Danıştay danistay 2021/5512 E. 2025/2012 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/5512
2025/2012
14 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5512
Karar No : 2025/2012
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...adına velayeten... ..., ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN DAVALI YANINDA
MÜDAHİLLER: 1- ... 2-...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahiller tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, sol gözüne tahta parçası batması şikayetiyle 23/06/2014 tarihinde başvurduğu ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalında ameliyat edildiği, 20/10/2014 tarihinde kontrole gittiğinde tekrar ameliyata alındığı, ilk ameliyatta gözde unutulan tahta parçasının bu ameliyatla çıkarıldığı, oluşan görme kaybının hizmet kusurundan kaynaklandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 367.030,12 TL) maddi, 90.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla; davacının görme kaybı yaşamasına ilişkin olayda davacı tarafın iddiaları da göz önünde bulundurularak uygulanan işlemlerin bilimsel tıp kurallarına uygun olup olmadığı, uygun değilse tarafların kusur oranlarının ne olduğunun tespiti amacıyla düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda, 23/06/2014 tarihinde yapılan ameliyatta göz doktoru tarafından bir adet yabancı cisim çıkarıldığı, 20/10/2014 tarihinde çıkarılan diğer parçanın ilk ameliyatta bırakılmasının özen eksikliği olduğu, ancak parçaların tamamının temizlenmesi halinde bile tahta parçasının enfekte bir cisim olması nedeniyle endoftalminin gelişebileceğinin tıbben bilindiği görüşüne yer verildiği, davacının uğramış olduğu iş gücü kaybının maddi karşılığının (iş göremezlik tazminatının) hesaplanması amacıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, %32 iş göremezlik oranına göre davacıya ödenmesi gereken sürekli iş göremezlik tazminatının 386.654,14 TL olarak hesaplandığı, davacıya ilişkin oluşan görme kaybının ne kadarının davacının geçirdiği travmadan ne kadarının tıbbi müdahale esnasında gözde tahta parçası unutulmasından kaynaklandığı hususunda ek rapor alınmasına karar verilmesi üzerine hazırlanan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporunda, bu tarz göze yabancı cisim batması yaralanmalarında parçaların tamamen temizlenmesi halinde bile tahta parçasının enfekte bir cisim olması nedeniyle %90 oranında endoftalmi (göz içi enfeksiyon) gelişebileceği, hem gelişen enfeksiyona bağlı olarak hem de enfeksiyon gelişmese bile gözde travma sonrası gelişen retina dekolmanına bağlı olarak da fitizis bulbi gelişebileceği, görme kaybı ve gözde atrofi ile sonuçlanabileceğinin tıbben bilindiği, bu nedenle davacıda gelişen görme kaybının ne kadarının travma nedeniyle ne kadarının müdahale esnasında gözde tahta parçası unutulmasından kaynaklandığının tıbben bilinemeyeceği, 23/06/2014 tarihinde ilk ameliyatı yapan Dr. ...'nün eksik eyleminin davacıda oluşan zarar üzerine etkisinin 1/8 oranında olduğunun mütalaa edildiği, maddi tazminat talebi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; davacılar tarafından, ödenen özel muayene ücretini gösterir 30/06/2014, 10/07/2014, 20/08/2014, 17/10/2014, 15/12/2014, 10/04/2015 tarihli toplam 516,00 TL tutarlı altı adet vezne ödeme ekstresinin ve tedavi amaçlı gidildiği belirtilerek 08/02/2017 tarihli iki adet toplam 751,96 TL tutarında elektronik uçak biletinin dosyaya sunulduğu ve bilirkişi tarafından hesap edilen sürekli iş göremezlik zararının 386.654,14 TL olduğu dikkate alındığında, davacıların toplam maddi zararının (516,00 + 751,96 + 386.654,14 ) 387.922,10 TL olduğu görülmekle, bu tutarın Adli Tıp Kurumunca belirtilen davalı idarenin kusur oranı çerçevesinde 1/8'lik kısmı olan 48.490,26 TL'sinin davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminat talebi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; olayda küçüğün görme kaybının ne kadarının yaşadığı travmadan ne kadarının geçirdiği ilk operasyon esnasında gözde tahta parçası unutulmasından kaynaklandığı tam olarak tespit edilememekle beraber yapılan ilk tıbbi müdahalede özen eksikliği olduğu sabit olmakla davacının duyduğu ve ömür boyu duyacağı ızdırabın karşılığı olarak idarenin kusur oranı da göz önünde bulundurularak, takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının 367.030,12 TL maddi tazminat isteminin 48.490,26 TL'lik kısmının kabülüne, bu miktarın 20.000,00 TL'sinin davalı idareye başvuru tarihi olan 07/05/2015 tarihinden, 28.490,26 TL'sinin ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 14/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, maddi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının reddine, davacının 90.000,00 TL manevi tazminat isteminin 30.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, bu miktarın davalı idareye başvuru tarihi olan 07/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacı, davalı idare ve müdahillerin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, ilk ameliyatın gecikmeli olarak yapıldığı, görme kaybı oluşacağına yönelik bilgi verilmediği, ameliyatın hangi doktor tarafından yapılacağının dahi söylenmediği, ilk ameliyat sonrası görmenin mevcut olduğu ancak zamanla azaldığı, ilk ameliyattan sonra her şeyin yolunda olduğunun ve görmesinin zamanla düzeleceğinin söylendiği, ciddi bir ameliyat olmasına rağmen ertesi gün taburcu edildiği, kullanılan antibiyotiklerin de göze zarar verdiği, gözde meydana gelen görme kaybının ilk ameliyatta unutulan cisim sebebiyle olduğu, unutulan cismin 17/10/2014 tarihinde fark edilmesine rağmen ameliyatın 3 gün sonra yapıldığı, dikişli göze tekrar ağaç parçasının batma ihtimali olmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda kusur oranının neye göre belirlendiğinin anlaşılamadığı, Adli Tıp Kurumunun unutulan yabancı cismi ikinci bir vaka olarak değerlendirip taraflı rapor hazırladığı, tüm tıbbi evraklar temin edilmeden karar verildiği, psikolojisinin bozulması sebebiyle tedavi gördüğü iddialarıyla; davalı idare tarafından, yabancı cisim unutulması söz konusu olsa idi ilk ameliyat sonrası yapılan operasyonlarda tespit edileceği, oluşan görme kaybının yaşadığı travmaya bağlı olduğu, gerekli tüm tıbbi müdahalelerin eksiksiz şekilde yapıldığı, kusurlarının bulunmadığının açık olduğu, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu, reddedilen miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddialarıyla; davalı yanında müdahiller tarafından ise davanın süresinde açılmadığı, tıbbi müdahalenin zamanında ve tıp kurallarına uygun olarak yapıldığı, ameliyat öncesi travmaya bağlı olarak görme kaybı yaşanacağına yönelik bilgi verildiği, yabancı cismin çıkarıldığı ve hastanın taburcu edildiği, takip edildiği süreçte yabancı cisim tespit edilmediği, sonraki süreçte başvurduğunda tespit edilen yabancı cismin önceki ameliyatta unutulmasının söz konusu olmayacağı, ikinci bir travma ile sonrasında cismin göze geldiğinin düşünüldüğü, ilk ameliyattan sonra bir çok ameliyat geçirdiği, eğer yabancı cisim unutulsa idi bu ameliyatlarda fark edileceği, görme kaybının ameliyatlara değil travmaya bağlı olduğu, yabancı cisme beş ay boyunca dayanılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki tespit edilen yabancı cismin önceki sütür hattının üzerinde olduğu, ilk ameliyat sonrası gelişen enfeksiyonun giderildiği de dikkate alındığında yabancı cismin unutulmadığının anlaşılacağı, eğer yabancı cisim unutulsa idi enfeksiyonun geçmeyeceği, tedavi gideri bulunmadığı, kendi istekleri ile özel muayene ücretini ödedikleri iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare ve müdahiller tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, 2001 doğumlu davacının sol gözüne tahta parçası saplanması şikayeti ile 22/06/2014 tarihinde ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisine getirildiği, yapılan tetkik ve muayeneler sonucunda 23/06/2014 tarihinde Doç. Dr. ... tarafından ameliyat edilip gözden bir adet yabancı cismin çıkarıldığı, 24/06/2014 tarihinde hasta kontrolüne çağrılan küçüğün 30/06/2014 tarihinde korneoskleral perforasyon ameliyatlısı ve vitreus hemorajisi tanısıyla yatırılıp takip edilerek 04/07/2014 tarihinde taburcu edildiği, 10/07/2014 tarihinde gözde ağrı ve kızarıklık şikayeti ile tekrar hastaneye başvurusu üzerine gözde travmaya bağlı olarak endoftalmi (iltihaplanma) geliştiğinin saptandığı, 11/07/2014, 14/07/2014, 16/07/2014, 18/07/2014 tarihlerinde enjeksiyon yapılarak iltihaba yönelik tedavi uygulandığı, yapılan takiplerde korneada kesi alanının açıldığı ve pupil alanda membranlar saptandığı tespitiyle 31/07/2014 tarihinde enjeksiyon yapılarak pupil alanın temizlendiği, beşinci ay muayenesinde eski sütür hattı üzerinde yabancı cisim izlenmesi üzerine davacılarla görüşülerek küçüğe yapılan keratoplasti ameliyatında göz içinden yine 10x5 mm'lik tahta parçası çıkarılması üzerine davacılar tarafından küçüğün ilk ameliyatı esnasında gözünde tahta parçası unutulması sebebiyle görme kaybı yaşadığı, idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye başvuru yapıldığı, anılan başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, "davacı tarafın iddiaları da göz önünde bulundurularak uygulanan işlemlerin bilimsel tıp kurallarına uygun olup olmadığı, uygun değilse tarafların kusur oranlarının ne olduğunun" tespiti amacıyla düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda; "... 23/06/2014 tarihinde yapılan ameliyatta göz doktoru tarafından bir adet yabancı cisim çıkarıldığı, 20/10/2014 tarihinde çıkarılan diğer parçanın ilk ameliyatta bırakılmasının özen eksikliği olduğu, ancak parçaların tamamının temizlenmesi halinde bile tahta parçasının enfekte bir cisim olması nedeniyle endoftalminin gelişebileceğinin tıbben bilindiği ..." yönünde görüşe yer verilmiştir.
Öte yandan, ... Eğitim Araştırma Hastanesinin ...tarih ve ... rapor numaralı Sağlık Kurulu Raporunda; "Sağ ön segment tabi, OR sağ göz (+0,50x90 derece), sol göz (-), VO sağ göz tam sol göz (p-p-), sol fitizis bulbi, engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %32 (otuziki)" tespitine yer verilmiştir.
Davacının uğramış olduğu iş gücü kaybının maddi karşılığının (iş göremezlik tazminatının) hesaplanması amacıyla düzenlenen 13/07/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle, %32 iş göremezlik oranına göre davacıya ödenmesi gereken sürekli iş göremezlik tazminatının 386.654,14 TL olarak hesaplanıldığı belirtilmektedir.
Akabinde, davacı tarafından dava dilekçesinde talep edilen toplam 20.000,00 TL maddi tazminat miktarı 26/07/2018 havale tarihli dilekçe ile 367.030,12 TL olarak artırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda tarafların kusur oranlarına yer verilmemesi nedeniyle Sağlık Kurulu raporunda engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %32 olan davacıya ilişkin oluşan görme kaybının ne kadarının davacının geçirdiği travmadan ne kadarının tıbbi müdahale esnasında gözde tahta parçası unutulmasından kaynaklandığı, davacının gözünde meydana gelen %90 oranındaki görme kaybının davalı idarece gerçekleştirilen 23/06/2014 ve 20/10/2014 tarihli ameliyatlardaki tıbbi müdahaleden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarının açık ve net bir şekilde ortaya konulması için Adli Tıp Kurumu Başkanlığından ek rapor alınmasına karar verilmesi üzerine hazırlanan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda; "... 23/06/2014 tarihinde davacının gözünden yabancı cisim (tahta parçası) çıkarılması amacıyla ameliyat edildiği ve kornea parasantralden 10x5 mm'lik yabancı cisim çıkarıldığı, ancak 17/10/2014 tarihinde yapılan göz muayenesinde kornea ve konjonktivaya uzanan yabancı cisim tespit edildiği ve 20/10/2014 tarihinde yapılan göz ameliyatında korneadan 6x5 mm’lik yabancı cisim çıkarıldığı göz önüne alındığında ilk ameliyatı yapan göz doktorunun söz konusu yabancı cismi çıkaramamış olmasının tedavide özen eksikliği olarak değerlendirildiği, 20/10/2014 tarihinde yapılan gözden yabacı cisim çıkanlması ve kornea nakli ameliyatının endikasyonu olduğu, ameliyatı yapan göz doktorunun eyleminin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği, bu tarz göze yabancı cisim batması yaralanmalarında parçaların tamamen temizlenmesi halinde bile tahta parçasının enfekte bir cisim olması nedeniyle %90 oranında endoftalmi (göz içi enfeksiyon) gelişebileceği, hem gelişen enfeksiyona bağlı olarak hem de enfeksiyon gelişmese bile gözde travma sonrası gelişen retina dekolmanına bağlı olarak da fitizis bulbi gelişebileceği, görme kaybı ve gözde atrofi ile sonuçlanabileceğinin tıbben bilindiği, bu nedenle davacıda gelişen görme kaybının ne kadarının travma nedeniyle ne kadarının müdahale esnasında gözde tahta parçası unutulmasından kaynaklandığının tıbben bilinemeyeceği, 23/06/2014 tarihinde ilk ameliyatı yapan Dr....'nün eksik eyleminin davacıda oluşan zarar üzerine etkisinin 1/8 oranında olduğu ..." yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan raporlar hükme esas alınarak davalı idarenin 1/8 oranında kusuru bulunduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, bu karara karşı tarafların ve davalı yanında müdahillerin istinaf başvuruları temyize konu karar ile reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel
hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu tüzel kişisi olan veya tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.
Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda da belirtildiği üzere 20/10/2014 tarihindeki ameliyatta göz içinden çıkarılan tahta parçasının 23/06/2014 tarihindeki ilk ameliyatta çıkarılmayarak unutulmasının özen eksikliği olduğu, dolayısıyla olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, belirtilen tıbbi uygulama hatasının oluşan zarara etkisinin 1/8 oranında olduğunun belirtildiği; davacının maddi zararının da anılan oran uygulanarak tespit edildiği görülmektedir.
Öncelikle, Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen oranın, maddi tazminatın tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı hususunun ele alınması gerekmektedir.
Her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda, söz konusu tıbbi uygulama hatalarının zarara etkisinin 1/8 düzeyinde olduğu belirtilmiş ise de, bu oranın, davacıda meydana gelen görme kaybına sebep olan unsurlar arasında mukayeseyi belirten anlamda bir oran (mukayeseli kusur oranı) olarak kabul edilemeyeceği, aksi takdirde, geri kalan 7/8 oranındaki kusurun kimde olduğu, başka bir deyişle davacının zararının 7/8'ini kimin karşılayacağı sorularının hukuken yanıtsız kalacağı, bu durumun ise hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, idari eylem ile zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu gözetildiğinde, davalı idarenin davacının davaya konu edilen zararın meydana gelmesinde hizmet kusuru olduğu ve tam kusurlu (8/8 oranında) bulunduğu dikkate alınarak karar verilmelidir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, davacının 367.030,12 TL maddi tazminat isteminin tamamının kabulüne karar verilmesi gerekmekte olup, davalı idarenin kusuru oranında indirim yapılarak maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinde ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurularının reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde davalı idarenin tam kusurlu olduğu gözetilerek manevi tazminat isteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de açıktır.
Diğer taraftan, işbu bozma kararı üzerine, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden karar verileceğinden, yasal faizin başlangıç tarihine yönelik temyiz istemleri bu aşamada incelenmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin ve müdahillerin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.