SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/5228 E. 2025/2057 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/5228

Karar No

2025/2057

Karar Tarihi

16 Nisan 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5228 E. , 2025/2057 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5228
Karar No : 2025/2057

DAVACILAR : 1- ... Hiz. ve Tic. Ltd. Şti.
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN_KONUSU : Davacı şirket bünyesinde faaliyet gösteren ... Evde Bakım Merkezi bünyesinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama ünitesi açılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olan 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin "özel evde bakım merkezleri" ibaresine yer verilmemesi sebebiyle eksik düzenleme içerdiğinden bahisle iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :Davacılar tarafından, ... Evde Bakım Merkezinin şirketlerince işletildiği, diğer davacı ...'nun şirketin ve merkezin mesul müdürü olduğu, mesul müdürün ve merkezde çalışan bir diğer hekimin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları sertifikalarının olduğu, özel evde bakım merkezlerinin, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yapıldığı sağlık kuruluşları arasında sayılmamasının eksik bir düzenleme olduğu, bu eksik düzenlemenin kamu hizmeti gereklerine, eşitlik ilkesine, ilgili Yönetmeliğin düzenleniş biçimi ile amacına aykırı olduğu, bünyesinde alanında sertifikalı tabip bulunmayan sağlık kuruluşlarına ünite açma izni verilemeyeceğinin açık olduğu, ancak bünyesinde alanında sertifikalı tabip bulunan özel evde bakım merkezlerine, sırf dava konusu düzenlemedeki sağlık kuruluşları tanımında bu merkezlere yer verilmediği için bu alanda uygulama izni verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, davalı idarece verilen eğitim ile uygulayıcı sertifikası almış ve tıbbi bir uygulama için beceri kazanmış hekimlerin bu becerisini mesleğini icra ettiği evde bakım merkezinde yapmasına engel olunmasının hiçbir gerçekliğinin bulunmadığı, dava konusu düzenlemede sayılan sağlık kuruluşları ile asgari olarak bulunması zorunlu bölümlerinin aynı olduğu, evde bakım merkezlerinin, aynı uygulamaların yapıldığı ünitelere göre çok daha komplike olduğu, davacı şirkete ait özel evde bakım merkezi bünyesindeki iki hekimin ilgili eğitimleri tamamlamış olmaları nedeniyle dava konusu Yönetmelik kapsamında uygulama yapmak üzere yetkilendirilmelerinin ve merkez bünyesinde ünite açılmasının önünde bir engel bulunmadığı, Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin birbirini tamamladığı, dava konusu düzenleme nedeniyle geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları konusunda mesleki yeterliliği davalı idarece düzenlenen sertifikalarla kanıtlanmış hekimlerin mesleki uygulamalarının kısıtlandığı, hastanın evine giderek apse boşaltan, küçük cerrahi müdahale yapan, dikiş atabilen, serum takabilen hekimin, ilgili uygulama sertifikası bulunmasına rağmen, akupunktur iğnesi batıramadığı, kupa tedavisi yapamadığı, refleksoloji uygulaması yapamadığı, üstelik evde bakım hizmeti olarak yapılan tıbbi işlemlerin, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından çok daha komplike tıbbi işlemler olduğu, evde bakım merkezlerinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını yapması halinde, ülke genelinde ilaç tüketimi ile hastane yatışlarının azaltılabileceği, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Tarafından Evde Sağlık Hizmetlerinin Sunulmasına Dair Yönetmelik kapsamındaki sağlık kuruluşlarının, dava konusu düzenlemede sayılan sağlık kuruluşlarının içinde yer aldığı, aynı hizmeti özel kaynakları kullanmak suretiyle yerine getiren davacı şirket için de farklı uygulama yapılmaması gerektiği, dava devam ederken yayımlanan Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmeliğe göre evde bakım merkezlerinin birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu olduğu, birinci basamak sağlık kuruluşu olan poliklinik ve muayenehanede yapılabilecek tüm geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının evde bakım merkezlerinde de güvenle yapılabileceği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin mevzuat hükümlerinin uygulanmasını sağlamak ve stratejik plan hedeflerini gerçekleştirmek üzere uzun süreli ve katılımcı bir çalışma sonucunda hazırlanarak yürürlüğe konulduğu, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yalnızca ünite ve uygulama merkezi statüsüne sahip olan sağlık kuruluşlarında icra edilebildiği, dava konusu düzenlemedeki sağlık kuruluşu tanımı yapılırken, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin uygulanmasına elverişli ve uygun olabilecek sağlık tesislerinin tanım kapsamına alınmasına özen gösterildiği, bu alanda verilecek sağlık hizmetinin gerektirdiği niteliklerin göz önünde bulundurulduğu, her mevzuatta ihtiyaçlar doğrultusunda sağlık kuruluşu tanımının yapıldığı, nitekim ünite izni verilebilecek kamu sağlık tesislerinin, "kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı hastaneler" şeklinde sınırlandırıldığı, oysa sağlık hizmeti sunulan kamu sağlık tesislerinin hastanelerden ibaret olmadığı, hastaların ayaktan teşhis ve tedavilerinin yapıldığı birinci basamak kamu sağlık tesislerine de ünite izni verilemediği, dava konusu düzenlemenin eksik düzenleme olmadığı, hizmetin etkin ve verimli, hasta güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde sunulabileceği sağlık kuruluşlarına geleneksel ve tamamlayıcı tıp ünitesi izni verilmesine yönelik bir düzenleme olduğu, evde bakım hizmetlerinin, hastalara ev ortamında sunulabilecek sağlık hizmetlerini kapsadığı, davacı şirketin de hasta bireylere kendi evlerine sağlık hizmeti sunmak amacıyla faaliyet gösteren bir kuruluş olduğu, ancak geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının ev ortamında sunulmasının tıbbi açıdan uygun olmadığı, ev ortamında sunulduğu takdirde de insan sağlığını tehlikeye atarak ciddi komplikasyonlar ortaya çıkarabilecek riskler taşıdığı, buna göre dava konusu Yönetmelikte objektif olarak ve eşitlik ilkesine aykırı olmayacak biçimde sağlık kuruluşu tanımının yapıldığı, bu tanımda üst hukuk normlarına herhangi bir aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin iptalini gerektiren bir hususun bulunmadığı, özel evde bakım merkezi olarak faaliyet gösteren bir kuruluşa ünite izni verilemeyeceği, idarelerinin kayıtlarına göre, davacı şirkete ait merkezde görev yapan iki hekimin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile ilgili akupunktur, ozon, kupa, mezoterapi, fitoterapi, apiterapi, proleterapi ve sülük uygulaması sertifikalarının bulunduğu, bu hekimlerin söz konusu alanlarda uygulama yetkisinin var olduğu, bu uygulamaları idarelerince geleneksel ve tamamlayıcı tıp ünitesi veya uygulama merkezi olarak yetkilendirilen sağlık kuruluşlarında icra edebilecekleri, bir kişinin sertifikasının bulunmasının tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda sertifika almış oldukları alanda uygulama yapabilecekleri bir üniteye de ihtiyaç olduğu, öte yandan, dava konusu Yönetmeliğin tamamının iptali istemiyle açılan davada Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince Yönetmeliğin 10. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, dava konusu Yönetmeliğin yayımından önceki süreçte taslağının internet ortamında okuyucuların görüşlerini bildirebilecekleri bir formla birlikte paylaşıldığı, sonrasında Yükseköğretim Kuruluna bağlı üniversitelerin rektörleri, tıp fakültesi ve eczacılık fakültesi dekanları, kamuya bağlı taşra sağlık yöneticileri, Dünya Sağlık Örgütü Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Masasından bir yetkili, CAMbrella projesinde yürütücü iki öğretim üyesi, Avrupa ve Asya'dan geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile uğraşan hekimler ile hem internet ortamındaki geri bildirimlerin hem de dünyadaki gelişmelerin değerlendirildiği, bu değerlendirme sonuçlarına göre son hali verilen düzenlemede, özel evde bakım merkezleri ibaresine yer verilmemesi durumunun söz konusu olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı şirket sahipliğinde faaliyet gösteren ... Evde Bakım Merkezi bünyesinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama ünitesi açılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olan 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 4. maddesinin I . fıkrasının (d) bendinin "özel evde bakım merkezleri" ibaresine yer verilmemesi sebebiyle eksik düzenleme içerdiğinden bahisle iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 56. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; üçüncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; dördüncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükmüne yer verilmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde; kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu, 2. maddesinde; Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı, 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almıştır. Ek 11. maddesinde ise; sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği kurala bağlanmıştır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Sağlık Bakanlığı" başlıklı Onüçüncü Bölümünün "Görevler" başlıklı 352. maddesinde; (1) Herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
b) Teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütmek,
f) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması için çalışmalar yapmak, hükmü, "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü” başlıklı 355.maddesinde; Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır;
c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek,
ğ) Geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları ile ilgili düzenleme yapmak ve sağlık beyanı ile yapılacak her türlü uygulamalara izin vermek ve denetlemek, düzenleme ve izinlere aykırı faaliyetleri ve tanıtımları durdurmak, hükmü yer almıştır.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un ek 13. maddesinde, "...Sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Tabiplerce veya tabiplerin yönlendirmesiyle ilgili sağlık meslek mensubu tarafından uygulanmak şartıyla insan sağlığına yönelik geleneksel/tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin alanları, tanımları, şartları ve uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere dayanılarak 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği insan sağlığına yönelik geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama yöntemlerini belirlemek, bu yöntemleri uygulayacak kişilerin eğitimi ve yetkilendirilmeleri ile bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin 1) fıkrasında bu yönetmelikte geçen;
d) Sağlık kuruluşu: Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı hastaneler, tıp fakültesi veya diş hekimliği fakültesi sağlık uygulama ve araştırma merkezi, 27/3/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan özel Hastaneler Yönetmeliğine göre ruhsatlandırılmış özel hastaneler ile 15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşlarını,
g)Uygulama: Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını,
h)Ünite: ilgili alanda sertifikası bulunan tabip ve/veya diş tabibi sorumluluğunda ve bu Yönetmelikte belirlenen uygulamaları yapmak üzere, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kuruluşları bünyesinde kurulan birimleri, ifade edeceği belirtilmiştir.
Ünite ve uygulama merkezinde bulundurulması zorunlu asgari birimler başlığını taşıyan 14. maddesinde; (1) Ünite ve uygulama merkezinde asgari olarak aşağıda belirtilen bölümler bulunur:
a)Asgari 12 metrekare yüzölçümünde muayene ve uygulama için gerekli asgari tıbbi malzemenin ve donanımın bulunduğu muayene ve uygulama odası.
b)Hasta kabul ve bekleme alanı.
c)Arşiv.
10/03/2005 tarih ve 25751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak fertlerin ve toplumun sağlığını korumak maksadıyla, evde bakım hizmeti veren sağlık kuruluşlarının açılması, çalışması ve denetlenmesi ile bunları işleten kurum ve kuruluşların, özel hukuk tüzel kişilerinin ve gerçek kişilerin uyması gereken usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe giren Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkındaki Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddesinde; Bu Yönetmelikte geçen;
d)Evde Bakım Hizmeti: Hekimlerin önerileri doğrultusunda hasta kişilere, aileleri ile yaşadıkları ortamda, sağlık ekibi tarafından rehabilitasyon, fizyoterapi, psikolojik tedavi de dahil tıbbi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sağlık ve bakım ile takip hizmetlerinin sunulmasını,
e)Sağlık Kuruluşu: Evde bakım hizmeti sunmak üzere faaliyet gösteren merkez ve birimi,
f)Merkez: Özel hukuk tüzel kişilerine veya gerçek kişilere ait olup; sadece evde bakım hizmeti sunmak üzere açılan ve faaliyet gösteren müstakil evde bakım merkezini,
g)Birim: Evde bakım hizmeti vermek üzere hastane, tıp merkezi, özel dal merkezi, poliklinik gibi özel sağlık kuruluşları bünyesinde bulunan evde bakım birimini, ifade edeceği belirtilmiş,
6\. maddesinde; Merkezler, tabip sorumluluğunda ve gerekli asgari standart donanım ve personel desteği ile sadece evde bakım hizmetleri verilmek üzere müstakil olarak açılan kuruluşlardır hükmü,
Binanın iç Mekan ve Fiziki Altyapı Durumu başlığını taşıyan 16. maddesinde; Sağlık kuruluşlarında, asgari olarak aşağıdaki bölümlerin bulunması zorunludur:
c) Muayene ve acil odası: Asgari 8 metrekare yüzölçümünde ve içerisinde asgari tıbbi malzemenin ve donanımın bulunduğu ayrı bir oda veya bölünmüş mekan, hükmü,
Yasaklar başlıklı 31. maddenin d) bendinde; Sağlık kuruluşu bir şirket ise, şirketin faaliyetine giren genel sağlık hizmetleri dışındaki diğer işler sağlık kuruluşunda yapılamaz. hükmü yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından faaliyet gösteren özel evde bakım merkezinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği çerçevesinde uygulama yapmak üzere, uygulama ünitesi açılması istemiyle yapılan başvurunun davalı idarece evde bakım merkezinin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının d) bendinde belirtilen sağlık kuruluşları kapsamında bulunmadığından bahisle reddi üzerine "özel evde bakım merkezleri” ibaresine yer verilmemesi üzerine eksik düzenleme içerdiğinden bahisle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, Evde Bakım Hizmetleri Hakkındaki Yönetmelik ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin amaçlarının ortak olması birbirini tamamlayan niteliği nedeniyle evde bakım merkezi bünyesinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulaması yapılmasında bir engel bulunmadığı, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulaması yapılmasında bir engel bulunmadığı, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları yapabilme eğitimine ve sertifikalarına sahip hekimlerin evde bakım merkezinde uygulama yapmalarına izin verilmeyerek mesleki uygulamalarının kısıtlandığı evde bakım merkezlerine dava konusu düzenlemede yer verilmemesi nedeniyle eksik düzenleme olduğu ileri sürülmektedir.
Evde Bakım Hizmetleri Hakkındaki Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde evde bakım merkezlerinin sadece evde bakım hizmetleri vermek üzere müstakil olarak açılıp işletilebileceğinin belirtildiği, böylece evde bakım merkezlerinin evde sağlık hizmeti almaya ihtiyacı olan hastaların ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetine ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla hekim önerisi doğrultusunda hasta kişilerin aileleri ile yaşadıkları ortamda rehabilitasyon, fizyoterapi, psikolojik tedavi de dahil tıbbi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sağlık, bakım ve takip hizmetlerini sadece evde bakım hizmeti olarak sınırlandırılarak faaliyet göstermek üzere kurulan bir sağlık kuruluşu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda Sağlık Bakanlığının sağlık kuruluşlarını sınıflandırma ve sınıflarını değiştirme yetkisi veren kanun hükümlerine istinaden Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinde evde bakım merkezlerine mevcut sağlık kuruluşları kapsamında yer verilmemesinde ve davacının evde bakım merkezi bünyesinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama ünitesi açılması isteğiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde üst hukuk normlarına hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer yandan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinde uygulama için uygulamanın yapılacağı muayene ve uygulama odasının asgari 12 m2 yüzölçümünde olması şartı getirildiği, evde bakım merkezlerinde bu koşulun asgari 8 m2 olarak belirlendiği de dikkate alındığında evde bakım merkezinin fiziki şartlar yönünden de bu koşulu sağlamadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 16/04/2025 tarihinde, davacıları temsilen Av. ...'ın ve davalı idareyi temsilen Hukuk Müşaviri Av. ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY :
Davacılar, evde bakım merkezi sahibi ve mesul müdürü olup, davacı şirket tarafından, sahipliğinde bulunan “... Evde Bakım Merkezi” bünyesinde görevli iki hekimin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları eğitimi bulunduğundan bahisle merkez bünyesinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ünitesi açılmasına izin verilmesi istemiyle 07/05/2021 tarihinde Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne başvurulmuştur. Anılan başvuru Sağlık Bakanlığına iletilmiş, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işlemi ile, “"...evde bakım merkezlerinin 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında belirtilen sağlık kuruluşlarından olmadığından bahisle talebin uygun değerlendirilmediğine” karar verilmiş, anılan işlem davacılara tebliğ edilmiştir.
Bunun üzerine, davacılar tarafından, başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin sağlık kuruluşunun tanımlandığı 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin "özel evde bakım merkezleri" ibaresine yer verilmemesi sebebiyle eksik düzenleme içerdiği iddiasıyla iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği; 124. maddesinde, bakanlıkların kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda yönetmelik çıkarabilecekleri hükme bağlanmıştır.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un ek 13. maddesinin 3. fıkrasında, tabiplerce veya tabiplerin yönlendirmesiyle ilgili sağlık meslek mensubu tarafından uygulanmak şartıyla insan sağlığına yönelik geleneksel/tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin alanları, tanımları, şartları ve uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almaktadır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinin (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde diğer Bakanlıkların da görüşü alınmak suretiyle Sağlık Bakanlığınca planlanacağı, koordine edileceği, mali yönden desteklenip geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık Bakanlığınca düzenleneceği kurala bağlanmış; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarını belirlemeye, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlara yönelik esas ve usulleri yönetmelikle düzenleme yetkisinin Sağlık Bakanlığına ait olduğu; Ek 11. maddesinde, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir.
663 sayılı -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin -09/07/2018 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile mülga- Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün görevlerinin düzenlendiği 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (ı) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (i) bendinde, sağlık turizmi uygulamalarının geliştirilmesine yönelik düzenlemeler yapmak, ilgili kurumlarla koordinasyon sağlamak anılan Genel Müdürlüğün görevleri arasında sayılmış; "Düzenleme yetkisi" başlıklı 40. maddesinde, "Bakanlık ve bağlı kuruluşlar görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabilir." yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (ğ) bendinde, geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları ile ilgili düzenleme yapmak ve sağlık beyanı ile yapılacak her türlü uygulamalara izin vermek ve denetlemek, düzenleme ve izinlere aykırı faaliyetleri ve tanıtımları durdurmak, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine dayanılarak, insan sağlığına yönelik geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama yöntemlerini belirlemek, bu yöntemleri uygulayacak kişilerin eğitimi ve yetkilendirilmeleri ile bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla hazırlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Sağlık kuruluşu: Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı hastaneler, tıp fakültesi veya diş hekimliği fakültesi sağlık uygulama ve araştırma merkezi, 27/3/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğine göre ruhsatlandırılmış özel hastaneler ile 15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşlarını"; aynı fıkranın (e) bendinde, "Sertifikalı tabip: Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile ilgili olarak Bakanlıkça tescil edilmiş sertifikaya sahip tabibi";
aynı fıkranın (h) bendinde, "Ünite: İlgili alanda sertifikası bulunan tabip ve/veya diş tabibi sorumluluğunda ve bu Yönetmelikte belirlenen uygulamaları yapmak üzere, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kuruluşları bünyesinde kurulan birimleri" ifade edeceği; 9. maddesinin 1. fıkrasında, uygulamaların, Bakanlıkça yetkilendirilmiş ünite ile uygulama merkezlerinde ve ilgili alanda “uygulama sertifikası” bulunan tabip ve sadece diş hekimliği alanında olmak üzere diş tabibi tarafından yapılabileceği, uygulama alanında temel eğitimi bulunan sağlık meslek mensupları merkez ve ünitelerde sertifikalı tabiplere uygulamada yardımcı olabileceği düzenlenmiştir.
10/03/2005 tarih ve 25751 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, Bu Yönetmeliğin amacının; fertlerin ve toplumun sağlığını korumak maksadıyla, evde bakım hizmeti veren sağlık kuruluşlarının açılması, çalışması ve denetlenmesi ile bunları işleten kurum ve kuruluşların, özel hukuk tüzel kişilerinin ve gerçek kişilerin uyması gereken usul ve esasları düzenlemek olduğu; 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Evde Bakım Hizmeti: Hekimlerin önerileri doğrultusunda hasta kişilere, aileleri ile yaşadıkları ortamda, sağlık ekibi tarafından rehabilitasyon, fizyoterapi, psikolojik tedavi de dahil tıbbi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sağlık ve bakım ile takip hizmetlerinin sunulmasını"; (e) bendinde, "Sağlık Kuruluşu: Evde bakım hizmeti sunmak üzere faaliyet gösteren merkez ve birimi", (f) bendinde, "Merkez: Özel hukuk tüzel kişilerine veya gerçek kişilere ait olup; sadece evde bakım hizmeti sunmak üzere açılan ve faaliyet gösteren müstakil evde bakım merkezini ifade edeceği; 6. maddesinde, merkezlerin, tabip sorumluluğunda ve gerekli asgari standart donanım ve personel desteği ile sadece evde bakım hizmetleri verilmek üzere müstakil olarak açılan kuruluşları olduğu; 16. maddesinde, sağlık kuruluşlarında, asgari olarak bulunması zorunlu olan bölümlerin sayma suretiyle sayıldığı; 19. maddesinde, evde bakım hizmetlerinin sunumuna ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin "özel evde bakım merkezleri" ibaresine yer verilmemesi yönünden incelenmesi:
Davalı Sağlık Bakanlığının, 3359 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri uyarınca çıkaracağı yönetmeliklerle, sağlık hizmeti sunucularını sınıflandırma, hizmet standartlarını ve sunulacak hizmetin içeriğini belirleme, değişen koşullara göre bunları değiştirme konusunda görevli ve yetkili olduğu tartışmasızdır.
Dava konusu düzenlemede, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının sağlık kuruluşlarının; kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı hastaneler, tıp fakültesi veya diş hekimliği fakültesi sağlık uygulama ve araştırma merkezi, 27/3/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğine göre ruhsatlandırılmış özel hastaneler ile 15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşları olarak sayıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, özel evde bakım merkezlerinin, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yapıldığı sağlık kuruluşları arasında sayılmamasının eksik bir düzenleme olduğu, bu eksik düzenlemenin kamu hizmeti gereklerine, eşitlik ilkesine, ilgili Yönetmeliğin düzenleniş biçimi ile amacına aykırı olduğu, dava konusu düzenlemede sayılan sağlık kuruluşları ile asgari olarak bulunması zorunlu bölümlerinin aynı olduğu, evde bakım merkezlerinin, aynı uygulamaların yapıldığı ünitelere göre çok daha komplike sağlık kuruluşu olduğu, evde bakım hizmeti olarak yapılan tıbbi işlemlerin, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından çok daha komplike tıbbi işlemler olduğu ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından ise, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yalnızca ünite ve uygulama merkezi statüsüne sahip olan sağlık kuruluşlarında icra edilebildiği, dava konusu düzenlemedeki sağlık kuruluşu tanımı yapılırken, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin uygulanmasına elverişli ve uygun olabilecek sağlık tesislerinin tanım kapsamına alınmasına özen gösterildiği, evde bakım hizmetlerinin, hastalara ev ortamında sunulabilecek sağlık hizmetlerini kapsadığı, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının ev ortamında sunulmasının tıbbi açıdan uygun olmadığı, ev ortamında sunulduğu takdirde insan sağlığını tehlikeye atarak ciddi komplikasyonlar ortaya çıkarabilecek riskler taşıdığı savunulmuştur.
Uyuşmazlığın çözümü açısından 10/03/2005 tarih ve 25751 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca ruhsatlandırılan evde bakım merkezlerinin faaliyet alanları ile sundukları sağlık hizmetinin niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde, evde bakım hizmetinin hekimlerin önerisi doğrultusunda hasta kişilere aileleri ile yaşadıkları ortamda sağlık ekibi tarafından rehabilitasyon, fizyoterapi, psikolojik tedavi de dahil tıbbi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sağlık ve bakım ile takip hizmetlerinin sunumundan ibaret olduğu, merkezlerin ise sadece evde bakım hizmeti sunmak üzere açıldığı, merkezlerin faaliyet alanının evde bakım hizmeti ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı idarenin sağlık hizmeti sunucularını sınıflandırma, hizmet standartlarını ve sunulacak hizmetin içeriğini belirleme yetkisi kapsamında geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları ile bu uygulamaların yapılabileceği sağlık kuruluşlarını belirleme yetkisinin bulunduğu, Yönetmeliğin amacının, insan sağlığına yönelik geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama yöntemlerini belirlemek, bu yöntemleri uygulayacak kişilerin eğitimi ve yetkilendirilmeleri ile bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını düzenlemek olduğu, evde bakım merkezlerinin ise sadece evde bakım hizmeti sunmak üzere açıldıkları ve bu alanla sınırlı olarak faaliyet gösterdikleri, evde sunulacak bakım hizmetleri arasında geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yer almadığı gözetildiğinde, dava konusu düzenlemede evde bakım merkezine yer verilmemesinde hukuka aykırı bir yön ve eksiklik bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacılar tarafından, sahipliklerinde bulunan özel evde bakım merkezi bünyesindeki iki hekimin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları eğitimlerini tamamlamış olmaları nedeniyle merkez bünyesinde ünite açılmasının önünde bir engel bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının sertifika sahibi tabiplerce yapılabileceği, sertifikalı tabibin bu uygulamaları geleneksel ve tamamlayıcı tıp ünitesi veya uygulama merkezi olarak yetkilendirilen sağlık kuruluşlarında icra edebileceği, dolayısıyla yalnızca bu alanda sertifikası bulunan tabibi çalıştıran sağlık kuruluşlarına geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama yetkisi verilmesi sonucu doğurmayacağı anlaşılmakta olup, davacıların bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Ayrıca, yine davacılar tarafından, dava konusu düzenlemede sayılan sağlık kuruluşları ile evde bakım merkezlerinde asgari olarak bulunması zorunlu bölümlerinin aynı olduğu, evde bakım merkezlerinin, düzenlemede sayılan sağlık kuruluşlarından fiziki imkanlar yönünden daha gelişmiş şartlara sahip olduğu belirtilmiş ise de, sağlık hizmetlerinin çeşitliliği sebebiyle bir çok alanın disipline edilmesi için davalı idarece düzenlemeler yapıldığı, sağlık kuruluşu tanımının da bu nedenle disipline edilen alanın özelliğine göre farklı farklı tanımlanabildiği, farklı amaçlarla kurulan sağlık kuruluşlarının fiziki şartlarının benzer olarak düzenlenmiş olmasının diğeri için öngörülen sağlık hizmetini doğrudan sunma yetkisi tanımayacağından davacıların bu iddiası yerinde görülmemiştir.
B) Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce tesis edilen bila tarih ve ... sayılı işlemi işlemin incelenmesinden:
Dava konusu işlem ile, davacının sahibi olduğu merkez bünyesinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ünitesi açılmasına izin verilmesine ilişkin başvurusu reddedilmiştir.
Dava konusu bireysel işlemin, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine dayanılarak tesis edildiği görülmektedir.
Bu durumda; yukarıda hukuka uygun olduğu tespit edilen Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.


(X)-KARŞI OY :
Dava, davacı şirket sahipliğinde faaliyet gösteren ... Evde Bakım Merkezi bünyesinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama ünitesi açılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olan 27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin "özel evde bakım merkezleri" ibaresine yer verilmemesi sebebiyle eksik düzenleme içerdiğinden bahisle iptali istemiyle açılmıştır.
Davacılar tarafından, özel evde bakım merkezlerinin, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yapıldığı sağlık kuruluşları arasında sayılmamasının eksik bir düzenleme olduğu, bu eksik düzenlemenin kamu hizmeti gereklerine, eşitlik ilkesine, ilgili Yönetmeliğin düzenleniş biçimi ile amacına aykırı olduğu, dava konusu düzenlemede sayılan sağlık kuruluşları ile asgari olarak bulunması zorunlu bölümlerinin aynı olduğu, evde bakım merkezlerinin, aynı uygulamaların yapıldığı ünitelere göre çok daha komplike sağlık kuruluşu olduğu, evde bakım hizmeti olarak yapılan tıbbi işlemlerin, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından çok daha komplike tıbbi işlemler olduğu ileri sürülmüştür.
Davalı Sağlık Bakanlığının, 3359 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri uyarınca çıkaracağı yönetmeliklerle, sağlık hizmeti sunucularını sınıflandırma, hizmet standartlarını ve sunulacak hizmetin içeriğini belirleme, değişen koşullara göre bunları değiştirme konusunda görevli ve yetkili olduğu tartışmasızdır. Anılan kurallarla, idareye geniş ve kapsamlı takdir yetkisi tanınmış ise de, bu yetkinin kullanımının mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ölçütü ve sebep unsuru yönlerinden yargısal denetime tâbi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
İdare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır.
Dava konusu düzenlemede, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yapılabileceği sağlık kuruluşlarının; kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı hastaneler, tıp fakültesi veya diş hekimliği fakültesi sağlık uygulama ve araştırma merkezi, 27/3/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğine göre ruhsatlandırılmış özel hastaneler ile 15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşları olarak sayıldığı görülmekte olup, Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen uygunluk belgesine istinaden faaliyet gösteren evde bakım merkezlerinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yapılabileceği sağlık kuruluşları arasında sayılmadığı anlaşılmaktadır.
15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre sağlık kuruluşu, tıp merkezi, poliklinik, laboratuvar, müessese ve muayenehaneler olarak tanımlanmış, bu sağlık kuruluşlarının faaliyet alanları ile fiziki şartları anılan Yönetmelikte düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 10/03/2005 tarih ve 25751 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelikle, evde bakım hizmeti veren sağlık kuruluşlarının açılması, çalışması ve denetlenmesi ile bunları işleten kurum ve kuruluşların, özel hukuk tüzel kişilerinin ve gerçek kişilerin uyması gereken usul ve esasları düzenlenmiş, merkezlerin, tabip sorumluluğunda ve gerekli asgari standart donanım ve personel desteği ile sadece evde bakım hizmetleri verilmek üzere müstakil olarak açılan kuruluşları olduğu belirtilmiş, merkezlerde, asgari olarak bulunması zorunlu olan bölümlerin sayma suretiyle sayılmış, merkezler bünyesinde en az iki hekim ve en az dört hemşire veya sağlık memurunun görev yapması gerektiği belirlenmiş, sağlık kuruluşlarında bulundurulması zorunlu asgari tıbbi cihaz, araç ve gereçler ile ilaçlar düzenlenmiştir.
Buna göre, evde bakım merkezlerinin evde bakım hizmeti sunumu amacıyla kuruldukları ve bu alanda faaliyet gösterdikleri anlaşılmakla birlikte, evde bakım merkezlerinin ayakta teşhis ve tedavi sunmak amacıyla kurulan ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan özel sağlık kuruluşlarına (poliklinik, muayenehane gibi) nazaran fiziki şartlar ve asgari personel noktasında daha üstün özelliklere sahip olduğu, müstakil bir binada faaliyet gösterdikleri, binalarında gerekli fiziki şartların bulunduğu, geleneksel tamamlayıcı tıp uygulamalarının merkezinin bulunduğu binada yapılmasının önünde tıbbi ve bilimsel açıdan bir sakıncanın bulunduğuna ilişkin bir verinin de bulunmadığı, merkezin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını kişilere ev ortamında sunulması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, sadece kuruluş amacına bakılmak suretiyle evde bakım merkezlerinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları yapamayacakları sonucuna varılmasının eşitlik ve hakkaniyete uygun olmayacağı, bilakis düzenlemede evde bakım merkezlerine yer verilmemesinin sebep unsurunun davalı idarece somut ve objektif olarak ortaya konulamadığı, diğer bir ifadeyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun açıklanamadığı, bu haliyle dava konusu düzenlemede evde bakım merkezine yer verilmemesi suretiyle eksik düzenleme yapıldığı, bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu tespit edilen Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemede eksik düzenleme yapılmış olması nedeniyle dava konusu düzenlemenin ve anılan düzenlemeye dayanılarak tesis edilmiş bireysel işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim