Danıştay danistay 2021/6785 E. 2025/2037 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/6785
2025/2037
15 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6785
Karar No : 2025/2037
DAVACI : ... Sanayi ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN_KONUSU : Davacı şirket tarafından, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının, dayanağı olan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'a aykırı olduğu, bu Kanun'da yalnızca resmi daire ve müesseselere ait maden hurdalarının ... Anonim Şirketine satış yoluyla devredilmesinin düzenlenmesine karşın dava konusu Kararda bu kapsamın genişletilerek, iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerine ait hurdaların da kapsama dahil edildiği, şirketlerinin özel hukuk tüzel kişisi niteliğinde olması nedeniyle söz konusu Kanun ve Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında değerlendiremeyeceği, dava konusu düzenlemenin Anayasa'da düzenlenen mülkiyet hakkına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki olması nedeniyle dava konusu 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve dayanağı olan 3284 sayılı Kanun'da sayılan idareler kapsamında yer aldığı, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının 3284 sayılı Kanun'a uygun şekilde tesis edildiği, ... Anonim Şirketinin 3284 sayılı Kanun ve Bakanlar Kurulu kapsamında yer alan idarelere ait maden hurdalarını devralma konusunda tek yetkili olduğu, bu nedenle davacı şirketin mülkiyetinde bulunan hurdaları ... Anonim Şirketine satmak zorunda olduğu, dolayısıyla dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
25/12/1937 tarih ve 3792 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "Demir, bakır, kurşun, kalay, tutya, aliminyum, antimuvan ve nikel hurdalar ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılamayacak bir hale gelmiş bilümum muharrik veya müteharrik vasıtaların memleket dışına çıkarılmasını yasak etmeye icra Vekilleri Heyeti selahiyetlidir. Bu maddelerin memleket içinde satılması serbesttir." hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanun'un 2. maddesinde ise, 'Resmi daire ve müesseselerde birinci maddede yazılı mevaddan kendi ihtiyaçlarından fazla olanlar, 2490 sayılı kanunun 66 ncı maddesine göre askeri fabrikalara devredilir." hükmü, 3. maddesinde; "Birinci maddede yazılı hurda madenlerle halitalarının ve muharrik veya müteharrik vasıtaların satın alınması için askeri fabrikalar Umum Müdürlüğü bütçesine her sene lüzumu kadar ayrıca tahsisat konur.", 4. maddesinde; "Birinci maddede yazılı hurdalardan, Fabrikalar Umum Müdürlüğünce tayin edilecek yerlerde askeri fabrikalar teşkilatına arz ve teklif olunanlarının bu kanunda tayin edilen fiat ve şartlara göre satın alınması mecburidir.", 5. maddesinde; "Birinci maddede yazılı mevaddan askeri fabrikalara arzedilenler hakkında 2490 sayılı kanun mucibince teşkil olunacak satın alma komisyonlarınca bu madenlerin ecnebi memleketler hurda piyasaları hakkında her üç ayda bir İktısad Vekaletinden alınacak malumat göz önünde bulundurulmak ve işbu piyasa fiatlarından çıkarılması lazım gelen nakil vesair masrafları çıkarılmak suretile elde edilecek harici piyasa fiatları ile arzolunan hurda ve halitanın vaziyetine ve dahili piyasa fiatları üzerinden tesbit ve ilan olunacak fiatlara göre muamale yapılır." hükmü, 9. maddesinde de, bu Kanun hükümlerini uygulama konusunda Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu kuralı getirilmiştir.
15/03/1950 tarihli ve 18093 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu'nun "Kuruma İntikal Edecek Tesisler" başlıklı 18. maddesinde, Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü'nün tüm hak ve yetkilerinin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna devredildiği belirtilmiştir.
20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı ... Kurumu Hurda Malzeme Alımına Ait Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile resmi daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapacağı tesbit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devirleri kararlaştırılmıştır.
