SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/6920 E. 2025/2582 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/6920

Karar No

2025/2582

Karar Tarihi

14 Mayıs 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6920 E. , 2025/2582 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6920
Karar No : 2025/2582

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Eczacı olan davacı tarafından, İzmir ili, ... ilçesinde faaliyet gösteren ... Eczanesinde ikinci eczacı olarak çalışmak istediğinden bahisle yaptığı başvurunun reddine ilişkin İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı, Özel Evrakta Sahtecilik-Dolandırıcılık suçundan dolayı yargılandığı davada 1 yıl 15 gün hapis ile ağır para cezasına mahkum edildiğinin görüldüğü, dava konusu işleme gerekçe gösterilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı mahkumiyet kararına konu suçun niteliği ve hükmolunan ceza süresi dikkate alındığında mahkumiyet kararının ilgili mevzuata göre eczacılık faaliyetinin icrasına mani olacak nitelikte bulunduğu, eczacılık faaliyetlerinin düzenlenmesine yönelik özel nitelikteki Yasa hükmünün uygulanmasına yönelik tesis edildiği, her ne kadar hakkında verilen mahkumiyet kararına ilişkin olarak, hürriyeti bağlayıcı cezanın 04/06/2002 tarihinde infaza verildiği, cezanın infazından sonra 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 13/A maddesi uyarınca 3 yıllık deneme süresi geçirildiğinden bahisle ... Ağır Ceza mahkemesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararı ile memnu hakların iadesine karar verildiği ileri sürülmekte ise de; anılan kararın ve sonuçlarının dava konusu işlem kapsamında sonuç doğurmayacağından, anılan ve dosyada mübrez olan kararın dikkate alınmadığı, bu durumda, Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen suçlardan birinden dolayı mahkum olan davacının, mahkum olduğu suçun niteliğinin eczacılık faaliyetinin icrasına mani olacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, ikinci eczacı olarak çalışmak isteğiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, memnu haklarının iadesine karar verildiğinden çalışmasına engel bir durum olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı eczacı olup, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "özel evrakta sahtekarlık-dolandırıcılık" suçundan 1 yıl 15 gün hapis ile ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; anılan karar kanun yolları aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
Davacı hakıkındaki hürriyeti bağlayıcı ceza, 04/06/2002 tarihinde infaza verilmiş, cezanın infazından sonra 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca 3 yıllık deneme süresi geçirildiğinden bahisle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararı ile davacının memnu haklarının iadesine karar verilmiştir.
Eczacı olan davacının, İzmir ili, Karabağlar ilçesinde faaliyet gösteren ... Eczanesinde ikinci eczacı olarak çalışmak istediğinden bahisle yaptığı başvurusunun İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmesi üzerine bakılan açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un, 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde eczacılık yapabilmek için aşağıdaki vasıfları haiz olmak şarttır:
A) Türk vatandaşı olmak; B) Türkiye Eczacı Mektep veya fakültelerinden diplomalı olmak veya yabancı memleketlerdeki eczacı mektep veya fakültelerinden diplomalı olup da 3 üncü madde gereğince ilmi hüviyetini ispat etmiş veya imtihanı kazanmış olmak; C) Diplomaları Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince tescil edilmiş olmak; D) Bu kanunun 4 üncü maddesinde yazılı hallerden biri bulunmamak." hükmü; 4. maddesinde, " Aşağıda yazılı haller eczacılık yapmaya manidir:
A) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmak. B) Başka memleketlerde sanatını icradan menedilmiş olup bu muamelenin haklı olduğu Cumhurbaşkanınca kabul edilmiş olmak; C) Sanatını yapmasına mani iyileşmez bir hastalığı bulunmak; Ç) Sanatını yapmasına mani olacak derecede iki gözü rüyetten mahrum olmak." hükmü; 35. maddesinde ise, " Eczanenin hizmet verdiği saatlerde mesul müdür eczacı, varsa ikinci eczacı ve yardımcı eczacılar, görevi başında bilfiil bulunmak mecburiyetindedir." hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır."; aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz."; 3. fıkrasında, "Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir." hükümlerine yer verilmiştir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun "Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi" başlıklı 13/A maddesinin 1. fıkrasında, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6197 sayılı Eczaneler ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasında, eczane açmak ve işletmek ile ecza deposu mesul müdürlüğü yapmak için eczacı olmanın şart olduğu; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde eczacılık yapabilmek için bu Kanun'un 4. maddesinde yazılı hallerden birinin bulunmaması gerektiği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un 4. maddesinde, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmak, eczacılık yapmaya mani durumlar arasında sayılmıştır.
Anılan kuralla, kamu hizmeti niteliğindeki eczacılık mesleğinin icrasının, mesleğin onur ve itibarını korumak amacıyla sınırlandırıldığı ve bazı suçlardan mahkum olanların bu mesleği icra etmesinin yasaklandığı, mesleğin, insan yaşamının korunmasını amaç edinen bir nitelik taşıması itibarıyla da eczacıların tabi olması gereken şartların diğer pek çok meslekten daha ayrıntılı ve katı şekilde düzenlendiği görülmektedir.
Eczacılık mesleği yönünden var olan bu kuralın benzer şekilde 1219 sayılı Kanun'da hekimler yönünden de olduğu bilinmektedir. 1219 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrasında, hekimlik mesleğinin icrası için, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerektiği kuralına yer verilmiştir.
1219 sayılı Kanun’un 23/01/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesince, itiraz konusu kuralın 1. fıkrasının "Hekimlik mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile..." bölümü ile "...Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar..." ve "... hapis cezasına mahkum olmamak gerekir." ibarelerinin, "...Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar..." ibaresi ile sınırlı olarak esasının incelenmesi neticesinde verilen 23/07/2024 tarih ve E:2023/80, K:2024/142 sayılı kararla anılan kuralın Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin ret kararının gerekçesi:
"18.Kural anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların hem özel sağlık kuruluşlarında hem de serbest olarak hekimlik mesleğini icra edemeyeceklerini öngörmek suretiyle Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınan çalışma hakkı ve özgürlüğüne sınırlama getirmektedir.
(...)
22\. Kuralda hangi suçlardan mahkûmiyetin hekimlik mesleğinin icrasına engel olduğu açıkça belirtilmiştir. Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların 5237 sayılı Kanun’da düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
(...)
24\. Hekimlik mesleğinin sağlık hizmeti içindeki rolü ve önemi gözetildiğinde mesleğin icrasına getirilen sınırlanmanın amacının mesleğin onur ve itibarını korumak olduğu değerlendirilmektedir. Mesleğin onur ve itibarının korunması amacıyla, bazı suçlardan mahkûm olanların bu mesleği icra etmesinin yasaklanmasının anayasal yönden meşru bir amaca dayandığı kanaatine varılmaktadır.
(...)
26\. Hekimlik mesleğinin, yer ve zaman sınırlaması olmaksızın toplum yararına hizmet etmeyi gerektiren, insan yaşamının korunmasını amaç edinen bir nitelik taşıması itibarıyla hekimlerin tabi olması gereken kanuni ve etik sınırların diğer pek çok meslekten daha ayrıntılı ve katı şekilde düzenlenmiş olması olağan kabul edilmelidir. Nitekim kuralda da hekimlik mesleğinin icrası için sınırlı sayıda yer verilen bir kısım suçtan mahkûm olmama şartının getirildiği görülmektedir. Bu yönüyle kuralla öngörülen sınırlamanın, hekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunması amacına ulaşılması bakımından elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
27\. Kuralda hekimlik mesleğinin icrasına engel olduğu belirtilen suçların niteliği gözetildiğinde, bunları işleyenlerin hekimlik mesleğinin icrasından yasaklanmasının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında öngörebileceği bir tedbir olduğu değerlendirilmiştir. Bu sebeple kuralın hekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunmasına yönelik amacın gerçekleştirilmesi bakımından gerekli olma şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
28\. Diğer yandan sınırlamanın orantılı olup olmadığı da ortaya konulmalıdır. Bu itibarla hekimlik mesleğine ilişkin onur ve itibarın korunmasına dair tedbirler sonucunda hekimlik mesleğini icra etmek isteyenlerin yüklendiği külfet ile hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Hekimlik mesleğini icra etmek isteyenlere aşırı bir külfet yüklenip yüklenmediğinin denetiminde kuralla öngörülen sınırlamanın süresiz bir sınırlama olup olmadığı veya hekimlik mesleğini yeniden icra edebilmeyi sağlayan hukuki bir çarenin olup olmadığı önem taşımaktadır.
29\. 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumu düzenlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde 5237 sayılı Kanun dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkûm olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda anılan madde uyarınca, yasaklanmış hakların geri verilebilmesi için 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerektiği belirtilmiştir.
30\. Süresiz hak yoksunluğunun oluşturduğu sorunların çözümü amacıyla getirilen yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların hekimlik mesleğini yeniden icra etmelerine imkân sağlayıp sağlamadığı, kişilere aşırı bir külfet yüklenip yüklenmediğinin tespitinde önem taşımaktadır.
31\. Kural uyarınca anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların özel sağlık kuruluşları bünyesinde veya serbest olarak hekimlik mesleğini icra etmelerinin süresiz olarak kısıtlandığı, bununla beraber yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla hekimlik mesleğinin icrasının önünde bir engel olmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, yasaklanmış hakların geri verilebilmesi için mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması şartlarının kişiye aşırı külfet yükleyip yüklemediği değerlendirilmelidir.
32\. Bu bağlamda infazın tamamlanmasından itibaren geçmesi gereken üç yıllık süre şartıyla hekimlik mesleğinin özel sağlık kuruluşları bünyesinde veya serbest olarak icrasının süresiz olarak sınırlanmadığı ve bu üç yıllık sürenin hekimlik mesleğinin niteliği gözetildiğinde makul ve orantılı olduğu anlaşılmaktadır.
33\. Öte yandan yasaklanmış hakların geri verilmesi için üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememe ve hayatın iyi hâlli olarak sürdürüldüğü hususunda mahkemede kanaatin oluşması şartı arandığından bu konuda hâkimin takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla beraber iyi hâlin belirlenmesinde üç yıl içerisinde yeni bir suçun işlenmemesinin etkili olduğu gözetildiğinde hâkime sınırsız bir takdir yetkisinin verilmediği anlaşılmaktadır.
34\. Kaldı ki anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların niteliği, toplumda oluşturduğu etki düşünüldüğünde, hekimlik mesleğinin icrasını sağlayacak kararda hâkime verilen takdir yetkisinin hekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunması amacına hizmet edeceği açıktır.
35\. Bu itibarla kuralla anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların özel sağlık kuruluşları bünyesinde veya serbest olarak hekimlik mesleğini icra etmeleri bakımından bir hak yoksunluğu getirilmekte ise de yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuyla birlikte bu hak yoksunluğunun süresiz olmadığı, bu sürenin yeni kurumla birlikte diğer koşulların yanında üç yılla sınırlandırıldığı ve hekimlik mesleğinin icrası için anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanlara aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır.
36\. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir." şeklindedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının "özel evrakta sahtekarlık-dolandırıcılık" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 1 yıl 15 gün hapis ile ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın kesinleştiği, davacının İzmir ili, Karabağlar ilçesinde faaliyet gösteren ... Eczanesinde ikinci eczacı olarak çalışmak istediğinden bahisle yaptığı başvurunun, söz konusu mahkumiyet hükmünden dolayı eczacılık mesleğini icra edemeyeceğinden bahisle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Davacı hakkındaki hürriyeti bağlayıcı ceza, 04/06/2002 tarihinde infaza verilmiş, cezanın infazından sonra 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca 3 yıllık deneme süresi geçirildiğinden bahisle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararı ile davacının memnu haklarının iadesine karar verilmiştir. Davacı tarafından ikinci eczacı olarak çalışma istemiyle yapılan başvuru ve bu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlem, davacının memnu haklarının iadesinden sonraki tarihlerde gerçekleşen işlemlerdir.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen eczacılık mesleği yönünden de işbu uyuşmazlığa ışık tutan kararında da bahsi geçtiği üzere, davacı hakkında, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi hükmü uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı verildiğinden, davacının eczacılık mesleğini icra edebilmesi önünde bir engel bulunmadığı açıktır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim