SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/6783 E. 2025/2038 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/6783

Karar No

2025/2038

Karar Tarihi

15 Nisan 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6783 E. , 2025/2038 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6783
Karar No : 2025/2038

DAVACI : ... Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...
VEKİLİ : Hukuk Müş. ...

DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, (Mülga) Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirket tarafından,19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Bakanlar Kurulu kararında sayılan idarelerin mülkiyetinde bulunan maden hurdalarının ... Endüstrisi Anonim Şirketine satış yoluyla devredilmesinin zorunlu kılınmasına ilişkin dava konusu Genelge'nin Anayasada yer alan mülkiyet hakkına aykırı olduğu, Genelgenin dayanağı olan Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle de ayrıca dava açıldığı, dava konusu Genelgenin ve dayanağı olan Bakanlar Kurulu kararının kapsamı itibariyle 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanuna da aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Davacı şirketin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki olması nedeniyle dava konusu Genelgenin kapsamında yer alan idarelerden olduğu, dava konusu işlemin, dayanağı olan Bakanlar Kurulu kararına ve 3284 sayılı Kanuna uygun şekilde tesis edildiği, ... Endüstrisi Anonim Şirketinin 3284 sayılı Kanunun ve 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamında yer alan idarelere ait maden hurdalarını devralma konusunda tek yetkili olduğu, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, (Mülga) Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
... Endüstrisi Kurumu 08 Mart 1950 tarihli ve 5591 sayılı (mülga) Kanunla sermayesinin tamamı devlet tarafından karşılanmak üzere kurulmuş, 18/11/1983 tarih ve 105 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile söz konusu Kanun yürürlükten kaldırılmış, 105 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ise 20/05/1991 tarihinde 3743 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmış ve 18 Haziran 1984 tarihli 233 sayılı KHK yürürlüğe girmiştir.
03.07.2021 tarihli ve 31530 sayılı Resmî Gazete' de yayımlanan 7330 sayılı Kanun ile ... Endüstrisi Kurumu, anonim şirket olarak yapılandırılmış, bu Yasayla, ... Endüstrisi Anonim Şirketinin kuruluşu, yönetimi, denetimi, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek amacıyla, 6102 sayılı Kanuna göre Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak hazırlanan esas sözleşmesinin imzalanmasını müteakip yapılacak tescil ve ilan ile faaliyete geçen, sermayesinin tamamı Hazineye ait, ancak, mülkiyet hakkı ile kâr payı hakkına halel gelmemek ve pay sahipliğinden kaynaklanan bütün mali haklar Hazine ve Maliye Bakanlığında kalmak kaydıyla Hazinenin Şirketteki pay sahipliğine dayanan oy, yönetim, temsil, denetim gibi hak ve yetkileri Bakanlık tarafından kullanılan, işletme bütçesi ile ilgili olarak her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınan Şirketin, ikili veya çok taraflı anlaşmalar gereği yabancı ülkeler tarafından Türkiye’de bırakılanlar ile kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri; birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabileceği veya devralabileceği, bu fıkrayla ilgili hususlar hakkında 17.12.1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı, belirlenmiştir.
3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; Demir, bakır, kurşun, kalay, tutya, aleminyum, antimuvan ve nikel hurdalar ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılamayacak bir hale gelmiş bilümum muharrik veya müteharrik vasıtaların memleket dışına çıkarılmasını yasak etmiye Cumhurbaşkanı( 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İcra Vekilleri Heyeti” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.) salahiyetlidir. Bu maddelerin memleket içinde satılması serbesttir." 2. maddesinde; Resmi daire ve müesseselerde birinci maddede yazılı mevaddan kendi ihtiyaçlarından fazla olanlar, 2490 sayılı kanunun 66 ncı maddesine göre askeri fabrikalara devredilir.", 3. maddesinde; "Birinci maddede yazılı hurda madenlerle halitalarının ve muharrik veya müteharrik vasıtaların satın alınması için askeri fabrikalar Umum Müdürlüğü bütçesine her sene lüzumu kadar ayrıca tahsisat konur.", 4. maddesinde; "Birinci maddede yazılı hurdalardan, Fabrikalar Umum Müdürlüğünce tayin edilecek yerlerde askeri fabrikalar teşkilatına arz ve teklif olunanlarının bu kanunda tayin edilen fiat ve şartlara göre satın alınması mecburidir.", 5. maddesinde; "Birinci maddede yazılı mevaddan askeri fabrikalara arzedilenler hakkında 2490 sayılı kanun mucibince teşkil olunacak satın alma komisyonlarınca bu madenlerin ecnebi memleketler hurda piyasaları hakkında her üç ayda bir İktısad Vekaletinden alınacak malumat göz önünde bulundurulmak ve işbu piyasa fiatlarından çıkarılması lazım gelen nakil vesair masrafları çıkarılmak suretile elde edilecek harici piyasa fiatlarile arzolunan hurda ve halitanın vaziyetine ve dahili piyasa fiatları üzerinden tesbit ve ilan olunacak fiatlara göre muamale yapılır." hükmü getirilmiştir.
3284 sayılı Yasa hükümleri ile Yasada belirtilen maddelerin yurtdışına çıkarılmasının yasak edilmesi ve resmi daire ile müesseselerde bu maddelerden kendi ihtiyaçlarından fazla olanların askeri fabrikalara devredilmesi öngörülmüş ve bu Yasa hükümlerini uygulama konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.
Bu yetkiye dayanılarak ve 15.3.1950 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, Kurum Ana Statüsüne paralel hükümler bulunan mülga 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu ile anılan Kuruma verilen görevler gözönünde bulundurularak, Bakanlar Kurulu'nca anılan Yasada yer alan maddelerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na devri usulü 20.3.1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile düzenlenmiştir. Anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile resmi daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapacağı tesbit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devirleri kararlaştırılmıştır.
233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarını ve bunların müesseselerini, bağlı ortaklıklarını ve iştiraklerini kapsayacağı kurala bağlanmış, Bu Kanun Hükmünde Kararnameyle; a) İktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarının ve bunların müesseselerinin, bağlı ortaklıklarının kurulmasını, iştiraklerinin teşkilini, özerk bir tarzda ve ekonominin kurallarına uygun olarak yönetilmelerini, b) İktisadi devlet teşekküllerinin ekonomik gereklere uygun olarak verimlilik ve karlılık ilkeleri doğrultusunda kendi aralarında ve milli ekonomi ile uyum içinde çalışarak sermaye birikimine yardım etmelerini ve bu suretle daha fazla yatırım kaynağı yaratmalarını, c) Kamu iktisadi kuruluşlarının kendilerine verilen görev ve kamu hizmetlerini ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak verimlilik ilkesi doğrultusunda yürütmeleri,(...),amaçlanmıştır. 2.maddesinde; İktisadi devlet teşekkülü "sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsü olarak tanımlanmış ve ...K bir iktisadi devlet teşekkülü olarak 17/6/2000 tarih ve 24082 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile Milli Savunma Bakanlığı ile ilgilendirilmiş, ... ve ... İşletmeleri A.Ş., Kurumun, Silah Sanayii Müessesesinin bağlı ortaklığı olarak yapılandırılmış, 30.6.2021 tarihli ve 7330 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu başlık altında yer alan “Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (...K)” satırı listeden çıkarılmıştır.
Dava konusu Genelgenin yürürlüğe konulduğu tarih itibariyle Kurumun, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olması nedeniyle 28.10.1984 tarih ve 18559 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kurum Ana Statüsü yürürlüğe girmiş olup, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü'nün 4. maddesinde; her türlü silah, mühimmat ve patlayıcı maddelerle benzerlerini ve askeri ihtiyaçlara yarayan araç ve gereçleri, makina ve sistemleri imal etmek veya ettirmek, tadil ve tamir etmek, makina, malzeme, tesisat, motorlu ve motorsuz araç ve gereç, alet ve yedeklerini ve benzerlerini imal etmek veya ettirmek, tadil, ıslah ve tamir etmek, yukarıdaki faaliyet konuları ve benzerleri ile ilgili olarak yurtiçi ve yurtdışından gerektiğinde yerli ve yabancı kuruluşlarla işbirliği veya iştiraklerde bulunmak, proje, müşavirlik işleri yapmak, faaliyet alanları ile ilgili tesisler kurmak ve işletmelerinin ihtiyacı olan enerjiyi üretmek, resmi daireler ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar, uluslararası ikili anlaşmalara giren kuruluş ve teşekküllerin hurdaya ayırdıkları her türlü maden, malzeme, araç ve gereçleri toplamak, değerlendirmek ve kullanmak Kurumun yapacağı işler arasında sayılmıştır.
19.3.2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgede, 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi hükmü gereği Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu ... İşletmeleri (...) A.Ş. bu Kararname kapsamında bulunan kurum ve kuruluşlardan, her türlü hurda malzemeyi toplama ve değerlendirme göreviyle yükümlü kılınmıştır. Her türlü hurda malzemenin, kamu kurum ve kuruluşlarınca ...'a satış suretiyle devri öngörülmüştür.
Dava konusu işleme dayanak oluşturan Bakanlar Kurulu Kararnamesinin iptali için açılan davalar ise henüz sonuçlanmamıştır.
Öte yandan, davacıya ait depo ve çalışma alanlarındaki toplam 336.000 kilogram muhtelif hurda malzemelerinin 02.10.2020 tarihinde satışına ilişkin yapılan ihalenin iptal edilerek söz konusu hurda malzemelerin satış suretiyle Kuruma devredilmesi istemiyle 25.09.2020 tarihli dilekçeyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile söz konusu 02.10.2020 tarihli hurda malzemelerin satış işine ilişkin ihalenin iptali istemiyle ...K tarafından ... İdare Mahkemesinin E:... esasında açılan davada; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın, Danıştay Onüçüncü Dairesince onandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için sermayesinin yarısından fazlası (%99,78) belediyeye ait olan davalı şirketin hukuki niteliğinin ortaya konulması ve bu şirketin söz konusu hurda malzemeleri davacı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satış suretiyle devretmesi belirtilen kuruluşlar arasında sayılıp sayılamayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (a) bendinde; "Belediye: Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi" şeklinde tanımlanmış, "Şirket kurulması" başlıklı 70. maddesinde; "Belediye kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usûllere göre şirket kurabilir.
" kuralına yer verilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Şirket kurulması" başlıklı 26. maddesinde de; Büyükşehir belediyesinin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilecekleri kuralı yer almaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 70. maddesi ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesine göre; belediye şirketleri, belediyeler tarafından kurulmaktadır. Belediye şirketlerinin belediyelerden ayrı bir tüzel kişilikleri ve özerk bütçeleri olsa da, mahalli idarenin denetimi altındadırlar. Bu sebeplerle belediye şirketleri; belde sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmakta ve belediyenin görev ve hizmet alanlarıyla ilgili faaliyet göstermekte olduğundan, sermayesinin yarıdan fazlasının Belediyeye ait olması nedeniyle özel hukuk hükümlerine tâbi olan sermaye şirketlerinden farklılaşmakta, belediye şirketleri Sayıştay denetimine tabi olmakta, 4734 sayılı Kanun hükümlerine göre ilgili harcamalarını bu kanunda belirtilen usullere göre yapması gerekmektedir. İdarî karar alma yetkisi ve gücüyle donatılmış olan belediye şirketleri, gerek statüleri, gerek teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olmakla birlikte kamu hizmeti görmeleri nedeniyle hizmetleri yerine getirirlerken kamu makamı gibi hareket etmekte ve işlemleri de idare hukuku kurallarına tâbi olmaktadır. Bu halde yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında, belediyenin görev ve sorumlulukları çerçevesinde bu görevleri yerine getirmek üzere kurulan, kamu faaliyeti yürüten sermayesinin yarısından fazlası belediyeye ait olan davalı belediye şirketinin "idare" olarak nitelendirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, 3284 sayılı Yasa ve mülga Kurum Kanunu ve 3284 sayılı Yasaya istinaden Bakanlar Kurulu Kararnamesine ve daha sonra Kurumun yeniden düzenlenen statüsüne göre resmi daireler ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar ile kuruluş ve teşekküllerin hurdaya ayırdıkları her türlü maden, malzeme, araç ve gereçleri toplamak, değerlendirmek ve kullanmak işi yapacağı işler arasında yer alan, bir iktisadi devlet teşekkülü olan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu ve bağlı ortaklığı ... İşletmeleri (...)A.Ş.nin, her türlü hurda malzemeyi toplama ve değerlendirme göreviyle yükümlü kılınmış olması ve sonrasında sermayesinin tamamı Hazineye ait ancak, mülkiyet hakkı ile kâr payı hakkına halel gelmemek ve pay sahipliğinden kaynaklanan bütün mali haklar Hazine ve Maliye Bakanlığında kalmak kaydıyla Hazinenin Şirketteki pay sahipliğine dayanan oy, yönetim, temsil, denetim gibi hak ve yetkileri Bakanlık tarafından kullanılacak olan bir anonim şirkete dönüşmüş olmasına karşın kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlardan satın alabileceği veya devralabileceğinin ve 3284 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağının belirtilmiş olması nedeniyle dava konusu düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/04/2025 tarihinde, davacı ... İstanbul Sanayi ve Tic. A.Ş'yi temsilen vekili Av. ...'nın geldiği, davalı Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. ...'ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirket tarafından, uhdesinde bulunan muhtelif hurda malzemelerin 02/10/2020 tarihlinde ihale ile satışının yapılması istenilmiş, Makine Kimya Enstitüsü Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu ihalenin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ihalenin iptaline karar verilmiş, bahse konu karar da Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/06/2021 tarihli ve E:2021/2023, K:2021/2406 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Bunun üzerine davacı şirket tarafından, (Mülga) Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesinin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan, 11/02/2017 tarihli ve 29976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hükümet sistemi değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kabul edilmiş, anılan hükümler 09/07/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunla yapılan değişiklikler kapsamında, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 8. maddesinde, daha önce Bakanlar Kurulu ile Cumhurbaşkanı tarafından birlikte kullanılan yürütme görev ve yetkisinin tek başına Cumhurbaşkanına ait olduğu belirtilmiş, Bakanlar Kurulunun düzenlendiği 109. madde ilga edilmiş, ayrıca Geçici 21. maddenin (F) fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur." kuralına; (G) fıkrasında ise, "Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır." kurallarına yer verilmiştir.
Buna göre, halihazırda yürürlükte bulunan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun ile 20/03/1971 tarihli ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak çıkarılan ve Anayasa değişikliği sonrası Cumhurbaşkanınca yürürlükten kaldırılmayan dava konusu Başbakanlık Genelgesinin hukuki geçerliliğinin sürdüğü anlaşılmakla uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
17/12/1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'un;
1\. maddesinde, "Demir, bakır, kurşun, kalay, tutya, aleminyum, antimuvan ve nikel hurdalarile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılamayacak bir hale gelmiş bilümum muharrik veya müteharrik vasıtaların memleket dışına çıkarılmasını yasak etmiye Cumhurbaşkanı salahiyetlidir.
Bu maddelerin memleket içinde satılması serbesttir.";
2\. maddesinde, "Resmi daire ve müesseselerde birinci maddede yazılı mevaddan kendi ihtiyaçlarından fazla olanlar, 2490 sayılı kanunun 66 ncı maddesine göre askeri fabrikalara devredilir.";
4\. maddesinde, "Birinci maddede yazılı hurdalardan, Fabrikalar Umum Müdürlüğunce tayin edilecek yerlerde askeri fabrikalar teşkilatına arz ve teklif olunanlarının bu kanunda tayin edilen fiat ve şartlara göre satın alınması mecburidir.";
5\. maddesinde, "Birinci maddede yazılı mevaddan askeri fabrikalara arzedilenler hakkında 2490 sayılı kanun mucibince teşkil olunacak satın alma komisyonlarınca bu madenlerin ecnebi memleketler hurda piyasaları hakkında her üç ayda bir İktısad Vekaletinden alınacak malumat göz-önünde bulundurulmak ve işbu piyasa fiatlarından çıkarılması lazım gelen nakil vesair masrafları çıkarılmak suretile elde edilecek harici piyasa fiatlarile arzolunan hurda ve halitanın vaziyetine ve dahili piyasa fiatları üzerinden tesbit ve ilan olunacak fiatlara göre muamale yapılır.";
9\. maddesinde de, "Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur." hükümlerine yer verilmiştir.
15/03/1950 tarihli ve 18093 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı tarihinde yürürlükte bulunan 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu'nun "Kuruma İntikal Edecek Tesisler" başlıklı 18. maddesinde, çeşitli kanun ve tüzüklerle Askeri Fabrikalara tanınmış olan tüm hak ve yetkilerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna devredildiği belirtilmiş; anılan Kanun, önce 18/11/1983 tarih ve 105 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, bu Kanun Hükmünde Kararname ise 3743 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli liste uyarınca "iktisadi devlet teşekkülü" olan bahse konu Kurumun kuruluş ve işleyişine dair esaslar, 28/10/1984 tarih ve 18559 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ana Statü ile düzenlenmiştir.
Dava konusu Başbakanlık Genelgesinin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan bahse konu Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü'nün 4. maddesinde, her türlü silah, mühimmat ve patlayıcı maddelerle benzerlerini ve askeri ihtiyaçlara yarayan araç ve gereçleri, makina ve sistemleri imal etmek veya ettirmek, tadil ve tamir etmek, makina, malzeme, tesisat, motorlu ve motorsuz araç ve gereç, alet ve yedeklerini ve benzerlerini imal etmek veya ettirmek, tadil, ıslah ve tamir etmek, resmi daireler ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar, uluslararası ikili anlaşmalara giren kuruluş ve teşekküllerin hurdaya ayırdıkları her türlü maden, malzeme, araç ve gereçleri toplamak, değerlendirmek ve kullanmak Kurumun faaliyet konuları arasında sayılmıştır.
Dava konusu Başbakanlık Genelgesinden sonra, 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı ... Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un;
"Kuruluş" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunla belirlenen amaçlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak üzere; kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa ve özel hukuk hükümlerine tabi, ... olan ... Endüstrisi Anonim Şirketi (... A.Ş.) unvanı altında bir anonim şirket kurulmuştur. Şirketin ilgili olduğu Bakanlık, Millî Savunma Bakanlığıdır. ...
(3) Şirketin sermayesinin tamamı Hazineye aittir.";
"Görev ve yetki" başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında, "Şirket ikili veya çok taraflı anlaşmalar gereği yabancı ülkeler tarafından Türkiye’de bırakılanlar ile kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri; birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabilir veya devralabilir. Bu fıkrayla ilgili hususlar hakkında 17/12/1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.";
"Atıflar" başlıklı 9. maddesinde,
"(1) Mevzuatta Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna yapılan atıflar Şirkete yapılmış sayılır." kuralına yer verilmiş;
"Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 10. maddesiyle, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (...) lağvedilerek 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ekindeki iktisadi devlet teşekkülü listesinden çıkarılmıştır.
"Devir" başlıklı geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında da, "Bu Kanunla kapatılan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna ait ... her türlü borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler ... bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte hiçbir işleme gerek kalmaksızın Şirkete devredilmiş sayılır." hükmü yer almıştır.
3284 sayılı Kanun'da verilen yetkiye dayanılarak ve mülga 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu ile anılan Kuruma verilen görev ve yetkiler göz önünde bulundurularak, Bakanlar Kurulunca, 3284 sayılı Kanun'da sayılan hurda maddelerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na satış suretiyle devri usulüne ilişkin dava konusu 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Malzeme Alımına Ait Kararname, 06/04/1971 tarihli ve 13801 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Anılan Bakanlar Kurulu Kararında, "Resmi Daire ve İdareler ve İktisadi Devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından 6 ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapılacak tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen kurum satış suretiyle devirleri, ... Kararlaştırılmıştır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesinde ise, 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesi uyarınca, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin faaliyetlerini verimlilik ve karlılık ilkeleri doğrultusunda kendi aralarında ve milli ekonomi ile uyum içinde, ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak yürütmelerinin amaçlanmış olmakla beraber, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde, (mülga) Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu ... İşletmeleri A.Ş. (... A.Ş.), Kararname kapsamında bulunan kurum ve kuruluşlarından, her türlü hurda malzemeyi toplama ve değerlendirme göreviyle yükümlü kılınmış, bu nedenle anılan kapsamdaki hurda malzemelerin, kamu kurum ve kuruluşlarınca ... A.Ş.'ye satış suretiyle devrinin temini hususunda ilgili birimler talimatlandırılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki (belediye iktisadi teşebbüsü) olan davacı şirketin 3284 sayılı Kanun, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve dava konusu Genelge kapsamında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hurda malzemeleri satış suretiyle devir yükümlüğü getirilen idareler; dava konusu Genelgenin dayanağı olan ve halihazırda yürürlükte bulunan 3284 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, "resmi daire ve müesseseler" şeklinde, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Malzeme Alımına Ait Kararnamede, "Resmi Daire ve İdareler ve İktisadi Devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştirakler" şeklinde ifade edilmiş; dava konusu Genelgede ise "kamu kurum ve kuruluşları" olarak tanımlanmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle, 3284 sayılı Kanunla devre yükümlü kılınan "resmi daire ve müesseseler" kavramının anlam ve kapsamının açıklığa kavuşturulması, ardından 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile dava konusu Genelgede yükümlülüğe tabi olduğu belirtilen idarelerin dayanak Kanuna uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin irdelenmesi, son olarak da "belediye iştirakleri"nin niteliğinin ve bahse konu mevzuat kapsamına girip girmediğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Bu bağlamda, 3284 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, "1-Memleketin müdafaası bakımından madenlerimizi işletinceye kadar memlekette mevcud ve az miktarda bulunan hurda demir, prinç, bakır, tutya, alominyom ve benzerlerinin varlığına muhtaç bulunuyoruz. Fabrikalarımızın harp yıllarındaki ihtiyaçlarına biricik kaynak olan ve memleket içinde gittikçe azalan bu hurdaların memleket dışına çıkarılmasının yasak edilmesile beraber memleket dahilinde her türlü satışın serbest tutulması ve harice çıkarılamayan ve Devlet daire ve resmî müesseselerinin ihtiyacından fazla kalacak olan hurdaların fabrikalrımıza kaynak olacak duruma getirilmesi gerekli görülmüştür.
2- Askerî fabrikalarca satın alınacak ve ihtiyaç zemanına kadar depo halinde beklettirilecek olan bu hurdalar, fabrikaların mütedavil sermayesini mütezayiden bu işe bağlamak zaruretini meydana koyacaktır. Bu hurdaların birikmesi Millî seferberlik bakımından icabı hale göre bir çok vekâletleri ilgilendirecek bir Devlet işi olması yönünden ucuza mal edilmesi gerekli görülmüştür." ifadelerine yer verildiği; Hükümetin teklif ettiği metinde "Devlet dairelerile resmi müe
sseselerde" şeklinde yer alan ibarenin, encümen değişiklikleri sonucunda "Resmi daire ve müesseseler" halini alarak yasalaştığı görülmüştür.
Aktarılan Kanun gerekçesinin incelenmesinden; kanun koyucunun, askeri fabrikaların, ödeneklerinin önemli bir kısmını, özellikle savaşta ihtiyaç duyacağı, bu nedenle barışta satın alıp depo ederek bekleteceği bir takım hurda malzemeler için tüketmesi yerine bu malzemeleri halihazırda elinde bulunduran idarelerin ihtiyaç fazlası haline gelenlerini satış suretiyle devralmasını öngördüğü; daha açık bir ifadeyle, askeri fabrikaların ihtiyacı olan malzemeleri, kamu kaynaklarının verimli kullanılması suretiyle yurt içinden temin etmesini amaçladığı, bu nedenle kamu kaynaklarını kullanan idarelere bahse konu hurda malzemeleri bedeli mukabilinde askeri fabrikalara (işlem tarihi itibarıyla Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna) devir mecburiyeti getirdiği, böylelikle aynı zamanda hem idarelerin elinde bulunan ihtiyaç fazlası (ölü stok) maden hurdalarının değerlendirilmesini hem de hurdaların piyasa fiyatlarından alınması suretiyle bu idarelerin zarar etmemesini hedeflediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, 3284 sayılı Kanun'da geçen "resmi daire ve müesseseler" ibaresinden, kamu kaynaklarını kullanan idarelerin kastedildiği sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, dava konusu Başbakanlık Genelgesinin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü'nün 4. maddesinde, "resmi daireler ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar, uluslararası ikili anlaşmalara giren kuruluş ve teşekküller" ibaresine yer verilmek suretiyle 3284 sayılı Kanun'da öngörülen devir yükümlülüğünün, kamu kaynağını kullanan idareler için getirildiği belirtilerek kanun koyucunun iradesi vurgulanmıştır.
Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 123., 126. ve 127. maddelerine istinaden, Türk idari teşkilatı, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esasına göre merkezi idare (genel idare/ Devlet idaresi) ile yer yönünden yerinden yönetim kuruluşları (yerel yönetimler) ve hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları (kamu kurumları) şeklinde oluşmuştur.
Türk Anayasa ve İdare Hukukunda kamu idaresi kavramı, belirli bir coğrafi alanda (ülke genelinde veya ülkenin belirli bir bölgesinde) bulunan insanların ortak ve genel gereksinimlerini karşılamak üzere oluşturulmuş birimleri ifade etmek üzere, genel idare (merkezi idare/ Devlet idaresi) ve yerel idareler için kullanılan ortak bir kavramdır (Kemal Gözler, İdare Hukuku, C.I, 3. Baskı, Bursa, 2019, s. 239). Kamu kurumu ise, belirli bir ya da birkaç kamu hizmetini ya da faaliyetini yürütmekle görevli, kamu tüzel kişiliğine sahip idare teşkilatı birimi olarak tanımlanmaktadır (Lütfi Duran, İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul, 1982, s.188). Daha açık bir ifadeyle, kamu idarelerinin görevleri kapsamındaki bir hizmet ya da hizmete bağlı bir kısım faaliyetin, bu idarelerden ayrılarak, ihtisas prensibi çerçevesinde idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisine devredilmesi söz konusudur (Sıddık Sami Onar, İdare Hukukunun Umumi Esasları, C.II, 3. Baskı, İstanbul, 1966, s. 1002). Dolayısıyla, kamu kurumları, kamu tüzel kişiliğini haiz hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarını ifade eden bir kavramdır.
Öte yandan, mevzuatımızda açık bir kamu kuruluşu tanımı yer almamakta olup, uygulamada bu kavramın çoğunlukla, "bakanlık bağlı kuruluşu", "bakanlık ilgili kuruluşu", "bakanlık ilişkili kuruluşu", "kamu iktisadi kuruluşu" için kullanıldığı görülmektedir.
Bu durumda, 3284 sayılı Kanun ile devir yükümlüsü olarak belirlenen "resmi daire ve müesseseleri", bu Kanun'un 9. maddesiyle verilen yetkiye istinaden ve anılan Kanun'un amacına uygun olarak, resmi daire, idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile resmi daire, idareler ve iktisadi devlet teşekküllerine ait müessese ve iştirakler şeklinde belirleyen Bakanlar Kurulu Kararının uygulamasını göstermek üzere çıkarılan dava konusu Genelgeyle, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki idarelerin kısaca "kamu kurum ve kuruluşları" olarak tanımlanmasında, dayanağı Kanun ve Kararın amacına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Belediye ve büyükşehir belediyesi iştiraklerinin hukuki niteliği ile dava konusu Genelge kapsamında yer alıp almadığına gelince;
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yukarıda değinildiği üzere, yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu (yerel yönetim) olan belediye ve büyükşehir belediyelerinin, kamu idaresi kavramına dahil olduğu sabittir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 70. maddesinde, "Belediye kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usûllere göre şirket kurabilir." hükmüne; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesinde de, "Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yetkiye istinaden belediye ve büyükşehir belediyelerince, kendilerine ait görev ve kamu hizmeti alanlarında faaliyet göstermek üzere Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurulan şirketler (belediye iştirakleri), kısaca belediye iktisadi teşebbüsü (BİT) olarak adlandırılmaktadır. Başka bir tanımla, BİT'ler, ihtiyaç duyulan birtakım yerel hizmetlerin temini için, Türk Ticaret Kanunu esaslarına tâbi olarak belediyeler tarafından kurulan veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması koşuluyla ortak olunan, belediyelerin görev alanına giren konularda faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişileridir. Dolayısıyla, belediye iktisadi teşebbüsleri, ortağı olan belediyeden ayrı bir tüzel kişiliğe ve belediye bütçesinden bağımsız bir bütçeye sahip olmakla birlikte; belediyenin yönetim ve denetimi altında, diğer bir anlatımla, belediyenin görüş ve talimatları doğrultusunda faaliyette bulunmakta; görev, yetki ve sorumlulukları belediyece belirlenen ana sözleşme hükümleri dışında kural olarak iş ve işlem yapamamaktadır.
Buna göre, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ticaret siciline tescil ile kurulan, dolayısıyla özel hukuk tüzel kişisi olan belediye iktisadi teşebbüslerinin (belediye iştiraklerinin), kamu idaresi ya da kamu kurumu olmadığı açıktır.
Başka bir açıdan anlatmak gerekirse, kamu tüzel kişileri, idareye mahsus bir kuruluş yapısına sahip olan ve bundan ötürü kuruluşları idare hukukunca düzenlenen tüzel kişilerdir (Tahsin Bekir Balta, İdare Hukuku I, Genel Konular, AÜSBF Yayınları, Ankara, 1970, s.201). Bu açıdan, her ne kadar bir kamu tüzel kişisi olan belediye tarafından kurulmuş olsa ve belediyenin kurma ya da katılma yönünde bir idari işlemi bulunsa da, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurulmuş bir şirketin (BİT'lerin) özel hukuk tüzel kişisi olduğunun kabulü gerekir. Zira, söz konusu tüzel kişiliği kuran işlem, idari bir işlem değildir ve bu işlemin tâbi olduğu kurallar özel hukuk hükümleridir (Ender Ethem Atay, İdare Hukuku, Turhan Yayınları, Ankara, 2006, s. 142). Nitekim BİT'ler, Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinde tacir olarak kabul edilmiştir.
Bununla birlikte, yukarıda aktarıldığı üzere, 3284 sayılı Kanun'un bedeli mukabili devir yükümlülüğüne tabi tuttuğu idarelerin belirlenmesinde esas aldığı ölçüt, idarenin kamu tüzel kişiliğine sahip olması değil, kamu kaynağını kullanması, yani sermayesinin kamu kaynağından oluşmasıdır.
BİT'ler, ihtiyaç duyulan birtakım yerel hizmetlerin temini için, Türk Ticaret Kanunu esaslarına tâbi olarak bir kamu idaresi olan belediyeler tarafından kurulan veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması koşuluyla ortak olunan özel hukuk tüzel kişileri olmakla, açıkça ve ağırlıklı olarak kamu kaynağını kullanmaktadırlar. Nitekim, davacı belediye iştirakinin sermayesinin %99,78'inin de İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, genel olarak BİT'lerin, bakılan dava özelinde ise ... İstanbul Sanayi ve Tic. A.Ş'nin; gerek statüleri, gerek teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olup kamu kurumu niteliğinde bulunmadıkları, bununla birlikte, belde sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmaları, belediyenin görev ve hizmet alanlarıyla ilgili faaliyet göstermeleri, belediyeden ayrı bir tüzel kişilikleri ve özerk bütçeleri olmasına karşın sermayelerinin yarısından fazlasının kamu idaresinin sermayesiyle, yani kamu kaynaklarıyla oluşturulması, mahalli idarenin denetimi altında bulunmaları yönleriyle özel hukuk hükümlerine tâbi olan sermaye şirketlerinden farklılaştıkları, bu özelliklerinden dolayı 3284 sayılı Kanun'da ifade edilen "resmi daire ve müessese" ve buna uygun olarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararında geçen "resmi daire ve idarelere ait iştirakler" ve dava konusu Genelgede belirtilen "kamu kurum ve kuruluşları" kapsamında kaldığı; dolayısıyla dava konusu Genelgenin, tesis edildiği tarih itibarıyla dayanağı Kanun ve Kararın amacına ve lafzına uygun olarak BİT'lere de devir yükümlülüğü getirdiği kanaatine ulaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından dava konusu Genelgenin mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de; dava konusu Genelge ve atıf yaptığı Kararda resmi daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları maden hurdalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapılacak tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devrinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı şirkete ait hurdaların, piyasa fiyatı üzerinden satışı yapılmak suretiyle ilgili Kuruma devredileceği anlaşılmakta olup, mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesinde tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Nitekim, davacı şirket tarafından Bakanlar Kurulunca çıkarılan 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Malzeme Alımına Ait Kararnamenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Dairemizin 15/04/2025 tarih ve E:2021/6785, K:2025/2037 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Yine Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından, davacı BİT'in depo ve çalışma alanlarındaki muhtelif hurda malzemelerinin satışına ilişkin 02/10/2020 tarihli ihalenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, belediye şirketlerinin belediyelerden ayrı bir tüzel kişilikleri ve özerk bütçeleri olsa da mahalli idarenin denetimi altında oldukları, bu şirketlerin bir takım ayrıcalıklarla karar aldıkları, bu sebeplerle, belediye şirketlerinin, belde sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmaları, belediyenin görev ve hizmet alanlarıyla ilgili faaliyet göstermeleri ve sermayelerinin kamu parasıyla oluşturulması yönleriyle özel hukuk hükümlerine tâbi olan sermaye şirketlerinden farklılaştığı, idarî karar alma yetkisi ve gücüyle donatılmış olan belediyelere ait şirketlerin gerek statüleri, gerek teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olmakla birlikte kamu hizmeti yerine getirdikleri ve bu hizmetleri yerine getirirken kamu makamı gibi hareket ettikleri ve işlemlerinde de idare hukuku kurallarına tâbi oldukları, nitekim, dava konusu ihaleye ait dokümandan davalı şirketin "idare" olarak nitelendirildiği, bu durumda, sermayesinin yarısından fazlası belediyeye ait olan davalı belediye şirketinin "idare" olarak vasıflandırılması gerektiği ve uyuşmazlığa konu hurda malzemelerini davacı Kuruma devredip devretmeme konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla, söz konusu malzemelerin davacı Kurum dışında üçüncü şirketlere ihale yoluyla satılamayacağı gerekçesiyle ihalenin iptaline karar verildiği, bahse konu kararın da Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/06/2021 tarihli ve E:2021/2023, K:2021/2406 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmektedir.
Diğer taraftan, dava konusu Genelgenin tesis edildiği tarihten sonra, 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı ... Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu bir iktisadi devlet teşekkülü iken, bu statüsüne son verilerek bir takım imtiyazlı ve tekel nitelikli haklara sahip olmak kaydıyla Türk Ticaret Kanunu'na ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkete dönüştürülmüş, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na ait bütün hak ve yetkiler bu şirkete devredilmiş olup; Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında ise, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş'nin 3284 sayılı Kanun'a ilişkin görev ve yetkileri "Şirket ikili veya çok taraflı anlaşmalar gereği yabancı ülkeler tarafından Türkiye’de bırakılanlar ile kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri; birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabilir veya devralabilir." şeklinde ifade edilmiştir.
Anılan hükümde geçen devir yükümlülüklerinin kapsamı incelendiğinde ise, Makina ve Kimya Endüstrisi'nin iktisadi devlet teşekkülü statüsünün sona erdirilip özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirkete dönüştürüldüğü de dikkate alınarak, devir yükümlülerinin kapsamının daraltıldığı ve bu Kanun'un yayım tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan tanımlar esas alınarak "kamu payı" yerine "hazine payı" kriterinin benimsendiği, bir diğer ifadeyle 3284 sayılı Kanunla "kamu kaynağı kullanan idareler" olarak belirlenen devir yükümlüsü kapsamının "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" ile sınırlandırıldığı ve bu kapsama belediye iktisadi teşebbüslerinin girmediği sonucuna varılmaktadır.
Başka bir anlatımla, iktisadi devlet teşebbüsü ya da bağlı ortaklıkların devlet hazinesine ait sermaye ile, belediye iktisadi teşebbüsünün ise devlet hazinesinden ayrı bir mal varlığı olan belediyeye ait sermaye ile kurulduğu, bu nedenle 233 sayılı KHK kapsamında yer almayan belediye iktisadi teşebbüslerinin, 7330 sayılı Kanun'da sayılan kamu iktisadi teşebbüsü ya da sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklık olarak değerlendirilemeyeceğinden, 7330 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra devir yükümlülüğü de olmadığı değerlendirilmektedir.