Davacı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki olduğunu, 3284 sayılı kanunda yer alan 'Resmi Daire ve Müesseseler” kapsamında bulunmadığını, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile uygulama kapsamına dahil edildiğini öne sürdüğünden, davacı şirketin yukarıda belirtilen zorunlu devir yükümlüsü kurum ve kuruluşlar arasında yer alıp almadığının irdelenmesi gerekmektedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (a) bendinde; "Belediye: Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi" şeklinde tanımlanmış, "Şirket kurulması" başlıklı 70. maddesinde; 'Belediye kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usûllere göre şirket kurabilir." kuralına yer verilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Şirket kurulması" başlıklı 26. maddesinde de; Büyükşehir belediyesinin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilecekleri kuralı yer almaktadır.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemelere göre belediyelerin kendilerine verilen görev ve hizmet alanlarında şirket kurabilecekleri düzenlenmiştir.
5393 sayılı kanunun Denetim Komisyonu başlığını taşıyan 25. maddesinde, Komisyon belediye birimleri ve bağlı kuruluşlarından her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilir. Bu istekler gecikmeksizin yerine getirilir kuralı ile belediye birimleri ve bağlı kuruluşları bakımından yapılacak denetime yer verilmiştir.
Belediye iştiraki olan şirketler bağımsız bütçeli belediyeden ayrı bir tüzel kişilik olsa da belediyenin denetimine tabidir. Belediyelerde bu şirketler eliyle kamusal görevlerini yerine getirmektedir. Dolayısıyla Belediye Şirketlerinin kanunun verdiği yetkiye dayanarak idari işlemle kurulması kamu görevi ve ayrıcalığı ile karar alması, davacı şirketin sermayesinin %99.78'nin belediyeye ait olması özel hukuk hükümlerine tabii olan sermaye şirketlerinden farklılaştırmaktadır. Belediye şirketlerinin Sayıştay denetimine tabi olması idare teşkilatlanma içerisinde yer alması yürütülen iş ve faaliyetin kamu hizmeti olması ve kamu makamı gibi hareket etmesi davacı şirketin "idare” olarak nitelendirilmesi için yeterlidir.
Buna göre belediye iştiraki olan davacı şirketin 3284 sayılı kanun uyarınca resmi daire ve müessese kavramı içinde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının incelenmesinden;
3284 sayılı Kanun hükümleri ile Kanunda belirtilen maddelerin yurtdışına çıkarılmasının yasak edildiği ve resmi daire ile müesseselerde bu maddelerden kendi ihtiyaçlarından fazla olanların askeri fabrikalara devredilmesinin öngörüldüğü ve bu Kanun hükümlerini uygulama konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verildiği görülmektedir.
Bu yetkiye dayanılarak 15/03/1950 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, Kurum Ana Statüsüne paralel hükümler bulunan mülga 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu ile anılan Kuruma verilen görevler gözönünde bulundurularak Bakanlar Kurulu'nca anılan Kanunda yer alan maddelerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na devri usulü 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiştir. Anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile resmi daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapacağı tesbit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devirleri kararlaştırılmıştır.
Bu durumda 3284 sayılı kanunun uygulama konusunda Bakanlar Kuruluna verdiği yetki çerçevesinde idare kavramı içinde yer alacak kurumları belirleme ve kanunda sayılan hurda maddelerin devri ve satış usulünün belirlenmesine ilişkin düzenlemede kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/04/2025 tarihinde, davacı ... Sanayi ve Tic. A.Ş'yi temsilen vekili Av. ...'nın geldiği, davalı Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. ...'ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirket tarafından, uhdesinde bulunan muhtelif hurda malzemelerin 02/10/2020 tarihlinde ihale ile satışının yapılması istenilmiş, Makine Kimya Enstitüsü Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu ihalenin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ihalenin iptaline karar verilmiş, bahse konu karar da Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/06/2021 tarihli ve E:2021/2023, K:2021/2406 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Bunun üzerine davacı şirket tarafından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan, 11/02/2017 tarihli ve 29976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hükümet sistemi değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kabul edilmiş, anılan hükümler 09/07/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunla yapılan değişiklikler kapsamında, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 8. maddesinde, daha önce Bakanlar Kurulu ile Cumhurbaşkanı tarafından birlikte kullanılan yürütme görev ve yetkisinin tek başına Cumhurbaşkanına ait olduğu belirtilmiş, Bakanlar Kurulunun düzenlendiği 109. madde ilga edilmiş, ayrıca Geçici 21. maddenin (F) fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur." kuralına; (G) fıkrasında ise, "Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır." kurallarına yer verilmiştir.
