Danıştay danistay 2021/6721 E. 2025/2462 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/6721
2025/2462
8 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6721
Karar No : 2025/2462
DAVACI : ... Birliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...
2- ... Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU: 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin, 08/09/2021 tarih ve 31592 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 1. maddesiyle değişik 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kapsamdaki kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri Kurumca ödenmez." ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin birey ve toplum sağlığı için önemi büyük olmasına rağmen, sadece kamu sağlık kuruluşlarına erişilerek bu hizmetlerin alınmasını olanaksız hale getirmesi nedeniyle dava konusu düzenlemenin hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olduğu, bu düzenlemeyle hastaların kamu sağlık tesislerinde ağız diş sağlığı hizmetine erişemedikleri gerçeğinin göz ardı edildiği, önceki düzenlemelerde resmi sağlık kuruluşlarından sevk edilmek suretiyle serbest diş tabiplikleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşlarına başvuru imkânı tanınmışken, bu düzenlemeyle -ortodontik tedaviler ve %40 ve üzerinde engelli olan hastalar dışında- söz konusu imkânın bütünüyle ortadan kaldırıldığı, dolayısıyla, genel sağlık sigortalısı olan ve bunun için prim ödeyen ancak kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişemeyen hastaların, ağız diş sağlığı hizmetini bütünüyle kendilerinin karşılamak zorunda kalacağı, oysa hastaların özel diş tabipliklerine gitmelerinin bireysel bir tercih değil, kamu sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, kamu ağız ve diş sağlığı hizmeti sunum olanaklarının yeterli olmadığı, öte yandan, kamu sağlık kuruluşlarının coğrafi dağılımının da yeterince kapsayıcı olmadığı, ülke genelinde dengeli olmadığı, ayrıca 5510 sayılı Kanun’da hastaların sözleşmeli resmi sağlık kurumlarında tedavilerinin sağlanamaması durumunda tedavilerinin sağlanabileceği bir sağlık kuruluşuna sevk edilebilmelerinin mümkün olduğu, anılan Kanun’un 65. maddesinde resmi kurumda görevli diş tabibinin hastanın sağlık hizmetinden yararlanabilmesi için, tıbben göreceği lüzum üzerine hastayı sevk edebileceğinin kabul edildiği, kamu ağız ve diş sağlığı kurumlarının sayısı ortada iken, hastaların özel sağlık kurum ve kuruluşlarından ağız ve diş sağlığı hizmeti alabilmelerini bütünüyle engellemenin, bireylerin yaşam ve sağlık haklarına, dolayısıyla hukuka ve hizmet gereklerine aykırı olduğu, dava konusu düzenlemenin hastaların tedavisini engellediği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI:Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesi hükmüne istinaden finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin ve bu hizmetlere ilişkin ödenecek bedellerin belirlenmesi için hazırlanıp Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği'nde uygulamada elde edilen sonuçlar ile yeni ihtiyaçlara istinaden gerektiğinde değişiklikler yapıldığı, dava konusu düzenlemenin 25/07/2014 tarih ve 29071 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile getirildiği, anılan düzenlemeye Türk Dişhekimleri Birliği tarafından açılan davada, söz konusu düzenlemeler hakkında Sağlık Bakanlığından görüş alınmadığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği, bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumunca görüş talep edildiği ve buna istinaden görüş verildiği, ayrıca konuya ilişkin olarak Devlet Üniversiteleri bünyesinde bulunan 46 Diş Hekimliği Fakültesi, 34 Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi/Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve 134 Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile vatandaşların tüm ağız ve diş sağlığı tanı, teşhis ve tedavi hizmetlerinin kapsamlı ve bütüncül bir şekilde verilmekte olduğu, diğer yandan, ağız ve diş sağlığı hizmeti verilen özel sağlık kuruluşlarının çoğunlukla muayenehane düzeyinde hizmet vermesi, entegrasyonu yapılmış bilgi yönetim sisteminin etkin olmaması, hastaya yapılan tetkik ve tedavilerin takip ve kontrolünün yeterli düzeyde yapılamaması sebepleriyle güncel sağlık politikaları kapsamında ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin tamamının özel sektörden alınmasının uygun olmadığının değerlendirildiği, buna göre dava konusu işlemin hukuka ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olduğu, haksız açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesinde, 5510 sayılı Kanun'un 63. ve 72. maddesi gereği oluşturulan komisyonlarda klinik ve teknik veriler kullanılarak, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütlerinin dikkate alındığı ve Kurumun yetkili kılındığı, aynı Kanun'un 107. maddesi ile Kuruma yönetmelik ile düzenleme yapmak için genel bir yetki verildiği, verilen yetkiye dayanılarak yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği’nin 4. maddesinin (kk) bendinde; Tebliğ'in tanımı yapılarak, 45. maddesinde bu Tebliğ'de yer alacak hususların gösterildiği, Tebliğin 2.4.1.B-1 maddesinin dava konusu düzenlemeden önceki haline karşı Türk Dişhekimleri Birliği tarafından açılan dava sonucunda Sağlık Bakanlığının görüşünün alınmadığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği, bunun üzerine dava konusu düzenleme ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığından görüş talep edildiği, Sağlık Bakanlığınca uygun görüldüğü ve buna uygun düzenleme yapıldığı, Sağlık Bakanlığının görüş yazısında "Devlet Üniversiteleri bünyesinde bulunan Diş Hekimliği Fakülteleri, Ağız ve Diş Sağlığı Hastaneleri/Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri ile vatandaşların tüm ağız ve diş sağlığı, tanı, teşhiş ve tedavi hizmetlerinin kapsamlı bir şekilde verildiği"nin belirtildiği, bu nedenle kapsamdaki kişilerin diş tedavilerinin sadece sözleşmeli kamu kurum ile sözleşmeli/protokollü resmi sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılmasının mağduriyet yaratacağı iddiasının yersiz olduğu, diş tedavilerinin, Kurumla sözleşmeli/protokollü resmi sağlık hizmet sunucuları Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri, ağız ve diş sağlığı hastaneleri, 3. basamak sağlık kuruluşlarındaki diş hizmetleri, Devlet ve vakıf üniversitelerin diş hekimliği fakültelerinden sağlandığı, bu hizmet sunucuların sayısı ve dağılımının ulaşılabilecek nitelikte olduğu, Kurumla sözleşmeli/protokollü resmi sağlık hizmet sunucularından diş tedavisi hizmetleri alımında herhangi bir engel veya sorun yaşandığına dair başvuru olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 24/03/2013 tarihli, 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 08/09/2021 tarihli, 31592 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 1. maddesiyle değişik 2.4.1.B-1 maddesinin 1. fıkrasında yer alan "kapsamdaki kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri Kurumca ödenmez." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" kapsamında olan 56. maddesi, Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleme görevi vermiş, Devlete, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmesini ve sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabileceğini kurala bağlamış; 65. maddesi de Devlete, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirme ölçütünü "Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırı" olarak göstermiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 'Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi' başlıklı 63. maddesinin 1. fıkrasında, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak fıkrada sayılan altı bentte belirtilen sağlık hizmetleri ve süreleri gösterilmiş; bu bentlerden f) bendinde, fıkradaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetlerini kapsadığı belirtilmiştir.
Anılan maddenin 2. fıkrası; Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu, ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağını, Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, komisyonların çalışma usul ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenmesini öngörmüştür.
Maddenin son fıkrasına göre de, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının görüşü üzerine Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecektir.
"Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri" Kanunun 64. maddesine konu edilmiş, 2. fıkrası, Kurumla sözleşmeli özel sağlık hizmet sunucuları ile Kurumla kısmi branş veya sağlık hizmeti alım sözleşmesi imzalamış olan vakıf üniversitesi sağlık hizmeti sunucuları, Kuruma bildirmiş oldukları hekimlerden sözleşme kapsamı branşlarda fiilen hizmet sunanlar tarafından verilen sağlık hizmetlerini, Kurumca belirlenen istisnalar hariç olmak üzere ve Kurum mevzuatına uygun olarak fatura edebilecekleri, aksi takdirde, bu faturalara ait tutarlar Kurumca karşılanmayacağını; 3. fıkrası ise, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak, Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğini kurala bağlamıştır.
5510 sayılı Kanunun "Hizmet basamakları ve sevk zinciri"nin düzenlendiği 70. maddesinde; "Bu Kanunun uygulanması bakımından sağlık hizmeti sunucuları birinci, ikinci ve üçüncü basamak olarak Sağlık Bakanlığı tarafından basamaklandırılır. Bu basamaklar ve sağlık hizmet sunucuları arasında sevk zinciri; tanı, ön tanı, hekimlerin ve diş hekimlerinin uzmanlıkları dikkate alınmak suretiyle tüm yurtta veya il ya da ilçe bazında Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir. Aile hekimleri birinci basamak hizmet sunucuları içinde yer alır.
Kurumca sağlık hizmetlerinin sağlanabilmesi için, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler sevk zinciri kurallarına uygun hareket etmek zorundadır. (Ek cümle: 17/1/2012-6270/10 md.) 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerinde sayılanlar ile aynı maddenin onikinci, onüçüncü ve ondördüncü fıkraları kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanların, Kurumla sözleşmeli üniversite ve istisnai hallerde özel sağlık hizmeti sunucularına müracaat edebilme koşulları ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir." kurallarına yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi söz konusu maddenin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada verdiği 08/11/2012 tarihli, E:2012/33, K:2012/174 sayılı kararda; "Genel sağlık sigortalıları, prim ödemek veya aylıklarından kesinti yapılmak suretiyle sosyal güvenlik sistemine dâhil olan iştirakçilerdir. Dava konusu kuralda belirlenenler ise sağlık yardımı yapılmak suretiyle genel sağlık sigortası sistemine dahil edilenlerdir. Genel sağlık sigortalıları, prim ödemek veya aylıklarından kesinti yapılmak suretiyle sosyal güvenlik sigortası sistemine katılmakta, bunun yanında müracaat ettikleri sağlık hizmeti sunucusunun yer aldığı basamağa, sağlık hizmeti sunucusunun resmi ve özel sağlık hizmeti sunucu olup olmamasına, bir önceki basamaktan sevkli olarak başvurup başvurmadıklarına bakılarak muayene, reçete ve ilaç katılım payları ödemektedirler. Bu düzenlemenin temel amacı, genel sağlık sigortalılarının sağlık koruma masrafları konusunda bilinçli hâle gelmeleri ve gereksiz sağlık hizmeti kullanımının engellenmesidir.
Genel sağlık sigortalıları bakımından muayene, reçete ve ilaç katılım payı alınmak suretiyle uygulanan sağlık ekonomisi, kural kapsamındakiler bakımından sözleşmeli üniversite ve istisnai hâllerde özel sağlık hizmeti sunucularına müracaat edebilme koşullarını belirleme yetkisinin idareye bırakılmasıyla sağlanmaya çalışılmaktadır. Dava konusu kural kapsamındakilerin gereksiz ve pahalı sağlık harcamalarını denetlemek ve sınırsız hasta talebi ile sağlık hizmeti sunumunu dengeleyebilmek amacıyla, sözleşmeli üniversite ve istisnai hâllerde özel sağlık hizmeti sunucularına müracaat edebilme koşullarına ilişkin olarak idareye düzenleme yetkisi verildiği anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun, sağlık hizmeti sunumu ile sosyal güvenlik sistemini ekonomik bakımdan sürdürülebilir kılmak amacıyla dava konusu kural kapsamındakilerin durumlarındaki özel koşulları gözetmek suretiyle ve sağlığa erişim haklarını engellememek koşuluyla çeşitli tedbirler alınabilmesini sağlamak amacıyla idareye düzenleme yetkisi vermesinde eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır..." gerekçesine yer vermiştir.
Kanunun 73. maddesinin 1. fıkrası, Kuruma, yurtiçi ve yurtdışında sözleşmeli veya sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından hizmet temini konusunda yetki vermiş, 6. fıkrası, acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından kişilerce satın alınan sağlık hizmeti bedellerinin Kurumca ödenmeyeceği kuralını getirmiştir.
5510 sayılı Kanunun yukarıda öngörülen düzenlemeleri uyarınca Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği yürürlüğe konulmuş ve sağlık yardımlarının Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) karşılanan kişilerin Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen Kurumca ödenecek bedellerin bildirilmesi amacıyla Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) 24/03/2013 tarihli, 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
SUT'un "Diş tedavileri uygulama esasları"nın düzenlendiği 2.4.1-B.1 maddesinin 1. fıkrası dava konusu işlemle "%40 ve üzerinde özürlü kişiler hariç olmak üzere kapsamdaki kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri (ortodonti hariç) Kurumca ödenmez." şeklinde değiştirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, SUT'nin 2.4.1.B-1. maddesinin 1. fıkrasında 25/07/2014 tarihli, 29071 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle "...özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri ... Kurumca ödenmez." ibaresi ile 2.4.1.B-2 fıkrasının Danıştay Onuncu Dairesinin 29/04/2021 tarihli, E:2019/11786, K:2021/2197 sayılı kararı ile kurumsal olarak Sağlık Bakanlığından görüş alınmaması gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine davalı SGK tarafından diğer davalı Sağlık Bakanlığı'ndan görüş talep edilmesi üzerine verilen cevapta söz konusu düzenlemelerin iptal edilmemesi, uygulamanın aynı yönde devam etmesi gerektiği, Devlet Üniversiteleri bünyesinde bulunan Diş Hekimliği Fakülteleri, Ağız ve Diş Sağlığı Hastaneleri/Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri ile vatandaşların tüm ağız ve diş sağlığı, tanı, teşhis ve tedavi hizmetlerinin kapsamlı ve bütüncül bir şekilde verildiği, bununla birlikte özel sağlık hizmeti sunucuları ile SGK ile sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularında, %40 ve üzeri engelli hastalara verilen ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin ücretlerinin SUT eki EK-2/Ç Listesi üzerinden ödenmesinin uygun olacağı görüşünün verildiği, bu görüş doğrultusunda Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu'nun 12/08/2021 tarihli kararı ile SUT'un 2.4.1.B-1. maddesinde değişiklik yapılması yolundaki kararı ile sadece ortodontik diş tedavileri ile %40 ve üzeri engelli hastaların Kurumla sözleşme zorunluluğu olmadan özel sağlık hizmet sunucularından diş tedavi hizmeti almalarının Tebliğ değişikliğiyle öngörüldüğü, düzenlemeye neden olarak davalı idareler savunmalarında, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ağız ve diş sağlığı hizmet sunucularında istihdam edilen ortodonti uzmanı sayısının talebi karşılayacak düzeyde olmadığından ortodonti hizmetlerinin sevk zincirine bağlı kalarak özel sektörden alınması ihtiyacı bulunduğu, %40 ve üzeri engelli vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla özel sektörden hizmet almasının uygun olacağı değerlendirmesine yer verilirken, ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık sunucularında çoğunlukla muayehane düzeyinde hizmet vermesi, entegrasyonu yapılmış bilgi yönetim sisteminin etkin olmaması ve hastaya yapılan tetkik ve tedavilerin takip ve kontrolünün yeterli düzeyde yapılamamasının da ayrıca belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu edilen düzenleme gereğince, ortodontik diş tedavi ihtiyacı olan hastalar yönünden Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ağız ve diş sağlığı hizmet sunucularında istihdam edilen ortodonti uzmanı sayısının talebi karşılayacak düzeyde olmaması, %40 ve üzerin engelli hastaların özel durumlarından kaynaklı olarak sağlığa erişim haklarının kullanılmasını sağlamak üzere sevk zincirine bağlı olarak özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavi alma olanağı sağlandığı görülmektedir.
Bunların dışında kalan hasta grupları yönünden, gerek davalı idare gerekse Devlet üniversitelerine ait sağlık hizmeti sunucularından tüm ağız ve diş sağlığı, tanı, teşhis ve tedavi hizmetlerinin kapsamlı ve bütüncül bir şekilde verildiğine temel oluşturan husus ile özel sağlık sunucularının daha çok muayehane düzeyinde hizmet verdiği, özel sektördeki bilgi yönetim sisteminin entegrasyonunun yapılmadığı ve etkin olmadığı, ayrıca hastaya yapılan tetkik ve tedavilerin takip ve kontrolünün yeterli düzeyde yapılamadığı yolundaki ağız ve diş sağlığı hizmet sunumunu kısıtlayan bu durumların dikkate alınması suretiyle dava konusu düzenleyici işlem tesis edilmiş olup, içeriği aktarılan yasal kurallar ile genel sağlık sigortaları ve sevk zincirinin değerlendirildiği Anayasa Mahkemesi kararındaki gerekçeler çerçevesinde, kamu hizmet sunucularının kapasitesi ile sağlık hizmetinden yararlananların özel koşulları göz önünde tutularak sağlığa erişim haklarını engelleyici nitelik taşımadan sağlık hizmeti sunumu ile sosyal güvenlik sisteminin sağlığa erişim ve ekonomik yönden sürdürülebilir kılınması amacına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının süre aşımı itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
25/07/2014 tarih ve 29071 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 6. maddesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin "Diş tedavileri uygulama esasları" başlıklı 2.4.4.1-B maddesinin 1. fıkrası, "%40 ve üzerinde özürlü kişiler hariç olmak üzere kapsamdaki kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri (ortodonti hariç) Kurumca ödenmez." şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan değişiklikte yer alan "...özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri ... Kurumca ödenmez." ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 12/10/2017 tarih ve E:2014/7213, K:2017/5454 sayılı kararı ile, "...Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşmesi olmayan özel sağlık hizmeti sunucularına ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin olarak öngörülen sevk sisteminin, davacının da iddia ettiği şekilde kamu sağlık hizmeti sunucularının yetersizliği nedeniyle zarureten ortaya çıkmış bir uygulama olduğu dikkate alındığında, ilgili kamu idareleri tarafından bu hizmetin yeterli personel ile sunulması halinde sevk düzenlemesinin kaldırılmasının idarenin takdir yetkisi dahilinde olduğu, davalı idareler tarafından bu hizmetin yeterli personel ile yaygın bir şekilde yerine getirildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde 5510 sayılı Kanun uyarınca davalı idarenin diş tedavileri için sevk zinciri öngörmesinde ve kurumla sözleşmesi bulunmayan sağlık hizmet sunucularına ödeme yapılmamasına ilişkin düzenleme yapılmasında hukuka ve üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; anılan karara karşı temyz yoluna başvurulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/01/2019 tarih ve E:2018/1170, K:2019/298 sayılı kararı ile, "Sağlık Bakanlığının görüşünün alınması yasal bir zorunluluk olup, bu zorunluluk yerine getirilmeden hazırlanarak Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Tebliğ'de bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; Danıştay Onuncu Dairesinin 29/04/2021 tarih ve E: 2019/11786, K:2021/2197 sayılı kararı ile, "24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin, 25/07/2014 tarih ve 29071 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile değişik 2.4.1.B-1 maddesinin 1. fıkrasındaki "...özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri ... Kurumca ödenmez." ibaresinin iptaline verilmiştir.
Bunun üzerine, dava konusu düzenleme yeniden düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin, 08/09/2021 tarih ve 31592 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 1. maddesiyle değişik 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kapsamdaki kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavileri Kurumca ödenmez." ibaresinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi" başlıklı 63. maddesinin ikinci fıkrasında,
"Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsar. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usul ve esasları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir." hükmüne;
"Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri" başlıklı 64. maddesinde,
"Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri şunlardır:
a) Vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazası ile meslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan durumlarda yapılacak sağlık hizmetleri dışında estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmeti ile estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri.
b) Geleneksel, tamamlayıcı, alternatif tıp uygulamaları ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleri.
c)Yabancı ülke vatandaşlarının; genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları,
d)63 üncü maddeye göre yöntem, tür, miktar ve kullanım sürelerinin belirlenmesi sonucunda Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamı dışında bırakılan sağlık hizmetleri.
Kurumla sözleşmeli özel sağlık hizmet sunucuları ile Kurumla kısmi branş veya sağlık hizmeti alım sözleşmesi imzalamış olan vakıf üniversitesi sağlık hizmeti sunucuları, Kuruma bildirmiş oldukları hekimlerden sözleşme kapsamı branşlarda fiilen hizmet sunanlar tarafından verilen sağlık hizmetlerini, Kurumca belirlenen istisnalar hariç olmak üzere ve Kurum mevzuatına uygun olarak fatura edebilirler. Aksi takdirde, bu faturalara ait tutarlar Kurumca karşılanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak, Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne,
"Hizmet basamakları ve sevk zinciri" başlıklı 70. maddesinde;
"Bu Kanunun uygulanması bakımından sağlık hizmeti sunucuları birinci, ikinci ve üçüncü basamak olarak Sağlık Bakanlığı tarafından basamaklandırılır. Bu basamaklar ve sağlık hizmet sunucuları arasında sevk zinciri; tanı, ön tanı, hekimlerin ve diş hekimlerinin uzmanlıkları dikkate alınmak suretiyle tüm yurtta veya il ya da ilçe bazında Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir. Aile hekimleri birinci basamak hizmet sunucuları içinde yer alır." hükmüne,
"Sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesi" başlıklı 72. maddesinde;
"65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir.
Komisyon; Bakanlık, Maliye, Sağlık ve Kalkınma bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. Komisyon kararlarını salt çoğunluk ile alır. Komisyon kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Komisyonca gerekli görülen hâllerde sağlık hizmetlerinin türlerine göre birden fazla alt komisyon kurulabilir. Komisyonun sekretarya işlemleri Kurumca yerine getirilir." hükmüne yer verilmiş; 107. maddesinde ise, Kuruma yönetmelik ile düzenleme yapmak için genel bir yetki verilmiştir.
Anılan Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (kk) bendinde, "Tebliğ, Kanun'un genel sağlık sigortasına ilişkin hükümlerinin uygulanmasını içeren Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği" olarak tanımlanmış; 45. maddesinin 1. fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin, Kanunun 63. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerine göre Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin neler olduğunu, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile ödeme usul ve esaslarını, Kanunun 63. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre sağlanacak sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, Kurumca finansmanının sağlanmasına ve ödenmesine ilişkin usul ve esaslarını, Kanunun 65. maddesi gereği ödenecek yol gideri, gündelik ve refakatçi giderlerinin karşılanmasına ilişkin usul ve esaslarını, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu kararlarını, Kurumca uygun görülen diğer hususları kapsayacağı kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun; finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını belirlemeye ve genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen ödenecek bedelleri göstermek amacıyla Sağlık Uygulama Tebliğini yayımlamaya yetkili olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finansmanı sağlanacak sağlık hizmetinin teşhis ve tedavi yöntemleri, türleri, miktarları ve ödeme usul ve esasları belirlenirken Sağlık Bakanlığının görüşünün alınması; ayrıca Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri için ödenecek bedellerin belirlenmesinde, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından, 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesinde sayılan, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, mâliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi gibi kriterlerin dikkate alınması suretiyle karar verilmesi yasal bir zorunluluktur.
Dava konusu düzenleme ile, ortodontik diş tedavileri ile %40 ve üzerinde engelli kişiler hariç olmak üzere genel sağlık sigortasından yararlandırılan kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavilerin Kurumca ödenmeyeceği kurala bağlanmıştır.
Davacı tarafından, ortodontik tedaviler ve %40 ve üzerinde engelli olan hastalar haricinde kişilerin özel sağlık hizmeti sunucularına başvurma imkânının bütünüyle ortadan kaldırıldığı, kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişemeyen hastaların, ağız diş sağlığı hizmetini bütünüyle kendilerinin karşılamak zorunda kalacağı, oysa hastaların özel diş tabipliklerine gitmelerinin bireysel bir tercih değil, kamu sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, kamu ağız ve diş sağlığı hizmeti sunum olanaklarının yeterli olmadığı, bireylerin yaşam ve sağlık haklarına hukuka aykırı bir şekilde müdahale edildiği ileri sürülmüştür.
Davalı idareler tarafından ise, diş tedavilerinin, Kurumla sözleşmeli/protokollü resmi sağlık hizmet sunucuları Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri, ağız ve diş sağlığı hastaneleri, 3. basamak sağlık kuruluşlarındaki diş hizmetleri, Devlet ve vakıf üniversitelerin diş hekimliği fakültelerinden sağlandığı, bu hizmet sunucuların sayısı ve dağılımının ulaşılabilecek nitelikte olduğu, Kurumla sözleşmeli/protokollü resmi sağlık hizmet sunucularından diş tedavisi hizmetleri alımında herhangi bir engel veya sorun yaşanmadığı savunulmaktadır.
Ayrıca Sağlık Bakanlığınca, dava konusu düzenleme ile, ortodontik diş tedavi ihtiyacı olan hastalar yönünden Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ağız ve diş sağlığı hizmet sunucularında istihdam edilen ortodonti uzmanı sayısının talebi karşılayacak düzeyde olmaması, %40 ve üzerin engelli hastaların özel durumlarından kaynaklı olarak sağlığa erişim haklarının kullanılmasını sağlamak üzere sevk zincirine bağlı olarak özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavi alma olanağı sağlandığı belirtilmiştir.
Dairemizin 08/12/2021 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden, dava konusu düzenlemelere ilişkin Sağlık Bakanlığının görüşünün alınıp alınmadığının ve anılan değişiklikler yapılırken hangi ölçütlerin göz önünde bulundurulduğu ve düzenlemenin bilimsel ve tıbbi gerekçelerinin sorulmasına karar verilmiştir. Davalı Sağlık Bakanlığının 24/12/2022 havale tarihli cevabı ve ekleri incelendiğinde, dava konusu düzenlemelere ilişkin olarak uygulamanın aynı yönde devam etmesi gerektiği, Devlet Üniversiteleri bünyesinde bulunan Diş Hekimliği Fakülteleri, Ağız ve Diş Sağlığı Hastaneleri/Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri ile vatandaşların tüm ağız ve diş sağlığı, tanı, teşhis ve tedavi hizmetlerinin kapsamlı ve bütüncül bir şekilde verildiği, bununla birlikte özel sağlık hizmeti sunucuları ile Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularında, %40 ve üzeri engelli hastalara verilen ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin ücretlerinin SUT eki EK-2/Ç Listesi üzerinden ödenmesinin uygun olacağı görüşünün bildirildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, sağlık hizmeti sunumu ile sosyal güvenlik sistemini ekonomik bakımdan sürdürülebilir kılmak amacıyla dava konusu kural kapsamındaki kişilerin özel koşulları gözetilmek suretiyle ve sağlığa erişim haklarını engellememek koşuluyla çeşitli tedbirler alınabilmesini sağlamak amacıyla idareye düzenleme yetkisi verildiği, dava konusu düzenleme ile ortodontik diş tedavi ihtiyacı olan hastalar yönünden kamu sağlık kuruluşları bünyesindeki ağız ve diş sağlığı hizmet sunucularında istihdam edilen ortodonti uzmanı sayısının talebi karşılayacak düzeyde olmaması ve %40 ve üzeri engelli kişilerin özel durumlarından kaynaklı olarak sağlığa erişim haklarının kullanılmasını sağlamak üzere sevk zincirine bağlı olarak özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavilerin karşılanacağı, bunlar dışındaki kişilere yönelik ağız ve diş sağlığı hizmeti sunumu açısından ilgili kamu idareleri sağlık hizmet sunucuları tarafından yeterli sağlık kuruluşu ve personel aracılığıyla kapsamlı ve bütüncül bir şekilde yürütüldüğü, düzenlemede kamu sağlık hizmet sunucularının kapasiteleri ile sağlık hizmetinden yararlananların özel koşullarının gözetildiği, sağlık hizmeti sunumu ile sosyal güvenlik sisteminin ekonomik bakımdan sürdürülebilirliğinin sağlanmasının amaçlandığı ve sağlığa erişim hakkının da engellenmediği, 5510 sayılı Kanun gereğince sağlık otoritesi olan ve ülke genelindeki sağlık hizmetinin dengeli, planlı, verimli, kaliteli ve koordineli sunulmasında asli yetkili otorite Sağlık Bakanlığının uygun görüşü üzerine yapılan dava konusu düzenlemede hukuka ve üst norma aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacı tarafından, önceki düzenlemelerde resmi sağlık kuruluşlarından sevk edilmek suretiyle serbest diş tabiplikleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşlarına başvuru imkânı tanınmışken, bu düzenlemeyle -ortodontik tedaviler ve %40 ve üzerinde engelli olan hastalar dışında- söz konusu imkânın bütünüyle ortadan kaldırıldığı ileri sürülmüş ise de, 5510 sayılı Kanun'un 70. maddesinde, sağlık hizmet sunucuları arasında sevk zincirinin; tanı, ön tanı, hekimlerin ve diş hekimlerinin uzmanlıkları dikkate alınmak suretiyle tüm yurtta veya il ya da ilçe bazında Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirleneceği, Kurumca sağlık hizmetlerinin sağlanabilmesi için, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler sevk zinciri kurallarına uygun hareket etmek zorunda olduğunun hükme bağlandığı, sağlık hizmeti sunumu ile sosyal güvenlik sistemini ekonomik bakımdan sürdürülebilir kılmak amacıyla kişilerin özel koşulları gözetmek suretiyle ve sağlığa erişim haklarını engellememek koşuluyla çeşitli tedbirler alınabilmesini sağlamak amacıyla idareye düzenleme yetkisi verildiği, ağız ve diş sağlığı sunumuna ilişkin ilgili kamu idareleri tarafından bu hizmetin yeterli personel ile sunulması halinde sevk düzenlemesine yer verilip verilmeyeceği hususunun da idarenin takdir yetkisinde olduğu, ağız ve diş sağlığına yönelik sağlık hizmeti sunumunun kamu idareleri sağlık hizmet sunucuları tarafından yeterli sağlık kuruluşu ve personel aracılığıyla yürütüldüğünün ortaya konulduğu görüldüğünden, ortodontik diş tedavileri ile %40 ve üzerinde engelli kişiler haricinde ağız ve diş sağlığına ilişkin tedavilerde özel sağlık kuruluşlarına sevk yapılmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Fazladan yatırılan... TL harcın ve posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.