SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/6436 E. 2025/1993 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/6436

Karar No

2025/1993

Karar Tarihi

14 Nisan 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6436 E. , 2025/1993 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6436
Karar No : 2025/1993

DAVACI : ...

DAVALI : ... Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN_KONUSU: 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile;
1- 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bentte yer alan "medeni usul hukuku" ibaresinin,
2- 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki üçüncü cümlenin, 3- 14. maddesine eklenen 7. fıkranın,
iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Yönetmelik'in 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinin 4. alt bendinde yer alan "medeni usul hukuku" ibaresi yönünden, Sigortacılık Kanunu'nda düzenlenen sigorta hakemi olma şartları arasında "sigorta hukuku ya da sigortacılıkta deneyim sahibi olma" şartı yer almasına karşın dava konusu düzenleme ile medeni usûl hukuku alanındaki tecrübenin de bu kapsama dahil edildiği, oysa medeni usûl hukuku ile sigorta hukukunun birbirinden bağımsız disiplinler olduğu; Yönetmelik'in 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen “Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." cümlesinin yasal dayanağının bulunmadığı, Sigorta Tahkim Komisyonunda hakemlik yapan avukatların komisyon nezdinde avukatlık yapmalarının haksız şekilde engellendiği, davalı idarenin aynı amaçla yaptığı benzer düzenlemede Danıştay tarafından iptal kararı verildiği; Yönetmelik'in 14. maddesinin 7. fıkrasındaki düzenlemeyle bir kısım kişilere sınavsız olarak itiraz hakemi olma imkanının tanınmasının Anayasa'da yer verilen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI: Usûl yönünden, davacının subjektif ehliyetinin bulunmadığı, davada süre aşımı olduğu; esas yönünden, “Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki dava konusu düzenlemenin, Sigorta Tahkim Komisyonunda görev alan hakemlerle avukatlar arasında oluşabilecek menfaat çatışmasını engelleme amacıyla getirildiği, dava konusu düzenlemenin avukatlık mesleğinin icrasına sınırlama getirmediği, bu nedenle dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu, dava konusu Yönetmelik'te 2013 yılında yapılan değişiklikte "hukuk alanında doçent ve üzeri akademik unvana sahip olanlar ile adli yargı hakim emeklilerinin" Sigorta Tahkim Komisyonu hakemliği sınavından muaf olduklarının düzenlendiği, anılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca yalnızca "hukuk alanında" ve "adli yargı hakim emeklileri" ibarelerinin belirsiz olduğu gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, anılan kararda başka bir gerekçeye yer verilmediği, dava konusu düzenlemenin daha detaylı şekilde hazırlandığı, hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bentte yer alan "medeni usul hukuku" ibaresi ve 14. maddesine eklenen 7. fıkra bakımından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki cümlenin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 17/08/2007 tarihli, 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte 10/08/2021 tarihli, 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bendinde yer alan "medeni usul hukuku" ibaresinin, 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." cümlesinin ve aynı maddeye eklenen 7. fıkranın iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği öngörülmüştür.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette kurallara yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemeyi amaçlamakta olduğu 1. maddesinde ifade edilmekte;
Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları çözen kişiyi 2. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde "Sigorta hakemi" olarak tanımlanmaktadır.
"Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasında ise; sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya güvence hesabından faydalanacak kişiler ile güvence hesabı arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı;
3\. fıkrasının c) bendinde; Komisyonunun görevleri arasında tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri alacağı;
11\. fıkrasında; Sigorta hakeminin isminin tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiği tespit edilmişse sürekli olarak Listeden silineceği;
19\. fıkrasında; Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorunda oldukları, sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamayacağı, bu sınırlandırmaların söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerli olduğu, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 28. maddesinin sigorta hakemleri hakkında da uygulanacağı;
21\. fıkrasında; Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirleneceği kurallarına yer verilmektedir.
Tahkim, mahkemeler dışında uyuşmazlıkların çözümü için geliştirilen alternatif bir yöntemdir. Literatürde tahkim, taraflar arasında özel hukuk ilişkilerinden dolayı doğmuş veya ileride doğacak olan belli hukuki uyuşmazlıkların adli mahkemeler dışında, uyuşmazlığın taraflarınca seçilen bağımsız ve tarafsız hakemler tarafından çözümlenerek karara bağlanması işlemi olarak ifade edilmektedir.
Sigortacılıkta tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak görevi 5684 sayılı Kanun ile Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulan Sigorta Tahkim Komisyonu'na verilmiştir. Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları çözen ve tarafsızlık ilkesinden ayrılmayacak kişi olarak hakem ya da hakem heyetlerinin tahkim sisteminin adil ve tarafsız olarak çalışmasında merkezi bir rolü bulunmaktadır.
Sigortacılıkta tahkim sisteminin kurumsal tarafsızlığı ile hakem ve/veya hakem heyetlerinin kişisel olarak tarafsızlığının sağlanması bağımsız, adil ve etkin bir şekilde mahkemeler dışında tahkim yoluyla uyuşmazlığın çözümü için zorunlu bir şarttır.
17/08/2007 tarihli, 26616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin, 10/08/2021 tarihli, 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesi ile değişik "Liste" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrası, "(1) (Değişik: RG-24/7/2013-28717) Hakemlik başvurusu kabul edilenlerden (Değişik ibare: RG-10/8/2021-31564) Kurum tarafından uygun görülenlerin kaydedilmesi amacıyla, sigorta hakemleri için ayrı, itiraz hakem heyetinde yer alacak sigorta hakemleri için ayrı olmak üzere Listeler tutulur. Bir hakem, birden fazla Listede yer alamaz. (Ek cümleler: RG-10/8/2021-31564) Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hakimin yasaklılığına ve reddine ilişkin hükümleri hakemler hakkında da uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik usûl ve esaslar kapsamında, sigortacılıkta tahkim müessesinin üstlendiği görevi adil, tarafsız ve etkin bir şekilde yerine getirebilmesi, güvenilirliğinin sağlanabilmesi için, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta taraf vekili sıfatı taşıyan kişinin, tahkim kurumsal yapısı içerisinde aynı zamanda hakem olarak görev üstlenmesi, başka bir ifadeyle avukat sigorta hakeminin, tahkim sistemindeki bir uyuşmazlığı vekil sıfatıyla takip etmesi, bu sisteme olan güven duygusunu sarsacaktır. Çoğul örneklerde avukat olan ve uyuşmazlıkları aynı zamanda taraf vekili sıfatıyla takip eden hakemlerin, farklı uyuşmazlıklarda diğer avukat olan meslektaşları ile karşılıklı olarak hem hakem hem de vekil sıfatını taşımaları halinde, hukuken kabul edilebilirliği söz konusu olamayacak temsil ile hakemliğin iç içe geçtiği, hukuken tanımlanması çok güç bir durumun ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Tahkim sisteminin kurumsal tarafsızlık, bağımsızlık ve adil bir işleyişin sağlanması için, uyuşmazlıkların çözümünde merkezi bir rol üstlenen hakem ve/veya hakemler arasında avukat olanların taraf sıfatıyla tahkimdeki uyuşmazlıkları takip işi ile hakemlik arasında bir tercih yapması, sistemin güvenli şekilde işleyişinin bir gereği olarak ortaya çıkmakta, sistemde çatışan görevlerden birini yapmaktan kaçınması tarafsızlığın olmazsa olmaz bir koşulu olarak kendisini göstermektedir.
Bu durumda, 5684 sayılı Kanun'da yapılan düzenlemelere, kurulan tahkim sisteminin işlevinin yerine getirmesine yönelik olarak, hakemlerin Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edememesi yolunda yapılan dava konusu 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen değişiklikte hukuka aykırı bir yön görülmemiş olup, davanın bu yönden reddi gerekmektedir.
Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bendinde yer alan "medeni usul hukuku" ibaresine gelince;
Uyuşmazlığa konu Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bendinde, "Üniversitelerde sigorta hukuku, ticaret hukuku ve medeni usul hukuku alanlarında öğretim üyesi olarak ders verenleri,” ifadesi 22/04/2022 tarihli, 31817 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle "üniversitelerde sigorta hukuku ve ticaret hukuku alanlarında öğretim üyesi olarak ders veren ve akademik çalışması bulunanları" şeklinde değiştirilmiş, dava konusu edilen "medeni usul hukuku" ibaresi yönetmelik metininden çıkarılmış olup, dava bu yönden konusuz kalmıştır.
Yönetmeliğin 14. maddesine eklenen 7. fıkranın iptali istemine gelince;
10/08/2021 tarihli, 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesine eklenen 7. fıkrasında: "Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen şartları taşımak kaydıyla, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimler, Hakimler ve Savcılar Kurulunun iş bölümü kararına göre bölge adliye mahkemelerinin sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimler, 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile atanan Kurul başkan ve üyeleri ile 6400 veya üzeri ek göstergeli görevlere atanarak en az iki yıl süreyle bu görevlerle ilgili ek göstergelere tabi şekilde görev yapmış olanlar başvuruda bulunmaları halinde itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedilir.” kuralı yer getirilmiştir.
22/04/2022 tarihli, 31817 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle "İtiraz hakem heyetinin hiç ya da yeterli sayıda oluşturulamaması halinde, Komisyon Başkanlığının teklifi ve Kurumun onayı ile itiraz hakemi olmak için 13 üncü maddede belirtilen şartları taşımak kaydıyla Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerde en az 2 yıl süreyle görev yapmış olan başkan ve üye hakimler ile Kurulun 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile atanan başkan ve üyeleri en az 2 yıl süreyle görev yapmış olmaları kaydıyla Komisyon tarafından yapılacak ilana başvuruda bulunmaları halinde itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedilir. Bu fıkra kapsamında listeye kaydedilecek itiraz hakemi sayısı, istenen belgeler, başvuru şartları ve süresi gibi hususlar Komisyonun internet sitesinde ilan edilir. İlanda belirtilen süreden sonra yapılan başvurular kabul edilmez. Listeye kaydolmak için yapılan başvuruların ilanda belirtilen sayıdan fazla olması halinde, listeye kaydolacak adaylar sahip oldukları deneyim süresine göre belirlenir. Deneyim süresine göre listeye en son kaydedilen aday ile aynı deneyim süresine sahip başka adaylar olması durumunda bu adaylar da listeye kaydedilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava dilekçesinde; sınav muafiyeti tanınan kişilerin hiç birinde, diğer kişilere göre ortadan kaldırılması gereken dezavantaj olmadığı, düzenlemelerle herkese eşit olması ve objektifliğini korunmasına ilişkin Anayasanın 10. maddesinin ihlal edildiği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından sınav muafiyeti tanınmasının hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, Yönetmelik değişikliği ile sınav muafiyetine tabi olacakların sayısı azaltılarak şarta bağlanmışsa da sınav muafiyetinin kaldırılmadığı, sürdürüldüğü, dava dilekçesinde ileri sürülen hukuka aykırılık iddiasının devam ettiği görüldüğünden işin esası incelenmiştir.
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerde en az 2 yıl süreyle görev yapmış olan başkan ve üye hakimler ile Kurulun 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile atanan başkan ve üyeleri en az 2 yıl süreyle görev yapmış olmaları halinde belirli şartlar halinde itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedilmeleri, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli yargısal alanda en üst mahkemenin belirli süre görev yapan başkan ve üyeleri ile bu alanda düzenlemekle yapmakla görevli Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunun belirli süre görev yapan başkan ve üyeleri, deneyim ve birikimlerini itiraz hakemi olarak sigorta konusunda uzmanlaşan, bilgi ve deneyime sahip kişilerin bu özelliklerini tahkim yargılamasına yansıtma olanağının sağladığı, yaptıkları görevler itibariyle eşit durumda olmadıkları, eşitlik ilkesiyle çelişen bir yönünün olmadığı, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun düzenleme yapıldığı görüldüğünden davanın reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 17/08/2007 tarihli, 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte 10/08/2021 tarihli, 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." cümlesi ile 14. maddesine eklenen 7. fıkrası yönünden davanın reddi, 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bendinde yer alan "medeni usul hukuku" ibaresi yönünden dava konusu ibarenin yürürlükten kaldırılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde sigorta hakemi olarak görev yapan davacı tarafından, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bendinde yer alan "medeni usul hukuku" ibaresinin, 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen üçüncü cümlenin ve 14. maddeye eklenen 7. fıkranın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USÛL YÖNÜNDEN:
Davalı İdarenin Ehliyet İtirazının İncelenmesi:
Davalı idare tarafından ehliyet itirazında bulunulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Davacının Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde sigorta hakemi olarak görev aldığı dikkate alındığında davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.

Davalı İdarenin Süre İtirazının İncelenmesi:
Davalı idare tarafından süre itirazında bulunulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik değişikliklerinin 10/08/2021 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandığı, bakılan davanın da bu tarihten itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içinde 16/08/2021 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davalı idarenin süre itirazı da yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun;
"Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında,
"Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tabi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 30. maddesinde, sigortacılıkta tahkim müessesesi düzenlenerek, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya hesaptan faydalanacak kişiler ile hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 30. maddesinin 8. fıkrasında, sigorta hakemlerinin;
a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması,
b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması,
c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması, gerektiği, (mülga) Hazine Müsteşarlığının bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkili olduğu;
Maddenin 19. fıkrasında, sigorta hakemleri ve raportörlerin tarafsız olmak zorunda oldukları, sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerlerin sigorta hakemliği yapamayacakları, bu sınırlandırmaların söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerli olduğu, 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 28. maddesinin (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinin) sigorta hakemleri hakkında da uygulanacağı; 21. fıkrasında, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esaslarının yönetmelikle düzeneleneceği; 23. fıkrasında, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hâllerde 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 12. maddesinde, hakemlik, arabuluculuk, tasfiye memurluğu, yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev veya hizmet, avukatlıkla birleşebilen işler arasında sayılmış; 35. maddesinde, kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatların yapabileceği işler arasında sayılmıştır.
Öte yandan, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrasında atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış olup, 6100 sayılı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıflar bu Kanun'a yapılmış sayılmaktadır. Buna göre, 6100 sayılı Kanunun 34. maddesinde (mülga HUMK 28. madde); hâkimin,
a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada,
b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında,
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında,
ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında,
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında,
e) Nişanlısının davasında,
f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada, talep olmasa bile çekinmek zorunda olduğu hükmü getirilmiştir.
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesine dayanılarak 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmelik'le, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla tahkim sistemine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in 13. Maddesinin 3. Fıkrasının (c) Bendine Eklenen 4. Alt Bentte Yer Alan "medeni usul hukuku" İbaresinin ve 14. Maddesine Eklenen 7. Fıkranın İncelenmesi:
17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yapılan değişiklik sonrasında,
"Sigorta Hakemleri" başlıklı 13. maddesi,
"(1) Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen niteliklere sahip olan ve sigorta hakemi olmak isteyen kişiler, gerekli şartları taşıdıklarını gösterir belgelerle birlikte Listeye kaydolmak için Komisyona başvurur. Hakem olmak isteyen kişinin ikametgâhı bir büronun görev alanı içinde kalıyorsa Komisyona başvuru büro aracılığıyla olur.
(2) Sigorta hakemliği başvuruları, sigortacılık alanındaki uzmanlıkları belirtilmek suretiyle yapılır. Bir kişi birden fazla uzmanlık alanı belirtebilir.
(3) Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının (c) bendi uyarınca sigorta hakemlerinde aranacak deneyim şartının belirlenmesinde aşağıdaki ölçütler esas alınır:
a) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyim sahibi olunması ve bu deneyimin kesintisiz olması gerekir.
...
c) Sigorta hukukunda en az beş yıl deneyim sahibi kabul edilecekler, Türkiye Cumhuriyetinde eğitim veren hukuk fakültelerinden veya denkliği kabul edilen diğer ülkelerdeki hukuk fakültelerinden mezun olanlardan;
...
4) Üniversitelerde sigorta hukuku, ticaret hukuku ve medeni usul hukuku alanlarında öğretim üyesi olarak ders verenleri,
kapsar." şeklini almıştır.
07/06/2023 tarih ve 32214 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesi ile ana Yönetmelik'in 13. maddesinde muhtelif değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerden birisi de dava konusu alt benttedir. Değişiklik sonrasında ve karar tarihi itibarıyla dava konusu alt bent metni şu şekildedir:
"4) Üniversitelerde sigorta hukuku ve ticaret hukuku alanlarında öğretim üyesi olarak ders veren ve akademik çalışması bulunanları"
Görüldüğü üzere söz konusu alt bentteki "medeni usul hukuku" ibaresi Yönetmelik'ten çıkartılmıştır.
Yine, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 14. maddesine, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesiyle eklenen 7. fıkra,
"(7) Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen şartları taşımak kaydıyla, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimler, Hakimler ve Savcılar Kurulunun iş bölümü kararına göre bölge adliye mahkemelerinin sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimler, 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile atanan Kurul başkan ve üyeleri ile anılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan 6400 veya üzeri ek göstergeli görevlere atanarak en az iki yıl süreyle bu görevlerle ilgili ek göstergelere tabi şekilde görev yapmış olanlar başvuruda bulunmaları halinde itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedilir." şeklinde iken, yine 07/06/2023 tarih ve 32214 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile anılan fıkra aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"(7) Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen nitelikler ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde düzenlenen deneyim şartlarını taşımak kaydıyla; en az 6 ay süreyle görev yapmış olan Kurul başkan ve üyeleri ile Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre taraflardan biri sigorta şirketi olan ve sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli daireleri ile iş kazaları ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat ve rücu davalarında sigorta şirketinin de taraf olduğu uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerinde de en az 6 ay süreyle görev yapmış olan başkan ve üye hakimler Komisyona müracaatlarına istinaden itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedilir."
Bu durumda, dava konusu değişiklik içeren Yönetmelik ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bentte yer alan "medeni usul hukuku" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, 14. maddesine eklenen 7. fıkranın ise tamamıyla değiştirildiği dikkate alındığında, esasının incelenme olanağı kalmayan davanın bu kısımları hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Dava Konusu Yönetmelik'in 14. Maddesinin 1. Fıkrasına Eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." Şeklindeki Cümlenin İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Ancak, bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesi ile değişik "Liste" başlıklı 14. maddesinin 1 fıkrası, "Hakemlik başvurusu kabul edilenlerden Kurum tarafından uygun görülenlerin kaydedilmesi amacıyla, sigorta hakemleri için ayrı, itiraz hakem heyetinde yer alacak sigorta hakemleri için ayrı olmak üzere Listeler tutulur. Bir hakem, birden fazla Listede yer alamaz. Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hakimin yasaklılığına ve reddine ilişkin hükümleri hakemler hakkında da uygulanır." şeklinde olup, davacı tarafından anılan fıkranın 3. cümlesinin iptali istenilmektedir.
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle, sigorta hakemlerinin; malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olması ve sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması gerektiği ifade edilmiş; sigorta hakemi olabilmek için sigorta hukukunda veya sigortacılıkta sahip olunması gereken deneyimin ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütlerin belirlenmesi yetkisi ise, (mülga) Hazine Müsteşarlığına verilmiştir.
Ayrıca, aynı maddenin 19. fıkrasında, sigorta hakemliği yapamayacak kişiler sayma yoluyla belirlenmiş ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin sigorta hakemleri hakkında da uygulanacağı kurala bağlanmış; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 12. maddesinde de hakemlik avukatlıkla birleşebilen işler arasında sayılmıştır.
Dava konusu Yönetmelik'te yapılan değişiklikle, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görev alan hakemlerin Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemeyeceği düzenlenmekle birlikte, anılan düzenlemenin, Komisyonda görülen uyuşmazlıklarda vekillik yapan kişilerin Komisyon nezdinde hakem olarak görev yapamayacakları sonucunu da doğurduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, dava konusu kuralın, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrası ile 6100 sayılı Kanun'un 34. maddesinde yer alan sigorta hakemliğine engel hâller haricinde, kanuni dayanağı olmaksızın yeni bir kısıtlama getirdiği, her ne kadar anılan fıkrada sayılan sigorta ile irtibatlı kuruluşlarda mesleki faaliyette bulunanların da sigorta hakemliği yapamayacaklar arasında sayıldığı görülmekte ise de, Komisyon nezdinde görüşülecek uyuşmazlıklarda vekille temsil edilecek tarafın yalnızca bu kuruluşlardan ibaret olmadığı kuşkusuz bulunduğundan, kuralın anılan Kanun hükümlerini ihlal ettiği, bu kısıtlamanın aynı zamanda hakemliği avukatlıkla birleşebilen iş kapsamında kabul eden 1136 sayılı Kanun'un 12. maddesine de aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.
Diğer taraftan, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle, davalı idareye verilen yetki, sigorta hakemlerinde aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemekle sınırlı olup, sigorta hakemi olamayacak kişileri mer'i mevzuatı aşarak belirlemesi, başka bir ifadeyle kanun hükümlerinin tekrarı yerine bunları daraltıcı düzenleme içermesi nedeniyle dava konusu kuralın, davalı idarenin yasayla çerçevesi belirlenen yetkisinin sınırlarını da aştığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile sigorta davalarını kanuni temsilcilik ve 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrasında sayılan kuruluşların vekilliği dışında vekil sıfatıyla takip edebilme konusunda yetkisi bulunan avukatların sigorta hakemliği yapma hakkının, Kanun hükmünü aşar bir şekilde sınırlandırıldığı, buna bağlı olarak sigorta hakemliği yapan kişilerin de avukatlık mesleğini icra yetkisinin Kanun'a aykırı şekilde engellendiği görüldüğünden, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bentte yer alan "medeni usul hukuku" ibaresi ve 14. maddesine eklenen 7. fıkra bakımından konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2\. 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki üçüncü cümlenin İPTALİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/04/2025 tarihinde esas bakımından oy birliğiyle, yargılama giderleri bakımından oy çokluğuyla karar verildi.

(X)-KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş; 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, bu kapsamda maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş; “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 13. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine eklenen 4. alt bentte yer alan "medeni usul hukuku" ibaresi ve 14. maddeye eklenen 7. fıkra bakımından Dairemizce işin esasına girilerek haklılık-haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın anılan kısımlar yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında ise, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir ve hükmedileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda, kısmen konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri hakkında hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderlerinin kararın kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden de davalı idareye yükletilmesine ilişkin Daire kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmına kısmen katılmıyorum.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim