Danıştay danistay 2021/6539 E. 2025/2228 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/6539
2025/2228
24 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6539
Karar No : 2025/2228
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; davacılardan ...'ın eşi M.D.'nin ... tarihinde pompalı tüfekle gerçekleştirdiği saldırı neticesinde davacıların akrabası ve yakını olan beş kişinin hayatını kaybetmesi ve davacıların da aralarında yer aldığı dört kişinin yaralanması olayında, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca ... Aile Mahkemesinin verdiği koruma kararının gereklerinin yerine getirilmemesi ve zamanında koruma tahsis edilmemesi nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık şimdilik ... için 2.250,00 TL, ... için 12.750,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 09/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve ... için 60.000,00 TL, ... için 125.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olaydan haberdar olmayan ve haberi olması beklenemeyen idarelerin olaya müdahalesinin beklenemeyeceği, yerine getirilmesi gereken hizmetin/görevin yerine getirilmediği, eksik ya da geç getirildiğinden söz edilerek kusurlu görülemeyeceğinden hareketle davaya konu olayda davalı idarelerin tazmin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, 6284 sayılı Kanun'un gerektirdiği özenin, sorumluluğun ve hizmetin gerçekleştirilmediği, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, yakın koruma istenmiş olmasına rağmen kabul edilmediği, koruma kararından sonra ancak boşanma davası açılabildiği, olay günü koruma kararının ihlal edildiği, şikayette bulunulmasına rağmen polislerin gelmediği, tehditlerin devam ettiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden;
\- Davacılardan ... tarafından, eşi M.D. ile aralarında meydana gelen tartışmalar sonrasında, M.D.'nin kendisine karşı şiddet uyguladığından ve ...'ın kardeşi ... tarafından da M.D.'nin kendisine karşı tehditte bulunduğundan bahisle, ... tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına birlikte başvuruda bulunularak şikayetçi oldukları,
\- ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... soruşturma numaralı dosya ile M.D. hakkında soruşturma başlatıldığı ve aynı gün (...) ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Aile Mahkemesine 6284 sayılı Kanun kapsamında önleyici tedbirlerden bir veya birkaçına hükmedilmesi için talepte bulunulması üzerine, ... Aile Mahkemesinin ... tarih ve E:... D. İş, K:... sayılı kararıyla 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca 1 ay süreliğine şiddet mağduru ... ve ...'ın, şiddet uygulayan M.D.'den korunması amacıyla önleyici tedbirlerin uygulanması yönünde koruma kararı verildiği,
\- Bu koruma kararının ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarihli yazısıyla ilgili kolluk birimlerine gönderilerek söz konusu kararın M.D. tarafından ihlal edilip edilmediğinin 1 ay süre ile izlenmesinin istenildiği,
\- 11/07/2018 tarihinde emniyet personeli tarafından hakkında koruma kararı verilen ... ile ...'ın ikametlerinde ziyaret edilmesi üzerine düzenlenen iki ayrı Haftalık Takip Tutanağı'nda, her iki şiddet mağduru ... ve ...'ın; "M.D.'nin 6284 sayılı Kanunu ihlal etmediği, ikinci derece akrabası ve komşularının ve mahalle muhtarlığının tedbir kararıyla ilgili olarak araştırma yapılmasını ve çevreden kimsenin duymasını istemediğini" beyan ettikleri ve söz konusu tutanakları imzaladıkları,
\- Davaya konu olayın meydana geldiği ... tarihinde ise ilk olarak saat 07.00'de M.D.'nin şiddet mağdurlarının ikametine yakın bir yerde görülmesi üzerine ...'ın, 155 Polis İhbar Hattını arayarak ihbarda bulunduğu, bu sırada saat 07.23'de ise M.D.'nin 155 Polis İhbar Hattını arayarak boşanması aşamasındaki eşinin depoda bulunan malzemeleri çaldığı şeklinde ihbarda bulunduğu,
\- Bu ihbarlar üzerine emniyet personelinin olay yerine geldiği ve M.D.'nin polis memurlarıyla birlikte şiddet mağdurlarının ikametine giderek hırsızlık iddiasına konu olan malzemelerin yanına gittiği, bu esnada ...'ın polis memurlarına hitaben, M.D.'nin 6284 sayılı Kanunu ihlal ettiğini belirtmesi üzerine M.D.'nin polis ekipleriyle birlikte olay yerinden ayrıldığı, saat 08.47'de ise ... ve ...'ın, Hürriyet Polis Merkezi Amirliğine başvururak M.D.'nin koruma kararını ihlal etmesi sebebiyle şikayetçi oldukları,
\- Bu şikayet kapsamında ...'ın ... tarihinde saat 08.47'de verdiği ifadesinde; 14/07/2018 günü M.D.'nin kendisini telefon ile arayarak bu yaşananların vebalini çekebilecek misin diyerek tehdit ettiğini, M.D.'nin kardeşlerinin de kendisini telefon ile arayarak ...'den ayrılmasını, M.D.'nin kötü şeyler yapabileceğini, M.D.'nin kendileri ile helalleştiğini söylediğini beyan ettiği, ...'ın ise ... tarihinde saat 09.08'de verdiği ifadesinde; M.D.'nin ... günü saat 07.00 sıralarında evin avlu kısmına polislerle girerek evin müştemilatı içerisinde bulunan yapının etrafında dolaştığını, polislerin kendisine "bu arkadaşın (M.D.'nin) sizden şikayeti var, evinden mutfak eşyalarını izni olmadan almışsınız" dediğini, kendisinin de polislere "bizim de bundan şikayetimiz var, 6284 sayılı Kanun kapsamında önleyici tedbir kararı aldırtmıştım ve şu an onu ihlal ediyor" dediğini, M.D.nin polislerin yanında "bunların suları ısındı" diyerek tehdit ettiğini, kendisini tehdit eden ve 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararını ihlal eden M.D.'den şikayetçi olduğunu beyan ettiği, M.D.'nin ... tarihinde saat 11.01'de verdiği ifadesinde ise; ...'i telefon ile arayarak kendisine yaşattıklarının vebalini hesabını verebilecek misin dediğini ancak bunun tehdit amaçlı olmadığını, ...'ı tehdit etmediğini, kendisinin izni dışında depodaki malzemeleri çalan eşi ... ve ... isimli şahıslardan şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
\- Söz konusu ifadelerin alınması akabinde aynı gün ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Hürriyet Polis Merkezi Amirliğinin ... tarih ve 2164 sayılı üst yazısıyla, ... Nöbetçi Aile Mahkemesine ve ... Cumhuriyet Başsavcılığına, M.D.'nin 6284 sayılı Kanunu ihlal ettiğinden bahisle düzenlenen tahkikat evrakının gönderildiği,
\- Olay günü olan ... tarihinde saat 20.25 sıralarında ... ile ...'ın ikamet ettiği bahçeli evde yemek yemeğe başladıkları sırada, M.D.'nin kendisine ait araç ile olay yerine geldiği, araçtan inerek iki silahı yanına aldığı, bahçenin içine girip bahçenin giriş tarafından sallanır oturma kanepesi şeklinde oturak kısmı tente ile kapalı bölmeden sofrada bulunan davacılar ... ve ... dahil 9 kişiye doğrudan ateş ettiği, söz konusu silahlı saldırı sonucunda, davacılar ... ve ... ile olay yerinde bulunan ... ve ...'ın yaralandığı, ..., ..., ..., ..., ...'nın ise hayatını kaybettiği, bakılan davanın ise, söz konusu olayın koruma kararının gereklerini yerine getirmeyen ve zamanında yakın koruma tahsis etmeyen davalı idarelerin hizmet kusuru nedeniyle meydana geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazminine yönelik olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinde ise, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, “Herkesin yaşam hakkı, yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez.”; 3. maddesinde, “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.” düzenlemeleri yer almıştır.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un "Amaç, kapsam, temel ilkeler" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:
a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.
b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.
c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir.
ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz." hükümlerine; "Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
a) İşyerinin değiştirilmesi.
b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.
c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.
ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi." hükümlerine; "Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.
b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.
c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.
d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.
e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.
f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.
g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.
ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.
h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.
ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar..." hükümlerine; "Tedbir kararlarının bildirimi ve uygulanması" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Bu Kanun hükümlerine göre alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlükleri ile verilen kararın niteliğine göre Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir.
(2) Bu Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ile bu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan merci tarafından Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine derhâl bildirilir.
(3) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir.
(4) Tedbir kararının, kolluk amirince verilip uygulandığı veya korunan kişinin kollukta bulunduğu hâllerde, kolluk birimleri tarafından kişi, Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırılır; bunun mümkün olmaması hâlinde giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak üzere kendisine ve beraberindekilere geçici olarak barınma imkânı sağlanır.
(5) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez..." hükümlerine; "Tedbir kararlarına aykırılık" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.
(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.
(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Söz konusu Kanun'un 22. maddesine dayanılarak hazırlanan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği'nin "Yapılacak İşlemler" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Kolluk, kendisine yapılan ihbar veya şikâyet üzerine genel hükümler doğrultusunda gerekli işlemleri yapar. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Kanun kapsamında almış olduğu koruyucu ve önleyici tedbirleri onaylanmak üzere tedbirin niteliğine göre mülki amire veya hâkime sunar. Kolluk, kendisine intikal eden her olay hakkında gecikmeksizin en seri vasıtalarla ŞÖNİM’e (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) bilgi verir.
(2) Cumhuriyet başsavcılığı, yapılan ihbar ve şikâyet üzerine evrakın bir örneğini ivedilikle olayın niteliğine göre uygulanabilecek olan koruyucu veya önleyici tedbir hakkında karar verilmek üzere hâkime veya mülki amire gönderir.
(3) Mülki amire yapılan ihbar veya şikâyet üzerine Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere karar verilebilir. Ayrıca mülki amir olayın niteliğine göre şikâyet veya ihbarı, kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirir.
(4) Hâkim veya mülki amir tarafından verilen kararlar ivedilikle ŞÖNİM’e bildirilir." kurallarına; "Tedbir kararının ilgili makamlara iletilmesi ve yerine getirilmesi" başlıklı 35. maddesinde, "(1) Tedbir kararları, kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına, kolluğa veya müdürlüğe gecikmeksizin en seri vasıtalarla bildirilir.
(2) Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ile bu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan merci tarafından ŞÖNİM’e gecikmeksizin bildirilir.
(3) Tedbir kararları, kararın niteliğine göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından ŞÖNİM ile işbirliği içerisinde ivedilikle yerine getirilir. Koruyucu veya önleyici tedbir kararlarının alınması ve yerine getirilmesi aşamasında şiddet mağduru ile şiddet uygulayan arasında uzlaşma ya da arabuluculuk önerilemez.
(4) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde barınma yeri sağlanmasına ilişkin koruyucu tedbir kararları ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişinin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yerdeki kolluk görevli ve yetkilidir.
(5) Önleyici tedbir kararı, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından görevli ve yetkili kolluğa ivedilikle gönderilir ve kolluk marifeti ile uygulanması izlenir. Cumhuriyet başsavcılığınca gerektiğinde tedbir kararının başvuruda bulunanlar tarafından kolluğa götürülmesine imkân tanınır. Önleyici tedbir kararlarının yerine getirilip getirilmediği karar süresince kolluk tarafından kontrol edilir. Bu kontrol korunan kişinin;
a) Bulunduğu konutun haftada en az bir kez ziyaret edilmesi,
b) İkinci derece dâhil olmak üzere yakınları ile iletişim kurulması,
c) Komşularının bilgisine başvurulması,
ç) Oturulan yerin muhtarından bilgi alınması,
d) Bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılması, şeklinde yerine getirilir. Tedbir kararlarına aykırılığın tespit edilmesi halinde bu husus hakkında tutanak tutulur ve Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
(6) Tedbir kararlarının alınması ve uygulanması için yapılan iş ve işlemlerin aşamaları ve sonucu hakkında ilgili kurum tarafından aynı gün en geç saat 16.00’ya kadar en seri vasıtalarla ŞÖNİM’e bildirilir.
(7) Korunan kişi, korunduğu yer dışında başka bir yere gitmesi gerektiğinde gideceği yer hakkında kolluğa bilgi verir, bu durumda dahi hakkında verilen kararın uygulanmasına devam edilir. Korunan kişi tarafından tedbir kararına uyulmaması halinde bu husus kolluk amiri tarafından bir tutanak ile tespit edilir.
(8) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez." kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "başvurucu ve annesinin, başvurucunun eşi tarafından aile içi şiddete maruz bırakılmaları, sonrasında annesinin ölmesi ile sonuçlanan olayda devletin başvurucu ve annesini aile içi şiddete karşı koruyamamış olmasına ilişkin" yapılan başvuru üzerine verdiği 33401/02 OPUZ-TÜRKİYE kararında özetle: "AİHM’ye göre, makamların kişiye karşı işlenen suçları önlemek veya caydırmak amacıyla yukarıda bahsedilen görevleri bağlamında yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediklerine dair bir iddia söz konusu olması halinde, şahıs ya da şahısların yaşamlarının üçüncü kişilerin suç fiilleri nedeniyle gerçek ve yakın bir tehdit altında bulunduğunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği ve makul bir açıdan bakıldığında yetkileri dahilinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için kuşkuya yer bırakmayacak şekilde önlem almadıkları ortaya konulmalıdır. Ayrıca, AİHS’nin 2. maddesinde güvence altına alınan hakkın niteliği (temel hak) göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın, makamların şahsa yönelik gerçek ve yakın bir tehdidi önlemek için makul olarak yapmaları beklenen herşeyi yapmadıklarını göstermesi yeterlidir. Devletin yaşamı tehlikede olan bir bireyi korumaya yönelik önleyici tedbirler almasına ilişkin pozitif yükümlülüğü ışığında, sicilinde şiddet eylemleri olan bir şüpheliyle karşı karşıya olan yerel makamların, başvuranın annesini korumak amacıyla durumun ciddiyetiyle bağdaşan özel tedbirler almaları beklenebilirdi. Bu amaçla, savcı ya da sulh ceza hâkimi, kendi inisiyatifiyle 4320 nolu Kanun’un 1. ve 2. bölümleri’nde yer alan koruyucu tedbirlerden bir ya da birkaçının alınması talimatını verebilirdi. Bu koşullarda, AİHM, yerel makamların, gerekli gayreti gösterdiklerinin söylenemeyeceği kanısına varmıştır. Dolayısıyla, AİHS’nin 2. maddesi kapsamında, başvuranın annesinin yaşama hakkını korumaya dair pozitif yükümlülüklerini yerine getirememişlerdir. AİHM, başvuranın fiziksel bütünlüğünün eşi tarafından ciddi biçimde ihlal edilmesine rağmen devlet yetkililerince caydırıcı koruma önlemlerinin alınmamış olması sebebiyle AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını" belirtmiştir.
Dava konusu olayda, davacı ...'ın eşi ile ayrılık aşamasında oldukları, aralarında çıkan tartışmada evden kovulduğu, boşanması halinde kendisini ve abisini ölümle tehdit ettiği iddialarıyla şikayette bulunması sonucu ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve ... soruşturma sayılı yazısı ile talep edilmesi üzerine ... Aile Mahkemesinin ... tarih ve E:... D.İş, K:... sayılı kararıyla 6284 sayılı Kadının Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gereğince davacı ... ve abisi ...'a yönelik bir ay süreli önleyici koruma tedbiri kararı verildiği, olay günü olan ... tarihi sabah saatlerinde M.D.'nin eşyalarının izinsiz alındığı iddiasıyla davacının bulunduğu eve gittiği, akabinde 155'i arayarak şikayetçi olduğu ve polisler eşliğinde tekrar eve gittiği, davacının ve abisinin koruma kararının ihlal edildiğinden, M.D.'nin ise hırsızlık suçundan şikayetçi olmaları üzerine karakolda ifadelerinin alındığı, aynı gün akşam saat 20.25 sıralarında evin bahçesinde yemek yedikleri esnada M.D. tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda davacıların yaralandıkları anlaşılmaktadır.
Davacı ...'ın hak ve menfaatlerinin korunması için ... Aile Mahkemesince 27/06/2018 tarihinde verilen önleyici tedbir kararının yerine getirilip getirilmediğinin kontrol edilmesi amacıyla kolluk tarafından yalnızca 11/07/2018 tarihinde bir kere bulunduğu konuta gidildiğinin görüldüğü, ancak Yönetmeliğin 35. maddesinin 5. fıkrasında yer verilen "korunan kişinin bulunduğu konutun haftada en az bir kez ziyaret edilmesi" hususunun kolluk tarafından yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, ... tarihinde ...'ın verdiği ifadesinde M.D.nin polislerin yanında "bunların suları ısındı" diyerek tehdit ettiğini, kendisini tehdit eden ve 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararını ihlal eden M.D.'den şikayetçi olduğunu belirttiği göz önünde bulundurulduğunda, idarenin ajanı olan polis memurlarının yanında dahi tehdit edildiği iddia edilen ve hakkında koruma kararı bulunan davacının silahla yaralanması, abisinin ise öldürülmesiyle sonuçlanan olay öncesinde davalı İçişleri Bakanlığı tarafından etkili bir tedbirin alınmadığı görülmektedir.
Ayrıca, ilgili mevzuatta, korunan kişinin bulunduğu konutun haftada en az bir kez ziyaret edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına karşın, önleyici tedbir kararlarının yerine getirilip getirilmediğinin kontrolünden sorumlu kolluk tarafından kararın alındığı tarihten 14 gün sonra ilk ziyaretin yapıldığı, dolayısıyla mevzuatta öngörülen sürenin makul olarak kabul edilemeyecek şekilde aşıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, meydana gelen olayda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, yaşam hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğünü yerine getirip gerekli önlemleri alması hususunda davalı idarenin kusurunun bulunup bulunmadığı dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, bakılan uyuşmazlıkta, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 6284 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliği uyarınca yürüttüğü hizmetin ve verilen görevlerin yerine getirilmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun da araştırılması ve sonucuna göre bu Bakanlık yönünden bir karar verilmesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararı usule ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden kararın onanması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.