Buna göre, halihazırda yürürlükte bulunan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'da verilen yetkiye dayanılarak, bu Kanun'un uygulanmasını göstermek amacıyla Bakanlar Kurulunca çıkarılan ve Anayasa değişikliği sonrası Cumhurbaşkanınca yürürlükten kaldırılmayan dava konusu Bakanlar Kurulu kararının hukuki geçerliliğinin sürdüğü anlaşılmakla uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
17/12/1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'un;
1\. maddesinde, "Demir, bakır, kurşun, kalay, tutya, aleminyum, antimuvan ve nikel hurdalarile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılamayacak bir hale gelmiş bilümum muharrik veya müteharrik vasıtaların memleket dışına çıkarılmasını yasak etmiye Cumhurbaşkanı salahiyetlidir.
Bu maddelerin memleket içinde satılması serbesttir.";
2\. maddesinde, "Resmi daire ve müesseselerde birinci maddede yazılı mevaddan kendi ihtiyaçlarından fazla olanlar, 2490 sayılı kanunun 66 ncı maddesine göre askeri fabrikalara devredilir.";
4\. maddesinde, "Birinci maddede yazılı hurdalardan, Fabrikalar Umum Müdürlüğunce tayin edilecek yerlerde askeri fabrikalar teşkilatına arz ve teklif olunanlarının bu kanunda tayin edilen fiat ve şartlara göre satın alınması mecburidir.";
5\. maddesinde, "Birinci maddede yazılı mevaddan askeri fabrikalara arzedilenler hakkında 2490 sayılı kanun mucibince teşkil olunacak satın alma komisyonlarınca bu madenlerin ecnebi memleketler hurda piyasaları hakkında her üç ayda bir İktısad Vekaletinden alınacak malumat göz-önünde bulundurulmak ve işbu piyasa fiatlarından çıkarılması lazım gelen nakil vesair masrafları çıkarılmak suretile elde edilecek harici piyasa fiatlarile arzolunan hurda ve halitanın vaziyetine ve dahili piyasa fiatları üzerinden tesbit ve ilan olunacak fiatlara göre muamale yapılır.";
9\. maddesinde de, "Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur." hükümlerine yer verilmiştir.
15/03/1950 tarihli ve 18093 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı tarihinde yürürlükte bulunan 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu'nun "Kuruma İntikal Edecek Tesisler" başlıklı 18. maddesinde, çeşitli kanun ve tüzüklerle Askeri Fabrikalara tanınmış olan tüm hak ve yetkilerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna devredildiği belirtilmiş; anılan Kanun, önce 18/11/1983 tarih ve 105 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, bu Kanun Hükmünde Kararname ise 3743 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli liste uyarınca "iktisadi devlet teşekkülü" olan bahse konu Kurumun kuruluş ve işleyişine dair esaslar, 28/10/1984 tarih ve 18559 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ana Statü ile düzenlenmiştir.
Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararından sonra yürürlüğe giren bahse konu Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü'nün 4. maddesinde, her türlü silah, mühimmat ve patlayıcı maddelerle benzerlerini ve askeri ihtiyaçlara yarayan araç ve gereçleri, makina ve sistemleri imal etmek veya ettirmek, tadil ve tamir etmek, makina, malzeme, tesisat, motorlu ve motorsuz araç ve gereç, alet ve yedeklerini ve benzerlerini imal etmek veya ettirmek, tadil, ıslah ve tamir etmek, resmi daireler ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar, uluslararası ikili anlaşmalara giren kuruluş ve teşekküllerin hurdaya ayırdıkları her türlü maden, malzeme, araç ve gereçleri toplamak, değerlendirmek ve kullanmak Kurumun faaliyet konuları arasında sayılmıştır.
Yine dava konusu Bakanlar Kurulu Kararından sonra yürürlüğe giren, 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı ... Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un;
"Kuruluş" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunla belirlenen amaçlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak üzere; kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa ve özel hukuk hükümlerine tabi, ... olan ... Anonim Şirketi (... A.Ş.) unvanı altında bir anonim şirket kurulmuştur. Şirketin ilgili olduğu Bakanlık, Millî Savunma Bakanlığıdır. ...
(3) Şirketin sermayesinin tamamı Hazineye aittir.";
"Görev ve yetki" başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında, "Şirket ikili veya çok taraflı anlaşmalar gereği yabancı ülkeler tarafından Türkiye’de bırakılanlar ile kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri; birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabilir veya devralabilir. Bu fıkrayla ilgili hususlar hakkında 17/12/1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.";
"Atıflar" başlıklı 9. maddesinde,
"(1) Mevzuatta Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna yapılan atıflar Şirkete yapılmış sayılır." kuralına yer verilmiş;
"Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 10. maddesiyle, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (...) lağvedilerek 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ekindeki iktisadi devlet teşekkülü listesinden çıkarılmış;
"Devir" başlıklı geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında da, "Bu Kanunla kapatılan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna ait ... her türlü borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler ... bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte hiçbir işleme gerek kalmaksızın Şirkete devredilmiş sayılır." hükmü yer almıştır.
3284 sayılı Kanun'da verilen yetkiye dayanılarak ve mülga 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu ile anılan Kuruma verilen görev ve yetkiler göz önünde bulundurularak, Bakanlar Kurulunca, 3284 sayılı Kanun'da sayılan hurda maddelerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na satış suretiyle devri usulüne ilişkin dava konusu 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Malzeme Alımına Ait Kararname, 06/04/1971 tarihli ve 13801 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Anılan Bakanlar Kurulu Kararında, "Resmi Daire ve İdareler ve İktisadi Devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından 6 ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapılacak tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen kurum satış suretiyle devirleri, ... Kararlaştırılmıştır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Ayrıca, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesinde, 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi hükümleri çerçevesinde, (mülga) Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu ... İşletmeleri A.Ş. (... A.Ş.), Kararname kapsamında bulunan kurum ve kuruluşlarından, her türlü hurda malzemeyi toplama ve değerlendirme göreviyle yükümlü kılınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Halihazırda yürürlükte bulunan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, resmi daire ve müesseselerde bulunan her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, askeri fabrikalara (işlem tarihi itibarıyla 5591 sayılı Kanun uyarınca Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna) satış suretiyle devredileceği hususunun düzenlendiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki (belediye iktisadi teşebbüsü) olan davacı şirketin 3284 sayılı Kanun kapsamında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Nitekim davacı şirket tarafından da, 3284 sayılı Kanun'un yalnızca resmi daire ve müesseseleri kapsadığı, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile Kanun'un kapsamının genişletilerek iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin de Kanun kapsamında değerlendirilmesinin normlar hiyerarşisi prensibine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Bu itibarla, uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle, 3284 sayılı Kanunla devre yükümlü kılınan "resmi daire ve müesseseler" kavramının anlam ve kapsamının, bilahare "belediye iştirakleri"nin niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu bağlamda, 3284 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, "1-Memleketin müdafaası bakımından madenlerimizi işletinceye kadar memlekette mevcud ve az miktarda bulunan hurda demir, prinç, bakır, tutya, alominyom ve benzerlerinin varlığına muhtaç bulunuyoruz. Fabrikalarımızın harp yıllarındaki ihtiyaçlarına biricik kaynak olan ve memleket içinde gittikçe azalan bu hurdaların memleket dışına çıkarılmasının yasak edilmesile beraber memleket dahilinde her türlü satışın serbest tutulması ve harice çıkarılamayan ve Devlet daire ve resmî müesseselerinin ihtiyacından fazla kalacak olan hurdaların fabrikalrımıza kaynak olacak duruma getirilmesi gerekli görülmüştür.
2- Askerî fabrikalarca satın alınacak ve ihtiyaç zemanına kadar depo halinde beklettirilecek olan bu hurdalar, fabrikaların mütedavil sermayesini mütezayiden bu işe bağlamak zaruretini meydana koyacaktır. Bu hurdaların birikmesi Millî seferberlik bakımından icabı hale göre bir çok vekâletleri ilgilendirecek bir Devlet işi olması yönünden ucuza mal edilmesi gerekli görülmüştür." ifadelerine yer verildiği; Hükümetin teklif ettiği metinde "Devlet dairelerile resmi müe
sseselerde" şeklinde yer alan ibarenin, encümen değişiklikleri sonucunda "Resmi daire ve müesseseler" halini alarak yasalaştığı görülmüştür.
Aktarılan Kanun gerekçesinin incelenmesinden; kanun koyucunun, askeri fabrikaların, ödeneklerinin önemli bir kısmını, özellikle savaşta ihtiyaç duyacağı, bu nedenle barışta satın alıp depo ederek bekleteceği bir takım hurda malzemeler için tüketmesi yerine bu malzemeleri halihazırda elinde bulunduran idarelerin ihtiyaç fazlası haline gelenlerini satış suretiyle devralmasını öngördüğü; daha açık bir ifadeyle, askeri fabrikaların ihtiyacı olan malzemeleri, kamu kaynaklarının verimli kullanılması suretiyle yurt içinden temin etmesini amaçladığı, bu nedenle kamu kaynaklarını kullanan idarelere bahse konu hurda malzemeleri bedeli mukabilinde askeri fabrikalara (işlem tarihi itibarıyla Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna) devir mecburiyeti getirdiği, böylelikle aynı zamanda hem idarelerin elinde bulunan ihtiyaç fazlası (ölü stok) maden hurdalarının değerlendirilmesini hem de hurdaların piyasa fiyatlarından alınması suretiyle bu idarelerin zarar etmemesini hedeflediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, 3284 sayılı Kanun'da geçen "resmi daire ve müesseseler" ibaresinden, kamu kaynaklarını kullanan idarelerin kastedildiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, 3284 sayılı Kanun ile devir yükümlüsü olarak belirlenen "resmi daire ve müesseseleri", bu Kanun'un 9. maddesiyle verilen yetkiye istinaden ve anılan Kanun'un amacına uygun olarak, resmi daire, idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile resmi daire, idareler ve iktisadi devlet teşekküllerine ait müessese ve iştirakler şeklinde belirleyen dava konusu Kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Belediye ve büyükşehir belediyesi iştiraklerinin hukuki niteliği ile dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında yer alıp almadığına gelince;
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 123., 126. ve 127. maddelerine istinaden, Türk idari teşkilatı, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esasına göre merkezi idare (genel idare/ Devlet idaresi) ile yer yönünden yerinden yönetim kuruluşları (yerel yönetimler) ve hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları (kamu kurumları) şeklinde oluşmuştur.
Türk Anayasa ve İdare Hukukunda kamu idaresi kavramı, belirli bir coğrafi alanda (ülke genelinde veya ülkenin belirli bir bölgesinde) bulunan insanların ortak ve genel gereksinimlerini karşılamak üzere oluşturulmuş birimleri ifade etmek üzere, genel idare (merkezi idare/ Devlet idaresi) ve yerel idareler için kullanılan ortak bir kavramdır (Kemal Gözler, İdare Hukuku, C.I, 3. Baskı, Bursa, 2019, s. 239). Kamu kurumu ise, belirli bir ya da birkaç kamu hizmetini ya da faaliyetini yürütmekle görevli, kamu tüzel kişiliğine sahip idare teşkilatı birimi olarak tanımlanmaktadır (Lütfi Duran, İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul, 1982, s.188). Daha açık bir ifadeyle, kamu idarelerinin görevleri kapsamındaki bir hizmet ya da hizmete bağlı bir kısım faaliyetin, bu idarelerden ayrılarak, ihtisas prensibi çerçevesinde idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisine devredilmesi söz konusudur (Sıddık Sami Onar, İdare Hukukunun Umumi Esasları, C.II, 3. Baskı, İstanbul, 1966, s. 1002). Dolayısıyla, kamu kurumları, kamu tüzel kişiliğini haiz hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarını ifade eden bir kavramdır.
Bu çerçevede, yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu (yerel yönetim) olan belediye ve büyükşehir belediyelerinin, kamu idaresi kavramına dahil olduğu sabittir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 70. maddesinde, "Belediye kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usûllere göre şirket kurabilir." hükmüne; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesinde de, "Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yetkiye istinaden belediye ve büyükşehir belediyelerince, kendilerine ait görev ve kamu hizmeti alanlarında faaliyet göstermek üzere Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurulan şirketler (belediye iştirakleri), kısaca belediye iktisadi teşebbüsü (BİT) olarak adlandırılmaktadır. Başka bir tanımla, BİT'ler, ihtiyaç duyulan birtakım yerel hizmetlerin temini için, Türk Ticaret Kanunu esaslarına tâbi olarak belediyeler tarafından kurulan veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması koşuluyla ortak olunan, belediyelerin görev alanına giren konularda faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişileridir. Dolayısıyla, belediye iktisadi teşebbüsleri, ortağı olan belediyeden ayrı bir tüzel kişiliğe ve belediye bütçesinden bağımsız bir bütçeye sahip olmakla birlikte; belediyenin yönetim ve denetimi altında, diğer bir anlatımla, belediyenin görüş ve talimatları doğrultusunda faaliyette bulunmakta; görev, yetki ve sorumlulukları belediyece belirlenen ana sözleşme hükümleri dışında kural olarak iş ve işlem yapamamaktadır.
Buna göre, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ticaret siciline tescil ile kurulan, dolayısıyla özel hukuk tüzel kişisi olan belediye iktisadi teşebbüslerinin (belediye iştiraklerinin), kamu idaresi ya da kamu kurumu olmadığı açıktır.
Başka bir açıdan anlatmak gerekirse, kamu tüzel kişileri, idareye mahsus bir kuruluş yapısına sahip olan ve bundan ötürü kuruluşları idare hukukunca düzenlenen tüzel kişilerdir (Tahsin Bekir Balta, İdare Hukuku I, Genel Konular, AÜSBF Yayınları, Ankara, 1970, s.201). Bu açıdan, her ne kadar bir kamu tüzel kişisi olan belediye tarafından kurulmuş olsa ve belediyenin kurma ya da katılma yönünde bir idari işlemi bulunsa da, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurulmuş bir şirketin (BİT'lerin) özel hukuk tüzel kişisi olduğunun kabulü gerekir. Zira, söz konusu tüzel kişiliği kuran işlem, idari bir işlem değildir ve bu işlemin tâbi olduğu kurallar özel hukuk hükümleridir (Ender Ethem Atay, İdare Hukuku, Turhan Yayınları, Ankara, 2006, s. 142). Nitekim BİT'ler, Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinde tacir olarak kabul edilmiştir.
Bununla birlikte, yukarıda aktarıldığı üzere, 3284 sayılı Kanun'un bedeli mukabili devir yükümlülüğüne tabi tuttuğu idarelerin belirlenmesinde esas aldığı ölçüt, idarenin kamu tüzel kişiliğine sahip olması değil, kamu kaynağını kullanması, yani sermayesinin kamu kaynağından oluşmasıdır.
BİT'ler, ihtiyaç duyulan birtakım yerel hizmetlerin temini için, Türk Ticaret Kanunu esaslarına tâbi olarak bir kamu idaresi olan belediyeler tarafından kurulan veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması koşuluyla ortak olunan özel hukuk tüzel kişileri olmakla, açıkça ve ağırlıklı olarak kamu kaynağını kullanmaktadırlar. Nitekim, davacı belediye iştirakinin sermayesinin %99,78'inin de İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, genel olarak BİT'lerin, bakılan dava özelinde ise ... Sanayi ve Tic. A.Ş'nin; gerek statüleri, gerek teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olup kamu kurumu niteliğinde bulunmadıkları, bununla birlikte, belde sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmaları, belediyenin görev ve hizmet alanlarıyla ilgili faaliyet göstermeleri, belediyeden ayrı bir tüzel kişilikleri ve özerk bütçeleri olmasına karşın sermayelerinin yarısından fazlasının kamu idaresinin sermayesiyle, yani kamu kaynaklarıyla oluşturulması, mahalli idarenin denetimi altında bulunmaları yönleriyle özel hukuk hükümlerine tâbi olan sermaye şirketlerinden farklılaştıkları, bu özelliklerinden dolayı 3284 sayılı Kanun'da ifade edilen "resmi daire ve müessese" ve buna uygun olarak çıkarılan dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında geçen "resmi daire ve idarelere ait iştirakler" kapsamında kaldığı; dolayısıyla dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının, tesis edildiği tarih itibarıyla dayanağı Kanun'un amacına ve lafzına uygun olarak BİT'lere de devir yükümlülüğü getirdiği kanaatine ulaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından dava konusu Kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de; dava konusu düzenlemede resmi daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları maden hurdalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapılacak tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devrinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı şirkete ait hurdaların, piyasa fiyatı üzerinden satışı yapılmak suretiyle davalı kuruma devredileceği anlaşılmakta olup, mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında tesis edilen tarih itibarıyla hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Nitekim, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından, davacı BİT'in depo ve çalışma alanlarındaki muhtelif hurda malzemelerinin satışına ilişkin 02/10/2020 tarihli ihalenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, belediye şirketlerinin belediyelerden ayrı bir tüzel kişilikleri ve özerk bütçeleri olsa da mahalli idarenin denetimi altında oldukları, bu şirketlerin bir takım ayrıcalıklarla karar aldıkları, bu sebeplerle, belediye şirketlerinin, belde sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmaları, belediyenin görev ve hizmet alanlarıyla ilgili faaliyet göstermeleri ve sermayelerinin kamu parasıyla oluşturulması yönleriyle özel hukuk hükümlerine tâbi olan sermaye şirketlerinden farklılaştığı, idarî karar alma yetkisi ve gücüyle donatılmış olan belediyelere ait şirketlerin gerek statüleri, gerek teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olmakla birlikte kamu hizmeti yerine getirdikleri ve bu hizmetleri yerine getirirken kamu makamı gibi hareket ettikleri ve işlemlerinde de idare hukuku kurallarına tâbi oldukları, nitekim, dava konusu ihaleye ait dokümandan davalı şirketin "idare" olarak nitelendirildiği, bu durumda, sermayesinin yarısından fazlası belediyeye ait olan davalı belediye şirketinin "idare" olarak vasıflandırılması gerektiği ve uyuşmazlığa konu hurda malzemelerini davacı Kuruma devredip devretmeme konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla, söz konusu malzemelerin davacı Kurum dışında üçüncü şirketlere ihale yoluyla satılamayacağı gerekçesiyle ihalenin iptaline karar verildiği, bahse konu kararın da Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/06/2021 tarihli ve E:2021/2023, K:2021/2406 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmektedir.
Diğer taraftan, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının tesis edildiği tarihten sonra, 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı ... Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu bir iktisadi devlet teşekkülü iken, bu statüsüne son verilerek bir takım imtiyazlı ve tekel nitelikli haklara sahip olmak kaydıyla Türk Ticaret Kanunu'na ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkete dönüştürülmüş, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na ait bütün hak ve yetkiler bu şirkete devredilmiş olup; Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında ise, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş'nin 3284 sayılı Kanun'a ilişkin görev ve yetkileri "Şirket ikili veya çok taraflı anlaşmalar gereği yabancı ülkeler tarafından Türkiye’de bırakılanlar ile kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri; birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabilir veya devralabilir." şeklinde ifade edilmiştir.
Anılan hükümde geçen devir yükümlülüklerinin kapsamı incelendiğinde ise, Makina ve Kimya Endüstrisi'nin iktisadi devlet teşekkülü statüsünün sona erdirilip özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirkete dönüştürüldüğü de dikkate alınarak, devir yükümlülerinin kapsamının daraltıldığı ve bu Kanun'un yayım tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan tanımlar esas alınarak "kamu payı" yerine "hazine payı" kriterinin benimsendiği, bir diğer ifadeyle 3284 sayılı Kanunla "kamu kaynağı kullanan idareler" olarak belirlenen devir yükümlüsü kapsamının "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" ile sınırlandırıldığı ve bu kapsama belediye iktisadi teşebbüslerinin girmediği sonucuna varılmaktadır.
Başka bir anlatımla, iktisadi devlet teşebbüsü ya da bağlı ortaklıkların devlet hazinesine ait sermaye ile, belediye iktisadi teşebbüsünün ise devlet hazinesinden ayrı bir mal varlığı olan belediyeye ait sermaye ile kurulduğu, bu nedenle 233 sayılı KHK kapsamında yer almayan belediye iktisadi teşebbüslerinin, 7330 sayılı Kanun'da sayılan kamu iktisadi teşebbüsü ya da sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklık olarak değerlendirilemeyeceğinden, 7330 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra devir yükümlülüğü de olmadığı değerlendirilmektedir.
Buna göre, 3284 sayılı Kanun'da geçen "resmi daire ve müesseseler" ibaresinin, sonraki kanun niteliğinde olan 7330 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrası ile zımnen ilga edildiği kabul edilmese dahi, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş'nin görev ve yetkileri haricinde faaliyette bulunmasının mümkün olamayacağı açıktır. Bu itibarla, belediye iktisadi teşebbüslerinin dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın tesis edildiği tarihte 3284 sayılı Kanun hükümleri uyarınca devirle yükümlü olduğu açık olmakla birlikte, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş'nin statüsü ile görev ve yetkilerinin değiştirildiği 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/07/2021 tarihinden itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında sayılan "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" dışındaki idarelerin ve dolayısıyla BİT'lerin, adı geçen A.Ş'ye satış suretiyle devir yükümlülüğünün sona erdiği kanaatine ulaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil edilen ve duruşmada hazır bulunan davalı Cumhurbaşkanlığına verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/04/2025 tarihinde gerekçe yönünden oy çokluğuyla, esas yönünden oy birliğiyle karar verildi.
(X) - KARŞI OY:
Dava, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlık; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki (belediye iktisadi teşebbüsü) olan davacı şirketin 3284 sayılı Kanun kapsamı ile 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/07/2021 tarihinden itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrası kapsamında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
7330 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde, 3284 sayılı Kanun uyarınca; üretim faaliyetinde ham madde olarak kullanmak ve değerlendirmek amacıyla Makina ve Kimya Endüstrisi'nin halihazırda sahip olduğu kamu kurum ve kuruluşlarından hurda malzemeyi alma ve değerlendirme yetkisinin devam edeceğine yönelik düzenleme yapılmasının amaçlandığı, diğer bir ifadeyle, anılan Kurumun 3284 sayılı Kanun uyarınca var olan yetkisinin aynen sürdürülmesinin hedeflendiği görülmektedir.
5216 sayılı Kanun ve şirket ana sözleşmesi çerçevesinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hukukî statüsü irdelendiğinde; hisselerinin tamamının doğrudan ve dolaylı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait, tüzel kişiliği haiz bir belediye şirketi olduğu, faaliyet alanının hisselerine sahip olan büyükşehir belediyesinin görev ve hizmet alanlarıyla sınırlı olduğu, büyükşehir belediyesinin yetki ve sorumluluğu altındaki toplu ulaşım hizmetinin işletmeciliğini yaptığı, bu hale göre kamu hizmeti niteliğindeki toplu taşıma hizmetini yürütmekle görevlendirilen bir kamu kuruluşu olduğu anlaşılmaktadır.
... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin şirket statüsünde kurulmuş olması, kamu kuruluşu olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Kamu kuruluşu olarak ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin birtakım kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülükleriyle donatıldığı açıktır. Kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülükleri özel hukuku aşan her türlü hüküm ve şarttır. Örneğin; tek taraflı işlem yapma yetkisi, tüzel kişinin karar organlarında idare tarafından atanan üyelerin bulunması, Sayıştay denetimine tabi olma gibi kamu gücü barındıran ayrıcalık ve yükümlülükleridir. Ayrıca, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bakımından, belediye şirketleri/iştirakleri kanun kapsamında yer almakta ve 'idare' olarak tanımlanmaktadır.
Kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülüklerine tâbi olma şartının gerçekleşmesi için, belediye şirketlerinin bütünüyle kamu hukuku rejimine tâbi olması gerekli değildir. Kaldı ki, bu şirketlerin ana sözleşmelerinde, yönetim kurulu başkanının büyükşehir belediyesi başkanı olması gibi özel hukuku aşan birtakım hükümlere de rastlamak mümkündür. (GÖZLER Kemal, İdare Hukuku, Cilt I, 2019, Bursa, s. 687-688).
Kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülükleriyle donatılan bir kamu kuruluşu olan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, 3284 sayılı Kanun uyarınca resmî daire ve müessese kavramı içerisinde yer aldığı gibi, 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/07/2021 tarihinden itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında sayılan "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" içerisinde yer aldığı, nitekim anılan Kanun'un yukarıda aktarılan gerekçesinde de bunun ifade edildiği, bu nedenle 7330 sayılı Kanun uyarınca "kamu idaresi" olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kamusal yükümlülük getiren anılan kanunlar gereğince resmî daire ve müesseselerin, diğer bir ifadeyle kamu idarelerinin malik oldukları hurda malzemeyi ... A.Ş.'ye devretme zorunluluğu bulunduğundan, kamu kuruluşu olan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. de bu yükümlülüğe tâbidir.
Bu itibarla; Belediye İktisadi Teşebbüslerinin (iştirak/şirket) 3284 ve 7330 sayılı Kanunlarda geçen "resmi daire ve müessese" ve "kamu idaresi" kapsamında yer aldığı ve dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu görüşüyle Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.