Danıştay danistay 2021/6446 E. 2025/2985 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/6446
2025/2985
16 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6446
Karar No : 2025/2985
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten; ... ve... adlarına velayeten ... ve ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacı ...'nun, 05/05/2018 tarihinde Kayseri Gar Ambar sahasında bulunan servis vagonu üzerine çıkması neticesinde elektrik çarpması nedeniyle yaralandığından bahisle gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 3.000,00 TL (miktar artırımı ile 222.948,87 TL) maddi, 200.000,00 TL manevi, baba ... için 2.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, anne ... ve kardeş ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacıların çocuğu/kardeşi ...'nun, 05/05/2018 tarihinde arkadaşı Y.B. ile birlikte Kayseri ili, ... Mahallesi, ... sokak adresinde bulunan tren garı çevresinde dolaşırken yolcu peronlarının bulunduğu alanda gördükleri sarı renkli bir vagonun üzerine resim çektirmek amacıyla çıktıkları, bu sırada davacı ...'nun vagonun üzerinde yer alan yüksek gerilim hattındaki elektrik tellerinde bulunan elektrik akımına kapılarak yere düşmesi ve başını zemine vurarak çarpmasına ilişkin olayda, üçüncü kişilerin girmemesi gereken yerlerin korunmasında genel güvenlik politikası ve işyeri gözetim-denetim ilkeleri gereğince güvenlik önlemlerinin uygulanmasının icap ettiği, buna rağmen davacılardan ...'nun raylara girdiği esnada etrafta çalışan işçiler bulunmasına rağmen çocukların raylara girmemesi için görevlilerce ve işçilerce herhangi bir uyarıda bulunulmadığı, çocukların raylara girmesinin ve vagona çıkmasının engellenmediği, bu nedenle iş yerinde görev yapanların bu nitelikteki risklere karşı eğitilmediği, iş yerini koruma bilinci verilmediği ve güvenlik kültürü oluşturulmadığı, işyeri için risk değerlendirmesi yapılmış ise bu risklere karşı hangi önlemlerin önerildiğinin dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden tespit edilemediği, tehlike oluşturan ekipmanların korumasız ve denetimsiz olarak raylar üzerinde bulundurulduğu, çocukların bu tehlikeli ekipmanlara ulaşmasına imkan-ortam sağlandığı, kaza tespit raporunda da belirtildiği üzere servis vagonlarının dış kısmına sonradan monte edilen merdivenlerin emniyet açısında iptal edilmesi, lüzumlu ise seyyar hale dönüştürülmesi gerekmesine rağmen davalı idarece bu önlemin alınmadığı, dolayısıyla davalı idarenin dava konusu olayda hizmet kusurunun bulunduğu; olayın meydana geldiği bölgede uyarı levhalarının bulunduğu, bu levhalarda gerekli açıklamalara yer verildiği, davacılardan ...'nun yaşı itibariyle söz konusu bölgeye girilmesi halinde zarar görebileceğini, bu durumun tehlike oluşturduğunu anlayacak ve algılayabilecek durumda olduğu, bu nedenle olayın meydana gelmesinde davacılardan ...'nun da kusurunun bulunduğu, davalı idarenin %70 oranında asli, davacılardan ...'nun %30 oranında tali olarak kusurlu olduğu, davacıların uğramış oldukları zarardan davalı idarenin kusur oranı nispetinde sorumlu bulunduğu, bu kapsamda Kayseri Şehir Hastanesi’nin ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda davacının vücut fonksiyon kayıp oranının %20 olarak kabul edildiği, 17/07/2020 tarihinde dosyaya giren hesap bilirkişisi raporunda davacılardan ...’nun sürekli iş göremezlik zararının toplam 222.948,87 TL olduğu, tazminat talebinin bilirkişi raporunda davalı idarenin sorumlu olduğu miktar olarak belirlenen 222.948,87 TL'ye yükseltildiği, davacı ...'nun sürekli iş göremezlik bedeli olmak üzere toplam 222.948,87 TL maddi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği, ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştüğü idareye başvurma tarihi olan 02/07/2018 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, davacı baba ... tarafından davacı çocuğun dönem kaybının olacağı ve ileride desteğinden yoksun kalacağı iddia edilerek uğramış olduğu zarara karşılık 2.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş ise de; yargı içtihatlarıyla kabul edildiği üzere destekten yoksun kalma tazminatının ölümle birlikte istenebilecek bir tazminat olduğundan davacı babanın maddi tazminata ilişkin talebinin reddi gerektiği, olay nedeniyle yaralanarak malul hale gelen ...'nun olaydaki müterafik davranışı da nazara alınarak, takdiren 75.000,00 TL, anne ... için yaşadığı elem ve üzüntü karşılığı olmak üzere takdiren 30.000,00 TL, davacı baba ... için 30.000,00 TL, kardeş ... için ise 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/07/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesince maddi tazminata ilişkin olarak kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden tarafların maddi tazminat istemi yönünden istinaf istemlerinin reddi gerektiği, manevi tazminata yönelik olarak davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilerek davacı ... için 10.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 5.000,00 TL ve kardeşi için 2.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği, maddi tazminatın miktar artırımı ile artırılan kısmına idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik kısmına ise, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, hesaplanan maddi tazminatın geliri nazara alınarak artırılması gerektiği, manevi tazminat miktarının ciddi oranda düşürüldüğü, hükmedilen manevi tazminat miktarının duyulan acı ve üzüntüyü giderecek nitelikte olmadığı, faizin olay tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, olay yerinde elektrik uyarı levhalarının bulunduğu, olay sahasına girmenin tehlikeli ve yasak olduğunun levhalar ile belirtildiği, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının dikkate alınmadığı, maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava; davacılardan ...'nun, 05/05/2018 tarihinde Kayseri Gar Ambar sahasında bulunan servis vagonu üzerine çıkması neticesinde elektrik çarpması nedeniyle yaralandığından bahisle, gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zarara karşılık ... için 3.000,00 TL (miktar artırımı ile 222.948,87 TL) maddi, 200.000,00 TL manevi, baba ... için 2.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, anne ... ve kardeş ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yapı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/ veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılması gerekir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmına Karşı Taraflarca Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Dair Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, idare mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemleri Yönünden İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyize konu karar ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise kabulüne ve davacı ... için 10.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 5.000,00 TL ve kardeşi için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 22.000,00 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine karar verilmişse de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay nedeniyle davacı ...'nun yaralanmasında idarenin %70 oranında asli kusurlu olduğu dikkate alındığında davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı görülmektedir.
Bu durumda, davacıların manevi tazminat istemleri hakkında yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden karar verilmesi gerektiğinden hukuki isabet bulunmayan Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının tamamen bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
C) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Hükmedilen Maddi Tazminatın Miktar Artırımı Suretiyle Artırılan Kısmına Miktar Artırımı Dilekçesinin Davalı İdareye Tebliğ Edildiği Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16/04/2025 tarih ve 32872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararıyla da tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bakılmakta olan davada da Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, miktar artırımı ile artırılan maddi tazminata işletilecek yasal faizin davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacıların idareye başvurduğu tarihten itibaren işletilmesine hükmedilmesi gerekirken, maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının, maddi tazminat istemleri yönünden ONANMASINA, manevi tazminat istemleri ile hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi yönünden BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.