Danıştay danistay 2021/5010 E. 2025/1991 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/5010
2025/1991
14 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5010
Karar No : 2025/1991
DAVACI : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı /...
VEKİLİ : Av. B...
DAVANIN_KONUSU: 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile;
1- 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki üçüncü cümlenin,2- 14. maddesine eklenen 7. fıkranın,
iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Yönetmelik'in 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen “Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." cümlesinin yasal dayanağının bulunmadığı, Sigorta Tahkim Komisyonunda hakemlik yapan avukatların komisyon nezdinde avukatlık yapmalarının haksız şekilde engellendiği, davalı idarenin aynı amaçla yaptığı benzer düzenlemede Danıştay tarafından iptal kararı verildiği; Yönetmelik'in 14. maddesinin 7. fıkrasındaki düzenlemeyle bir kısım kişilere sınavsız olarak itiraz hakemi olma imkanının tanınmasının Anayasa'da yer verilen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI: “Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki dava konusu düzenlemenin, Sigorta Tahkim Komisyonunda görev alan hakemlerle avukatlar arasında oluşabilecek menfaat çatışmasını engelleme amacıyla getirildiği, dava konusu düzenlemenin avukatlık mesleğinin icrasına sınırlama getirmediği, bu nedenle dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu, dava konusu Yönetmelik'te 2013 yılında yapılan değişiklikte "hukuk alanında doçent ve üzeri akademik unvana sahip olanlar ile adli yargı hakim emeklilerinin" Sigorta Tahkim Komisyonu hakemliği sınavından muaf olduklarının düzenlendiği, anılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca yalnızca "hukuk alanında" ve "adli yargı hakim emeklileri" ibarelerinin belirsiz olduğu gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, anılan kararda başka bir gerekçeye yer verilmediği, dava konusu düzenlemenin daha detaylı şekilde hazırlandığı, hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 14. maddesine eklenen 7. fıkra bakımından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki cümlenin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasına, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesi ile eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." cümlesinin ve aynı maddeye eklenen 7. fıkranın iptali istemiyle açılmıştır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 1/1. maddesinde, Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tabi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiş, "Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinde, (1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı, sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenlerin, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorunda oldukları, sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabileceği, ilgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluşun sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahiplerinin bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilecekleri, (...) kuralı, 8. fıkrasında, Sigorta hakemlerinin; a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması gerektiği, Müsteşarlığın bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkili olduğu, 10. fıkrasında, Sigorta hakemi olmak isteyenlerin gerekli nitelikleri taşıdıklarını belgelemek suretiyle Komisyona başvurması gerektiği, başvurusu uygun görülenlerin kabul için Müsteşarlığa bildirileceği, Müsteşarlığın kabul etmesi halinde ilgilinin isminin, Komisyon tarafından tutulacak ve bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilecek olan sigorta hakemliği listesine kaydolunacağı ve bu listede değişiklik olması halinde de değişikliklerin altı aylık dönemler itibarıyla Adalet Bakanlığına ve Müsteşarlığa bildirileceği, 11. fıkrasında, Sigorta hakeminin isminin; a) Sigorta hakemliği yapmak için gereken nitelikleri kaybetmişse veya tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiği tespit edilmişse sürekli olarak, b) Kendisine ulaşan dosyaları bir yıl içinde en fazla üç kez zamanında sonuçlandırmamışsa bir yıl süreyle, listeden silineceği, 13.fıkrasında, Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerektiği, sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren onbeş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesinin de Komisyona başvuru için yeterli olduğu, 19. fıkrasında, Sigorta hakemleri ve raportörlerin tarafsız olmak zorunda oldukları, sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerlerin sigorta hakemliği yapamayacakları, bu sınırlandırmaların söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerli olduğu, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinin sigorta hakemleri hakkında da uygulanacağı, 20. fıkrasında, Komisyonda görev alanlar, hakemler ve raportörlerin, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamayacağı, ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulmasının zorunlu olduğu, 21. fıkrasında, Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususların yönetmelikle belirleneceği, 23. fıkrasında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, avukatlıkla birleşebilen işlerin düzenlendiği 12. maddesinde, hakemlik işine yer verilmiş, aynı Kanun'un 35. maddesinde, kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatların yapabileceği işler arasında sayılmıştır.
6100 sayılı Kanunun 447. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 1086 sayılı Kanuna yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı hükmüne göre 6100 sayılı Kanunun 34. maddesinde (mülga HUMK 28. madde); hâkimin, a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada, b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında, c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında, ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında, d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında, e) Nişanlısının davasında, f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada, talep olmasa bile çekinmek zorunda olduğu hükmü getirilmiştir.
5684 sayılı Yasada sigorta hakemi olabilmek için belirlenen kriterler arasında sigorta hukukunda veya sigortacılıkta sahip olunması gereken deneyim süresine beş ve on yıl olarak yer verilmiş, sigorta hukukunda veya sigortacılıkta sahip olunması gereken deneyimin ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütlerin belirlenmesi yetkisi ile sigorta hakemlerinin çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi (mülga) Hazine Müsteşarlığına tanınmıştır.
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesine dayanılarak 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmi Gazete'de Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmelikte, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nda öngörülen tahkim sistemine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Dava konusu 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesiyle 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesinde değişiklik yapılmış, 1. fıkrası (24/07/2013-28717RG); hakemlik başvurusu kabul edilenlerden (Değişiklik10/08/2021-31564RG)Kurum tarafından (Müsteşarlıkça) uygun görülenlerin kaydedilmesi amacıyla, sigorta hakemleri için ayrı, itiraz hakem heyetinde yer alacak sigorta hakemleri için ayrı olmak üzere Listeler tutulacağı, bir hakemin, birden fazla Listede yer alamayacağı, (Ek cümle 10/08/2021-31564RG) Hakemlerin Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemeyeceği, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hakimin yasaklılığına ve reddine ilişkin hükümlerinin hakemler hakkında da uygulanacağı, şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Normlar hiyerarşisine göre kanunların uygulanırlığını sağlamaya, kanunda verilmiş olan bir hakkın kullanılmasının açıklanmasına yönelik olarak yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat adıyla yapılan düzenlemelerde, kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı, uygulamayı zorlaştırıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle davalı idareye verilen yetki, sigorta hakemlerinde aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemekle sınırlanmış ve sigorta hakemlerine yönelik yönetmelikle düzenlenecek hususlar sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, liste tutulmasına ilişkin esaslar gibi hususlar olarak belirlenmiştir. Ayrıca 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrasında, sigorta hakemliği yapamayacak kişiler sayılmış ve 1136 sayılı Kanunu'nun 12. maddesinde, hakemliğin avukatlıkla birleşebilen işlerden olduğu hususu düzenlenmiştir.
Bu durumda, yasada, sigorta hakeminin sahip olması gereken nitelikler belirlendikten ve sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması şartı konulduktan sonra deneyimin ölçütlerinin belirlenmesinin idareye bırakıldığı dikkate alındığında, bir hakemin avukat olarak işini yapmasına ya da bir avukatın hakem olarak görev yapmasına, yine baroya kayıtlı bir avukatın hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etme ve savunma hakkını kullanmasına engel bir durum bulunmamakla birlikte, çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi yetkisi idareye bırakılan hakemler için yönetmelikle yapılan düzenlemede; bir komisyonda hakem olan bir avukatın, bu kez avukatlık işini yürütürken aynı zamanda Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıklarda da vekil olup olamayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen Yasalarda, bir avukat için hakem olmak ya da bir hakem için avukatlık yapmak hususunda bir engel hüküm bulunmamakla birlikte, hakem olarak görev yaptığı sırada Komisyonda da vekil olarak uyuşmazlığın tarafını savunması veya tarafların haklarını dava etmesini mümkün kılan bir hüküm yer almamıştır. Dolayısıyla Yönetmelikle yapılan düzenlemede, hakem olan avukatın, vekil olarak tarafların hakkını savunmasına ya da Komisyonda vekillik yapan bir avukatın hakem olmasına engel bir kural bulunmamasına karşın hakem olduktan sonra Komisyonda vekillik yapmamasını öngören kuralda, bir hakemin hem çözüm merciinde görev alıp, hem de uyuşmazlığa taraf olanın haklarını savunan vekil olarak Komisyonda faaliyet yürütmesinin Tahkim Komisyonunun varlık sebebi ve hakemin tarafsızlık zorunluluğu ile bağdaşmayacağı sonucuna varıldığından, dayanağı mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesine eklenen 7. fıkrada ise; Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen şartları taşımak kaydıyla, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimlerin, Hakimler ve Savcılar Kurulunun iş bölümü kararına göre bölge adliye mahkemelerinin sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimlerin, 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile atanan Kurul başkan ve üyeleri ile 6400 veya üzeri ek göstergeli görevlere atanarak en az iki yıl süreyle bu görevlerle ilgili ek göstergelere tabi şekilde görev yapmış olanların başvuruda bulunmaları halinde itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedileceği, kuralı getirilmiş, ancak bu kural 22/4/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile yeniden düzenlenmiştir.
Bu halde, yeniden düzenlenen söz konusu kuralın bu aşamada esasının incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen üçüncü cümlenin ve 14. maddeye eklenen 7. fıkranın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun;
"Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında,
"Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tabi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 30. maddesinde, sigortacılıkta tahkim müessesesi düzenlenerek, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya hesaptan faydalanacak kişiler ile hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 30. maddesinin 8. fıkrasında, sigorta hakemlerinin;
a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması,
b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması,
c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması, gerektiği, (mülga) Hazine Müsteşarlığının bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkili olduğu;
Maddenin 19. fıkrasında, sigorta hakemleri ve raportörlerin tarafsız olmak zorunda oldukları, sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerlerin sigorta hakemliği yapamayacakları, bu sınırlandırmaların söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerli olduğu, 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 28. maddesinin (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinin) sigorta hakemleri hakkında da uygulanacağı; 21. fıkrasında, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esaslarının yönetmelikle düzeneleneceği; 23. fıkrasında, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hâllerde 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 12. maddesinde, hakemlik, arabuluculuk, tasfiye memurluğu, yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev veya hizmet, avukatlıkla birleşebilen işler arasında sayılmış; 35. maddesinde, kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatların yapabileceği işler arasında sayılmıştır.
Öte yandan, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrasında atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış olup, 6100 sayılı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıflar bu Kanun'a yapılmış sayılmaktadır. Buna göre, 6100 sayılı Kanunun 34. maddesinde (mülga HUMK 28. madde); hâkimin,
a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada,
b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında,
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında,
ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında,
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında,
e) Nişanlısının davasında,
f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada, talep olmasa bile çekinmek zorunda olduğu hükmü getirilmiştir.
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesine dayanılarak 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmelik'le, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla tahkim sistemine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in 14. Maddesine Eklenen 7. Fıkranın İncelenmesi:
17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 14. maddesine, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesiyle eklenen 7. fıkra,
"(7) Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen şartları taşımak kaydıyla, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimler, Hakimler ve Savcılar Kurulunun iş bölümü kararına göre bölge adliye mahkemelerinin sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerdeki başkan ve üye hakimler, 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile atanan Kurul başkan ve üyeleri ile anılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan 6400 veya üzeri ek göstergeli görevlere atanarak en az iki yıl süreyle bu görevlerle ilgili ek göstergelere tabi şekilde görev yapmış olanlar başvuruda bulunmaları halinde itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedilir." şeklinde iken, yine 07/06/2023 tarih ve 32214 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile anılan fıkra aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"(7) Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen nitelikler ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde düzenlenen deneyim şartlarını taşımak kaydıyla; en az 6 ay süreyle görev yapmış olan Kurul başkan ve üyeleri ile Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararına göre taraflardan biri sigorta şirketi olan ve sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmekle görevli daireleri ile iş kazaları ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat ve rücu davalarında sigorta şirketinin de taraf olduğu uyuşmazlıkları çözmekle görevli dairelerinde de en az 6 ay süreyle görev yapmış olan başkan ve üye hakimler Komisyona müracaatlarına istinaden itiraz hakemi olarak listeye doğrudan kaydedilir."
Bu durumda, dava konusu değişiklik içeren Yönetmelik ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 14. maddesine eklenen 7. fıkranın tamamıyla değiştirildiği dikkate alındığında, esasının incelenme olanağı kalmayan davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Dava Konusu Yönetmelik'in 14. Maddesinin 1. Fıkrasına Eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." Şeklindeki Cümlenin İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Ancak, bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesi ile değişik "Liste" başlıklı 14. maddesinin 1 fıkrası, "Hakemlik başvurusu kabul edilenlerden Kurum tarafından uygun görülenlerin kaydedilmesi amacıyla, sigorta hakemleri için ayrı, itiraz hakem heyetinde yer alacak sigorta hakemleri için ayrı olmak üzere Listeler tutulur. Bir hakem, birden fazla Listede yer alamaz. Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hakimin yasaklılığına ve reddine ilişkin hükümleri hakemler hakkında da uygulanır." şeklinde olup, davacı tarafından anılan fıkranın 3. cümlesinin iptali istenilmektedir.
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle, sigorta hakemlerinin; malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olması ve sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması gerektiği ifade edilmiş; sigorta hakemi olabilmek için sigorta hukukunda veya sigortacılıkta sahip olunması gereken deneyimin ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütlerin belirlenmesi yetkisi ise, (mülga) Hazine Müsteşarlığına verilmiştir.
Ayrıca, aynı maddenin 19. fıkrasında, sigorta hakemliği yapamayacak kişiler sayma yoluyla belirlenmiş ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin sigorta hakemleri hakkında da uygulanacağı kurala bağlanmış; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 12. maddesinde de hakemlik avukatlıkla birleşebilen işler arasında sayılmıştır.
Dava konusu Yönetmelik'te yapılan değişiklikle, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görev alan hakemlerin Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemeyeceği düzenlenmekle birlikte, anılan düzenlemenin, Komisyonda görülen uyuşmazlıklarda vekillik yapan kişilerin Komisyon nezdinde hakem olarak görev yapamayacakları sonucunu da doğurduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, dava konusu kuralın, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrası ile 6100 sayılı Kanun'un 34. maddesinde yer alan sigorta hakemliğine engel hâller haricinde, kanuni dayanağı olmaksızın yeni bir kısıtlama getirdiği, her ne kadar anılan fıkrada sayılan sigorta ile irtibatlı kuruluşlarda mesleki faaliyette bulunanların da sigorta hakemliği yapamayacaklar arasında sayıldığı görülmekte ise de, Komisyon nezdinde görüşülecek uyuşmazlıklarda vekille temsil edilecek tarafın yalnızca bu kuruluşlardan ibaret olmadığı kuşkusuz bulunduğundan, kuralın anılan Kanun hükümlerini ihlal ettiği, bu kısıtlamanın aynı zamanda hakemliği avukatlıkla birleşebilen iş kapsamında kabul eden 1136 sayılı Kanun'un 12. maddesine de aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.
Diğer taraftan, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle, davalı idareye verilen yetki, sigorta hakemlerinde aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemekle sınırlı olup, sigorta hakemi olamayacak kişileri mer'i mevzuatı aşarak belirlemesi, başka bir ifadeyle kanun hükümlerinin tekrarı yerine bunları daraltıcı düzenleme içermesi nedeniyle dava konusu kuralın, davalı idarenin yasayla çerçevesi belirlenen yetkisinin sınırlarını da aştığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile sigorta davalarını kanuni temsilcilik ve 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrasında sayılan kuruluşların vekilliği dışında vekil sıfatıyla takip edebilme konusunda yetkisi bulunan avukatların sigorta hakemliği yapma hakkının, Kanun hükmünü aşar bir şekilde sınırlandırıldığı, buna bağlı olarak sigorta hakemliği yapan kişilerin de avukatlık mesleğini icra yetkisinin Kanun'a aykırı şekilde engellendiği görüldüğünden, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 14. maddesine eklenen 7. fıkra bakımından konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2\. 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Hakemler Komisyon nezdinde görülen uyuşmazlıkları taraf vekili sıfatıyla takip edemez." şeklindeki üçüncü cümlenin İPTALİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/04/2025 tarihinde esas bakımından oy birliğiyle, yargılama giderleri bakımından oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş; 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, bu kapsamda maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş; “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 14. maddeye eklenen 7. fıkra bakımından Dairemizce işin esasına girilerek haklılık-haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın anılan kısım yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında ise, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir ve hükmedileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda, kısmen konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hakkında hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin kararın karar verilmesine yer olmadığı kısmı bakımından da davalı idareye yükletilmesi yolundaki Daire kararının yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine ilişkin kısmına kısmen katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.