Buna göre, 3284 sayılı Kanun'da geçen "resmi daire ve müesseseler" ibaresinin, sonraki kanun niteliğinde olan 7330 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrası ile zımnen ilga edildiği kabul edilmese dahi, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş'nin görev ve yetkileri haricinde faaliyette bulunmasının mümkün olamayacağı açıktır. Bu itibarla, belediye iktisadi teşebbüslerinin dava konusu Genelgenin tesis edildiği tarihte 3284 sayılı Kanun hükümleri uyarınca devirle yükümlü olduğu açık olmakla birlikte, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş'nin statüsü ile görev ve yetkilerinin değiştirildiği 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/07/2021 tarihinden itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında sayılan "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" dışındaki idarelerin ve dolayısıyla BİT'lerin, adı geçen A.Ş'ye satış suretiyle devir yükümlülüğünün sona erdiği kanaatine ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil edilen ve duruşmada hazır bulunan davalı Cumhurbaşkanlığına verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/04/2025 tarihinde gerekçe yönünden oy çokluğuyla, esası yönünden oy birliğiyle karar verildi.


(X) - KARŞI OY :
Dava, (Mülga) Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlık; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki (belediye iktisadi teşebbüsü) olan davacı şirketin 3284 sayılı Kanun kapsamı ile 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/07/2021 tarihinden itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrası kapsamında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
7330 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde, 3284 sayılı Kanun uyarınca; üretim faaliyetinde ham madde olarak kullanmak ve değerlendirmek amacıyla Makina ve Kimya Endüstrisi'nin halihazırda sahip olduğu kamu kurum ve kuruluşlarından hurda malzemeyi alma ve değerlendirme yetkisinin devam edeceğine yönelik düzenleme yapılmasının amaçlandığı, diğer bir ifadeyle, anılan Kurumun 3284 sayılı Kanun uyarınca var olan yetkisinin aynen sürdürülmesinin hedeflendiği görülmektedir.
5216 sayılı Kanun ve şirket ana sözleşmesi çerçevesinde ... İstanbul Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hukukî statüsü irdelendiğinde; hisselerinin tamamının doğrudan ve dolaylı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait, tüzel kişiliği haiz bir belediye şirketi olduğu, faaliyet alanının hisselerine sahip olan büyükşehir belediyesinin görev ve hizmet alanlarıyla sınırlı olduğu, büyükşehir belediyesinin yetki ve sorumluluğu altındaki toplu ulaşım hizmetinin işletmeciliğini yaptığı, bu hale göre kamu hizmeti niteliğindeki toplu taşıma hizmetini yürütmekle görevlendirilen bir kamu kuruluşu olduğu anlaşılmaktadır.
... İstanbul Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin şirket statüsünde kurulmuş olması, kamu kuruluşu olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Kamu kuruluşu olarak ... İstanbul Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin birtakım kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülükleriyle donatıldığı açıktır. Kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülükleri özel hukuku aşan her türlü hüküm ve şarttır. Örneğin; tek taraflı işlem yapma yetkisi, tüzel kişinin karar organlarında idare tarafından atanan üyelerin bulunması, Sayıştay denetimine tabi olma gibi kamu gücü barındıran ayrıcalık ve yükümlülükleridir. Ayrıca, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bakımından, belediye şirketleri/iştirakleri kanun kapsamında yer almakta ve 'idare' olarak tanımlanmaktadır.
Kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülüklerine tâbi olma şartının gerçekleşmesi için, belediye şirketlerinin bütünüyle kamu hukuku rejimine tâbi olması gerekli değildir. Kaldı ki, bu şirketlerin ana sözleşmelerinde, yönetim kurulu başkanının büyükşehir belediyesi başkanı olması gibi özel hukuku aşan birtakım hükümlere de rastlamak mümkündür. (GÖZLER Kemal, İdare Hukuku, Cilt I, 2019, Bursa, s. 687-688).
Kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülükleriyle donatılan bir kamu kuruluşu olan ... İstanbul Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, 3284 sayılı Kanun uyarınca resmî daire ve müessese kavramı içerisinde yer aldığı gibi, 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/07/2021 tarihinden itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında sayılan "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" içerisinde yer aldığı, nitekim anılan Kanun'un yukarıda aktarılan gerekçesinde de bunun ifade edildiği, bu nedenle 7330 sayılı Kanun uyarınca "kamu idaresi" olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kamusal yükümlülük getiren anılan kanunlar gereğince resmî daire ve müesseselerin, diğer bir ifadeyle kamu idarelerinin malik oldukları hurda malzemeyi ... Endüstrisi A.Ş.'ye devretme zorunluluğu bulunduğundan, kamu kuruluşu olan ... İstanbul Sanayi ve Ticaret A.Ş. de bu yükümlülüğe tâbidir.
Bu itibarla; Belediye İktisadi Teşebbüslerinin (iştirak/şirket) 3284 ve 7330 sayılı Kanunlarda geçen "resmi daire ve müessese" ve "kamu idaresi" kapsamında yer aldığı ve dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu görüşüyle Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim