Danıştay danistay 2021/6211 E. 2025/2714 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/6211
2025/2714
27 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6211
Karar No : 2025/2714
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından; 04/07/2014 tarihinde Van ilinde meydana gelen toplumsal olaylarda, çalışmakta olduğu işyerinin girişinde açılan ateş sonucu yaralandığı, bu yaralanma sonucunda sağ ayağında bulunan protezin parçalandığı ve kullanılamaz hale geldiği, bu nedenle sürekli iş gücü kaybına uğradığı iddia edilerek oluştuğu ileri sürülen zarara karşılık fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla iş gücü kaybı için 2.000,00 TL, protez gideri için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının bacağına isabet eden mermi parçalarının güvenlik güçlerine ait bir silahtan çıktığı sabit değilse de, dava konusu toplumsal olayların Van il merkezinde bulunan ... Mahallesinde gerçekleştiği, bu alanın insanların yoğun ve işlek olarak kullandığı bir yer olduğu, böyle bir durumda polisin, halkın can ve mal güvenliğini öncelikle muhafaza etmesi gerektiği, davacının olaylara doğrudan iştirak eden gösterici grup içerisinde yer almaması, bunun savcılık soruşturmasıyla da sabit olması karşısında, halkın can ve mal güvenliğini öncelikle muhafaza etmesi gereken güvenlik güçlerinin olay yerine yakın bölgelerde gerekli tedbirleri almaması nedeniyle davacının yaralanması ile sonuçlanan olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ve oluşan zararın hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerektiği, bu itibarla, yaralanma olayının meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ortaya konulmuş olmakla birlikte dava konusu olay nedeniyle ...'te meydana gelen yaralanmanın davacıda var olan maluliyet oranını arttırır düzeyde olmadığı anlaşıldığından davacı tarafından talep edilen maddi tazminatın iş gücü kaybı tazminatına ilişkin 2.000,00 TL'lik kısmının reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından talep edilen 1.000,00 TL protez giderine ilişkin isteme gelince; sözü geçen protez giderine ilişkin dosyaya tevsik edici (ispatlayıcı) herhangi bir bilgi ve belge (fatura vb.) sunulamaması karşısında, maddi tazminatın protez giderine ilişkin 1.000,00 TL'lik kısmının reddine karar verilmesi gerektiği, davacının yaşadığı üzüntü ve sosyo-ekonomik durumu göz önünde bulundurularak 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun maddi tazminat istemi yönünden reddine, manevi tazminat istemi yönünden kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 40.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, mahkeme kararının kabule ilişkin kısımlarının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, olay nedeniyle sürekli malul hale geldiği, manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bununla birlikte, Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi ve manevi zararların idarece tazmin edilmesini sağlayan hukuksal bir kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin mal varlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da artış olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, yine bu suretle kişi varlığında oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdare, Anayasanın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan sosyal risk ilkesi gereği tazmin etmesi gerekmektedir. İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile geliştirilen sosyal risk ilkesi, Anayasa'nın yukarıda öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir.
Sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağan dışı zararların da topluma pay edilerek giderilmesi amaçlanmıştır.
Bu bağlamda, yargısal ve bilimsel içtihatlarla geliştirilen sosyal risk ilkesinin uygulama alanına; "terör olayları"nın yanı sıra, ani bir şekilde gelişmesi nedeniyle idarece öngörülemeyen ve engellenemeyen, müdahale edilmesi halinde daha ağır sonuçların doğması kaçınılmaz olan geniş çaplı "toplumsal olaylar" nedeniyle oluşan özel ve olağan dışı zararların da dahil olduğunun kabulü gerekmektedir.
Buna göre, dava konusu olayın bir toplumsal olay olduğu, davalı idare tarafından öngörülemeyecek şekilde olayların büyüdüğü, olayda idarenin hizmet kusurunu gerektirecek bir hususun bulunmadığı dikkate alındığında, sosyal risk ilkesi gereğince tazminata hükmedilmesi gerekirken hizmet kusuru bulunduğu kabul edilerek tazminata hükmeden İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3\. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine,
4\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.