarar görenin değerlendirebileceği enkaz ve diğer yararlar; sigorta şirketlerince veya ilgili mevzuata göre kamu kurum ve kuruluşları ile sosyal güvenlik kuruluşlarınca ödenen tazminatlar, tedavi ve cenaze giderlerinin zarar miktarından mahsup edilmesi suretiyle belirlenen ve 9 uncu veya 10 uncu maddelere göre yapılan nakdî veya aynî ödeme miktarını içeren sulhname tasarılarını hazırlamak. ...", 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar'', 8. maddesinin 1. fıkrasında, "7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir." hükümleri bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacı ...'ın İşyeri ve İşyeri Eşyalarında Meydana Gelen Zararlara İlişkin Maddi Tazminat İstemi ile ... ve ...'ın Manevi Tazminat İstemlerine İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusurunun veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda maddi tazminata ilişkin olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında, manevi tazminata ilişkin olarak ise genel hükümler çerçevesinde gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Temyize konu kararda, idarenin sorumluluk sebebine yer verilmediği görülmüş ise de, uyuşmazlıkta, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halleri mevcut olmadığından, davalı idarenin maddi tazminat yönünden 5233 sayılı Kanun, manevi tazminat yönünden sosyal risk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, ancak davacının işyeri ve işyeri eşyalarında meydana gelen zararlar için davalı idare ile sulhname imzaladığı ve olayda manevi tazminata hükmedilebilmesinin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, temyize konu kararın yukarıda belirtilen kısımlarında neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.

Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacı ...'ın İmzalamış Olduğu Sözleşmenin Gereklerini Yerine Getirememesinden Kaynaklı Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacı ...'ın sokağa çıkma yasağı sırasında, dava dışı ...A.Ş. ile akdetmiş olduğu sözleşmenin gereklerini yerine getirememesinden kaynaklı olarak talep ettiği maddi tazminat, bu zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar" Kanun kapsamında karşılanabilecek zarar kalemlerinden biri olarak sayılmıştır. Mal varlığının, bir kişinin para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tümünü ifade ettiği dikkate alındığında, kişinin mülkiyetinde bulunanların yanı sıra zilyetliğinde bulunan taşınır veya taşınmaz eşya ile sözleşmeden ya da kanundan doğan haklarına ulaşamamasından kaynaklanan zararların da “mal varlığına ulaşamama” zararı kapsamında yer aldığı sonucuna varılmaktadır. Bu sonuç, anılan Kanun maddesinin "amaçsal yorum" neticesinde ortaya çıkarılan anlamına da uygun düşecektir.
Bu açıdan, gerçek ve tüzel kişilerin, sokağa çıkma yasağı tedbiri veya terör eylemlerinin/olaylarının sebep ve tesiri ile mal varlıklarına ulaşamamaları, onları kullanamamaları, ticari faaliyetlerini sürdürememeleri sonucu uğradıkları zararların, 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca karşılanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, terörle mücadele nedeniyle yürütülen faaliyetler kapsamında alınan tedbir nedeniyle, davacının ticari faaliyetini yürütememesinden kaynaklanan zararların 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen “mal varlığına ulaşamama” zararı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacının talep ettiği zarar kalemlerinin muhtemel zarar niteliğinde olup olmadığı hususuna gelince; davacı tarafından dava dilekçesinde maddi zarar kalemi olarak, (işyerinde ve eşyalarında meydana gelen zararlar dışında) işyerinin kapalı kalmasına rağmen ödenen kira bedeli, sözleşmenin karşı tarafından tahsil edilemeyen işçilik ücretleri ve kendisine dikim için teslim edilmesine rağmen geç dikim nedeniyle teslim alınmayan (elinde kalan 44.000 kumaş) kumaşların maliyetinin gösterildiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu zarar kalemlerin hesaplanmasında güçlükler yaşanması mümkün ise de, bunların muhtemel zarar niteliğinde olmadığı açıktır.
Bu nedenle, Bölge İdare Mahkemesince, davacı şirketin terörle mücadele amacıyla ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle, imzalamış olduğu sözleşmeyi ifa edememesinden kaynaklı maddi zararlarının karşılanması gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesince, davacı şirketin terörle mücadele amacıyla ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle, imzalamış olduğu sözleşmeyi ifa edememesinden kaynaklı maddi zararları hesaplanırken, dava dışı ... A.Ş. ile aralarında alacak davası mevcut olup olmadığının araştırılacağı açıktır.
Öte yandan, zarar hesabında, hesaplanacak maddi zararın, davacının işyerinin ortalama yıllık brüt kazancının çalışılamayan süreye isabet eden kısmını aşamayacağı hususuna da dikkat edilmesi gerekmektedir.
Davacının yıllık brüt kazancının sokağa çıkma yasağı ilanından geriye doğru 5 yıllık kazancını gösteren defter ve belgelerin ilgili kurumlardan getirtilip, gelir durumunun netleştirilmesinin ardından, enflasyon oranları da göz önünde bulundurularak beş yılın ortalaması alınarak, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak (yapılacak hesaplamada idarece yapılmış bir ödeme varsa bu miktarın da mahsup edilmesi suretiyle), hesaplanabilmesi mümkündür.
Bu itibarla, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının, davacı ...'ın imzaladığı sözleşmenin gereklerini yerine getirememesinden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; davacı ...'ın işyeri ve işyeri eşyalarında meydana gelen zararlara ilişkin maddi tazminat istemi ile ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerine ilişkin kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, davacı ...'ın imzaladığı sözleşmenin gereklerini yerine getirememesinden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim