Danıştay danistay 2021/5030 E. 2025/2387 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/5030
2025/2387
6 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5030
Karar No : 2025/2387
DAVACI :... Servis Hizmetleri A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ...Kurumu Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU: 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasının "Ancak malın ve/veya herhangi bir aksamının garanti belgesi kapsamı dışında değişimi, onarımı, bedel iadesi gibi sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararın
tazminine yönelik işlemler 7 nci maddenin birinci fıkrası hükmünce sigortacılık kapsamında
değerlendirilecek faaliyetlerdir." şeklindeki son cümlesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : ... Dağıtım İçerik ve Servis Hizmetleri Anonim Şirketi ile imzaladığı cihaz servis tedariki sözleşmesine istinaden bu şirket tarafından satışı yapılan cihazlara ilişkin olarak tüketicilerle imzaladığı ihtiyari garanti sözleşmesi kapsamında cihazların 1 yılda en fazla 2 kere olmak üzere bedelsiz ve herhangi bir ilave ücret alınmaksızın bakım servisi ve cihazın onarım için yetkili servise gönderilmesi hâlinde yedek cihaz verilmesi hizmeti sunan davacı şirket tarafından, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da düzenlenen ihtiyari garanti sözleşmesine istinaden kendilerince verilen hizmetlerin dava konusu düzenleme ile sigortacılık faaliyeti kapsamına alınarak faaliyetlerinin engellendiği, davalı idarenin sigorta sözleşmesi ile (ihtiyari) garanti sözleşmesinin hukuki nitelik ve kapsamlarını birbirine karıştırdığı, iptali istenen düzenlemenin ilk cümleyle çeliştiği, ayrıca muğlak bir ifade içermesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Usûle ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, davacının davayı açmakta menfaatinin bulunmadığı; esasa ilişkin olarak, sigorta sözleşmesinin unsurlarının Türk Ticaret Kanunu'nda; kimlerin sigorta sözleşmesi akdetme yetkisini haiz olduğunun Sigortacılık Kanunu'nda düzenlendiği, sigortalanabilir riskler için ücret karşılığında teminat sunulmasının mümkün olmadığı, dava konusu düzenlemenin ruhsatsız kişilerce sigortacılık faaliyetinde bulunulmasının engellenmesi amacıyla tesis edildiği, garanti sözleşmelerinin ayıplı ürünlerle ilgili olduğu, konu ile ilgili tereddütlerin dava konusu Yönetmelik'in uygulamasını göstermek üzere çıkarılan 2021/14 sayılı Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Genelge ile giderildiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Hukuka ve mevzuata uygun olan söz konusu düzenlemenin iptali istemine yönelik davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinin 2’nci fıkrasının "Ancak malın ve/veya herhangi bir aksamının garanti belgesi kapsamı dışında değişimi, onarımı, bedel iadesi gibi sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararın tazminine yönelik işlemler 7 nci maddenin birinci fıkrası hükmünce sigortacılık kapsamında değerlendirilecek faaliyetlerdir." şeklindeki son cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 1401’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, "Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir.
Ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 2’nci maddesinde, "Aracı" ibaresinin, sigorta acentesi ve brokeri, "Broker" ibaresinin, sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişiyi, "Sigorta acentesi" ibaresinin, ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişiyi, ifade edeceği belirtilmiş, aynı Kanunun 23’üncü maddesinde de, "(1)Sigorta acenteliği gerçek veya tüzel kişilerce yapılır. Sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince tutulan Levhaya yazılı olması gerekir.(...) (13)Bu Kanuna göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişi, sigorta acenteliği faaliyetinde bulunamayacağı gibi ticaret unvanlarında veya herhangi bir belgede, sigorta acenteliği iş ve işlemleriyle uğraştığı izlenimini yaratacak kelime ve işaretler kullanamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3’üncü maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında "İthalatçı", "Sağlayıcı", "Satıcı", "Tüketici", "Üretici" tanımlamaları açıklanmış; 11’inci maddesinde, "(1)Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a)Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b)Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c)Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç)İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür." hükmüne; 56'ncı maddesinde de, "(1)Üretici ve ithalatçılar, tüketiciye yönelik üretilen veya ithal edilen mallar için içeriği yönetmelikle belirlenen bir garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Bu belgenin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcıya aittir. (2) Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlamak üzere asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir. (3)Tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hâllerinde 11 inci maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. (4)Hangi malların garanti belgesi ile satılmak zorunda olduğu ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.
" hükmüne; 57’nci maddesinde ise, "(1)İhtiyari garanti, tüketicinin yasal hakları saklı kalmak kaydıyla mal veya hizmetle ilgili; değişim, onarım, bakım, bedel iadesi ve benzeri hususlarda satıcı, sağlayıcı, üretici veya ithalatçı tarafından verilen ilave taahhüdü ifade eder. (2)İhtiyari garanti taahhüdü süresince, taahhüt edilen hakların kullanılması nedeniyle tüketiciden masraf talep edilemez. (3)Taahhütte bulunan, taahhüdünün yanı sıra ilgili reklam ve ilanlarında yer alan ifadelerle de bağlıdır. Bu taahhütte, tüketicinin yasal haklarının saklı olduğu, garantiden faydalanma koşulları, süresi, garanti verenin adı ile iletişim bilgileri yer almak zorundadır. (4)İhtiyari garanti taahhüdünün tüketiciye yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile verilmesi zorunludur. (5)İhtiyari garanti taahhüdü, bu maddede öngörülen özellikleri taşımasa bile taahhütte bulunanı bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Kanuna dayanılarak, sigortacılık faaliyeti ile bu kapsama girmeyen işlerin sınırlarının tespiti, tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmeleri, tarafların karşı karşıya gelmeden akdettikleri sigorta sözleşmeleri ile mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sunulan sigortalara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde, hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi veya abonelik sözleşmesinde olduğu gibi konusu, karşı tarafın zararının giderilmesi yerine, bedeni veya fikri insan emeği olan ve belli bir ücret karşılığında iş görmeyi amaçlayan sözleşmelerin, sigorta sözleşmesi ve bu kapsamda yapılan faaliyetlerin de sigortacılık faaliyeti olmadığı, 6502 sayılı Kanun ve ilgili ikincil düzenlemelerine göre ihtiyari garanti kapsamında verilen taahhütler bir bedel karşılığında yapılıyor olsa bile sigorta sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği, bu şekilde verilen taahhütlerin sigorta izlenimini yaratacak söz ve işaretler ile tanıtılamayacağı, pazarlanamayacağı ya da satılamayacağı, ancak malın ve/veya herhangi bir aksamının garanti belgesi kapsamı dışında değişimi, onarımı, bedel iadesi gibi sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararın tazminine yönelik işlemlerin 7'nci maddenin 1'inci fıkrası hükmünce sigortacılık kapsamında değerlendirilecek faaliyetler olduğu, açıklanmış; son cümle ile atıfta bulunulan 7'nci maddesinde ise, her ne ad altında olursa olsun 6102 sayılı Kanunun 1401'inci maddesi kapsamında teminat verilmesine yönelik faaliyetlerin sigortacılık faaliyeti olduğu, sigortacılık faaliyetinin, sigorta şirketleri, sigorta teminatı veren emeklilik şirketleri ve reasürans şirketleri ile özel kanunları gereği sigortacılık yapan kişi ve kurumlar tarafından yürütüleceği, belirtilmiştir.
Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmeliğin iptali istenilen hükmü bu kurallar çerçevesinde değerlendirildiğinde, sigortacılık faaliyeti ile bu kapsama girmeyen işlerin sınırlarının tespiti, tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmeleri, tarafların karşı karşıya gelmeden akdettikleri sigorta sözleşmeleri ile mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sunulan sigortalara ilişkin usul ve esasların belirlendiği, ihtiyari garanti sözleşmeleri ile uygulamada ortaya çıkan belirsizliklerin ve tüketicilerin mağduriyetlerinin giderildiği, sigorta kapsamında değerlendirilemeyecek ve değerlendirilecek faaliyetlerin neler olduğunu belirten, bu konuda lüzumsuz yere çıkacak olan karışıklıkların önüne geçilmesini öngören 5684 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin ne şekilde uygulanacağını göstermeye yönelik olup, yukarıda yer verilen kanuna aykırı bir hüküm içermediği anlaşılmaktadır.
Sonuçta, 6102 sayılı Kanunun 1401'inci maddesi kapsamında teminat verilmesine ilişkin faaliyetlerin sigortacılık faaliyeti olduğu açık olup, garanti kapsamında verilen taahhütler halen sigorta sözleşmesi olarak kabul edilmese de malın ve/veya herhangi bir aksamının garanti belgesi kapsamı dışında değişimi, onarımı, bedel iadesi gibi sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararın tazminine yönelik işlemlerin sigortacılık kapsamında değerlendirilecek faaliyetler olarak kabul edilerek, söz konusu sigortacılık faaliyetleri ile ilgili işlemlerin usul ve esaslarının belirlenmesi amacıyla davalı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca çıkarılan ve iptali istenilen Yönetmelik maddesinde, kamu hizmeti gereklerine, Anayasaya ve 5684 sayılı Kanunda yer alan kurala aykırı bir yön bulunmadığı gibi, söz konusu düzenlemede hukuka aykırılık yoktur.
Ayrıca; Telekomünikasyon alanında tüketicilere satış sonrası ve dışı hizmet verilmesi faaliyetiyle uğraşan davacı Şirket tarafından, dava konusu edilen düzenleme ile ihtiyari garanti sözleşmesi kapsamında yapılan sözleşmelerin de hatalı bir yorumla sigortacılık faaliyeti kapsamına alındığı, ihtiyari garantilerin sigorta taahhüdü olarak değerlendirilemeyeceği, iletişim sektöründeki firmaların bu durumdan olumsuz etkileneceği ve küçülmeye gideceği, ortada, Anayasanın 48'inci maddesinde yer verilen çalışma ve sözleşme hürriyeti ihlalinin söz konusu olduğu ileri sürülmekte ise de; 6'ncı maddenin her iki fıkrasının birlikte yorumlanmasından, iptali istenilen düzenlemede yer verilen "garanti belgesi kapsamı dışında kalan" ifadesi ile kastedilenin, garanti sözleşmesi ve ihtiyari garanti sözleşmesi kapsamında yer alan unsurlar olup, diğer sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararların tazminine yönelik işlemlerin, sigortacılık faaliyeti olarak kabul edileceğinin düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, söz konusu iddialarda da yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 06/05/2025 tarihinde, davacı şirketi temsilen Av. ...'ın geldiği, davalı idareyi temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır tarafa usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır olan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
... Dağıtım İçerik ve Servis Hizmetleri Anonim Şirketi ile imzaladığı cihaz servis tedariki sözleşmesine istinaden bu şirket tarafından satışı yapılan cihazlara ilişkin olarak tüketicilerle imzaladığı ihtiyari garanti sözleşmesi kapsamında cihazların 1 yılda en fazla 2 kere olmak üzere bedelsiz ve herhangi bir ilave ücret alınmaksızın bakım servisi ve cihazın onarım için yetkili servise gönderilmesi hâlinde yedek cihaz verilmesi hizmeti sunan davacı şirket tarafından, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasının "Ancak malın ve/veya herhangi bir aksamının garanti belgesi kapsamı dışında değişimi, onarımı, bedel iadesi gibi sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararın tazminine yönelik işlemler 7 nci maddenin birinci fıkrası hükmünce sigortacılık kapsamında
değerlendirilecek faaliyetlerdir." şeklindeki son cümlesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USÛL YÖNÜNDEN:
Davalı İdarenin Ehliyet İtirazının İncelenmesi:
Davalı idare tarafından ehliyet itirazında bulunulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu düzenlemenin, ... Dağıtım İçerik ve Servis Hizmetleri Anonim Şirketi ile imzaladığı cihaz servis tedariki sözleşmesine istinaden bu şirket tarafından satışı yapılan cihazlara ilişkin olarak tüketicilerle imzaladığı ihtiyari garanti sözleşmesi kapsamında cihazların 1 yılda en fazla 2 kere olmak üzere bedelsiz ve herhangi bir ilave ücret alınmaksızın bakım servisi ve cihazın onarım için yetkili servise gönderilmesi hâlinde yedek cihaz verilmesi hizmeti sunan davacı şirketin faaliyetinin hukuki niteliğini belirlediği, bu hâliyle menfaatini doğrudan etkilediği dikkate alındığında, davalı idarenin itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı İdarenin Süre İtirazının İncelenmesi:
Davalı idare tarafından süre itirazında bulunulmuştur.
Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, bakılan dava da altmış günlük yasal dava açma süresi içinde 11/08/2021 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Sigorta sözleşmesi" üst başlıklı 1401. maddesinin 1. fıkrasında, "Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 1. maddesinde, "(1) Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.
(2) Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, aracılar, aktüerler ile sigorta eksperleri bu Kanun hükümlerine tâbidir." hükümlerine; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Kanunda geçen;...b) Aracı: Sigorta acentesi ve brokeri,... d) Broker: Sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişiyi,... m) Sigorta acentesi: Ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişiyi, ifade eder." hükümlerine; "Sigorta sözleşmeleri" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında, "Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir." hükmüne; "Sigorta acenteleri" başlıklı 23. maddesinde, "(1) Sigorta acenteliği gerçek veya tüzel kişilerce yapılır. Sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince tutulan Levhaya yazılı olması gerekir.(...) (13) Bu Kanuna göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişi, sigorta acenteliği faaliyetinde bulunamayacağı gibi ticaret unvanlarında veya herhangi bir belgede, sigorta acenteliği iş ve işlemleriyle uğraştığı izlenimini yaratacak kelime ve işaretler kullanamaz." hükmüne yer verilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere mal veya hizmetleri ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını ticari veya mesleki amaçlarla ithal ederek satım, kira, finansal kiralama veya benzeri bir yolla piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiyi," ; (ı) bendinde, "Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,"; (i) bendinde, "Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,"; (k) bendinde, "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,"; (n) bendinde, "Üretici: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel kişiyi," ifade ettiği belirtilmiş, "Tüketicinin seçimlik hakları" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür."; "Mesafeli sözleşmeler" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasında, "Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir." hükmüne; "Garanti belgesi" başlıklı 56. maddesinin 1. fıkrasında, "Üretici ve ithalatçılar, tüketiciye yönelik üretilen veya ithal edilen mallar için içeriği yönetmelikle belirlenen bir garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Bu belgenin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcıya aittir." hükmüne; "İhtiyari garanti" başlıklı 57. maddesinde, "(1) İhtiyari garanti, tüketicinin yasal hakları saklı kalmak kaydıyla mal veya hizmetle ilgili; değişim, onarım, bakım, bedel iadesi ve benzeri hususlarda satıcı, sağlayıcı, üretici veya ithalatçı tarafından verilen ilave taahhüdü ifade eder. (2) İhtiyari garanti taahhüdü süresince, taahhüt edilen hakların kullanılması nedeniyle tüketiciden masraf talep edilemez. (3) Taahhütte bulunan, taahhüdünün yanı sıra ilgili reklam ve ilanlarında yer alan ifadelerle de bağlıdır. Bu taahhütte, tüketicinin yasal haklarının saklı olduğu, garantiden faydalanma koşulları, süresi, garanti verenin adı ile iletişim bilgileri yer almak zorundadır. (4) İhtiyari garanti taahhüdünün tüketiciye yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile verilmesi zorunludur. (5) İhtiyari garanti taahhüdü, bu maddede öngörülen özellikleri taşımasa bile taahhütte bulunanı bağlar." kuralı bulunmaktadır.
16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in "Sigortacılık kapsamında değerlendirilemeyecek sözleşme ve faaliyetler" başlıklı 6. maddesi, "(1) Hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi veya abonelik sözleşmesinde olduğu gibi konusu, karşı tarafın zararının giderilmesi yerine, bedeni veya fikri insan emeği olan ve belli bir ücret karşılığında iş görmeyi amaçlayan sözleşmeler, sigorta sözleşmesi ve bu kapsamda yapılan faaliyetler de sigortacılık faaliyeti değildir. (2) 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili ikincil düzenlemelerine göre ihtiyari garanti kapsamında verilen taahhütler bir bedel karşılığında yapılıyor olsa bile sigorta sözleşmesi olarak kabul edilmez. Bu şekilde verilen taahhütler sigorta izlenimini yaratacak söz ve işaretler ile tanıtılamaz, pazarlanamaz ya da satılamaz. Ancak malın ve/veya herhangi bir aksamının garanti belgesi kapsamı dışında değişimi, onarımı, bedel iadesi gibi sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararın tazminine yönelik işlemler 7 nci maddenin birinci fıkrası hükmünce sigortacılık kapsamında değerlendirilecek faaliyetlerdir." kuralını; ikinci fıkrasının son cümlesinde atıfta bulunulan "Sigortacılık kapsamında değerlendirilecek faaliyetler" başlıklı 7. maddesi ise, "(1) Her ne ad altında olursa olsun 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1401 inci maddesi kapsamında teminat verilmesine yönelik faaliyetler sigortacılık faaliyetidir. (2) Sigortacılık faaliyeti, sigorta şirketleri, sigorta teminatı veren emeklilik şirketleri ve reasürans şirketleri ile özel kanunları gereği sigortacılık yapan kişi ve kurumlar tarafından yürütülür. (3) Birinci fıkradaki faaliyetlerin ikinci fıkra dışındaki kişiler tarafından yürütülmesi, Kanunun 5 inci maddesi gereği ruhsatsız sigortacılık faaliyeti olup, Kanunun 35 inci maddesi uyarınca cezai müeyyideye tabidir." kuralını içermektedir.
Dava Konusu Düzenlemenin İncelenmesi:
Bilindiği üzere, sigorta sözleşmesinin unsurları da dahil olmak üzere sigorta hukukuna ilişkin temel kavram ve esaslar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401. ve devamı maddelerinde, sigortacılık faaliyeti yürütebilecek kişi ve kuruluşlar ile sigorta sözleşmesinin muhtevasına ilişkin esaslar ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile buna dayalı ikincil düzenlemelerde kural altına alınmıştır.
5684 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan hükümleri uyarınca, davalı Kurumun, sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin ve mevzuata uygun şekilde çalışmasını temin etmek üzere, sigorta sözleşmesi muhtevasına esas Genel Şartları belirlemek, 5684 sayılı Kanun kapsamındaki kişi ve kuruluşların çalışma usûl ve esaslarını düzenlemek ve sektörü bir bütün olarak izleyip denetlemek, dolayısıyla sigortacılık faaliyetinin ve bu kapsama girmeyen işlerin sınırlarını, hangi sözleşmelerin sigortacılık sözleşmesi olarak kabul edileceğini; ilgili normlar çerçevesinde tespit etmek konusunda görevli ve yetkili olduğu şüphesizdir.
5684 sayılı Kanun'un verdiği bu yetkiye dayanılarak, sigortacılık faaliyeti ile bu kapsama girmeyen işlerin sınırlarının tespiti, tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmeleri, tarafların karşı karşıya gelmeden akdettikleri sigorta sözleşmeleri ile mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sunulan sigortalara ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasında, hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi veya abonelik sözleşmesinde olduğu gibi konusu, karşı tarafın zararının giderilmesi yerine, bedeni veya fikri insan emeği olan ve belli bir ücret karşılığında iş görmeyi amaçlayan sözleşmelerin, sigorta sözleşmesi ve bu kapsamda yapılan faaliyetlerin de sigortacılık faaliyeti olmadığı; 2. fıkrasında, 6502 sayılı Kanun ve ilgili ikincil düzenlemelerine göre ihtiyari garanti kapsamında verilen taahhütler bir bedel karşılığında yapılıyor olsa bile sigorta sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği, bu şekilde verilen taahhütlerin sigorta izlenimini yaratacak söz ve işaretler ile tanıtılamayacağı, pazarlanamayacağı ya da satılamayacağı, ancak malın ve/veya herhangi bir aksamının garanti belgesi kapsamı dışında değişimi, onarımı, bedel iadesi gibi sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararın tazminine yönelik işlemlerin 7. maddenin 1. fıkrası hükmünce sigortacılık kapsamında değerlendirilecek faaliyetler olduğu ifade edilmiş; atıfta bulunulan 7. maddesinin 1. fıkrasında, her ne ad altında olursa olsun 6102 sayılı Kanun'un 1401. maddesi kapsamında teminat verilmesine yönelik faaliyetlerin sigortacılık faaliyeti olduğu; 2. fıkrasında da, sigortacılık faaliyetinin, sigorta şirketleri, sigorta teminatı veren emeklilik şirketleri ve reasürans şirketleri ile özel kanunları gereği sigortacılık yapan kişi ve kurumlar tarafından yürütüleceği belirtilmiştir.
Buna göre, Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in iptali istenilen düzenlemesinde, sigortacılık faaliyeti ile bu kapsama girmeyen işlerin sınırları belirlenerek, ihtiyari garanti sözleşmeleri ile sigorta sözleşmelerinin çakıştığı alanda uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin ve tüketicilerin mağduriyetlerinin giderildiği, sigortacılık kapsamının içinde ve dışında kalan faaliyetlerin neler olduğunun açıklığa kavuşturulduğu, bu konuda çıkacak olan karışıklıkların önüne geçilerek hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik sağlandığı anlaşıldığından, anılan düzenlemenin, 5684 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin ne şekilde uygulanacağını açıklamaya yönelik olduğu ve yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile ihtiyari garanti sözleşmesi kapsamında yapılan sözleşmelerin de sigortacılık faaliyeti kapsamına alındığı, Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi ile 3. cümlesinin birbiriyle çeliştiği iddia edilmekte ise de; her iki cümle ile getirilen düzenlemelerin birlikte yorumlanmasından, iptali istenen düzenlemede yer alan "garanti belgesi kapsamı" ifadesi ile kastedilenin, garanti sözleşmesi ve ihtiyari garanti sözleşmesi kapsamında yer alan taahhütler olduğu, bunların dışında kalan ve sigortacılık kapsamındaki risklerden doğan zararların tazminine yönelik işlemlerin, sigortacılık faaliyeti olarak kabul edileceğinin düzenlendiği anlaşıldığından, davacı şirketin aksi yöndeki iddialarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Davalı idarenin davayı vekil aracılığıyla takip ettiği, ancak duruşmada vekil ile temsil edilmediği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.