SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/5239 E. 2025/2397 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/5239

Karar No

2025/2397

Karar Tarihi

6 Mayıs 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5239 E. , 2025/2397 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5239
Karar No : 2025/2397

DAVACI : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN_KONUSU : 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in tamamının, aksi hâlde;
1- 6. maddesinin,
2- 9. maddesinin,
3- 10. maddesinin 1. fıkrasının,
4- 14. maddesinin,
5- 15. maddesinin 2. ve 6. fıkralarının,
6- 16. maddesinin,
7- 17. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının,
8- 24. maddesinin,
9- 31. maddesinin,
10- 32. maddesinin 1., 2., 3., 4., 5., 6. ve 7. fıkralarının,
11- 33. maddesinin 5. ve 6. fıkralarının,
12- 37. maddesinin,
iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Yönetmelik'in tamamına yönelik olarak, dava konusu Yönetmelik'in uygulanmaya başlamasıyla birlikte kanuni bir yargılama olmaksızın yetki gasbı ile idare ve gözlem kurulunun mahkemelerin yerine geçerek verdiği kararlar ile hükümlülerin yeniden cezalandırılmalarının önünün açıldığı, bu uygulamalara karşı gidilebilecek hukuki yolların da etkisiz hâle getirildiği, bu hâliyle Anayasa'nın 2. maddesinin, 36. maddesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin ihlal edildiği, ayrıca idare ve gözlem kurulu kararlarının kişilere bildirilmediği, bu durumun ise kişilerin savunma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu, Yönetmelik'in idareye sınırları belli olmayan öngörülmez yetkiler tanıdığı; Yönetmelik'in 6. maddesi yönünden, söz konusu maddede yer verilen düzenlemelerin masumiyet karinesini ihlal eder nitelikte olduğu, hükümlülerin geçmişte yaptıkları eylemler nedeniyle aldıkları cezaların infaz aşamasında bir hâkim kararı bulunmaksızın söz konusu eylemlerinin değerlendirilmesinin ve nitelendirilmesinin Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu; Yönetmelik'in 9. maddesi yönünden, hükümlülerin başka hükümlüler ile iletişim kurmasını engelleyen düzenlemenin Anayasa’nın 2. maddesi ile 17. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olduğu; Yönetmelik'in 14. maddesi yönünden, söz konusu madde ile idare ve gözlem kuruluna adeta yargı yetkisi verildiği, bu durumun ise Anayasa'nın 2. ve 9. maddelerine aykırı olduğu; Yönetmelik'in 15. maddesinin 2. ve 6. fıkraları yönünden, kurulun toplanma usûlü ve verdiği kararların sonuçlarını düzenleyen maddede, kurulun kararlarının kişilerin kanundan kaynaklı haklarını kullanmalarının sınırlanması sonuçlarını doğurduğu, bu sebeple temel hak ve hürriyetlerin kanun ile düzenleneceği hükmüne aykırı olduğu, ayrıca idare ve gözlem kurulu kararlarının bir denetim usûlünün de bulunmadığı, bu nedenle söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 2., 9. ve 13. maddelerine aykırı olduğu; Yönetmelik'in 16. maddesi yönünden, söz konusu düzenleme ile getirilen kuralın idarenin tamamen keyfi davranarak hükümlüler arasında eşitsiz uygulamalar yapmasının önünü açtığı, bu durumun ise Anayasa'nın 10. ve 13. maddeleri ile Sözleşme'nin 14. maddesine aykırı olduğu; Yönetmelik'in 17. maddesi yönünden, söz konusu düzenlemede kurula yargı yetkisi verilmesi sebebiyle düzenlemenin Anayasa'nın 2. ve 9. maddelerine aykırı olduğu; Yönetmelik'in 24. maddesi yönünden, söz konusu düzenlemenin, hükümlülerin Anayasa'dan kaynaklı eşit muamele görme hakkını ihlal ettiği, sınıflandırma ve gruplandırma işlemleri itiraza tabi olmayan bir kararla yapıldığından adeta yargı yetkisi kullanma imkanı tanındığı, bu hâliyle Anayasa'nın 2., 9. ve 10. maddelerine aykırı olduğu; Yönetmelik'in 31. maddesi, 32. maddesinin 1., 2., 3., 4., 5. ve 6. fıkraları ile 7. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 33. maddesinin 5. ve 6. fıkraları ve 37. maddesi yönünden, kişilerin eylemlerinin nitelendirilmesinin bir mahkeme tarafından yapılabileceği; ancak kurulun kararı neticesinde kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılması sonuçlarının ortaya çıktığı, bu durumun da Anayasa'nın 2., 9., 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu belirtilerek davaya konu edilen düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmadığı, düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Yönetmelik'in tamamına ilişkin iddia yönünden, hükümlünün infaz sürecinde gösterdiği gelişimin, yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servisleri tarafından hazırlanan raporlar ile puanlandığı, bu değerlendirmede, hükümlünün gösterdiği gelişimin “artı puan”, aldığı disiplin cezalarının ise “eksi puan” şeklinde değerlendirilerek “gelişim puanı”nın belirlendiği, gelişim değerlendirme raporlarında ise toplam 50 adet değerlendirme kriteri bulunduğu, hükümlülerin bu kriterlerde gösterdikleri gelişimin; yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servisleri tarafından objektif olarak raporlandığı, öte yandan, idare ve gözlem kurullarının, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 89. maddesi ile Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in 16. maddesi uyarınca; en az 12 farklı unvana sahip üyeden oluşan, yasaların kendisine verdiği görevleri yerine getiren, bu amaçla 50 farklı kritere dayalı olarak objektif değerlendirmeler yapan, kararları yargı denetimine tabi olan kurullar olduğu ve söz konusu kurulun aldığı hiçbir kararın konusunun ceza ya da cezalandırma olmadığı, kurul kararlarında, gelişim değerlendirme raporlarında yer alan somut değerlendirme kriterinin dayanak alındığı, yine idare ve gözlem kurullarınca alınan kararların olağan kanun yollarının işletilebilmesi amacıyla ilgililerine derhal tebliğ edildiği ve mevzuatın öngördüğü savunma hakkının ilgilisine tanındığı; Yönetmelik'in 6. maddesi yönünden, düzenlemenin infaz rejiminin belirlenmesine yönelik olduğu, ayrıca yapılan değerlendirmeler, kesinleşmiş hapis cezası bulunan hükümlüler hakkında yapıldığından masumiyet karinesinin ihlal edilmesi gibi bir durumun gündeme gelmesinin hukuken mümkün olmadığı, dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı; Yönetmelik'in 9. maddesi yönünden, Yönetmelik maddesinin ceza infaz kurumunda kalan hükümlüler ile ilgili olmadığı, sadece ceza infaz kurumuna yeni giriş yapan hükümlülerin sınıflandırılması ve haklarında uygulanacak olan infaz rejiminin belirlenmesi amacıyla altmış günü geçemeyen bir gözleme tabi tutulmasından ibaret olduğu, bu madde ile hükümlülerin temel hak ve özgürlükleri ile ilgili herhangi bir olumsuz durum oluşmadığı, aksine ceza infaz kurumları gibi kalabalık toplulukların bulunduğu ortamlarda hükümlünün tanınmasına yönelik gözlemler ile olası olumsuzlukların önüne geçilmesinin amaçlandığı; Yönetmelik'in 10. maddesinin 1. fıkrası yönünden, bu maddenin iptali talebine ilişkin olarak davacı tarafından herhangi bir iddiaya yer verilmemiş olması nedeniyle bir açıklama yapılmadığı; Yönetmelik'in 14. maddesi yönünden, idare ve gözlem kurulunun mevzuatta sayılan görev ve sorumlulukları yerine getiren bir kurul olduğu, kurulun aldığı hiçbir kararın konusunun ceza ve cezalandırma olmadığı, yine idare ve gözlem kurullarınca alınan kararların, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 5. maddesi gereğince işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğinin denetimine, infaz hâkiminin kararlarının ise şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğinden itibaren yedi gün içinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraza tâbi olduğu; Yönetmelik'in 15. maddesinin 2 ve 6. fıkraları yönünden, iptali istenilen fıkraların idare ve gözlem kurullarının toplanma usûlünü belirleyen fıkra hükümleri olduğu, dolayısıyla da bu fıkralar nedeniyle hiçbir hükümlünün haklarının kullanımında sınırlama getirilmesinin mümkün olmadığı, Yönetmelik'in 16. maddesi yönünden, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesi ile belirlenen kriterlerin, hükümlülerin tahliyesini önlemeye yönelik değil, tahliye öncesinde yapılması gereken iyi hâl değerlendirmesinin objektif esaslara göre yapılmasını sağlamaya yönelik kriterler olduğu, idare ve gözlem kurullarının, yasaların kendilerine yüklediği görev ve sorumluluklar doğrultusunda ve yasalar ile belirlenen usûl ve esaslara göre görev yaptığı, kararlar aldığı, dolayısıyla keyfi bir karar alınması ve hükümlü hakkında verilen “iyi hâlli olmadığı” yönündeki kararların bir hak ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; Yönetmelik'in 17. maddesi yönünden, idare ve gözlem kurullarının mevzuatta sayılan görev ve sorumlulukları yerine getiren kurullar olduğu, kurulun aldığı hiçbir kararın konusunun ceza ve cezalandırma olmadığı; Yönetmelik'in 24. maddesi yönünden, sınıflandırma ve gruplandırmanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 24. maddesi gereğince yapılması zorunlu bir işlem olduğu; Yönetmelik'in 31. maddesi, 32. maddesinin 1., 2., 3., 4., 5. ve 6. fıkraları ile 7. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 33. maddesinin 5. ve 6. fıkraları ve 37. maddesi yönünden, idare ve gözlem kurullarınca yapılan değerlendirmelerin, hükümlünün ceza süresini etkileyen değerlendirmeler değil, yalnızca infaz sürecine dair değerlendirmeler olduğu, dolayısıyla söz konusu değerlendirmelerin infaz sürecindeki işlemler ile hükümlünün muhtemel açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında infaz etme ve ceza infaz kurumlarından koşullu salıverilme değerlendirmelerini kapsadığı, hükümlünün iyi hâlli olduğu yönünde bir karar verilmesi durumunda bu fırsattan yararlanabileceği, dolayısıyla iyi hâlin tespitine bağlı hukuki durumların, hükümlü açısından bir “hak” değil, 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesinde ifade edilen temel amaçlar doğrultusunda gösterdiği gelişime göre yararlanabileceği “muhtemel” bir imkan olduğu, bu hâliyle idare ve gözlem kurulları tarafından hükümlünün "iyi hâlli olmadığı" yönünde verilen kararların bir hak ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik'in tamamı ve davaya konu edilen kısımları hukuka ve mevzuata uygun olduğundan, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından, davaya konu Yönetmeliğin tamamına yönelik olarak; Yönetmeliğin uygulanmaya başlamasıyla birlikte kanuni bir yargılama olmaksızın yetki gasbı ile idare ve gözlem kurulunun mahkemelerin yerine geçerek verdiği kararlar ile hükümlülerin yeniden cezalandırılmalarının önünün açıldığı, bu uygulamalara karşı gidilebilecek hukuki yolların da etkisiz hale getirildiği, bu haliyle Anayasa'nın 2. maddesi, 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin ihlal edildiği, ayrıca idare ve gözlem kurulu kararlarının kişilere bildirilmediği, bu durumun ise kişilerin savunma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu, Yönetmeliğin idareye sınırları belli olmayan öngörülmez yetkiler tanıdığı ileri sürülerek 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in tamamının iptali; aksi halde anılan Yönetmelik'in 6. maddesinin, 9. maddesinin, 10. maddesi, 1. fıkrasının, 14. maddesinin, 15. maddesi, 2. ve 6. fıkralarının, 16. maddesinin, 17. maddesi, 2. ve 3. fıkralarının, 24. maddesinin, 31. maddesinin, 32. maddesi, 1, 2, 3, 4, 5 ve 6. fıkraları ile 7. fıkrası, (a), (b) ve (c) bentlerinin, 33. maddesi, 5. ve 6. fıkralarının ve 37. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından ,hükümlünün infaz sürecinde gösterdiği gelişimin, yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servisleri tarafından hazırlanan raporlar ile puanlandığı, bu değerlendirmede, hükümlünün gösterdiği gelişim “artı puan”, aldığı disiplin cezalarının ise “eksi puan” şeklinde değerlendirilerek “gelişim puanı”nın belirlendiği, gelişim değerlendirme raporlarında ise toplam 50 adet değerlendirme kriteri bulunduğu, hükümlülerin bu kriterlerde gösterdikleri gelişimin; yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servisleri tarafından objektif olarak raporlandığı, öte yandan, idare ve gözlem kurullarının, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 89. maddesi ile Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca; en az 12 farklı unvana sahip üyeden oluşan, yasaların kendisine verdiği görevleri yerine getiren, bu amaçla 50 farklı kritere dayalı olarak objektif değerlendirmeler yapan, kararları yargı denetimine tabi olan kurullar olduğu ve söz konusu kurulun aldığı hiçbir kararın konusunun ceza ya da cezalandırma olmadığı, kurul kararlarında, gelişim değerlendirme raporlarında yer alan somut değerlendirme kriterinin dayanak alındığı, yine idare ve gözlem kurullarınca alınan kararların olağan kanun yollarının işletilebilmesi amacıyla ilgililerine derhal tebliğ edildiği ve mevzuatın öngördüğü savunma hakkının ilgilisine tanındığı yolunda savunma verilmiştir.
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 13'üncü maddesinde, "Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır. Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir.
" hükmüne, 89'uncu maddesinde ise, "Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur. Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır. Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır. İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır. Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez. İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlere dayanılarak hazırlanan Gözlem Ve Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin "Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin oluşturulması" başlıklı 4'üncü maddesinde, "5275 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen esaslar dâhilinde hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmaları ile durumlarına uygun infaz rejimini belirlemek üzere gözlem ve sınıflandırma merkezleri oluşturulur. Hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde, olmaması hâlinde Bakanlıkça belirlenen ve uygun görülen yerlerdeki kapalı ve açık ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir." hükmüne; "Hükümlülerin gözlemlenmesi" başlıklı 9'uncu maddesinde "Hükümlülerin ceza infaz kurumuna ilk kabulü esnasında sınıflandırmaya ve uygulanacak infaz rejiminin belirlenmesine esas olacak gözlem, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde ve tek kişilik odalarda yapılır. Ancak, ceza infaz kurumunun tek kişilik odası bulunmaması veya sınırlı sayıda olması durumunda bu gözlem, tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir. Gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulan hükümlülerin diğer hükümlü ve tutuklularla ilişki kurmamaları için gerekli tedbirler alınır. İlk gözlem süresi altmış günü geçemez. Hükümlü, ilk gözlem sonunda yapılan yerleştirme işlemlerine müteakiben kurumda kaldığı süre boyunca gözlemlenir ve gösterdiği gelişim en geç altı ayda bir idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilir. Ancak bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre altmış günden az olan hükümlüler hakkında ilk gözlem kararı alınmaz." hükümlerine yer verilmiş; 14'üncü maddesinde, "İdare ve gözlem kurulunun görevleri" sayılmış, 16'ncı maddesinde, "Kurulun inceleme ve değerlendirme esasları" belirlenmiş, 17'nci maddesinde "Kurul kararları" sayılmış, 31'inci maddesinde "Gelişim değerlendirme sistemi" ile puanlama açıklanmış ve 41'inci maddesinde de, düzenlemenin yürürlük tarihi belirtilmiştir.
5275 sayılı Kanunun yukarıda metnine yer verilen 89'uncu maddesinde, Hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacakları, yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı, Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği, ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişinin katılacağı, Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümlerinin uygulanacağı, açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyeceği düzenlenmiş, İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılmıştır.
Davalı idarece, Yönetmeliğin 6. maddesi yönünden; düzenlemenin infaz rejiminin belirlenmesine yönelik olduğu, ayrıca yapılan değerlendirmeler, kesinleşmiş hapis cezası bulunan hükümlüler hakkında yapıldığından masumiyet karinesinin ihlal edilmesi gibi bir durumun gündeme gelmesinin hukuki olarak mümkün olmadığı, dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı; Yönetmeliğin 9. maddesi yönünden; Yönetmelik maddesinin ceza infaz kurumunda kalan hükümlüler ile ilgili olmadığı, sadece ceza infaz kurumuna yeni giriş yapan hükümlülerin sınıflandırılması ve haklarında uygulanacak olan infaz rejiminin belirlenmesi amacıyla altmış günü geçemeyen bir gözleme tabi tutulmasından ibaret olduğu, bu madde ile hükümlülerin temel hak ve özgürlükleri ile ilgili herhangi bir olumsuz durum oluşmadığı, aksine ceza infaz kurumları gibi kalabalık toplulukların bulunduğu ortamlarda hükümlünün tanınmasına yönelik gözlemler ile olası olumsuzlukların önüne geçilmesinin amaçlandığı; Yönetmeliğin 10. maddesi, 1. fıkrası yönünden; bu maddenin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebine ilişkin olarak davacı tarafından herhangi bir iddiaya yer verilmemiş olması nedeniyle bir açıklama yapılmadığı; Yönetmeliğin 14. maddesi yönünden; idare ve gözlem kurulunun mevzuatta sayılan görev ve sorumlulukları yerine getiren bir kurul olduğu, kurulun aldığı hiçbir kararın konusunun ceza ve cezalandırma olmadığı, yine idare ve gözlem kurullarınca alınan kararların, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. maddesi gereğince işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğinin denetimine, infaz hâkiminin kararlarının ise şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğinden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraza tâbi olduğu; Yönetmeliğin 15. maddesi, 2 ve 6. fıkraları yönünden; iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilen fıkraların idare ve gözlem kurullarının toplanma usulünü belirleyen fıkra hükümleri olduğu, dolayısıyla da bu fıkralar nedeniyle hiçbir hükümlünün haklarının kullanımında sınırlama getirilmesinin mümkün olmadığı; Yönetmeliğin 16. maddesi yönünden; 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesi ile belirlenen kriterlerin, hükümlülerin tahliyesini önlemeye yönelik değil, tahliye öncesinde yapılması gereken iyi hâl değerlendirmesinin objektif esaslara göre yapılmasını sağlamaya yönelik kriterler olduğu, idare ve gözlem kurullarının, yasaların kendilerine yüklediği görev ve sorumluluklar doğrultusunda ve yasalar ile belirlenen usul ve esaslara göre görev yaptığı, kararlar aldığı, dolayısıyla keyfi bir karar alınması ve hükümlü hakkında verilen "iyi hâlli olmadığı" yönündeki kararların bir hak ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; Yönetmeliğin 17. maddesi yönünden; idare ve gözlem kurullarının mevzuatta sayılan görev ve sorumlulukları yerine getiren kurullar olduğu, kurulun aldığı hiçbir kararın konusunun ceza ve cezalandırma olmadığı; Yönetmeliğin 24. maddesi yönünden; sınıflandırma ve gruplandırmanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun'un 24. maddesi gereğince yapılması zorunlu bir işlem olduğu; Yönetmeliğin 31. maddesinin, 32. maddesi, 1., 2., 3., 4., 5, ve 6. fıkraları ile 7. fıkrası, (a), (b) ve (c) bentlerinin, 33. maddesi, 5. ve 6. fıkraları ve 37. maddesi yönünden; idare ve gözlem kurullarınca yapılan değerlendirmelerin, hükümlünün ceza süresini etkileyen değerlendirmeler değil, yalnızca infaz sürecine dair değerlendirmeler olduğu, dolayısıyla söz konusu değerlendirmelerin infaz sürecindeki işlemler ile hükümlünün muhtemel açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında infaz etme ve ceza infaz kurumlarından koşullu salıverilme değerlendirmelerini kapsadığı, hükümlünün kendisine sunulan bu fırsatı değerlendirmesi ve hakkında iyi halli olduğu yönünde bir karar verilmesi durumunda bu fırsattan yararlanabileceği, dolayısıyla hükümlü açısından bir "hak" değil, 5275 sayılı Kanun'un 3. maddesinde ifade edilen temel amaçlar doğrultusunda gösterdiği gelişime göre yararlanabileceği "muhtemel" tarihlerin söz konusu olduğu, bu haliyle idare ve gözlem kurulları tarafından hükümlünün "iyi halli olmadığı" yönünde verilen kararların bir hak ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ileri sürülmektedir,
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Yönetmeliğin Kanun maddesinde ifade edilen iyi halin belirlenmesine dair usul ve esasları belirlemek üzere çıkarıldığı, ilgili mevzuatta belirtilen usul ve esaslara hükümlülerin değerlendirilmesinin göre yapıldığı, 5275 sayılı Kanunun 89'uncu maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin 16'ncı maddesine göre; hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre bir gelişim gösterip göstermediği konularında değerlendirmeye tabi tutulacağı, yapılan değerlendirmelerde ise hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile sosyal-kültürel ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, sosyal ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, kurallara uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı, yasa ile belirlenen bu kriterlerin hükümlülerin tahliye öncesinde yapılması gereken iyi hâl değerlendirmesinin objektif esaslara göre yapılmasını sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmakta olup, düzenlemenin dayanağı mevzuat hükümlerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemelerde üst norma, kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 06/05/2025 tarihinde, davacı İzmir Barosu Başkanlığı vekili Av. ...'ın 05/05/2025 tarihli dilekçe ile mazeret bildirdiği ve davacıyı temsilen gelen olmadığı, davalı Adalet Bakanlığını temsilen Av. ... ve Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görüldü, davacı vekilinin mazereti yerinde görülmeyerek açık duruşmaya başlandı. Hazır olan tarafa usûlüne uygun olarak söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır olan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in tamamının, aksi hâlde 6. maddesinin, 9. maddesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının, 14. maddesinin, 15. maddesinin 2. ve 6. fıkralarının, 16. maddesinin, 17. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 24. maddesinin, 31. maddesinin, 32. maddesinin 1., 2., 3., 4., 5., 6. ve 7. fıkralarının, 33. maddesinin 5. ve 6. fıkralarının ve 37. maddesinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
09/11/1982 tarihli ve 17863 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın;
"II. Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde,
"Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne;
"IX. Yargı yetkisi" başlıklı 9. maddesinde,
"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." hükmüne;
"X. Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde,
"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
...
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." hükmüne;
"II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde,
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne;
"I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde,
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
..." hükmüne;
"III. Kişi hürriyeti ve güvenliği" başlıklı 19. maddesinde,
Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; ... halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
...
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir." hükmüne;
"A. Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde,
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne;
"C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinde,
"Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez." hükmüne yer verilmiştir.
29/12/2004 tarih ve 25685 sayılı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un;
"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
(1) Bu Kanunun amacı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir." hükmüne;
"İnfazda temel ilke" başlıklı 2. maddesinde,
"(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." hükmüne;
"İnfazda temel amaç" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." hükmüne;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezleri" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır.
(2) Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir." hükmüne;
"Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması" başlıklı 23. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:
a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler.
b) Bu merkezlerde; mümkün olduğunca kriminoloji, penoloji, davranış bilimleri, adalet psikolojisi veya ceza hukuku alanında bilgi ve deneyime sahip yöneticiler, psikiyatri uzmanı, hekim, adlî tıp uzmanı, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzman görevliler ile diğer kurum görevlileri bulundurulur.
c) Kadın, çocuk ve genç hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya bunların noksanlığı hâlinde kadın, çocuk ve kadın ve erkek gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir.
d) Hükümlülerin gözlemleri, gözlem kurulunca kuruma kabul tarihinden başlayarak tek kişilik odalarda yapılır. Ancak kurumun tek kişilik odası bulunmaması veya kısıtlı sayıda olması durumunda tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.
e) Ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, haklarında uygulanacak rejimi ve gönderilmeleri gereken infaz kurumunu ve bu maksatla kişisel ve sosyal özelliklerini belirlemek için Kanunda gösterilen esaslar uyarınca gözleme tâbi tutulurlar. Gözlem süresi altmış günü geçemez.
f) Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine, suçun işlenmesindeki özelliklere göre gerektiğinde gözleme tâbi tutulmayabilir.
g) Gözlem sonunda, gözlem merkezi hükümlüye ait dosyayı görüşü ile birlikte Adalet Bakanlığına gönderir. Gözlem sonucuna göre hükümlünün gönderileceği infaz kurumu Bakanlıkça belirlenir. Ancak, yapılan gözlem ve sınıflandırma sonunda idare ve gözlem kurulunca aynı ceza infaz kurumunda veya o yer Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı diğer ceza infaz kurumlarında kalması uygun bulunan hükümlülerin dosyaları Bakanlığa gönderilmez ve cezalarının infazına, bulundukları veya Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilecekleri bağlı ceza infaz kurumlarında devam olunur.
(2) (Mülga)

(3) Kısa süreli hapis cezaları, Kanunda gösterilen esaslara göre infaz olunur." hükmüne;
"Hükümlülerin gruplandırılması" başlıklı 24. maddesinde,
"(1) Hükümlüler;
a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,
b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,
c) Tehlike hâli taşıyanlar,
d) Terör suçluları,
e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular,
gibi gruplara ayrılırlar.
(2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar." hükmüne;
"Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" başlıklı 89. maddesinde,
"(1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır.
(3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır.
(4) İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.
(5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.
(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmüne;
"Yönetmelikler" başlıklı 121. maddesinde,
"(1) Bu Kanun gereğince çıkarılması gereken yönetmelikler, Cumhurbaşkanı veya ilgili bakanlıklar tarafından çıkarılır." hükmüne yer verilmiştir.
5275 sayılı Kanun'un 13. ve 89. maddeleri dayanak alınarak hazırlanan, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmeliğin amacı, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve çalışmaları ile infaz sürecinin her aşamasında hükümlüler hakkında yapılması gereken gözlem ve sınıflandırma ile uygulanan iyileştirme programlarına göre iyi hâl değerlendirmelerinin yapılmasına dair usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmalarının yapılması, durumlarına uygun kurumlara dağıtılması ve uygulanan iyileştirme faaliyetleri ile tutum ve davranışları sonucunda haklarında iyi hâl değerlendirmelerinin yapılması ile ilgili hükümleri kapsar." düzenlemesine;
"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Artık dönem: Hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilme tarihi itibarıyla altı aylık son değerlendirme döneminin tamamlanmadığı dönemleri,
...
c) Bireyselleştirme: Hükümlünün kendisini tanıması, anlaması, bireysel özelliklerinin, ilgi ve yeteneklerinin farkına varması, kendine ilişkin kararlar ve sorumluluklar alması, beklentiler oluşturması sürecini kapsayan çalışmaların bütününü,
ç) Ceza infaz kurumu: Kapalı, yüksek güvenlikli kapalı, kadın kapalı, çocuk kapalı, gençlik kapalı, açık ceza infaz kurumları ile gözlem ve sınıflandırma merkezleri ve çocuk eğitimevlerini,

d) Değerlendirme dönemi: Hükümlünün ceza infaz kurumuna kabulü sonrasında idare ve gözlem kurulunca ilk gözlem kararının alındığı tarih ile başlayan her bir altı aylık dönemi,
...
f) Gelişim değerlendirme raporu: Hükümlünün tanınması, davranışlarının değerlendirilerek hakkında uygulanacak rejimin belirlenmesi, kişinin durumuna uygun ceza infaz kurumuna ayrılması, infazın bireyselleştirilmesi, iyileştirme programlarına katılması, hükümlülük süresi içerisinde davranışlarının izlenmesi ve hükümlü hakkındaki iyi hâl değerlendirmesine dayanak oluşturması amacıyla ceza infaz kurumunda kalma süresi altı aydan fazla olan hükümlüler hakkında düzenlenen ve gelişim puanlamasını içeren belgeyi,
g) Gözlem: Hakkında uygulanacak infaz rejiminin ve iyi hâlliliğin belirlenebilmesi amacıyla gerekli inceleme, araştırma ve değerlendirmenin yapılabilmesi için hükümlünün izlenmesini,
ğ) Gözlem ve sınıflandırma merkezi: Hükümlülerin gözlem, sınıflandırma ve değerlendirmelerinin yapıldığı merkezleri veya ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerini,
h) Gözlem değerlendirme raporu: Hükümlünün tanınması, davranışlarının değerlendirilerek hakkında uygulanacak rejimin belirlenmesi, kişinin durumuna uygun ceza infaz kurumuna ayrılması, infazın bireyselleştirilmesi, iyileştirme programlarına katılması, hükümlülük süresi içerisinde davranışlarının izlenmesi ve hükümlü hakkındaki iyi hâl değerlendirmesine dayanak oluşturması amacıyla ceza infaz kurumunda kalma süresi altı aydan az olan hükümlüler hakkında düzenlenen ve puanlama içermeyen belgeyi,
ı) İdare ve gözlem kurulu: 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ile 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde belirtilen üyelerden oluşan kurulları,
i) İyi hâllilik: Hükümlü hakkında ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülükleri eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığına ilişkin olarak yapılacak işlemlerde; katıldığı eğitim-öğretim ve iyileştirme programları ile sosyal ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu, aldığı ödüller ve disiplin cezaları dikkate alınmak suretiyle idare ve gözlem kurulunca yapılan ve iyileşme düzeyini gösteren değerlendirmeyi,
j) İyileştirme: Hükümlülerin, ceza infaz kurumuna girişinden salıverilmesine kadar geçen süre içerisinde, bedensel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri veya bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması, suçluluk duygusundan arınması, kişisel ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla uygulanacak, eğitim-öğretim, sağlık, psiko-sosyal hizmetler ile meslek edindirme, bireyselleştirilme ile toplum yaşamıyla uyumlaşmasını ve geliştirilmesini sağlayacak programların tümüyle; hükümlüde, kanunlara saygılı olarak yaşama düşünce ve duygusunun yerleşmesi, ailesine ve topluma karşı sorumluluk geliştirmesi, toplum yaşamına uyması, geçimini sağlayabilmesi konularında uygulanacak rejim, önlem ve yöntemleri,
k) Kurul: İdare ve gözlem kurullarını,
l) Sınıflandırma: Hükümlülerin suç türleri, hükümlülük süreleri, yaşları, zihinsel ve bedensel durumları, örgütsel konumları gibi özellikleri dikkate alınarak gruplandırılmasını,
...
ifade eder." düzenlemesine;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin oluşturulması" 4. maddesinde,
"(1) 5275 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen esaslar dâhilinde hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmaları ile durumlarına uygun infaz rejimini belirlemek üzere gözlem ve sınıflandırma merkezleri oluşturulur.
(2) Hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde, olmaması hâlinde Bakanlıkça belirlenen ve uygun görülen yerlerdeki kapalı ve açık ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir." düzenlemesine;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görevleri" başlıklı 6. maddesinde,
"(1) Gözlem ve sınıflandırma merkezi; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel ve zihinsel sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ile ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri, suç türlerinin belirlenerek durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını; işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına, kapalı ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine dair değerlendirmeleri yapmakla görevlidir.
(2) Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde; sosyal, tıbbi, kriminolojik, psiko-teknik, psikiyatri ve ceza hukuku bakımından veya gerekli görülecek konularda her türlü inceleme yapılır." düzenlemesine;
"Hükümlülerin gözlemlenmesi" başlıklı 9. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin ceza infaz kurumuna ilk kabulü esnasında sınıflandırmaya ve uygulanacak infaz rejiminin belirlenmesine esas olacak gözlem, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde ve tek kişilik odalarda yapılır. Ancak, ceza infaz kurumunun tek kişilik odası bulunmaması veya sınırlı sayıda olması durumunda bu gözlem, tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.
(2) Gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulan hükümlülerin diğer hükümlü ve tutuklularla ilişki kurmamaları için gerekli tedbirler alınır.
(3) İlk gözlem süresi altmış günü geçemez.
(4) Hükümlü, ilk gözlem sonunda yapılan yerleştirme işlemlerine müteakiben kurumda kaldığı süre boyunca gözlemlenir ve gösterdiği gelişim en geç altı ayda bir idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilir. Ancak bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre altmış günden az olan hükümlüler hakkında ilk gözlem kararı alınmaz." düzenlemesine;
"Hükümlülerin ilk gözleme tabi tutulmaması" başlıklı 10. maddesinde,
"(1) Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine, suçun işlenmesindeki özelliklere göre, idare ve gözlem kurulu kararıyla gerektiğinde ilk gözleme tâbi tutulmayabilir.
(2) Kısa süreli hapis cezaları, 5275 sayılı Kanunda gösterilen esaslara göre infaz olunur." düzenlemesine;
"İdare ve gözlem kurulunun oluşumu" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) İdare ve gözlem kurulu; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde sayılan görevlilerden oluşur.
(2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iyi hâl değerlendirmesi yapacak olan kurula Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Bu kurula birinci fıkrada sayılan üyelerin yanı sıra Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından görevlendirilen birer uzman da katılır. Bu bakanlıkların ilçe teşkilatında uzman bulunmaması durumunda il teşkilatında görevli bir uzmanın görevlendirmesi sağlanır.
(3) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu üyeleri belirlenirken, birden fazla ceza infaz kurumunun bulunduğu il ve ilçelerdeki iş yoğunluğu da dikkate alınarak, her ceza infaz kurumu için ayrı bir Cumhuriyet savcısı, izleme kurulu üyesi ve uzmanın görevlendirilmesi sağlanabilir.
(4) İdare ve gözlem kurulu, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve yetkilerini kullanır." düzenlemesine;
"İdare ve gözlem kurulunun görevleri" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) İdare ve gözlem kurulu; mevzuatta verilen diğer görevlerinin yanında hükümlünün kademeli olarak toplumla bütünleştirilmesi ile ilgili aşağıda sayılan görevleri yapar:
a) Hükümlüleri sınıflandırır.
b) Hükümlüleri gruplandırır.
c) Hükümlülerin durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmalarına karar verir.
ç) Uygulanacak infaz ve iyileştirme rejimini saptar.
d) Mevzuatta iyi hâlliliğin arandığı diğer durumlar ile ilgili değerlendirmeleri yapar.
e) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün hükümlüler hakkındaki ara değerlendirmeleri en geç altı ayda bir yapar.

f) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmeye veya ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmeye esas iyi hâl değerlendirmelerini yapar.
(2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu; toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların; açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle kalan cezalarının infazına ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta iken koşullu salıverilme hariç olmak üzere ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmelerine ilişkin iyi hâl değerlendirmelerini yapar.
(3) Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı, izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen uzmanlar, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazından sonra koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak değerlendirmeye katılmaz.
(4) Toplama kararı alınarak infaz edilmekte olan ilamlara konu suçlardan birinin, ikinci fıkrada sayılan suçlardan biri olması ve toplam ceza miktarının da on yılın altında olması durumunda, bu hükümlü hakkındaki iyi hâl değerlendirmesi 13 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen idare ve gözlem kurulu tarafından yapılır." düzenlemesine;
"Kurulun toplanma usûlü" başlıklı 15. maddesinde,
"(1) Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde belirtilen idare ve gözlem kurulu her zaman toplanabilir.
(2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu, 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında sayılan konularda değerlendirme yapmak üzere süre belgesindeki muhtemel tarihe göre; açık ceza infaz kurumuna ayrılmasına, kalan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ya da ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilmesine en fazla bir ay kala toplanır. Kurul, kurul başkanının daveti ile her zaman toplanabilir.
(3) Cumhuriyet başsavcısının veya görevlendirdiği Cumhuriyet savcısının katılamaması halinde, ikinci fıkra kapsamındaki toplantılar yapılmaz ve toplantı için yeni bir tarih belirlenir.
(4) Birinci fıkra kapsamındaki idare ve gözlem kurulunun oluşturulmasına imkân bulunmayan ceza infaz kurumlarında, bu kurul o yer Cumhuriyet savcısının başkanlığında, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde sayılan görevlilerden kurumda mevcut olanların katılımıyla oluşturulur.

(5) İkinci fıkra kapsamındaki idare ve gözlem kurulunun oluşturulmasına imkân bulunmayan ceza infaz kurumlarında bu kurul, o yer Cumhuriyet başsavcılığınca en yakın ceza infaz kurumunda görevli olan idare ve gözlem kurulu üyelerinden ihtiyaç duyulan üyelerin görevlendirilmesiyle oluşturulur.
(6) İdare ve gözlem kurulları, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Ancak karar yeter sayısı hiçbir zaman üye tam sayısının üçte birinden az olamaz. Oylarda eşitlik olması halinde başkanın bulunduğu tarafa üstünlük tanınır. Kurul başkanı oyunu en son kullanır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamaz." düzenlemesine;
"Kurulun inceleme ve değerlendirme esasları" başlıklı 16. maddesinde,
"(1) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda; ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülükleri eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında; idare ve gözlem kurulu tarafından, iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Yapılan değerlendirmede; infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı eğitim-öğretim, psiko-sosyal yardım ve destek programları ile sosyal ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu, yükümlülüklerine riayeti, kurum güvenlik ve düzenine katkısı, aldığı disiplin cezaları ve ödüller dikkate alınır.
(3) Bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre, altı aydan fazla olan hükümlüler hakkında yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servislerince “gelişim değerlendirme raporu” düzenlenir. Ancak açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilme tarihi öncesindeki son dönemin artık dönem olması durumunda, bu artık döneme ait değerlendirme ilgili servislerce düzenlenen gözlem değerlendirme raporuna göre yapılır.
(4) Bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre 60 günden fazla, altı aydan az olan hükümlüler hakkında yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servislerince “gözlem değerlendirme raporu” düzenlenir. Ancak ceza infaz kurumunda kalma süresi 60 günden az olan hükümlü hakkında yalnızca yönetim ve psiko-sosyal yardım servisi tarafından gözlem değerlendirme raporu düzenlenir.
(5) İdare ve gözlem kurulu; hükümlü hakkındaki değerlendirmesini yaparken, gözlem değerlendirme ve gelişim değerlendirme raporları, risk değerlendirme raporu ile infaz dosyalarındaki tüm bilgi ve belgelere göre karar verir. Kurullar bu değerlendirme sırasında talebi üzerine veya re’sen hükümlü ile mülakat yapabilir.
(6) İdare ve gözlem kurulu; açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme ya da koşullu salıverilme öncesindeki değerlendirmenin yapıldığı son toplantıda hükümlü hakkında inceleme ya da araştırma yapılmasına veya rapor tanzim edilmesine karar verebilir." düzenlemesine;
"Kurul kararları" başlıklı 17. maddesinde,
"(1) Kurul kararları gerekçeli olarak yazılır; karara karşı başvuru yolu, mercii, süresi ve şekli kararda açıkça belirtilir.
(2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye dair değerlendirmede hükümlünün iyi hâlli olmadığına karar verilmesi durumunda, hükümlü hakkında yapılacak bir sonraki değerlendirme tarihi kararda açıkça belirtilir. Yeniden değerlendirme süresi üç aydan az, bir yıldan fazla olamaz. Hakkında olumsuz karar verilen hükümlü hakkında psiko-sosyal yardım servisi ile eğitim ve öğretim servisince hazırlanan iyileştirme planı revize edilerek hükümlüye tebliğ edilir.
(3) İdare ve gözlem kurulunun, açık ceza infaz kuruma ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye esas olumlu iyi hal değerlendirmesini içeren gerekçeli kararı; 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin onbirinci fıkrasında yazılı “gerekçeli rapor” ile ilgili yönetmeliklerde belirtilen “değerlendirme raporu” ve “iyi hal kararı” yerine geçer.
(4) İdare ve gözlem kurulu kararının hükümlüye tebliğ edilen nüshasında karar tarihi, numarası, “ASLI GİBİDİR” kaşesi ve kurum mührü ile ismi yazılmaksızın sekretaryada görevli bir personelin ıslak imzası yer alır; kurul başkanı, kurul üyeleri, sekretarya personeli ile raporları hazırlayan görevlilerin adı, soyadı, sicil ve unvan bilgileri yer almaz. Bu tebliğ işlemi, teknik altyapının kurulu olduğu kurumlarda elektronik ortamda yapılabilir." düzenlemesine;
"Örgütsel durumları nedeniyle gruplandırma" başlıklı 24. maddesinde,
"(1) 19 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen suçlular ayrıca;
a) Örgüt lideri olanlar,
b) Aktif örgüt üyesi olanlar,
c) Örgütten ayrılanlar,
ç) Tarafsız olanlar,
şeklinde gruplandırmaya tâbi tutulurlar." düzenlemesine;
"Risk değerlendirme ölçeği" başlıklı 30. maddesinde,
"(1) Hükümlü hakkında hazırlanacak iyileştirme programlarına, yapılacak iyi hâl değerlendirmelerine ve salıverilme sonrasına dair değerlendirmelere esas olmak üzere, nesnel bir risk değerlendirme ölçeği geliştirilerek hükümlülere uygulanır ve sonuçları risk değerlendirme raporunda gösterilir.
(2) Bu risk değerlendirme ölçeği her iki değerlendirme dönemi sonunda tekrarlanır ve yeni duruma göre, uygulanan iyileştirme programları güncellenir. Gerekli görülmesi halinde risk değerlendirme ölçeği altı aylık dönemler sonunda da uygulanabilir.
(3) Bu risk değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve uygulanmasındaki usul ve esaslar Genel Müdürlükçe belirlenir." düzenlemesine;
"Gelişim değerlendirme sistemi" 31. maddesinde,
"(1) Hükmün infazına başlanması ile birlikte, ceza infaz kurumlarında bulunduğu süre içerisindeki tutum ve davranışları, kurum düzeni ve güvenliğine katkısı, yükümlülüklerini yerine getirmesi ile yürütülen iyileştirme ve topluma kazandırma programlarına katılımı sonucunda hükümlünün gösterdiği gelişim ölçülerek puanlanır. Bu amaçla hükümlülerin;
a) Katıldıkları eğitim-öğretim faaliyetleri, psiko-sosyal yardım programları, destekleyici programlar ile infaz sürecindeki tutum ve davranışları “artı puan”,
b) Aldığı disiplin cezaları “eksi puan”,
şeklinde puanlanarak iyi hâl değerlendirmesine esas “gelişim puanı” belirlenir.
(2) Puanlama; yönetim servisi, eğitim ve öğretim servisi, psiko-sosyal yardım servisi ile güvenlik ve gözetim servisi tarafından yapılır.
(3) Hangi tutum ve davranışlara ne kadar puan verileceği, ölçme ve değerlendirme kriterleri, değerlendirmeye esas eşik puanlar, değerlendirme raporlarının şekli, kullanılacak program ve formlar ile puanlama sonucuna göre yapılacak değerlendirmenin başlayacağı tarih Genel Müdürlükçe belirlenir." hükmüne;
"Gelişim puanlaması" başlıklı 32. maddesinde,
"(1) Hükümlü her değerlendirme dönemi içerisinde gözlemlenir, iyileştirme planına göre gelişimi ve gözlemler UYAP’ın ilgili bölümlerine kaydedilir.
(2) Hükümlü hakkında idare ve gözlem kurulunca altı ayda bir yapılacak değerlendirme öncesinde, UYAP’a kaydedilen bilgiler ve dönem içerisinde yapılan gözlemler dikkate alınarak gelişim değerlendirme raporları hazırlanır.
(3) Gelişim değerlendirme raporlarında hükümlünün infaz sürecindeki tutum ve davranışları ile iyileştirme planına göre gösterdiği gelişim puanlanır ve servis puanı bulunur.
(4) İki suret olarak düzenlenen gelişim değerlendirme raporunun bir sureti serviste muhafaza edilir, bir sureti işlemin ikmali için idare ve gözlem kurulu sekretaryasına gönderilir.
(5) Yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal, güvenlik ve gözetim servislerince verilen servis puanları toplamının değerlendirme raporu sayısına bölümü ile dönem puanı hesaplanır. İdare ve gözlem kurulu sekretaryası tarafından hazırlanan dönem puanı icmal tablosu ilgilinin gözlem ve değerlendirme dosyasında saklanır.
(6) Ceza infaz kurumundan ayrılmaya ilişkin iyi hâl değerlendirmesinin yapılacağı son idare ve gözlem kurulu toplantısı öncesinde, o güne kadar alınan dönem puanları toplamının, toplam değerlendirme dönemi sayısına bölümü ile hükümlünün gelişim puanı belirlenir.
(7) Gelişim puanı;
a) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma aşamasında yapılan iyi hâl değerlendirmesinde,

b) Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılma aşamasında yapılan iyi hâl değerlendirmesinde,
c) Kapalı ya da açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmaksızın koşullu salıverilmesi amacıyla yapılan iyi hâl değerlendirmesinde,
iyi hâl kriteri olarak esas alınır.
(8) İdare ve gözlem kurulu, ara değerlendirme dönemleri sonunda gözlem ve değerlendirme dosyasındaki bilgi ve belgeler ile dönem puanını esas alarak değerlendirme yapar. Kurulların iyi hâl değerlendirmesi yapmasından sonra, işlemlerin sonuçlanmasına kadar geçen süre içindeki olumlu ya da olumsuz davranışları bir sonraki dönem değerlendirilir.
(9) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan ve gelişim puanı Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanı aşan ve erken iyileşme gösterdiği kanaatine varılan iyi halli hükümlü hakkında idare ve gözlem kurulu tarafından, kapalı ceza infaz kurumunda kalması gereken toplam sürenin onda birine kadar daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma kararı verilebilir. Erken iyileşmeye bağlı olarak, erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma ile ilgili esas ve usuller Genel Müdürlükçe gösterilir." düzenlemesine;
"Gelişimi puanlama esasları" başlıklı 33. maddesinde,
"(1) Ceza infaz kurumlarında kalacağı toplam süre altı aydan daha az olanlar ile artık dönem içinde olanlar hakkında gelişim puanlaması yapılmaz.
(2) Çocuk ve 70 yaş üzeri hükümlülere ceza puanı verilmez.
(3) 31 ve 32 nci maddelere göre yapılan hesaplama sonucunda, gelişim puanı Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanın altında olan hükümlü hakkında;
a) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma,
b) Kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz etme,
c) Ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilme,
işlemlerine yönelik iyi hâl kararı verilmez.
(4) İyi hâl kararı için gerekli olan ve Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanı aşamayan hükümlü hakkında idare ve gözlem kurulunca bir araştırma yapılarak; bu durumun mücbir sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ya da hastalık, yaşlılık, personel yetersizliği gibi makul bir nedeni olup olmadığı belirlenir. Makul bir nedenin bulunması durumunda, hükümlüye verilen gelişim puanının Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanı aşması şartı aranmaz. Bu hükümlü hakkında, mevzuatta aranan diğer iyi hâl kriterlerine göre değerlendirme yapılır.
(5) Verilen ceza puanları, disiplin cezası kaldırılmış olsa bile silinmez. Bir disiplin cezası için verilen ceza puanı, tüm infaz süresinde yalnızca bir kez hesaplamaya dâhil edilir.
(6) Olumlu bir davranışı nedeniyle puan verilen hükümlüye, bu davranışı karşılığında aldığı ödül için ayrıca bir puan verilmez.
(7) Tutuklular iyileştirme programlarına katılmaya zorlanamaz; ancak iyileştirme programlarına katılmaları yönünde teşvik edilir. Hükümlülere uygulanan iyileştirme programlarına gönüllü olarak katılan tutuklulara ait bilgiler UYAP’ın ilgili bölümlerine kaydedilir. Tutukluluğun altı aydan fazla sürmesi durumunda, UYAP’ın ilgili bölümlerine kaydedilen bu bilgiler ile tutum ve davranışlarına göre servis ve dönem puanları belirlenerek gelişim değerlendirme raporları tanzim edilir. Tutuklu iken düzenlenen bu raporlar, ilgilinin hükümlülüğünde değerlendirilmek üzere gözlem ve değerlendirme dosyasında saklanır.
(8) Hükümlünün daha önce kaldığı ceza infaz kurumlarınca verilen dönem puanları, en son bulunduğu ceza infaz kurumu tarafından birleştirilir ve açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilme öncesindeki değerlendirmeye esas gelişim puanı bulunur." düzenlemesine;
"Gözlem değerlendirme ve gelişim değerlendirme raporları" başlıklı 34. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin, gözlem sonucu gönderildikleri çocuk eğitimevleri ile açık ceza infaz kurumları dâhil tüm ceza infaz kurumlarında ilgili servislerce gözlem değerlendirme raporları ile en geç altı ayda bir gelişim değerlendirme raporlarının düzenlenmesine devam edilir. Bu değerlendirme raporları, gözlem ve değerlendirme dosyasında muhafaza edilir.
(2) Bu amaçla;
a) Yönetim servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, iyileştirmeden sorumlu ikinci müdür tarafından,
b) Eğitim ve öğretim servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, öğretmen tarafından,
c) Psiko-sosyal yardım servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog veya çocuk gelişimi uzmanı tarafından,
ç) Güvenlik ve gözetim servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, sorumlu infaz ve koruma başmemuru tarafından,
Genel Müdürlükçe belirlenen formata uygun olarak düzenlenir." şeklindeki kurallara;
"Gözlem ve değerlendirme dosyası" başlıklı 35. maddesinde,
"(1) Hükümlülere ait gözlem değerlendirme ve gelişim değerlendirme raporları, icmal tabloları, risk değerlendirme raporları, idare ve gözlem kurulu kararları, ilâm örneği, süre belgesi ve sair belgeler tarih sırasına göre dosyalanır.
(2) Gözlem ve değerlendirme dosyası ile infaz dosyası, kurul sekretaryası tarafından idare ve gözlem kuruluna sunulur.
"Hükümlünün durumunun değerlendirilmesi" başlıklı 36. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infaz edilmesine ve ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmelerine ilişkin talebi üzerine, ilgili talebin mevzuatta belirtilen süre ve kaldırılmamış disiplin cezasının bulunmaması gibi şartları taşıyıp taşımadığı idare tarafından araştırılır, gerekli şartları taşımayan talep reddedilerek hükümlüye tebliğ edilir.
(2) Talebin bulunması, süre şartını sağlaması ve kaldırılmamış disiplin cezası bulunmaması gibi mevzuatta belirtilen şekil şartlarını taşıyan dosyalar; idare ve gözlem kurulu sekretaryası tarafından işleme alınarak ilgili hakkında gözlem ve değerlendirme dosyası hazırlanır. Dosyanın 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenerek müteakip işlemlerin ikmali sağlanır." düzenlemesine;
"Karar sonrası işlemler ve karar sonrasında iyi hâlin ortadan kalkması" başlıklı 37. maddesinde,
"(1) Kurulun, hükümlünün iyi hâlli olduğuna karar verdiği tarih ile işlem tarihi arasında geçen sürede iyi hâli etkileyen başkaca bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, günü geldiğinde diğer işlemlerin ikmaline idarece devam edilir. Karar tarihi ile işlem tarihi arasında iyi hâli ortadan kaldıran herhangi bir disiplin eyleminin gerçekleşmesi durumunda, idare ve gözlem kurulu derhal toplanarak hükümlü hakkındaki iyi hâl kararı kaldırılır ve disiplin soruşturmasının neticelenmesi, şayet bir disiplin cezası verilmiş ise infazının yapılması ve mevzuatta belirtilen kaldırılma sürelerinin geçmesi beklenir. Bu sürecin sonunda hükümlü hakkında yeniden değerlendirme yapılır." düzenlemesine;
"Mevzuatta iyi hâlin arandığı diğer durumlar" başlıklı 38. maddesinde,
"(1) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezayı denetimli serbestlik tedbiri kapsamında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverme gibi kurumdan ayrılma aşamalarında, bu işlemlere münhasıran yapılan değerlendirme sonunda verilen olumsuz iyi hâl kararı;
a) Aksi yönde açık bir karar alınmadığı sürece, idare ve gözlem kurulunun eğitim, çalıştırma, nakil, özel izin ve benzeri işlemler için geçmişte vermiş olduğu iyi hâlliliğe dair değerlendirmelerine tesir etmez.
b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade nedenlerinden biri gerçekleşmeden ve idare tarafından bu yönde açık bir karar alınmadan, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna iade nedeni sayılamaz." düzenlemesine;
"Kararlara karşı başvuru" başlıklı 39. maddesinde,
"(1) İlgililer, ceza infaz kurumu idaresi ile idare ve gözlem kurulunun bu Yönetmelikte belirtilen kararlarına karşı, 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununun 5 ve 6 ncı maddelerinde yazılı usul ve esaslar çerçevesinde şikâyet ve itirazda bulunabilir." düzenlemesine;
"Yürürlük" başlıklı 41. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelik 1/1/2021 tarihinde yürürlüğe girer." düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1- Dava Konusu Yönetmelik'in Tamamına Yönelik İddianın İncelenmesi:
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik'in uygulanmaya başlanmasıyla birlikte kanuni bir yargılama olmaksızın yetki gasbı ile idare ve gözlem kurulunun mahkemelerin yerine geçerek verdiği kararlar ile hükümlülerin yeniden cezalandırılmalarının önünün açıldığı, bu uygulamalara karşı gidilebilecek hukuki yolların da etkisiz hâle getirildiği, bu hâliyle Anayasa'nın 2. maddesinin, 36. maddesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin ihlal edildiği, ayrıca idare ve gözlem kurulu kararlarının kişilere bildirilmediği, bu durumun ise kişilerin savunma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu, Yönetmelik'in idareye sınırları belli olmayan öngörülmez yetkiler tanıdığı ileri sürülmektedir.
5275 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan hükümlerinin incelenmesinden; ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin, durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve buna göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimine tabi tutulmaları, dolayısıyla sınıflandırılmaları ve gruplandırılmalarının, "gözlem ve sınıflandırma merkezleri" tarafından bünyesinde görevli personel eliyle yerine getirilecek gözlem, inceleme ve değerlendirmelere istinaden "idare ve gözlem kurulu" kararıyla yapılacağı, (m.13, 23), bütün hükümlülerin iyi hallerinin ise, gözlem ve sınıflandırma merkezleri sürece dahil olmaksızın doğrudan "idare ve gözlem kurulu" tarafından değerlendirilerek karara bağlanacağı (m.89) anlaşılmaktadır. Ayrıca, kural olarak hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmasına ceza infaz kurumu müdürü başkanlığında toplanan “idare ve gözlem kurulu” tarafından tek başına karar verileceği (m.14/3), ancak toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin iyi hal değerlendirmelerinde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık yapacağı, yine bu toplantılara Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişinin katılacağı (m.89/3) ve bu toplantılarda verilen açık ceza infaz kurumuna ayrılma kararlarının infaz hâkiminin onayıyla uygulanacağı (m.14/4) görülmektedir. Belirtilen son hal dışındaki konuları görüşecek idare ve gözlem kurulunun oluşumunun ise, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfaz Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesinde düzenlendiği, buna göre anılan kurulun, kurum müdürünün başkanlığında, gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, idare memuru, cezaevi tabibi, psikiyatrist, bir psikolog ve psiko-sosyal yardım servisinde görevli diğer unvandan bir personel, öğretmen, infaz ve koruma başmemuru ile kurum müdürü tarafından teknik personel arasından seçilen bir görevliden oluştuğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan, bütün hükümlülerin denetimli serbestlik ve koşullu salıverilmeden yararlanıp yararlanamayacağı konusunda idare ve gözlem kurulunca yapılacak iyi hal değerlendirmesi (rapor) üzerine nihai kararı vermeye infaz hâkimliğinin yetkili olduğu (m.105/A-1, m.107/11) görülmektedir.
5275 sayılı Kanun'un 13. ve 89. maddelerine dayanılarak çıkarılan dava konusu Yönetmelikte de, genel itibarıyla, "gözlem ve sınıflandırma merkezleri" ile "idare ve gözlem kurulu"nun görev, yetki ve çalışma usulleri hakkında düzenlemeler yapılmış; bu kapsamda, idare ve gözlem kurulunun, hükümlüleri sınıflandıracağı, gruplandıracağı, hükümlülerin durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmalarına karar vereceği, uygulanacak infaz ve iyileştirme rejimini saptayacağı, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin de bu konularda kurulca karar verilmeden önce gerekli değerlendirmeleri yapacağı; hükümlülerin iyi halli olup olmadığının ise, ilgili ceza infaz kurumunda bulunan servislerce (yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal, güvenlik ve gözetim servislerince) hazırlanacak risk değerlendirme, gelişim değerlendirme raporları ile sair değerlendirmeler üzerine idare ve gözlem kurulunca belirleneceği öngörülmüştür.
Öte yandan, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinde, infaz hakimliklerinin görev ve yetkileri sayılmış; 5. maddesinde, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlere karşı şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabileceği; şikâyet yoluna başvurulmasının, verilen kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmayacağı; ancak infaz hâkiminin giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve karar, işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebileceği; 6. maddesinde de, infaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceği, itirazın, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yargı işlevi, hukuksal uyuşmazlıkların veya hukuka aykırılık savlarının yargısal yöntemlerle çözülerek kesin hükme bağlanmasıdır (Gözübüyük Şeref - Tan Turgut, İdare Hukuku Genel Esaslar, C.I, Turhan Kitabevi, Ankara 2001, s.8). Bir makamın yargı organı olarak kabul edilebilmesi için, kanun ile kurulması, yargısal yöntemler kullanması ve yargıç güvencesine sahip olan üyelerden oluşması gerekmektedir (Giritli İsmet- Bilgen Pertev - Akgüner Tayfun, İdare Hukuku, Der Yayınevi, İstanbul 2001, s.803).
Uyuşmazlıkta ise, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere, kanun koyucunun, ceza infaz kurumları nezdinde bir idari kurul olarak teşekkül edecek idare ve gözlem kurullarına, kişi hakkında ceza tayin edilmesi ya da denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazı (5275 s.K.m.105) veya koşullu salıverilme (5275 s.K.m.107) gibi mutlak surette yargı yetkisine dahil bir konuda karar verme yetkisi devretmediği, yalnızca hakkında mahkumiyet kararı bulunan hükümlünün sevk edildiği ceza infaz kurumunda azami 60 günlük bir gözlem süresine tabi tutularak durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve buna göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimine tabi tutulmaları, dolayısıyla sınıflandırılmaları ve gruplandırılmaları, ayrıca (açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı veya koşullu salıverilme gibi yararlanılması iyi hale bağlı hak ve olanaklar yönünden yalnızca) iyi halli olup olmadıklarının saptanması konularında "idari karar" tesis etme yetkisi tanıdığı, (açık ceza infaz kurumuna ayrılma kararı, belirli hükümlüler hariç tek başına idare ve gözlem kurulunca verilebilmektedir) bahse konu idari kararların hukuki bir uyuşmazlık olarak nitelenmesine ve adı geçen kurulun da uyuşmazlığı yargısal yöntemlerle çözdüğünden söz edilmesine olanak bulunmadığı gibi esasen bu kararların 4675 sayılı Kanun uyarınca iki aşamalı olmak üzere yargısal denetime de tabi olduğu, ayrıca kanun koyucunun nispeten önemli ve nitelikli bulduğu durumlar (5275 s.K.m.14/4, 14/5-c vb.) bakımından kurul kararını tek başına yeterli görmeyip infaz hakiminin onayını aradığı, bu suretle idari mekanizmanın yargısal onayla tekemmülünü sağladığı, öte yandan kurulca verilecek idari kararlar sonucunda hükümlülerin bazı ek olanaklardan (açık ceza infaz kurumuna ayrılma, koşullu salıverilme vb.) yararlanamamasının Anayasanın 19. maddesi kapsamında hukuka uygunluk sebepleri arasında yer aldığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelikle düzenlenen "idare ve gözlem kurulu"na ait görev ve yetkilerin yargısal değil yönetsel nitelikte olduğu, dolayısıyla bu görev ve yetkileri veren Kanun hükmü ile dava konusu Yönetmelikte, Anayasaya aykırılık ve fonksiyon gasbı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Esasen, kanun koyucu tarafından, ceza infaz kurumu bünyesinde “görevli uzman gözlemi” ile “kurul kararı” şeklinde öngörülen prosedürün; hükümlülerin, hangi sınıfa ve gruba dahil edilmesi, hangi ceza infaz kurumuna ayrılması, hangi infaz ve iyileştirme rejimine tabi tutulması gerektiği ile iyi halli olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususlarının, hükümlünün makul bir süre ilgili uzmanlarca ve hata payını en aza indirgeyebilmek için diğer hükümlülerin etkilerden arındırılarak incelenebilmelerini olanaklı kılmak üzere tek kişilik odalarda gözlemlenerek sosyal, tıbbi, kriminolojik, psiko-teknik, psikiyatrik ve hukuki boyutlarıyla incelenip değerlendirilmesini gerektirdiği, belirli bir süreç ve gözlemci uzman yönünden güvenlik soruşturması gibi ek kriterleri gerektiren bu değerlendirmenin ise bilirkişi marifetiyle dahi olsa mahkemece yapılmasının mümkün olmadığı, ilgili ceza infaz kurumunda hükümlüyü izleyip gözlemleme imkanı bulunan uzman ve yetkili kişilerce yapılması gerektiği düşüncesiyle getirildiği, dolayısıyla yargısal makamlarca fiili ve hukuki imkansızlık nedeniyle yerine getirilemeyecek bu idari süreç ve kararın öngörülmesinde kamu yararı bulunduğu da anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 5275 sayılı Kanun'un 13. ve 89. maddelerinde, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri, idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu kapsamdaki çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri hakkında yönetmelikle düzenleme yapma konusunda davalı Bakanlığa yetki verildiği görüldüğünden, dava konusu yönetmelikte yetki ve şekil yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Son olarak, her ne kadar Yönetmelik'in tamamını hukuka aykırı hale getirecek bir iddia niteliğinde bulunmamakta ise de, davacı tarafından ileri sürülen, idare ve gözlem kurulu kararlarının kişilere bildirilmediği ve bu durumun kişilerin savunma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu iddiasının da, Yönetmeliğin, kurul kararlarının ilgili hükümlüye tebliğ usulünü öngören 17. maddesinin 4. fıkrası karşısında kabul edilebilir olmadığı açıktır.
Bu itibarla, Yönetmelik'in tamamının iptali isteminin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu değerlendirilmiş olup; davacının, Yönetmeliğin dava konusu diğer maddelerine yönelik yargı yetkisinin gasp edildiği yolundaki aynı mahiyetteki iddialarına da bu nedenle itibar edilmemiştir.

2- Dava Konusu Yönetmelik'in 6. Maddesinin İncelenmesi:
Dava konusu kuralda, hükümlülerin gözlem, sınıflandırma ve değerlendirmelerinin yapıldığı merkezleri veya ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerini ifade eden gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görevleri sayılmıştır. Buna göre, gözlem ve sınıflandırma merkezinin; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel ve zihinsel sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ile ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri, suç türlerinin belirlenerek durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını; işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmalarının gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına, kapalı ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine dair değerlendirmeleri yapmakla görevli olduğu, bu merkezlerde; sosyal, tıbbi, kriminolojik, psiko-teknik, psikiyatri ve ceza hukuku bakımından veya gerekli görülecek konularda her türlü inceleme yapılacağı kural altına alınmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle, gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulacak hükümlülerin kapsamının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
5275 sayılı Kanun'un 23. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bütün hükümlülerin gözlem ve değerlendirilmesinden bahsedilirken, (e) bendinde, yalnızca ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin gözleme tabi tutulacağı kuralına yer verilmiş, (f) bendinde ise, yeniden bütün hükümlülere ilişkin kural sevk edilmiştir.
Söz konusu kavramsal karışıklığın giderilebilmesi amacıyla anılan Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında ise, şu açıklamaya yer verildiği görülmüştür:
"... Gerekli hizmet birimlerinin kurulması, uzmanların yetişmesinin zaman alması ve uygulamada doğuracağı ekonomik sorunlar nedeniyle, kısa süreli hapis cezasına mahkûm olanlar için bilimsel gözlem yapılmaması uygun görülmüştür. ..."
Dolayısıyla kanun koyucunun gerçek iradesinin, yalnızca 5275 sayılı Kanun'un 23. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde sayılan hükümlülerin, yani ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin gözleme tabi tutulması ile sınırlı olduğu anlaşıldığından, kanun koyucunun iradesine uygun bir şekilde düzenlenen Yönetmelik'in dava konusu 6. maddesinde kapsam yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, söz konusu maddede yer verilen düzenlemelerin masumiyet karinesini ihlal eder nitelikte olduğu, hükümlülerin geçmişte yaptıkları eylemler nedeniyle aldıkları cezaların infaz aşamasında bir hâkim kararı bulunmaksızın bu eylemlerinin değerlendirilmesinin ve nitelendirilmesinin Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Bununla birlikte, yukarıda yetki gasbı iddiasına yönelik olarak yapılan açıklamalara ilaveten, dava konusu Yönetmelik'in, hükümlüler, yani hakkında mahkemece mahkumiyet kararı verilmiş olanları kapsadığı ve bu mahkumiyet hükmünde belirtilen suç tipi ile hapis sürelerinin yanı sıra ceza infaz kurumlarına kabul edildikleri tarihten sonraki tutum ile davranışları üzerine yapılacak idari değerlendirmeleri içerdiği de dikkate alındığında; anılan iddianın hukuksal bir dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

3- Dava Konusu Yönetmelik'in 9. Maddesinin İncelenmesi:
Anılan maddede, hükümlülerin ceza infaz kurumuna ilk kabulü esnasında sınıflandırmaya ve uygulanacak infaz rejiminin belirlenmesine esas olacak gözlem yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlara, alınacak tedbirlere, gözlemin ne kadar sürede tamamlanması gerektiğine yönelik kurallara yer verilmiştir.
Hükümlünün ilk aşamada sağlıklı bir şekilde gözlemlenebilmesi ve sonrasında sınıflandırmaya tabi tutulması için hükümlünün dış faktörlerden etkilenmemesi ve bireysel özelliklerini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmesi gerekmektedir. Nitekim, 5275 sayılı Kanun'un 23. maddesinin gerekçesinde, "(...)Gözlem sırasında hata payını en aza indirgeyebilmek için, hükümlülerin etkilerden arındırılarak incelenebilmelerini olanaklı kılmak üzere tek kişilik odalarda işlemlere tâbi tutulmaları öngörülmüştür. (...)Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile uyum sağlaması yönünden gözlem süresi altmış günle sınırlı tutulmuştur." açıklamasına yer verilmiştir.
Bu nedenle, hükümlünün infaz kurumuna kabulü itibarıyla, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde ve tek kişilik odada veya tek kişilik oda yoksa merkezin özel bir kısmında tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Esasen bu durum, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygunluk sebepleri arasında yer aldığından, hükümlünün temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması, soyutlanması anlamına gelmemesinin yanında ayrıca hükümlünün lehine bir uygulama niteliğinde olduğu görülmektedir.

4- Dava Konusu Yönetmelik'in 10. Maddesinin 1. Fıkrasının İncelenmesi:
Anılan fıkrada, hükümlünün; kişiliğine, sair hâllerine, suçun işlenmesindeki özelliklere göre, idare ve gözlem kurulu kararıyla gerektiğinde ilk gözleme tâbi tutulmayabileceği düzenlenmiştir.
Dava konusu düzenlemenin, dayanağı 5275 sayılı Kanun'un 23. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendiyle birebir aynı olduğu, bir diğer ifadeyle Kanun hükmünün tekrarı mahiyetinde bulunduğu görülmektedir.
Bu haliyle, hükümlünün durumuna göre gözleme tabi tutma noktasında idare ve gözlem kuruluna takdir yetkisi verilmesine ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.

5- Dava Konusu Yönetmelik'in 14. Maddesi ile 15. Maddesinin 2. ve 6. Fıkralarının İncelenmesi:
Davacı tarafından, idare ve gözlem kurulunun görevlerinin sayıldığı 14. madde ile adeta yargı yetkisinin idareye verildiği; 15. maddenin kurulun toplanma usûlünü ve karar alma şeklini düzenleyen 2. ve 6. fıkralarının ise, kurulun kararlarının kişilerin kanundan kaynaklı haklarını kullanmalarının sınırlanması sonucunu doğurduğu, bu sebeple temel hak ve hürriyetlerin kanun ile düzenleneceği hükmüne aykırı olduğu, ayrıca idare ve gözlem kurulu kararlarının bir denetim usûlünün de bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinden de görüleceği üzere, idare ve gözlem kurulu, görüşülecek konuya bağlı olarak iki farklı şekilde teşekkül ettirilmiş idari bir kuruldur. Buna göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin, durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve buna göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimine tabi tutulmaları, dolayısıyla sınıflandırılmaları ve gruplandırılmalarını görüşmek üzere toplanacak idare ve gözlem kurulu, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfaz Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesi uyarınca, ceza infaz kurumu müdürünün başkanlığında, gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, idare memuru, cezaevi tabibi, psikiyatrist, bir psikolog ve psiko-sosyal yardım servisinde görevli diğer unvandan bir personel, öğretmen, infaz ve koruma başmemuru ile kurum müdürü tarafından teknik personel arasından seçilen bir görevliden oluşmakta iken; 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 3. fıkrası gereği, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların açık ceza infaz kurumuna ayrılmasına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilmesine (7242 sayılı Kanun'un 36. maddesinin gerekçesinde, "Cumhuriyet savcısı, ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak idare ve gözlem kurulu değerlendirmelerine katılacak, denetimli serbestlik uygulanarak cezanın infazından sonra koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak değerlendirmeye katılmayacaktır." açıklaması yer almaktadır.) ilişkin değerlendirmeleri görüşmek üzere toplanan idare ve gözlem kuruluna, Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık yapması, Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişinin katılması söz konusudur.
Her iki halde de kurulun vereceği kararların, hükümlülerin doğrudan görüşülecek konuya ilişkin hak ya da olanak dışında bunlara bağlı diğer hak ve olanaklardan yararlanıp yararlanamayacağı sonucunu da doğurduğu açıktır. Bununla birlikte, söz konusu hak ve olanakların anlam, kapsam, koşul ve sınırları ilgili kanunlarla düzenlenmiş olup, Anayasanın temel hak ve hürriyetlere ilişkin koruma hükümleri, bu kanunlarla çerçevesi belirlenen hak ve olanakların kişilere de doğrudan kanunla uygulanmasını gerektirmez. Esasen, görev alanlarına yönelik kamu hizmetlerini sürekli ve düzenli bir şekilde yerine getirmek üzere teşkil olunan idareler, bu görevleri kapsamında temel hak ve hürriyetler alanında işlem ve eylem tesis etmek zorundadırlar. Bu noktada önemli olan idarenin, kendisine verilen görev ve yetki ile sınırlı olarak, Anayasa, meri mevzuat ve hukukun evrensel temel ilkeleri çerçevesinde görevini ifa etmesidir. Bu hususun denetiminin ise görevli yargı yerlerince yapılacağı tabiidir.
Bu itibarla, yukarıda Yönetmelik'in tamamının iptali istemine yönelik kısımda yer verilen gerekçelere ilaveten, dava konusu Yönetmelik kurallarında kurulun görevleri arasında sayılan hususların, hükümlülerin infaz kurumundaki hak ya da olanaklarına ilişkin olması, bu kararların kanun koyucu tarafından verilmesini gerektirmediğinden, ayrıca kurul kararlarına karşı yargı yolu açık olduğundan, davacının iddiası yersiz ve dayanaksız görülmüştür.
Kaldı ki, Yönetmelik'in 15. maddesinin dava konusu fıkralarında yalnızca kurulun oluşum ve çalışma esaslarının yer aldığı görüldüğünden, bu kuralların hükümlülerin hak veya olanaklarına ulaşmasına doğrudan etki eder nitelikte olmadığı da açıktır.

6- Dava Konusu Yönetmelik'in 16. Maddesinin İncelenmesi:
Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Öte yandan, Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
Kanun koyucu, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 1. fıkrasında, "iyi hal" kavramından ne anlaşılması gerektiğini ve iyi hal değerlendirmesinin yapılacağı azami süre aralığını; 2. fıkrasında da, iyi hal değerlendirmesinde esas alınacak "kriterleri" belirlemiş; ayrıca anılan Kanun'un muhtelif maddelerinde de iyi hale bağlı olarak kazanılacak hak ve yararlanılacak olanakları belirlemiştir. Dolayısıyla, hükümlülerin iyi halli olup olmadıklarına göre aralarında bir tasnif ve ayrım yapılması, doğrudan doğruya kanun koyucunun emredici iradesinin sonucudur.
Dava konusu Yönetmelik maddesinde, idare ve gözlem kurulunun inceleme ve değerlendirme esaslarının, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin ilk iki fıkrasıyla uyumlu şekilde düzenlendiği görülmektedir. Anılan maddenin diğer fıkralarında ise, gelişim değerlendirme raporu veya gözlem değerlendirme raporunun hazırlanma koşul ve prosedürlerine yer verilmiş, idare ve gözlem kurulunun bu raporlar ve diğer tüm bilgi ve belgelere göre ne şekilde karar vereceği düzenlenmiştir.
Buna göre, dava konusu maddenin, dayanağı Kanun metnine uygun olarak düzenlendiği gibi, idare ve gözlem kurulunun karar verirken hangi hususları gözeteceğini ayrıntılı bir şekilde de düzenlediği, bu itibarla davacının kurula keyfi hareket etme imkanı verildiği iddiasının aksine objektif esaslar getiren düzenlemeler olduğu, ayrıca hükümlülerin gerçek ve somut durumlarına göre iyi hal uygulamasına tabi tutulmasının infazın temel amacına da uygun düştüğü ve infaz kurumlarının güvenlik ve düzeni ile diğer hükümlülerin güvenliğinin sağlanması bakımından da hizmetin gereği olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 5275 sayılı Kanun'la kriterleri, dava konusu Yönetmelik'le de tespit şekilleri belirlenen "iyi hal" gösteren hükümlüler ile "iyi hal"li olmadığı değerlendirilen hükümlülerin aynı konumda bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, dava konusu kuralın eşitlik ilkesini ihlal eder bir yönü de görülmemiştir.

7- Dava Konusu Yönetmelik'in 17. Maddesinin 2. ve 3. Fıkralarının İncelenmesi:
Yönetmelik'in 17. maddenin 2. fıkrası, yayımlandığı tarihteki ilk halinde "Açık ceza infaz kuruma ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye dair değerlendirmede hükümlünün iyi hâlli olmadığına karar verilmesi durumunda, hükümlü hakkında yapılacak bir sonraki değerlendirme tarihi kararda açıkça belirtilir. Yeniden değerlendirme süresi altı aydan az, bir yıldan fazla olamaz. Hakkında olumsuz karar verilen hükümlü hakkında psiko-sosyal yardım servisi ile eğitim ve öğretim servisince hazırlanan iyileştirme planı revize edilerek hükümlüye tebliğ edilir." şeklinde düzenlenmiştir. 10/11/2021 tarih ve 31655 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve dava konusu Yönetmelik'te değişiklik içeren Yönetmelik ile "kuruma" şeklinde yazım hatası "kurumuna" şeklinde; yeniden değerlendirme süresinin altı aydan az olamayacağına ilişkin kısmı "üç ay" olarak değiştirilmiştir. Bununla birlikte, anılan değişikliklerin, davacının hukuka aykırılık iddialarını ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı anlaşıldığından, iptal isteminin konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak esasının incelenmesine geçilmiştir.
Ayrıca, anılan maddenin 3. fıkrasında, idare ve gözlem kurulunun, açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye esas olumlu iyi hâl değerlendirmesini içeren gerekçeli kararının; 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin 11. fıkrasında yazılı “gerekçeli rapor” ile ilgili yönetmeliklerde belirtilen “değerlendirme raporu” ve “iyi hal kararı” yerine geçeceği ifade edilmiştir.
Davacı tarafından, söz konusu düzenlemeler ile kurula yargı yetkisi verildiği ileri sürülmüş ise de, yukarıda Yönetmelik'in tamamının iptali istemine yönelik kısımda yer verilen gerekçelerle, kurul kararlarının yönetsel nitelikte olması, bu kararların 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca yargısal denetime tabi olması ve düzenlemenin dayanak Kanun'a uygun bulunması karşısında, davacı iddiasına itibar edilmemiştir.

8- Dava Konusu Yönetmelik'in 24. Maddesinin İncelenmesi:
Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
5275 sayılı Kanun'un 24. maddesinde, hükümlülerin; ilk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler; aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler; tehlike hâli taşıyanlar; terör suçluları; suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular gibi gruplara ayrılacağı ve ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılabileceği kural altına alınmıştır.
Yönetmelik'in 19. maddesinde, hükümlülerin, bulundukları veya gönderildikleri ceza infaz kurumlarında; ilk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler; zihinsel ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler; tehlike hâli taşıyanlar; terör suçluları; suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular ve gözlem sürecinin devamına karar verilenler gibi gruplara ayrılacağı; 24. maddesinde de, terör suçluları ve suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçluların ayrıca; örgüt lideri olanlar; aktif örgüt üyesi olanlar; örgütten ayrılanlar ve tarafsız olanlar şeklinde gruplandırmaya tâbi tutulacağı öngörülmüştür.
Davacı tarafından ise, söz konusu düzenlemenin, hükümlülerin Anayasa'dan kaynaklı eşit muamele görme hakkını ihlal ettiği, sınıflandırma ve gruplandırma işlemleri itiraza tabi olmayan bir kararla yapıldığından, kurula, adeta yargı yetkisi kullanma imkanı tanındığı, bu hâliyle Anayasa'nın 2., 9. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5275 sayılı Kanun'da hükümlülerin hangi tanımlar altında gruplandırılacağı açıkça ifade edilmiş ve örnekleme yoluyla bazı gruplandırmalara yer verilmiş; ayrıca, hükümlülerin bu gruplandırmalar haricinde yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu Yönetmelik'in 19. ve 24. maddelerinde de, Kanun'un 24. maddesine uygun bir şekilde gruplandırmalar yapılmış; yine Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak terör suçluları ve suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçluların ayrıca; örgüt lideri olanlar; aktif örgüt üyesi olanlar; örgütten ayrılanlar ve tarafsız olanlar şeklinde gruplandırmaya tâbi tutulması esası benimsenmiştir.
Bu durumda, yukarıda Yönetmelik'in tamamının iptali istemine yönelik kısımda yer verilen gerekçelere ilaveten, Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak yapılan düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, farklı gruplara dahil bulunan hükümlülerin aynı konumda bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, dava konusu kuralın eşitlik ilkesini ihlal eder bir yönü de görülmemiştir.

9- Dava Konusu Yönetmelik'in 31. Maddesinin, 32. Maddesinin 1., 2., 3., 4., 5., 6. ve 7. Fıkralarının, 33. Maddesinin 5. ve 6. Fıkralarının ve 37. Maddesinin İncelenmesi:
Davacı tarafından, anılan düzenlemelere yönelik olarak; kişilerin eylemlerinin nitelendirilmesinin bir mahkeme tarafından yapılabileceği; ancak kurulun kararı neticesinde kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılması sonuçlarının ortaya çıktığı, bu durumun da Anayasa'nın 2., 9., 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu belirtilerek davaya konu edilen düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmüştür. Anılan düzenlemelere yönelik olarak benzer hukuka aykırılık iddialarında bulunularak, bu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi istenildiğinden, söz konusu düzenlemelere yönelik hukuki inceleme tek başlık altında yapılmıştır.
Yönetmelik'in 31. maddesinde, gelişim değerlendirme sistemi; 32. maddesinde, gelişim puanlaması; 33. maddesinde, gelişim puanlama esasları ve 37. maddesinde de, karar sonrası işlemler ve karar sonrasında iyi hâlin ortadan kalkması hususları düzenlenmiştir.
Yukarıda Yönetmelik'in tamamının iptali istemine yönelik kısımda yer verilen gerekçelerle, kurul kararlarının yönetsel nitelikte olması, bu kararların 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca yargısal denetime tâbi olması ve düzenlemenin dayanak Kanun'a uygun bulunması karşısında, davacının iddialarına itibar edilmemiş ve dava konusu düzenlemelerde bu yönden hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim